Fareler Hakkında Genel Bilgi

Konusu 'Hayvanlar Alemi' forumundadır ve Pelin tarafından 5 Temmuz 2008 başlatılmıştır.

  1. Pelin Super Moderator


    Fareler Hakkında Genel Bilgi

    [​IMG]

    Fareler
    ALMAN folklorunda, kahramanları, binlerce, on binlerce fare ile bir kavalcı olan enteresan bir hikâye vardır: «Kuzey Almanya'daki Hammeln şehri çok eskiden farelerin baskınına uğramıştı. Bu zararlı hayvanlar insanlardan çekinmeden evlere giriyorlar, ortalığa pislik saçıyorlar, önlerine ne çıkana yiyorlardı. Şehirde yiyecek azaldıkça çocukları ısırmaya bile başlamışlardı. Hammeln şehri halkı, fareleri yok etmek için bilinen her çareyi denemiş, fakat hiç bir netice alamamıştı. Günlerden bîr gün genç bir kavalcı Hammeln'e geldi. Şehirlilerin ne kadar dertli olduklarını görünce, «Ben sise yardım ederim,» diye söz verdi. Sonra halkın kendisine inanmayıp alay etmesine aldırış etmeksizin cebinden kavalını çıkardı ve içli bir parça çalmaya başladı. Bunun üzerine bütün evlerden, bütün deliklerden binlerce, on binlerce fare çıkarak kavalcının etrafını aldı. Kavalcı da bu anı bekliyordu zaten, Kavalını acı acı öttürerek yürümeye başladı ve fareler peşinde olduğu halde şehirden çıktı. O önde, fareler arkada dağlar, tepeler, bayırlar aştılar. Ve bir daha hiç birini gören olmadı...»turkeyarena.com
    Kuzey Kutbu'ndan Güney Kutbu' na kadar dünyanın her köşesini kaplayan sıçan, fare ve akrabalarının kurdukları ordulardan kurtulmamız için Hanımeln'li kavalcı gibi binlerce kişinin yetmeyeceği muhakkaktır. Çünkü evlerimize dadanan sıçanlarla fareler, sıçanımsı kemiriciler, «Myomorpha» grubunun pek küçük bir kısmıdırlar. Grubun yabani üyelerinden pek çoğu, güzel kürkleri ve kaplanınkiler, yahut filinkiler kadar enteresan âdetleri olan güzel ve sevimli yaratıklardır. Sıçanımsı kemiricilerin, hayvanlar dünyasının en kalabalık grubunu teşkil ettiğini biliyor muydunuz? Sayısız çeşitleri olan bu hayvanlar dünya yüzünde yalnız Avustralya'ya ulaşamamışlardır.


    PİRİNÇ FARESİ
    (Oryzomis)
    «Pirinç faresi», evlere girmeyen temiz bir hayvandır. Ev faresi, Avrupa ile Asya'da ne kadar bolsa, bu da Güney ve Orta Amerika ile Meksika'da en kalabalık olan kemiricidir.turkeyarena.com
    «Pirinç faresi» adı, Güney - doğu Birleşik Amerika'nın pirinç tarlalarında pek bol olduğu zamandan kalmadır. Pirinç faresi'nin o sıralarda pirinç ürününe büyük zararları dokunurdu. Halbuki bu hayvan aslında yeşil otların saplarını pirinçten çok sever. Her hafta ağırlığının iki misli kadar yiyecek yer.
    İyi yüzen bu fare, suya yakın çayırlarda ve bataklık bölgelerde yaşamayı sever, bununla beraber yüksek yerlerde barınanları da vardır. Gündüz saatlerini az derin bir yeraltı ininde veya bitkilerin altındaki yuvasında geçirir. Met ve ceziri olan bataklıklarda, yuvasını çalıların ve kamışların yukarılarına asar.
    Saldırgan bir dişi: Pirinç faresi sıcak iklimlerde bütün yıl ürer. Dişi, inine bir erkeğin gelmesini bek-lemeyip kendisi bir eş aramaya çıkar. Fakat bütün flört birkaç saatten fazla sürmez. Bu zamanın sonunda dişi eşini kapı dışarı eder. Yirmi beş gün sonra dört veya beş yavrunun doğumunun üzerinden on saat geçmeden de, yeni maceralar peşine gider.
    Yavrular on iki günlük olunca başlarının çaresine bakabilecek hale gelmiş olurlar. Annelerinin onlara daha ziyade bakmaya vakti yoktur ki. Yılda sekiz veya on kere doğurduğuna göre, yeni yavruların gelmesine hazırlanmak zorundadır. Yavrular da yedi haftalık olunca üremeye başladıklarına göre, bu pirinç farelerinin ne kadar hızla çoğaldıklarını düşünebilirsiniz.
    Pirinç faresi çok yırtıcıdır, soydaşlarını öldürmekten dahi çekinmez. Kendi kavgacı tabiatı ve baykuş, yılan ile gelincik gibi tabiî düşmanları, bu farenin nüfusunu az çok sınırlandırır.
    Pirinç faresi'nin irilik bakımından farklı 180'i aşkın türü vardır. Ortalama uzunluk, kuyrukla beraber 30 santimdir. Bu hayvanların siyahla karışık renkleri, koyu sarı, gri, esmer ve koyu kızıl arasında oynar. Kürkleri kaba, lâkin uzunca tüylüdür. Seyrek tüylü kuyrukları, baş ile vücut uzunluğunun dörtte üçü kadardır.

    GÜNEY ve ORTA AMERİKA'NIN BAŞKA FARELERLE SIÇANLARI
    Amerika'nın tropikal bölgeleri türlü fareler ve sıçanlarla kaynaşır. Bunların en enteresanlarından biri «gece sıçanı» dır (Nyctomys). Orta Amerika farelerinin içinde en fazla sincaba benzeyeni olan bu koyu sarı ağaç yaratığının adamakıllı tüylü bir kuyruğu vardır. Yüksek ağaçlardaki küçük yuvalarda koloni halinde yaşar. Ağaçlarda yiyecek bol olduğu için, pek ender olarak yere iner.

    AMERİKA HASAT SIÇANI
    (Reithrodontomys)
    «Amerika hasat sıçanı» ismini, ekinler toplanırken tarlalarda bulunması âdetinden almıştır. Fakat oralarda ekin değil, sadece tohum ile ot arar. Ev sıçanına çok benzer. Vücudu pek ender olarak 7 - 8 santimden uzundur. Ayrıca 12 -13 santimlik ince bir kuyruğu vardır.
    Birinci sınıf bir mühendis ve bir akrobat:
    Bu sıçan, yuvasını yüksek otların üzerinde top şeklinde örer. Yuvanın dışı için kaba otlardan faydalanır ve yapının, desteğine sağlam bir şekilde tutunmasını sağlar. Yuvanın içini ise ufalanmış kuru otlarla döşer. Tamamlanmış yuva kusursuz bir küre biçiminde olup her türlü hava şartlarına ve cereyanlara karşı korunmuş vaziyettedir. Bununla beraber yuvalarını yerdeki bir girintinin içinde veya yeraltında yapan hasat sıçanları da vardır.turkeyarena.com
    Ortalık kararmadan meydana çıkmayan bu hayvanın, tohum ararken, sallanan bir ottan, tıpkı bir ip cambazı gibi başka sallanan otlara geçişi çok enteresandır. Kuyruğu ona denge sağlar.
    Hasat sıçanı'nın borazanı andıran sesi:
    Bu sıçan yılda iki kere yavrular. Çiftleşme zamanı olan nisan ve eylül aylarında erkek, insan kulağının duyamayacağı kadar yüksek perdeli olan borazanımsı şarkısını öttürür.
    Yirmi dört gün sonra üç ilâ yedi âciz yavru dünyaya gelir. Kör ve çıplak olan bu bebeklerin ağırlığı 1,5-2 gramı geçmez. Fakat iki haftalık olunca sütten kesilir, bir on gün sonra ise başlarının çaresine bakabilecek hale gelirler.
    Yavrular biraz gelişip, 5 haftalık olunca ağırlıkları da 10 grama erişmiş bulunur. Üç aylık olunca onlar da aile kurmak zorundadırlar. Çünkü hasat sıçanları'mn dünyasında hayat kısadır. Hayvan bir senenin sonunda adamakıllı ihtiyarlamış olur.
    Hasat sıçanı, Birleşik Amerika batışıma tarla sıçanıdır. Bu sıçanın bölgesi güneyde, Güney Amerika'nın Ekvador ülkesine kadar uzanır. Yetmiş türün huylan birbirine benzer. Renkleri koyu kahverengi ile koyu sarı arasında oynar, yalnız karın tarafları beyaz veya pembemsi beyazdır.

    BEYAZ AYAKLI SIÇAN
    (Peromyscus)
    «Beyaz ayaklı sıçan», Kuzey Amerika'nın birçok yerlerinde bulunur, bundan ötürü de birçok isimleri vardır. Ormanlarda yaşadığı için, «orman sıçanı», geyiğin rengini andıran kürkü yüzünden de «geyik sıçan», akşamları ortaya çıktığı için de, «akşam sıçanı» diye tanınır.
    Bu hayvan, ılık ve kuru olması şartıyla her yerde kendine yuva yapabilir. Fakat en sevdiği yer bir ağaç kovuğudur. Mamafih bir sincabın boşalan yuvası, hatta bir kuş yuvası da işini görür. Bu kitabın yazarı yazlık evindeki bir şiltenin içine ve yazı masasının gözlerine rahatça yerleşmiş beyaz ayaklı sıçanlar bulmuştu. Bununla beraber evde uzunca bir zaman insan olunca, bu sıçanlar başka yere taşınırlar.turkeyarena.com
    Bu hayvanlar yerlerine bağlıdırlar. Yakalanıp 3-4 kilometre uzakta salıverilenlerin, yakalandıkları yere döndükleri görülmüştür,
    Beyaz ayaklı sıçan'ın bir özelliği de müzisyen oluşudur. Vakit vakit devamlı surette vızıltıya benzer bir ses çıkarır. Kuru bir yaprak, yahut kuru bir kamış üzerine ön ayaklarıyla vurarak kendine göre dayul da çalar.
    Fakat ekinlere yaptığı zarar da inkâr edilemez. Mamafih akrabası çayır sıçanı kadar zararlı değildir ve sebep olduğu ziyam bol böcek yemek suretiyle bir dereceye kadar karşılar.
    Anne ve yavruları:
    Sıçanlar hızla çoğalırlar. Beyaz ayaklı sıçan da bu kuralın dışında değildir tabiî... Dişi her yıl defalarla birer ilâ dokuzar yavru doğurur. Yavrular doğuşta kör ve kürksüzdürler, fakat sekiz haftalık olunca onlar da çiftleşmeye başlayarak sıçan nüfusunu çoğaltırlar.
    Anne sıçan, yavrularına ziyadesiyle sevgi gösterir. Kendine erkek aramadığı zamanlar bütün vaktini onlara ayırır. Yuvasını, bulabildiği en yumuşak maddelerle döşer, içerisinin ılık ve rahat olması için de kapısını daima kapalı tutar. Bir tehlike halinde yavrularım yelelerinden tutarak teker teker emniyetli bir yere taşır.
    Anne, tekrar yavrulamak üzere olduğu zaman, önceki yavrularını yuvadan kovmaz. Kendi oradan çıkarak yeni bir yuva yapar. Bunun da sebebi, eski yuvanın yeni doğacak yavruları barındıramayacak kadar pislenmiş oluşudur. Zira kürkünü son derece temiz tutan bu hayvan, hiç de titiz bir ev hanımı değildir.
    Sayısız türler:
    Kuzey Amerika kıtasında Kuzey Kutbu ile Panama arasında 178 beyaz ayaklı sıçan türüne rastlanır. Çoğu orta büyüklükte ve adi ev sıçanından biraz iricedir. Kuyruklarının boyu da baş ve vücut uzunluğuna eşittir. Gözleri fırtlak. yuvarlak ve siyahtır. Kulakları da iri, bıyıkları ise karanralılıkta hareket eden bir hayvan için ne kadar önemli olduğu meydandadır.

    ÇEKİRGE SIÇAN (Onychomys)
    «Çekirge sıçan., aynı zamanda «Akrep sıçan» diye de bilinir. Gerçekten de bu küçük kemirici, her akşam- adı geçen iki böceği yani akreple çekirge aramaya çıkarak onlarla kendine, nefis bir ziyafet çeker.
    Avının izini keşfeden çekirge sıçan'm hali görülecek şeydir. Tıpkı köpek gibi çığlıklar atmaya ve âdeta havlamaya başlar. Artık onu hie bir şey yolundan döndüremez. Ergeç avını yakalayarak keskin ön dişlerini bahtsızın beynine saplayacaktır.
    Çekirge sıçan, aynı zamanda sabretmeyi de bilir. Bazen büyük avlara, meselâ tahıl taneleriyle yuvasına dönen bir cep sıçam'na da pusu kurduğu olur.
    Şanssız olduğu gecelerde açlıktan kıvranan bu hayvan bir kere ziyafete kondu mu, bir günde ağırlığının yarısı kadar yer ve imkân bulduğu takdirde, haftalarca bu şekilde yemeye devam edebilir.
    Düşmanlarını titreten bu sıçan tuhaf değilmi, İnsanoğlunun dostu dur. Yok ettiği kemiricilerle binek ler, zararlı yaratıklar olduğundan, çekirge sıçan'ın kanlı avcılığı, insan lara DDT ile arsenik zehirlerinden tasarruf sağlar. Yiyeceğinin ancak onda biri bitkiler, tohumlar ve otlardır.
    Keskin pençeler ve keskin bir burun:
    Çekirge sıçan'nın tabiatta birçok düşmanı varsa da, günün en büyük kısmım yeraltındaki ininde geçirdiği ve karanlık basmadan ortaya çıkmadığı için, onlardan pek zarar görmez. Bu hayvan kendi inini kazmakla kalmaz, bir böceğin toprağın altında kış uykusunu uyuduğu yeri keskin koku alma duygusu sayesin de keşfedince, orasını da hızla kazıp avını midesine indirir.
    Çekirge sıçan'lar esaret hayatında uysallaşırlar. Fakat gene de tutulmaya tahammül edemeyip onları tutmaya yeltenen elleri ısırırlar.
    3 gramlık bebekler: Yılın ilk beş yavrusu nisan veya mayıs ayında dünyaya gelir. Bu çıplak ve kör bebeklerin her biri 3 gram ağırlığındadır, İki haftalık olmadan gözleri açılmaz, fakat bir on gün daha geçti mi, tek başlarına avlanmaya çıktıklarını görürsünüz.
    Baslıca iki tür:
    Bu kemiricilerin başlıca iki çeşidi vardır, «Tipik çekirge sıçan» (Onychomys leueogaster), oldukça kısa kuyruklu, orta irilikte, gürbüz bir sıçandır. Sırtı ile başının tepesi koyu sarı, vücudunun geri kalan kısmı kar gibi beyazdır. Kuzey Amerika'nın batısında bulunur. Birleşik Amerika'nın güney ba-tısmın sıcak ve kurak çöllerinde barınan «akrep sıçan» (Onychomus torridus), daha ufaktır. Koyu sarı renkte bir kürkü ve daha uzun bir kuyruğu vardır.
    Kış gelince:
    Çekirge sıçan, bulunduğu bölgelerin en soğuk bölümerinde dahi kış uykusuna yatmaz. Vücudu ile kuyruğu sonbaharda yağlanır. Hayvan ayrıca biraz da yiyecek depo etmeye gayret gösterir. Hava fazla soğuduğu vakit, bir hafta kadar ininden çıkmaz ve bu zaman boyunca vücudunda depo ettiği yağdan ve inine taşıdığı tohumlardan enerji sağlar.

    PAMUK FARESİ (Sigmodon)
    »Pamuk faresi», pamuk tohumlrıyla karnını doyurduktan sonra, yeraltı tünellerine pamuklar saçtığı için Birleşik Amerika'nın güneyinde bu ismi almıştır. Bu hayvan, baş ve vücut uzunluğundan daha kısa kuyruklu ve orta irilikte, gürbüz bir faredir. Kulakları kısa ve geniş, kılları uzunca ve kaba, rengi de kır veya koyu san ile siyah karışımıdır.
    Birleşik Amerika'dan başka, Meksika'da, Venezuela ile Peru'ya kadar Güney Amerika'da da görülen pamuk faresi, yalnız belli tipte bir bölgeye rağbet etmez. Batak kırlarda, kuru tarlalarda, ekili yerlerde, tuzlu bataklıklarda, hatta yüksek dağlarda da rahatça barınabilir.
    Bu kemirici, yalnız pamuk tohumlariyle beslenmez. Yenilebilir bitkilerin hepsini yer, fakat bunlardan çimleri ve ıslak toprağın içinden kazıp çıkardığı lezzetli bitkilerin köklerini tercih eder. Ayrıca bol sayıda böcek, yumurta ve yengeçle de karnını doyurur.
    Çok kavgacı olan pamuk faresi' nin kavgaları ekseriya yamyamlıkla son bulur. Yaralı veya kapana yakalanmış bir hayvan, kısa zamanda soydaşlarının midesine iner. Bir dişinin, fazla üstüne düsen erkeği yediği de çok görülmüştür.
    Çok bereketli bir dişi:
    Bu kana susamış dişi, fare nüfusunu artırmak için canla, başla çalışır. Bir batında dörtten fazla yavru doğurduktan birkaç saat sonra tekrar çiftleşir. Yeni yavrular yirmi yedi gün sonra dünyaya gelir. Yiyecek bolsa, bunları daha başkaları da takip etmekte gecikmez.
    Bereketli dişinin bir özelliği de önceki kuşaklara mensup yavrularına yuvada kalmalarına müsa'ade etmesidir. Bu yuva, bir yeraltı tünelinde, yahut yerdeki kuytu bir deliğin içinde olabilir. Fare, kuru otlarla kök liflerinden ördüğü yuvasını çok kere pamukla astarlar.
    Dişiler ekseriya yedi haftalıkken ilk defa çiftleşirler. Yakın akrabalar arasında birleşmeler çoktur. Birleşme mevsimi şubattan kasım ayına kadar devam eder.
    Ekili bölgelerde dönüm başına beş yüz pamuk faresi hiç de büyük bir rakam değildir. Bu nüfus fazlalığının çiftçilere ne büyük ziyanlara sebep olabileceği meydandadır. Bununla beraber pamuk faresi nüfusu her dört veya beş yılda bir hayvanlara bir mantar hastalığının musallat olması sonucunda geriler. Fakat aradan altı ay veya bir yıl geçmeden yeni kolonilerin kurulmasıyla üreme işi bütün hızıyla tekrar başlar.

    ORMAN FARESİ, TÜCCAR FARE veya MAĞARA FARESİ (Neotoma)
    Garip bir huyu yüzünden, bu yaratığın üzerinde durulmaya değer. Akla gelmeyecek cisimleri toplayıp kendi küçük müzesinde saklamaya meraklıdır. Hazinelerinin arasında çivilere, çok kere uyuyan kimselerin ceplerinden çaldığı madenî paralara, teneke, renkli cam ve paçavra parçacıklarına, kurumuş kemiklere ve kafataslarma, gözlüklere, takma dişlere rastlanılır.
    Ticaret de yapar:
    Orman faresi'nde öteberi değiş-dokuş etmek âdeti de vardır. Uyuyan kimsenin ceplerini soyan orman faresi çok kere aldıklarının yerine birkaç fıstık veya çam kozalağı bırakır. İşte ne dereceye kadar doğru olduğu bilinmeyen bir hikâye:
    «Bir orman faresi, bir keresinde bir alim arayıcısının kıdübesindeki masanın üzerine, aldığı ufak öteberiye karşılık birkaç altın zerresi bırakmıştı. Altın arayıcısı, sonradan hayvanın izini takip edince zengin bir altın damarına tesadüf ederek zengin oldu.»
    Orman faresi'nin sarayı:
    Bu kemirici en fazla Birleşik Amerika'nın Kaya Dağları bölgesinde bujlunursa da, fazla kuzeye çıkmamak şartıyla memleketin başka yerlerinde ve Nikaragua'nın kuzeyindeki bütün Orta Amerika memleketlerinde de yaşar.
    Pasifik sahili orman faresinin sarayı 150 veya 180 santim yüksekliğinde olabilir ve bir, iki odası bulunabilir. Bu yuva, çok kere kayaların arasındaki bir aralıkta, bir ağaç kovuğunda, yüksek bir ağacın dallarının veya kaktüslerin arasında değneklerden ve ottan yapılmış bir küredir. Hayvan zaman zaman burasını tamir, eder, yahut daha ziyade genişletir.
    Orman faresi de, sincap gibi sonbaharda bu yuvasının kilerine kış için tohum yiyecekler depo eder.Temizliğe düşkün olduğu için ayrı bir çöplüğü bile vardır.turkeyarena.com
    Orman fareleri'nin bir kısmı bol su içerse de, çölde yaşayan çeşitlerin su içmeye ihtiyaçları yoktur. İhtiyaç duydukları suyu etli kaktüslerden ve kök yumrularından elde ederler.
    Uzun bir yolculuk:
    Orman faresi yılda bir, iki kere çiftleşir. Erkek ocak ayında harekete geçerek bazen kendi bölgesinin dışında eş aramaya çıkar. Bu arada bir kilometreye yakın yol gittiği olur. Bir dişi bulunca, ihtiyatlı davranır. Zira dişi erkeği beğense bile, ona adamakıllı nazlanmadan yüz vermez. Sabırsız erkeğin uğraşmalarına karşılık, yarılmış bir kulak veya yaralı bir kuyrukla eski yerine dönmesi mümkündür.
    Çiftleşmeden dört hafta sonra doğan yavrular 15 gram gelirler. Üç haftalık olunca artık kendi başlarına yiyecek aramaya çıkarlarsa da, anneleri onların daha bir zaman yuvada kalmalarına müsaade eder.
    Davulcu fare:
    Orman faresi'nin yazılmaya değer bir sesi yoksa da, korkunç art ayaklarıyla yere sert vuruşlar yapar, yahut da kuyruğunun ucunu bir aşağı, bir yukarı sallar. Kuru yaprakların üzerinde böyle tepindiği vakit çıkan ses, uzak mesafelere kadar gider ve belki de tehlike sinyali vazifesi görür. Bir baykuş veya başka bir düşman tarafından kapılan orman faresi de öbür fareler gibi acı bir çığlık koparır. Ayrıca çiftleşme mevsimi sırasında alçak sesle cıvıldadığı duyulmuştur.
    Kuzey Amerika batısının «gür kuyruklu fareler» i, orman fareleri' nin en güzelleridir. Kürkleri de yumuşacık olduğundan, fareden çok sincaba benzerler. İrileri yarım kilodan fazla çekebilir. Vücut ile baş uzunlukları ise 22-23 santimi bulur. Kuyruk bu ölçüden 2,5-3 santim kısadır. Orman fareleri'nin yirmi sekiz türü ve Meksika'da bazı yakın akrabaları vardır.

    BALIK YİYEN FARE
    (Ichtyomys)
    Bu fare ve yakın akrabası olan daha ufakça bazı su sıçanları, tropikal Amerika'nın dağlarında yaşarlar. Bu kemiriciler geleneksel otçul-luğa yüz çevirip avlanmaya ve balık tutmaya girişmişlerdir.
    Balık yiyen fareler, dağ yamaçlarının 200 ile 3.500 metre arası yükseklerinden çıkan sayısız ırmaklara dadanırlar. Geceleyin buralarda, bir parçası suya batmış ağaç gövdelerinin üzerine çıkıp semender arar, yahut karanlık köşelere sığınmış böcekleri avlamaya çalışırlar.
    Yakalanınca insanın burnuna çarpan balık kokularından, bu kemiricilerin balık da tuttuğu sanılmıştır. Bununla beraber, tatlı su salyangozları, kabuklu hayvanlar ve midyelerle beslenmeleri ihtimali daha kuvvetlidir. Bazısının midesinden çıkan kılların incelenmesi, aralarında yamyamlık olduğunu ortaya koymuştur.
    «İchtyomys» bilmen beş türün içinde en irisi ve en güzelidir. İri bir ev faresi büyüklüğünde olan bu hayvan 17 -18 santim uzunluğundadır. Bir o kadar uzun ve tüylü bir kuyruğu vardır. Sudaki hayata uyduğu için, kürkü gayet sık ve yumuşaktır. Yüzebilmesi için genişlemiş art ayaklan sert kıllarla çevrilidir. Hayvanın sırtı parlak bir grimsi siyah, karnı gümüş rengidir.
     


  2. EmRe Well-Known Member

    hiç sevmem bu canlıyı bayada özellikleri varmış ama müzisyenlik gibi :D saol paylaşım için
     

Sayfayı Paylaş