Burnun Yapısı ve Görevleri

Konusu 'Biyoloji' forumundadır ve RüzGaR tarafından 22 Kasım 2010 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR

    RüzGaR Super Moderator



    Burnun Yapısı ve Görevleri
    Birçok memelide burun, burun kıllarına da evsahipliği yapar ki bu kıllar havadaki küçük zerreleri tutarak bu zerrelerin akciğerlere ulaşmasını önler. Burnun içinde ve arkasında olfaktör mukoza ve sinüsler bulunur. Burun boşluğunun ardından, hava yutaktan geçer ve buradan da solunum sisteminin geri kalan kısımlarına doğru ilerler.

    Cetacea takımında (balinalar ve yunuslar), burun yerine burun delikleri vardır ve bunlar başın üst kısmında bulunur.

    BURUN (KOKU ALMA DUYU ORGANI): Burun, hem koku alma duyu organı hem de solunum sistemi organıdır. Burnun ön tarafı kıkırdaktan, arka tarafı kemikten yapılmış, üstü ise deri ile örtülmüştür. Burun ön taraftan burun delikleri ile dışarı açılır, arka taraftan da yutağa bağlıdır (turkeyarena.com) ve burnun iç kısmı sapan kemiği ile ikiye ayrılmıştır. Burunda; burun kılları, burun kanalları, kılcal kan damarları, mukoza, koku alma duyu hücreleri bulunur ve koku alma duyu sinirleri çıkar. Burun boşluğunun iç yüzeyini örten ve salgı üreten hücrelerin oluşturduğu (epitelyum) dokuya mukoza denir. Mukoza, mukus (sümük) salgısını üretir. Burun boşluğunun iç yüzeyini örten mukoza tabakasında çok sayıda kılcal kan damarı bulunur ve mukozadaki salgı üreten hücrelerin arasından burun kılları çıkar. Burundaki burun kılları ve mukusa salgısı hava ile giren toz ve mikropların tutulmasını sağlar. Burundaki burun kanalları ve mukozadaki kılcal kan damarları havanın ısıtılıp nemlendirilmesini sağlar. Burun boşluğunun üst kısmında koku alma duyu hücrelerinin bulunduğu ve koku alma duyu sinirlerinin bağlandığı yere sarı bölge veya koku alma alanı denir. Sarı bölge, kokuların algılandığı yerdir ve sarı bölgedeki koku alma duyu hücreleri mukus içinde gömülü haldedir. Sarı bölgede koku alma duyu sinirlerinin toplandığı yere koku soğancığı denir.

    Havayı solunuma hazırlaması
    Burun aynı zamanda solunum için alınan havayı, solunumun normal bir şekilde ve tehlikesizce yapılabilmesi için, belli filtre eder, ısıtır ve nemlendirir. Alınan havanın filtre edilmesi yani süzülmesi, burun kılları ve mukus yüzey sayesinde gerçekleşir. Solunum havası kılcal damarlarlar yardımıyla ısıtılır. Havanın nemlendirilmesi ise mukus bezlerin salgıları sayesinde olur.

    Koku
    Birçok memelide, burun ana koklama (koku alma) organıdır. Hayvanlar burunlarını çektiklerinde hava burun boyunca ilerler ve burun boşluğun konkalarından geçer. Bu müdahale sonucu oluşan türbilans havayı yavaşlatır ve olfaktör epitele doğru yöneltir. Olfaktör epitel yüzeyinde, hava ile taşınan koku molekülleri olfaktör reseptör nöronlarıyla temasa geçer ve bunlar beyinde molekülün özelliklerini elektrik sinyallerine dönüştürürler.

    Tat duyusuyla ilişkisi
    Tat duyusunun daha iyi bir şekilde algılanabilmesi için koku önemlidir. Nitekim koku fonksiyonlarında sorun olduğu zamanlar tat duyusunun algısında da yetersizlik görülür. Yine güzel kokular tat duygusunu olumlu yönde etkilerler, nitekim bu nedenle yiyeceklerin tatlarının yanı sıra kokularına da büyük önem verilir.

    Estetik açıdan burun
    İnsanlarda genellikle burunun dış görünümü kişinin genel estetiği açısından önemli görülmüştür. Farklı coğrafi bölgelerde ve nüfuslarda farklı burun tipleri gözlemlenir ki bu da söz konusu bölgelerde yaşayan veya söz konusu nüfuslardan olan insanların farklı burun estetiği kavramları geliştirmelerine neden olur. Böylece farklı coğrafi bölge ve kültürlerde burun estetiği kavramı farklı kurallara ve öğelere sahiptir. Ayrıca burun yapısındaki çeşitli şekil bozukluklarının bireyleri ruhsal yönde kötü etkilediği ve çeşitli psikolojik sorunlara yol açtığı bilinmektedir. Bu tür bireylerde estetik cerrahi ile burun şeklinde iyileştirmeler yapmak, bir tedavidir. Fakat bugün burun estetiği, kişinin ruhsal yapısını da etkileyen bariz şekil bozukluklarından çok, farklı burun estetiği görüşleri sebebiyle, burunlarında bariz şekil bozukluğu olmayan kişilere de, istekleri doğrultusunda, sıklıkla uygulanmaktadır. Bu tür estetik kaygısı tabanlı ameliyatlara karar vermeden önce, olası problemler iyice araştırılmalıdır.

    17. Yüzyılda B. Paskal Cleopatra'nın burnu daha küçük olsaydı dünya daha farklı olurdu demiştir. Bunun kanıtlanması mümkün değildir ancak burun ile ilgili sorunlar kişileri olumsuz etkilemektedirler. Görünümün yanısıra burun önemli işlevlere de sahiptir. Burnun şekillendirilmesi üç boyutlu ve içi boş bir organ olduğu ve bir çok yapıların birleşmesinden oluştuğu için oldukça kompleks müdahaleler ve yeteri kadar da tecrübe gerektirmektedir. Hernekadar burun ile ilgili ameliyatlar Milattan Önce 500. yıla kadar gitmekte ise de modern anlamda burun ameliyatları 18. yüzyılda gelişmeye başlamıştır. 1898 de J. Joseph kozmetik amaçlı burun küçültme işlemini gerçekleştirmiştir.turkeyarena.net O tarihten sonra bu konuya pek çok katkılar yapılmış ve günümüzdeki modern burun estetiği (rhinoplasty) tekniklerine ulaşılmıştır.

    Burun anatomisi ve estetik analiz
    Burnun ve yüzün bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir. Estetik anlamda yüz ile burun orantılı olmalıdır. Normalde yüz yatay olarak 3 çizgiyle orantısal olarak bölümlenir. Bu şekilde yüz üç eşit parçaya ayrılır. Burun ucunun yüzden uzaklığı (nasal tip projection) normalde burun uzunluğunun % 67 si kadardır. Burun üst kısım genişliği en aşağı kısımdaki genişliğin % 70-80 i kadardır.

    Burun kanatlarının genişliği her iki gözün iç kısmı arasında kalan genişlik kadardır. Ancak burun kanatlarının 2 mm kadar dışa doğru kavis yaparak bu hattın dışarısına çıktığı görülür. Bu ölçülerin üzerinde olduğunda küçültülmesi düşünülebilir. Burun kanatları ile kolumella ilişkisi önden bakıldığında martı görünümünde tanımlanır. Yandan bakıldığında burun ile alın arasında bir ilişki görülür. Burun üst kısmı bayanlarda burun ucu ile alın arasında uzanan çizginin 2 mm gerisinde kalırken erkeklerde hafif üzerine taşar.

    Burun ucunun açısı da bayanlarda 95-105 arasında olurken, erkeklerde 90-95 arasındadır. Bu ölçüler kişiden kişiye az çok farklılıklar gösterebilir. Önemli olan yüz ile uyumlu bir görünümün olmasıdır. Bu ölçülerdeki aşırı derecede olan fazlalık ya da eksiklikler estetik görününüm kaybına neden olacaktır.
     



Sayfayı Paylaş