Düştüm Battım Derinlere Şiir

Konusu 'Karışık Şiirler' forumundadır ve EjjeNNa tarafından 17 Ocak 2016 başlatılmıştır.

  1. EjjeNNa Administrator


    Düştüm Battım Derinlere

    Bu gece; kırılgan düşlerimin koynunda sabahlayacağım
    Tenimde susuzluktan kurumuş, elbiseleri yırtılmış,
    öfke kanamalı aşk sözcükleri kazılı
    Yine gri karanlıkların mürekkebine düştü kalemim
    Denize kıyısız durgun ırmaklar akıyor gözlerimden

    "Ben bütün yaralarımı mutluluğun içinden geçerken aldım"


    Soğuk rüzgarlar, yüzümün ağrısını içimin Maltalarına savururken;
    Tutuk(lu) adımlarla voltalıyorum,
    yargısız hüküm giydiğim karanlıkları


    Ardımda kanlı cam kırıkları ve ıslak hüzünlerde büyütülmüş
    o kadar ayrılığım var ki,
    Suskunluğuma kilitlediğim
    Üstü çizilmemiş iri puntolu harfler duruyor gözümün önünde, onarılmayı bekleyen

    ONU ARIYORUM…


    Neresi zordu ki sevmenin;
    Eğer duyulmasaydı kalbimin atışları


    Çatlarken sevimsizliğin ardamarı, acemi bir işkenceci kesiliyor hayat
    Oysa yıkılması zor değildi, yüreğime ördüğüm duvarın


    "Kİ O DUVAR EN ÇOK KENDİ İÇİNDE YIKILMIŞTIR"


    Şimdi;
    Her okuduğumda kırık-dökük güncemi, en çok beni vuruyor,
    Büyük yıkımlardan devşirdiğim, içe zalim-dışa can cümlelerim
    Hangi sularda yüzdürsem kağıttan gemilerimi, soğuk bir rüzgara yenik düşüyor düşlemler


    “DÜŞ/T/ÜM BATTI/M/ DERİNLERE”


    Dipteyim…
    Yunus’un karnında, Yusuf_i sancılarla, sabır tesbihleri çekiyorum…
    Duaya açılıyor mücrim ellerim,
    Gecenin yarısı, duvarlarında küfür yazılı odamda
    İhbar ediyorum sevda kaçakçısı duygularımı,
    Durmadan (d)üşüyorum geçmişin karanlıklarında
    Usul usul dolaşıyorum düştüğüm duvarların g(e)risinde…
    İzi duran yaralarımdan biriktirdiğim bir başkaldırının, hesapsızca çöreklendiği, kıştan kalma bir ayazım şimdi, üşüten…


    "ZATEN BEN HİÇ BAŞEDEMEDİM Kİ,
    OLUMSUZ SATIRLARIN, BOŞLUĞA DÜŞÜREN ÜNLEM İŞARETLERİYLE"


    Her parantez bir yanılışım,
    Her satır başı bir umut ve her nokta bir ölüm oldu, gecenin çıldırtan sessizliğinde…


    Oysa ben seni,
    her gece duvara astığım acılarımdan süzüp bağrıma aldım…
    Hüzün büyüğü gözlerine yaslanmanın,
    ne büyük bir onur olduğunu bil(e)medin…
    Artık içimin ağıtlarına dokunma ey kelepçesi hükümlü rüzgar !
    Kaç ölüm düştü tutsak günceme…
    Geçmişine sövülmüş bir hükmün infazında ertelendi gülüşlerim…
    Şimdi her gülüşümde yüzüm kirli…
    Koşarken yırtıldım işte;


    DÜŞ/T/ÜM BATTI/M/ DERİNLERE
     


Sayfayı Paylaş