İngilizcede En Çok Kullanılan Günlük Kalıplar

Konusu 'İngilizce' forumundadır ve EjjeNNa tarafından 27 Mayıs 2019 başlatılmıştır.

  1. EjjeNNa Administrator


    I'm sure: Eminim.

    I'm sure of it: Ondan eminim.

    More or less: Aşağı yukarı.

    So much the better!: Daha iyi ya! İsabet!

    You seem to be out of sorts: Keyifsiz görünüyorsunuz.

    Take it easy: 1-Kolay gelsin. 2-Aldırma! Boş ver!

    It is not a question of that: Mesele o değil.

    Mind your own business: Siz kendi işinize bakın.

    It's none of your business: Sizin üstünüze vazife değil, sizi alakadar etmez.

    What is the matter?: Ne var? Ne oldu?

    What is the matter with you?: Neyiniz var?

    more than one: Birden fazla

    I'll miss you very much: Sizi çok özleyeceğim.

    I missed the 9.30 bus: 9.30 otobüsünü kaçırdım.

    so so: Şöyle böyle.

    off and on: Bazan, arasıra

    It is on the tip of my tongue: Dilimin ucunda

    He feels quite down in his mouth: O çok üzgün, çok kederli.

    Come along. : Haydi, çabuk!

    That's all for now: Şimdilik bu kadar.

    break: Mola, teneffüs.

    to be over: to finish; bitmek, sona ermek.

    The break is over: Teneffüs, mola sona erdi.

    tea break: Çay molası.

    coffee break: Kahve molası.

    Let's have a tea break: Haydi bir çay molası verelim.

    This has nothing to do with me: Bunun benimle bir alakası yok.

    So much the worse for him!: Yazıklar olsun ona!

    It doesn't make any difference: Hiç fark etmez.

    It doesn't matter: Zararı yok, fark etmez.

    It's of no consequences: Önemi yok.

    Get on with it!: Başla! Devam et!

    It's for the best: Böylesi en hayırlıdır.

    That's the worst of it!: Bu olabileceğin en kötüsüdür.

    So it seems: Öyle görünüyor.

    It can't be helped: Elden birşey gelmez.

    It was to be expected: Beklenirdi.

    You will be 'for it: Azar işiteceksin!

    In this case: Bu durumda

    So called: Güya,

    As far as I know: Bildiğime göre,bildiğim kadarıyla

    As for me: Bence, bana göre

    Any time: Ne zaman olursa, ne zaman isterseniz

    Time after time: Zaman zaman

    Now and then: Ara sıra

    Occasionally: Fırsat buldukça

    Frequently: İkide bir,sık sık

    Very seldom: Çok nadir

    this is bullshit! - bu sacmalik

    let me say something --> birsey diyecem

    tell the truth --> dogruyu soyle!

    you hear that --> duydun mu?

    how nice can that be --> ne kadar iyi olabilir ki !?

    keep your promise! --> sozunu tut!

    forgive me --> affet

    you should defend me - beni savunmalisin

    dont take sides - tarafff tutma!

    hows your studies - derslerin nasil

    can you be open with me - benimle acik ol

    i wana be open with you - seninle acik konusmak istiyorum

    dont need to say much - fazla soze ne gerek!

    im bored of this conversation - bu konudan sıkıldım

    im bored of this place - bu mekandan sıkıldım
     


Sayfayı Paylaş