mutlaka okuyun

Konusu 'Konu Dışı' forumundadır ve abdulkadir tarafından 31 Ocak 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    BARZANİ'Yİ KULLANILIYORLAR:
    Siyonist Yahudi, Hıristiyan Batı ve Amerika, Ortadoğu'da kullanabileceği, amaçlarına hizmet edecek bir devlet arayışı içindeydi. Bu devlet, hem söz dinleyecek, hem de gelecekte sıkıntı çıkarmayacak türden olacaktı. Bu özelliklere uyan Barzani ve kavminden başkası değildi. Barzani ve kavmi, Siyonist Yahudi, Hıristiyan Batı ve Amerika'ya en ideal uşaklığı yapacaklardı çünkü Amerika onlara tarihte hiçbir zaman elde edemedikleri bir rüyayı sunuyordu. Amerika Barzani'yi devlet hayaliyle şimdilik kandırıyor nasıl olsa işini gördüğü zaman çöpe atmak onlar için zor olmayacak. Siyonist Yahudi, Hıristiyan Batı ve Amerikalı uzmanlar yaptıkları çalışmalarda, Barzani ve kavminin korkulacak bir geçmişlerinin olmadığını gördüler. Tarih bilimcilerine göre, bu kavmin geleceği geçmişine benzeyecek. Geçmişi olmadığı için geleceği de olmayacak. Tam da Amerika ve İsrail'in istediği gibi, “kullan ve at…” Siyonist Yahudi bozuntusu Barzani, kardeş Müslüman Kürt halkını uçuruma sürüklüyor. Kürt kardeşlerimiz bu oyunu gelmemeleri gerekir.
    *** Ülkemiz ve milletimiz üzerinde oynanan oyunları, akıl sahibi insanlar bile zaman zaman anlamakta zorlanıyor. Bu milletin üzerine çok ama çok "büyük oyun" oynanmaktadır. Yaklaşık iki yüz yıldır, etkin şekilde oynanan bu oyuna, kim karşı çıkmışsa, ya tepetaklak edilmiş, ya dünyası değişmiş ya da diskalifiye edilmiştir. Bu oyun, sanıldığından çok daha büyük bir oyundur. Bütün açıklığıyla yazılmaya kalkılsa, ciltler dolusu kitaplara sığmaz. Biz burada bu oyunu ana hatları ile sizlerin önüne koymaya çalışacağız. Okudukça oynanan oyunu ana hatları ile öğrenmiş olacaktır.
    ÖNCE OSMANLIYI YIKTILAR
    Osmanlının yıkılmasının iki sebebi vardı:
    İlki, Dünya üzerinde meydana gelen gelişmelere ayak uyduramamaktır. Bu birkaç başlık altında açıklanabilir. Üzün sure lider ülke olmanın meydana getirdiği yıpranmışlık. "Her kemalin bir zevali vardır" sözü bunu güzel bir şekilde anlatır. Çok geniş topraklara sahip olmak, bu topraklar üzerinde, çok değişik din ve ırklara mensup insanların yaşaması, bunları sevk ve idare edecek idarecilerin gerekli vasıflarda olmaması. Hiç şüphesiz Osmanlı padişahları içinde, cihan devletini yönetecek kapasitede olmayanları da vardı. Osmanlı bir taraftan, dünyada meydana gelen gelişmelere ayak uydurmada zorlanırken, diğer taraftan da devasa bir cihan devletini yönetmeye ehil olmayan, bulunduğu görevin hakkını verecek idarecilerden yoksundu.
    Bu iki sebebin yanına bir de Batı'nın Osmanlı'ya karşı olan ebedi düşmanlığı ve Osmanlı'yı parçalamak amacını eklediğimizde, üç unsurun, el, ele vererek hareket etmeleri Osmanlı'nın çöküşünü hazırlamıştır. Anlatmak istediğimiz Osmanlının yıkılışında ki en önemli sebeplerden birisinin insan faktörü olduğudur. İkincisi dünya üzerinde meydana gelen gelişmelere imparatorluğun ayak uyduramamasıdır. Üçüncüsü de; bu iki eksikliği fırsat bilen, batının müzminleşmiş düşmanlığı, Osmanlı'yı bir an önce parçalama arzusudur. Osmanlı'yı yıkmak için, oluşturulan ittifak, dünya tarihinde hiçbir millete, devlete karşı yapılmamıştır.
    OSMANLI ORTADAN KALKMADAN
    DÜNYAYA HÂKİM OLUNMAZ!
    Osmanlının son üç yüz yılında iş başına gelen idareciler, "Fatih" yâda "Yavuz" karakter ve düşünce yapısında olmuş olsaydı, Osmanlı yıkılır mıydı? İnsan haklarında, silahlanmada, bilimde, dünyanın peşinden koştuğu, Murat, Fatih, Yavuz'un dönemleri niçin devam etmedi? Demek ki devlet için insan unsuru çok önemlidir. Örneğin Sultan Vahdettin… Sultan Vahdettin nasıl bir hükümdardır? "Namuslu, dürüst, vatanını, milletini seven tertemiz bir insandır. Asla vatan haini değildir." Peki, bu özellikler lider olmak için yeterli midir? Kesinlikle değildir? Üstüne üstlük, Vahdettin, 1918 yılında dört bir taraftan kuşatılmış, bir ülkenin başına geçip, ülkeyi bu sıkıntıdan kurtaracak kapasitede hiç değildir. Tefekkür edelim… 1918 yılında her bakımdan Yavuz Sultan Selim karakterinde bir zatın padişah olduğunu düşünelim. Böyle birinin neler yapacağı ile Vahdettin'in neler yapacağını düşünün. Sadece şu kadarını hatırlatmakta fayda var, "Yavuz olsa, Anadolu'ya Mustafa Kemal'i göndermez, bizzat kendi giderdi…"
    OSMANLIYI YIKAN İKİNCİ NEDEN
    Osmanlı İmparatorluğunu, yukarıda üç madde altında sıraladığımız sebepler yıktı. Osmanlı'yı yakan ateşin üzerine Siyonist Yahudi ideoloji de sureli benzin taşıdı. Bu ideoloji üç bin yıllık "dünya egemenliği" rüyasını gerçekleştirmek için, önlerinde tek engel olarak Osmanlı'yı görmektedirler. Osmanlı yıkılmalıdır… 19. yüzyılın ortalarında başlayan Osmanlı'yı tarih sahnesinde silme operasyonu, birinci dünya savaşı ile sonuçlanır.
    Siyonist Yahudi ideoloji ile Batı'nın yüzlerce yıllık rüyası örtüşür, ortak hedefe birlikte kenetlenirler. Her iki kesimin de amacı Osmanlıyı yıkmaktı. Bu iki gurubun Osmanlıyı yıkma faaliyeti yüz yıllar evveline dayansa da, yoğunlaştığı dönem 1839'da ilan edilen Tanzimat Fermanı sonrasıdır. Siyonist Yahudi ideoloji ve Batı'lı devletler, önce Osmanlı içinden aydınları, devlet adamlarını satın aldılar. Batı'da Osmanlı'yı yıkmak isteyen devletlerin başını İngiltere, Fransa, Almanya geliyordu. İçerde batılı devletlere yardım eden satılmış devlet adamları ve aydınlar, Osmanlı'yı yıkmak için her yola başvuruyordu. İçerdeki hain devlet adamı, aydın, ilim adamını iki gurupta görmekteyiz.
    Birinci gurupta; yaptıklarının ihanet olduğunun bilincinde, bu oyunun içinde olanlar. Bunlara örnek Hüseyin Avni Paşa'dır, bu hain düşüncelerini "kinim dinimdir" sözü ile dile getiriyordu. Hainlere bir başka örnek Mithat Paşa'dır. Bir gün içki masasında Osmanlıyı yıkacağını söyleyince, yükselen itirazlara şöyle cevap verdi: "Bunda ne var ki? Ali Osman olacağına biraz da Ali Mithat olsun!.."Hainler, her türlü dış mihrakla bilinçli işbirliği yaparak Osmanlının yıkılması için ellerinden geleni yaptılar.
    ***Osmanlı'yı yıkma faaliyetlerine yardımcı olan diğer guruba gelince, bunlar hadiselere at gözlüğü ile bakan, yaptığı işi vatana, millete ve devlete hizmet(!) gören devlet adamı ve aydınlardır. Bunlara örnek M. Akif Ersoy, Rıza Tevfik, Enver Paşa gösterilebilir. Rıza Tevfik, yaptığı yanlışı anlamış ve meşhur "Abdülhamit'in Ruhaniyetinden istimdat" şiirini yazmıştır. Hadiselere dar ve şahsı ihtiras pencereden bakan insanların tamamı yanıldı.
    İLK BÜYÜK İHANET ABDÜLAZİZ'E KARŞI YAPILDI:
    Sultan Abdülaziz, "büyük oyuna" oyunculuk yapacak, yol verecek karakterde değildir. Bu nedenle Sultanı tahtan indirmek için tezgâhı kurdular. Her şey hazır olduktan sonra Sultan Abdülaziz zorla tahtan indirerek, yerine 5. Murat'ı çıkardılar. Amaçlarını gerçekleştirmek için Sultan Murat'ı daha iyi kullanacaklarını hesaplıyorlardı. Bu hain taifesi, vatana ihanetle kalmıyor, samimi vatan evlatlarına yapmadığı alçaklığı bırakmıyorlardı. Tahtan indirilen Abdülaziz'e yapılanlar içler açısıdır. Kısaca değinmekte fayda var. Hainler önce 5. Murat'ı tahta çıkardılar. Sonrada, Abdülaziz'in ikametgâhına girerek onu zorla alıkoydular. Tekme tokatla saraydan çıkarırlar. Hainler Abdülaziz'in servetine el koymakla yetinmez, ailesindeki kadınların mücevherlerine de el koyarlar. O kadar adileşirler ki; kadınların kulaklarındaki küpeleri kopartırcasına çıkarıp alırlar. Saraydan ayrılırken, Abdülaziz’in annesi Pertevniyal Valide Sultana şöyle der: "Ben bu felaketi, otuz–kırk defa rüyamda gördüm. Takdiri ilahi böyle imiş!" Şiddetli yağmur altında, kayıkla Topkapı sarayına götürülen Abdülaziz, taş bir odaya kapatılır. Üç gün, doğru dürüst ne örtünecek bir şey, ne de yemek verilir. Üçüncü günün sonunda azda olsa, ihtiyaçları karşılanır. Devrik padişah, 5. Murat'a mektup yazarak Beşiktaş'taki Fer'iyye sarayına naklini ister. Talebi kabul edilerek, Fer'iyye sarayına nakledilir.
    ***Hüseyin Avni Paşa, devrik Sultanı ortadan kaldırmaya kararlıdır. Katilleri Fer'iyye sarayına bahçıvan olarak yerleştirir. Bahçıvanlığa getirilen katiller fırsat kollamaya başlar. Bekledikleri fırsat bularak, devrik Sultan Abdülaziz üzerine saldırırlar, boğuşma yaşanır, katiller amacına ulaşır, sultan şehit düşer. Ölümüne intihar süsü vermek için bileklerini keserler. Olay duyulunca, Hüseyin Avni Paşa Fer'iyye sarayına gelir, Abdülaziz henüz ruhunu teslim etmemiştir. Hüseyin Avni doktor çağırmada yavaş davranır, sözde soruşturma yapmaya çalışıyordur. O sırada Mithat ve Nedimof Paşalar da olay yerine gelir.
    ***Padişah 5. Murat'ı Masonlar, Siyonistler ve Batılı devletler destekliyor, amaçlarına hizmet edecek padişah olarak görüyorlardı. Ancak hesaplar tutmaz. 5. Murat hastadır, padişahlık vazifesi göremeyecek kadar. 5. Murat'ın saltanatı çok kısa sürdü, ancak üç ay padişahlık yapabildi. Zaten bozuk olan aklı dengesi iyice bozuktu, yapılan tedavilerden de sonuç alınamayınca, yerine yeni bir padişah aranmaya başlandı. Yeni padişah arayışlarını gören Sultan Abdülhamid, mason, Siyonist işbirlikçi çete ile irtibata geçerek, kendisini padişah yapmalarını istedi. Padişah yapılması karşısında, onlara bir takım vaatler vermesi sonucunda, Abdülhamid Han tahta oturdu.
    Sultan Abdülhamid'den beklediğini bulamayan mihraklar, bu defa onu tahttan indirmek için faaliyete başladı. Osmanlıyı yıkmak için var güçleri ile uğraşan mihraklar, amaçlarına daha iyi hizmet için İttihatı Terakki Cemiyetini kurdular. Bu cemiyeti kuranların çoğunluğu masondur. Cemiyetin, kontrolü Siyonist Yahudi'nin elindedir. Bu cemiyetin ilk hedefi Sultan Abdülhamid’i tahttan indirmektir. Sultan Abdülhamid'e karşı oluşan cephede kimler yoktur ki; Masonlar, Siyonistler, Ermeniler, Yahudiler, Türkçüler, Milliyetçiler, Paşalar, Hocalar, Şeyhler… Kısaca bütün elitler aynı safta birleşir…
    Yıkılması an meselesi olan Osmanlı'yı, Sultan Abdülhamid, uyguladığı siyasetle ayakta tutmuştu. Bir tarafta dünyada gelişen olaylara ayak uyduramayan bir yapı, diğer tarafta içerden ve dışardan saldırılar sonucunda zaaf içinde olan bir devlet yapısı. Bu kadar ağır şartlar altında dahi, Osmanlı o gün dünyada sözü geçen, dikkate alınan birkaç devletten biridir.
    ***Siyonistler, Abdülhamid'den para karşılığında toprak ister. Sultan bu talepleri şiddetle reddeder ve talepte bulunan Yahudi Theodor Herzl'i huzurundan kovar. Sultanın bu hareketi bardağı taşıran son damladır. 1909 yılında Sultan'ı tahttan indirirler. Hadise o kadar acıdır ki, din âlimleri sultanın halline fetva verir. Meclis verilen fetva doğrultusunda karar alarak Abdülhamid'in padişahlığına son verir. Bu kararı Sultana tebliğ etmek üzere gönderilen heyetin içinde, daha önce para karşılığı toprak talebinde bulunan Yahudi Emanuel Karoso da vardır. Bir Osmanlı sultanına reva görülen bu muameleye katkı sağlayan Âlim, Paşa, Yazar ve Milliyetçileri tarih hiçbir zaman affetmeyecektir.
    Sultan Abdülhamid'i tahtan uzaklaştıranların çoğunluğu sonradan pişman olacak ama iş işten geçmiş olacaktır. Aldananlardan biri olan Enver Paşa yıllar sonra: "Bizim en büyük hatamız Abdülhamid'i anlayamamamızdır" diyecektir. Rıza Tevfik pişmanlığını: Nerdesin Şevketli Abdülhamîd Han?/ Feryâdım varır mı bârigâhina?.." mısraları ile dile getirecektir. Süleyman Nazif de: "İşte geldik Sen'den istimdâda biz; /Hasret olduk eski istibdâda biz!.." diyecektir.
     


  2. kasırga Well-Known Member

    Abdulkadir Bir Kerede Kendi Düşüncelerin Yaz. Her Seferinde Ordan Burdan Bulup Yapiştiriyon............................
     
  3. abdulkadir Well-Known Member

    Bedir bir sayfayı oturup bir saate yazmak var bir de başka siteden o bir saat içerisinde yüzlerce konu açmak var.
     
  4. R.CARLOS Guest

    Ellerine Sağlik Güzel Paylaşim
     
  5. serseri_aşık Well-Known Member

    ellerine sağlık abdulkadir
     
  6. ŞEHİT Guest

    Güzel Olmuş Abdulkadir Gerçektende öyle
     
  7. EmRe Well-Known Member

    çok uzun walla okuyamicamm biraz daha kısa konular seçersenizzz daha ii olur
     
  8. abdulkadir Well-Known Member

    Tamam kardeş daha dikkat ederim
     
  9. ShaDow_19 Well-Known Member

    Kardeşim Başlıklara dikkat et.. Bu başlık ne böyle..
     
  10. abdulkadir Well-Known Member

    Kusura bakma acemi dönemimde açmıştım..
     

Sayfayı Paylaş