Ali Kuşçu Sözleri

Konusu 'Karışık Sözler' forumundadır ve GuNaHKaR tarafından 18 Kasım 2015 başlatılmıştır.

  1. GuNaHKaR Well-Known Member


    Hamdullah Suphi Tanrıöver, 1935 yılında Bükreş Büyükelçiliği görevindeyken yaşadığı bir olayı şöyle anlatıyor:

    Yugoslavya'nın üç büyük şâirinden birisi Bükreş’te büyükelçi olarak vazife gördü. Sekiz ay uğraştım, onu İstanbul’a getirdim. Kalbinden biraz hasta idi. Maksadım, İstanbul’un güzelliklerini ona gösterip, eşsiz âbidelerini tanıtmakla beraber, sihir ve füsûnu önünde şâirin kalemini memleketimin lehinde kullandırıp İstanbul’la ilgili bir şiir yazdırmaktı.

    Bu yabancı şâir ve büyükelçi ile geldiğimiz gibi, medeniyetimizin bir şâheseri olan Süleymâniye Câmii'ni ziyaret ettik. Sultan Süleyman'ın türbesini de gezmek arzusuna düştüler. Beraber türbeye yürüdük; baktık, kapısı kapalı. On-on bir yaşlarındaki çocuklar orada oynuyorlar! En kabadayısına yaklaştım:

    - Oğlum, acaba türbedârı bulabilir misin? dedim. Cevap verdi:

    - Onu bulmak zordur, isterseniz arayalım, dedi.

    Vaziyeti biliyordum, söyleyecek şey bulamadım. Onlar:

    - Gâliba tâmir var, dediler; fakat iskele yok. Kafamı kurcalıyorum, o kadar kurcalıyorum ki, o dakikaya yarayacak bir şey söylemek istiyor, fakat bulamıyordum. Nihayet şunları söyleyebildim:

    - Bir müddet mâzi ile alâkamızı kesmek istedik, onun için türbeleri kapattık, dedim. Yabancı diplomat hayretle yüzüme baktı:

    - Ciddi mi söylüyorsunuz? dedi. Cevap verdim:

    - Ciddi, dedim.

    Şu sözleri söyledi:

    - Tarihi olmayan milletler, tarih huzurunda hikâye ve efsâneler uydururlar. Sizin ise, büyük bir tarihiniz vardır. Bu tarihi yapanların türbesini nasıl kapatıyorsunuz?
     


Sayfayı Paylaş