TurkeyArena

Geri git   TurkeyArena > Lise Dersleri > Türkçe-Edebiyat

Türkçe-Edebiyat Türk Edebiyatı

Paragraf Test Soruları ve Cevapları

Türkçe-Edebiyat icinde Paragraf Test Soruları ve Cevapları konusu , Paragraf Test Soruları ve Cevapları 1. Yabancı dillerin etkisinin artması, Türkçenin söz varlığını, söz dizimi özelliklerini olumsuz yönde etkiliyor. Divan Oteli demek dururken Hotel Divan, Marmara Oteli demek dururken The ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 02-02-2009, 06:25 PM   #1 (permalink)
Super Moderator
 
RüzGaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Yaş: 25
Mesajlar: 14.428
Sponsor Bağlantılar
Standart Paragraf Test Soruları ve Cevapları


Sponsor Bağlantılar


Paragraf Test Soruları ve Cevapları
1. Yabancı dillerin etkisinin artması, Türkçenin söz varlığını, söz dizimi özelliklerini olumsuz yönde etkiliyor. Divan Oteli demek dururken Hotel Divan, Marmara Oteli demek dururken The Marmara demek, Türkçenin sözdizimi özelliklerini zorlamaktır. Son zamanlarda bir de çeviri yoluyla anlatım türü ortaya çıktı. Sözler Türkçe, ama anlatım kalıbı yabancı kaynaklı... Doğru olmayan bu kullanışlar da yaygınlaşıyor: Çay içmek, kahve içmek yerine çay almak, kahve almak; özür dilerim yerine üzgünüm gibi kullanışlar bunlara sadece birkaç örnek. Türkçenin yapısına ve mantığına aykırı bu yanlışlardan kurtulmamız gerekiyor.

Böyle düşünen bir yazar aşağıdakilerden hangisini söylemiş olamaz?

A) Türkçenin yabancı dillerin etkisinden kurtulmalıdır.
B) Yanlış kullanımlar dilimize zarar verir.
C) Bazı anlatım kalıpları olduğu gibi çevrilmemelidir.
D) Dilimizin kurallarına aykırı kullanımlardan kurtulmamız gerekir.
E) Yabancı kaynaklı kullanımlar bir dilin zenginliğinin göstergesidir.


2. Halit Ziya, eserlerinde insani değerleri esas aldığı için onun eserlerindeki kahramanlar insanı her yönüyle adeta kuşatır. Toplumun her kesiminden seçilen kahramanlar, yüzeysel bir şekilde tanıtılmaz. Yazar, kahramanlarının mizacı ve psikolojileri üzerinde yoğunlaşarak onların iyiye ya da kötüye doğru yönelişini tarafsız bir şekilde verir. Bunu yaparken de toplum gerçeklerini göz ardı etmez ve toplum gerçeklerini olduğu gibi yansıtmaya çalışır.
Yukarıdaki paragrafta aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Yazar, kahramanlarını gerçekçi bir şekilde tanıtmıştır.
B) Yazar, kahramanlarını tanıtırken onların ruhsal yönleri üzerinde de durmuştur.
C) Halit Ziya’nın eserlerinde toplumun her kesiminden insana rastlamak mümkündür.
D) Yazar, kahramanlarını tanıtırken yan tutmaz.
E) Halit Ziya’nın kahramanları ya tam iyidir ya da tam kötüdür.


3. Alman dilinin gelenekçi söyleyiş kurallarının dışına çıkan Nietzsche, yazılarını bir şiir uyumu içinde yazar, aklından geçeni yazıya dökerken dil bilgisi kurallarını bir yana iter; aforizmalar şeklinde yazdığı eserlerinin büyük kısmı imalarla, düşüncelerine dair ipuçları ile doludur. Olumlu başladığı bir cümleyi ya da paragrafı olumsuz bitirir ya da olumsuz başlar, olumlu bitirir. Alaycı, iğneleyici bir anlatımı vardır.

Yukarıdaki paragrafta aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Yazar dil bilgisi kurallarına uymamıştır.
B) Yazılarında şiir uyumu görülmektedir.
C) Gelenekçi söyleyiş kurallarının dışına çıkmıştır.
D) Yazılarının gidişatında istikrarlı davranmıştır.
E) Anlatımında kendi düşüncelerini de vurgulamıştır.


4. Türk kültür hayatındaki son on-on iki yıllık gelişme cumhuriyetin kuruluşundan sonra yapılan reformlardan hız almıştır. Tanzimat döneminin reformlarıyla başlayan dönem Türkiye’de Doğu - İslam müesseseleriyle Avrupa’dan müesseselerin yan yana yaşadıkları bir geçiş dönemidir. Cumhuriyetin kuruluşuyla girişilen reformlar ise, Osmanlı İmparatorluğu’nun mirası olan ikililiğe son vermiş, Türkleri kesin olarak batı kültürü ve medeniyeti çevresine sokmuştur.

Yukarıdaki paragraftan “Türk kültür hayatı”yla ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

A)Cumhuriyet döneminde yapılan reformlar bazı
alanlarda ikililiğe yol açmıştır.
B)Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Doğu-Batı kültür
öğeleri bir arada devam etmiştir.
C)Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanzimat’tan sonra ikililik yaşanmıştır.
D)Türkiye’de yaşanan ikililik Türklerin batı kültürü ve
medeniyeti çevresine girmesini zorlaştırmıştır.
E) Kültür hayatımızdaki gelişmeler cumhuriyetten
sonraki reformların sayesinde olmuştur.


5. Çağdaşları arasında en büyük şairdi Atilla İlhan. Kendi alanında bir virtüözdü. Ama artık yok! Şiirlerindeki serbestlik, rahatlık ve ne olursa olsun doğruluk… Çoğu şairde göremeyeceğimiz bir üslup… Lise sıralarına yazılan iki satırı, şiir diye okuyan toplumumuzda bu ne büyük acıdır(!) Allah’ın rahmeti üzerine olsun...
Yukarıdaki parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A.ŞairTürk edebiyatının en büyük şairiydi.
B.Doğruluktan yana olan bir şairdi.
C.Üslubu birçok şairden farklıdır.
D.Toplumumuzda şairin değeri bilinmemiştir.
E.Kendi alanında önde gelen bir şairdir.


6. Türkçenin şu andaki en önemli sorunu, dildeki yabancı öğelerin artmasıdır. Her dilde yabancı kökenli söz vardır. Hiçbir dil saf değildir. Türkçe de pek çok dile söz vermiş, pek çok dilden söz almıştır. Türkçenin verdiği sözler de vardır. Bunlardan en ilgi çekici olanı son zamanlarda dilimize giren kiosk’tur. Bu söz Türkçeden İngilizceye geçen köşk sözüdür. İngilizcede kiosk biçimine dönüşmüş ve bizim sözümüz bu defa farklı bir anlamda karşımıza çıkmıştır. Dildeki yabancı sözlerin bir ölçüsü olma-lıdır. Bu ölçü dilin kimliğini bozacak derecede olmamalı- dır.Dil gerek duyduğu sözleri,karşılık bulunmaması durumunda yabancı dillerden aynen veya ses değişikliğine uğratarak alır.
Yukarıdaki paragraftan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A.Türkçeden yabancı dillere sözcükler verilmiştir.
B.Dilimize giren sözcükler dilimizin yapısını bozacak derecede olmamalıdır.
C.Yabancı dillere geçen sözcükler değişime uğrayarak tekrar karşımıza çıkmıştır.
D.Dilimize yabancı sözcükler girmemelidir.
E.Yabancı sözcük kullanmayan hiçbir dil yoktur.

7. Klasik sözcüğü, üzerinden çok zaman geçtiği halde değerini yitirmeyen, türünde örnek olarak gösterilen eserler için kullanılır. Klasikler, edebiyatı edebiyat yapan gerçek değerlerdir. Böyle önemli eserlerin sahnelenmeleri çok dikkatli bir çalışma gerektirir. Eserin özüne, ruhuna, geçtiği çağa, metinde yaratılan atmosfere ve dil yapısına sadık kalmak esastır. Klâsikler çinko, kalay, bakır değildir, onlar altındır,24 ayar altın. Altına altın muamelesi yapmak ve meseleye bir sarraf hassasiyetiyle yaklaşmak gerekir.
Yukarıdaki paragrafta aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir.

A.Klasik eserler kalıcı eserlerdir.
B.Klasikler edebiyatın temel taşlarıdır.
C.Klasik eserler sahneleneceği zaman eserin genel
yapısının bozulmamasına dikkat edilmelidir.
D.Günümüzdeki klasikler gelecekte de varlığını
sürdüreceklerdir.
E.Klasikler değerlendirmeye alınırken çok hassas
davranılmalıdır.


8. Dil değişimine inananlar, ona yürekten katılanlar; evimizde oturup düzgün uyaklı, Nedim ağzından gazeller yazarak kendimizi ve iki üç bağımlıyı eğlendirmek hevesinde değiliz. Bizim bütün düşüncemiz, derisi katılaşmış eline sapanını tutan,çatlak topuklu,çorapsız ayağıyla Türk topraklarının göbeğine basan yurttaşlarımızın söylediğini anlamak, istediğini yapmak, yapmasını istediğimizi ona kolayca anlatmaktır.

Böyle söyleyen bir yazar için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Nedim ağzından gazeller yazmak istemektedir.
B) Halkın kendisini kolayca anlamasını istemektedir.
C)Dilin değişiminin halkı zor durumda bıraktığını düşünmektedir.
D.Halkın üst tabakasına seslenmeyi yeğlemektedir.
E.Dilin değişmemesi taraftarıdır.

9. Kadınların gerçek yüzünü saklayıp makyaj yapmalarını modern toplumun, çağdaş insanın kadın üzerindeki baskısı olarak görüyorum. Bu baskı altında kadınlar hep kendini saklamak, kendini insanlara beğendirmek zorunda kalmıştır. Kadınların bu baskıdan kurtulması, ancak toplumun kadına bakış açısının değişmesiyle mümkün olacaktır.
Yukarıdaki paragraftan aşağıdakilerden hangisi çıkarılabilir?
A) Toplumsal bir sorun olan makyaj, kadınları toplumda
küçük düşürmektedir.
B) Kadınlar, makyaj yaptıklarında kendilerini daha
güzel hisseder.
C) Makyaj yapımıyla toplumsal anlayış arasında bir bağ
vardır.
D) Eski çağlardan bu yana toplum, kadınlar her zaman
ön planda olmuştur.
E) Kadın gerçekten güzelse onun makyaj yapmasına
gerek yoktur.


10. Batılılaşmak Osmanlı’dan miras kalan ve Türkiye’nin de bir türlü dindiremediği iki yüzyıllık bir sancı. İçinde bulunduğumuz günler, bu sancıyı azaltmak için en somut adımların atıldığı bir tarihsel dilime rastlıyor. Avrupa Birliği’ne katılmak amacıyla peş peşe uyum yasaları çıkarıldı, yıllardır yaşadığımız antidemokratik uygulamaları kınayanlar Avrupa Birliği taraftarlarının katılımıyla artıyor, Türkiye’de Avrupa Birliği’nin getireceği ekonomik artılar ve eksiler tartışılıyor. 3 Ekim’den sonra müzakerelerin başlamasıyla ve tam üyelik vizesinin alınmasıyla her şey su yüzüne çıkacaktır.
Yukarıdaki parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A) Batılılaşma yalnızca Türkiye’nin sorunu değildir.
B) Günümüzde Avrupa Birliği için bazı adımlar atılmaktadır.
C) Avrupa Birliği’nde Türkiye’nin tam üyeliğinin artıları ve eksileri tartışılmaktadır.
D) Batılılaşma süreci iki yüz yıl öncesine dayanmaktadır.
E) Avrupa Birliği taraftarları Türkiye’deki antidemokratik uygulamaları kınamaktadır.


11. Zavallı Osmanlıca! Ne kadar kolay yıkılıp gitti. Selanik’te başlayan, kökenini halkın dil bilincinde ve konuşma dilinde bulan sade lisan akımı, beslenip gelişerek, yirmi yılda Osmanlıcayı tahtından indirdi. Yüzyıllar içerisinde oluşmuş bir yazı dilinin bu kadar kolaylıkla ortadan kalkması üzerinde yeterince durulduğunu, bu olgunun yeterince incelendiğini sanmıyorum.

Yukarıdaki paragrafta aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Osmanlıca kısa bir süre içerisinde ortadan kalkmıştır.
B) Sade dil akımı konuşma diline yakındır.
C) Osmanlıca çok geniş bir coğrafyada kullanılmıştır.
D) Osmanlıcanın oluşumu kısa bir zaman almıştır.
E) Osmanlıcanın yıkılması üzerinde fazla durulmamıştır.


12. Az gelişmiş milletlerin geri kalma sebepleri incelendiğinde, insanlarının milli ve çağdaş ihtiyaçlara göre eğitilmemiş olduğu görülür. Gelişmiş milletlerin gücü ekonomi, endüstri ve ticaretteki başarılarından çok eğitilmiş, vasıflı iş gücünden ileri gelir. Çünkü maddi güçler bir gün kaybedilebilir. Onun için bir ulusun yaptığı en iyi yatırım eğitime yaptığı yatırımdır.
Böyle düşünen bir yazara göre bir milletin gelişmesi aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?
A) Gelişmiş milletlerle iyi ilişkiler kurulmasına
B) Ticarette yeni atılımlar yapılmasına
C) Ekonomik alanda reformlara
D) Eğitim seviyesinin yükseltilmesine
E) Sanayileşme hızının arttırılmasına


13. Türk cumhuriyetlerinde, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra yeni bir süreç başlamıştır. Beş Türk cumhuriyeti bağımsız olmuş, diğerleri de daha serbest hareket edebilme imkânlarına kavuşmuştur. Nitekim bunun etkisi de kısa zamanda görülmeye başlanmıştır. 1991’de Azerbaycan, 1993’te Türkmenistan ve Özbekistan, 1994’te de Karakalpakistan Lâtin alfabesine geçme kararı almıştır. Bu ülkelerde yeni alfabeye geçiş kademeli olarak uygulamaya konmuştur. Diğer yandan Kırım Türkleri ile Gagavuzlar da Lâtin alfabesine geçerek bazı süreli yayınlarını yeni alfabeyle basmaya başlamışlardır.(turkeyarena.com)
Yukarıdaki paragrafta aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A) Bazı Türk cumhuriyetleri serbest hareket etme imkânına kavuşmuştur.
B) Latin alfabesine geçiş bu devletlerin daha kolay edebi ürünler ortaya koymasını sağlamıştır.
C) Bazı ülkelerde yeni alfabeye geçiş aşamalı olarak uygulamaya konmuştur.
D) Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra bazı Türk cumhuriyetleri bağımsız olmuştur.
E) Sovyetler Birliğinin dağılması Türklerin yeni alfabeye geçişi için bir fırsat olmuştur.


14. Gelenekler, bireysel yaratıcılık, grup farklılaşması ya da değişen koşullara uyarlanma zorunluluğundan ileri gelen değişme dinamiği ile çatışır. Bu durum nesil farklılaşmasına neden olur. Ama aynı zamanda da değişimle uzlaşır. Çünkü gelenekler değişmeyi, gecikmeli de olsa, giderek özümler. Bugünün değişimleri, yarının gelenekleri olur.
Yukarıdaki paragrafta “gelenek” ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
A) Geleneklerin değişimle çatışması nesiller arası kopukluğa neden olabilir.
B) Gelenekler de zamanla değişebilir.
C) Değişimin başlıca nedenleri yaratıcılık ve farklılaşmadır.
D) Gelenekle değişim bazı noktalarda zıt düşebilir.
E) Gelenekler değişen koşullara çabuk uyum sağlar.


15. Bilimde, teknolojide yaşanan gelişmeler dile de yansır. Yeni kavramlara, yeni ürünlere dilimizin kaynaklarından yararlanarak karşılık bulmamız gerekir. Türkçe söz köklerinden işlek eklerle yapılan yeni türetmelerle dilin söz varlığı zenginleştirildiği gibi, aynı yolla dile kazandırılacak terimlerle Türkçenin bilim dili olarak gelişmesine katkıda bulunmuş olacağız. Aksi halde dilimiz yabancı dillerin baskısı altında kalarak benliğini yitirir. Benliğini yitirmiş bir dilin milleti de yok olmaya mahkumdur. Bu konuda aydınlara ve özellikle dil araştırmacılarına büyük görevler düşmektedir.
Böyle düşünen bir yazar aşağıdakilerden hangisini söylemiş olamaz?
A)Teknoloji ve dil ilişkisi göz ardı edilemez.
B) Yapılan yeni türetmeler dilimizi zenginleştir
C) Teknolojinin yeni ürünlerine Türkçe karşılıkların bulunması Türkçenin bilim dili olmasını sağlar.
D) Bilim dili olan Türkçenin yeni kelimeler türetmesine gerek yoktur.
E) Teknolojiye paralel olarak yeni kelimeler türetmek dilimizi yabancı dillerin baskısından kurtaracaktır.

Cevap anahtarı
1.E 2.E 3.D 4.C 5.A 6.D 7.D 8.B 9.C 10.C 11.D 12.D 13.B 14.E 15.D





RüzGaR isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Alt 03-11-2010, 06:51 PM   #2 (permalink)
Aktif Üye
 
Üyelik tarihi: Oct 2010
Mesajlar: 105
Standart

teşekkürler çok güzel sorular hazırlamışınız
stormahmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23-01-2011, 12:45 PM   #3 (permalink)
Super Moderator
 
RüzGaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Yaş: 25
Mesajlar: 14.428
Standart Paragraf Test Soruları ve Cevapları-2

1.Geçmişi anlatan bir yazar bile içinde yaşadığı zaman dilimini aydınlatmak ve geleceğe ışık tutmak amacını taşır. Bu amacı alçak gönüllülükle kendisi taşımıyorsa yapıtı taşıyordur. "Yarına kalmak değil, günüme kök salmak istiyorum." diyen yazar bile, bu dünyadan geçmeden önce alkış seslerini duymak sevdasında değilse, bulmak istediği kökün yarın çiçekleneceğini ve tohum vereceğini umar.

Aşağıdakilerden hangisi bu parçada savunulan görüşle çelişir?

A) Yazarlar ister geçmişi ister bugünü anlatsınlar gelecek umudunu taşırlar.

B) Yazarların neyi anlattıklarından çok hangi amaçla yazdıkları önemlidir.

C) Yazarların gelecekte anılmaları dünü ve bugünü anlatmalarına bağlıdır.

D) Yazarların alçak gönüllükleri, farkında olmadıkları amacıyla çelişir.

E) Yazarlar ister dünü ister bugünü anlatsınlar bir yanlarıyla geleceğe ışık tutarlar.


2.Şair, sanat adamı, gerçek duygularını, gerçek inançlarını söyleyen adam değil, söylediklerinin doğru olduğuna beni inandırabilen adamdır. Şair beni inandırabiliyorsa yeter; ama acemi şairse; inandıramıyorsa, inançları, duyguları için canını versin, gene inanmam. Hem sanat eserinde samimilik aramayız; aradığımız o eserin samimi görünmesidir.

Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?

A) Sanatçı acemi ise duygu ve düşüncelerini inandırıcı kılamıyorsa okuyucuyu etkileyemez.

B) Sanatçı inandıklarını en güzel bir biçimde işlerse başarılı sayılır.

C) Sanatçı eserine inançlarını yansıttığı takdirde inandırıcılığını yitirir.

D) Sanatçının eserlerinde gerçek duygu ve düşüncelerini söylemesi beklenmemelidir.

E) Sanatçı söyledikleri doğru olmasa bile onları inandırıcı kılabilen kişidir.


3.Şiirin bir dili vardır. Bu konuştuğumuz, yazdığımız dil değildir. Şiirin ayrı bir dili olduğu gibi, her şairin de ayrı bir dili vardır, bundan kuşkunuz olmasın. Şiir başka dile çevrilemez, aktarılamaz, derler ya işte bu yüzdendir. Şair de kendi dilinden başka bir dilde şiir yazamaz.

Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?

A) İyi bir şiirin başka dile çevrilmesi mümkün değildir.

B) Başarısız şairlerin şiirleri başka dile çevrilebilir.

C) Şiir dili günlük dilden çok kültür diline yakındır.

D) Şairi, yazdığı dilin şairi saymak gerekir.

E) Her şairin dili, üslubu kendine özgüdür.


4.Büyük yazarlar, hepsi değilse de çoğu bir sorunu ortaya atmak, bir düşünceyi yaymak, yahut savunmak için yazmışlardır; ama bunu ustaca yapmışlardır. Doğru bildiklerini söylerken güzel söylemek gerektiğini de gözden kaçırmamışlardır. Benim anladığıma göre bizdeki genç romancılarla genç hikayecilerin yazılarında, çok kimsenin sinirlerine dokunan bir acemilik var ki bazen savundukları, düşüncelere de kötülüğü dokunuyor. Dünün büyük eserlerini ustaların kitaplarını okumakla işte o acemilikten kurtulabilirler.

aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?

A) Büyük yazarlar düşüncelerini ustaca savunmaya dikkat etmişlerdir.

B) Genç yazarlar büyük eserleri okuyarak kendilerini geliştirebilirler.

C) Büyük yazarların çoğu eserlerinde bir düşünceyi yaymak, savunmak amacını gütmüşlerdir.

D) Genç yazarlar acemilikten kurtuluncaya kadar herhangi bir düşünceyi savunmamalıdır.

E) Genç yazarların acemilikleri savundukları düşüncelerin zararına olmaktadır.


5.Şair düşüncesinin cılızlığını, bayalığını vezinle,kafiyeyle, ahenkle örtebiliyor; şair olduğu için birçok kusuru bağışlanıyor. O kusurlar nesirde daha çok göze çarpıyor. Ben otursam da boyuna bülbülü, gülü anlatsam çekilir mi? Şairler nice yüzyıllardan beri söylüyor, gene seve seve okuyanlar bulunuyor. Hele bir hikayecinin anlattıkları başka bir hikayecinin anlattıklarına benzesin bir kıyamettir kopuyor. Şairlere neden çatmıyorlar? Nesir yazanınki çalmak da onlarınki çalmak değil mi?

Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

A) Şairler biçimden yararlanarak düşüncelerin yetersizliğini kapatabilir.

B) Şairler nesircilere nazaran daha az eleştirilir.

C) Şairler her zaman özgün konularda yazmak zorundadır.

D) Şairler aynı konuları yüzyıllarca söyleseler bile yadırganmazlar.

E) Düzyazı yazmak şiir yazmaktan daha zordur.


6.Divan edebiyatından çıkarken bize kuvvetli şairden çok, kuvvetli naşir (yazar) lazımdı. Batı'dan öğreneceğimiz, bir an önce öğrenmeye muhtaç
olduğumuz şey düzyazıydı. Avrupa bize şiiri öğretemezdi. Çünkü şiiri biz ona öğretecek durumda idik. Edebiyatımız baştan başa şiirdi. Ancak şiir, içinde yaşadığımız âleme gözlerimizi kapatmıştı. Yaşayabilmek için yeryüzüne inmek, etrafimizi görmek, düzyazıya yönelmek zorundaydik.

Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?

A) Yaşamı algılamak, gerçekleri görmek için f düzyazıya ihtiyacımız vardı.

B) Kültür eksikliğimiz düzyazının yokluğundan ileri geliyordu.

C) Divan edebiyatı düşünceden çok duygulara; yönelikti.

D) Divan şiiri gerçeklerden uzaktı, yaşamı öğ-renmemizi engelliyordu.

E) Şiir alanında Batı'dan daha ileri seviyedeydik.


7. Güzellik, bir tablo üzerinde ilk göze çarpan şeydir, bir kitapta ise gizlidir. Bir sesteki ya da bir yüzdeki sevimlilik gibi inandırma yoluyla etki eder. Zorlamaz, fark ettirmeden kabul ettirir kendisini. İnsan kanıtlara boyun eğdiğini sanır, oysa göremediği bir çekiciliğe kapılmıştır.

Bu parçaya göre bir kitabın güzelliğinin en belirgin özelliği nedir?

A) Kanıtlarının sağlam ve etkili olması

B) Büyülü; bizi saran bir çekiciliğinin olması

C) Duygulardan çok duyuları etkilemesi

D) Düşüncelerimizi etkileyip geliştirmesi

E) Okuru kendini incelemeye yöneltmesi


8. Ben hep kendimi eleştirdim. Benim en acımasız eleştirmenim yine benim. Aldığım övgülere kapıldım, yergileri hoşgörüyle karşıladım. Hepsinden bir şeyler aldım elbette. Nurullah Ataç, Necati derdi başka bir şey demezdi. Şiirimi beğenirdi. Ama ben yeni şiirimde o seviyeye erişemezsem,yırtar atardım onu. Böyle yetmişin üzerinde şiirimi yok ettim.

Bu parçanın yazarı aşağıdakilerin hangisiyle nitelenemez?

A) Özeleştiri yapan

B) Daha iyisini yapmaya çalışan

C) Övgü ve yergilere kulak asmayan

D) Başkalarınca takdir edilen

E) Eleştirilmekten memnun olan

9. Ahmet Mithat Efendi kendisine yapılan "şiirden anlamaz" eleştirisi üzerine şunları yazar: Şiiri pek de sevmediğim yargısına varmışsınız. Gençliğimde şiirle ben de uğraştım; ancak sonraları araştırmalarım ilerledikçe, şiire nefret değil -şiirden nefret edilmez düşmanlık göstermeye başladım. Çünkü gördüm ki sözden amaç anlamdır.

Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?

A) Düzyazının şiirden üstün olması

B) Şiirde öğreticiliğe yer verilmemesi

C) Yazarın şiirden zamanla soğuması

D) Şiirin değersiz sayılması

E) Şiirde anlamın ikinci planda kalması


10. Eski şair, sanatı sahte bir ciddiyetle ele alıyordu. Bir kalem efendisi resmiyeti ile ölçülü konuşmaya alışmıştı. Şiir diye sunduğu eserlerinde gün*delik konuları, sokağı, sokak adamlarını, kitleyi küçümsüyor; bir nükte, bir mizah unsuru bulundurmayı pot kırmak kabul ediyor, bunları sanatın ağırbaşlılığına aykırı buluyordu.

Bu parçaya göre aşağıdaki dizelerden hangisi eski şiire örnektir?

A) Bir aydan beri iş arıyorum, meteliksiz Ne üstte var ne başta

B) Beyaz yüzlü serviler uzanırken yerlere Açtı dallar göğsünü gecelerin yasına

C) Ey şehir bütün hemşehrilerim Bayramınız bayramım, kaderiniz kaderim

D) Taşranın küçük kasabalarında Sebze arabalarıyla yolculuk ettim

E) Hiçbir şeyden çekmedi dünyada Nasırından çektiği kadar


11. Mimar olan yeğenimle yine aynı meslekten eşi ziyaretime gelmişlerdi, ikisi de eski İstanbul hayranı. Aile büyüklerimizden kalma eski, siyah beyaz resimlerin bulunduğu albümleri önlerine koydum. Çokları albüme bakmaktan sıkılır; ama onlar tam tersine saatlerce ayrılamadılar albümün başından. Çünkü içlerinde fotoğraf ustalığı olanlar ya da belge niteliği taşıyanlar vardı. Bazısı büyüklerimizin gittikleri yerlerin hatırası, bazısı çeşitli illerden gönderilmiş, yurdumuzun bundan elli atmış sene öncesinin görüntüleriydi.

Bu parçaya göre yazarın yakınlarının albüme bakmaktan sıkılmamalarının aşıl nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A) Albümde büyüklerinin fotoğraflarının bulun*ması

B) Resimlerin siyah beyaz olması

C) Fotoğrafların usta işi olması ve belge niteliği taşıması

D) Albümde İstanbul'un eski zamanlarına ait resimlerin bulunması

E) Resimlerin doğal ve tarihi değeri yüksek şehirlere ait olması


12. Halktan uzak kalmak şairlerimize öyle pahalıya mal olmuştur ki bugün hiçbiri kendi halkıyla tercümansız konuşamıyor. Abdülhak Hamit, kapıları zorlamış, yollar açmış şiirimizde, kabul. Böyle iken hangi sözü, hangi şiiri, köyümüzde ağızdan ağıza dolaşabilir, günlük konuşmalarımıza kendiliğinden karışabilir? Demek ki en büyük yaratma gücü bile halktan ayrı düştü mü hayattan da ayrı düşüyor; kendi kendine yaşayamıyor.

Aşağıdaki yargılardan hangisi bu parçadan çıkarılamaz?

A) Abdülhak Hamit şiir alanında yeniliklere yönelmiş yaratıcı bir şairdir.

B) Halkın sevip benimsediği bir sanatçı her zaman sevilip sayılır.

C) Halkla bütünleşemeyen sanatçılar gelecekte unutulur.

D) Şairlerin günlük konuşmalarımıza girecek kadar etkili ve sade dizeleri olmalıdır.

E) Şairler sözleriyle halkın yaşantısına karışabilmelidir.

13. Balzac "Tılsımlı Deri" adlı romanında bir bankerin verdiği yemekte on beş yirmi konuğu aynı anda konuşturuyordu. Onun kâğıt üzerinde anlattığı bu sesleri, kulaklarımı sağır edercesine somut olarak duyuyordum. Daha da önemlisi, duymakla kalmıyor, konuşan konukların her birini görebiliyordum da; onların gözlerini, bakışlarını, tüm hareketlerini görebiliyordum. Oysa Balzac bankerin konuklarının ne görünümlerini ne de yüz çizgilerini anlatıyordu.

Yazarın, Balzac'ın romanlarında başarılı bulduğu yön aşağıdakilerden hangisidir?

A) Birden çok kişiyi aynı anda konuşturabilmesi

B) Kişilerinin dış görünüşlerini çok canlı bir şekilde yansıtabilmesi

C) Okurlarına kişilerini çok yakından tanıtabilmesi

D) Sözcüklerle kişilerine görünürlük kazandırabilmesi

E) Kişilerini konuştururken samimi olabilmesi

14.Sahnenin tozunu ilk yuttuğunda on yedi yaşındaydı. Oyunculuk dışında oyun yazarlığı, yönetmenlik, gazetecilik, çevirmenlik gibi uğraşlarla da ilgilendi. Tiyatro dünyamızın en renkli kişiliklerinden biri olan bu yetenekli sanatçının ilgi alanı tiyatro ile de sınırlı kalmadı. Güncel konular üzerinde yazdıklarıyla düşüncelerini okurlarla paylaştı. Anlatılanla dinleyeni, oyunla seyirciyi bir araya getiren bir usta oldu.

Bu parçada aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

A) Oyunculuğunun yanı sıra gazeteci kimliğine sahip olduğuna

B) Oyunculuğa erken yaşlarda başladığına

C) Yeteneklerinin oyunculukla sınırlı kalmadığına

D) İyi bir sanatçı olduğuna

E) Ününün ulusal sınırları aştığına

15.Kanımca genel bir kusurumuz, romanlarımızın anlatım yönünden ekonomik olmayışı söz yükünün fazlalığı. Kimi romanlarımızda konular körük gibi açılmakta; fakat zor kapanmaktadır. Eski romancılarımızın "çalakalem" yazma hastalığı, bizim kuşağa "çalatuş" yazma hastalığı olarak geçmiş görünüyor.

Bu parçaya göre yazarın romanlarımızda ulaşılmasını istediği yön aşağıdakilerden hangisidir?

A) Açık ve özlü bir anlatıma kavuşması

B) Herkesin anlayabileceği biçimde yazılması

C) Konularda ayrıntılara az yer verilmesi

D) Kısa ve özlü eserlerin yazılması

E) Cümle kuruluşlarına ve yazıma özen gösterilmesi

16.Şiiri düz yazıdan ayıran dilsel özelliklerden en önemlisi anlamın düz yazıda çizgisel olması, şiirde ise çizgisel olmayıp dolaylı olmasıdır. Düz yazıda, yani şiir olmayan bir metinde anlam hazır olarak vardır ve gösteren - gösterilen ilişkisi açıktır. Şiirde ise gösteren için birden fazla gösterilen olabilir ve her okur farklı gösterileni anlam olarak algılayabilir.

Bu parçaya göre şiir hangi yönüyle düz yazıdan farklıdır?

A) Anlamca yoğun olması

B) Söz diziminin farklı olması

C) Sezgisel yönünün ağır basması

D) Kişisel olması

E) Her okur için farklı anlamlara gelebilmesi


17. Sanatçı ister ressam, ister romancı, ister ozan olsun, işe her zaman ya resimden başlayacaktır, ya romandan ya da şiirden. Bir sanatçı başlangıçta hiç de öteki insanlardan daha duygulu değildir. Ressam her şeyden önce resimleri seven adamdır, görünümleri değil. Ozan da ilkin batan güneşten değil, dizelerden hoşlanır. Sanatçının ilk gereci hiçbir zaman yaşam olmamıştır.

Bu parçada ası! anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sanatçı doğanın görünümlerini değil, kendi gördüklerini yansıtır.

B) Sanatçının ilk örneği yaşam değil, sanat eseridir.

C) Sanatçı duygu bakımından diğer insanlardan farklı değildir.

D) Sanatçı yalnız kendi sanat dalıyla ilgilenmelidir.

E) Sanatçı yaşamı örnek alarak eser vermekten kaçınmalıdır.


18. Bazı hayvanlar tek tek kelimeler öğrenebilir; fakat kavram geliştiremez, öğrendiği kelimelerle yeni cümleler kuramaz. Burada bilinç değil, şuursuz bir taklit söz konusudur. Biz sözle nesneler arasında bağlantı kurarken, zihnimiz sürekli kavram geliştirir. Bu yeteneğimiz olmasa, nesne ile söz arasında kuracağımız ilişki, papağanınkinden öteye geçemezdi.

Yukarıdaki paragrafın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?

A) İnsanla hayvan arasındaki fark, insanın okuduğunu kavrayabilmesidir.

B) Taklit asla bir öğrenme biçimi olamaz, bazı hayvanların kelimeleri taklit edip kavrayamaması bunun ispatıdır.

C) Zihni sürekli çalışan insanın, kavrama yeteneği artar.

D) insan, anlama ve anlamlar arasında ilgi kurabilme yeteneğiyle diğer canlılardan farklılaşır.

E) Bir şeyi şuursuzca taklit eden insanların papağandan farkı yoktur.


19. Türk şiirinde eski, divan şiiridir. Bu şiirin eskiyen yanı yalnız biçimi, vezni ve dili değil, bağlı olduğu şiir anlayışı ve dünya görüşüdür. Bu görüş ise yeni kalıplara giderek bugünün şiirinde yaşayabilir, yaşıyor da. Genç şair, gazel biçimini kullandığı zaman, gazeldeki şiir anlayışını bilmeyerek sürdürdüğü zaman eskidir. Yeni dil, yeni biçim, yeni konu, şiirin gerçekten yeni olmasını sağlayamaz.

Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?

A) Divan şiirinin dünya görüşü ve şiir anlayışı eskimiştir.

B) Divan şiirinin dünya görüşü yeni kalıplarda yaşamaya devam etmektedir.

C) Divan şiirinin biçimi, vezni, dili eskimemiştir.

D) Genç şair divan şiirinin şiir anlayışını sürdürdüğünde eskidir.

E) Bir şiirin yeni olması dilinin, biçiminin, konusunun eskiliğine bağlı değildir.


20. Öykü anlayışımı şu tanımla belirtmek isterim: Pencereden bakıyorsunuz, bir adam köşeyi dönüyor; sokağınızdan, pencerenizin önünden geçiyor, öteki köşede yitiriyorsunuz onu. işte öykü, sokağın iki ucu arasında adamın geçip gidişini anlatır. Adamın ilk köşeyi dönmeden önceki durumu da, öteki köşeyi döndükten sonra başından geçenler de artık sizi ilgilendirmez.

Böyle diyen bir yazarın öykülerinde yer vermeyeceği unsur aşağıdakilerden hangisidir?

A) Gözlemlediği olayları aktarmak

B) Bildiği tanıdığı çevreyi betimlemek

C) Kendi bakış açısını kullanmak

D) Kişileri ve olayları gözlemlediği zaman diliminde yazmak

E) Olayı değişik mekânlar içinde yeniden ele almak


21. Şairlerin, yazarların, filozofların kişiliklerini, yaşamlarını çok az kişi bilir, bilmesi de gerekmez zaten. Bizi ilgilendiren onların yaşamı değil yapıtlarıdır. Bedenleri yoktur onların, yalnızca yapıtları vardır. Rousseau'nun paranoyak olduğunu biliyor olmamız yapıtlarının değerini azaltır mı hiç?

Bu parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sanatçının kişiliği yapıtlarına yansır.

B) İyi bir yazarın yapıtları ile yaşamı arasında bir paralellik vardır.

C) Bir yapıtı değerlendirirken yapıt dışında hiçbir şey ölçü alınmamalıdır.

D) Düşünceleriyle örtüşmeyen yapıtlar üreten sanatçılar toplum tarafından dışlanır.

E) Sanatçılar yapıtlarıyla olduğu kadar yaşamları ve kişilikleriyle de topluma örnek olmalıdır.


22. Bir eserin güzel yahut çirkin olduğunu kestiriveren adam, yanılmasa bile, o eserde ne var, ne yok ilk bakışta hepsini görebilse bile bir eleştirmen değildir. Sezgisi güçlü bir adamdır, belki büyük bir adamdır, her şeydir; ama eleştirmen sayılamaz. Eleştirmen yargılayan ama yargılarken acaba, yanılıyor muyum, diye korkan bunun için de hem beğendiği eserlere hem beğenmediklerine bir daha, bir daha dönen adamdır.

Eleştirmeni iyi bir okurdan ayıran özellik aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?

A) Yargılamasının tutarlı olması

B) Bir esere şüpheyle yaklaşması

C) Kanılarını tekrar tekrar kontrol etmesi

D) Beğenisinin güçlü olması

E) Eseri bütünlüğü içinde değerlendirmesi


Cevap Anahtarı: 1.C 2.C 3.B 4.D 5.E 6.B 7.B 8.C 9.D 10.B 11.C 12.B 13.D 14.E 15.A 16.E 17.B 18.D 19.C 20.E 21.C 22.C
RüzGaR isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23-01-2011, 12:58 PM   #4 (permalink)
Super Moderator
 
RüzGaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Yaş: 25
Mesajlar: 14.428
Standart Paragraf Test Soruları ve Cevapları-3

1. Son zamanlarda çıkan bazı romanlarda bunaltıcı, gereksiz, şairane tasvirler gerçekten çok.Ama her romanın her tasviri hakkında bu hükmü
vermek elbette haksızlık olur. Romanına ve yerine göre tasvir bazen sıkıcı, bazen sürükleyicidir.Romanın psikolojisinin, kişilerin iç dünyaları ile ilgili her tasvirin, sürükleyici; romana sırf süs olsun diye eklenmiş olan her tasvirin de sıkıcı olduğu değişik değerde birkaç romanın karşılaştırılmasından açığa çıkar.

Aşağıdakilerden hangisi bu parçadan çıkarılabilir?

A) Tasvirler genel olarak, roman için gereksiz ayrıntılardır.

B) Tasvir, okuyucunun olayın akışını kavramasını kolaylaştırır.

C) Yerinde yapılan tasvirler, romana karşı ilgiyi artırır.

D) Günümüz romanında tasvir, gereği olmayan bir ayrıntı durumundadır.

E) Romanda tasvir, olaylar ve kişilerle değil,çevre ile ilgili olmalıdır.

2. İnsanı soyut fikirler, salt duygular dünyasında yaşayan bir varlık gibi görmeye olanak yoktur. İnsan, her zaman dış çevrenin etkisindedir. Bu
etki, kişiliğin silikliği oranında kendini duyurur. Çevrenin insan üzerindeki bu etkisine karşılık, insanın da çevre üzerinde etkisi vardır. Bu da kişiliğin büyüklüğü ölçüsünde güçlüdür.

Bu parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

A) Çevreden edindiği düşünceler, kişinin yaş***** yön verir.

B) Kişiliğini kazanmış birey, toplumda daha başarılı olur.

C) Doğanın, kişinin duygu ve davranışları üzerinde kaçınılmaz etkisi vardır.

D) Kişi, kendi istediği biçimde bir çevre oluşturabilir.

E) Kişiyle çevre arasında mutlak bir etkileşim vardır.

3.Günümüzde neler okursunuz türünden bir soruyu, adı okumaza çıkmasın diye yasak savmak için yanıtlayan birçok kimse arasında, Pekos Bili, Red Kit benzeri şeyleri okumaya bayıldığını söyleyen yöneticiler, yüksek görevliler bile var. İlyada nere, Red Kit nere diyeceksiniz; ancak yine de aradaki yüzyıllar boşa geçmiş sayılmaz. Kitapları üstünkörü suçlayan, okuyana için için öfke duyan yetkililerin bile, "Ben okumam." demeyi kendilerine yedirememeleri ilginçtir. Arka kapıdan da olsa, okumaya bir yerlerden bulaşmış olmanın onuru, böylelerine yeter de artar.

Bu parçada aşağıdakilerin hangisi üzerinde durulmuştur?

A) Önemli yerlere gelmiş insanların bile okumanın erdemini kavrayamamış olması

B) Her kitabın nitelikçe aynı kalitede olamayacağı

C) Nitelikli kitapların uygun okuyucu bulamaması

D) Okumak için gerekli zamanın ayrılmaması

E) Günümüzde nitelikli kitap bulmanın çok zor olması

4.Gerçek dostların yapması gereken sevdiklerini korumak, ikaz etmek, onların yanlış yola gitmelerine engel olmaktır. Uçuruma doğru ilerleyen çocuğumuz için "Çocuğumdur, istediği yere gitsin, ben karşısına çıkmayayım!" diyor muyuz? Tam tersine! "Ne yapıyorsun?" diyerek onu durdurm*yı nasıl bir babalık görevi kabul ediyorsak, çok sevdiğimiz dostlarımız, öğrencilerimiz, arkadaşlarımızın da yanlış yollara giderlerse, önlerine çıkmak insanlık görevimizdir.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) İnsan, sevdiklerinin ve dostlarının kötülüğe düşmesine göz yummamalıdır.

B) Gerçek dostlarının varlığını bilen insan, kendini güvende hisseder.

C) İkili ilişkiler insan yaşamını anlamlı hâle getirir.

D) Kişi, davranışlarıyla çevresindekileri kırmamaya özen göstermelidir.

E) Zor duruma düştüğünde kişiye ilk yardım edecek yine yakın çevresindekilerdir.

5. Her toplum sanat eseri yaratır, demek ki her toplumda tenkit gücü vardır, tenkit gücü bulunduğu inancı vardır. Bir kere sanat eseri yaratmak ne demektir? "İşte bu güzeldir, bu iyidir sizler de beğenin." demek değil midir? Bu sözler bir tenkitçi yargısı değil de nedir?

Aşağıdakilerden hangisi parçanın ana düşüncesidir?

A) Toplumdaki tenkit yeteneği sanat eserlerinin ortaya çıkmasını sağlar.

B) Sanatçılar, eserlerini tenkitlere göre biçimlendirir.

C) Her sanatçı, ortaya çıkardığı eserin ilgi görmesini, beğenilmesini ister.

D) Toplumun beğenisi üzerinde en etkili kişiler eleştirmenlerdir.

E) Her sanatçı ortaya koyduğu esere, aynı zamanda, eleştirmen gözüyle bakmalıdır.

6. Seçim dönemi, parti başkanlarıyla ileri gelenlerinin beyaz camda daha fazla boy göstermesi demek. Siyasilerimizi, vekil adaylarımızı medya aracılığıyla daha yakından tanıma fırsatı buluyoruz böylece. Elbette medya patronlarının, televizyon ve gazete yetkililerinin tanımamızı uygun gördükleri liderleri, onların kendilerine ya da medyanın onlara yakıştırdığı yeni "imajlarıyla tanıyoruz. Doğu'daki savaş, ekonomik krizlerin faturasını niye hep bizim ödemek zorunda kaldığımız, düşünce suçu gibi sakıncalı konulardan söz edilmeyecek. Böyle şeyleri anlatıp da içimizi karartacak liderler bir yol bulunup ekrandan uzak tutulacak.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Siyasilerin seçim dönemlerinde suya sabuna dokunmayan konulardan bahsettiğine

B) Medyanın siyasileri halka tanıtmakta bir araç; görevi yaptığına

C) Siyasilerin kimi dönemlerde gerçek kimlikleriyle ortaya çıkmamasına

D) Siyasilerin seçim dönemlerinde daha sık görüldüğüne

E) Siyasilerin her bakımdan halka örnek olması gerektiğine


7. İnsanlar kendi seviyesindeki insanlarla konuşur,dertleşirler. Bazen büyükler konuşurken, gereksiz olarak araya küçükler de girer. Onların, büyükler konuşurken araya karışmamalarını, biraz kaba da olsa onlara anlatmak gerekir.

Yukarıdaki açıklama aşağıdaki sözlerden hangisiyle daha özlü anlatılabilir?

A) Atı sağlam kazığa bağlamak gerekir.

B) At var meydan yok.

C) Atlar nallanırken kurbağalar ayağını uzatmaz

D) At olur, meydan bulunmaz; meydan olur, at bulunmaz.

E) Atı alan Üsküdar'ı geçti.

8. Bir sanat eseri gönlünüzde yanmakta olan küçük alevi büyütebilir. Yeter ki bu küçük aleve yeni alevler katmak hevesi sizde bulunsun. Maddi gıdalardan aldığınız lezzet, bu manevi gıdaların size verdiği zevkin yanında çok küçük kalacaktır.Manevi gıdalardan aldığınız lezzetle etrafınızı ve etrafınızdakileri daha iyi anlayacak ve kendinizi onlara kolaylıkla anlatacaksınız.

Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sanatın insan üzerindeki olumlu etkileri

B) Bir sanat yapıtı oluşturmanın güçlükleri

C) Sanatın herkese seslenen ortak bir dil olduğu

D) Sanatın dünü ve bugünü

E) İnsanların sanattan ve sanat yapıtından bekledikleri

9. Aydın; bilinmezcilik, gericilik ve tutuculukla mücadele eden kişidir. Sartre'ın deyimiyle "burnunu başkalarının işine sokan" kişidir; "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" demeyen kişidir.Görüldüğü gibi bu tanım, bir durum ve konumdan çok bir eylemi gösteriyor. Yani kişiyi aydın yapan etken, onun derin ve engin bilgisi değil

Bu parçayı sürdürebilecek en iyi cümle aşağıdakilerden hangisidir?

A) bu bilgiyi başkalarına aktarabilme gücüdür.

B) sahip olduğu bilgiyi eyleme dönüştürmesidir.

C) aldığı uzmanlık dereceleridir.

D) yüreğinde hissettiği bilim ateşidir.

E) manevi değerlere olan saygısıdır.


10. Yazdığı yer nerede olursa olsun her yazı yazan, yazar değildir; yayımlanmış her yazılı metin kendiliğinden yazınsal ya da bilimsel değildir. Bunların kendilerine özgü içerik, dil, biçim ve söylemleri vardır. Bir yazılı metne tür adını bu özellikler ve nitelikler verir. Her önüne gelen yazdığı metne dilediği bir türün adını veremez. Kim böyle bir şey yaparsa yaptığı iş kalpazanlık, sahteciliktir. Bilerek ya da bilmeyerek, bu tür yazıları yayımlayan, tanıtan ve okuyanlar da bunların suç ortaklarıdır.

Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?

A) Her yazılı metnin kendine göre bir üslubu da beraberinde getirdiği

B) Yazar olmanın belli ölçütleri olduğu

C) Bir yazılı metne adını veren türün keyfi olarak belirlenemeyeceği

D) Her yazı yazana yazar denemeyeceği

E) Usta yazarların metnin türünü daha iyi belirlediği


11. Çok sevdiğim bir arkadaşımla romanlar üstüne konuşuyorduk. Kendisi bir roman ödülünün yargıcılar kurulu üyesiydi. O sıralarda okuyup da çok beğendiğim bir romandan söz ettim kendisine. Birden parladı: "Ben o herifin yazdıklarını okumam." dedi. "O bana göre bir ... yazamaz." Ama dedim sen yargıcılar kurulu üyesisin, o da yarışmaya katılmış bir yazar. "Olsun." dedi, kestirdi attı. Tabi, o roman da ödül modül alamadı o yıl.

Bu öyküden çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?

A) İnsanlar kendi duygu ve düşünceleri ile örtüşmeyen yazarlara ilgisiz kalır.

B) Nitelikli olmayan yapıtların ödüllendirilmesi doğru olmaz.

C) Kişisel duygu ve düşüncelerle verilen kararlar doğruyu yansıtmaz.

D) Bir yapıtın değerini belirleyen en önemli ölçüt zamandır.

E) Ödül alan her yapıtın okunmaya değer olduğu söylenemez.


12. (I) Toplumumuz yüzyıllardır içerikten yoksun biçimsel Batılılaşmanın esiri olmuştur. (II) Batı'ya ve yerleşikliğe özlemimizden ata sporumuz diye
bellediğimiz güreşi bir göçebelik sporu sayıp küçümsedik. (III) Üstelik "atın aptalı rahvan, adamın aptalı pehlivan" diye bir de deyim uydurduk.
(IV) İngiliz'in futbolunu ulusal spor ilan ettik. (V)Biliyorsunuz, bugün Türkiye güreşmiyor, güreş yalnızca köylülerin sporu. (VI) Anadolu'nun küçücük kasabalarında bile güreş yok; fakat futbol var.

Bu parçanın ana düşüncesi numaralanmış cümlelerin hangisinde verilmiştir?

A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

13. Yoğunluğunu hissetmek, iletmek istenen mesajın anlamını araştırmak için şiiri deşmek, yaz gecelerinin yıldızlarını ürperten garip kuşu, eti için
öldürmekten farklı olmasa gerek. Bir parça et, susturulan o büyülü sesi karşılamaya yeter mi?

Yukarıdaki parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) Şiirde anlam çok önemli olmamalıdır.

B) Şiirde ahenk, anlamdan daha önce gelir.

C) Şiir anlaşılmaktan çok duyulmak için yazılır.

D) Şair için önemli olan, şiirin hissedilmesi değil, anlaşılmasıdır.

E) Şairin görevi, duyguları, musikiden faydalanarak ifade etmektir.

14. Kalıcı tiyatro her şeyden önce dile bağlı olduğuna göre, oyun yazarı olmak isteyen genç, Göktürk Yazıtları'ndan günümüze dek bütün Türk edebiyatından kendini sorumlu tutmalı. Divan şiiriyle Halk şiirinin ustalarını iyice tanımalı; bir yabancı dil öğrenip dünya tiyatro sanatının şaheserlerini okumalı, tüm insanlığın tiyatro mirasına sahip çıkmalıdır.

Bu parçaya göre, aşağıdakilerden hangisi tiyatro yazarı olmak isteyen birinden beklenmez?

A) Kalıcılığa ulaşmış sanatçılara benzemeye çalışmak

B) Türk edebiyatının bütün dönemlerine ilgi duymak

C) Tiyatro ile ilgili evrensel gelişmeleri izlemek

D) Türk edebiyatının bütün sanatçılarını iyi tanımak

E) Tiyatro tarihiyle yakından ilgilenmek


15. Roman yazarları ahlaki öğütler vermek zorunda değildir. Bu kitaplar "sosyal değerleri" yaratmıyorlar, var olanları yansıtıyorlar. Tasvir ettikleri
hayat tarzı, öne sürdükleri değerler okuyucuya uygun olduğundan romanların sürümü oldukça fazladır. Bu romanlar, beğenmediğimiz bir durumun nedeni olmaktan çok durumun bir ifadesidir.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Romanlarda istenmeyen, hoşa gitmeyen durumların anlatılabileceğine

B) Sözü edilen romanların yoğun ilgi gördüğüne

C) Romancıların okuyucunun ilgisini çeken bir yaşam tarzını yansıttığına

D) Kimi kitapların yalnızca var olanları yansıtmakla yetindiğine

E) Bu romanlarda üsluba gereken önemin verilmediğine


16. İnsan yaşamındaki en önemli kavramlardan biri olan özgürlük, şimdilerde bir şampuanın çok satması için feda ediliyor. Namık Kemallerin "efsunkâr" (büyüleyici) bulduğu, Nazım Hikmetlerin uğruna ölümlere gittiği özgürlüğe ne oldu? Şimdi artık biz farkında olsak da olmasak da kafamızın
içinde bir yerlere, özgürlüğün o kadar da önemli olmadığı, sonunda fiyatı neyse ödenip alınabilir bir nesne ile özdeşleştirilebileceği işlenmekte.

Bu parçanın yazarının aşıl yakındığı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kimi reklamların özgünlükten çok uzak olması

B) İnsanların özgürlüklerine yeterince sahip çıkmaması

C) Özgürlük gibi bir kavramın kimi nedenlerle içinin boşaltılıp değersizleştirilmesi

D) Özgürlük adına savaşan sanatçılara sahip çıkılmaması

E) Reklamların inandırıcılıktan yoksun olması

17. Mensur şiir türü de, Türk nesir dilinin gelişmesinde, ifadenin kurallaşmasında, oldukça faydalı sonuçlar doğurdu. Serveti Fünûn'dan itibaren büyük bir gelişme kaydeden Türk nesir dili İkinci Meşrutiyet Dönemi'nin iyice serpilen bu nesri ile yeni bir aşama kaydetti. Türkçe, iç içe giren, zamanla uzayan ve yerine göre aniden duruveren cümleleriyle, o kadar sanatkârane bir havaya ulaştı ki; bu dil okuyan ve yazana kelimenin gerçek anlamıyla bir ferahlık veriyordu.turkeyarena.net

Bu parçada aşıl üzerinde durulan konu aşağıdakilerden hangisidir?

A) Mensur şiirin getirdikleri

B) Serveti Fünûn ve mensur şiir

C) Türk şiir dilinin gelişmesi

D) Türk dilinin cümle yapısı

E) Mensur şiirde ifade zenginliği

18. Dün akşam gördüğüm oyun iyi miydi? Bir şey söylemeyeceğim, iyi de olmasa tutmalıyız, övmeliyiz o oyunu; bizim de onun için. Bir yandan bir Türk tiyatrosu kurmak istiyoruz, bir yandan daTürkçe ne yazılırsa yermeye kötülemeye kalkıyoruz. Yazarlarımızı böyle kırarsak Türk tiyatrosu nasıl kurulur, nasıl ilerleyip gelişir?

Parçada yazar aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?

A) Yapılan eleştirilerin yapıcı değil, yıkıcı olmasından

B) Bazı kişilerin yapılan çalışmalara ilgisiz kalmasından

C) Okurların kitap yerine tiyatroya yönelmelerinden

D) Eleştirmenlerden çok azının tiyatroya ilgi duymasından

E) Ülkemizde belli bir düzeye ulaşmış tiyatro eseri bulunmamasından


19. Bugün gazetelerimiz halkımızın günlük yaşamda kullandığı sözcük sayısını artırıcı bir yayın politikası izlemekten uzaktır. Tam tersine onlar, kullandıkları sözcük sayısını azaltmak yoluyla tiraj almayı yeğlemiştir. Bu da kültürel erozyonun daha da hızlanmasına neden olmuştur. Artık gazetelerimiz okunmamakta seyredilmektedir. Okurları değil seyircileri vardır. Yazı olarak yüz elli, iki yüz sözcükle yazılmış resim tercih etmektedirler.

Bu parçaya göre bir gazeteden beklenen en önemli özellik aşağıdakilerden hangisidir?

A) Okuyucuya doğru haberler ulaştırması

B) Sanata ve edebiyata daha çok sayfa ayırması

C) Dürüst ve güvenilir bir yayın politikası izlemesi

D) Her seviyedeki okura hitap etmesi

E) Okuyucunun sözcük hazinesine katkıda bulunması


Cevap Anahtarı: 1.C 2.E 3.A 4.A 5.A 6.E 7.C 8.A 9.B 10.E 11.C 12.A 13.D 14.A 15.E 16.C 17.A 18.A 19.E
RüzGaR isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23-03-2011, 06:03 PM   #5 (permalink)
Misafir
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart Allah razı olsun...

Abiler Allah razı olsun YGS ye girecektim kitaplarda yurtta kaldı bu sorular çok işime yarayacak inşallah... Allah razı olsun tekrar... Kolay gelsin...

Selamletle...
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
cevaplari , paragraf test sorulari , cevapları , paragraf test soruları
LinkBacks (?)
LinkBack to this Thread: http://www.turkeyarena.net/turkce-edebiyat/26771-paragraf-test-sorulari-ve-cevaplari.html
Konuyu Başlatan For Type Tarih
Paragraf Test Soruları ve Cevapları - TurkeyArena This thread Refback 22-06-2014 11:37 PM
türkçe paragraf soruları ve cevapları — Yandex: 2 milyon sonuç bulundu This thread Refback 26-12-2012 02:49 PM
Yandex This thread Refback 14-12-2012 08:56 PM
Paragraf Test Sorular ve Cevaplar - TurkeyArena - Trkiye'nin Yardm Merkezi This thread Refback 08-12-2011 11:25 PM

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
Yaş Problemleri Test Soruları ve Cevapları RüzGaR Matematik 1 20-03-2011 07:52 PM
Paragraf Bilgisi Test Soruları ve Cevapları RüzGaR Türkçe-Edebiyat 1 26-01-2011 03:02 PM
Paragraf Düzeyinde Anlatım Test Soruları ve Cevapları RüzGaR Türkçe-Edebiyat 0 21-01-2011 06:53 PM
Biyoloji Test Soruları ve Cevapları RüzGaR Biyoloji 1 17-12-2010 06:32 PM
Söz Öbekleri Test Soruları ve Cevapları RüzGaR Türkçe-Edebiyat 1 11-11-2010 09:06 PM


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:42 AM .


Powered by: vBulletin Version 3.8.8 (Türkçe)
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.1
Türkçeye: ot-gu tarafından çevrilmiştir.
Copyright © 2007-2013 , TurkeyArena , All Rights Reserved

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk 5651 Sayılı Kanun'un 8. Maddesine ve T.C.K' nın 125. Maddesine göre yazan kullanıcılara aittir, yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız iletişim linki vasıtası ile bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gerekli işlemler yapılacaktır.

Enable Top Statistics