Eğitim Felsefesi Nedir? Eğitim Felsefesinin Temelleri

Konusu 'Felsefe' forumundadır ve Nysa tarafından 21 Aralık 2018 başlatılmıştır.

  1. Nysa Well-Known Member


    Eğitim felsefesi, bilim felsefesi veya sanat felsefesi gibi yeni bir disiplindir. Ancak bu, eğitimin kendisinin veya insanların eğitimle ilgilenmelerinin, eğitim üzerinde düşünüp konuşmalarının yeni ortaya çıktığı anlamına gelmez. Tam tersine tahmin edilebileceği gibi eğitimin kendisi belki insanlık tarihi kadar eskidir. Çünkü tarihte ne kadar geriye gidersek gidelim herhalde oğluna hayatım devam ettirmesi, kazanması için bildiği bir mahareti, (örneğin balık avlamayı), mesleği (örneğin duvarcılığı) öğreten bir baba; kızına ev işleriyle ilgili bir beceriyi (örneğin dikiş dikmeyi) öğreten bir anne vardı ve onlar bunu yaparken eğitimle ilgili bir faaliyette bulunmaktaydılar. Aynı şekilde bildiğimiz en eski uygarlıklar olan Mısır ve Mezopotamya uygarlıkları üzerinde yapılan araştırmalar onların erken bir tarihten itibaren çocuklara aritmetiğin dört işlemini, yer ölçmeyi vb. öğreten hocalara ve bir okul sistemine sahip olduklarını göstermektedir.

    Öte yandan zamanımızda eğitimle ilgili faaliyetlerin gerek alan ve kapsam, gerekse önem ve değer bakımından tarihte rastlanmadık ölçüde arttığına şahit olmaktayız. Bugün çağdaş toplumların hemen hepsinde ilk, hatta orta öğretim mecburidir. Bu, toplumun bütün üyelerinin hayatlarının belli bir döneminde uzun süren (ortalama 10 yıl) örgütlü bir eğitimden geçtikleri anlamına gelmektedir. Özellikle gelişmiş Batı ülkelerinde orta öğretimden geçen insan sayısı bugün hemen hemen yüzde yüzlere, yüksek öğretim imkânı bulan gençlerin oranı ise yüzde altmış, yetmişlere ulaşmaktadır. Öte yandan yine gelişmiş Darı .nelerinde sadece belli bir yaş dönemi veya grubu içinde bulunan çocuklar ve gençlerin değil, hemen her yaş dönemi, yaş grubu içinde bulunan çeşitli meslek gruplarına ait insanların çeşitli bakımlardan sürekli bir eğitime tabi tutulmalarının hiç olmazsa ideal bir hedef olarak alındığını görüyoruz.

    Eğitime alınan insanların cinsiyetinde (Eskiden sadece erkeklerin eğitimden geçmesine karşılık kısa bir süre öncesinden bu yana onların yanında kızlar da eğitimin bir parçası olmuştur), sayısında (Eskiden toplumun belli kesimlerinin, yüksek sınıflara mensup grupların örgütlenmiş bir eğitimden geçmesine karşılık bugün toplumun bütün sınıflarına ait bütün üyeleri aynı eğitimi almaktadır), yaşında (Bugün yediden yetmişe kadar eğitim verilmektedir) görülen bu değişmelerin yanında eğitim verilen alanların, programların içeriğinde de önemli değişiklikler görülmektedir: İnsanlar bugün artık hem beden, hem ruh eğitiminden geçirilmektedir. Onların hem zihinsel yetenekleri, hem de duygusal, heyecansal kabiliyetleri işlenmeye, geliştirilmeye çalışılmaktadır. Bunun yanında insanlara hem mesleki bilgiler, beceriler kazandırılmakta, hem de onların ahlakî, estetik değerler kazanmaları hedeflenmektedir. Kısaca eğitimin alanı içine giren hedefler, amaçlar, programlar bakımından da adeta sonsuz bir genişleme içinde bulunmaktayız. Bütün bunlara paralel olarak eğitim veren kurumların yapısında (aile, devlet, sendikalar, meslek kuruluşları), sayısında (resmî okullar, özel okullar vb), eğitime ayrılan kaynakların kendisinde (hem devletin, hem ailelerin, vakıfların eğitime tahsis ettikleri kaynaklar) baş döndürücü gelişmeler görülmektedir. Son olarak eğitim araçlarının, tekniklerinin kendisinde inanılmaz ilerlemeler (radyo, televizyon vb ile yapılan eğitim) kaydedilmekte Olduğunu da hatırlatalım.
     


Sayfayı Paylaş