11. Sınıf 2. Dönem Türk Edebiyatı Ders Notları

Konusu 'Edebiyat 11. Sınıf' forumundadır ve Balako tarafından 8 Şubat 2012 başlatılmıştır.

  1. Balako

    Balako New Member



    Serveti Fünun Şiirinin Özellikleri

    • Aruz ölçüsü, Türkçe'ye başarıyla uygulanmış, Türkçe'ye en uygun kalıplar seçilmiş ve bu ölçüye canlılık getirilmiştir.
    • Tevfik Fikret haricinde hece ölçüsü küçümsenmiştir. Bütün şiirlerde aruz ölçüsü kullanılmıştır. Heceyle yalnız Tevfik Fikret çocuk şiirleri yazmıştır.
    • Şiirin konusu iyice genişletilmiş, aşk, doğa, düş kırıkları, gerçeklerden kaçış, doğaya yönelme gibi daha çok bireysel temalar işlenmiştir.
    • Şiirde "Sanat, için sanat." anlayışının gereği olarak "Estetik olgunlaşma"ya, biçim mükemmelliğine kuvvetli bir musiki dili oluşturmaya önem verilmiştir. Klasik, beyit anlayışı yıkılmış, şiirde anlam dizeden dizeye taşınmıştır. Yani nazım nesre yaklaştırılmıştır.
    • Parça güzelliği yerine bütün güzelliği sağlanmak istenmiştir.
    • Divan şiiri nazım biçimleri tamamen bırakılmış, batı şiirinden alınan "sone" ve "terza-rima" gibi biçimler ilk defa kullanılmıştır.
    • Tanzimat şiirindeki "Göz için kafiye." anlayışı yerine "Kulak için kafiye." görüşü benimsenmiştir.
    • Tanzimat Dönemi'nde ki dilde sadeleşme hareketinden vazgeçilmiştir.
    • Edebiyatımızda "Mensur Şiir" örnekleri ilk kez bu dönemden verilmiştir. (Halit Ziya, Mezardan Sesler ve Mensur Şiirler; Mehmet Rauf, Siyah İnciler)

    Serveti Fünun Roman ve Hikayelerinin Özellikleri

    • Tanzimat Edebiyatı'nda düz yazı (nesir)nın gelişmesinde büyük payı olan gazetelerin yerini dergi almıştır.
    • Oldukça gelişen roman ve öyküde Çağdaş Fransız Edebiyatı örnek alınmıştır.
    • Realizm ve Natüralizm akımlarının etkisiyle gerçek yaşama bağlı kalınmış gözleme önem verilmiştir.
    • Romanlarda İstanbul'un aydın çevreleriyle saray ve konak yaşamı konu olarak işlenmiştir.
    • Bireysel acılar, düş kırıklıkları, aşklar üzerinden durulmuştur.
    • İçinde yaşanılan çevre özellikle evin içi; asıl mekan olarak verilmiş, batılı yaşam tarzının, Türk Toplumu'ndaki yansımaları gösterilmiştir.
    • Sıradan insanlar ve halkın yaşamlna daha çok yer verilmiş, daha sade bir dil kullanılmıştır. Romanda aydın çevre, hikayedeyse halk ve halkın sorunları işlenmiştir. Gerçekçi akımların gereği olarak sanatçılar eserlerinde kişiliklerini gizlemişlerdir.
    • Gerekse betimlemelerden kaçınılmış, tasvir yalnızca roman kahramanının psikolojisini ortaya koymak için yapılmıştır.
    • Teknik yönü çok sağlam romanlar yazılmıştır.
    • Türk Romanı'nın temelleri atılmış ve ilk örnekleri verilmiştir.
    • Teknik yönden üstün olan roman ve öyküler, dili sadeleştirme çabalarına zarar veren "Sanatkarhane Üslup" eserleri anlaşılmaz kılar. Fransız dilinin cümle yapısı Türkçe'ye aktarılmış; eserlerde devrik ve eksiltili cümlelere bolca yer verilmiştir. Dil ve üslupta aydınlara hitap eden anlayış benimsenmiştir.
    • Hikayeler, Maupassant (olay öyküsü)ne uygundur. Bu dönemde durum öyküsü (Çehov) tarzı yazılmamıştır.
     



  2. Balako

    Balako New Member

    Serveti Fünun Döneminde Tiyatro

    Serveti Fünuncuların hemen hiç başarılı eser veremedikleri tür tiyatrodur. Gerek dil anlayışları gerekse dönemin siyasi anlayışları yüzünden bu dalda eser vermekten uzak durmuşlardır.

    Tiyatro doğrudan topluma seslenen ve toplumun yaşamını dile getiren bir türdür. Kendi düşüncelerini yansıtan oyunların bu dönemde oynatılmasına izin verilmeyeceğini bildiklerinden tiyatro eseri yazmamışlardır.

    Türk Edebiyatı bu devrine Serveti Fünun Devri denilmesi bu edebi hareketin Serveti Fünun dergisinde gerçekleşmesiyle ilgilidir.
    Edebiyatı Cedide'yi meydana getirenler şair olarak; Tevfik Fikret söylenmesi zor olduğundan Cenap Şahabettin, Hüseyin Suat, Ali Ekrem, Süleyman Nazif, Celal Sayir hikaye ve romancı olarak; Halit Ziya, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit, Ahmet Hikmet.
     
  3. Balako

    Balako New Member

    Serveti Fünun Edebiyatı'nda Batıdan Alınan Şiir Biçimleri

    Sone: Serveti Fünun Dönemi'nde Fransız Edebiyatı'ndan alınmıştır. 14 mısradan oluşur. Özellikle lirik konular işlenir. Uyak örgüsü yada kafiye şeması: "abba abba ccd ede" şeklindedir.

    Terza Rima: 3'er mısradan oluşan bir nazım şeklidir. Bent sayısı belirsizdir. Tek bir mısra ile sona erer. Uyak örgüsü şöyledir: "aba bcb cdc ded".

    İlk olarak İtalyan Edebiyatı görüldü. Dante, "İlahi-komedya"sını bu nazım şekliyle yazdı. Edebiyatımızda Terza Rima'yı Tevfik Fikret, "Şeyrain" adlı tek şiirinde denemiştir. 1908'den sonra pek kullanılmamıştır. Bu biçimde yazılmış kısa şiirlerin son mısrasının kuvvetli olmasına dikkat edilir. 14. Yüzyılda doğmuş, gülünç ve acıklı olayları barındıran bir çeşit manzum şiirlerdir. Genellikle çapraz uyak kullanılır. Üç uzun, bir kısa bentten oluşur. Edebiyat fazla yaygın değildir.

    Triyole: On mısralı bir nazım biçimidir. Kafiye şeması: "aaaa, aabb,bb" şeklindedir.

    Mensur Şiir: Ölçü ve uyak koşuluna bağlı kalınmadan düz yazıyla şiirsel söyleşinin amaçlandığı yazı türüdür. Bu şiir türüne mensure adı da verilir. Şiirselliği sağlamak için cümlede iç uyum gözetilmiş, imgeden şairhane benzetmelerden yararlanılmıştır. Fransız Edebiyatı'nda Baudelaire'nin yaygınlaştırdığı mensur şiiri Türk Edebiyatı'nda ilk örneklerini Halit Ziya Uşaklıgil vermiştir. Mensur şiirler, Edebiyatı Cedide, Fecri Ati ve Milli Edebiyat Dönemi'nde yaygın biçimde kullanılmıştır. Mensure adı da ilk örneklerden sonra 20. yüzyılda verilmiştir.

    Tevfik Fikret (1867-1915): Önceleri "Sanat için, sanat." sonraları "Toplum için, sanat." anlayışını savunmuş ve buna uygun eserler vermiştir.
    Toplumsal ve siyasal ortamı "Hanı Yağma, 1995'e Doğru, Balıkçılar, Haluk'un Bayramı, Hasta Çocuk, Tarihi Kadim, Millet Şarkısı, Promete, Nesrin, Sis" gibi şiirleriyle eleştirmiş.
    Karamsarlığın ve iç dünyasındaki çalkantıları şiirlerinde öne çıkaran serbest müstezatı şiirlerinde başarıyla kullanmıştır.

    Şiirde düz yazı, aruz ile Türkçe'yi başarıyla kaynaştırmayı bilmiştir. Beyit ve mısra bütünlüğünü kırmış, anlamı birkaç dizeye yaymıştır. Nazmı nesire yaklaştırmış, manzum hikayeler yazmıştır. Şiirlerinde noktalama işaretlerini biçimsel mükemmelliğe, tasvire önem vermiştir. Şiirlerinde Parnasizm işlemiştir.

    Eserleri
    Şiirleri: Rübabı Şikeste, Rübabı Cevabı, Haluk'un Defteri, Şermin (hece ölçüsüyle yazdığı şiir kitabı).

    Cenap Şahabettin (1870-1935): "Sanat için, sanat." anlayışına uygun eserler vermiştir.
    Parnasizm'in ilk örneklerini vermiştir.
    Şiirlerinde müziğe önem vermiş ve Sembolizm'in öncüsü olmuştur.
    Arapça ve Farsça sözcüklerle, özgün imgelerle yüklü ağır bir dili vardır.
    Şiirlerinin konusunu daha çok doğadan almıştır.
    "Elhanı Şita" denen şiiriyle tanınmıştır. (Kar Nağmeleri)
    Cenap Şahabettin şiirlerini "Evrakı Leyal"da toplamak istese de bu gerçekleşmemiştir. Günümüzde onun bu isteğine uyularak şiirleri Evrakı Leyal adı altında bir araya getirilmiştir.

    Eserleri
    Şiirleri: Evrakı Leyal
    Düz Yazıları: Evrakı Eyyam, Nesri Harp, Nesri Sulh.
    Gezi Yazıları: Hac Yolunda, Avrupa Mektupları, Suriye Mektupları.
    Tiyatroları: Yalan, Körebe, Küçük Beyler.
    Özdeyiş: Tiryaki Sözler.

    Hikaye Türleri: Hikayeciliğin tarihsel süreci incelendiğinde karşımıza 2 tür hikaye çıkar. Olay ve durum hikayesi.

    Olay Hikayesi: Bu tarz hikayelere klasik vaka hikayesi de denir. Bu tür hikayelerde olaylar zinciri, kişi, zaman ve yer ögesine bağlıdır. Olaylar, serim, düğüm ve çözüm sırasına uygun anlatılır. Olay zamana göre mantıklı bir sıralamayla verilir. Düğüm bölümünde oluşan merak çözüm bölümünde giderilir. Bu teknik Maupassant tarafından geliştirildiği için bunlara Maupassant Tarzı hikaye de denir. Türkiye Edebiyatı'nda en büyük temsilcisi Ömer Seyfettin'dir. Ayrıca Refik Halid Karay, Reşat Nuri Gültekin, Yakup Kadri, Orhan Kemal, Samim Kocagöz, Necati Cumalı, Talip Apaydın da bu tarz hikaye örneği verenler arasındadır.

    Durum Hikayesi: Bu tarz hikayelere modern hikaye de denir. Her hikaye olaya dayanmaz. Bunlarda merak ögesi 2. plandadır. Bu hikayelerde okuyucuyu sarsan, heyecana getiren bir anlatım sergilenmez.
     
  4. Balako

    Balako New Member

    Ana olay çevresinde gelişmeyen, yaşamdan bir kesit sunan, belli bir insanlık durumunu belli bir ortam içinde anlatan hikayelerdir.

    Durum hikayesinin en büyük ismi Anton Çehov olduğu için Çehov Tarzı Hikaye olarak da adlandırılır. Çehov'un değişiyle, durum hikayesi "hayat denilen film şeridinden bir parça makaslamaktır."

    Durum hikayelerinde olaydan çok yoruma, psikolojik tahlillere yer verilir; okurda bir izlenim uyandırılır. Sait Faik Abasıyanık, Memduh Şevket Esendal, Nezihe Meriç önemli ustalardandır.

    "Ben" Merkezli Hikaye: Gözlem ve olaylardan hareketle bireysel bunalımların, iç çatışmaların anlatıldığı hikayelerdir. Bu hikayelerde yazarın kişiliğiyle, hikaye kahramanının kişiliği iç içe girmiştir. Gerçeklikle hayaller bir arada verilmiştir. Hikayenin kahramanı kendini çevreleyen dünyayı kendi iç dünyasının bulunduğu ruh haline göre anlatır; düşlerine sığınır.

    "Ben" merkezli hikayeler olay hikayesinden çok durum hikayesine yakındır. 1. Tekil kişi ile anlatıcı (kahraman anlatıcının bakış açısı) kullanılır. Hikayeler çarpıcı ve beklenmedik bir sonla bitirilir. Sait Faik Abasıyanık, Bilge Karasu'nun hikayeleri ben merkezli hikayelerdir.

    Hüseyin Cahit Yalçın (1875-1957): Roman ve hikayeci olarak ün kazanmış; sonraları siyasi yazarlığa geçmiştir.
    Roman ve hikayelerin de şairane ve süslü bir üslup kullanmıştır.
    Fıkra, anı, eleştiri, mensur şiir türlerinde de eserler vermiştir.
    Eski, yeni tartışmalarında Yeni Edebiyatı savunmuştur ve başta gelenlerindendir.
    Edebiyat ve Hukuk makalesinden dolayı Serveti Fünün Dergisi kapatılmıştır.

    Eserleri
    Hikaye: Hayatı Muhayyel, Hayal.
    Roman: Hayal İçinde.
    Eleştiri: Kavgalarım.
    Anı: Edebi Hatıralar, Siyasal Anılar.
     
  5. Balako

    Balako New Member

    Halit Ziya Uşaklıgil (1866-1945):

    Türk Edebiyatı Batı Tarzı'nda eser veren ilk büyük romancıdır.
    Serveti Fünun Dergisi'nin en güçlü yazarıdır.
    Fransız Realist ve Natüralist yazarlarda etkilenmiştir.
    Eserlerinde geniş tasvirlere, psikolojik tahlillere yer vermiştir.
    Romanlarında İstanbul'daki eğitimli ve zengin kesimi konu almış, hikayelerinde ise halkın arasına girmeye çalışmıştır.
    Arapça ve Farsça sözcük ve tamlamaları kullandığı ağır bir dili vardır. (Eserlerini kendi, hayattayken sadeleştirmiştir.)
    Mai ve Siyah'ta Ahmet Cemil tipinde hareketle Serveti Fünun kuşağının ideallerini, beklentilerini hayal kırıklıklarını anlatmıştır.
    "Aşk-ı Memnu"da bir Türk Aile Yapısı'nı ayrıntılı bir şekilde incelemiş, alafranga özentisini eleştirmiştir.
    Türk Edebiyatı mensur şiirin ilk örneklerini vermiştir.

    Eserleri
    Roman: Sefile, Nemide, Bir Ölünün Defteri, Ferdi ve Şürekâsı, Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnun, Kırık Hayatlar.
    Hikaye: Bir Şi’r-i Hayal, Bir Yazın Tarihi, Solgun Demet, Hepsinden Acı, Onu Beklerken, Aşka Dairdi.

    Mehmet Rauf (1875-1931):

    İlk psikolojik romanımız olan "Eylül"ün yazarıdır.
    Kahramanların iç konuşmalarına ilk kez Mehmet Rauf yer vermiştir.

    Eserleri
    Roman: Eylül, Ferda-i Garam, Genç Kız Kalbi.
    Hikaye: Son Emel, Bir Aşkın Tarihi, Üç Hikaye.
    Mensur Şiir: Siyah İnciler.

    Süleyman Nazif (1870-1927):

    İlk şiirlerinde Namık Kemal başta olmak üzere Tanzimat Şairleri'nden etkilenmiştir.
    Makale şiiri, mensur şiir, mektup gibi türlerde de eserler vermiştir.
    Nesirlerinde ahenk kaygısıyla yabancı sözcük ve tanımlardan yararlanmıştır.

    Eserleri
    Şiirleri: Gizli Figanlar, Firak-ı Irak, Malta Geceleri (Nazım, nesir karışık)

    Serveti Fünun'un Diğer Sanatçıları

    Süleyman Nesip, Hüseyin Siret, Hüseyin Suat, Ali Ekrem Bolayır, İsmail Safa Özler, Ahmet Şuaip, Faik Ali Ozansay.
     
  6. Balako

    Balako New Member

    Fecr-i Ati (1909-1912)

    • Hilal Matbaası’nda toplanan Şahabettin Süleyman, Yakup Kadri, Refik Halit, Cemil Süleyman, Köprülüzade Mehmet Fuat, Tahsin Nahit, Emin Bülent, Ali Süha, Faik Ali ve Müfit Ratib gibi yeni bir hareket başlatmayı planlar.
    • Ahmet Haşim de bu harekete katılır.
    • Fecr-i Ati'yi kurarlar.
    • Serveti Fünun Dergisi'nde 1910'da bir bildiri yayınlayarak kendilerini kamuoyuna duyurmuştur.
    • Edebiyatımız da bildiri yayımlayan ilk topluluktur.
    • Topluluk üyeleri edebiyatta yenilik yapma amacı taşımışlardır.
    • Fecr-i Ati'ciler "Sanat, şahsi ve muhteremdir." görüşünü savunmuşlardır.
    • Fecr-i Ati'ciler Serveti Fünun edebiyatının devamı olmaktan kurtulamamışlardır.
    • Topluluk üyeleri şiirde Sembolizm, Parnasizm ile Empresyonizm'den roman ve hikayede Realizm, Natüralizm'den etkilenmişlerdir.
    • Aruz ölçüsüyle aşk ve doğa konulu şiirler de yazmışlardır.
    • Arapça ve Farsça'nın etkisinde ağır bir dil söz konusudur.
    • Fecr-i Ati bir bakımı Serveti Fünun ile Milli Edebiyat arasında köprü işlevi görmüştür.
    • Sanatçılar Fransız Sembolizmi ile daha sık bağlar kurmuşlardır.
    • Tiyatro türüne pek önem vermemişlerdir.
    • Batıyla sanat bakımından daha güçlü ilişkiler kurmayı, halkın sanat kültürünü değiştirmek için halka konferanslar vermeyi, sanatı ileriye taşımayı amaçlamışlardır ama kısa sürede dağılan, etkisiz bir topluluk olmuşlardır.
    • Fecr-i Ati'cilerin çoğu Milli Edebiyat akımına katılmış bu dönem bir tek şu isimle anılır olmuştur: Ahmet Haşim.
     
  7. Balako

    Balako New Member

    Sembolizm: 19 yy. sonlarında (1885-1900) Parnasizm'e tepki olarak çıkmıştır. 19 yy. sonlarına doğru Pozitivizm ve Determinizm'in katı gerçekçiliğinden, duyguya ve hayale hiç yer vermemesinden bunalan, bıkan sanatçılar aşırı duyarlılık ve karamsarlıkla beslenen düşlere dayanan bir dünya yaratmayı denerler. Bu öznel dünyayı dile getirecek yeni sözcükler, yeni anlatım yolları bulmaya çalışırlar. Onlara göre şair dış gerçekliği bir yana bırakmalı, kendi "ben"ine, iç dünyasına dönmelidir.

    Özellikleri:
    • Okurun duygularına, semboller aracılığıyla seslenmeyi ve insanın hayal gücünü harekete geçirmeyi savunur.
    • Nesnelere doğa ile insan arasında bağlantı kuran birer sembol olarak görülmüş; olayla sözcüklere mecaz anlam yüklenerek simgelerle açıklanmıştır.
    • Kavramların nitelikleri için semboller yetersiz kalınca sözcüklere yeni anlamlar yüklenmiş.
    • Kapalı bir anlatıma gidilmiştir.
    • Şiirin yorumu okuyucuya bırakılmış, değişik yorumlara uygun şiirin mükemmel olduğu savunulmuştur.
    • Sözcüklerin anlamından çok ahenginden yararlanılmış, duygu ve düşünceler açık bir anlatımla değil sezdirme yoluyla verilmeye çalışılmıştır.
    • Şiirde bu kapalılık ve belirsizlik isteği şairleri belirsiz temalara yöneltmiştir.
    • Uzaklara, hayali diyarlara, insan eli değmemiş, ayak basılmamış yerlere, yaşanmamış zamanlara özlem duyulmuş, hayali dekorlar çizilmiştir.
    • Sembolistler saf şiir peşinde koşmuşlar, şiirin biçimsel kuralları bu amacı engelleyeceğinden daha çok serbest şiir biçimlerine yönelirler.
    • Sone, terza rima, mensur şiir türlerini kullanmışlardır.
    • Üslup kapalıdır. Bile bile kapalı bir anlatım tercih edilmiştir.
    • Şair ay ışığını, alacakaranlığı, esrarlı geceyi, gölgeli görüntüyü, durgun doğayı, üzüntülü yaşamı, açık, aydınlık yaşama yeğ tutar.
    • Sarı, kırmızı, turuncu, eflatun, mor, siyah şiirlerinde en çok kullandıkları renklerdir.

    Akımın Temsilcileri: Baudelaire, Mallarmé, Verlaine, Rimbaud

    Türk Edebiyatı'nda: Cenap Şahabettin, Ahmet Haşim, Ahmet Muhip Dıranas.
     
  8. Balako

    Balako New Member

    Milli Edebiyat

    "Genç Kalemler" dergisinin 1911'de yayımlanmaya başlanması Türk Edebiyatı'nda ilk işaretleri görülen Türkçülük Hareketleri'ni de hızlandırmıştır. Ömer Seyfettin'in Genç Kalemler'in ilk sayısında yayımladığı "Yeni Lisan" makalesiyle sade Türkçe bir dava olarak ilk kez bu dergi de ele alınmış oldu.

    Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem, Ziyap Gökalp "Yeni Lisan" etrafında doğan yeni hareketin öncüleri olurlar.
    Milli Edebiyat'da birçok dergi yayınlamıştır.

    1911'de, Genç Kalemler ---> Sanat ve edebiyat ağırlıklı
    1919'da, Şair (Halit Fahri) --->Sanat ve edebiyat ağırlıklı
    1921'de, Dergah (Mustafa Nihat) ---> Sanat ve edebiyat ağırlıklı

    1911'de, Türk Derneği ---> Milliyetçiliği ideolojik yandan ele alan dergiler
    1912'de, Türk Yurdu ---> Milliyetçiliği ideolojik yandan ele alan dergiler
    1917'de, Yeni Mecmua ---> Milliyetçiliği ideolojik yandan ele alan dergiler

    • Genç Kalemler'in ardından çıkan Türk Yurdu ve Yeni Mecmua gibi dergiler Ziya Gökalp'in sosyolojik çalışmaları Halide Edip'in Yeni Turan romanı, Türkçülük akımının gelişmesini, edebiyat ortamının gelişmesini sağlar.
    • Batı taklitçiliğinden kaçınarak, milli konulara yönelme, yeni ve milli bir edebiyat ortaya koyma amacı güdülmüştür.
    • Türk Kültürü ve Tarihi el değmemiş bir hazine olarak kabul edilmiştir
    • Dil birliğini ulus-devlet anlayışının temeli olarak gören Milli Edebiyatçılar, Türkçe'yi bilim ve sanat dili haline getirmesi, dil bilinci yoluyla milli bilinç oluşturma, halk kültürlenmeye yönelme ve halkı eğitme gibi amaçlara ulaşmak için dilde sadeleştirmeye gidilmiştir. Sade bir dili savunmuşlar, dilde karşılığı bulunan ve dilimize fazla oturmayan Arapça ve Farsça sözcükler kullanılmamıştır.
    • "Toplum için sanat." anlayışı hakimdir.
    • Halkın yaşamı ve sorunlarının dışında yanı sıra bireysel konularda işlenmiştir.
    • Mizahi üslup önemsenmiş, mizah ve hiciv türünde eserlerde verilmiştir.

    Öğretici Metinler

    • Milli Edebiyat Dönemi'nin öğretici metinlerin de sosyal ve siyasi şartlar dolayısıyla dil, siyaset, milliyetçi, tarihi ve bilimsel konular işlenmiştir.
    • Öğretici metinlerde Serveti Fünun Dönemi gibi ağır ve süslü bir dil değil, yaın ve doğal bir dil kullanılmıştır.
    • Ziya Gökalp, Ali Canip Yöntem, Mehmet Fuat Köprülü, Halide Edip Adıvar, Yusuf Akçura, Yahya Kemal gibi isimler öğretici metinler (fıkra, makale, sohbet, anı) kaleme almışlardır. Öğretici metinlerde Ziya Gökalp, İslamiyet Öncesi Dönem'de Yahya Kemal, İslamiyet Sonrası Türk Tarihi'nin ve Kültürü ön plana çıkarmıştır.

    Milli Edebiyat Şiiri

    • "Toplum için sanat." anlayışına uygun sade dil ve hece ölçüsüyle milliyetçi şiirler yazmışlardır.
    • Şiir dili olarak İstanbul Türkçe'si esas alınmıştır.
    • Halk şiiri kaynak olarak benimsenmiştir.
    • Milli Kültür ve Tarih'le ilgili konular ele alınmıştır.
    • İmgelere çok başvurulmamıştır.
    • "Türkçe'ye Türk Dil Bilgisi hakim olacaktır." görüşü savunulmuştur.
    • Tam ve zengin uyağın yanında yarım uyak da kullanılmıştır.
    • Duygudan ziyade fikir ön plandadır.
    • Eserler didaktirdir.

    Not: Bu milliyetçi şiirlerin dışında (saf, öz) şiir, (Ahmet Haşim, Yahya Kemal) manzum hikaye(Mehmet Akif)lerde yazılmıştır.

    Milli Edebiyat'ta Hikaye ve Roman

    • Roman ve hikaye de toplumsal, milli konular realist bir bakışla yer verilmiştir.
    • Türkçe karşılığı olan Arapça ve Farsça sözcükler kullanılmamıştır.
    • İstanbul Türkçe'si kullanılmıştır.
    • Bu dönemle birlikte hikaye ve romanlarda İstanbul dışına çıkılmış ve Anadolu anlatılmıştır.
    • Yurt ve köy sorunlarına yönelim başlamıştır. Köy ve taşra insanının yaşayaşını anlatan ilk başarılı örnekler, Reşat Nuri'nin "Çalı Kuşu", Ebubekir Hazım'ın "Küçük Paşa" adlı yapıtı bu dönemde verilmiştir.
    • Anadolu'nun edebiyata girmesiyle birlikte "Memleket Edebiyatı" da başlamıştır.
    • Arapça ve Farsça tamlamalardan kaçınılmıştır.
    • Hikayelerde gözlem öne çıkmıştır.

    Milli Edebiyat'ta Tiyatro

    • Tiyatroda bu dönemle birlikte canlanmalar görülür.
    • Özel ve resmi tiyatrolar kurulmuştur.
    • Tiyatro eğitim verilen Darülbedayi'nin yanında Türk Operası'nın temelini kurmak amacıyla Darül Elhan adı ile müzik bölümü açılmıştır.
    • Bu dönemde tamamen batılı bir edebiyat anlayışının temelleri atılmıştır.
    • Doğal, sade bir dil ve üslup kullanılmıştır.
    • Bu dönemde Ahmet Nuri Sekizinci, Musahipzade Celal sadece tiyatro eserleri vermişlerdir.

    Milli Mücadele Dönemi Edebiyatı


    1. Kurtuluş Savaşı'nı anlatan ve bu savaşa yazdıklarıyla katılan sanatçıların eserleriyle oluşan Milli Mücadele Dönemi Türk Edebiyatı, dil ve sanat görüşü bakımından Milli Edebiyat'ın devamı niteliğindedir.
    2. Cumhuriyet Sonrası Türk Edebiyatı'nın alt yapısını oluşturan Milli Mücadele Dönemi Türk Edebiyatı'nda, vatan, bağımsızlık, Türk Tarihi'ndeki kahramanlıklar, Kurtuluş Savaşı, onun halktaki yansıması ve Atatürk konu edinmiştir.
    3. Milli Mücadele Dönem Türk Edebiyatı hece ölçüsüyle Kurtuluş Savaşı'nı desteklemek amacıyla milli duyguları ele alan, moral verici, orduyu çoşturucu şiirler yazılmıştır. (Dönemin Önemli Şairleri: Faruk Nafiz, Halide Nusret, Mehmet Emin, Kemalettin Kamu...)
    4. Milli Mücadele Dönemi Türk Edebiyatı Romanları'nda işgal altındaki kentler (İstanbul, İzmir), Aydın-Halk çatışması, yanlış batılılaşma işlenmiş, idealize tipler yaratılmıştır. (Dönemin Önemli Romancıları: Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri, Reşat Nuri, Refik Halit.)
    5. Milli Mücadele Dönemi Türk Edebiyatı Hikayeleri'nde savaşa ait gözlemler, Türk Askeri'nin, İnsanı'nın kahramanlığı ve fedakarlığı anlatılmıştır. (Dönemin Önemli Hikayecileri: Halide Edip, Yakup Kadri.)
    6. Dergi ve gazetelerden Kurtuluş Savaşı'nın konu edinen makale, fıkra ve denemeler kaleme alınmış, halkı çoşturucu söylevler verilmiştir. (Dönemin Önemli Deneme, Makale, Fıkra Yazarları, Söylevcileri: Ruşen Eşref, Yahya Kemal, Falih Rıfkı, Halide Edip, Hamdullah Suphi, Mehmet Akif...)
     
  9. Balako

    Balako New Member

    Dönemin Eserleri / Yazarları / Türleri

    • İstiklal Marşı / Mehmet Akif / Şiir
    • Dumlupınar Yolunda / Kemalettin Kamu / Şiir
    • 3 İstanbul / Mithat Cemal Kuntay / Roman
    • 3 Şehitler Destanı / Fazıl Hüsnü Dağlarca / Şiir
    • Belgelerle Kurtuluş Savaşı Anıları / Ebubekir Hazım / Anı
    • Kuvayi Milliye Destanı / Nazım Hikmet / Şiir
    • Dağa Çıkan Kurt / Halide Edip Adıvar / Öykü (S.Y.Y.)*
    • Milli Savaş Hikayeleri / Yakup Kadri / Öykü (S.Y.Y.)
    • Vurun Kahpeye / Halide Edip / Roman
    • Ateşten Gömlek / Halide Edip / Roman (S.Y.Y.)
    • Sodom ve Gomore, Yaban, Ankara / Yakup Kadri / Roman
    • Yeşil Gece / Reşat Nuri Gültekin / Roman
    • Esir Şehrin İnsanları, Yorgun Savaşçı / Kelp Tahir / Roman
    • Küçük Ağa / Tarık Buğra / Roman
    • Kalpaklılar / Samim Kocagöz / Roman
    • Kurtlar Sofrası / Atilla İlhan / Roman
    • Vatan Yolunda / Yakup Kadri / Anı
    • Türk'ün Ateşle İmtihanı / Halide Edip / Anı
    • Ergenekon / Yakup Kadri / Makale


    *S.Y.Y.: Savaş yıllarında yazılmıştır.

    Ömer Seyfettin (1884-1920):

    • "Genç Kalemler" dergisinde yayımlanan "Yeni Lisan" makalesi ile dilin sadeleştirilmesi savunulmuştur.
    • Yabancı, uzun cümlelerden, söz oyunlarından, yabancı sözcük ve tamlamalardan kaçınmış, konuşma ve yazı dili arasında bir uyum kurmaya çalışmıştır.
    • "Toplum için sanat." anlayışıyla milli değerlere yönelmenin önderliğini yapmıştır.
    • Realisttir.
    • Hikayelerinde Milli Bilinç'i uyandırma ve güçlendirme amacı taşımıştır.
    • Mizahtan da yararlanarak toplumun aksayan yönlerini eleştirmiş; bu bakımdan hikayeleri toplumsal hiciv karakteri taşır.
    • Tasvirlere psikolojik tahlillere önem vermez, daha çok olay ön plandadır.
    • Türk Tarihi toplum sorunları, çocukluk anıları, başlıca konular, kısa cümlelere dayanan, okurun ilgisini ve dikkatini canlı tutan bir anlatım vardır.
    • "Efruz Bey, Yalnız Efe, Uzun Hikaye" roman olarak da değerlendirilebilir.

    Eserleri
    Hikayeleri: Ashabı Kehfimiz, İlk Düşen Ak, Yüksek Ökçeler, Bahar ve Kelebekler, Forsa, Beyaz Lale, Aşk Dalgası, Tarih Ezeli Bir Tekerrür, Pembe İncili Kaftan, Kaşağı, Falaka, Kızıl Elma Neresi?, Başını Vermeyen Şehit, Diyet, And, Teke Tek, Kütük, Harem, Efruz Bey, Yalnız Efe.

    Ali Canip Yöntem (1889-1967):

    Fecri Ati Topluluğu'ndan Milli Edebiyat'a geçmiştir.
    Hem heceyi hem de aruzu kullanmıştır.
    Eleştiri makaleleri, edebiyat tarihi araştırmalarıyla tanınmıştır.

    Eserleri
    Şiirleri: Geçtiğim Yol
    Makale: Milli Edebiyat Meselesi ve Cenap Bey ile Münakaşalarım
    Antoloji: Türk Antolojisi
     
  10. Balako

    Balako New Member

    Ziya Gökalp (1876-1924):
    • Türkçülük akımını sistemleştirmiş, Türk Milliyetçiliği fikrini "Türkiyecilik, Oğuzculuk, Türkmencilik, Turancılık" devrelerine girmiştir.
    • Şair ve yazar kimliği kadar sosyolog olarak da önemlidir.
    • Sosyoloji çalışmalarında Emile Durkheim'den etkilenmiştir.
    • Türk Sosyolojisi'nin kurucusu olarak görülmüştür.
    • İmsamiyet Öncesi Türk Tarihi ile ilgili araştırmalar yapmıştır.
    • Konuşma dilini aynı zamanda yazı dili olması, edebi eserlerde İstanbul ağzının esas alınması heceyi kullanmak gerektiğini savunmuştur.

    Eserleri
    Dergi: Yeni Mecmua, Küçük Mecmua
    Şiir: Kızıl Elma, Yeni Hayat, Altın Işık
    Makale: Türkleşmek-İslamlaşmak-Muhasırlaşmak
    İnceleme: Türkçülük'ün Esasları, Türk Medeniyet Tarihi
    Mektup: Malta Mektupları

    Mehmet Emin Yurdakul: Türk Şairleri, "Milli Şair" ünvanı ile anılmıştır.
    Milli duyguları dile getirdiği ilk şiiri "Cenke Gidenler" hece ile şiir yazma eyleminin öncülüğünü yapmıştır.
    Anadolu İnsanı'nın acılarını, düşmana karşı mücadelesini, çoşkun bir dille anlatan ilk şairdir.
    Bütün şiirlerinde sade bir dil ve hece ölçüsü kullanılmıştır.

    Eserleri
    Şiirleri: Türkçe Şiirler, Türk Sazı, Ey Türk Uyan, Tan Sesleri, Ordunun Destanı, Aydın Kızları, Zafer Yolunda, Ankara, Turana Doğru, İsyan ve Dua.
     

Sayfayı Paylaş