Deniz Gezmiş

Konusu 'Biyografiler' forumundadır ve Sol_Barış tarafından 19 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. Sol_Barış Well-Known Member


    1965'ten sonra, Türkiye'de gelişen gençlik hareketinin en önemli önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO)'nun kurucu ve yöneticilerinden Deniz Gezmiş, 27 Şubat 1947'de Ankara'nın Ayaş ilçesinde doğdu. Öğretmen bir ailenin çocuğu olması sebebiyle ilk ve ortaöğrenimini Sivas'da, liseyi İstanbul'da okudu. Gezmiş, henüz lise öğrencisiyken sol düşünceyle tanıştı ve kendini dönemin eylemleri içinde buldu. 1965'de Türkiye İşçi Partisi (TİP)'nin Üsküdar ilçe başkanlığına üye oldu. İlk kez 31 Ağustos 1966'da Ankara'dan İstanbul'a yürüyen Çorum Belediyesi temizlik işçilerinin Taksim Anıtı'na çelenk koymaları sırasında işçileri destekleyen ve Türk-İş yöneticilerini protesto eden gösteri sırasında gözaltına alındı. 7 Kasım 1966'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. Ardından 19 Ocak 1967'de Türkiye Milli Talebe Federasyonu (TMTF) binasının yedd-i emine verilmesi sırasında çıkan olaylarda yakalandı ve bir gün sonra iki arkadaşıyla çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı. 22 Kasım 1967'de öğrenci örgütlerinin düzenlediği Kıbrıs Mitingi sırasında Aşık İhsani ile birlikte ABD bayrağını yaktıkları gerekçesi ile gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan Deniz Gezmiş, Hukuk Fakültesi'nde birlikte okuduğu arkadaşlarıyla birlikte 30 Ocak 1968'de Devrimci Hukuklular Örgütünü kurdu. 7 Mart 1968'de İÜ Fen Fakültesi konferans salonunda düzenlenen AIESEC genel kurul toplantısında konuşma yapan Devlet Bakanı Seyfi Öztürk'ü protesto ettiği için tutuklandı. 2 Mayıs'a kadar tutuklu kalan Gezmiş, 30 Mayıs'ta 6. Filo'yu protesto ettiği için yargılandı ve beraat etti. Öğrenci eylemleri içinde etkinliği giderek artan Deniz Gezmiş, 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesi'nin işgal edilmesinde önderlik etti. İşgal Konseyi adına İÜ Senatosu ile Baltalimanı'nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı; öğrenci haklarının elde edilip işgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. İşgalden kısa bir süre sonra İstanbul'a gelen 6. Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül'de serbest bırakıldı.
    TİP içinde yoğunlaşarak, ayrılıklara ve tartışmalara yol açan ideolojik sorunlarda Milli Demokratik Devrim (MDD) görüşünü benimseyen Deniz Gezmiş, bu görüşün özellikle devrimci öğrenciler arasında yayılmasında etkili oldu. Ekim 1968'de eylemlerde birlikte olduğu Cihan Alptekin, Mustafa İlker Gürkan, Mustafa Lütfi Kıyıcı, Cevat Ercişli, M. Mehdi Beşpınar, Selahattin Okur, Saim Kurul ve Ömer Erim Süerkan'la birlikte Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB)'ni kurdu. 1 Kasım 1968'de TMGT (Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı) , AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün başlattığı Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi. Ardından 28 Kasım 1968'de ABD büyükelçisi Kommer'in gelişi sırasında Yeşilköy Havaalanı'nda düzenlenen protesto gösterileri nedeniyle tutuklandı ve bir süre sonra serbest bırakıldı.
    İstanbul Üniversitesi'nde sağcı güçlerin 16 Mart 1969'da girişmiş olduğu hareketlere öğrenci kitlesiyle birlikte karşı koyan Gezmiş, bu eylemi gerekçe gösterilerek 19 Mart'ta yeniden tutuklanarak 3 Nisan'a kadar hapis yattı. Ardından 31 Mayıs 1969'da İÜ Hukuk Fakültesi öğrencilerinin, reform tasarısının gerçekleşmemesini protesto için giriştikleri işgale önderlik etti. Üniversitenin kapatılıp, polise teslim edilmesi nedeniyle çıkan çatışmalarda yaralandı. Hakkında gıyabi tutuklama kararı olmasına rağmen hastaneden kaçan Gezmiş, Haziran'ın sonunda Filistin'e gitti. Filistin'e gitmeden önce 23 Haziran 1969'da TMGT'nin topladığı 1. Devrimci Milliyetçi Gençlik Kurultayı'na kendisi gibi haklarında tutuklama kararı olan FKF Genel Başkanı Yusuf Küpeli ile birlikte bir mücadele programı gönderdi. Eylül'e kadar Filistin'de gerilla kamplarında kalan Deniz Gezmiş,1 Eylül 1969'da, 10 Haziran'da "üniversiteyi işgal" ettiği gerekçesiyle Hukuk Fakültesi'nden ihraç edildi. Hakkında tutuklama kararının olduğu bu dönemde gazetecilere gizlendiği yerden demeçler verdi. 23 Eylül 1969'da Hukuk Fakültesi'nde olduğu sırada haber verilen polislerin de fakülteye gelmesi üzerine teslim olan Gezmiş, 25 Kasım'da serbest bırakıldı. Ancak Yıldız Devlet ve Mühendislik Akademisi'nde Battal Mehetoğlu'nun sağcılar tarafından öldürülmesinden sonra okulda yapılan aramada, ele geçirilen dürbünlü bir tüfeğin Gezmiş'e ait olduğu öne sürülerek hakkında yeniden tutuklama kararı alındı. 20 Aralık 1969'da yakalanan Gezmiş, kendisiyle birlikte tutuklanan Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldı. Bundan sonra öğrenci eylemlerinden uzaklaşarak, mücadelesini değişik alanlarda sürdürdü. Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan'la birlikte THKO'yu kurdu. 11 Ocak 1971'de THKO adına Ankara İş Bankası Emek Şubesi'nin soygununu gerçekleştirenler arasında yeraldı. 4 Mart 1971'de dört ABD'li erin Balgat'taki Tuslog Tesisleri'nden kaçırılması eyleminde de bulundu. Kaçırılan erler daha sonra serbest bırakıldı.



    EYLEMLER:
    • İstanbul Üniversitesi'nin 12 Haziran 1968'de devrimcilerin eline geçmesine önderlik etti. İşgal konseyi adına üniversite senatosu ile Baltalimanı'nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı.
    • 1 Kasım 1968'de TMGT, AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün başlattığı Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi.
    • 11 Ocak 1971'de THKO adına Ankara İş Bankası Emek Şubesi'nin soygununu gerçekleştirenler arasında yeraldı.
    • 4 Mart 1971'de Ankara'daki Balgat Amerikan Üssü'nden dört ABD'li erin kaçırılması eyleminde bulundu. Bu eylemden sonra, Sivas'ın Gemerek ilçesi girişinde yakalandı.
    • YAKALANIŞI İDAM EDİLİŞİ:
    12 Mart darbesinin ilk günlerinde Yusuf Aslan ile birlikte Sivas'a gitmekte iken motorsikletleri bozuldu. Bir ihbar sonucu polislerin gelmesi üzerine çıkan çatışmada Aslan ile birbirlerini kaybettiler. Aslan o esnada, Gezmiş ise 16 Mart 1971 salı günü Sivas'ın Gemerek ilçesinde yakalandı ve Kayseri'ye getirildi. Buradan Ankara'ya zamanın İçişleri Bakanı Haldun Menteşoğlu'nun makamına götürüldü.
    Mahkemesi 16 Temmuz 1971 günü Altındağ Veteriner Okulu binası'nda Tuğgeneral Ali Elverdi başkanlığında Baki Tuğ savcılığında Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 no'lu Mahkemesi'nde başladı ve 9 Ekim 1971 günü bitti. Deniz ve arkadaşları 16 Temmuz 1971'de başlayan THKO-1 Davası'nda TCK'nin 146. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, 9 Ekim 1971'de idam cezasına çarptırıldı.
    İdam cezaları o zamanlar senato tarafından onaylanmak zorundaydı. İsmet İnönü "siyasi suçlar idamla cezalandırılmamalıdır" diyerek Bülent Ecevit ile birlikte red oyu kullanır. AP genel başkanı Süleyman Demirel ise infazdan yana oy kullanır. Olaydan 15 yıl sonra, Süleyman Demirel bir gazeteciye verdiği demeçte idamlar için:soğuk savaşın talihsiz olaylarından biri yorumu yapar. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ise idamları onaylayarak özür dilemeyi reddeder.[1]
    Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972 tarihinde, gece 1:00-3:00 arası, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nde idam edildi. İdama giderken imam istemedikleri bilinmektedir, fakat definlerinde bir imam bulunmuştur.[2]
    İDAMDAN ÖNCE AİLESİNE YAZDIĞI MEKTUPLAR:
    Baba, Mektup elinize geçtiğinde ben aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum, insanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler, önemli olan çok fazla yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de düşmeyeceğimden şüphen olmasın, oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir, o bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduğunu biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil Türkiye'de yaşayan Türk halkının da anlayacağına inanıyorum. Cenazem için avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara'da 1969'da ölen arkadaşım Taylan Özgür'ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul'a götürmeye kalkma, annemi teselli etmek sana düşüyor, kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum, bilimle uğraşsın ve unutmasın ki bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir, son anda yaptıklarımdan en ufak pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşi ile kucaklarım. Oğlun Deniz Gezmiş. Merkez Cezaevi[8]
    Sana ben her zaman için müteşekkirim. Çünkü Kemalist düşünceyle yetiştirdin beni...Küçüklüğümden beri evde devamlı Kurtu­luş Savaşı anılarıyla büyüdüm. Ve o zamandan beri yabancılardan nefret ettim. Baba, biz Türkiye'nin ikinci Kurtuluş savaşçıla­rıyız. Elbette ki hapislere atılacağız, kurşunlana­cağız da... Tıpkı Birinci Kurtuluş Savaşı'nda ol­duğu gibi... Ama bu topraklari yabancılara bırak­mayacağız. Ve bir gün mutlaka yeneceğiz onla­rı... Düşün baba; Bugün hükümet işini, gücünü bı­rakmış bizimle uğraşıyor. Çünkü bizden başka gerçek muhalefet kalmamış durumda. Ve hepsi Kemalist çizgiden sapmışlar. Ve tarih önünde hüküm giymiş durumdadırlar. Biz çoktan onları tarihin çöplüğüne atmış durumdayız. Size sesleniyorumki bu Türkiye'de ben ve benım gibilerin olacağına ve bizim izimizde tam bağımsız Türkiye için çalışacaklarına var gönlumle inanıyorum...
    28 Ocak 1971 Deniz GEZMİŞ


    SES BELGELERİ VE SAVUNMASI:
    • "...Biz hiçbir zaman bütün çabamıza rağmen Türkiye'nin bağımsızlığını temin edemedik. Bugüne kadar da bu * "...Öteden beri arz etmiş olduğum gibi, bu ülkede Anayasa’yı en fazla savunanlar bizleriz. Anayasa’yı ihlal edenlerse ortadadır. Anayasa’nın uygulanmasını isteyen gene bizleriz. Anayasa’yı uygulamayan yavuz kimselerse hâlâ ortadadır. Ve yine o kişiler bizim kellemizi istemektedirler..."
    • "...Yaptıklarımızın haklı olduğuna inanıyorum. Halen de bu inancı taşıyorum. Türkiye'nin bağımsızlığından başka bir şey istemedim ve bu sebeple Amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdik. Bundan dolayı ölümden korkmuyoruz. Onu ancak işbirlikçiler düşünsün ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün. Ve ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye'nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum."[1]
    • "Kısaca; Amerikan emperyalizmi yurdumuzda var oldukça bu talan devam edecektir. Türkiye’nin kalkınması için tek ve zorunlu şart Amerika’nın yurttan atılmasıdır. Hem Amerika, hem kalkınma olmaz. Kalkınma toplumsal bir sorundur. Türkiye’de Amerika var oldukça, toplum kalkınamayacak, fakat büyük zenginler, komisyoncular ve uşaklar olacaktır. Amerika yurdumuzda var oldukça, kalkınma değil, tam tersine açlık ve sefalet var olacaktır."
    • ...Fikir özgürlüğünü ve anayasayı paravan yapanlar önceleri Atatürkçü geçinirken,onun fikir ve şahsiyetinide küçük görmeye başladılar şeklinde ve sadece Mustafa Kemal tarafını beğeniyorlardı şeklinde bir cümle mevcuttu.Bunu kesin olarak reddediyorum, asla kabul etmiyorum.Diğer yurtseverler de bunu kabul etmez,bu kasten tahrif edilmek isteniyor,gerçekler örtülmek isteniyor.Bu cümle art niyetle hazırlanmıştır.Bu memlekette Mustafa Kemal'e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlar da bizleriz.
     


  2. boikot Well-Known Member

    Yaşasın Marksizm-Leninizmin yüce ideolojisi. Kahrolsun faşistler kahrolsun emperyalistler.. Ezenlere karşı verdikleri mücadelelerde ölen tüm ezilenlere selam olsun..
     
  3. hiperborlu Member

    o gün türkiyenin içinde bulunduğu durum epey vahim. türkiye nerdeyse yarı sömürge halinde . türk vatandaşları kendi ülkesinde ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyor. eleştirmek isteyenlerin dillerini tutmak zorunda oldukları da bir zaman ayrıca sebebi darbeci yönetimin başta olması. bu yüzden deniz gezmiş in yusuf un,hüseyin in ismi hep yaşayacak. onlar tüm bunları görerek Atatürk gençliği nin koyacağı tepkiyi verdiler.ses çıkarmamak onlara yakışmazdı. sonunu bile bile gittikleri bir yol diye eleştiriliyorlar şimdilerde.evet son belliydi. ama sanılanın aksine ölüm değil aydınlatmadır onların başardığı ve sonu yoktur. söylenmeyeni söylemek cesaret işidir ama söylenmeyen doğruyu söylemek erdem işidir.fazilet buradadır!!bu insanlar yaşasın tam bağımsız türkiye diyerek ipi boyunlarına geçirdilerse varsın o ip hepimizin boynuna geçsin!!
     
  4. BaRıŞ Well-Known Member

    deniz gezmiiş i şimdiye kadar kominist vatan haini gibi öğrettiler yada bizdede var suç eliizin altında internet var araştırmadık, oysaki insanlar tam bağımsız Türkiye yi savunuyorlarmış, şuanda tam bağımsız Türkiye yi seslendiren kişiler ulusalcılar aynı ithamlarla karşı karşıyaya işte buna anlam vermek zor
     
  5. özgür Member

    deniz gezmiş ve arkadaşlarının savunduğu düşünce yani tam bağımsız türkiye hepimizin hayali...onlar bu yolda canından olmuş bu fedakarlıklarına cok büyük saygı duyuyorum ve aynı azmi biz genclerde örmek istiorum...buna ulkemızın herzamnkınden daha cok ıhtıyacı var.....

    gelgelım bırde denız gezmıssın tartısmalı tarafları var...asıl konusmamız gerekenler bunlar dıe dusunuorum...

    mesela thko ( turk halk kurtulus ordusu ) bunu kurmak gercekten gereklımıydı dusuncelerını yasal yollardan anlatmasını beklerddım ben onlardan...????
     
  6. Sol_Barış Well-Known Member

    neden thko yu kurarak demek istediği sanırım arkadaşın neden silahlı mücadeleye girdi .... deniz gezmiş ve arkadaşları zaten silahlı mücadelenin karşısındaydı bu yüzden mahir çayanla da zıt düşmüşlüğü bile olmuştur ancak bir cunta vardı ve ilk ölen kişi denizlerdedir...taylan ın silahı yoktu ama öldürüldü.... yani silahlı mücadeleye girmek zorundaydılar yoksa hepsi düşüncesini savunamadan ölüp gidecekti duyuramadan düüşncelerini öelceklerdi ve bugunun şartlarıyla oguun şartları bir tutmak doğru değildir onlar silahlı mücadeleye girmek zorundaydılar... bugun bunu eleştirenler ogunun şartlarını anlayamayalardır... ogun yasal yollardan denizlerin savunduğu düşünceyi savunmak çok ama çok zordu ki amerikan emperyalizmi zaten buna izin vermesdi......buda silahlı mücadelenin sebebidir ve haklıydılar bu yola girmekte.....
     
  7. özgür Member

    cvp ıcın saol...acıklayıcı bır cavap ....tatmin oldum... :D
    bı de su konu hakkındakı görüşlerini duyarsam çok müteşekkil olucam......


    deniz gezmisin idam edilmeden önce söyledigi son sözlerinden biri.

    "Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! Yaşasın işçiler, köylüler! Kahrolsun Emperyalizm!"


    burdakı cumlelerını sırayla ele alalım, ´yasasın tam tam bagımsız turkıye´diyor gusel bı dusunce buna herkses katılır..´´yasasın marksızm lenınızm´´dıor ne oldunu bılmıorum yorum yapamıcam...´´yasasın turk ve kurt halkalarının kardeslıgı dıor ´´bu sözle ilgili yorumlarınızı beklıorum...takıldıgım noktada şu:
    denız gezmıs devrımcı bır ınsan amacı turkıyenın emperyalızmın boyundurlugunda kurtulmasını saglamak.bu dusuncede olan bı ınsan neden son sozlerınde yasasın turk ve kurt halklarının kardeslıgını cumlesını solemek zorunda hıssdıo...tamam yasasın soledıgı sey ıyı fakat senın amacın emperyalızmı ve dısguclerı ulkeden atmak,bagımsız bır turkıye yaratmak neden amacınla alakası olmayan baska bı konuyu soluyosun..bu konuyla ılgılı bır problemı varmıs gıbigelıor......ben bu sekılde anlıorum..::?::?:?:?:
     
  8. Sol_Barış Well-Known Member

    arkadaşım marksizm bir düşüncedir ( komünizmdir)
    neden yaşasın kürt-türk halkının kardeşliğide derken... türkiyede bulunan iki farklı halkın kardeşliği demiş burda sorun ne ?konudan farklı değil konu tam bağımsız türkiye türkiyede yaşayan kim türkler kürtler bunların kardeşliğini savunmuş... başka bi sebep aramak için neden yoktur senin aklın bölücülüğe gidio anlaşılan ama alakasızdır o bölücülük değil kardeşlikten söz etmiştir ve kendi verdiği sözlerde türkiye halkı yahutta türk halkı demiştir çünkü kendiside türk halkı derken kürt halkınıda kapsadığını biliordu kısacası atatürk milliyetçiliği diyebilirz ...........
     
  9. boikot Well-Known Member

    Kürt ve Türklerin düşmanca birbirine bakmasına tepki olarak yaşasın kardeşlik diyo bunda ne var marksizm derken de sosyalist bir türkiye istediğini açıklıyor..
     
  10. ElMiRa Well-Known Member

    oku oku bıtmedı bee:):)
     

Sayfayı Paylaş