Tanzimat Öncesi, Tanzimat ve Meşrutiyet Dönemi Yönetim Anlayışları (özet)

Konusu 'Etüt Merkezi' forumundadır ve Nysa tarafından 4 Ocak 2019 başlatılmıştır.

  1. Nysa Well-Known Member


    Tanzimat Öncesi, Tanzimat ve Meşrutiyet Dönemi Yönetim Anlayışları

    Klasik Dönem Osmanlı Devleti yönetim anlayışında padişahın mutlak otoritesi bulunuyor ve son sözü padişahındı. 1808 tarihinde Osmanlı Devleti, İstanbul ve taşrada kaybolan otoritesini yeniden tesis etmek amacıyla II. Mahmut Zamanında ayanlar ile bir anlaşma yapmış, Sened-i İttifak adı verilen bu belge ile Türk tarihinde bir padişah, ilk kez kendi gücü dışında bir başka gücü tanımıştır.

    19. yüzyılın ilk yarısına geldiği zaman, Osmanlı Devleti içte ve dışta yaşadığı sorunları bertaraf etmekte zorlanmıştır. Padişah Abdülmecit, bu yüzden Batı’nın kültürünü iyi bilen Mustafa Reşit Paşa’yı, Tanzimat Fermanı’nı hazırlamak için görev vermişti. Hazırladığı Tanzimat Fermanı (Gülhane Hatt-ı Hümayun), 3 Kasım 1839'da devlet görevlileri ve yabancı elçilerin de bulunduğu Gülhane Parkı’nda okunarak ilan edildi.

    Tanzimat Fermanı’nın ilan edilmesiyle, kanun gücünün üstünlüğü ilk defa padişah tarafından kabul edilmiş ve padişah kendi haklarını sınır koymuştu. Bu fermanla Müslüman ve gayrimüslimlerin can, mal ve namus güvenliği devletin koruması altına alınmış, kanun önünde de herkes eşit kabul edilmiştir.

    Mahkemeler herkese açılmış ve hiçbir kimsenin yargılanmadan ceza almaması esasları getirilmiştir, Bütünhalkın mal mülk sahibi olma ve miras bırakma hakkına da sahip olduğu kabul edilmiştir. Bu ferman, Osmanlı Devleti’nde modern anlamda anayasacılığın başlangıcı olarak kabul edilmiş, bu gelişmeleri Islahat Fermanı (1856) ve meşruti yönetime geçiş izlemiştir.

    Osmanlı Devleti, Tanzimat ve Islahat Fermanı’ndan beklediği sonuçları alamamıştır. Bu durum karşısında bazı Osmanlı aydınları, bu sıkıntılı durumdan ancak meşruti bir yönetimle çıkılacağına inanmış, bu aydınlar II. Abdülhamit’i ikna ederek 1876 tarihinde Türklerin ilk anayasası olan Kanun-i Esasi’nin ilan edilmesini sağlamıştır. Kanun-i Esasi’nin ilan edilmesiyle birlikte, Osmanlı Devleti’nde meşruti yönetime geçilmiştir. Meşrutiyetin ilanı sonucunda Osmanlı halkı, mebusları (milletvekilleri) seçmek için oy kullanma hakkına sahip olmuş ve padişahın yanında ilk kez yönetime katılmıştır.

    Halkın yönetime katılmasıyla beraberinde, Tanzimat öncesi ve Tanzimat Dönemi 1839 -1876 yıllar arası yönetim anlayışından farklı olarak padişahın yanında meclis de yerini almıştır. Bunun yanı sıra kişisel haklar anayasa ile güvence altına alınmış, azınlıklara temsil hakkı tanınmış ve demokratikleşme için önemli bir adım atıldı.

    II. Mahmut ile birlikte oluşturulmaya çalışılan merkezî yönetim anlayışı, Tanzimat Dönemi’nde güçlü olarak gelişmiş, bu dönemde saltanat hukukunda bir değişiklik yapılmamış, padişahlık ve halifelik makamları aynı şekilde kalmıştır.
     


Sayfayı Paylaş