Atasözü ve Deyimlerin Hikayeleri

Konusu 'Kültür Sanat' forumundadır ve ot-gu tarafından 7 Mayıs 2011 başlatılmıştır.

  1. ot-gu

    ot-gu Genel Sorumlu



    Çıkar Ağzından Baklayı
    Bu atasözünün iki versiyonu var:

    Adamın biri çok fazla küfür ediyormuş olur olmaz yerde ve bundan da hiç memnun değilmiş. Bir gün bir hocaya gitmiş, derdini anlatmış. O da adama bir avuç bakla vermiş. "Birini ağzına al. Diğerleri yanında dursun, ne zaman konuşacak olsan ağzına bu baklalar takılacak ve aklına küfür etmemen gerektiği gelecek." demiş. Sonra adam hocaya teşekkür etmiş ve eve yemeğe davet etmiş. Hocayla eve giderken de yağmur yağmaya başlamış. Yağmur gittikçe çoğalıyomuş.turkeyarena.net. Hızlı hızlı eve giderken bir evin camından kızın teki bağırmış: "Hocam, biraz bekler misin?" demiş ve içeri girmiş. Beklemeye başlamışlar hala ıslanıyolar.kız tekrar çıkmış hocam lütfen biraz bekleyin demiş içeri girmiş. bunlar tabi iyice sinirlenmiş tam o kızın evine niye beklettiğini öğrenmek için giderlerken kız tekrar çıkmış. Hoca sormuş niye bekletiyosun diye. Kız da "Hocam annem kuluçkaya tavuk yatırıyor, yatırırken bir kavuklunun olması lazımmış yavruların horoz olabilmesi için. O yüzden beklettim. Şimdi gidebilirsin." demiş. Hoca da yanındaki adama dönüp "Çıkar ağzındaki baklayı." demiş.

    İkinci rivayet için (bkz:İskender Pala - İki Dirhem Bir Çekirdek)
     



  2. ot-gu

    ot-gu Genel Sorumlu

    Atı Alan Üsküdarı Geçti
    Bolu Beyi'ne baş kaldıran ünlü eşkıya Köroğlu (şair Köroğlu ile karıştırılmasın) bir gün atını çaldırmış. Asil bir hayvan olan atını aramak için tebdil-i kıyafet ile diyar diyar dolaşmışve sonunda yolu İstanbul'a düşmüş. Atını, satılmak üzere pazara getirilen hayvanlar arasında görünce, hemen alıcı rolüne bürünüp:
    - Efendi, demiş, bu at güzele benziyor. Ancak binip bir denemek istiyorum. Satıcı, onu tanımadığı için binmesine izin vermiş. At, üzerine binen eski sahibini tanıyıp dörtnala koşmaya başlamış. Köroğlu, Sirkeci sahiline gelip bol para vererek bir sal kiralamış ve ver elini Üsküdar. Bu arada at cambazı, aldatıldığından dolayı kıvranır dururmuş. Köroğlu'nu atıyla birlikte bir sal üzerinde gören cambazın dostlarından biri, onu teselli için seslenmiş:
    - Üzülmeyi bırak! Atı alan Üsküdar'ı geçti. O adam Köroğlu'nun kendisi idi.
    Bugün bu sözü, "İş işten geçti" manasında kullanırız.
     
  3. ot-gu

    ot-gu Genel Sorumlu

    Altı Kaval Üstü Şeşhane
    Parçaları birbirine benzemeyen ve uygun olmayan, dolayısıyla bir işe yaramayan aparatlar hakkında veya giyim kuşam konusunda birbirine uymayan ve yakışmayan kıyafetler için altı kaval üstü şeşhane deyimini kullanırız. Buradaki şeşhane kelimesinin İstanbul'da bir semt adı olan Şişhane ile herhangi bir alâkası yoktur ve Şişhane söylenişi yanlıştır. Çünkü şeşhane diye namlusunda altı adet yiv bulunan tüfek ve toplara denir. Yivler, mermiye bir ivme kazandırdığı için ateşli silahların gelişmesinde önemli bir yere sahiptir. Evvelce kaval gibi içi düz bir boru biçiminde imal edilen namlular, yiv ve set tertibatının icadıyla birlikte fazla kullanılmaz olmuş ve gerek topçuluk, gerekse tüfek, tabanca, vs. ateşli silahlarda yivli namlular tercih edilmiştir. Merminin kendi ekseni etrafında dönmesini ve dolayısıyla daha uzağa gitmesini sağlayan yivler bir namluda genellikle altı adet olup münhani (spiral) şeklinde namlu içini dolanırlar. Altı adet yiv demek, namlunun da altı bölüme (şeş hane = altı dilim)(turkeyarena.net) ayrılması demektir ki halk dilinde şeşane (şişane değil) şeklinde kullanılır. Bu izahtan sonra üstü kaval, altı şeşhane biçiminde bir silah olmayacağını söylemeyi zait addediyoruz. Çünkü kaval topların attığı gülle ile şeşhanelerden atılan mermi farklıdır. Keza kaval tüfekler ile fişek atılırken şişhane namlulu tabancalardan kurşun atılır. Bu durumda bir silah namlusunun yarısına kadar kaval, sonra şişhane olması da mümkün değildir. Ancak yine de vaktiyle bir avcının, yivlerin icadından sonra çifte (çift namlulu) tüfeğinin kaval tipi namlularının üst kısımlarını teknolojiye uydurmak için şeşhane yivli namlu ile takviye ettiğine dair bir hikâye anlatılır. Hatta bu uydurma tüfek öyle acayip ve gülünç bir görünüm almış ki diğer avcılar uzunca müddet kendisiyle alay etmişler ve "Altı kaval üstü şeşhane / Bu ne biçim tüfek böyle" diyerek kafiyelendirmişler. O günden sonra, halk arasında bu hadiseye telmihen birbirine zıt durumlar için altı kaval üstü şeşhane demek yaygınlaşmış ve giderek deyimleşerek dilimize yerleşmiştir.
     
  4. ot-gu

    ot-gu Genel Sorumlu

    Kel Başa Şimşir Tarak
    Şimşir sözcüğü, kılıç anlamına gelir. Deyimde kullanılan şimşir sözünün aslı çok sert ve dayanıklı olduğundan, tarak, cetvel v.b. yapımında kullanılan 'şimşir' ağacından gelmektedir.

    Eskiden zengin bir aile, kızlarını gelin ediyorlarmış. Oğlan evine, adet olduğu üzere, bohça bohça hediyeler gitmiş. Kayınvalide, iki görümce ve eltilere, yaş ve aile içindeki durumlarına göre; altın, gümüş kaplamalı, fil dişi ve şimşir taraklar, diğer armağanlarla birlikte verilmiş.
    Küçük elti ağır ve ateşli bir hastalık geçirdiğinden saçları dökülmüş. Aile içindekilerden başka kimsenin, kadıncağızın kelliğinden haberi yokmuş.

    Kendisine verile verile şimşir tarak verilmesi, küçük eltinin çok canını sıkmış. Kelliğini unutup, armağanları getiren kadına sızlanmış:
    "Herkese altın, gümüş tarak, bana da şimşir öyle mi? Yeni gelin, daha bu eve adımını atmadan benimle uğraşmaya başladı..." Oğlan anası gelininin bu hareketinden utanmış ve üzüntü duymuş. O kızgınlıkla çıkışmış: "Senin ki gibi kel başa, şimşir tarak çok bile" deyivermiş.

    Bu atasözü, yoksul, ya da durumu kötü bir kişinin, vaziyetine uymayan, pahalı, gereksiz şeyler almaya kalkması gibi durumlarda kullanılır.
     
  5. ot-gu

    ot-gu Genel Sorumlu

    Sakla Samanı Gelir Zamanı Atasözünün Hikayesi
    Karaman'ın Ayrancı ilçesinde Selçuklular devrinde yapılmış Atlas Hanı vardır. Yaşlı bir kadın yılların iyi gittiği zamanlarda, saman yaptırmakta ve yaptırdığı samanları da nodalayarak saklamaktadır. Aradan geçen birkaç yıl sonra büyük bir kuraklık olmuş ve kıtlık baş göstermiş. Böylece yaşlı kadın nodalardaki samanları satarak parasıyla bu Atlas Hanı yaptırmıştır. Bir de tekerlemesi vardır ki kadın şöyle der:

    Sakladım sarı samanı Geldi zamanı Satıp parasıyla yaptırdım Atlas Hanı,

    İşte han ile ilgili anlatılan bu efsaneye göre “Sakla Samanı Gelir Zamanı” sözünün kaynağının bu çevre ve Karaman'a ait olduğunu düşünebiliriz.
     

Sayfayı Paylaş