10.Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Zambak Yayınları 2011-2012

Konusu 'Edebiyat 10. Sınıf' forumundadır ve EmRe tarafından 20 Ekim 2011 başlatılmıştır.

  1. EmRe

    EmRe New Member



    Arkadaşlar Türk Edebiyatı Kitabı Zambak yayınları 2011-2012 yeni kitap tüm etkinlikler yapamayanlar için yardımcı olur umarım. Kitaplarda farklılıklar olabiliyor kitabi farklı olan arkadaslar yapamadıklari yerleri yazarlarsa yardimci oluruz.

    Sayfa 10-14
    EDEBİYAT-TARİH İLİŞKİSİ
    1. Edebiyat - Tarih İlişkisi
    HAZIRLIK
    1-Tarih ile edebiyat arasında nasıl bir ilişki olabilir? Tartışınız. Sonuçları söyleyiniz.

    Yöntem farklılıklarına rağmen tarih ile edebiyat tarihi arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Bir milletin geçmişteki duygu, düşünce ve kültür hayatını yansıtan me¬deniyet tarihi genel tarihin önemli bir koludur. Aynı amaca hizmet eden edebiyat ta¬lihleri, tarihçilerin başvuracağı önemli kaynaklardan biri sayılmaktadır. Bazı edebî eserler, tarihi aydınlatma bakımından büyük önem taşırlar. Tarih öncesi devirleri ay¬dınlatmada kaynak vazifesi gören destanlar, siyasî, sosyal ve ekonomik hayat hakkında bilgiler veren gazavatnameler, siyasetnameler, seyahatnameler, sefaretnameler ve tezkireler tarih araştırmalarında başvurulacak kaynaklardır. Tarihî olayların ise edebiyat üzerinde etkisi büyüktür. Edebî eserleri yazıldığı dönemin tarihi bilinmeden hakkıyla anlayabilmek ve yorumlayabilmek mümkün değildir. Ancak, sanatçının tarihî bilgileri aynen kullanmak zorunda olmadığı; gelecek ve tarih kavramlarını kullanmak ve olay örgüsünü istediği gibi tertiplemek bakımından hür olduğu unutulmamalıdır.

    2-Aşağıdaki resimlerden hareketle tarihî bir olayın sanat eserine nasıl yansıdığını yorumlaya¬nız. Düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.

    Ressam yapacağı resimde tarihi bir gerçekliği anlatırken önce bu gerçekliği kendi dünyasında yeniden şekillendirir, bu resme kendi duygu, düşünce, hayal ve beklentilerini ekler, daha sonra bu tablo haline sokar. Biz bu kurgulanmış tabloya bakarak ressamın dünyasına yolculuk yaparız. Kendi kültür ve anlayışımıza göre de bu tablodan anlamlar çıkartırız. Bu çok anlamlılık güzel sanatların temel özelliğidir.

    3-Destan, masal, mesnevi, halk hikâyesi ve roman türünün edebiyat tarihinde ne zaman görülmeye başlandığını araştırınız.
    Destan: İslamiyet öncesi edebiyatımızın ilk üründür.

    Masal: Masal da ilk olarak İslamiyet öncesi dönemde görülen bir edebî türdür.
    Mesnevî: Mesnevî İslami Türk edebiyatının ilk edebî türüdür.
    Halk hikâyesi: Halk hikâyesi de İslami dönem Türk edebiyatının ürünlerindendir.
    Roman: Roman Batı tarzı Türk edebiyatının ilk ürünlerindendir.

    4-Türk tarihine yön veren olayları anlatan şiir ve roman örnekleri bulunuz.
    5-Tarih kitaplarından Köktürk Devleti ile ilgili bilgi toplayınız.

    Göktürkler (Köktürk Devleti) (552- 630)
    - "Türk" adı İle kurulan İlk Türk devletidir.
    - Bumin Kağan'ın Avarların hakanına isyanı ile 552 yılında Ötüken başkent yapılarak kurulmuştur.
    - Bumin Kağan kardeşi İstemi Kağanla birlikte .(Doğu-Batı) devleti yönettiler.
    - 38 harfli ilk Türk Alfabesini kullandılar.
    - Sasanilerle işbirliği yaparak Akhunları (Eftalitler) ortadan Kaldırdılar. Batı Türkistan'ın Türkleşmesinde rol oynadılar. turkeyarena.net
    - Bizans imparatorluğu ile ittifak kurup Sasanilerle mücadele et¬tiler.
    - ipek Yolu'nu denetimleri altına aldılar.
    - Mukan Kağan zamanı devletin en parlak dönemi olmuştur.
    - 558'de Doğu ve Batı Göktürkler olarak ikiye ayrıldılar.
    - Doğu Göktürkler 630 yılında Batı Göktürkler ise 659 yılında Çin egemenliğine girdi.

    1. Metin
    Ateşten Gömlek
    İzmir'in işgalinde kocası ve çocuğu düşmanlarca katledilen Ayşe, İstanbul'daki akrabalarına, Peyamilere gelir. Halk İstanbul'un işgalini protesto etmek için mitingler yapmaktadır.
    Aşağıdaki parçada, Peyami ve Ayşe'nin katıldığı Sultanahmet Mitingi anlatılmaktadır:
    O gün asıl Türkiye'yi ben ilk defa gördüm. İstanbul'un arkası, asıl mahalleleri ağzını açmış, sakinlerini dökmüştü. Birçok ihtiyar kadın, birçok ihtiyar erkek gördüm. İstanbul'un asık yüzlü, suskun ve görünmez ihtiyarları! Arkalarında hangi zamana ait olduğu bilinmeyen garip setreler, redingotlar içinden hafif, buruşuk boyunları yükseliyor, gözlükleri altından yaşlar beyaz sakallarına açıkça akarak ağlıyorlar. İpekli, bol çarşafları içinde buruşuk yanaklarına yaşlar akarak nineler geliyor. Sarılı kırmızılı basma entarisinin yeni çarşafından fırlamış, yemenilerinin oyaları görünen küme küme, gözleri kırmızı, yüzleri Fransız İhtilalinde Versay'a hücum eden kadınlar alayının tablosu gibi o kadar çok kadın var ki! Hiçbiri ne önünü ne arkasını görüyordu. Hamal ile genç aydının, Karagümrüklü işçi İstanbullu kadınla yüksek ökçeli süslü kadının omuz omuza, yüz yüze geldiği bir gündü. Derinliği görülemeyen meydanda müthiş bir insan denizi derin ve sessiz uğultusuyla akıy¬or, akıyor, yalnız çok yoğun olan ortası kımıldamıyordu. Bütün bu canlı deniz üstünde Sultanahmet'in beyaz minareleri, hapishane binası yüzüyor gibi yükseliyordu. Binaların üstünden, c*****n avlusundaki ağaçlardan salkım salkım insan kütleleri sarkıyor, bunun üstünden beyaz minarelerden uzanan siyah bayraklar bazen halkın başına, bazen beyaz güvercin bulutlu mavi göğe uçuyordu. Sultanahmet bahçesinin parmak¬lıklarına dayanmış bir ihtiyar dişsiz ağzı, açık, fersiz gözlerinden, sürülmüş tarla gibi buruşan yanaklarına akan gözyaşlarıyla beraber bağıra bağıra ağlıyordu. Ayasofya tarafından giren herkes uçan Türk bayraklarını siyah görünce dudaklarından bir feryat, kısılmış bir hıçkırık fırlıyordu. Gözleri sürmeli olduğunu en boyalı genç kadınlar bile unutmuş, bütün boyaları yanaklarından yaşlarla akıyordu.

    Halide Edip ADIVAR
    Metin İnceleme
    1.Yukarıdaki metin Türk tarihinin hangi dönemine ışık tutar? Açıklayınız.
    Yukarıdaki metin Türk tarihinin kurtuluş mücadelesi verdiği Kurtuluş savaşı yıllarına ışık tutmaktadır.
    2.İncelenen metinden hareketle edebî eser - tarih ilişkisini değerlendiren bir paragraf yazınız. Yazıların birkaç tanesini sınıf panosuna asınız.
    Edebî metinler tarih biliminin verilerinden yararlanır. Ama yazar bunu yaparken tarihten aldığı verileri olduğu gibi kullanmaz. Bu verileri o, kendi dünyasında yeniden şekillendirir, bu metne kendi kurgusunu ekler ve bu şekilde okuyucuya sunar. Yani edebi metinlerde değiştirilmiş bir gerçeklik vardır. Bu metinde de yazar tarihte yaşanmış bir gerçekliği kurgulayarak yeninden şekillendirmiştir.

    2. Metin
    Türk Savaş Taktiği
    Osmanlı Türklerinin, yükseliş çağlarında, XV ve XVI. asırlarda kazandıkları savaşların gerçekçi bir açıklaması yapılmış değildir. Türk ordusunun, çok defa kendinden kalabalık bağlaşık Avrupa ordularını yendiğini yazan tarihler, bu zaferleri, Türk askerinin kahramanlığının ötesinde bir açıklamaya bağlamak lüzumunu duymamışlardır. Hâlbuki Osmanlı Cihan İmparatorluğu'nun kurulmasını sağlayan bu zaferlerin sırları, sanıldığından daha girifttir.
    Osmanlı Türlerinin yükseliş çağlarında bir savaşın, önce siyasi hazırlığı yapılırdı. Savaşılacak devlet ve çok defa devletlerin jeopolitik durumları göz önüne alınır, bağlaşıklarından ayrılmaya çalışılır, büyük bir dip¬lomatik gayret sarf edilirdi. Bu, çok dikkat ve incelik isteyen bir işti. Çünkü Türkiye İmparatorluğu bazen, Fatih Sultan Mehmed zamanında olduğu gibi, 20 küsur devletle birden savaş hâlinde bulunurdu.
    Savaşılacak kuvvetlerin hesabı iyice yapıldıktan sonra, Türk ordusunu savaşa hazırlama çalışmaları başlardı. Türk ordusu, daima savaşa hazır, meslekleri askerlik olan bir kitleden müteşekkil bir kuruluş¬tu. Ancak orduyu toplamak ve savaş alanlarına götürmek meseleleri önemliydi. Ne kadar kuvvetin ne zaman ve nerede yığınak yapacağı ve hangi yolların geçileceği kararlaştırılırdı. Bu yolların hangi konak¬larında ne miktar yiyecek, yem ve cephane bulundurulmak icap edeceği hesaplanır, oraların sancak ve alay beylerine, kadı ve naiplerine emirler gönderilirdi. Yol üzerindeki depoların mevcudu öğrenilirdi. Ge¬çilecek yolların durumu, köprülerin vaziyeti, ne kadar zamanda ne kadar kuvveti geçirebileceği incele¬nirdi. Çok defa ordu yürüyüşe geçmeden önce yollar, son bir bakım ve kontrolden daha geçirilirdi.
    Seferin nereye yapılacağı çok defa aylarca önce beylerbeyi ve sancak beylerine bildirilir fakat bazen de son ana kadar gizli tutulurdu. Mesela Fatih, seferin nereye olduğunu gizli tutardı. Akkoyunlulara karşı Otlukbeli savaşının hazırlıklarının hangi devlete karşı yapıldı¬ğı, padişahtan başka herkesin meçhulüydü. Trabzon İmparatorluğu'na karşı seferinde de böyle yapmış ve düşmanı pek gafil avlamıştı. Nitekim son çıktığı seferin nereye olduğuna, günümüze kadar tarihçiler karar verememişlerdir. Çünkü sefe¬rin daha başında Fatih ölmüştü, Yavuz da Mısır seferine çıkar¬ken İran üzerine gidildiği propagandasını yapmıştır. Sultan İb¬rahim zamanında, Girit seferine giden Türk donanması, Malta'ya gidiyor sanılıyordu. Girit sularına iyice yaklaşırken Kaptanıderya Yusuf Paşa, padişahın mühürlü hattıhümayununu aç¬mış, amiraller seferin Girit üzerine olduğunu öğrenmişlerdi. Bu gizlilik, yabancı haber alma teşkilatlarına karşıydı. Türklerin Avrupa'da son derece mükemmel bir ha¬ber alma teşkilatı olduğu gibi, Avrupalıların da Türkiye'de aynı işi gören casusları vardı. Fakat Türk ha¬ber alması, çok üstündü. Avrupa devletlerinin son durumlarını bütün teferruatıyla Divanıhümayuna ya¬ni hükümete bildirirdi.

    Yılmaz ÖZTUNA
    3.İncelediğiniz metin tarihimizin hangi dönemlerinden bahsetmektedir?
    15 ve 16. Yüzyıllar arasındaki dönemden bahsetmektedir.
    4.Metinlerden hangisi tarihî, hangisi edebîdir? Örnek vererek açıklayınız.
    1.Metin edebî bir metindir. Çünkü metin kurgulanmıştır. Bunu da metinde yapılan betimlemelerden kolayca anlayabiliriz. Örneğin, “İpekli, bol çarşafları içinde buruşuk yanaklarına yaşlar akarak nineler geliyor. Sarılı kırmızılı basma entarisinin yeni çarşafından fırlamış, yemenilerinin oyaları görünen küme küme, gözleri kırmızı, yüzleri Fransız İhtilalinde Versay'a hücum eden kadınlar alayının tablosu gibi o kadar çok kadın var ki! Hiçbiri ne önünü ne arkasını görüyordu. Hamal ile genç aydının, Karagümrüklü işçi İstanbullu kadınla yüksek ökçeli süslü kadının omuz omuza, yüz yüze geldiği bir gündü. Derinliği görülemeyen meydanda müthiş bir insan denizi derin ve sessiz uğultusuyla akıy¬or, akıyor, yalnız çok yoğun olan ortası kımıldamıyordu.” Parçası bu metnin edebî bir metin olduğunu gösteriyor.
    2.metin tarihi bir metindir. Çünkü bilgiler yorum yapılmadan, kurgulanmadan direkt olarak verilmiştir. Buna örnek ise: Seferin nereye yapılacağı çok defa aylarca önce beylerbeyi ve sancak beylerine bildirilir fakat bazen de son ana kadar gizli tutulurdu. Mesela Fatih, seferin nereye olduğunu gizli tutardı. Akkoyunlulara karşı Otlukbeli savaşının hazırlıklarının hangi devlete karşı yapıldı¬ğı, padişahtan başka herkesin meçhulüydü. Trabzon İmparatorluğu'na karşı seferinde de böyle yapmış ve düşmanı pek gafil avlamıştı. Nitekim son çıktığı seferin nereye olduğuna, günümüze kadar tarihçiler karar verememişlerdir. Çünkü sefe¬rin daha başında Fatih ölmüştü, Yavuz da Mısır seferine çıkar¬ken İran üzerine gidildiği propagandasını yapmıştır. Sultan İb¬rahim zamanında, Girit seferine giden Türk donanması, Malta'ya gidiyor sanılıyordu. Girit sularına iyice yaklaşırken Kaptanıderya Yusuf Paşa, padişahın mühürlü hattıhümayununu aç¬mış, amiraller seferin Girit üzerine olduğunu öğrenmişlerdi. Bu gizlilik, yabancı haber alma teşkilatlarına karşıydı.
    5.Metinlerden hareketle edebiyat ile tarih arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
    Hazırlık sorularının 1.sorusunda bu sorunun cevabı açıklanmıştır. Bura da edebiyat tarihçisi ile tarih arasındaki farklara kısaca değinilecek: İnsanın geçmişe karşı duyduğu merakın, yarına ait endişelerinin ve varlığını sürdürebilmek için gösterdiği çabaların bir ürünü olan tarih, insan topluluklarının, zaman-yer gösterilerek ve doğru olarak, hayatını, kültür ve uygarlıklarını anlatan bir bilimdir. İnsanı ilgilendiren her şey tarihin içindedir. Edebiyat tarihi araştırmalarının temeli olan edebî eserin konusu da insandır. Her ikisinin ortak noktası ise insanla ilgili gerçekleri vermeye çalışmasıdır. Edebiyat tarihçisi ve tarihçi "geçmiş" üzerinde çalışırlar. Ancak, aynı yöntemi kullanmakla birlikle, uygulamada birbirlerinden ayrılırlar. Tarihçinin üzerinde çalıştığı geçmiş, artık devrini tamamlamış tarihin malı olmuştur. Edebiyat tarihçisinin konusu olan geçmiş ise sanat eserleriyle varlığını sürdürmektedir. Tarihçinin objektif (tarafsız) olma mecburiyeti yanında, edebiyat tarihçisi, bir edebî eseri incelerken, onun taşıdığı sanat tazeliği karşısında tarafsız ve heyecansız kalamaz. Tarihçi, kişiler üzerinde olaylarla ilgisi oranında dururken, edebiyat tarihçisi, sanat eserlerini meydana getiren belirli kişiler üzerinde durur. Edebiyat tarihçisi, incelediği çağın dilini, zevkini, edebî karakterini, sanatçının özelliklerini ve çağdaşlarından ay¬rıldığı noktaları eserlere yönelik araştırmalarda bulabilir. Tarihçi, incelediği eserlerdeki şahsî görüşleri bir yana bırakmak durumundayken, edebiyat tarihçisi bu bölümleri de¬ğerlendirerek yazarı eserinde bulmaya da çalışır. Ayrıca tarihçi ve edebiyat tarihçisinin değerlendirmeye alınan kaynaklar karşısındaki tutumları da farklıdır. Kaynaklar tarihçi için yanıltıcı ve taraflı yazılmış olabilir. Hâlbuki sanat eserleri kendilerini olduğu gibi yansıtırlar.

    ANLAMA VE YORUMLAMA
    1.Etkinlik
    Aşağıda Şemsettin Kutlu'nun "Servetifünun Dönemi Türk Edebiyatı Antolojisi" adlı eserinden bölümler verilmiştir. Buna göre metinden hareketle edebiyat tarihinin kapsamını yandaki kavram haritasına yazınız.
    Edebiyat tarihinin kapsama alanı:
    - Sanatçıların hayatını incelemek
    - Sanatçıların eserlerini incelemek
    - Dönemin sosyal ve siyasi olaylarını incelemek
    - Edebî eserlerin gelişimini incelemek
    - Edebiyatı belirli dönemlere ayırmak
    2.Etkinlik
    a. Aşağıda Köktürk Yazıtları'ndan bir bölüm verilmiştir. Siz de tarih kitaplarından okuduğunuz Köktürk Devleti ile ilgili bölümleri defterinize yazınız. İki metinde Köktürk Devleti ile ilgili bilgilerin nasıl verildiğini belirtiniz. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

    Köktürk Yazıtları
    (Kül Tigin Abidesi- Doğu Yüzü)
    Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insanoğlu kılınmış. İnsanoğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin ilini tutuvermiş, düzenleyivermiş.
    Dört taraf hep düşman imiş. Ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış, hep tâbi kılmış. Başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş. Doğuda Kadırkan ormanına kadar, batıda Demir Kapıya kadar kon¬durmuş. İkisi arasında pek teşkilatsız Köktürk öylece oturuyormuş. Bilgili kağan imiş, cesur kağan imiş. Buyruku yine bilgili imiş tabii, cesur imiş tabii. Beyleri de milleti de doğru imiş. Onun için ili öylece tutmuş tabii. İli tutup töreyi düzenlemiş. Kendisi öylece vefat etmiş. (...)
    Orhun Abideleri

    b. "Edebiyat tarihi edebî eserleri ve onları meydana getiren kişileri yer ve zaman şartlarına bağlı olarak inceler." Açıklamadan ve incelediğiniz metinden hareketle edebiyat tarihinin uygarlık tarihini ne şekilde etkilediğini açıklayınız.
    Toplumların maddî ve manevî varlıklarının; fikir, sanat çalışmalarıyla ilgili niteliklerinin tümüne uygarlık denir. İnsanlık binlerce yıllık bir uygarlık tarihine sahiptir. Edebiyat tarihi ise konusu insan olan ve edebî bir üslupla yazılmış bütün eserlerle ilgilenir. Geçmişten aldığı bu değerleri ve bilgileri gelecek kuşağa aktarır. Aynı zamanda edebiyat tarihi gelecek kuşağın fikri yapısını oluştur ve böylece uygarlığın şekillenmesine yardımcı olur.
    c. Türk edebiyat tarihinin dünya uygarlığına ne gibi katkısı olmuştur? Örnekler veriniz.
    Dünyanın en eski milletlerinden biri olan Türkler, edebiyat alanında dünyanın en eskilerinden biridir. Gerek yazılı metinleri, gerekse maddi ve manevi birikimleriyle dünya uygarlığına önemli katkıları olan Türkler, dünyanda, destan metni bakımından en zengin edebiyatına sahiptir. Türk edebiyat tarihi içiriğinin zenginliği, çeşitliliği ve estetiğiyle dünya uygarlığına katkı sağlamıştır.
    3.Etkinlik
    Aşağıdaki sözcük-terim-açıklama eşleştirmelerini yapınız.
    Edebiyat Tarihi: Bütün edebiyat hareketlerini ve dönemlerini inceler.
    Tarih: Toplumu etkileyen olaylar arasındaki ilişkileri önceki ve sonraki olaylara bağla¬yarak inceler.
    Edebiyat: Düşünce ve duyguların imgelerle biçimlendirilmesi
    Tarih: Toplumları etkileyen olayları zaman ve yer belirterek anlatır.
    Edebiyat Tarihi: Yazar ve şairlerin dil ve üslup özelliklerini açıklar.
    Edebiyat: Dili etkili kullanma sanatı.
    4.Etkinlik
    Türk edebiyatında destan, masal, mesnevi, halk hikâyesi ve roman gibi edebî türlerin ortaya çıktıkları zaman dilimlerini ve bu türlerin birbirlerinden farklarını belirleyiniz.
    Destan: İslamiyet öncesi edebiyatımızın ilk üründür. Hece ölçüsüyle söylenir.
    Masal: Masal da ilk olarak İslamiyet öncesi dönemde görülen bir edebî türdür. Düzyazı şeklinde söylenir.
    Mesnevî: Mesnevî İslami Türk edebiyatının ilk edebî türüdür. Aruz vezniyle beyitlerle yazılır.
    Halk hikâyesi: Halk hikâyesi de İslami dönem Türk edebiyatının ürünlerindendir. Nazım nesir karışık olarak söylenir.
    Roman: Roman Batı tarzı Türk edebiyatının ilk ürünlerindendir. Nesir halinde yazılır.
    5.Etkinlik
    "Edebiyat tarihi; sanatçıların, eserlerini hangi şartlar altında meydana getirdiklerini araştırır ve onların gerçek değerini belirlemeye çalışır. Bu eser ve sanatçıların, dönemlerinde ve kendinden sonra edebiyat ve toplum hayatını ne şekilde etkilediğini tespit eder. Vatan ve din değişmesi, göçler, iktisadi ve siyasi olaylar toplumda olduğu gibi onun edebiyatında da etkilidir." Okuduğunuz metinlerden de faydala¬narak tarihî dönem, eser ve sanatçı ilişkisini örnekler vererek açıklayınız.
    Bir eserin yazıldığı dönem ile eser arasında sıkı bir ilişki vardır. Çünkü yazar toplumun içinde bir ferttir. Yazılan eserlerde toplumun bireylerine sunulmak için yazılır. Bu yüzden eserlerde toplumun beklentileri ilgileri daha çok yer bulur. Bu nedenle eserlerde yazıldığı dönemin özelliklerini bulmak gayet doğaldır. Aynı şekilde yazar eserine mutlaka kendinden bir şeyler ekler. Çünkü yazılan eser anı zamanda yazarında beklentileri karşılamak için oluşturulmuştur. Bütün bunlardan dolayı, tarihî dönem-eser ve sanatçı arasında ayrılmaz bir bütünlük vardır.
    6. Etkinlik
    Sınıfa getirdiğiniz şiir ve romanları inceleyiniz. "Edebî eserler yazıldıkları dönemi yansıtan tarihî belgelerdir." sözü ne kadar geçerlidir? Metinlerden örnekler vererek tartışınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

    DEĞERLENDİRME
    a. "Toplumun, sanatçının, sanat eseriyle" sözcüklerini aşağıdaki boş bırakılan yerlere
    yazınız.
    a. SANAT ESERİYLE sanatçının hayatı arasında sıkı bir bağ vardır.
    b. Sanatçı TOPLUMUN aynasıdır.
    c. Sanat eserinde SANATÇININ yaş***** ve kişiliğine ait ipuçları vardır.
    b. Aşağıdaki cümleleri doğru-yanlış (D/Y) durumlarına göre değerlendiriniz.
    (D) Edebî bir tür olan roman Batı etkisinde gelişen Türk edebiyatı döneminde ortaya çıkmıştır.
    (Y) Tarih, edebî eserlerden hareketle bir milletin duygu ve düşüncede geçirdiği evreleri inceler.
    (D ) Türk tarihiyle ilgili bilgilere edebî eser¬lerden de ulaşabiliriz.
    c. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.
    1. Aşağıdaki cümlelerden hangisi edebiyat tarihinin kapsamlarından biri değildir?
    A) Şair ve yazarların eserlerini inceler.
    B) Edebiyatı belirli dönemlere ayırır.
    C) Siyasi ve sosyal olayların edebî eserlere nasıl yansıdığını inceler.
    D) Sosyal olayların başka bilim dallarıyla iliş¬kisini ele alır.
    E) Edebî dönemlerin özelliklerini belirler.
    D
    2.
    I. Anı (Hatıra)
    II. Roman
    III. Gezi Yazıları
    IV.Günlük
    Yukarıdaki edebî türlerden hangisi ya da hangileri genel tarih açısından bir değer ifade eder?
    A) I ve II B) I ve III C) II ve III D) III ve IV E) I, II, III ve IV
     



  2. EmRe

    EmRe New Member

    TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER
    2. Türk Edebiyatının Dönemlere Ayrılmasındaki Ölçütler
    HAZIRLIK
    1.Bir insanın yaşamını belirli dönemlere ayırırken hangi ölçütleri kullanırız? Belirtiniz.
    Bir insanın yaşamını belirli dönemlere ayırırken -incelenmesi kolay olsun diye- çocukluk dönemi, gençlik dönemi, olgunlaşma dönemi ve ihtiyarlık dönemi şeklinde ayırabiliriz.
    2-Türk edebiyatı da tarih boyunca belli dönemlere ayrılmıştır. Sizce edebiyatın belli dönemlere ayrılmasındaki ölçütler neler olabilir? Tartışınız. Sonuçları yazınız.
    Türk edebiyatını dönemlere ayrılırken kullanılan ölçütlerin bazıları:

    a) Dil Anlayışı: Dil, zaman içinde değişen, canlı bir varlıktır. Milletlerin gelişmesine, sosyal ve kültürel yapısındaki değişmelere paralel olarak dili de gelişir veya değişir. Türkler, Müslüman olmadan önce, Türkçede atlı bozkır kültürünün ve göçebe hayatının unsurları hâkimdir. Müslüman olduktan sonra dilimiz, İslâm medeniyetinin taşıyıcısı olan Arapça ve Farsçadan etkilenmiştir. İslâm diniyle ilgili terimler ve deyimler dilimize girmiştir. Bu dönemde yazı dili ile konuşma dili arasında önemli farklılıklar görülmüştür. XIX. yüzyılın ortalarından itibaren edebiyatfatihi Türk toplumu Batı medeniyetinin etkisi altına girmiştir. Bu sefer Türkçeye Batı dillerinden kelimeler girmeye başlar. Dilimiz, Batı kültürünü, ilim ve tekniğini, hayat tarzını yansıtan unsurlarla dolar.
    b) Dil Coğrafyası: Bir dilin konuşulduğu alan da önemlidir. Buna "dil coğ­rafyası" denir. Türkler, bilhassa XI. yüzyıldan itibaren dünyanın büyük bir bö­lümüne yayılmış ve günümüze kadar irili ufaklı binlerce devlet kurmuştur. Do­layısıyla Türkçe de geniş coğrafyalarda konuşulan bir dil olmuştur. Bu da bir­birinden az veya çok farklılık gösteren bazı Türk şive ve lehçelerinin doğması­na yol açmıştır.
    c) Kültürel Farklılaşma: Kültür, bir milletin dil, din, sanat, örf ve âdetleri gibi hayata mal olmuş maddî ve manevî değerlerinin hepsine birden verilen bir isimdir. Milletlerin dinî hayatlarında, dillerinde, gelenek ve göreneklerinde meydana gelen değişiklikler kültürel farklılaşmayı doğurur. Bu bazen çok yavaş, bazen de hızlı olur. edebiyatfatihi Toplumumuzda kültürel farklılaşmanın en çarpıcı örneği, 1830'lârdan itibaren başlayan "Batılılaşma" hareketinde görülür. Çok hızlı gerçekleşen bu hareket, bazı sosyal bunalımları da beraberinde getirmiştir. Tabiî sanat ve edebiyatfatihi edebiyatımız bu kültürel farklılaşmadan hem etkilenmiş, hem de bu hareketin yayılmasında etkili olmuştur. Edebiyatımızın devrelere ayrılmasında bu ve buna benzer kültürel farklı­laşmalar da bir kıstastır.
    d) Dinî Hayat: Din, topluma getirdiği değer hükümleriyle insanların düşünce yapı­larını etkiler ve değiştirir. İslâmiyet’in kabu­lünden önce Türkler, değişik coğrafyalarda Şaman, Mani ve Buda dinlerini benimsemiş­lerdi. Bu dinlerin etkilerine, o dönemde oluş­turulan kitabe ve destanlarda rastlıyoruz. İslâmiyet’in kabulünden sonra edebiyatı­mızda köklü değişiklikler oluşmuştur. Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular ve Osmanlılar gibi büyük devletler kuran Türkler, Araplar ve İranlılarla yakın ilişkiler İçinde olmuşlardır. Bu ilişkiler sonucunda dil ve edebiyatımızda, İran ve Arap dil ye edebiyatfatihi edebiyatlarının etkileri görül­müştür. İslâmiyet’in etkisi altında gelişen edebiyatımız Tanzimat'a kadar devam etmiştir. turkeyarena.net
    3. Üç gruba ayrılınız. Birinci grup İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı, ikinci grup İslami Devir Türk Edebiyatı, üçüncü grup da Batı Tesirinde Gelişen Türk Edebiyatının nelerden ya da kimler­den etkilendiğini araştırsın.

    Türk edebiyatının dönemleri
    Başlangıcından zamanımıza kadar yüzyıllar boyunca süren edebiyat tarihimizi belli devirlere ayırmak zorundayız. Türk tarihinde esaslı iki dönüm noktası vardır. Bunlar, Türk tarihinin akışını değiştirmiş ve yeni devirlerin başlangıcı olmuştur. Bu dönüm noktalarından biri İslam dinin kabulü, öteki de Batı’ya dönüş hareketidir. Birincisinde Türkler, yeni dinin birleştirici özelliği içinde, Doğu uygarlığı dediğimiz İslam uygarlığının kurulup gelişmesindeedebiyatfatihi başlıca etken olmuştur. İkincisinde ise, Batı uygarlığını siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik birçok olayların baskısı altında benimsemeye koyulmuşlar ve çok çetin güçlüklerle karşılaşmışlardır. İşte Türk edebiyatı tarihini bu dönüm noktalarına göre devirlere ayırıyoruz:

    1. İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyatı
    2. İslâmî Devir Türk Edebiyatı
    3. Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı

    1- İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyatı
    İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyatı, Orta Asya coğrafyasında, başlangıcı kesin tarih­lerle belirlenemeyen ve X. yüzyıla kadar sü­ren dönemdir. Bu dönem edebiyatı iki kolda gelişmiştir. turkeyarena.net
    a) Sözlü edebiyat:Sözlü olarak yayılan ürünlerin oluşturduğu edebiyattır. Çeşitli Türk boylarında şaman, baksı, kam, oyun adı verilen sanatçılar tarafından kopuz eşli­ğinde söylenen koşuklar, ölen bir kişinin ar­dından söylenen ağıtlar, destanlar, atasözle­ri vb. sözlü edebiyatın ürünleri arasındadır.
    b) Yazılı edebiyat:Yazıya aktarılan ürünlerin oluşturduğu edebiyattır. Edebî de­ğer taşıyan ilk yazılı metinler VIII. yüzyılda oluşturulan, Göktürklere ait Orhun Abideleri (Göktürk Kitabeleri)dir.

    2-İslâmî Devir Türk Edebiyatı
    X. yüzyılın ikinci yarısından XIX. yüzyı­lın başlarına kadar devam eden bu dönem­de edebî eserlerde İslâm dininin etkisi görü­lür. İslâmî Devir Türk Edebiyatı iki koldan gelişme göstermiştir:
    1. Klâsik Türk edebiyatı (gazel, kaside, mesnevi…)
    2. Halk edebiyatı:

    a. Anonim halk edebiyatı (mani, türkü, ninni, tekerleme…)
    b. Dinî-tasavvufî halk edebiyatı (ilahi, nefes, devriye, şathiye, nutuk..)
    c. Âşık tarzı halk edebiyatı (koşma, semai, varsağı, ağıt)

    3-Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı
    XIX. yüzyılın ortalarından itibaren siyasî bir hareket olan Tanzimat'ın ilanıyla başlayan ve günümüze kadar etkisi devam eden dö­nemdir. edebiyatfatihi Bu dönemde edebiyatımız gazete çevresinde gelişen roman, hikâye, makale, deneme, eleştiri gibi birçok yeni türle tanıştı.
    Batı uygarlığının etkisinde gelişen Türk edebiyatını altı bölümde inceliyoruz:

    1. Tanzimat Edebiyatı
    2. Edebiyat-ı Cedide (Servet-i Fünûn Edebiyatı)
    3. Fecr-i Âti Edebiyatı
    4. Millî Edebiyat
    5. Millî Mücadele Dönemi Edebiyatı
    6. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı :

    İNCELEME
    Aşağıdaki metin parçaları Türk edebiyatının üç farklı dönemine aittir. Farklı uygarlıkların Türk edebiyatına etkilerini göz önünde bulundurarak bu metinlerin hangi döneme ait olduğunu ve ayırıcı özelliklerini 17. sayfadaki tabloya yazınız.

    Ait olduğu dönem
    Ayırıcı özellikleri
    Destan
    İslamiyet öncesi
    Hece ölçüsüyle-abartılarak söylenmesi
    Mesnevî
    İslami dönem
    Aruz ölçüsüyle-beyitler halinde yazılması
    Roman
    Modern dönem
    Düzyazı ile yazılması

    1.Etkinlik
    Araştırmalarınızdan yola çıkarak farklı uygarlıkların ve tarihî dönemlerin Türk edebiyatı üzerindeki etkilerini karşılaştırınız.edebiyatfatihi Sonuçlarını sözlü olarak ifade ediniz.
    Türk edebiyatı üzerinde İslamiyet öncesinde hiçbir uygarlığın etkisi olmamıştır. İslami devirde Arap ve Fars uygarlığının, Modern dönemde ise Batı uygarlığının özellikle de millet olarak Fransa’nın etkisi Türk edebiyatı üzerinde vardır.edebiyatfatihi İslami dönemde kullanılan kelime ve kavramlar, insanların inançları Türk edebiyatını etkilerken modern dönemde ise Batı odaklı eserlerin daha çok verilmesi bu etkiyi göstermesi açısından önemlidir.

    ANLAMA VE YORUMLAMA
    2.Etkinlik
    Aşağıda Türk edebiyatının üç farklı dönemini yansıtan resimler verilmiştir. Bu eserlerin, ait oldukları dönemlerin edebiyatfatihi zihniyeti ile ilişkisini tartışınız. Sonuçları belirtiniz.
    Destan dönemine ait resimde o döneme ait olağanüstülüklerin ön plana çıktığını görmekteyiz. Bu özellik destan döneminin en dikkat çeken özelliğidir. Osmanlı dönemine ait resimde ise divan sohbetlerinin ön plana çıktığını görmekteyiz. Bu dönemde divan şiiri çok önemli bir yere sahiptir. Her sohbet ortamında şiirler söylenir, divanlar okunurdu. Bu resim bu yönüyle kendi döneminin özelliklerini yansıtmaktadır. Batılaşma dönemine ait resimde ise Batının düşünce sisteminde önemli bir yeri olan soyut edebiyatfatihi ögelerin ön plana çıktığını görmekteyiz. Bu resimde yine yapıldığı döneme ait önemli ip uçları vermektedir.

    [​IMG]

    3.Etkinlik
    a. Türk edebiyatının üç temel dönemini yazınız. Bunu bir şema hâlinde sınıfınızın duvarına asınız. Aşağıdaki kavramların hangi döneme ait olduğunu belirtiniz.

    Türk Edebiyatının Dönemleri
    1-İslamiyet Öncesi Türk edebiyatı
    2-İslami Devir Trük Edebiyatı
    3-Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı
    Lale Devri: İslami Devir Trük Edebiyatı
    Karahanlı Devleti : İslami Devir Trük Edebiyatı
    Medrese: İslami Devir Trük Edebiyatı
    Milliyetçilik: Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı
    Tanzimat Fermanı : Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı
    Ergenekon: İslamiyet Öncesi Türk edebiyatı
    Tasavvuf:İslami Devir Trük Edebiyatı
    Divan Edebiyatı:İslami Devir Trük Edebiyatı
    Roman, Tiyatro: Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı
    Şamanizm: İslamiyet Öncesi Türk edebiyatı
    Göçebe Yaşam:İslamiyet Öncesi Türk edebiyatı
    Müslümanlık : İslami Devir Trük Edebiyatı
    Opera: Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı
    Köktürk Yazıtları: İslamiyet Öncesi Türk edebiyatı
    Arap ve Fars Edebiyatı................. : İslami Devir Türk Edebiyatı
    Talas Savaşı: İslamiyet Öncesi Türk edebiyatı
    Yuğ: İslamiyet Öncesi Türk edebiyatı
    b. Türk edebiyatının bu şekilde dönemlere ayrılmasının sebeplerini açıklayınız
    Türk Edebiyatının bu şekilde dönemlere ayrılmasının en önemli sebeplerinden biri incelenmesi kolaylaştırmaktır. Bundan başka, başlangıcından zamanımıza kadar yüzyıllar boyunca süren edebiyat tarihimizi belli devirlere ayırmak zorundayız; çünkü Türk tarihinde esaslı iki dönüm noktası vardır. Bunlar, Türk tarihinin akışını değiştirmiş ve yeni devirlerin başlangıcı olmuştur. Bu dönüm noktalarından biri İslam dinin kabulü, öteki de Batı’ya dönüş hareketidir. Birincisinde Türkler, yeni dinin birleştirici özelliği içinde, Doğu uygarlığı dediğimiz İslam uygarlığının kurulup gelişmesinde başlıca etken olmuştur. İkincisinde ise, Batı uygarlığını siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik birçok olayların baskısı altında benimsemeye koyulmuşlar ve çok çetin güçlüklerle karşılaşmışlardır.
    4.Etkinlik
    a. Toplumların yapısında var olan sosyal ve kültürel farklılıklardan hareketle aşağıdaki etkin­liği gerçekleştiriniz.
    Aşağıda, haklarında bilgi verilen kişilerin edebî zevkleri hakkında fikir yürütünüz:
    Kişi: Ayşe Nine, 68 yaşında, sadece okuma yazma biliyor.
    Yaşadığı Yer : Aydın'ın Türkmeneli Köyü
    Yıl : 1655
    Edebî Zevki : Ayşe Nine’nin köyde yaşaması, sadece okuma-yazma bilmesi bir de dönemin şartları göz önüne alındığında, Ayşe Nine için Dini-Tasavvufi Halk edebiyatı türlerinden hoşlandığını söyleyebiliriz.
    Kişi : Âlim Bey, 68 yaşında, Arapça, Farsça ve Fransızca biliyor, medrese ve felsefe eğiti­mi görmüş.
    Yaşadığı Yer: İstanbul, Sultanahmet
    Yıl: 1655
    Edebî Zevki: Âlim Bey’in yaşadığı dönemi, aldığı eğitimi ve yeri göz önüne aldığımızda bir kültür atmosferinin içinde büyüdüğünü söyleyebiliriz. Yaşadığı dönemde okumuş-yazmış insanların en çok okuduğu ve ilgilendiği tür ise Divan edebiyatı mahsulleridir. Âlim Bey’i ise büyüt olasılıkla bu türlerden hoşlanan, edebî zevkini bu türlerin şekillendirdiği bir kişidir.

    b)Aşağıdaki şiirleri, yukarıdaki kişilerden hangisinin daha iyi anlayabileceği konusunda yo­rum yapınız

    [​IMG]

    Yukarıdaki şiirlerden Fuzuliye ait olanı aldığı eğitimi göz önüne alırsak Âlim Bey, Karacaoğlan’a ait dörtlüğü de hem Âlim Bey’in hem de Ayşe Nine’nin daha iyi anlayacağı yorumunu yapabiliriz. Ama Karacaoğlan’ın şiirlerinin dili daha çok Ayşe Nine’ye hitap etmektedir.

    c. Toplumsal ve kültürel olaylar edebî eserleri etkiler mi? Düşüncelerinizi belirtiniz.
    Evet etkiler, örneğin İslam dinin kabulü hem toplumu hem de edebî eserlerin konusunu ve dilini değiştirmiştir.
    ç. Yaşama tarzı, edebiyat ve sanat anlayışını ne ölçüde etkiler? Örnekler vererek açıklayınız.
    Edebî eserler toplum için oluşturur. Toplumun yaşam tarzı edebî eserleri ve sanatı kendi anlayışına göre şekillendirir.
    5.Etkinlik

    İncelediğiniz metinlerden;
    a. Dönemlere ait kelimeler bulunuz.
    b. Sosyal yaşamla ilgili bilgiler bulunuz.

    c. Bulduklarınızın dönemin hâkim zihniyeti ile bir ilgisi olup olmadığını tartışınız ve her
    dönemi belirleyen hâkim zihniyetin özelliklerini belirtiniz.

    ç. Günümüzdeki eserlerde hâkim zihniyet sizce ne olabilir? Örnekler vererek açıklayınız.



    DEĞERLENDİRME

    a. Tarih içinde Türk edebiyatının kaça ayrıldığını defterinize şema hâlinde çiziniz.

    [​IMG]


    b. Aşağıdaki boş bırakılan yerleri uygun sözcüklerle doldurunuz.
    İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı SÖZLÜ ve YAZILI edebiyat olarak iki kolda gelişmiştir.

    c. Aşağıdaki bilgilerin başına doğru ise D; yanlış ise Y yazınız.
    (D) Türk edebiyatının devirlere ayrılmasında dil anlayışı, dil coğrafyası, kültürel farklılaşma, dinsel yaşam, sanat anlayışı etkilidir.
    (Y) Edebî eserler toplumda gelişen olayları yansıtmaz.
    (Y) Türklerin ilk yazılı kaynağı Oğuz Kağan Destanı'dır.

    ÜNİTE SONU DEĞERLENDİRMESİ
    a. Aşağıda boş bırakılan yerlere uygun sözcükler getiriniz. "Zihniyet, mesnevi, zümre
    edebiyatını, destan"
    a DESTAN İslamiyet öncesi MESNEVİ İslami Dönem edebî ürünleridir.
    b.Toplumların yapısında var olan sosyal ve kültürel farklar ZÜMRE EDEBİYATINI doğurur.
    c.Bir sanat eseri olan resim ya da minyatür ait oldukları dönemin ZİYNİYETİNİ yansıtabilir.

    b. Aşağıdaki bilgilerin başına doğru ise D yanlış ise Y yazınız.
    (Y) Tanzimat edebiyatı Türk edebiyatı dö­nemlerinden biridir.
    (D) Her edebî dönemde belirli bir zihniyet vardır.
    (D) Yüksek zümre edebiyatı İslami dö­nemde ortaya çıkar.

    c. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları ce­vaplayınız.
    Aşağıdakilerden hangisi Türk edebiyatının dönemlere ayrılmasındaki ölçütlerden birisi değildir?
    A) Dil
    B) Din
    C) Yeraltı kaynakları
    D) Siyasi olaylar
    E)Tarihî olaylar

    2.Aşağıdakilerden hangisi Türk edebiyatının dönemlerinden biri değildir?
    A) İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı
    B) İslamiyet Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı
    C) Köktürkler etkisinde gelişen Türk edebi­yatı
    D) Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı
    E)Millî Edebiyat

    Edebiyat - tarih ilişkisi hakkında düşündüklerim:
    Edebiyat ile yaşanılan sosyal çevre arasında sıkı bir ilişki vardır. Toplumların sosyal ve kültürel alanlarındaki değişimler ister istemez sanat ve edebiyata da yansır. Türk edebiyatı, dünya edebiyatları içinde tarihi en eski olanlardan biridir. Sözlü edebiyatımızın başlangıcı bilinmemekle beraber M.Ö.VII. yüzyıllara kadar gitmektedir. Yazılı edebiyatımız ise elimizdeki belgelere göre M.S. VIII. yüzyıldan itibaren başlamaktadır. Türk edebiyatının baş­langıcından günümüze kadar geçen süre içinde, Türk milletinin sosyal, kültürel hayatında, inançlarında bazı önemli değişiklikler olmuştur. Bu değişiklikler edebiyatımızı da etkilemiştir. Bütün bunlar incelenirken edebiyatçı tarihten yardım almak zorundadır. Bu yüzden edebiyat ile tarih arasında çok yakın bir ilişki vardır, diye biliriz.
     
  3. EmRe

    EmRe New Member

    2.ÜNİTE:
    1)DESTAN DÖNEMİ
    HAZIRLIK

    Sayfa 22
    1. Olağanüstü ve sıra dışı kavramlar sizin için neyi ifade ediyor? Çevrenizde sıra dışı olay­lara şahit oldunuz mu? Tartışınız. Sonuçları söyleyiniz.

    Olağanüstü kelimesinin karşılığı alışılmıştan, benzerlerinden farklı olan, fevkalâde demektir. Çevremizde bazen sıra dışı olaylara şahit olabiliriz. Bu benzerlerinden farklı olarak bir deprem, sel felaketi gibi tabi afetler olacağı gibi bir insanın hiç ummadığı anda bir olayın başında geçmesi veya bu olaya şahit olması da bir olağanüstülük olabilir.

    2. Tanık olduğunuz sıradan olayların abartılarak olağanüstü şekilde anlatıldığı oluyor mu? Sözlü olarak belirtiniz.
    3. Farklı uygarlıklarda destan dönemi yaşanmış mıdır? Araştırınız. Bu destanlardan birkaçını sınıfa getiriniz.

    Evet yaşanmıştır. Milletlerin ilk edebî ürünleri destanlarıdır. Bu nedenle destan bir milletin ilk edebî ürünüdür, diyebiliriz. İranlıların, Yunanlıların, Çinlilerin destan dönemleri yaşanmıştır.

    4. "Mit" kavramını araştırınız. Türk kültürüne ait mitleri aşağıya yazınız.
    Mit; çok eski zamanlarda gelmiş ve yaşamış olan ulusların inandıkları Tanrı’ların, kahramanların, devlerin ve perilerin hayatından bahseden hikâyelerdir. Her toplumun kendine özgü bir mit macerası vardır. Ve temsil ettiği topluluğun aynası gibidir. Mit toplumdan topluma farklılık gösterdiği gibi ortak yanlarda çok bulunmaktadır. Destanlarda bu mitolojik ögelere çok sık rastlanır. Mitleri inceleyen bilim dalına ise mitoloji denir.

    Türk destanlarında karşımıza çıkan başlıca mitler:
    1-IŞIK: Bu motif destanların kuruluşunda kutsiyetten kaynaklanan hayat verici bir özelliğe sahiptir. Destanların büyük kahramanları; bu kahramanlara kadınlık ve mukaddes Türk çocuklarına annelik yapan kadınlar ilahî bir ışıktan doğarlar. Şamanist inanca göre yerden on yedi kat göğe doğru gittikçe aydınlanan bir nur âlemi vardır ki bunun on yedinci katında bütün göz kamaştırıcı ışığıyla Türk Tanrı’sı oturur. Yeryüzünde iyilik yapan ruhlar da bir kuş şeklinde bu nur âlemine uçarlar.
    2-RÜYA: Destanın bütününü etkileyen ve destan kahramanlarının hareket alanını belirleyen bir motiftir. Bir mücadele üzerine kurulu destanlarda kazanılacak başarı veya yaşanacak bir felaket düş yoluyla önceden öğrenilir. Kadercilik anlayışı düş motifiyle destanlarda işlenir.
    3-AĞAÇ: Destanlarda ağaç motifi üç yönüyle yer alır: Sığınak (Oba), Ana ya da Ata, varlığı, devleti temsil eden sembol. İnsanlığın yaratılışı hakkındaki Türk düşüncesine göre Tanrı, yeryüzündeki dokuz insan cinsini, bu insanlardan önce yarattığı dokuz dallı ağacın gölgesinde barındırmıştır.
    4-KIRKLAR: Bu motif, kahramanlar etrafındaki gücü temsil eder. Kırk sayısı bazı eşya ve davranışları sınırlar. Oğuz Kağan'ın kırk günde yürümesi, konuşması gibi. Kırk sayısı görünmez âleminden gelen koruyucu, güç verici kutsiyete erişmiş şahısları da simgeler. turkeyarena.net
    5-AT: At destanlarda önemli bir konuma sahiptir. Bunun temelinde göçebe kültürün yarattığı zorlayıcı koşullar vardır. Ata bir tür dinsel totem özelliği kazandıran Şamanist inançtır. At, kahramanın başarıya ulaşmasında en etkin güçtür. Sahibini korur, ona yol gösterir, tehlikelere karşı uyarır.
    6-OK-YAY: Destanlarda maden isimlerinin sıkça geçmesi Türklerin savaşçı bir ulus oldukları kadar savaş aracı üretmede de usta olduklarını gösterir. Destanlardaki maden isimleri tamamıyla Türkçedir. Bu da Türklerin çok eskiden beri madencilikle uğraştıklarının delilidir. Ok- yay motifi destanlarda sadece savaş aracı olarak geçmemiş, Türk üstünlüğünü ifade etmiş, hukuki bir sembol haline gelmiştir.
    7-MAĞARA: Bu motif destanlarda sığınak ve ana karnını temsil eder. Bazen de ilahî buyruğun tebliğ edildiği yer olarak karşımıza çıkar.
    8-AKSAKALI İHTİYAR: Destanlarda hakanların akıl danışıp öğüt diledikleri güngörmüş yaşlılar vardır. Derin tecrübeli bu kimseler, genç hakanlara yol ve iz gösterirler. Bu, Türklerin âlimlere mukaddes insan gözüyle bakıp ilme değer verdiklerini gösterir.
    9-YADA TAŞI: Bu taş destanlarda millî birlik ve bütünlüğü, halkın mutluluğunu ve devletin idealini temsil eder. Bu taş ülkeden çıkarıldığında birlik ve bütünlük bozulur ve kıtlık baş gösterir.

    İNCELEME

    Yakut Türkleri
    İlk insan, nereden geldiğini düşünmüş ve bu konuda gün geçtikçe kafasını yormaya başlamış. Nasıl doğdum, nasıl dünyaya geldim diye, hep düşünür gezermiş. Artık bir gün kendi kendine şöyle söylen­meye başlamış: "Eğer gökten düşseydim o zaman kar ve buzla örtülü ve buzdan bir adam olurdum. Güney, kuzey, doğu veya batı yönlerinden birinden gelseydim o zaman ben de ağaç ve çayırların izleri olur ve bunlar da rüzgârlarla uçuşurdu. Yok yerin en derinliklerinden gelseydim elbette ki o zaman çamur ve toz içinde kalırdım!" İlk insan işte böyle düşüne düşüne kalakalmış. En sonunda şu karara varmış. Demiş ki, beni doğursa doğursa yine Büyük Ana Kübey Hatun doğurmuş olmalıdır. Çünkü onun içinde bulunduğu ağacın göğsünden sütler akar. Bu sebeple ilk insan, hayat ağacının karşısına gitmiş ve şöyle demiş: "Beni doğuran ana sen olmalısın! Beni yaratıp meydana getiren ana sen olmalısın!" Ağaç ilk insana, ilk insan da ağaca bakmış ve sonunda adam, bu ağacın kendi annesi olduğunu anlamış ve şöyle demiş: " Ben yetim bir çocuk iken sen beni büyüttün! Ben küçük bir çocuk iken sen beni adam ettin!"
    Ali ÖZTÜRK

    MİTLERİN OLUŞUMU
    Mitlerin geniş açıklayıcı özellikleri oluşumlarını belirli bir oranda muğlâklaştırmaktadır. Mitlerin kültürel ihtiyaçları karşılamak amacıyla oluştuğuna (veya oluşturulduğuna) dair bir kanı ortaya atılmıştır.
    Mitler kabile, şehir veya millet gibi kültürel kurumları evrensel hakikatlere bağlayarak yetkilendirebilir (bunlara yetki verebilir).​
    Tüm kültürler kendi dinleri, kahramanları, tarihleri ve benzeri unsurlarına ilişkin anlatıları barındıran kendi mitlerini zamanla geliştirmişlerdir. Bu mitlerin barındırdıkları sembolik anlamların gücü uzun süreler boyunca canlı kalabilmelerinin (bazen binlerce yıl boyunca) ana sebeplerindendir.
    Mitlerin bir toplamı, bütünü mitos olarak adlandırılır. Bunların (mitosların) bir toplamı, bütününe ise mitoi denir. Bunun önemli bir türü bir kültürün evrenin nasıl yaratıldığına ilişkin görüş ve inançlarını açıklayan ve tanımlayan yaratılış mitleridir.

    ANLAMA VE YORUMLAMA
    2.Etkinlik
    a. Aşağıdaki destan dönemine ait temsilî resimleri inceleyiniz. Resimler hakkındaki düşüncelerinizi boş bırakılan yerlere yazılı olarak ifade ediniz.

    [​IMG]


    Destanlar, ulusların, özellikle tarih yazımının henüz yaşam bulmadığı dönemlerine ışık tutmaları bakımından önemlidirler. Ayrıca, ulusların tarih sahnesine çıkışlarını, komşularıyla olan ilişkilerini ve kendi kültür dokularını var eden değerleri anlamak bakımından da önemli kaynaklardır. Bu resimler, destan döneminde hâkim olan zihniyeti ortaya koymaktadır. Destan döneminde kahramanlık önemli bir öge olduğu için genel olarak bu resimlerde savaş ve savaşta kullanılan ya da gücü temsil eden varlıklar sıra dışı olarak resmedilmiştir.

    b. "Destan dönemi ifadesiyle destanların ortaya çıktıkları zaman dilimi kastedilir." Okuduğu­nuz destandan da faydalanarak destan dönemindeki zihniyet ve beğeninin özelliklerini sözlü ola­rak ifade ediniz.

    Destanlar; tarih, düşünce ve sanat bakımından büyük değer taşırlar. Tarihi aydınla­tır, düşünce ve sanata kaynak oluştururlar. Bilimsel tarih araştırmaları yanında, ta­rihi olaylar karşısında halkın duygu ve düşüncelerini yansıtırlar. Des­tanlar halk gözüyle görülen, halk ruhuyla duyulan ve halk hayalinde masallaştırılan tarih­lerdir. Destan kahramanlarının doğaüstü özellikler göstermesi, olayların olağanüstülük­lerle anlatılması destanların gerçeklerden uzak olduğunu göstermez. Destanlar, anlatımlarındaki olağanüstü özellikler ayıklandığında ulusların tarihini aydınlatan en önemli kaynaklardır. Yüzyıllar boyunca Türklerin duyuş, düşünüş, inanış ve hayallerini; güzel sanatları­nı; aşk, aile, vatan, ulus ve devlet anlayışlarını Türk destanlarında görebiliriz.

    3.Etkinlik
    "Destan dönemi ve mit" sözcüklerini aşağıdaki açıklamalara uygun olarak kutucuklara yer­leştiriniz
    Yazılı edebiyat ürünlerinin olmadığı dönem. SÖZLÜ DÖNEM
    Tarih öncesine dayanan efsane. MİT
    Tarih öncesi çağlarda tanrı veya yüceltilmiş insanlar hakkın­da zamanla inanış hâline gelen efsane. MİT
    Milletlerin tarih öncesi maceralarının anlatıldığı devir. SÖZLÜ DÖNEM
    4.Etkinlik
    a. İki gruba ayrılınız.
    b.Farklı kavim ve milletlerde destan döneminin yaşanıp yaşanmadığını belirtiniz ve bu konu-
    da birer yazı hazırlayınız. Sonuçları sınıfta okuyunuz.

    İRAN MİTOLOJİSİ
    İran mitolojisi, İran platosu ve onun sınır bölgeleri ile Karadeniz'den Hoten'e kadar uzanan Orta Asya bölgelerinde yaşamış ve birbirleriyle kültürel ve dilsel olarak ilişkili olan eski halkların inanç ve ibadet uygulamalarının bütününe verilen isimdir. Yaklaşık bin yıl önce Firdevsi tarafından kaleme alınmış Şahname İran mitolojisinin derlemesi konumundadır.
    İran mitolojisindeki karakterler güçlü bir biçimde ikiye ayrılmıştır: iyi olanlar ve kötü olanlar. Bu ikici iyi-kötü anlayışı İran mitolojisindeki hikâye, figür ve çeşitli motiflere de yansır. turkeyarena.net
    İran mitoloji ve destanlarındaki en ünlü karakter Rüstem'dir. Bir başka ünlü figür de despotizmin sembolü olan Zahhak'tır. Zahhak sonunda Demirci Kaveh tarafından yenilgiye uğratılır. Zahhak ile ilgili ilginç ve bilgi verici bir nokta da Zahhak'ın omuzlarından çıkan ve onu koruyan iki engerek yılanıdır. Zira yılan çoğu Doğu mitolojisi gibi İran mitolojisinde de kötülüğün sembolüdür. İran mitolojisinde birçok farklı hayvan bulunur, bir kısmı iyiliği bir kısmı ise kötülüğü sembolize eder. İyiliği sembolize eden ve hiç kuşkusuz İran mitoloji ve destanlarında büyük önem atfedilen hayvan kuştur. Bu kuşların en ünlüleri, büyük, bilge ve güzel olan Simurg ve kraliyet kuşu olan Huma'dır.

    ÇİN MİTOLOJİSi
    Çin mitolojisine göre başlangıçta evren bir yumurtanın içindeydi. Evrende ilkin sonsuz ve sessiz bir hiçlik varmış. Her yer karanlıklar içindeyken ilk olarak Pengu (Pan Ku) oluştu. Pengu yumurtanın kabuğunu kırarak dünyayı on sekiz bin yılda düzene soktu. Yumurtanın üst kısmı yükselip gökyüzünü Yang'ı meydana getirdi. Alt kısmı ise çökerek yeri Yin'i oluşturdu. Yin dişi, Yang ise erkekti. Birbirlerini tamamladılar. Bu iki gücün birleşimi dev bir yaratıcılık etkisi doğurmuş ve sonuçta dünyanın ve varlıkların temelini oluşturmuştur. Bu ikiliğin her parçası birbirine geçmekte, birbirini koşullandırmakta, ayrı olamamakta, böylece karşıtlar arasındaki birlik ve savaş oluşmaktadır. Yin ve Yang enerjileri sürekli birlikte dans ederler. Ve böylece kozmik dengenin uyumunu yaratırlar. Yin, soğuk, karanlık ve atıldır. Yang, sıcak, aydınlık ve hayat doludur. Bu ikili sonradan Feng shui'yu, hayat enerjisinin akışını anlatan yaşama sanatını ortaya çıkarmıştır.
    Çin geleneklerine ve inanışlarına göre yaşamın sürmesini sağlayan; "Yin - Yang" olarak adlandırılan iki evrensel güç ve bu iki gücün etkileşiminin dengede tutulabilmesi prensibidir. Evrendeki bu iki karşıt gücün varlığı, varoluşun ayrılmaz iki kutbudur ve bu iki kutup sayesinde "Denge" sağlanabilmektedir. İnsanların vücudunda da bulunan bu iki karşıt gücün dengesi bozulduğu zaman, hastalıklar oluşmaktadır. Çin simgeleri arasında başı çeken Yin -Yang'da ortada beyaz ve siyah daireler bulunur. İç içe olmaları bu ikiliğin doğada olduğuna işaret eder ki aynı zamanda eril olanın dişili, dişil olanın erili içinde barındırdığına da dikkatimizi çeker.
    Pengu Yin ve Yangı oluşturduktan sonra ölür. Öldükten sonra sol gözünden güneş, sağ gözünden ay, kanından denizler, saçlarından ormanlar, gövdesinden yeryüzü, son soluğundan da rüzgârlar meydana gelmiş. Daha sonra çürüyen bedeninde kaynaşan böceklerden de insanlar oluşur.

    Zamanla gökyüzünün bir bölümü denizlere düşerek insanlığı yok etti. Bunun üzerine Tanrıça Nü-kua, yengeç elleriyle gökyüzünü yukarıya kaldırdı, denizleri yeniden sınırlarına itti ve çamurdan yeni bir insan türü yarattı.

    Yapısal birlik, evrensel cevher Çi aracıyla gerçekleşmektedir. Çi, bir enerji, "yaşam enerjisi" olarak izah edilebilir. Ve Çi'yi tek bir tanımla anlatmak mümkün değildir. Çin Tıp anlayışına göre, tüm evrene yayılmış Çi adlı bir enerji denizinin içinde yaşıyoruz. Çi, tüm canlılığın ölçüsü. Bir insanın Çi enerjisi üç yoldan sağlanıyor; doğum sırasında, soluduğumuz hava ile, yediğimiz ve içtiğimiz besinlerle.

    Çin mitolojisinde Ejderlere büyük önem ve yer verilmiştir. Mitolojiye göre Long adı verilen ejderlerin beş türü mevcuttu: Tanrı’ların evlerini koruyan kutsal ejderhalar; rüzgâr ve yağmuru yöneten, aynı zamanda su baskınlarına neden olan ejder ruhlar; denizlerin ve okyanusların derinliklerini temizleyen doğa ejderleri; defineleri koruyan ejderler; ve beş penceli imparator ejderhalar. Taoizmde ejderler yang ilkeleri taşırlar ve sık sık su yada bulutlarla çevrilmiş olarak resmedilirler. Çin mitolojisinde Long-wang'lar, yani Ejderha Krallar, Taoizmde mistik yaratıklar olarak yerlerini almışlar. Yuan-shi tian-zong tarafından yönetilirler ve yılda bir kere ona raporlarını sunarlar. Cenaze törenleri ve yağmurlar üzerinde yargılama yetkisine sahiptirler. Eğer soylarından gelenlerin cenaze törenlerinde talihsizliklerine neden olacak kadar hata yapılırsa, Ejder Krallar dua etmeye başlarlar. Aynı zamanda kuraklık ve kıtlık devrinde onlar yağmur yağdırırlar


    YUNAN MİTOLOJİSİ
    Yunan mitolojisi, Yunan Tanrı’ları, Tanrıçaları ve kahramanları hakkındaki hikâyelerden oluşan sözlü edebiyatla yaratılmış ve yaygınlaşmış bir mitolojidir. Günümüzde bu mitoloji hakkındaki bilgilerimizi bu sözlü edebiyatın yazılı hallerinden alıyoruz.

    Genel olarak Yunan mitolojisi Yakın Doğu'daki diğer uygarlıkların mitolojilerinden fazlasıyla etkilenmiştir. Kendisi de daha sonraki Roma mitolojisini fazlasıyla etkilemiştir. Yunan mitolojisindeki efsanelerde çoğu eski Yunan Tanrı’ları insan şeklindedir. Sfenks gibi bazı istisnalar da zaten Yakın Doğu ya da Anadolu kaynaklı karakterlerdir. Yunan Tanrı’larının yaratılış hikâyeleri olabilir; ama onlar yaşlanmazlar. Tanrı’lar nerdeyse tüm hastalıklara dirençlidir. Ancak bir o kadar da narinlerdir. Bir savaşta bağırış çağırış savaşırlar, bir yara alınca hemen yardım ister, uçar, kaçarlar. Hekim Tanrı’nın yaralarına merhem sürmesiyle iyileşiverir, gene aslan gibi kükrerler. Ayrıca görünmez olabilir, uzak mesafeleri çok kısa zamanda seyahat edebilir, bir insan topluluğu içinde sadece birine görünüp konuşabilirler. Her Tanrı’nın ayrı bir görünüşü, kişiliği, ilgi ve uzmanlık alanı vardır. Bu özellikler yöresel olarak da değişmektedir.

    Yunan Mitolojisi 12 Tanrı’yı esas almıştır. Özel seçilmiş 12 Tanrı’ (ki bu 12 Tanrı, 6 kadın ve 6 erkekten oluşur) Olimpos Dağı'nda otururlar, dünyayı ordan izleyip idare ederler. Bu 12 sayısı hiç bozulmaz, bir Tanrı eklenirse bir başkası bu listeden çıkar. Şimşeklerin efendisi Zeus nice savaşlar vererek yönetimi babası Kronos ve onun yardakçıları titanların elinden almış, 3 erkek kardeşiyle dünyayı bölüşmüştür. Çekilen kuraya göre gökyüzü Zeus'a, denizler Poseidon'a, yeraltı da Hades'e düşer. Herkes görev dağılımından sonra Olimpos'a çıkar ve dünyayı yönetmeye başlarlar.

    c.Sınıfa getirdiğiniz farklı uygarlıklara ait destanlardan birkaçını okuyunuz. Bu destanlarla inceleme metninde okuduğunuz destanı karşılaştırınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

    DEĞERLENDİRME
    a. Aşağıdaki bilgilerin başına doğru ise "D", yanlış ise "Y" yazınız.
    (D ) Farklı milletlerde ve kavimlerde destan dönemi yaşanmıştır.
    (D ) Destanlar tarihin henüz yazıya geçiril­mediği döneme aittir.
    (D ) Destan dönemine ait bir edebî eseri anlamak için dönemin zihniyet özellik­lerini bilmek gerekir.

    2. Aşağıdaki cümlelerden hangisi mitlerin ortaya çıkışını tam olarak ifade eder?
    A) Mitler yaşanmış olaylardan doğar.
    B) İnsanlar hayal kurma eğilimindedir.
    C) Tarihteki büyük kahramanlıklar mitlere kaynaklık eder.
    D) Milletlerin başına gelen büyük felaketler mitleri ortaya çıkarmıştır.
    E)İnsanoğlu nedenini bulamadığı, etkisinde kaldığı bazı olayları olağanüstü güçlere bağlama eğilimindendir.

    b. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları ce­vaplayınız.
    1. Aşağıdaki cümlelerden hangisi destan döneminin özelliklerinden biri değildir?
    A) Mitolojik ögeler bu dönemde ortaya çık­mıştır.
    B) Olağanüstü olaylar ve kişiler vardır.
    C) Bütün destanlar ortaya çıktıkları dönem­de kaleme alınmışlardır.
    D) Destanlar ait oldukları milletlerin özellik­lerini taşır.
    E)Edebî bir tür olan destanın temeli bu dönemde atılmıştır.

    c. Aşağıdaki boş bırakılan yeri uygun sözcükle doldurunuz.
    Destan döneminde SIRADIŞILIĞA-OLAĞANÜSTÜLÜĞE-MİTOLOJİYE özgü özellikler hayata hâkimdir.
     
  4. EmRe

    EmRe New Member

    2.ÜNİTE
    2. SÖZLÜ EDEBİYAT

    HAZIRLIK
    1.Yazı olmasaydı duygu ve düşüncelerinizi nasıl ifade ederdiniz? Tartışınız. Sonuçları madde­ler hâlinde tahtaya yazınız.
    Yazı olmasaydı duygu ve düşüncelerimizi konuşarak ya da çizerek ifade ederdik. Söz yazıya dökülmeyince kalıcı olmaz. Bu nedenle yazı olmasaydı geçmişimize yabancı kalırdık. Medeniyet kuramazdık. Teknolojik gelişmeler yaşayamazdık. Resim ise sınırlı sayıdaki duygularımızı ifade eder. Bu yüzden yazı duygu ve düşüncelerimizin kalıplaşmış halidir.

    2.Türk toplumunda sözlü edebiyat hangi dönemde başlamış olabilir? Sözlü edebiyatın başladığı dönemde Türklerin yaşam biçimini belirleyen en önemli unsurlar nelerdir? Araştırınız. Sonuçları sınıfta belirtiniz.
    Türk toplumunda sözlü edebiyat ilk insanla birlikte başlamıştır. Çünkü Türk anaları çocuklarını büyütürken uyaklı, ölçülü ninniler söylemiştir, babalar çocuklarına destanlar anlatmıştır. Bu yüzden ilk Türk ailesi ile birlikte sözlü edebiyat başlamıştır. Biz bugün sözlü edebiyatı ilk yazılı metinlerimin yazıldığı 8.yüzyıla kadar getiriyoruz. turkeyarena.net
    Bu dönemde Türklerin yaşam biçimlerini belirleyen en önemli unsurlar: avcılık, ata bilicilik, savaş ve yerleşik hayat olmadığı için göçtür.
    İnsanlar ilk çağlarda toplum ve doğa olaylarını anlamakta güçlük çektiler. Her olay onlara önce Tanrı’yı düşündürdü: Gök gürlemesi Tanrı’nın hiddetiydi. Yıldırımlar, kasırgalar, susuzluklar Tanrı’nın insanlara verdiği cezalardı. İnsanlar her doğa ola­yını korkuyla karışık bir hayranlıkla izledi.
    Zengin bir hayal dünyası olan ilk insanlar, önemli gördükleri her olayı, olağanüstü olay ve hayallerle süsleyerek birbirlerine anlattılar.
    Yeni olaylarla zenginleşen destanlar, halk arasında yayılarak ortak bir eser haline geldi. Destanları anlatan her yeni ağız destanlara yalnız bir olay değil, dil ve söyleyiş güzelliği de kattı. Destanlar, başlangıçta manzum oldukları, ezgiyle söylendikleri için halk dilinde uzun süre yaşayabildi.
    Destanlar, birçok doğa olayının çözüme ulaştığı dönemlerde bile yer yer önemini koruyarak köklü bir destan geleneğinin oluşmasını sağlamıştır. Zamanla, destan gelenekleri zenginleşen ulusların, destan şairleri yetişmiştir.
    Her ulusun ilk edebî ürünleri, sahip oldukları destanlarıdır. Bu nedenle destanlar uluslar için önemli türlerdir.

    3.Mitolojik dönemlere ait resimler bulunuz ve bunları sınıfa getiriniz.

    [​IMG]

    1.İki gruba ayrılınız. Birinci grup; mitolojiyi, mitolojik ögeleri ve bunların oluşma nedenlerini; ikinci grup Türklerdeki mitolojik unsurlarla diğer uygarlıkların mitolojik unsurları arasındaki ben­zerlik ve farklılıkları araştırsın.

    İNCELMELER
    Ergenekon Destanı
    Köktürk ilinde Oğuz Han soyundan İl Han Kağan oldu.
    Türk illerinde Köktürk oku ötmeyen, Köktürk kolu yetmeyen yer yoktu. Bütün kavimler birleşerek Köktürklerden öç almaya yürüdüler. Düşman geldi, vuruş başladı. On gün vuruştular. Köktürkler üstün geldi.

    Bir gün bütün illerin hanları ve beğleri av yerinde konuştular. Köktürklere hile yapmazsak, işimiz yaman olur, dediler. Tan ağarınca baskına uğramış çeri gibi, ağır yüklerini, kötü mallarını bırakıp kaçtılar. Türkler "Bunların vuruşma güçleri bitti, kaçıyorlar" deyip arkalarından varıp yetiştiler. Düşmanlar Köktürkleri görünce birden geri döndüler, vuruştular. Düşmanlar galip geldi.

    (Köktürk Hanı) İl Han'ın oğulları çoktu. Savaşta hepsi öldü. Kayan adlı bir küçük oğlu vardı. O yıl evlendirmişti. İl Han'ın Tukuz adlı bir de yeğeni vardı. Bu ikisi bu yerdeki kişilerin ellene düşmüşlerdi. O gün olduktan sonra bir gece ikisi kadınlarıyla birlikte atlanıp kaçtılar. Yurda geldiler. Düşmandan kaçıp gelen dört maldan (deve, at, öküz, koyun) çok buldular.

    Eğer ile varalım dersek, dört taraftaki illerin hepsi bize düşman. İyisi olur ki dağların içinde insan yolu düşmez bir yer izleyip (oturalım) deyip dağa doğru sürülerini sürüp gittiler. turkeyarena.net (Geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere vardılar.)

    Vardıkları yerde akan sular, çeşmeler, türlü otlar, meyveli ağaçlar, türlü türlü avlar vardı. O yeri görünce Tanrı'ya şükürler kıldılar. Hayvanlarının, kışın etini yediler, yazın sütünü içtiler, derisini giydiler. O yere Ergenekon adını koydular. Burada bu ikisinin çocukları çoğaldı. (Kaya'nın çocukları Kayat, Turkuz'un çocuklarının bir kısmına Tukuzlar, bir kısmına Türülken dediler.)

    Dört yüz yıl sonra Ergenekon'da kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldılar ki sığmadılar. Bu sebepten bir yere toplanıp oturup konuştular. Dediler ki atalarımızdan işittik. Ergenekon'un dışında geniş yerler, güzel yurtlar olurmuş. Bizim yurdumuz eskiden o yerlerde imiş... Dağların arasında yol izleyip bulalım. Göçüp çıkalım. Her kim bize dostum derse onunla görüşelim. Düşmanlarla güreşelim dediler.

    Hepsi bu sözü beğenip çıkmaya yol izlediler, bulamadılar. (O zaman) bir demirci dedi ki "Burada bir demir madeni var. Yalın kata benziyor. Şunun demirini eritsek bir yol olurdu." Varıp o yeri gördüler. Bu sözü de beğendiler. Dağın geniş yerine bir kat odun, bir kat kömür dizdiler. Dağın üstünü, arka yanını, her yanını (böylece) doldurduktan sonra yetmiş deriden körük yapıp yetmiş yerde kur­dular. (Ateşleyip) körüklediler.

    Tanrı'nın gücü ile ateş kızdıktan sonra demir dağ eriyip akıverdi. Yüklü deve çıka­cak kadar yol oldu. O günü, orayı, o saati belleyip dışarı çıktılar. O günden beri Köktürkler'de âdet olmuştur. O günü bayram sayarlar. Bir parça demiri ateşe salıp kızdırırlar. (Önce) Han, bunu kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver. Ondan sonra Beyler de öyle yapar, bu günü mukaddes bilirler.
    Nihat Sami BANARLI Resimli Türk Edebiyatı Tarihi

    1.Etkinlik
    a.Sözlü edebiyat ürünlerinin toplumun ortak değerlerini yansıttığı düşüncesini dikkate alarak metindeki destan dönemi zihniyeti ve yaşam biçimi hakkındaki düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.
    Destan döneminde insanlar demircilik uğraşıyorlar, avcılıkla yapıyorlar, ata biniyorlar. Kahramanlık göstermek bu dönemin en dikkat çekici unsurudur. Bütün bu sayılanlar destan dönemi zihniyeti ortaya çıkarıyor.

    b.Hazırlık bölümünde yaptığınız araştırmaları sınıfta sununuz. Buna göre gruplar olarak mitolojik ögelerin oluşma nedenini, Türklerdeki mitolojik unsurlarla diğer uygarlıkların mitolojik unsurları arasındaki benzer ve farklılıkları tartışınız. Sonuçları grup sözcüleriniz aracılığıyla söyleyiniz.
    Daha önceki konuda bu konu hakkında bilgi verildi.

    c.Sözlü edebiyatla mitoloji arasında bir ilişki var mıdır? Sözlü edebiyat ne zaman oluşmaya başlamıştır? Tartışınız. Sonuçları defterinize yazınız.

    ANLAMA VE YORUMLAMA
    2.Etkinlik
    "İnsanlığın ilk dönemlerinde kişilerin tabiatla, üstün güçlerle ve düşmanla mücadelesinde düş yoluyla ortaya koyduğu eser, söylediği söz, takındığı tavır, mitolojik öğelerin oluşmasını sağla­mıştır." Sınıfınıza getirdiğiniz mitolojik dönemlere ait resimleri ve incelediğiniz metni de dikkate alarak mitolojik ögelerin sözlü edebiyat döneminin sanatını ve dilini nasıl zenginleştirdiğini, bunun günümüze nasıl yansıdığını tartışınız. Sonuçları defterinize yazınız.
    Bu resimlere baktığımızda destan metinlerinde anlatılan olağanüstülükleri bu resimlerde de görmekteyiz. Resimler sıra dışı ve doğaüstü güçlerle süslenmiştir.

    3.Etkinlik
    "Sözlü edebiyat, mitoloji" sözcüklerini aşağıdaki açıklamalara uygun olarak kutucuklara yer­leştiriniz.
    Başlangıçta bir sanatçı tarafından oluşturulmakla beraber ağızdan ağza yayılarak gelişir. SÖZLÜ EDEBİYAT
    Doğrudan doğruya söz hâlinde meydana gelir. SÖZLÜ EDEBİYAT
    Tarih öncesine dayanan efsaneleri inceler. MİTOLOJİ
    Yazının olmadığı dönemde oluşan ve yazılı edebiyata kaynaklık eden edebiyattır. SÖZLÜ EDEBİYAT
    Mitleri inceleyen bilimdir. MİTOLOJİ

    4.Etkinlik
    "Ürünlerde tabiat, kahramanlık, savaş, yurt sevgisi, ahlak, dinî inanışlar gibi konular ele alınmıştır. Şiirlerde eski Türklerin yaşayış, inanış, gelenek ve göreneklerinin yansıması görülür. Sözlü gelenek ve kültür hâkimdir."
    Sözlü edebiyat ürünleri toplumun ortak değerlerini yansıtır mı? Bir insan topluluğunda birey­leri birbirine bağlayan değerler sizce nedir? Metinlerden ve yukarıdaki açıklamalardan faydala­narak belirtiniz.
    Sözlü edebiyat ürünleri toplumun ortak değerlerini yansıtır. Çünkü destanı toplum oluşturur. Bunu oluştururken destana kendinde olanı ekler. Bir insan topluluğunda bireyleri birbirine bağlayan değerler: kültür, gelenek, din, dil… gibi unsurlardır.

    DEGERLENDIRME
    a. Aşağıda Türk, Yunan ve Çin destanlarıyla ilgili mitler verilmiştir. Bu mitlerin hangi ulusa ait olduğunu destanların karşısına yazınız.
    Bozkurt: TÜRK................. Gök Kartal : TÜRK
    Athena : YUNAN.............. Zeus: YUNAN
    Ejderha: ÇİN...................... Demir : TÜRK

    b. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları ce­vaplayınız.
    1. Aşağıdaki yargılardan hangisi sözlü ede­biyat ürünlerinin özelliklerinden biri değil­dir?
    A) Sözlü edebiyat ürünleri ortaya çıktıkları dönemde yazıya geçirilmişlerdir.
    B) Sözlü edebiyat mitolojik dönemde oluş­maya başlamıştır.
    C) Sözlü edebiyat ürünleri dönemin yaşama biçimini yansıtır.
    D) Farklı kültürlerin sözlü edebiyat ürünleri­ne etkisi daha azdır.
    E)Sözlü edebiyat ürünleri toplumun ortak değerlerini yansıtır.

    2.
    I. Bozkurt
    II. Ağaç
    III.Işık
    Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Türklere ait mitolojik ögedir?
    A) Yalnız I B) I ve II C) I ve III D) II ve III E) I, II ve III

    c. Aşağıdaki boş bırakılan yeri uygun sözcükle doldurunuz.
    Ortak değerler bir insan topluluğundaki BİREYLERİ birbirine bağlar.
     
  5. EmRe

    EmRe New Member

    Sayfa 28-33

    a- Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler (Şiir)
    HAZIRLIK
    1. Eski Türklerdeki ozan, şaman, kam, baksı hakkında araştırma yapınız. Sonuçları sınıfa sununuz.
    Eski Türklerde kam, oyun, baksı, şaman yerini tutan ozanlar; raks ve müzik usta*lıkları gibi büyücü ve doktor görevini de üstlenmişlerdir. Törenlerde raks ederken sazlarıyla da destan parçaları, sav, sagu, koşuk okuyarak kötü ruhları da büyüleriyle engellemeye çalışır, hastaları iyileştirme görevi de üstlenirlerdi.​

    2. Günümüz şairleri ve ozanları toplum üzerinde ne kadar etkilidir? Düşüncelerinizi sınıfta sözlü olarak ifade ediniz.
    Şairler toplumun duygularını dile getirdikleri için toplum üzerinde etkileri vardır. İnsan kendi duyguları dile getiren şairleri sahiplenir. Onun düşüncelerine önem verir. O şair yaptığını yapmaya çalışır. Bu nedenlerle şairler ve ozanların toplum üzerinde etkisi vardır, diyebiliriz.​

    1.Metin

    1.Etkinlik
    Alp Er Tunga sagusunun temasını bulunuz ve tema hakkındaki düşüncelerinizi açıklayınız. Şiirin size hissettirdiğini aşağıdaki bölüme yazınız.

    Alp Er Tunga sagusunun teması ölümdür. Ölüm teması insanları hüzünlendirir. Hele bu ölen çok sevilen bir insansa ülkenin genelinde bir hüzün hakim olur. Saguda ise halk tarafından çok sevilen bir kişi olan Alp Er Tunga’nın ölümü üzerine halkın içinde bulunduğu durum tasvir edilmiş, ülkenin her tarafında bir yasın olduğu vurgulanmıştır. Çok sevilen bir kişilik olunca da hüznün boyutu artmıştır. Saguyu okuyunca bu hüznü bugün biz de hissediyoruz. Çünkü bir insanın ölümü -bu insan kim olursa olsun- insan olanı hüzünlendirir.​

    2.Etkinlik
    Sagunun ahenk unsurlarını yazınız.

    SAGUNUN KAFİYE VE REDİFLERİYLE İLGİLİ ÇOK DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİNTIKLAYINIZ

    SAGU
    Kafiye1.Dörtlükte “l”ler yarım kafiye, 2. Dörtlükte “r”ler yarım kafiye, 3. Dörtlükte “r”ler yarım kafiye, 4. Dörtlükte “r”ler yarım kafiye, 5. Dörtlükte “v”ler yarım kafiye, 6. Dörtlükte “n”ler yarım kafiyedir.Redif1.Dörtlükte “di mü”ler redif, 2. Dörtlükte “gurup”lar redif, 3. Dörtlükte “leyü”ler redif, 4. Dörtlükte “tedi”ler redif, 5. Dörtlükte “redi”ler redif, 6. Dörtlükte “çıdı”lar redif.SöyleyişŞiir dörtlüklerle söylenmiştir.RitimŞiirde ritim 4+3 durakla ve hece ölçüsüyle sağlanmıştır.​

    3.Etkinlik
    Şiirdeki deyimleri ve söz sanatlarını bularak birer cümlede kullanınız. Söz sanatlarının şiire katkısını belirtiniz.

    Deyimler: öç almak, beti benzi sararmak, yaka yırtmak, feryat etmek, için için yanmak…
    Söz sanatları: “Alp Er Tunga Öldi mü” istifham, “ödlek öçin aldı mu” teşhis, “emdi yürek yırtılır” mübalağa, “kürküm angar türtülür” teşbih, “ulşıp eren börleyü” teşbih, “sırkıp üni yurlayu” teşbih, “könglüm için örtedi” mübalağa, “tün kün keçip irtelür” tezat, “ödlek kamug köfredi” teşhis, “ajun anı yançıdı” istiare…​

    3.Metin
    4.Etkinlik
    Yukarıdaki koşukların temasını bulunuz ve tema hakkındaki düşüncelerinizi açıklayınız. Şiirlerin size hissettirdiğini aşağıdaki bölüme yazınız.

    1. koşuk: Kahramanlık teması
    2. koşuk: Sevgiliye duyulan aşk teması
    3. koşuk: tabiat teması
    4. koşuk: Yiğitlik teması işlenmiştir.​

    Koşuklarda işlenilen temalar göz önüne alındığında, koşuklar bir kahramanlık ya da sevinç anında söylenen şiirler olarak karşımıza çıkmaktalar. Bu şiirleri okuyunca insanın içinde genel olarak bir sevinç ve cesaret duyguları uyanmaktadır.​

    5.Etkinlik
    Koşukların ahenk unsurlarını yazınız.
    KOŞUKLAR
    Kafiye >
    1.Dörtlükte “r”ler yarım kafiye, 2. Dörtlükte “r”ler yarım kafiye, 3. Dörtlükte “z”ler yarım kafiye, 4. Dörtlükte “g”ler yarım kafiye
    Redif > turkeyarena.net
    1.Dörtlükte “uldı”lar redif, 2. Dörtlükte “tadım”lar redif, 3. Dörtlükte “ildi”ler redif, 4. Dörtlükte “radım”lar redif
    Söyleyiş >
    Kuşuklar dörtlüklerle ve sade bir dille söylenmiştir.
    Ritim >
    Kuşuklarda ritim 4+3 durak ile ve hece ölçüsüyle sağlanmıştır.​

    6.Etkinlik
    Şiirdeki deyimleri ve söz sanatlarını bularak birer cümlede kullanınız. Bu sanatların şiire ne gibi katkıları vardır?
    Deyimler: yarasını deşmek…
    Söz Sanatları: “süsi otun oruldı” teşbih, “Kançuk kaçar ol tutar” istifham, “yağmur kipi kan saçar” teşbih, “öküş yatıp üzüldi” teşhis, “aslanlayu kökredim” teşbih, “emdi beni kim tutar” istifham…​

    ANLAMA VE YORUMLAMA

    7.Etkinlik
    İncelediğiniz sagu ve koşuk metnini, aşağıdaki tabloda verilen özelliklere göre karşılaştırınız.
    SAGU
    KOŞUK
    Ritim
    Hece ve 4+3 durak ile sağlanmış.
    Hece ve 4+3 durak ile sağlanmış.
    Söyleyiş
    Dörtlüklerle ve sade bir dil kullanılmış.
    Dörtlüklerle ve sade bir dil kullanılmış.
    Ses
    Öldi mü> öldü mü, öçin> öcün gibi ses değişimleri var.
    Kuruldı>kuruldu, çeçek>çiçek gibi ses değişimleri var.​

    8. Etkinlik
    İki gruba ayrılınız. Birinci grup olarak sagudan, ikinci grup olarak da koşuklardan hareketle dönemin yaşayış, inanış, gelenek ve görenekleriyle ilgili çıkarımlarda bulununuz ve bunları karşılaştırınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

    Göçebe bir hayat yaşam var.
    İnsanlar tek tanrılı bir dine inanıyor.
    Avcılıkla geçimlerini sağlıyorlar.
    Savaşta gösterilen başarıları kutluyorlar.
    Baharın gelmesini sevinçle karşılıyorlar.​

    9.Etkinlik
    Araştırmalarınızdan da faydalanarak eski Türklerde şairlerin görev ve işlevlerini açıklayınız.

    ESKİ TÜRKLERDE ŞAİRLERİN (KAM, BAKSI, OZAN, ŞAMAN) GÖREVLERİ
    Şaman dininin ayin ve törenlerini yapan, ruhlarla insanlar arasında aracılık eden kişiye Şaman denir. Şaman sözcüğü Türkçe kökenli değildir. Türkler Şaman yerine kam sözcüğünü kullanırlardı. Avrupa'da 18. yüzyılda kabul edilen Şaman sözcüğü, Rusların, Kuzey Sibirya'da Tunguzlardan öğrendiği bir sözcüktür. Aslında bu sözcüğün kökeni hâlâ tartışmalıdır. Bazı bilim adamları sözcüğün Pali dilinde bulunan "şamna" olduğunu, Sanskritçe'de bulunan "çramana" ile aynı kökten geldiğini ileri sürüyorlardı. Bazıları da bu sözcüğün Mançuca olduğunu, "zıplayan, dans eden" anl***** geldiği görüşündeler. Bir başka teori de Şaman sözcüğünün Buda inanışına ait bir sözcük olduğudur. Firdevsi'nin Şehnâme'sinde geçen "Semen" (Buda rahibi) sözcüğü dolayısıyla Şaman sözcüğünün Hindistan kökenli olduğu söyleniR.
    Kasgârlı Mahmut'tan öğrendiğimize göre kamlar, Müslüman Türkler zamanında da unutulmuş değil. Divan-i Lugat-it Türk'te "Kamlar kamik arvisti: kamlar (ayin sırasında) anlaşılmayan bir takım sözler söyledi." gibi cümlelere rastlanmaktadır. Benzer biçimde Balasagunlu Yusuf Has Hacib, "Kutadgu Bilig" adlı eserinde kamlarla hekimleri (otacıları) bir tutmuş, ikisini de insanlar için yararlı işler yapan kişiler olarak göstermişti. Bir yerde şöyle der: "Kerek tut otaçi, kerek kam, öligligke her giz asig kilmaz em. (Gerek hekim tut, gerekse kam, eceli gelene ilaç fayda etmez.) ​

    Şaman (kam), Tanrı’lar ve ruhlarla insanlar arasında aracılık yapma gücüne sahip olan kişidir. İnsan, ufak tefek ruhlara, aileyi koruyan ateş ve iyi yer-su ruhlarına bizzat kurbanlar ve saçılar sunabilirse de, kuvvetli, hele kötü ruhlara doğrudan başvuramaz. Kötü ruhlar insanların en büyük düşmanlarıdır. İnsanlara ve hayvan sürülerine hastalık göndermek suretiyle kurban isterler. Bunların istediklerini yerine getirmek gerekir. İnsanlar onların ne istediklerini bilmezler. Ne istediklerini ancak gücünü göklerden ve atalarının ruhlarından alan Şamanlar bilir. turkeyarena.net
    Şamanlık bilgisi öğrenmekle elde edilemez. Şaman olmak için belli başlı bir Şamanın neslinden olmak gerekir. Kimse Şaman olmayı istemez, ancak geçmiş ataların ruhundan biri, Şaman olacak torununa musallat olur; onu Şaman olmaya zorlar. Bu hale Altaylılar "töz basıp yat" (ruh basıyor) derler. Ata ruhu musallat olan adam Şamanlığı kabul etmezse deli olur.
    Eski Türklerde kam, kaman, baksı, şaman yerini tutan ozanlar; raks ve müzik ustalıkları gibi büyücü ve doktor görevini de üstlenmişlerdir. Törenlerde raks ederken sazlarıyla da destan parçaları, sav, sagu, koşuk okuyarak kötü ruhları da büyüleriyle engellemeye çalışır, hastaları iyileştirme görevi de üstlenirlerdi.
    10.Etkinlik
    Sizce destan döneminde duygular daha çok nesirle mi yoksa şiirle mi dile getirilmiştir? Niçin? Düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.
    Destan döneminde duygular daha çok şiirle dile getirilmiştir. Çünkü şiir duyguları daha iyi yansıtır ve aynı zamanda şiirin ezberlenip akılda kalması daha kolaydır.​

    DEĞERLENDİRME
    a. Aşağıdaki bilgilerin başına doğru ise "D", yanlış ise "Y" yazınız.
    (Y) Koşuk ve sagu İslami Dönem Türk Edebiyatı ürünüdür.
    (Y) Koşuğun halk edebiyatındaki karşılığı ağıttır.
    (Y) Sagu ve koşukları söyleyen şairler bellidir.​

    b. Aşağıdaki boş bırakılan yerleri uygun sözcükle doldurunuz.
    Sagunun divan edebiyatındaki karşılığı MERSİYE
    Koşukların nazım birimi DÖRTLÜK
    Destan döneminde MİTOLOJİK ögeler hâkimdir.​

    c. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.

    1. Aşağıdakilerden hangisi İslamiyet öncesi Türklerde şairlerin adlarından biri değildir?
    A) Şaman B) Baksı C) Ozan D) Korkut E) Kam​

    2. "Eski Türk edebiyatında, sevilen bir kişinin ölümünden duyulan acıları anlatmak için söylenen şiir."
    Yukarıdaki tanım aşağıdakilerden hangi*sinin karşılığıdır?
    A) Sav B) Ağıt C) Sagu D) Türkü D) Sav​

    3. Koşukta aşağıdaki konulardan hangisi işlenemez?
    A) Sevgiliye duyulan aşk
    B) Gurbet
    C) Yiğitlik
    D) Tabiat
    E) Ölüm

    4. Destan döneminin ve destanların önemi aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?
    A) "Koşuk" ve "sagu"larda işlenen temaların belirlenmesi
    B) Türklerin İslam öncesi yaşamina ve tarihine kaynak teşkil etmesi
    C) Türklerin hangi savaşlara girip çıktığı hakkında kesin bilgi verilmesi
    D) Türklerle ilgili hayalden arındırılmış ger*çek bilgilerin verilmesi
    E) Türklerin nüfusunun ve kurdukları devletlerin sağlıklı bir şekilde tespit edilmesi​

    5. Aşağıdaki dizilerden hangisinde Türk mi*tolojisindeki ögeler birlikte verilmiştir?
    A) Bozkurt - ışık - kadın - at - kalem
    B) Ev - kadın - at - dağ - kağnı
    C) At - kadın - ışık - bozkurt - ağaç
    D) Ok - at - gemi - bozkurt - kadın
    E) Ağaç - kadın - çadır - ışık - yol​
     
  6. EmRe

    EmRe New Member

    Sayfa 34-40
    HAZIRLIK
    3. Türk destanları hakkında bilgi toplayınız.

    Destanlar bir milletin bütün varlığını: elemlerini, kederlerini, sevinç ve coşkunluklarını kısaca heyecanlarını hareketlendiren bütün duygu ve düşünce yapısını oluşturan zenginlik hazineleridir. Milletlerin millet olma yolundaki çabalarından izler taşır ve bu çabaların hatıraları ile geçmişle gelecek arasındaki zamanı canlı ve taze tutar. Bir çekirdek gibidir; dallanıp budaklanması, çiçek ve yaprak açması, ürünlerini tazeleme imkânlarına sahip bulunması gibi çekirdeğe has süreklilik ve enerji kaynağı oluş hali, destanlarda da vardır. Bu bakımdan destanlar, milletlerin geçmişlerindeki diri ve canlı emellerin belirli ülkeler halinde geleceğe aktarılmasında birinci derecede önem taşıyan yazılı veya sözlü belgelerdir.

    TÜRK DESTANLARI
    Bütün dünya edebiyatlarında olduğu gibi Türk Edebiyatının da ilk örnekleri destanlardır. Türk edebiyat geleneği içinde "destan" terimi birden fazla nazım şekli ve türü için kullanılmış ve kullanılmaktadır.

    4. Doğal destan ve yapma destan kavramlarını araştırınız.
    Doğal Destan:Yazarı belli olmayan, halkın meydana getirdiği destanlardır. Bunlar daha sonra bir şair tarafından yazıya geçirilmişlerdir.
    Yapay Destanlar:Bu destanları oluşturanlar bellidir. Bir şair tarafından doğal destana benzetilerek yazılır. Şair kendi milletinin tarihinden çıkmış olaylara kendi duygu ve düşüncelerini dekatarak destanlaştırır. Bu şekle yapay destan denir.

    5. Türk destanları dışında başka milletlerin destanları da var mıdır? Araştırınız.
    Sümer Destanı Gılmamış
    Yunan Destanları İlyada ve Odissea
    İran Destanı Şehnâme
    Fin Destanı Kalevala
    Hint Destanı Mahabharata ve Ramayana
    Alman Destanı Nibelungen
    İngiliz Destanı Boewulf
    Rus Destanı İgor
    İspanyol Destanı Le Cid
    Fransız Destanı Chansen de Röland
    Japon Destanı Şinto

    1.Etkinlik
    a. Oğuz Kağan Destanı'nın olay örgüsünü ve özelliklerini, mekânını ve zamanını aşağıya yazınız.
    Oğuz Kağan’ın doğumu
    Oğuz Kağan’ın büyümesi
    Oğuz Kağan’ın gergedanı öldürmesi
    Oğuz Kağan’ın evlenmes
    Oğuz Kağan’ın çocuklarının olması
    Oğuz Kağan’ın beyleri bir araya toplaması
    Oğuz Kağan’ın rüya görmesi
    Oğuz Kağan’ın çocuklarını doğuya ve batıya göndermesi
    Oğuz Kağan’ın ülkeyi çocuklarına paylaştırması
    Mekân
    Mekan olarak Orman ismi geçmektedir.
    Zaman
    Zaman olarak “bu çağ” kavramı geçmektedir. Belli bir tarih ve dönem adı geçmemektedir. Sadece zamanı ifade eden sabah olunca, sabah, biraz sonra gibi zaman ifade eden kavramlar geçmektedir.

    b.Zaman ne şekilde anlatılmıştır? Örnek vererek açıklayınız.
    Metindeki olaylar ve zaman çok hızlı geçmektedir. Zamanın hızlı geçmesi destanların önemli özelliklerinden biridir.
    Geldi ana göğsüne, aldı emdi sütünü,
    İstemedi bir daha, içmek kendi sütünü
    Pişmemiş etler ister, aş, yemek ister oldu!
    Ansızın dile geldi, söyler, konuşur oldu!
    Kırk gün geçtikten sonra, yürür oynaşır oldu!

    c.Mekân nasıl anlatılmıştır? Bu mekânın destandaki işlevi nedir? Belirtiniz.
    Metinde belli mekân tasviri yapılmamış. Orman ismi zikredilmiştir. Gün doğusu ve gün Batısı isimleri yer ismi olarak kullanılmıştır.

    Bu çağda! Bu yerde!
    Bir büyük orman vardı, Oğuz yurdundan içre,
    Ne nehir, ne ırmaklar akardı bu orman içre.
    Ne çok av hayvanları, ormanda yaşar idi,
    Ne çok av kuşları da üstünde uçar idi!
    Ormanda yaşar idi, çok büyük bir gergedan,.
    Sabah olunca gördü, kendinden büyükleri,
    Çağırtarak getirtti, kendinden küçükleri.
    "Gün, Ay ve Yıldız sizler, gidin gün doğusuna,
    Gök, Dağ ve Deniz siz de gidin gün batısına!
    Mekânlar destanın içeriğine uygun olarak seçilmiştir.

    2.Etkinlik
    a.İncelediğiniz metinden hareketle destanların nasıl oluştuğunu açıklayınız.
    Destanlar bir milletin bütün varlığını: elemlerini, kederlerini, sevinç ve coşkunluklarını kısaca heyecanlarını hareketlendiren bütün duygu ve düşünce yapısını oluşturan zenginlik hazineleridir. Milletlerin millet olma yolundaki çabalarından izler taşır ve bu çabaların hatıraları ile geçmişle gelecek arasındaki zamanı canlı ve taze tutar. Bir çekirdek gibidir; dallanıp budaklanması, çiçek ve yaprak açması, ürünlerini tazeleme imkânlarına sahip bulunması gibi çekirdeğe has süreklilik ve enerji kaynağı oluş hali, destanlarda da vardır. Bu bakımdan destanlar, milletlerin geçmişlerindeki diri ve canlı emellerin belirli ülkeler halinde geleceğe aktarılmasında birinci derecede önem taşıyan yazılı veya sözlü belgelerdir.

    Destan üç dönemde oluşur
    1-Oluş Dönemi:
    Destanın meydana gelmesi için halkın hayalinde derin iz bırakmış bir olay ve bu olayları yaratan kahramanların olması gerekir. Zamanla kuşaktan kuşağa aktarılan olaylar değişikliğe uğrar, olağanüstü özellikler kazanır. Bu bölüm destanın oluş kısmıdır.
    2-Yayılma Dönemi:
    Olağanüstü özellikler kazan destan konusu halk tarafından ağızdan ağıza, nesilden nesile geleceğe taşınır.
    3-Derleme-Toplama Dönemi:
    Oluşum ve yayılma safhasını geçen destan artık oluşmuştur. Büyük bir şair, halk arasında anlatılan destan olaylarını toplar, bir araya getir ve bunu sıraya koyarak nazma döker. Böylece millî bir destan ortaya çıkar.

    b.Araştırmalarınızdan da faydalanarak doğal destan ile yapma destanı açıklayınız. İncelediğiniz metin hangi gruba girmektedir? Niçin?
    Destan Çeşitleri:
    Doğal Destan:Yazarı belli olmayan, halkın meydana getirdiği destanlardır. Bunlar daha sonra bir şair tarafından yazıya geçirilmişlerdir. turkeyarena.net
    Yapay Destanlar:Bu destanları oluşturanlar bellidir. Bir şair tarafından doğal destana benzetilerek yazılır. Şair kendi milletinin tarihinden çıkmış olaylara kendi duygu ve düşüncelerini dekatarak destanlaştırır. Bu şekle yapay destan denir.

    Doğal Destanların özellikleri:
    Manzum hikâyelerdir.
    Destanlarda olağanüstü olaylar ve olağanüstü özellikte kahramanlar vardır.
    Destanlar anonim ve sözlü edebiyat ürünleridir.
    Ağızdan ağıza dolaşmak suretiyle oluşmuşlardır.
    Destanlarda anlatılan olayların geçtiği yer ve zaman bilinmez.
    Kahramanlar lider ve kurtarıcı rolündedir.

    Oğuz Kağan destanı doğal destan grubuna girmektedir.

    c.Araştırmalarınızdan yola çıkarak Türk destanlarını gruplandırınız. Bu yapılırken tarihî olaylar, sosyal hayat ve olağanüstü ögeler dikkate alınmalı mıdır? Sözlü olarak ifade ediniz.

    İlk Türk Destanları
    1. Altay - Yakut
    Yaratılış destanı
    2.Sakalar Dönemi
    a.Alp Er Tunga Destanı
    b.Şu Destanı
    3.Hun Dönemi
    Oğuz Kağan Destanı
    Atilla Destanı
    4.Gök Türk Dönemi
    a.Bozkurt Destanı
    b.Ergenekon Destanı
    5.Uygur Dönemi
    a. Türeyiş destanı
    b. Göç Destanı

    İslamiyet'in Kabulünden Sonraki
    1.Karahanlı Dönemi
    Satuk Buğra Han Destanı
    2.Kazak-Kırgız Kültür Dairesi
    Manas destanı
    3.Türk-Moğol Kültür Dairesi
    Cengiznâme
    4.Tatar-Kırım
    Timur ve Edige Destanları
    5.Selçuklu-Beylikler ve Osmanlı Dönemleri
    a. Seyid Battal Gazi Destanı
    b. Danişmend Gazi Destanı
    c. Köroğlu Destanı

    d.Türk destanlarını birbiriyle ve diğer kültürlerin destanlarıyla tema ve kişiler bakımından karşılaştırınız. Bunların benzer ve farklı yönlerini belirtiniz.
    Destanlar genel olarak kahramanlık teması üzerine kurulur. Bu yönden diğer milletlerle tema yününden Türk destanlarının benzer yönü vardır. Türk destanlarındaki kişiler diğer milletlerin destanlarındaki kişiler kadar sırada dışı değildir. Türk destanlarındaki kişiler insan vasıflarına daha yakındır. Diğer milletlerdeki destan kahramanlarının çoğu hayvan-insan karşımı olarak karşımıza çıkmaktadır.

    3.Etkinlik
    Oğuz Kağan Destanı'nda geçen olağanüstü ögeleri aşağıya yazınız. Bu ögeler zamanda, mekânda, olay örgüsünde, kişilerde nasıl ifade edilmiştir? Sözlü olarak belirtiniz.
    Oğuz Kağan’ın bir anda büyümesi
    Gökten ışıkla inen kadınla ve ağaç kavuğundaki kadınla evlenmesi
    Bir anda çocuklarının olması

    Geldi ana göğsüne, aldı emdi sütünü,
    İstemedi bir daha, içmek kendi sütünü
    pişmemiş etler ister, aş, yemek ister oldu!
    Ansızın dile geldi, söyler, konuşur oldu!
    Kırk gün geçtikten sonra, yürür oynaşır oldu!
    --
    Oğuz Kağan bir yerde, Tanrı'ya yalvarırken:
    Karanlık bastı birden, bir ışık düştü gökten!
    Öyle bir ışık indi, parlak aydan, güneşten!
    Oğuz Kağan yürüdü, yakınına ışığın,
    Oturduğunu gördü, ortasında bir kızın!
    Bir ben vardı başında, ateş gibi ışığı,
    Çok güzel bir kızdı bu, sanki Kutup Yıldızı!
    Öyle güzel bir kız ki gülse gök güledurur!
    Kız ağlamak istese, gök de ağlayadurur!
    Oğuz kızı görünce, aklı gitti beyninden
    Kıza vuruldu birden, sevdi kızı gönülden

    4.Etkinlik
    Dört gruba ayrılınız. Oğuz Kağan Destanı'nın temasını bulunuz. Temanın; birinci grup tarihle, ikinci grup insanlıkla, üçüncü grup mitolojiyle ve dördüncü grup da hayatla ilişkisini tartışsın. Sonuçları aşağıya yazınız.

    Oğuz Kağan Destanı’nın teması: Kahramanlık
    Tarihle İlişkisi: İslamiyet öncesi Türkler savaşçı bir millet oldukları için işlenin tema ile tarih arasında bir ilişki vardır.
    İnsanlıkla İlişkisi: Oğuz Kağan’ın Türk beylerini bir araya toplayarak onlara fikir danışması, oğullarını eğitmesi destanın gerçekle olan ilişkileridir. Oğuz Kağanın bu davranışı insani olan davranışlardır. Tema kahramanlık olduğu için insani ilişkilerin iyi olması savaşların kazanılmasında önemli bir unsurdur.
    Mitoloji ile ilişkisi: Oğuz Kağan destanında kadın, ağaç, ışık, rüya, ok-yay, uluğtürk gibi birçok mitojik öge vardır. Bu yönden destan mitoloji ile yakından ilişkisi vardır. turkeyarena.net
    Hayatla ilişkisi: Oğuz Kağan destanı hayatın içinde olan bir destandır. Bir aile yaşamı vardır. Bu yönüyle hayatla ilişki içindedir.

    ANLAMA VE YORUMLAMA

    5.Etkinlik
    a. Roman, hikâye ve destanı; kişi, tema ve anlatım bakımından karşılaştırınız. Sonuçları söy­leyiniz.
    Roman
    Hikâye
    Destan
    Kişi
    Gerçek kişiler
    Gerçek kişiler
    Olağanüstü özelliklere sahip kişiler
    Tema
    Her türlü tema
    Her türlü tema
    Kahramanlık
    Anlatım
    Kurmaca anlatım
    Kurmaca anlatım
    Kurmaca anlatım

    b. Destanın kurmaca olup olmadığını nedenleriyle birlikte açıklayınız.
    Destan kurmacadır. Çünkü olaylar anlatılırken abartılmış, kahramana olağan üstü özellikler yüklenmiştir.

    c.Destanda edebî bir dil var mıdır? Varsa bunu örneklendiriniz.
    Destanlarda belli bir edebî dil vardır. Çünkü destanlar genel olarak manzum olarak söylenirler. Bu yapılırken ise edebî bir kullanılmasını gerektirir. Edebî dili olan şiirlerin ezberlenmesi ve akılda kalması daha kolaydır.

    6.Etkinlik
    a.Oğuz Kağan'ın tarihî gerçeklikte karşılığı var mıdır? Belirtiniz.
    Oğuz Kağan tarihi gerçeklikte karşılı vardır. Oğuz Kağan Türklerin meşhur hükümdarı Mete Han’dır.​
    b.Metinden hareketle Oğuz Kağan'ın tanrı ya da tanrılarla ve olağanüstü güçlerle ilişkisi olup olmadığını örnekler vererek anlatınız.
    Oğuz Kağan’ın tanrılar ve olağanüstü güçlerle ilişkisi yoktur. O dünyada tanrının ona verdiği görevi yapmakla görevli olduğunu düşünmektedir.
    c.Destandaki diğer kişilerin, olay örgüsündeki işlevini ve özelliklerini tartışarak yorumlayınız.
    Destanlardaki diğer kişilerin olay örgüsündeki işlevi Oğuz Kağan’ın görevleri anlatılırken onu tamamlamaktır. Birine fikir danışacaksa Uluğtürk ona yardımcı olacak, ölünce oğulları ülkeyi onun adına yönetecek gibi

    7.Etkinlik
    Yukarıdaki metni inceleyerek aşağıdaki soruları cevaplayınız.
    1.Destan anlatıcısının özellikleri ve bakış açısını (toplumda zümreleşmenin gerçekleşmediğini göz önünde bulundurarak) tespit ediniz. Destan kim tarafından kime anlatılmaktadır?
    Destan anlatıcı, metinde olan bütün olayları bilen bir kişiliktir. Biz buna tanrısal bakış açısı diyoruz.
    2.Destanlardaki ses, kelime ve cümle özelliklerini karşılaştırınız. Sonuçları belirtiniz.
    Destandaki kelimeler destanın içeriğine uygun olarak seçilmiştir. Cümleler kısa ve özdür. Konuşma havasında bir anlatımı vardır.
    3.Destan dilinin oluşumunu ve destan dilindeki mitolojik ögelerin, dinî törenlerin, musikinin ve hayatla mücadelenin etkilerini inceleyiniz. İnceleme sonuçlarını defterinize yazınız.
    Destanlar, eski çağlarda ezgiye eşlik etmeye en uygun biçimde, çoğunlukla nazımla düzenlenmiştir. Epik şiirin en güzel örnekleri olan destanlarda olağanüstü olayla­rın, doğaüstü kahramanların, Tanrı’ların savaşlarının yanı sıra; eski çağ insanlarının inanışları, yaratılış ve varoluş konusundaki düşünceleri; ulusların özlemleri ve düş­leri de dile getirilir. Destanlar insanların olayları dinleme ve anlatma gereksinimin­den dolayı kuşaktan kuşağa yayılmıştır. Yüzyıllar boyunca Türklerin duyuş, düşünüş, inanış ve hayallerini; güzel sanatları­nı; aşk, aile, vatan, ulus ve devlet anlayışlarını Türk destanlarında görebiliriz. Destanlar her zaman tarihî gerçekleri doğru biçimde nakletmezler. Destanlarda tarihî olay ve kahramanlar milletin ortak bilinçaltının, vicdanının istek, beklenti, doğruları ve değerleri ile idealleştirilir. Eski hatıralarla birleştirilerek tarihi gerçekmiş gibi anlatılırlar. Her milletin millî kimlik ve nitelikleri, ortak dünya görüşü, hatıra ve beklentileri yanında kusurları ve yanlışları da destanlarına yansır.
    4. Destan diliyle doğal dili karşılaştırınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.
    Destan dili olayları abartarak anlatırken, doğal dil olanı olduğu gibi anlatır. Destan manzum olarak olayları anlatırken, doğal dil nesir şeklindedir. Destan dilinde kahramanca bir hava varken, doğal dilde günlük dillin özellikleri hâkimdir.
    7. Destanda tarihî olay ve kişiler hayal gücüyle zenginleştirilmiş olabilir mi? Destanı, dönemin tarihî, siyasi ve kültürel yapısıyla ilişkilendirerek değerlendiriniz.
    Destanlar yazılı olmadıkları için devirden devire aktarılırken anlatıldığı dönemin özelliklerine göre hayal gücüyle zenginleştirilmiştir.
    8. Oğuz Kağan ve Kalevala destanlarını tema ve kişiler bakımından karşılaştırınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.
    İki destanda da kahramanlık teması işlenmiştir. İki destan kahramanı da ülkesini birleştirip kurtarıcı görevi üstlenmişlerdir.
    9. Destanların günümüz edebiyatına yansımalarını belirtiniz.
    Destanlar, kahramanlığı anlatan şiirler, romanlar, hikayelerin temelini oluşturmaktadır. Bu yönden destanlar önemli bir metin türüdür.
    10.İncelenen destanlardan hareketle destanların özellikleriyle ilgili genellemeler yapınız.
    -Manzum hikâyelerdir.
    -Destanlarda olağanüstü olaylar ve olağanüstü özellikte kahramanlar vardır.
    -Destanlar anonim ve sözlü edebiyat ürünleridir.
    -Ağızdan ağıza dolaşmak suretiyle oluşmuşlardır.
    -Destanlarda anlatılan olayların geçtiği yer ve zaman bilinmez.
    -Kahramanlar lider ve kurtarıcı rolündedir.
    11.İncelenen destanlardan hareketle sözlü edebiyatın özellikleriyle ilgili genellemeler yapınız.

    SÖZLÜ DÖNEMİN ÖZELLİKLERİ
    Bu döneme ait yazılı eser yok denecek kadar azdır. Bu dönemde Türkler, göçebeliğe dayanan günlük hayatlarında ve özellikle düzenledikleri törenlerde (sığır: av töreni; şölen: ziyafetler; yuğ: ölüm töreni) bir araya geldiklerinde “ozan”, “kam” veya “baksı” denilen şairler “kopuz” denilen saz eşliğinde “koşuk”lar ve “sagu”lar söylerlerdi.

    ü Bu dönemde Türkler hiçbir milletle kültür alışverişi yapmadığı için ürünlerin dili saf bir Türkçedir.
    ü Bu dönemin şiirlerinde (sagu, koşuk, destan) ölçü olarak hece, kafiye olarak da yarım kafiye tercih edilmiştir.
    ü Sözlü gelenek yoluyla nesilden nesile aktarılmıştır.
    ü Bu dönemde düşünce ve hayaller şiirle anlatılmıştır.
    ü Şiirlerin nazım birimi dörtlüktür.
    ü Dil sadedir.
    ü Bu dönemdeki ürünler düzenlenen törenlerde (sığır: av töreni; şölen: ziyafetler; yuğ: ölüm töreni) ortaya çıkmıştır.
    ü Şiirler kopuz denilen saz eşliğinde söylenir.
    ü Daha çok somut konular işlenmiştir.
    ü Kahramanlık, savaşlar, tabiat ve aşk konuları işlenir.
    ü Şairlere ozan, kam, baksı, oyun, şaman gibi adlar verilir.

    8.Etkinlik
    Destanlar günümüz edebiyatını etkilemiş midir? Günümüzdeki eserlerde destanlardan ne şekilde faydalanılabilir? Düşüncelerinizi örnekler vererek açıklayınız.
    Destanlar günümüz edebiyatını teması yönünden etkilemiştir. Bugün birçok roman, hikâye veya şiir gibi türlerde olağanüstülükleri, abartılı anlatımları ve kahramanlık temasını çok sık görmekteyiz.

    DEĞERLENDİRME
    a. Aşağıdaki bilgilerin başına doğru ise "D", yanlış ise "Y" yazınız.
    ( D ) Destanlar doğal destan ve yapma destan olmak üzere ikiye ayrılır.
    ( D ) Destanlarda olağanüstü ögeler oldukça fazladır.
    ( D ) Destanlar dönemin siyasi ve kültürel yapısıyla doğrudan ilgilidir.

    b. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları ce­vaplayınız.
    1. Aşağıdakilerden hangisi destan dönemi sözlü edebiyat ürünlerinden biri değildir?
    A) Roman B) Koşuk C) Destan D) SavE) Sagu

    2. Aşağıdakilerden hangisinde İslamiyet öncesi Türk destanları bir arada verilmiş­tir?
    A) Türeyiş Destanı - Göç Destanı
    B) Ergenekon Destanı - Manas Destanı
    C) Köroğlu Destanı - Şu Destanı
    D) Alp Er Tunga Destanı - Köroğlu Destanı
    E)Manas Destanı - Oğuz Kağan Destanı

    c. Aşağıdaki boş bırakılan yeri uygun sözcükle doldurunuz.
    Destan teması insandaki KAHRAMANLIĞA özgü özellikleri ifade eder.
     
  7. EmRe

    EmRe New Member

    2.ÜNİTE
    SAYFA 41-45
    c-Yazılı Edebiyat (Köktürk Yazıtları, Uygur Metinleri)

    HAZIRLIK
    1.Yazının kullanılması bize ne gibi kolaylıklar sağlamıştır, tartışınız. Sonuçları maddeler hâlin­de yazarak sınıf panosuna asınız
    Bilgilerin unutulmasını önlemiştir.
    Geçmişi geleceğe taşımıştır.
    Kültürün taşıyıcılığını yapmıştır.
    Birbirimizi daha iyi anlamamızı sağlamıştır.
    Teknolojik gelişmelerin önünü açmıştır.
    Bilgilerin çabuk öğrenilmesini sağlamıştır.

    2.Köktürk Yazıtları'yla ilgili bir sunum hazırlayınız ve bunu sınıfta gösteriniz.
    3.Köktürk Yazıtları'yla bulunduğu yeri ve yazıların özelliklerini araştırınız.​

    Türk yazılı edebiyatının ilk örnekleri Orhun Yazıtları’dır. Orhun Yazıtları, Göktürk İmparatorluğu'nun ünlü hükümdarı Bilge Kağan devrinden kalma üç adet yazılı dikilitaştır. Moğolistan'ın kuzeyinde, Baykal gölünün güneyinde, Orhun ırmağı vadisindeki Koşo Saydam gölü yakınlarındadır.

    EK BİLGİ:

    GÖKTÜRK (ORHUN) YAZITLARININ ÖZELLİKLERİ
    - Türklerin bulunan ilk yazılı metinleridir.
    - Bu metinler doğu Göktürklerin tarihine ışık tutar.
    - Söylev türünde yazılmıştır.
    - Kitabelerde oldukça gelişmiş ve işlenmiş bir dil kullanılmıştır.
    - Türk dilinin gelişmişlik düzeyine ilişkin etraflı bilgiler edinilebilir.
    - Hem dinî hem de din dışı konular işlenmiştir.
    - Tarih, coğrafya ve edebiyata kaynak olacak niteliktedir.
    - Türk tarihini, toplumun yaşam biçimini, dünyaya bakış tarzını ortaya koyar.
    - Kitabelerde idarecilerin ve sultanların halkı aydınlatması, yaptıklarının hesabını halka vermesi söz konusudur.
    - Kitabeleri 1893’te Wilhelm Thomsen okumuştur.
    - Bir yüzleri Göktürk alfabesiyle, diğer yüzleri Çince yazılmıştır.

    Kül Tigin Abidesi
    (Güney yüzü) Günümüz Türkçesiyle

    (1)Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağanı, bu zamanda oturdum. Sözümü tamamıyla işit. Bilhassa küçük kardeş yeğenim, oğlum, bütün soyum, milletim, güneydeki Şadpıt beğleri, kuzeydeki Tarkat, Buyruk beyleri, Otuz Tatar...
    (2)Dokuz Oğuz beyleri milleti! Bu sözümü iyice işit, adamakıllı dinle: Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar, onun içindeki millet hep bana tabidir.
    (3)Bunca milleti hep düzene soktum. O şimdi kötü değildir. Türk kağanı Ötüken ormanında otur­sa ilde sıkıntı yoktur. Doğuda Şantung Ovası'na kadar ordu sevk ettim, Tibet'e ulaşmama az kaldı. Güneyde Dokuz Ersin'e kadar ordu sevk ettim, Tibet'e ulaşmama az kaldı. Batıda İnci Nehri'ni geçerek
    (4)Demir Kapı'ya kadar ordu sevk ettim. Kuzeyde Yir Bayırku yerine kadar ordu sevk ettim. Bunca yere kadar yürüttüm. Ötüken ormanından daha iyisi hiç yokmuş. İl tutacak yer Ötüken ormanı imiş. Bu yerde oturup Çin milleti ile
    (5)anlaştım. Altını, gümüşü, ipeği ipekliyi sıkıntısız öylece veriyor. Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp konduktan sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş.
    (6)İyi bilgili insanı, iyi cesur insanı yürütmezmiş. Bir insan yanılsa kabilesi, milleti, akrabasına kadar barındırmazmış. Tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok çok, Türk milleti, öldün; Türk mil­leti, öleceksin!
    (7)Güneyde Çoğay ormanına, Tögültün Ovası'na konayım dersen Türk milleti, öleceksin. Orda kötü kişi şöyle öğretiyormuş: uzak ise kötü mal verir, yakın ise iyi mal verir deyip öyle öğretiyormuş. Bilgi bilmez kişi o sözü alıp, yakına gidip, çok insan öldün!
    (8)O yere doğru gidersen Türk milleti öleceksin! Ötüken yerinde oturup kervan, kafile gönderirsen hiçbir sıkıntın yoktur. Ötüken ormanında oturursan ebediyen il tutarak oturacaksın. Türk milleti, tok­luğun kıymetini bilmezsin. Açlık, tokluk düşünmezsin. Bir doysan açlığı düşünmezsin.
    (9)Öyle olduğun için, seni beslemiş olan Kağan'ının sözünü almadan her yere gittin. Hep orda mahvoldun, yok edildin. Orda, geri kalanınla her yere hep zayıflayarak, ölerek yürüyordun. Tanrı buyurduğu için, kendim devletli olduğum için, kağan oturdum. turkeyarena.net
    (10) Kağan oturup aç, fakir milleti hep toplattım. Fakir milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım. Yoksa bu sözümde yalan var mı? Türk beyleri, milleti, bunu işittin! Türk milletini toplayıp il tutacağını burda vurdum.
    (11) Yanılıp öleceğini yine burda vurdum. Her ne sözüm varsa ebedî taşa vurdum. Ona bakarak bilin. Şimdiki Türk milleti, beyleri, bu zamanda itaat eden beyler olarak mı yanılacak­sınız? Ben ebedî taş yontturdum.. Çin kağanından re­simci getirdim, resimlettim. Benim sözümü kırmadı.
    (12) Çin kağanı maiyetindeki resimciyi gönder­di. Ona bambaşka türbe yaptırdım. İçine dışına bambaşka resim vurdurdum. Aş yontturdum. Gönüldeki sözümü vurdurdum... On Ok oğluna, yabancına kadar bunu görüp bilin.
    (13) Ebedî taş yontturdum... İl ise şöyle daha erişilir yerde ise işte öyle erişilir yerde ebedî taş yont­turdum, yazdırdım. Onu görüp öyle bilin.

    1.Etkinlik
    a. Okuduğunuz metin parçasının dil ve anlatım özelliklerini belirleyerek aşağıdaki bölüme yazınız.
    Metinin yazıldığı döneme göre oldukça sade bir dili vardır. Metin kısa ve özlü bir anlatımla sahiptir. Sağlam ve ilgi çekici bir üslubu vardır. Metinin anlatımında söylev havası hâkimdir.

    b. Metin; dil, anlatım, tema, duyuş ve zevk bakımından eski Türklerin özelliklerini yansıtıyor mu? Metinde döneme özgü bu özelliklere nasıl yer veriliyor? Düşüncelerinizi belirtiniz.
    Eski Türkler tek tanrılı bir dine inanıyorlardı. Yaptıkları her işte hesap verme duyguları vardı. Bu metinde de hükümdar halkına hesap vermektedir. Halkı için neler yaptığını anlatmaktadır.

    2.Etkinlik
    a. Okuduğunuz metin parçasında Köktürklere ait özellikleri tespit ederek aşağıdaki kavram haritasına yazınız.
    1. Avcılık yaparlar.
    2. Altını, gümüşü ve ipeği işlemesini biliyor.
    3. Savaşçı bir millettir.
    4. Bilgili insanlardı
    5. Yaptıkları her işte hesap verirler.
    6. Fakirlere yardım yaparlar.
    7. Hakanlarının söylerine sadıktırlar.
    8. Tek tanrılı bir dine inanmaktadırlar.
    9. Çinlilerle ilişki içindedirler.
    10. Yazıyı kullanmasını biliyorlar.

    b. Türklere ait yazılı kaynakların en önemlileri hangileridir? Bu önem neden kaynaklanmak­tadır? Niçin? Düşüncelerinizi belirtiniz.
    Yazıtların üçü çok önemlidir. Çünkü Yazıtlar Türk dili, tarihi, edebiyatı, sanatı, töresi hakkında önemli bilgiler vermektedirler. Türk ve Türkçe adı, ilk kez Doğu Göktürkler dönemine ait bu yazıtlarda geçmektedir. İki taştan oluşan Tonyukuk 720, Kültigin 732, Bilge Kağan 735 yılında dikilmiştir. Kültigin yazıtı, Bilge Kağan'ın ağzından yazılmıştır. Kültigin, Bilge Kağan'ın kardeşi, Tonyukuk ise veziridir. Anıtların olduğu yerde yalnızca dikilitaşlar değil, yüzlerce heykel, balbal, şehir harabeleri, taş yollar, su kanalları, koç ve kaplumbağa heykelleri, sunak taşları bulunmuştur.

    KÜLTİGİN ANITI
    3,35 metre yükseklikte, kireçtaşından yapılmış ve dört cephelidir. Doğu-batı cephelerinin genişliği aşağıda 132, yukarıda 122 santimetredir. Kuzey-güney cepheleri de aşağıda 46, yukarıda 44 santimetredir. Üst kısım kemer şeklinde ve yukarıda beş kenarlı olarak bitmektedir. Anıttaki satırların uzunluğu 235 santimetredir. Yazıtın doğu yüzünde 40; güney ve kuzey yüzlerinde 13'er satır Göktürk harfli Türkçe metin vardır. Batı yüzünde ise, devrin Tang İmparatoru'nun Kültigin'in ölümü dolayısıyla gönderdiği Çince mesajına yer verilmiştir. Batı yüzde Çince yazılar dışında yazıta sonradan eklenmiş Göktürk harfli iki satır bulunmaktadır. Yazıtın kuzeydoğu, güneydoğu, güneybatı yüzlerinde de Göktürk harfli Türkçe metinler mevcuttur. Kültigin yazıtında Göktürk tarihine ait olaylar, Bilge Kağan'ın ağzından nakledilerek birlik, bütünlük mesajı verilir. Yazıtın doğu, kuzey ve güney yüzlerinin yazıcısı, Yollug Tigin, batı yüzünün yazıcısı ise, Tang İmparatoru Hiuan Tsong'ın yeğeni Çang Sengün'dür. Kültigin yazıtının doğu yüzünde, bütün Türk boylarının ortak damgası olduğu sanılan dağ keçisi damgasına; doğuya ve batıya bakan "tepelik" kısımlarında ise, kurttan süt emen çocuk tasvirlerine yer verilmiştir. Yazıt, geçen yaklaşık 1300 yıllık süreç içinde önemli ölçüde tahrip olmuştur. Zira yazıtın doğu ile kuzey yüzlerini birleştiren kısım yıldırım düşmesi sonucunda parçalanmıştır. Orijinalinde kaplumbağa kaide üzerinde bulunan yazıt, bu kaidenin de parçalanması üzerine 1911 yılında, sunak taşından kesilen granit bir blok üzerine oturtulmuştur.

    BİLGE KAĞAN ANITI
    Kültigin Anıtının bir kilometre uzağındadır. 734 yılında ölen Bilge Kağan adına oğlu Tenri Kağan tarafından yaptırılan bu anıt 735 yılında dikilmiştir. Yazıtta Bilge Kağan'ın ağzından devletin nasıl büyüdüğü anlatılmakta ve Kültigin'in ölümünden sonraki olaylar ilave edilmektedir. Ayrıca kağanın konuşmasından başka yeğeni Yuluğ Tigin'in kayıtları da yer almaktadır. Yaklaşık 3,75 metre yüksekliğinde olan yazıt, dört cephelidir. Yazıtın doğu yüzünde 41, kuzey ve güney yüzlerinde 15'er satır Göktürk harfli Türkçe metin bulunmaktadır. Batı yüzünde ise, Çince bir metne yer verilmiştir. Batı yüzün tepelik kısmının ortalarına da Göktürk harfli Türkçe manzum metin yazılmıştır. Yazıtın güneydoğu, güneybatı ve batı yüzlerinde de Göktürk harfli Türkçe küçük metinler bulunmaktadır. Yazıtta olayları nakleden, öğütler veren Bilge Kağan'dır. Yazıta Kültigin'in ölümünden sonraki olaylar da ilave edilmiştir.

    BİLGE KAĞAN-GÖKTÜRK YAZITLARI

    TONYUKUK ANITI
    Tonyukuk anıtı dört cepheli iki dikilitaş halindedir. Yazılar, diğer taşlara göre daha silik durumdadır. Tonyukuk, Bilge Kağan'ın babası İlteriş Kağan'ın amcası Kapgan Kağan'ın ve Bilge Kağan'ın baş veziri idi. Bu anıtı ihtiyarlık devrinde kendisi diktirmiştir ve yazılar da kendisine aittir. Taşlarda Göktürklerin Çin esaretinden nasıl kurtulduğu, kurtuluş savaşının nasıl yapıldığı ve Tonyukuk'un neler yaptığı anlatılır. Birinci yazıt, 243 cm; ikinci yazıt ise, 217 cm yüksekliğindedir. Birinci yazıtta 35, ikinci yazıtta 27 satır Göktürk harfli Türkçe metin bulunmaktadır.

    Göktürk Yazıtları’nda, Göktürk tarihi konu edinilir. Devletin güçsüzleşmesi, Türk ulusunun bağımsızlığını yitirip Çin egemenliği altına girmesi, sonra yeniden güçlenmesiyle ilgili gelişmeler ve bunların nedenleri üzerine durulur. Bu tarihi olayların anlatımında kullanılan Türkçe, oldukça gelişmiş bir kültür dili olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Göktürk Yazıtları üzerine Şemseddin Sami, Hüseyin Namık Orkun, Nihal Atsız, Muharrem Ergin gibi Türkologlar çalışma yapmıştır.
    3.Etkinlik
    a.Köktürk Yazıtları'ndaki tarihî ve siyasi olayların tarih kitaplarında nasıl anlatıldığını belirtiniz.

    b.Köktürk Yazıtları'nın Türk tarihi açısından önemini açıklayınız.
    Türklerin bilinen ilk yazılı belgeleri oldukları için bu yazıtlar çok önemlidir.

    c.Köktürk Yazıtları'ndaki temel düşünce nedir? Köktürk Yazıtları'nın hangi konuları içerdiğini yorumlayınız.
    Bu yazıtlardaki temel düşünce halka hesap verme düşüncesidir. Bu yazıtlar hesap verme, düşmandan korunma, tedbir alma, birlikte yaşama, geleceğe mesaj verme gibi konular üzerinde durmaktadır.
    ANLAMA VE YORUMLAMA
    4.Etkinlik
    a. Aşağıda İslamiyet öncesi yazılı Türk edebiyatına ait ilk alfabe ve metin örnekleri verilmiştir. Metinlerden hareketle yazılı dönemin eserlerini gruplandırarak aşağıdaki bölüme yazınız.

    1.Metin

    Latin Alfabesiyle Yazılmış Köktürkçe Metin
    Tengri teg Tengride bolmış Türk Bilge Kagan bu ödke olurtum. Sabımın tüketi eşidgil. ülayu ini yigünüm oglanım biriki oguşum budunum biriye şadpıt begler yırıya tarkat buyruk begler Otuz (Tatar...)

    Latin Alfabesiyle Yazılmış Türkiye Türkçesi Metni
    Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağanı, bu zamanda oturdum. Sözümü tamamıyla işit. Bilhassa küçük kardeş yeğenim, oğlum, bütün soyum, milletim, güneydeki şadpıt beğleri, kuzeydeki tarkat, buyruk beyleri, Otuz Tatar

    Köktürk Alfabesiyle Yazılmış Köktürkçe Metin
    2.Metin

    Latin Alfabesiyle Yazılmış Uygurca Metin
    Bu buyan edgü kılınç - nıng tüş – inte burkan kutın bulup men kamala anantaşiri kininte bud ködürmeçe tınlıglar oglarınga bulturayın nırvanıg ang üslünçü - sinte

    Latin Alfabesiyle Yazılmış Türkiye Türkçesi Metni
    Bu iyilik ve iyi amelin karşılığında burkan saadetini bulup ben Kamala Ananta-Şri sonunda ayakta dolaşan canlıların oğlanlarına tam göçerken nirvanayı buldurayım.

    Uygur Alfabesiyle Yazılmış Uygurca Metin

    [​IMG]

    a) Edebî metinler
    b) Dinî metinler

    b.Yukarıdaki Uygur dönemine ait metnin içeriğini belirtiniz.
    Uygur dönemine ait metinler dini içerikli metinlerdir

    c.Araştırmalarınızdan faydalanarak yazılı belgelerin bulundukları yerleri ve yazıların özelliklerini açıklayınız.
    Orhun Yazıtları'nı ilk kez 1889 yılında Rus tarihçi Yardintsev bulmuştur. 1890'da bir Fin heyeti, 1891'de de bir Rus heyeti burada incelemelerde bulunmuştur. Bu heyetler yazıları çözememişlerdir. Fakat 1893 yılında Danimarkalı bilgin Wilhelm Thomsen, 38 harfli alfabeyi çözerek yazıtları okumayı başarmıştır. Alfabenin dördü sesli, otuz dördü sessiz harften oluşur. Yazıda harfler birbirine birleştirilmez, kelimeler de birbirlerinden iki nokta konularak ayrılır. Sağdan sola ve yukarıdan aşağıya yazılır. Orhun Yazıtlarında yazılar yukarıdan aşağıya yazılmış ve sağdan sola doğru istiflenmiştir.

    5.Etkinlik
    İncelediğiniz metinlerden hareketle döneme özgü hangi özelliklerin esere yansıdığını örnekler vererek açıklayınız.
    Dini inançlar, ilişki içinde olunan ülkeler, kullanılan dilin özellikleri, kullanılan alfabeleri eserlerde görmek mümkündür.

    6.Etkinlik
    a.İki gruba ayrılınız. Birinci grup; Köktürk Yazıtları'nı günümüze göre, ikinci grup ise yazıldığı döneme göre değerlendirsin.

    b.Yazıtlardaki yaşam mücadelesini, hâkimiyet isteğini ve birlikte yaşama arzusunu tartışınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

    DEĞERLENDİRME
    a.Aşağıda boş bırakılan yerlere uygun sözcükler getiriniz.

    TONYUKUK, KÜLTİĞİN VE BİLGE KAĞAN adına dikilen Köktürk

    Yazıtları 720-734 yılları arasında yazılmıştır.

    b.Aşağıdaki bilgilerin başına doğru ise D, yanlış ise Y yazınız.
    (Y) Türk edebiyatının ilk yazılı metinleri Uygurca ile yazılmıştır.
    (D) İslamiyet öncesi yazılı Türk edebiyatı iki gruba ayrılır.
    (D ) İslamiyet öncesi yazılı Türk edebiyatı metinlerinde döneme ait özellikler vardır.
    (Y) Köktürk Yazıtları dinî ve sosyal içerikli metinlerdir.

    c. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruyu ce­vaplayınız.

    1. Köktürk Yazıtları'yla ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
    A) Uygur Devleti'yle Köktürk Devleti'nin Çinlilere karşı verdiği mücadele anlatılır.
    B) Yazıtlarda edebî bir dil kullanılmıştır.
    C) Köktürk Devleti'nin tarihine ışık tutar.
    D) Köktürk alfabesi ile yazılmıştır.
    E)Köktürk Yazıtları, Tonyukuk, Kül Tigin ve Bilge Kağan adına dikilmiştir.
    ÜNİTE SONU DEĞERLENDİRMESİ
    a.Destanların oluşum aşamalarıyla ilgili aşağıdaki boş bırakılan yerleri uygun sözcüklerle doldurunuz.
    1.Aşama: Halkı derinden etkileyen bir OLAYIN yaşanması,
    2.Aşama: Bu felakete karşı koyan ve halkı kur­taran bir KAHRAMANIN ortaya çıkması,
    3.Aşama: Toplum belleğinde derin izler bırakan bu olay ve kahramanların destani öykülerinin HALK tarafından parçalar (epizotlar) hâlinde sözlü olarak söylenip yayılması,
    4.Aşama: Güçlü bir şairin çıkıp bu uzun öyküleri MANZUM OLARAK yeniden yazması.

    b.Aşağıdaki bilgilerin başına doğru ise D, yanlış ise Y yazınız.
    (D) Sözlü edebiyatta tabiat, kahramanlık, savaş, yurt sevgisi, ahlak, dinî inanışlar gibi ko­nular ele alınmıştır. turkeyarena.net
    (Y) İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatında söz­lü gelenek ve kültür hâkim değildir.
    (D) İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatında şiir­lerde eski Türklerin yaşayış, inanış, gelenek ve göreneklerinin yansıması görülür.

    c. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları ce­vaplayınız.
    1. İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı nazım şekillerinden olan ve ölen kişilerin ardın­dan söylenen, onun iyiliklerini ve erdem­lerini dile getiren şiirler aşağıdakilerden hangisidir?
    A) DestanB) SaguC) Sav D) KoşukE) Mersiye

    2. Aşağıdakilerden hangisi İslamiyet’in ka­bulünden önceki döneme ait Türk edebi­yatı ürünlerinden biri değildir?
    A) SavB) SaguC) Destan D) KoşmaE) Koşuk

    3. Aşağıdaki tarihî kişilerden hangisi ile destan kahramanı Oğuz Kağan arasında bir benzerlikten söz edilebilir?
    A) Atilla B) Mete C) İlteriş Kağan D) Kül Tigin E) Bilge Kağan
     
  8. EmRe

    EmRe New Member

    3.ÜNİTE
    SAYFA 48-50

    1. XI - XII. Yüzyıllarda İslamiyet ve Türk Kültürü
    HAZIRLIK
    1.Toplumda meydana gelen inanca bağlı değişiklikler sosyal hayatı bütünüyle etkiler, değiştirir. Uygurlar Mani dinini kabul ettikten sonra yerleşik hayata geçmiş ve savaşçı özelliklerini kaybetmişlerdir. Türkler İslamiyet’i kabul ettikten sonra da sosyal hayatlarında birçok değişiklik olmuştur.

    Sizce İslamiyet öncesi Türk kültürü ile İslamiyet sonrası Türk kültürü arasındaki benzerlik ve farklılıklar nelerdir? Araştırınız
    İslâmiyet, bu dini kabul eden Türklerin duyuş ve düşünüşünü, dünya görüşünü, yaşayış tarzını değiştirmiştir. Bu dönemde kentlerin ve kentsel yaşamın oluşması sonucunda toplumda tabakalaşma meydana gelmiş, bu da Arap ve Fars kültür­lerinin yüzyıllar boyunca beslediği büyük bir zevk ayrılığını doğurmuştur.
    Gerçekten kentlerde, medrese ve saray çevresinde oluşan yüksek zümre ede­biyatı, gerek dil gerek içerik gerekse ölçü ve biçim bakımından yeni uygarlığın etki­sine hızla girmiştir. Halkın edebiyatı ise içerik bakımından değişmekle birlikte dil, ölçü ve biçim yönlerinden eski geleneğine bağlı kalarak gelişmesini sürdür­müştür. Böylece Türk edebiyatı, aydınlar için ayrı, halk için ayrı olmak üzere iki kolda gelişme göstermiştir.
    Genellikle medrese öğrenimi gören ve İslâmî bilimleri öğrenen yüksek zümre şairleri, Fars edebiyatını örnek almakla birlikte, aynı konu ve temaları, aynı ölçü ve biçimleri kullanarak, kendi üslûplarının damgasını taşıyan klâsik bir edebiyat meydana getirmeyi başarmışlardır. Geçen yıl örneklerini gördüğünüz bu Klâsik Türk Edebiyatı'nı, ileride daha geniş olarak inceleyeceğiz. turkeyarena.net
    İslâmiyet’in Türk edebiyatı üzerindeki etkilerini belirtirken tasavvuf düşüncesine de değinmek gerekir. Bu İslâm mistisizminin özellikle Türk Halk Edebiyatı içinde Dinî - Tasavvufî Türk Edebiyatı diye ayrı bir dal oluşturduğunu, yine geçen yılki derslerinizden biliyorsunuz.
    Demek ki İslâmiyet, toplumda bir zevk ayrılığına yol açmakla birlikte, Türk ede­biyatının birtakım yeni değerler kazanarak zenginleşmesinde ve böylece çok yön­lü bir gelişme göstermesinde etkili olmuştur.

    2.Sınıfta dört gruba ayrılarak aşağıdaki etkinlikleri paylaşınız.
    a.Köktürk Devleti, alfabesi ve kültürü hakkında araştırma yapınız.
    b.Uygur Devleti, alfabesi ve dini hakkında araştırma yapınız.
    c.Karahanlı Devleti, alfabesi ve dini hakkında araştırma yapınız.
    d.Köktürk, Uygur ve Karahanlı kültürünün birbiriyle etkileşimini araştırınız. Araştırma sonuçlarını sözlü olarak ifade ediniz.

    3.Araştırılan konulardan hareketle, Türklerin İslamiyet’in kabulüyle sosyal, siyasi, kültürel ve dil alanlarında gerçekleştirdikleri değişiklikleri belirleyiniz ve bu değişiklileri sınıfta kısa ve özlü biçimde ifade ediniz.
    İslâm uygarlığının etkisi altına ilk giren Türkler, Türkistan ve Maveraünnehir'de yerleşen Karahanlılar (840-1212) ile İran, Horasan ve Maveraünnehir'de yerleşen Büyük Selçuklular (1040-1207)dı. Bu nedenle ilk İslâmî eserler, Anadolu dışında, Kaşgâr, Buhara, Semerkant gibi kültür merkezlerinin yer aldığı Karahanlı ve Büyük Selçuklu sahalarında, Hakaniye Türkçesinin ürünü olarak ortaya kondu.
    Fars edebiyatını örnek alan, onun ölçü ve biçimlerini kullanan bu edebiyat, eski Türk edebiyatından da belirgin izler taşır. Beyit biriminin yanı sıra dörtlüklerin kul­lanılması, kullanılan aruz kalıbının da 11'li hece ölçüsüyle uyuşması, bunu apa­çık gösterir.
    XI. yüzyıldan XII. yüzyıla doğru yabancı etkilerin arttığı görülür. Toplumda ta­bakalaşma ve edebiyatta zevk ayrılığı da bu dönemde görülmeye başlar. Kısacası bu dönemin edebî verimlerinde bir geçiş döneminin özellikleri görülür.

    İNCELEME

    1.Etkinlik
    Aşağıdaki metin parçalarını inceleyiniz. Bu metin parçalarından hareketle Türk kültürü ve dilindeki değişimi bularak sınıfta anlatınız.
    Aşağıdaki üç metinde üç farklı inanç sisteminin metinleri etkilediğini görüyoruz. Türkler hem yaşamlarını hem de sanatlarını inançlarına göre şekillendirmişlerdir. Bunu eserlerin içeriği ve üslubunda görmekteyiz. Köktürk yazıtlarında Hakan Tanrıya hesap vermek için yaptıklarını taşa vurmuş, Uygur metinlerinde Nirvana’ya ulaşmak amaçlanmış, insanları Nirvana’ya ulaştıracak yollar gösterilmiş, Divan-ı Hikmet adlı metinde ise İslam’ın güzellikleri dile getirilmiştir. Köktürk metinlerinde Türkler herhangi bir milletten etkilenmedikleri için dil saf Türkçedir. Uygur metinlerinde Mani dininin terimleri Türkçeye girmiştir. Divan-ı Hikmet adlı metinde ise Arapça Farsça kelimelerin artık Türk edebiyatını şekillendirmeye başladığını metinlerde kullanılan kelimelerden görmekteyiz.

    Köktürk Yazıtları
    (Kül Tigin Abidesi- Doğu Yüzü)
    Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta ikisi arasında insanoğlu kılınmış. İnsanoğlunun üzerine ecda­dım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin ilini tutu vermiş, düzenleyi vermiş.
    Dört taraf hep düşman imiş. Ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış, hep tâbi kılmış. Başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş. Doğuda Kadırkan ormanına kadar, batıda Demir Kapıya kadar kondurmuş. İkisi arasında pek teşkilatsız Köktürk öylece oturuyormuş. Bilgili kağan imiş, cesur kağan imiş. Buyruku yine bilgili imiş tabii, cesur imiş tabii. Beyleri de milleti de doğru imiş. Onun için ili öylece tutmuş tabii. İli tutup töreyi düzenlemiş. Kendisi öylece vefat etmiş.
    Orhun Abideleri

    Manici Edebiyatta Nazım
    Hürmetle eğiliriz
    En üstün tanrımız size
    Yeryüzündeki canlılar
    Yine nirvanada doğsunlar
    Hürmetkar gönülle eğiliriz;
    Bütün yeryüzündeki canlılar
    Büyük tehlikelerinden kurtulsun,
    Nirvananın sükûnunu bulsun.

    Karahanlı Edebiyatında Nazım Divan-ı Hikmet'ten
    Müslümana karşı şefkatli ve merhametli ol,
    Kendin için düşündüklerini Müslüman için de düşün;
    Sana cefa edene vefa ile mukabele et;
    Ne kadar yıkanırsa yıkansın, kan kan ile temizlenmez.
    Ahmet YESEVÎ

    ANLAMA VE YORUMLAMA

    2.Etkinlik
    Aşağıdaki resimlerden hareketle Türklerin kültürel ve sosyal yaşamlarındaki değişikliği sözlü olarak ifade ediniz.
    Türkler göçebe bir hayattan artık yerleşik hayata geçmiştir. Göçebe hayatta savaşçılık ve avcılık çok önemliydi. Savaş ve avcılıkta demir çok önemi bir yer tutar. Birinci resim, göçebe yaşamın Türk kültüründeki ve yaşamındaki yerini göstermesi bakımından dikkat çekicidir. İkinci resimde yerleşik hayata geçilerek artık kalıcı eserler meydana getirildiğini görmekteyiz. Yine bu yapılarda Türklerin sanat ve mimari alanlardaki yeteneklerini de görmekteyiz.
    3. Etkinlik
    a. "Gök Tanrı inancı, Allah inancı, Şamanizm, Kur'an-ı Kerim, dünya hâkimiyeti, fetih duygusu, Arap alfabesi, Köktürk alfabesi, ölüm sonrası hayat" kavramlarını aşağıdaki uygun bölümlere yazınız.

    İslamiyet Öncesi Türk Kültürü
    - Gök Tanrı inancı
    - Şamanizm
    - Dünya hâkimiyeti
    - Köktürk alfabesi

    İslamiyet Sonrası Türk Kültürü
    - Allah inancı
    - Kur’an-ı Kerim
    - Fetih duygusu
    - Arap alfabesi
    - Ölüm sonrası hayat

    b.Araştırmalarınızdan da faydalanarak İslamiyet öncesi Türk kültürü ile İslam uygarlığı arasındaki etkileşimi açıklayınız.
    Bulundukları coğrafyaya göre bir yaşam tarzı geliştiren eski Türklerin belirli bir kültür düzeyleri vardı. Yiğitlik, mertlik, hoşgörü, cömertlik, konukseverlik gibi yüksek ahlâkî değerleri de içeren bu gelişmiş kültür, Divanü Lûgati't-Türk'te yer alan pek çok savla birlikte, Göktürk Yazıtları'nda ve Uygur metinlerinde apaçık görülmektedir. turkeyarena.net
    Kısacası, İslâm uygarlığı Türk kültürünü yeni değerlerle zenginleştirdiği gibi Türk­ler de bu uygarlığa özellikle hat ve tezhip (yazı ve süsleme) sanatlarıyla mi­marlıkta çok büyük katkılar yapmıştır.

    c.İslamiyetin kabulü ile Türklerin sosyal, siyasi ve kültürel hayatındaki değişimleri belirtiniz.
    İslâmiyet, getirdiği inanç sistemi ile Türklerin yaşam tarzını ve hukuk düzenini değiştirmiştir. Ancak, Türkler, bu yeni inanç sistemi ve yaşam tarzı içinde de ulusal kişiliklerini oluşturan yiğitlik, mertlik, at sevgisi ve binicilik, konukseverlik, hoşgörü, sözünü tutma, yöneticilik ve güç işlerin üstesinden gelme gibi üstün niteliklerini korumuşlardır. Halk arasında gelişen eski dil ve edebiyat da yeni de­ğerlerle zenginleşerek varlığını sürdürmüştür.

    4.Etkinlik
    a. Aşağıdaki İslamiyet öncesi ve sonrasına ait metinleri dikkatlice okuyunuz. Bu metinleri dil özellikleri bakımından inceleyiniz.

    Oğuz Kağan Destanından
    Men sinlerge boldum Kağan
    Alalınğ yay takı kalkan
    Tamga bizge bolsun buyan
    Kâk bâri bolsungıl uran
    Temür çıdalar bol orman
    Av yirde yürüsün kulan
    Takı taluy takı müren
    Kün tuğ bolgıl kök kurıkan

    Günümüz Türkçesiyle
    Ben sizlere oldum kağan Alalım yay ile kalkan Nişan olsun bize buyan Bozkurt olsun (bize) uran Demir kargı olsun orman Av yerinde yürüsün kulan Daha deniz daha müren Güneş bayrak, gök kurukan
    Oğuz Kağan Destanı'nın dil özellikleri
    Devrine göre sade ve anlaşılır bir dil kullanılmış, kullanılan kelimeler yazıldığı dönemin zihniyetine uygun seçilmiş, kelime başlarında “d” sesi yerine “t” sesi , ol- fiili bol- şeklinde, ben zamiri “men” şeklinde söylenmesi tercih edilmiştir.
    Hikmet'ten
    Ol kadirim kudret birlen nazar kıldı
    Hurrem bulup yir astıga kirdim mene
    Garip bendeng bu dünyadan güzer kıldı
    Mahrem bolup yir astıga kirdim mene
    Günümüz Türkçesiyle
    Benim Allah'ım kudret ile baktı Mesut olup yer altına girdim işte Garip kulun bu dünyadan geçip gitti Sırdaş olup yer altına girdim işte.
    Hikmet'in dil özellikleri
    Bu metin geçiş dönemi metni olduğu için İslamiyet önceki dönemdeki metinlerin dil özelliklerini az çok taşımaktadır. Arapça kelimelerin eserde kullanıldığını görmekteyiz. “kadir, kudret, nazar, hurrem, garip, dünya, mahrem” bu kelimeler İslam dinini kabul ettikten sonra Türk edebiyatında görülmeye başlanmıştır.

    b. Dildeki değişimin nedenlerini açıklayınız.
    Dildeki değişimin başlıca nedeni din değişimidir. Aynı zamanda dil canlı bir kurum olduğu için çağa ve kültürü göre her geçen gün kendini yenilemektedir.

    DEĞERLENDİRME
    a.Aşağıda boş bırakılan yerlere uygunsözcükler getiriniz.
    1.İlk Türk İslam devleti KARAHANLI devletidir.
    2.Karahanlılar ARAP alfabesini kullanmışlardır.
    3.Köktürk Devleti GÖKTÜRK alfabesini kullanmıştır.

    b.Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.

    1. Aşağıdakilerden hangisi Türklerin kullan­madığı alfabedir?
    A) Latin alfabesi B) Kril alfabesi C) Arap alfabesi D) Köktürk alfabesi E) Çin alfabesi

    2. Aşağıdakilerden hangisi Türklerin kültürel olarak değişiminde en fazla role sahiptir?
    A) Köktürk alfabesi
    B) Türklerin İslamiyeti kabul etmesi
    C) Uygur Devleti'nin Mani dinini seçmesi
    D) Türklerin Ergenekon'dan çıkışı
    E) Alp Er Tunga'nın ölümü

    c. Aşağıdaki bilgilerin başına doğru ise "D", yanlış ise "Y" yazınız.
    (D) İslami Devir Türk Edebiyatının ilk ürünleri 12. yy. da ortaya çıkar.
    (D) İslami Devir Türk Edebiyatının ilk ürünleri genelde didaktiktir.
    (Y) Millî nazım birimi olan dörtlük, İslami-yetin kabulünden sonra kullanılmamıştır.
     
  9. EmRe

    EmRe New Member

    Sayfa 51-56

    2. İslami Dönemde İlk Dil ve Edebiyat Ürünleri (XI-XII. yy.)
    Kutadgu Bilig
    Atebetü'l-Hakayık
    Divan-ı Hikmet
    Divanü Lügati't-Türk

    HAZIRLIK
    1. XI-XII. yüzyıllarda Türklerin tarihî, siyasi ve sosyal yapısı hakkında bilgi toplayınız ve bunların özetini çıkarınız.
    İslâmiyet, bu dini kabul eden Türklerin duyuş ve düşünüşünü, dünya görüşünü, yaşayış tarzını değiştirmiştir. Bu dönemde kentlerin ve kentsel yaşamın oluşması sonucunda toplumda tabakalaşma meydana gelmiş, bu da Arap ve Fars kültür­lerinin yüzyıllar boyunca beslediği büyük bir zevk ayrılığını doğurmuştur.
    Gerçekten kentlerde, medrese ve saray çevresinde oluşan yüksek zümre ede­biyatı, gerek dil gerek içerik gerekse ölçü ve biçim bakımından yeni uygarlığın etki­sine hızla girmiştir. Halkın edebiyatı ise içerik bakımından değişmekle birlikte dil, ölçü ve biçim yönlerinden eski geleneğine bağlı kalarak gelişmesini sürdür­müştür. Böylece Türk edebiyatı, aydınlar için ayrı, halk için ayrı olmak üzere iki kolda gelişme göstermiştir.
    2. Hakaniye Lehçesi ve Karahanlı Türkçesinin özelliklerini ve kullanım alanlarını araştırınız.
    Hakaniye (Karahanlı) lehçesi ilk Müslüman Türk devleti olan Karahanlılar zamanında yazılmış olan eserlerde kullanılan lehçedir. O dönemde ilk İslamî eserler dediğimiz dört önemli eser yazılmıştır (Kutadgu Bilig 1069, Divanü Lügati't-Türk, Atebetül Hakayık ve Divan-ı Hikmet). Bu eserlerde kullanılan dil Türkçedir (Divanü Lügati't-Türk'ün kelimelerin anlamlarını açıkladığı bölümleri Arapçadır; diğer bölümler ise tamamen Türkçedir). Türkçenin Hakaniye lehçesi kullanılmıştır bu dört eserde.
    Göktürkler, Göktürk alfabesini ve Göktürk lehçesini ; Uygurlar Uygur alfabesini ve Uygur lehçesini ; Karahanlılar ise Arap alfabesini ve Karahanlı (Hakaniye) lehçesini kullanmışlardır. Bu üç lehçe arasında az da olsa farklılıklar vardır. Fakat bu farklılıklar çok büyük oranda olmadığı için bu üç devlet zamanında (6. yüzyıl ile 13. yüzyıl arası) konuşulan ve yazılan Türkçeye "Eski Türkçe" denir. "Eski Türkçe Dönemi"nin son devresi, yani Karahanlılar zamanında ise dediğimiz gibi Karahanlı (Hakaniye) lehçesi kullanılmıştır. Bir süre sonra Türkçenin şiveleri arasındaki farklılık artmaya başladığı için 13. yüzyıldan sonra Türkçe, iki ana kola ayrılmıştır:
    1. Batı Türkçesi: Asıl kaynağı Göktürk lehçesidir. Şu anki Türkiye Türkçesi, Azeri Türkçesi, Türkmen Türkçesi ve Gagavuz Türkçesi, Batı Tükçesi grubuna girer. Göktürk lehçesi yüzyıllar içerisinde gelişip değişerek günümüzde Türkiye Türkçesi, Azeri Türkçesi, Türkmen Türkçesi ve Gagavuz Türkçesi halini almıştır.
    2. Kuzey-Doğu Türkçesi: Asıl kaynağı Uygur ve Karahanlı (Hakaniye) lehçesidir. Şu anki Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Özbek Türkçesi, Uygur Türkçesi ve Tatar Türkçesi, Kuzey-Doğu Tükçesi grubuna girer. Uygur ve Karahanlı (Hakaniye) lehçesi yüzyıllar içerisinde gelişip değişerek günümüzde Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Özbek Türkçesi, Uygur Türkçesi (Not: Günümüzde Uygurlar hala yaşamakta olup Orta Asya civarında özerk bir devletleri vardır.) ve Tatar Türkçesi halini almıştır.
    3. Mesnevi nazım şeklinin özelliklerini ve Türk edebiyatındaki kullanımını araştırınız.
    Sözlük anlamı ikişer ikişer anlamında, iki mısralık nazım birimidir. Mesnevî, aslı Arapça olmasına rağmen Arapçada kullanılmayan bir kelimedir. Edebiyatta her beyti kendi arasında kafiyeli, iki beyitten binlerce beyte kadar uzanan nazım şeklinin adıdır. Beyitlerin ayrı ayrı kafiyeli olması yanında her beytin anlamının kendi içinde tamamlanması ve öteki beyitlere geçmemesi gerekir. Ancak beyit­ler arasındaki konu birliğine de dikkat edilir. Mesnevî beyitlerinin kafiyeleri ba­ğımsız olduğundan uzun hikâyelerin yazılmasına elverişli bir nazım şeklidir. Destanlar, uzun aşk hikâyeleri, didaktik, dinî ve ahlâkî konular ve ansiklopedik bilgiler veren eserler mesnevî şeklinde yazılmışlardır.
    Mesnevî İran edebiyatında doğmuş, buradan Arap ve Türk edebiyatlarına geç­miştir. Türkçenin ilk mesnevîsi, Yusuf Has Hâcib(ö.1077)'in Kutadgu Bilig (1069-70) adlı siyâsetnâmesidir. Bu mesnevî 6645 beyitten oluşmaktadır. XIII. asırda Mevlânâ Celaleddin-i Rumî 26.000 beyitlik Mesnevîsi ile Yunus Emre'nin Risaletü'n-Nushiyye adlı mesnevîleri XIII. asrın önemli mesnevîleridir. XIV. asırda ise Ferahnâme (Kemaloğlu), Garibnâme (Âşık Paşa), Mantıku’t-Tayr (Gülşehrî), İskendernâme, Cemşid ü Hurşid (Ahmedî), Yusuf u Züleyha (Şeyyâd Hamza), Hurşidnâme (Şeyhoğlu Mustafa), Süheyl ü Nevbahar (Mes'ud bin Ahmed) önemli mesnevîlerdir.

    4. Bir milletin dinini değiştirmesi onun edebiyatına ne şekilde yansır?
    Bir milletin dinini değiştirmesiyle bütün hayatında değişim olur. Bu değişimden edebiyatta nasibini alır. Kullanılan kelimeler, şiirlerin ölçüsü, dinin doğduğu milletin edebiyatı, yaşam tarzı edebiyatta kendini gösterir. Şairler bu yenini dinin kavram ve kelimelerini şiirlerinde kullanırlar.
    5. Türkler İslamiyet’i seçtikten sonra eski kültürlerini tamamen bırakmışlar mıdır? Düşüncelerinizi söyleyiniz.
    Tamamen bırakmamışlardır. Çünkü İslamiyet Türklerin İslamiyet öncesi bir çok düşüncesini içinde barındırıyordu. Örneğin savaşçılık, cihan hakimiyeti düşüncesi, misafirperverlik, temizlik… bunlar Türklerin her zaman sahip olduğu kültürel değerlerdir.
    6. Yusuf Has Hâcip, Edip Ahmet Yüknekî, Ahmet Yesevî ve Kaşgarlı Mahmut'un edebî ve fikrî özelliklerini araştırınız.
    Yusuf Has Hâcip: Karahanlı ve İslâm devri Türk edebiyatının ilk büyük eseri olan Kutadgu Bilig, Yusuf Has Hâ­cib tarafından Balasagun'da yazılmağa başlan­mış, 1069-1070'te Kaşgâr'da tamamlanmış. Yusuf, Balasagun'un asil bir ailesine mensup olup 1019 yılı civarında doğmuştur. İyi tahsil gör­müş, Arapçayı ve Farsçayı öğrenmiş, bu dillerin edebiyatlarına, zamanının ilim ve hünerlerine vâ­kıf olmuştur. Balasagun'da değerini gösterme fır­satını bulamayan Yusuf, elli yaşını geçince Kaşgâr'a gelmiş, hükümdara sunduğu ve huzurunda okuduğu Kutadgu Bilig sayesinde "Ulug Has Hâciblik" (Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği) mak***** getirilmiştir. Bundan sonraki ömrünü devlet hizmetinde geçi­ren Yusuf Has Hâcib uzun bir ömür sürdükten sonra vefat etmiştir. Akıllı; ilim, fazilet ve takva sahibi bir zat olduğu için halk içinde çok itibar ve hürmet görmüştür.
    Edip Ahmet Yükneki: İslami dönem Türk edebiyatında, yine Karahanlılar sahasında yetişmiş ikinci önemli yazar Edip Ahmed'dir. Yüknek şehrinde doğduğundan Edip Ahmed İbn Yükneki diye de anılmaktadır.Atebetü'l Hakayık, hakikatlerin eşiği manasına gelmektedir. Eser, Dâd Sipehsâlâr Mehmed Beğ adlı bir Türk beyine sunulmuştur. Bütünü gazel şeklinde söylenmiş, 40 beyit ve 101 dörtlük olmak üzere 484 mısra tutarındaki eser, Türk dili, tarihi, edebiyatı araştırmalarında büyük öneme sahiptir. Eserde konu tamamiyle dini ve ahlakidir. Edip Ahmed, öğretici bir vaaz ve nasihat kitabı yazmak istemiş, eserini İslam ahlakçısı hüviyetinde yazmıştır.Eserde, dindarlığın fâziletlerinden, ilmin mutluluğa götüren yol oluşundan, cömertliğin bütün ayıpları, kirleri yıkayan, hatta şeref, şan ve güzellik artırıcı bir tabiat olduğundan, tevazuun iyiliğinden, kibrin ve ihtirasın kötülüğünden bahsedilmiştir.
    Ahmet Yesevî:Ahmet Yesevî, 11. yüzyılın sonlarında Batı Türkistan'ın Sayram (İsfîcab) kasabasında doğdu. Rivayete göre Ahmet Yesevî 63 yaşına gelin­ce Hazreti Peygamber'e olan bağlılığından dolayı bir kuyu kazdırmış ve geri kalan ömrünü bu kuyu­nun dibindeki tek kişilik hücrede geçirmiştir. Ahmet Yesevî'nin iyi bir tahsil görmüştür. Arapçayı, Farsçayı ve İslâmî ilimleri iyi öğrenmiştir. Küçük yaşta iken kerametleri yayıl­mış, sade bir dille yazılan ve halkın ruhunu okşa­yan hikmetleriyle kısa zamanda Türkistan halkı­nın, bilhassa göçebe Türklerin gönlünde taht kur­muştur. Onun irşatları etrafında teşekkül eden Ye-seviyye tarikati Türkistan'da geniş sahalara yayıl­mış, Yesevîlikten doğan birçok tarikat Orta Asya ve Anadolu'da asırlarca Türk halkının manevî cep­hesini beslemiştir. Tahta kaşık ve kepçe yontup bunları satarak geçimini sağlayan Ahmet Yesevî'­nin rivayete göre 99.000 müridi vardı ve bunlar dört bir yana dağılarak onun irşatlarını ve hik­metlerini her tarafa yayıyorlardı. Onun şöhret ve tesiri, ölümünden sonra daha da kuvvetlenerek devam etmiştir. Yesevî’yi rüyasında gören Temür, kazandığı bir zaferden sonra Yesi'ye gelerek onun kabrini ziyaret eder ve 1396-1397 yıllarında Yesevî için büyük bir türbe inşa ettirir. Daha soma Şibânî Han tarafından tamir ettirilen türbe Türkistan halkı için mukaddes bir ziyaretgâhtır. On binlerce Türkistanlı yılın belli bir ayında türbeyi ziyaret ederek bir hafta müddetle onun etrafında ibadette bulunur, hikmetlerini belli makamlarla söyleyerek zikrederlerdi. Türbenin civarına gömülmek Tür­kistan Türkleri için büyük bir bahtiyarlık olduğun­dan sağlıklarında oradan toprak alırlardı. Yesevî'­nin türbesi hâlâ ziyaretgâh olarak kullanılmakta ve Türkistan Türklerinin manevî bağlarından biri­ni teşkil etmektedir.
    Kaşgarlı Mahmut: İlk Türk sözlüğünün yazarı Kaşgârlı Mahmut, Karahanlı hükümdar sülâlesine mensup bir şehzade idi. Babası Hüseyin Çağrı Tigin 1056-1057 yıllarından önce Barsgan Emîri (Arslan ilig'i) idi. Divanü Lûgati't-Türk; Türk milletinin yüceli­ğini anlatmak, Türk dilinin Arapçadan geri kalma­dığını göstermek ve Araplara Türkçeyi öğretmek, böylece o zaman hemen hemen tamamı Türklerce idare edilen Ön Asya'da Arapların Türklerle ko­layca münasebet kurmalarını sağlamak için yazıl­mıştır. Kaşgârlı Mahmut'a göre Tanrı, Türkleri her milletten üstün yaratmış, yeryüzüne onları hâkim kılmış, hakanları onlardan çıkarmış ve dünya milletlerinin idaresini onların eline vermiş­tir. Bunun içindir ki Allah, Türklerle beraber çalışanı aziz eyler, dileğine kavuşturur ve kötüle­rin şerrinden korur. Derdini anlatmak ve Türklerin gönlünü kazanmak için de onların dilleriyle konuş­maktan başka yol yoktur. Eser, Araplara Türkçeyi öğretmek maksadıy­la yazıldığı için Türkçeden Arapçaya bir sözlük olarak düzenlenmiştir. Eserin çeşitli izahları ihtiva eden kısımları Arapçadır. Türkçe kelimelerin ve bunlarla ilgili örneklerin manaları da Arapça ola­rak verilmiştir. Yine aynı sebeple, yani Araplara Türkçe öğretmek maksadı güdüldüğünden o za­manki Arap lügatçiliği geleneğine uyulmuş ve Türkçe kelimeler, Arapça kelimelerin hususiyet ve vezinlerine göre sıralanmıştır.

    7.Atatürk'ün Türk diline verdiği önemi ve bu konudaki sözlerini araştırınız.
    Dil bir milletin iletişimini sağlayan fakat sadece bunula kalmayıp geçmişten gelen birikimleri de geleceğe aktaran kültürden ve tarihten ayrılmaz bir parça ve unsur durumundadır. turkeyarena.net
    Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türk dilini ne kadar önemsediği tartışılmaz ve de tüm yurttaşlar tarafından bilinir. Atatürk’ün Türk diline duyduğu sevgiyi ve verdiği önemi anlayabilmek için sarf ettiği şu sözlere bakabiliriz: “Türk milletinin dili Türkçedir. Türk Dili dünyada en güzel, en zengin ve kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sevip onu yükseltmek için çalışır. Bir de Türk Dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sonsuz felaketler içinde ahlakını, göreneklerini, anılarını, çıkarlarını kısacası; bugün kendisini millet yapan her niteliğinin, dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk Dili, Türk ulusunun yüreğidir, beynidir.”
    Aslında Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk dili ile ilgili söylediği muhteşem bir sürü sözü vardır, bunlar araştırıldığında çok rahat görülecektir. Diğer bir yandan baktığımızda Mustafa Kemal’in yaptığı Harf Devrimi Türkçe için büyük bir devrimdir, çünkü bu sayede yazı dili Arapça yazı dilinden kurtularak özgünlük kazanmıştır. Bu Harf Devrimi incelendiğinde, bu devrimden sonra yabancı dilden dilimize geçen sözcüklerde azalma olduğu görülecektir. Ancak bu günümüzde tamamen Türkçe kelimeler kullanıyoruz anlamina gelmemelidir.
    Türk Dİl Kurumu, Mustafa Kemal’in isteği ile Türk dilinin bilim alanında araştırılıp özgünleştirilmesi ve milli bir dil haline daha hızlı bürünebilmesi için kurulmuştur. Yine TDK’nin kurulması Türkçe’ye büyük katkı sağlamıştır. Türk dili ile ilgili yapılan büyük çalışmalar (Divanü Lügati’t-Türk, Kutadgu Bilig incelemeleri vb.) O’nun döneminde başlamıştır.
    Atatürk vasiyetnamesine tüm mal varlığının Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’na bıraklımasını vasiyet etmiştir. Bu da dil ve tarih unsurlarına Mustafa Kemal’in ne kadar önem verdiğinin diğer açık bir göstergesidir.

    İNCELEME

    1.Metin: Kutadgu Bilig

    1. Metindeki kültürel farklılaşmaya ait ifadeleri örneklerle açıklayınız.
    Bu kitap her iki dünyayı tutan bir eldir: bu dizede ahret inancı dile getirilmiştir.
    Akıl, kitap, akıbet, aziz gibi kelimeler Arapça kelimelerdir. İlk defa bu eserde kullanılmıştır.
    Doğruluk, hizmet, hesap verme gibi kavaramlar İslam dininin Türklere kazandırdığı önemli hususlardır.

    2. Metinden İslamiyet’le ilgili değer, düşünce ve bilgilere örnekler veriniz. Bunlar, yeni değer­lerin benimsenmesi midir? Belirtiniz.
    “Yabancının kusurunu bağışla, onu yedir ve içir; ey âlim ve hâkim, misafire iyi muamele et. Eş dost edindi, onlara yaklaştı; büyüğe ve küçüğe güler yüz gösterdi.”Ahiret inancı, doğruluk, hesap verme, halka kendini sevdirme gibi ifadeler İslamiyet’in değer ölçülerinden bazılarıdır. Bunlar yeni değerlerin benimsenmesidir. Sanatçı bu değer ölçülerini okuyana kavratmak için gayret göstermiştir.

    3. Metinde kullanılan lehçeyi ve bu lehçenin özelliklerini belirtiniz.
    Metinde kullanılan lehçe Hakaniye lehçesidir. Hakaniye Lehçesi dendiği zaman akla Kaşgarlı Mahmut'un en çok beğendiği, öyle ki "Kaşgar dili","Kaşgar Türkçesi" olarak da adlandırılan, bir diğer şekilde "Karahanlı Türkçesi" (Karahanlıca)dilinin devirlerinden biri gelir.

    Kaşgarlı'nın şivelerle karşılaştırılırken "Türkçe" diye adlandırdığı Hakaniye lehçesi, ilk Türk yazı dilidir. Bu yazı dili devresinden gelen eserlerin büyük kısmı Uygur yazısı ile yazılmış olduğundan bu döneme Uygur dönemi, bu yazı diline de Uygurca denilebilir. Fakat Türkoloji ve Türk dili öğretiminde Türkçenin bu ilk devresi için biz "Eski Türkçe" adlandırmasını yapıyoruz."Eski Türkçe" dönemini incelerken bu dönemin kapsadığı Hakaniye lehçesini ve özelliklerini de inceleyebiliyoruz...Türkçe'nin ilk devirlerinden olan Eski Türkçe devresi, dilimizin diğer evrelerindeki gelişmelerin kaynağıdır.Kısacası, Türkçemizin bütün şekillerinin kökenine inecek olursak Eski Türkçe dönemini incelemeliyiz.Türkçe'nin ana devresi ve temel yapıları bu dönemde temellenmiştir.

    Eski Türkçe döneminde Köktürk yazısı (6.-8. yy.),Uygur Türklerinin kullandığı Uygur Yazısı (8.-13. yy.) ve Müslüman olan Karahanlı Türklerinin Uygur yazısı ile birlikte Arap yazısını da kullanmaya başladıkları Karahanlıca (10.-13. yy.) dediğimiz birbirine çok yakın ağızlarda olan üç yazı dili meydana gelmiştir.Üç ayrı alfabe kullanılmış olmasına rağmen yazı geleneğimizin izleri üçünde de aynı özellikler gösterir. (Korkmaz,Zeynep)

    4. Metinde kültürel farklılaşmadan söz edilmiş midir? Kültürel özelliklerin dil ve söyleyişe na­sıl yansıdığını örnekler vererek açıklayınız.
    İslam dininin kabulü başlı başına bir kültürel değişmedir. Bu dinin kabulüyle dil ve söyleyişte değişmiş. Sanatçılar bu dinin kelime ve kavramlarını eserlerinde kullanmaya başlamışlardır. Metinde de bu yeni kavaram ve kelimelere sıkça görmekteyiz.

    5. Metnin nazım şeklini ve bağlı olduğu geleneği sözlü olarak ifade ediniz.
    Metin nazım şekli beyittir. Beyit nazım şekli divan şiiri geleneğine aittir.

    6. Eseri günümüz şartlarına göre düşünerek yorumlayınız.

    1.Etkinlik
    a. Metnin olay örgüsünü sırasıyla aşağıya yazınız.
    Ay-Toldı’nın Kül-Toğdı’nın şöhretini işitmesi
    Ay-Toldı’nın Kül-Toğdı’nın hizmetine girmeyi istemesi
    Ay-Toldı’nın Kül-Toğdı’nın yanına giderken hazırlık yapması
    Ay-Toldı’nın hazırlanıp Kül-Toğdı’nın şehrine gitmesi
    Ay-Toldı’nın Hükamdarın şehrine varması
    Ay-Toldı’nın bir imarethaneye gitmesi
    Ay-Toldı’nın eş dost edinmesi
    Ay-Toldı’nın Küsemiş ile dostluk kurması
    Kesemiş’in Has Hâcip’e gitmesi ve Ay-Toldı’yı anlatması
    Hükümdarın Ay-Toldı’yı huzuruna ve hizmetine kabul etmesi

    b. Olay örgüsü çevresinde düşüncelerin nasıl ifade edildiğini açıklayınız.
    Olay örgüsü çevresinde düşünceler şahısların karşılıklı konuşması şeklinde ifade edilmiştir.

    2.Etkinlik
    a. Kutadgu Bilig'de kullanılan Hakaniye Türkçesiyle günümüz Türkiye Türkçesinde kullanılan birçok sözcük aynıdır. Ancak bazı sözcükler ses değişikliğine uğrayarak kullanılmaktadır.
    "Bilig, til, bol, anıng, togdı, sözlerse, atı" sözcüklerinde meydana gelen ses değişikliklerini dikkate alarak bu sözcükleri aşağıda günümüz Türkçesiyle verilen sözcüklerin karşısına yazınız.

    Söylese
    ----------------------- sözlerse
    Dil
    ----------------------- til
    Bilgi
    ----------------------- bilig
    Doğdu
    ----------------------- togdı
    Ol
    ----------------------- bol
    Adı
    ----------------------- atı
    Onun
    ----------------------- anıng

    b. Araştırmalarınızdan hareketle Hakaniye Lehçesi ve Karahanlı Türkçesinin özelliklerini ve kullanım alanlarını örnek vererek açıklayınız.

    3.Etkinlik
    a. Kutadgu Bilig'in yazılış amacı ne olabilir? Düşüncelerinizi okuduğunuz metni de dikkate alarak yazınız.
    Kitabı yazmasının amacı: okuyana yol göstermesi ve her iki dünyayada da insanı mutlu etmesidir. Yusuf Has Hâcib, kendi devrindeki ideal bir insanda bulunması gereken vasıflar üzerinde durur. Bu insan bütün kötü vasıflardan arınmış ve iyi huylarla bezenmiş bir insandır. Allah’a sıkı sıkı­ya bağlı, takva sahibi bir mü'mindir. Zamanının bütün ilim ve hünerlerini öğrenmiş bir âlim ve hâkimdir. Bütün alfabeleri ve dilleri bildiği gibi şiir, edebiyat, matematik tıb, vb ilimlere vâ­kıf; okçuluk, avcılık, satranç vb. hünerlere sahip­tir. Adaletten ve doğruluktan şaşmaz; ağır başlı ve alçak gönüllüdür. Hırsızlık yapmaz, yalan söy­lemez, içki içmez, dedikodu etmez. Son derece cö­mert ve iyilikseverdir. Etrafındaki insanlara mer­hametli ve insaflı davranır. Âdet ve geleneklere, görgü kurallarına uygun hareket eder.

    b. Kutadgu Bilig'de olay, kişi, mekân ve düşünceler birbirinden bağımsız mı yoksa bir düzen içinde mi idealize edilmiştir? Düşüncelerinizi belirtiniz.
    Kutadgu Bilig'de olay, kişi, mekân ve düşünceler birbirinden bağımsız olarak verilmemiş bunlar bir plan dâhilinde esere yerleştirilmiştir. Eserdeki kişiler idealize edilmiş tiplerdir. Bu kişilerin temsil ettiği kavramlar İslam dinin en çok üzerinde durduğu kavramlardır. Bu nedenle sanatçı kahramanları idealize tipler haline getirmiştir.

    4.Etkinlik
    a.Aşağıdaki metni inceleyiniz. İncelediğiniz metnin sanat metni ve öğretici metin olarak kesin çizgilerle ayrılıp ayrılmadığını gösteriniz.
    Aşağıdaki metin sanat metnidir. Ama didaktiklik yönü ağır basmaktadır. Metin insanı düşünmeye sevk etmektedir. Sanat metinlerinin amacı duygulandırmak, hissettirmek, sezdirmek ve düşündürmektir.

    Parlak Bahar Mevsimini ve Büyük Buğra Han'ın Medhini Söyler
    Şarktan bahar rüzgârı eserek geldi; dünyayı süslemek için, cennet yolunu açtı. Kâfûr gitti, kara toprak misk ile doldu; dünya kendisini süsleyerek bezenmek istiyor. Bahar rüzgârı eziyetli kışı sürüp götürdü; parlak yaz tekrar saadet yayını kurdu. Kurumuş ağaçlar yeşiller giyindi; tabiat mor, al, yeşil ve kızıl renkler ile süslendi.

    Büyük Tavgaç Buğra Han dünyaya hâkim oldu; adı kutlu olsun, Tanrı onu her iki cihanda aziz etsin. Tanrı bütün dileklerini verdi; bundan sonra da Tanrı dâimâ sana arka ve destek olsun. Ey dünyanın süsü, ey ululuğun ziyneti, ey saltanatın nuru, ey dönek huylu saadetin bağını elinde tutan. Devran sana memleket ve taht verdi; Tanrı bu taht ile bahtını daim etsin. Hakan tahta oturunca dünya âsâyiş buldu; bundan dolayı dünya ona şâhâne hediyeler gönderdi.
    Yusuf Has Hâcip Kutadgu Bilig

    b.Metnin edebiyat ve kültür tarihimizdeki yerini tartışınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.
    Metin Türk edebiyatında İslamiyet’in etkisinde yazılan ilk eserdir. Bu eserde İslamiyet’in edebî eserlere ilk olarak nasıl yansıdığını görmekteyiz. Daha önce kullanılmayan kelimeleri içinde barındırması, ilk olarak aruz öcüsünün kullanılması, ilk olarak beyit nazım biriminin kullanılması edebiyat tarihimiz açısından Kutadgu Bilig’i önemli bir eser olarak karşımıza çıkmaktadır.

    5.Etkinlik
    a.Yusuf Has Hâcip'in fikrî ve edebî yönü hakkında çıkarımlarda bulununuz. Çıkarımlarınızı aşağıya maddeler hâlinde yazınız.
    Şairin fikrî ve edebî yönü:
    1.Yusuf, Balasagun'un asil bir ailesine mensup olup 1019 yılı civarında doğmuştur.
    2. Arapçayı ve Farsçayı öğrenmiş, bu dillerin edebiyatlarına, zamanının ilim ve hünerlerine vâ­kıf olmuştur.
    3. Balasagun'da değerini gösterme fır­satını bulamayan Yusuf, elli yaşını geçince Kaşgâr'a gelmiş, hükümdara sunduğu ve huzurunda okuduğu Kutadgu Bilig sayesinde "Ulug Has Hâciblik" (Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği) makamina getirilmiştir.
    4. Bundan sonraki ömrünü devlet hizmetinde geçi­ren Yusuf Has Hâcib uzun bir ömür sürdükten sonra vefat etmiştir. Akıllı; ilim, fazilet ve takva sahibi bir zat olduğu için halk içinde çok itibar ve hürmet görmüştür.

    b.Eserle yazar arasında nasıl bir bağ olduğunu anlatınız.
    Yazar eserine kendi zihniyetini yansıtır. Biz esere bakarak yazın düşünce dünyasını ortaya çıkarabiliriz. Bu yüzden yazar ile eser arasında sağlam bir bağ vardır. Kutadgu Bilig’in yazarının yaşamı ile eseri arasında da kuvvetli bir bağ vardır. Çok dindar bir insan olan Yusuf Has Hâcip eserine de inandığı dinin özelliklerini aktarmıştır.
     
  10. EmRe

    EmRe New Member

    3ÜNİTE
    Sayfa 57-60

    2. Metin: Atebetü'l-Hakayık

    İNCELEME

    Metin İnceleme

    1. Metindeki kültürel farklılaşmaya ait ifadeleri örneklerle açıklayınız.
    “Kitabımı gören (yahut) işiten (her) kes şahımı dua ile yâd etsin;” “Resul, dünya için, tarladır demiş; Tarlada çalış, çabala ve iyilik ek.” “Bu dünya lezzeti bakî değildir”, “Dünya malı bugün var, yarın yoktur;” ifadeler kültürel farklılaşmayı ortaya koymaktadır.

    2.Metinden İslamiyet’le ilgili değer, düşünce ve bilgilere örnekler veriniz. Bunlar, yeni değerlerin benimsenmesi midir? Belirtiniz.
    “Dünya malı bugün var, yarın yoktur; Benim dediğin mal başkalarının kısmetidir. Her dolan azalır, her tam olan eksilir; Her mâmûrluğun sonu harap olmaktır” gibi ifadeler İslamiyet’in değer ölçülerinden bazılarıdır. Bunlar yeni değerlerin benimsenmesidir. Sanatçı bu değer ölçülerini okuyana kavratmak için gayret göstermiştir.

    3. Metinde kullanılan lehçeyi ve bu lehçenin özelliklerini belirtiniz.
    Metinde kullanılan lehçe Hakaniye lehçesidir.Hakaniye (Karahanlı) lehçesi ilk Müslüman Türk devleti olan Karahanlılar zamanında yazılmış olan eserlerde kullanılan lehçedir. O dönemde ilk İslamî eserler dediğimiz dört önemli eser yazılmıştır (Kutadgu Bilig 1069, Divanü Lügati't-Türk, Atebetül Hakayık ve Divan-ı Hikmet). Bu eserlerde kullanılan dil Türkçedir (Divanü Lügati't-Türk'ün kelimelerin anlamlarını açıkladığı bölümleri Arapçadır; diğer bölümler ise tamamen Türkçedir). Türkçenin Hakaniye lehçesi kullanılmıştır bu dört eserde. turkeyarena.net
    Göktürkler, Göktürk alfabesini ve Göktürk lehçesini ; Uygurlar Uygur alfabesini ve Uygur lehçesini ; Karahanlılar ise Arap alfabesini ve Karahanlı (Hakaniye) lehçesini kullanmışlardır. Bu üç lehçe arasında az da olsa farklılıklar vardır. Fakat bu farklılıklar çok büyük oranda olmadığı için bu üç devlet zamanında (6. yüzyıl ile 13. yüzyıl arası) konuşulan ve yazılan Türkçeye "Eski Türkçe" denir. "Eski Türkçe Dönemi"nin son devresi, yani Karahanlılar zamanında ise dediğimiz gibi Karahanlı (Hakaniye) lehçesi kullanılmıştır. Bir süre sonra Türkçenin şiveleri arasındaki farklılık artmaya başladığı için 13. yüzyıldan sonra Türkçe, iki ana kola ayrılmıştır:

    1. Batı Türkçesi: Asıl kaynağı Göktürk lehçesidir. Şu anki Türkiye Türkçesi, Azeri Türkçesi, Türkmen Türkçesi ve Gagavuz Türkçesi, Batı Tükçesi grubuna girer. Göktürk lehçesi yüzyıllar içerisinde gelişip değişerek günümüzde Türkiye Türkçesi, Azeri Türkçesi, Türkmen Türkçesi ve Gagavuz Türkçesi halini almıştır.
    2. Kuzey-Doğu Türkçesi: Asıl kaynağı Uygur ve Karahanlı (Hakaniye) lehçesidir. Şu anki Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Özbek Türkçesi, Uygur Türkçesi ve Tatar Türkçesi, Kuzey-Doğu Tükçesi grubuna girer. Uygur ve Karahanlı (Hakaniye) lehçesi yüzyıllar içerisinde gelişip değişerek günümüzde Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Özbek Türkçesi, Uygur Türkçesi (Not: Günümüzde Uygurlar hala yaşamakta olup Orta Asya civarında özerk bir devletleri vardır.) ve Tatar Türkçesi halini almıştır.

    4.Metinde kültürel farklılaşmadan söz edilmiş midir? Kültürel özelliklerin dil ve söyleyişe nasıl yansıdığını örnekler vererek açıklayınız.
    İslam dininin kabulü başlı başına bir kültürel değişmedir. Bu dinin kabulüyle dil ve söyleyişte değişmiş. Sanatçılar bu dinin kelime ve kavramlarını eserlerinde kullanmaya başlamışlardır. Metinde de bu yeni kavaram ve kelimelere sıkça görmekteyiz.

    5.Metnin nazım şeklini ve bağlı olduğu geleneği sözlü olarak ifade ediniz.
    Metnin nazım şekli dörtlüktür. Dörtlük nazım genel olarak şekli halk şiiri geleneğinde kullanılır. Bu şiirde halk şiiri geleneğine göre oluşturulmuştur.

    6.Eseri günümüz şartlarına göre düşünerek yorumlayınız.

    6.Etkinlik
    a. Okuduğunuz beyit ve dörtlüklerden hareketle şiirin yazılış amacını aşağıdaki boş bırakılan yerlere yazınız.
    “Dad Ispehsalar Bey için bu kitabı yazdım ki, dünyada (onun) adı kalsın; kitabımı gören (yahut) işiten (her) kes şahımı dua ile yâd etsin; gönüller onun sevgisi ile ve dünya onun yâdı ile dolsun; (bizden) sonra gelen insanlar arasında onun hatırası hasretIe anılsın ve yüksek olsun. Gören ve okuyan istifade etsin diye, kitabı nâdir sözler ile süsledim.” İfadeleri eserin yazılış amacını ortaya koymaktadır.

    b. Araştırmalarınızdan ve okuduğunuz metinlerden hareketle mesnevi nazım şeklinin özellik­lerini ve Türk edebiyatındaki kullanımını örnek vererek açıklayınız.
    Sözlük anlamı ikişer ikişer anlamında, iki mısralık nazım birimidir. Mesnevî, aslı Arapça olmasına rağmen Arapçada kullanılmayan bir kelimedir. Edebiyatta her beyti kendi arasında kafiyeli, iki beyitten binlerce beyte kadar uzanan nazım şeklinin adıdır. Beyitlerin ayrı ayrı kafiyeli olması yanında her beytin anlamının kendi içinde tamamlanması ve öteki beyitlere geçmemesi gerekir. Ancak beyit­ler arasındaki konu birliğine de dikkat edilir. Mesnevî beyitlerinin kafiyeleri ba­ğımsız olduğundan uzun hikâyelerin yazılmasına elverişli bir nazım şeklidir. Destanlar, uzun aşk hikâyeleri, didaktik, dinî ve ahlâkî konular ve ansiklopedik bilgiler veren eserler mesnevî şeklinde yazılmışlardır.

    Mesnevî İran edebiyatında doğmuş, buradan Arap ve Türk edebiyatlarına geç­miştir. Türkçenin ilk mesnevîsi, Yusuf Has Hâcib(ö.1077)'in Kutadgu Bilig (1069-70) adlı siyâsetnâmesidir. Bu mesnevî 6645 beyitten oluşmaktadır. XIII. asırda Mevlânâ Celaleddin-i Rumî 26.000 beyitlik Mesnevîsi ile Yunus Emre'nin Risaletü'n-Nushiyye adlı mesnevîleri XIII. asrın önemli mesnevîleridir. XIV. asırda ise Ferahnâme (Kemaloğlu), Garibnâme (Âşık Paşa), Mantıku’t-Tayr (Gülşehrî), İskendernâme, Cemşid ü Hurşid (Ahmedî), Yusuf u Züleyha (Şeyyâd Hamza), Hurşidnâme (Şeyhoğlu Mustafa), Süheyl ü Nevbahar (Mes'ud bin Ahmed) önemli mesnevîlerdir.

    7.Etkinlik
    Aşağıda verilen kelimelerin sizde çağrıştırdığı anlamları kavram haritasına yerleştiriniz.
    Dünya: Yaşam, çalışma, imtihan, hazırlık
    Hırs: açgözlülük, dünya, mal, cimrilik

    8.Etkinlik
    a. Aşağıda Atebetü'l-Hakayık'ın özgün metninden alınan kelimeler günümüz anlamlarıyla verilmiştir. Okuduğunuz özgün metni inceleyerek metnin dil ve söyleyiş özelliklerini aşağıdaki boş bırakılan yerlere yazınız.
    Köngül — Gönül
    Kitabımnı — Kitabımı
    Körgen — Gören
    Eşitgen — İşiten
    Anıng — Onun
    Okıglı — Okuyan
    Men — Ben

    Metnin Dil Özellikleri
    Metin dili yazıldığı çağa uygun olarak sade ve anlaşılırdır. Yabancı kelimelerde hiç değişim olmadan bu güne kadar gelmiştir. Örneğin kitap, dünya, mal, şah, neva… Türkçe kelimelerde ise k-g değişimi, t-d değişimi, m-b değişimleri olmuştur. Bu değişimler hakaniye Türkçesinin en önemli özelliğidir.
    Metnin Söyleyiş Özellikleri
    Metin dörtlükler ve beyitler halinde aruz ölçüsüyle söylenmiştir. Metinde ahenk dörtlüklerle, beyitlerle ve kafiyeyle sağlanmıştır.

    b. Metnin dil ve söyleyişinde kültürel farklılaşmanın etkisinin olup olmadığını sözlü olarak ifade ediniz.
    Metnin dilinde ve söyleyişinde kültürel farklılaşmanın etkisi olmuştur. Yabancı kelimelerin kullanılması, aruz ölçüsüyle yazılması, beyitlerin kullanılması bunun göstergesidir.

    9.Etkinlik
    Atebetü'l Hakayık'ın edebiyat ve kültür tarihimizdeki yeri ve değerini aşağıya yazınız.
    Atabetül-Hakayık 12. asrın ilk yansında, Edip Ahmet Yükneki tarafından ya­zılmış manzum bir ahlak kitabıdır.
    Edip Ahmet, 11. asır sonlarıyla 12. asrın ilk yarısında yaşamış; Arapçayı, Farsçayı öğrenmiş; tefsir, hadis gibi İslâmî ilimleri tahsil etmiş; takva sahibi, âlim bir Türk şairidir. Gözleri görme­yen bu Karahanlı devri Türk şairi hakkında kaynak­larda fazla bilgi yoktur. turkeyarena.net
    Atabetül-Hakayık, tıpkı Kutadgu Bilig gibi aruzun "feûlün feûlün feûlün feûl" kalıbıyla yazılmıştır. Eserin başında yer alan Tanrı’nın, peygamberin, dört sahabenin, emîr-i âzam Muhammed Dâd İspehsâlâr Beg'in medhi ve kitabın yazılışı hakkındaki kısımlar be­yitler halindedir (80 beyit) ve gazel tarzında kafiyelenmiştir. Asıl eser dörtlükler halindedir ve her dörtlük mânilerde olduğu gibi "a a x a" şeklinde kafiyelenmiştir. Her ikisi de Karahanlı devrine ait olan Atabetü’l-Hakayık ile Kutadgu Bilig'i birbi­rinden ayıran en önemli özellik budur. Kutadgu Bilig'in beyitler halinde ve mesnevî tarzında yazıl­masına mukabil Atabetü’l-Hakayık dörtlükler ha­linde ve mânilerin kafiye düzeninde yazılmıştır. Ancak Kutadgu Bilig'de aralarda zikredilen dört­lüklerin hem vezince, hem de kafiye düzeni bakı­mından Atabetü’l-Hakayık ile ayniyet göstermesi ilgi çekicidir. Aynı devrin eseri olan Divânü Lûgati't-Türk'teki dörtlükler ise hem hece vezni ile yazıldıkları için, hem de koşma tarzında kafiyelendirildikleri için farklılık gösterirler.

    Vezin ve kafiye bakımından Atabetü’l-Haka­yık da çok sağlam değildir. İmâleler boldur. Tam ve yarım kafiyeler yanında bazan yakın seslerin de kafiye olarak kullanıldığı, hatta bazan redifle yetinildiği görülür. Mısra başı kafiyesinin izleri Ata­bet ül-Hakayık'da Kutadgu Bilig'den daha güçlü olarak devam eder. Birçok mısralar arka arkaya aynı seslerle başlamakta, bilgi ile ilgili dörtlüklerin çoğunun başında hep b sesi bulunmaktadır.

    Atabetü’l-Hakayık, bir ahlâk ve öğüt kitabı olduğu için tamamen hikmet üslûbu ile yazılmış­tır. Kutadgu Bilig'deki üslûp çeşitliliği onda görül­mez. İki eserin mahiyetçe birbirinden farklı oldu­ğunu unutarak birini diğerinden üstün saymak doğru değildir. Kutadgu Bilig'in öğüt veren kısılarıyla Atabetü’l-Hakayık edâ ve üslûp bakımın­dan birbirine çok benzemektedir ve biri diğerinden aşağı değildir.

    10.Etkinlik
    Okuduğunuz metinlerden hareketle şairin fikrî ve edebî yönü ile eserle yazar arasındaki ilişki hakkında altı cümle yazınız.
    1. cümle: Arapçayı, Farsçayı öğrenmiş; tefsir, hadis gibi İslâmî ilimleri tahsil etmiş; takva sahibi, âlim bir Türk şairidir.
    2. cümle: Şiir diline hakimdir.
    3. cümle:11. asır sonlarıyla 12. asrın ilk yarısında yaşamıştır.
    4. cümle: Şiirlerinde din önemli bir yere sahiptir.
    5. cümle:Eserinde İslamiyet’in öğretileri anlatmayı amaçlamıştır.
    6. cümle: Dili devrine göre sadedir. Eserinde Hakaniye lehçesini kullanmıştır.​

    11.Etkinlik
    Aşağıdaki kavram haritasını doldurunuz.
    Atabetü’l-Hakayı ​
    Önemi: Eserin geçiş döneminde yazılması dili açısından önemlidir. İlk İslami eserlerden olması da kültürel açıdan önemlidir.
    Savunulan Düşünceler: Eserde İslam dinin insanlara kazandırdıkları üzerinde durulmuştur.
    Konusu: Kitap bir ahlak ve öğüt kitabıdır. Konusu da İslam’ın ahlakıdır.
    Nazım Şekli ve Birimi: Eserin nazım birimi genel olarak dörtlüktür. Nazım şekli ise beyit olan yerlerde mesnevîdir. ​
     
  11. EmRe

    EmRe New Member

    Sayfa 61-62
    3. Metin: Divan-ı Hikmet

    İNCELEME
    Metin İnceleme
    1.Metindeki kültürel farklılaşmaya ait ifadeleri örneklerle açıklayınız.
    Ah! Hakk'a varmayan gönlüm kırık”, “Başım toprak, cismim toprak, özüm toprak.” “Hakk'a kavuşacağım diyen ruhum özlem içinde, Zemzem olup yer altına girdim işte.” İfadeler Türkler için yeni bir kültürün başlangıcı olan İslamiyet’in getirdiği kültürel farklılaşma ifadeleridir.
    2.Metinden İslamiyet’le ilgili değer, düşünce ve bilgilere örnekler veriniz. Bunlar, yeni değer­lerin benimsenmesi midir? Belirtiniz.
    “Yaşam altmış üçe yetti, bir gün yaşamamış gibiyim. Ah! Hakk'a varmayan gönlüm kırık, Yeryüzünde "Sultan'ım" deyip ululanırken, Gamla dolup yer altına girdim işte.” gibi ifadeler İslamiyet’in değer ölçülerinden bazılarıdır. Bunlar yeni değerlerin benimsenmesidir. Sanatçı bu değer ölçülerini okuyana kavratmak için gayret göstermiştir.
    3.Metinde kullanılan lehçeyi ve bu lehçenin özelliklerini belirtiniz.
    Metinde kullanılan lehçe Hakaniye lehçesidir. Hakaniye (Karahanlı) lehçesi ilk Müslüman Türk devleti olan Karahanlılar zamanında yazılmış olan eserlerde kullanılan lehçedir. O dönemde ilk İslamî eserler dediğimiz dört önemli eser yazılmıştır (Kutadgu Bilig 1069, Divanü Lügati't-Türk, Atebetül Hakayık ve Divan-ı Hikmet). Bu eserlerde kullanılan dil Türkçedir (Divanü Lügati't-Türk'ün kelimelerin anlamlarını açıkladığı bölümleri Arapçadır; diğer bölümler ise tamamen Türkçedir). Türkçenin Hakaniye lehçesi kullanılmıştır bu dört eserde. turkeyarena.net
    Göktürkler, Göktürk alfabesini ve Göktürk lehçesini ; Uygurlar Uygur alfabesini ve Uygur lehçesini ; Karahanlılar ise Arap alfabesini ve Karahanlı (Hakaniye) lehçesini kullanmışlardır. Bu üç lehçe arasında az da olsa farklılıklar vardır. Fakat bu farklılıklar çok büyük oranda olmadığı için bu üç devlet zamanında (6. yüzyıl ile 13. yüzyıl arası) konuşulan ve yazılan Türkçeye "Eski Türkçe" denir. "Eski Türkçe Dönemi"nin son devresi, yani Karahanlılar zamanında ise dediğimiz gibi Karahanlı (Hakaniye) lehçesi kullanılmıştır. Bir süre sonra Türkçenin şiveleri arasındaki farklılık artmaya başladığı için 13. yüzyıldan sonra Türkçe, iki ana kola ayrılmıştır:
    1. Batı Türkçesi: Asıl kaynağı Göktürk lehçesidir. Şu anki Türkiye Türkçesi, Azeri Türkçesi, Türkmen Türkçesi ve Gagavuz Türkçesi, Batı Tükçesi grubuna girer. Göktürk lehçesi yüzyıllar içerisinde gelişip değişerek günümüzde Türkiye Türkçesi, Azeri Türkçesi, Türkmen Türkçesi ve Gagavuz Türkçesi halini almıştır.
    2. Kuzey-Doğu Türkçesi: Asıl kaynağı Uygur ve Karahanlı (Hakaniye) lehçesidir. Şu anki Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Özbek Türkçesi, Uygur Türkçesi ve Tatar Türkçesi, Kuzey-Doğu Tükçesi grubuna girer. Uygur ve Karahanlı (Hakaniye) lehçesi yüzyıllar içerisinde gelişip değişerek günümüzde Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Özbek Türkçesi, Uygur Türkçesi (Not: Günümüzde Uygurlar hala yaşamakta olup Orta Asya civarında özerk bir devletleri vardır.) ve Tatar Türkçesi halini almıştır.
    4.Metinde kültürel farklılaşmadan söz edilmiş midir? Kültürel özelliklerin dil ve söyleyişe nasıl yansıdığını örnekler vererek açıklayınız.
    İslam dininin kabulü başlı başına bir kültürel değişmedir. Bu dinin kabulüyle dil ve söyleyişte değişmiş. Sanatçılar bu dinin kelime ve kavramlarını eserlerinde kullanmaya başlamışlardır. Metinde de bu yeni kavaram ve kelimelere sıkça görmekteyiz.
    5.Metnin nazım şeklini ve bağlı olduğu geleneği sözlü olarak ifade ediniz.
    Metnin nazım şekli dörtlüktür. Şiirin hece ile ve dörtlüklerle yazılması halk şiiri geleneğinin özelliğidir.
    6.Eseri günümüz şartlarına göre düşünerek yorumlayınız.

    12.Etkinlik
    Okuduğunuz "Hikmet" adlı şiirlerden hareketle şiirin yazılış amacını aşağıdaki boş bırakılan yerlere yazınız.
    Şairin belli bir yaşatan sonra yer altında niçin yaşadığını anlatmak için bu şiirini yazmıştır.
    13.Etkinlik
    Aşağıdaki kavram haritasını doldurunuz.
    Divan-ı Hikmet
    Önemi: Eserin geçiş döneminde yazılması dili açısından önemlidir. İlk İslami eserlerden olması da kültürel açıdan önemlidir.
    Savunulan Düşünceler: Eserde İslam dinin insanlara kazandırdıkları üzerinde durulmuştur.
    Konusu: Kitap bir ahlak ve öğüt kitabıdır. Konusu da İslam’ın ahlakıdır.
    Nazım Şekli ve Birimi: Eserin nazım birimi olarak dörtlüktür. Nazım şekli ise hikmettir.
    14.Etkinlik
    Bu metnin dil ve söyleyiş özelliklerini aşağıya yazınız.
    Metnin Dil Özellikleri
    Metin dili yazıldığı çağa uygun olarak sade ve anlaşılırdır. Yabancı kelimelerde hiç değişim olmadan bu güne kadar gelmiştir. Örneğin kadir, kudret, nazar, garip, mahrem… Türkçe kelimelerde ise k-g değişimi, t-d değişimi, m-b değişimleri olmuştur. Bu değişimler hakaniye Türkçesinin en önemli özelliğidir.
    Metnin Söyleyiş Özellikleri
    Metin dörtlükler halinde hece ölçüsüyle söylenmiştir. Metinde ahenk dörtlüklerle ve kafiyeyle sağlanmıştır.
    15.Etkinlik
    a.Sairin fikrî ve edebî yönünü belirtiniz.
    Ahmet Yesevî'nin şiirlerine "hikmet", şiirleri­nin toplandığı kitaplara da Divan-ı Hikmet adı verilir. Ahmet Yesevî'nin şiirlerini Karahanlı Türkçesiyle yazmıştır. Divan-ı Hikmet'lerdeki şiirlerin hepsi de Ahmet Yesevî’ye ait değildir. Halifeleri tarafından yazılmış pek çok şiir ona mal edilmiştir. Ruh, eda ve şekil bakımın­dan bu şiirlerin hepsi birbirine benzediğinden han­gilerinin Ahmet Yesevî'ye ait olduğunu ayırabil­mek de çok güçtür. Bütün bu sonraki tesir ve teda­hüllere rağmen hikmetleri dil bakımından değilse bile edebî bakımdan Karahanlı devrine ve 12. yüzyıla ait kabul etmek gerekir.
    Ahmet Yesevî, 11. yüzyılın sonlarında Batı Türkistan'ın Sayram (İsfîcab) kasabasında doğdu.
    Rivayete göre Ahmet Yesevî 63 yaşına gelin­ce Hazreti Peygamber'e olan bağlılığından dolayı bir kuyu kazdırmış ve geri kalan ömrünü bu kuyu­nun dibindeki tek kişilik hücrede geçirmiştir. turkeyarena.net
    Ahmet Yesevî'nin iyi bir tahsil görmüştür. Arapçayı, Farsçayı ve İslâmî ilimleri iyi öğrenmiştir. Küçük yaşta iken kerametleri yayıl­mış, sade bir dille yazılan ve halkın ruhunu okşa­yan hikmetleriyle kısa zamanda Türkistan halkı­nın, bilhassa göçebe Türklerin gönlünde taht kur­muştur. Onun irşatları etrafında teşekkül eden Ye-seviyye tarikati Türkistan'da geniş sahalara yayıl­mış, Yesevîlikten doğan birçok tarikat Orta Asya ve Anadolu'da asırlarca Türk halkının manevî cep­hesini beslemiştir. Tahta kaşık ve kepçe yontup bunları satarak geçimini sağlayan Ahmet Yesevî'­nin rivayete göre 99.000 müridi vardı ve bunlar dört bir yana dağılarak onun irşatlarını ve hik­metlerini her tarafa yayıyorlardı. Onun şöhret ve tesiri, ölümünden sonra daha da kuvvetlenerek devam etmiştir. Yesevî’yi rüyasında gören Temür, kazandığı bir zaferden sonra Yesi'ye gelerek onun kabrini ziyaret eder ve 1396-1397 yıllarında Yesevî için büyük bir türbe inşa ettirir. Daha soma Şibânî Han tarafından tamir ettirilen türbe Türkistan halkı için mukaddes bir ziyaretgâhtır. On binlerce Türkistanlı yılın belli bir ayında türbeyi ziyaret ederek bir hafta müddetle onun etrafında ibadette bulunur, hikmetlerini belli makamlarla söyleyerek zikrederlerdi. Türbenin civarına gömülmek Tür­kistan Türkleri için büyük bir bahtiyarlık olduğun­dan sağlıklarında oradan toprak alırlardı. Yesevî'­nin türbesi hâlâ ziyaretgâh olarak kullanılmakta ve Türkistan Türklerinin manevî bağlarından biri­ni teşkil etmektedir.
    Hikmetler, dînî-tasavvufî şiirlerdir. Çoğu dörtlükler halindedir, koşma tarzında kafiyelenmiş ve hece vezniyle yazılmıştır. Hikmetlerin bir kısmı ise gazel tarzındadır ve aruz vezniyle kaleme alınmıştır. Heceyle yazılmış hikmetlerin vezni 4+4+4= 12'dir. Aruzla yazılan hikmetlerde "fâilâtün fâilâtün fâilün, mefâîlün mefâîlün feûlün, 4 mefâîlün ve mef'ûlü mefâîlü mefâîlü feûlün" ve­zinleri kullanılmıştır. Gazel tarzında kafiyelenmiş bazı hikmetlerde ise 7+7 veya 8+8'lik hece vezni kullanılmıştır. Mesnevî tarzında yazılan münâcat ve nâtın vezni "mefâîlün mefâîlün feûlün"dür. Dörtlüklerle yazılmış hikmetlerde kıt'a sayısı 5 ilâ 28 arasında değişmekte, çoğunlukla 10-12 kıt'alık hikmetler tercih edilmektedir. Gazellerdeki beyit sayısı 5-15 arasındadır. 7 beyitlik gazeller çoğun­luktadır.
    b.Eserle yazar arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
    Yazar eserine kendi zihniyetini yansıtır. Biz esere bakarak yazın düşünce dünyasını ortaya çıkarabiliriz. Bu yüzden yazar ile eser arasında sağlam bir bağ vardır. Divan-ı Hikmet’in yazarının yaşamı ile eseri arasında da kuvvetli bir bağ vardır. Çok dindar bir insan olan Ahmet Yesevî eserine de inandığı dinin özelliklerini aktarmıştır.
     
  12. EmRe

    EmRe New Member

    3.Ünite Sayfa 63-67

    4. Metin: Divanü Lügati’t-Türk
    Divanü Lügati't-Türk Önsözü'nden
    Esirgeyen, Koruyan Tanrı'nın Adıyla
    İmdi, bundan sonra Muhammed oğlu Hüseyin, Hüseyin oğlu Mahmud der ki: "Tanrı'nın devlet güneşini Türk burçlarında doğdurmuş olduğunu ve onların mülkleri üzerinde göklerin bütün daire döndürmüş bulunduğunu gördüm.
    Tanrı onlara Türk adını verdi ve onları yeryüzüne vali kıldı. Zamanımızın hakanlarını onlardan çıkardı; dünya milletlerinin idare yularını onların ellerine verdi; onları herkese üstün eyledi; kendilerini hak üzere kuvvetlendir­di. Onlarla birlikte çalışanı, onlardan yana olanı aziz kıldı ve Türkler yüzünden onları her dileklerine eriştirdi; bu kimseleri kötülerin -ayak takımının- şerrinden korudu. Okları dokunmaktan korunabilmek için, aklı olana dü­şen şey, bu adamların tuttuğu yolu tutmak oldu. Derdi­ni dinletebilmek ve Türklerin gönlünü almak için onların dilleriyle konuşmaktan başka yol yoktur. Bir kimse kendi takımından ayrılıp da onlara sığınacak olursa o takımın korkusundan kurtulur; bu adamla birlikte başkaları da sığınabilir.
    And içerek söylüyorum, Buhara'nın sözüne güvenilir imamlarının birinden ve başkaca Nişaburlu bir imamdan işittim, ikisi de senetleriyle bildiriyorlar. Peygamber kıya­met belgelerini, ahir zaman karışıklıklarını ve Oğuz Türk­lerinin ortaya çıkacaklarını söylediği sırada "Türk dilini öğreniniz çünkü onlar için uzun sürecek egemenlik var­dır." buyurmuştur.
    Bu söz (hadis) doğru ise Türk dilini öğrenmek çok gerekli (vacib) bir iş olur; yok, bu söz doğru değilse akıl da bunu emreder.
    Ben onların en uz dillisi, en açık anlatanı, akılca en incesi, soyca en köklüsü, en iyi kargı kullananı olduğum hâlde onların şarlarını, çöllerini baştan başa dolaştım. Türk, Türkmen, Oğuz, Çiğil, Yağma, Kırgız boylarının dillerini, kafiyelerini belleyerek faydalandım; öyle ki bende onlardan her boyun dili, en iyi yolda yerleşmiştir. Ben onları en iyi surette sıralamış, en iyi bir düzenle düzenlemişimdir.
    Bana, sonsuz bir ün, bitmez, tükenmez bir azık olsun diye şu kitabımı -Tanrı'ya sığınarak- Divân-ı Lügati't-Türk
    "Türk Dilleri Kamusu" adını vererek yazdım.
    Kaşgarlı Mahmud Divanü Lügati't-Türk Besim ATALAY

    İNCELEME

    Metin İnceleme
    1.Metindeki kültürel farklılaşmaya ait ifadeleri örneklerle açıklayınız.
    “And içerek söylüyorum, Buhara'nın sözüne güvenilir imamlarının birinden ve başkaca Nişaburlu bir imamdan işittim, ikisi de senetleriyle bildiriyorlar. Peygamber kıya­met belgelerini, ahir zaman karışıklıklarını ve Oğuz Türk­lerinin ortaya çıkacaklarını söylediği sırada "Türk dilini öğreniniz çünkü onlar için uzun sürecek egemenlik var­dır." buyurmuştur.” İfadeler Türkler için yeni bir kültürün başlangıcı olan İslamiyet’in getirdiği kültürel farklılaşma ifadeleridir.
    2.Metinden İslamiyetle ilgili değer, düşünce ve bilgilere örnekler veriniz. Bunlar, yeni değerlerin benimsenmesi midir? Belirtiniz.
    “Bu söz (hadis) doğru ise Türk dilini öğrenmek çok gerekli (vacib) bir iş olur; yok, bu söz doğru değilse akıl da bunu emreder.” “Tanrı onlara Türk adını verdi ve onları yeryüzüne vali kıldı. Zamanımızın hakanlarını onlardan çıkardı; dünya milletlerinin idare yularını onların ellerine verdi; onları herkese üstün eyledi; kendilerini hak üzere kuvvetlendir­di. Onlarla birlikte çalışanı, onlardan yana olanı aziz kıldı ve Türkler yüzünden onları her dileklerine eriştirdi; bu kimseleri kötülerin -ayak takımının- şerrinden korudu.” gibi ifadeler İslamiyet’in değer ölçülerinden bazılarıdır. Bunlar yeni değerlerin benimsenmesidir. Sanatçı bu değer ölçülerini okuyana kavratmak için gayret göstermiştir.
    3.Metinde kullanılan lehçeyi ve bu lehçenin özelliklerini belirtiniz.
    Metinde kullanılan lehçe Hakaniye lehçesidir. Hakaniye (Karahanlı) lehçesi ilk Müslüman Türk devleti olan Karahanlılar zamanında yazılmış olan eserlerde kullanılan lehçedir. O dönemde ilk İslamî eserler dediğimiz dört önemli eser yazılmıştır (Kutadgu Bilig 1069, Divanü Lügati't-Türk, Atebetül Hakayık ve Divan-ı Hikmet). Bu eserlerde kullanılan dil Türkçedir (Divanü Lügati't-Türk'ün kelimelerin anlamlarını açıkladığı bölümleri Arapçadır; diğer bölümler ise tamamen Türkçedir). Türkçenin Hakaniye lehçesi kullanılmıştır bu dört eserde. turkeyarena.net
    Bir süre sonra Türkçenin şiveleri arasındaki farklılık artmaya başladığı için 13. yüzyıldan sonra Türkçe, iki ana kola ayrılmıştır:
    1. Batı Türkçesi: Asıl kaynağı Göktürk lehçesidir. Şu anki Türkiye Türkçesi, Azeri Türkçesi, Türkmen Türkçesi ve Gagavuz Türkçesi, Batı Tükçesi grubuna girer. Göktürk lehçesi yüzyıllar içerisinde gelişip değişerek günümüzde Türkiye Türkçesi, Azeri Türkçesi, Türkmen Türkçesi ve Gagavuz Türkçesi halini almıştır.
    2. Kuzey-Doğu Türkçesi: Asıl kaynağı Uygur ve Karahanlı (Hakaniye) lehçesidir. Şu anki Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Özbek Türkçesi, Uygur Türkçesi ve Tatar Türkçesi, Kuzey-Doğu Tükçesi grubuna girer. Uygur ve Karahanlı (Hakaniye) lehçesi yüzyıllar içerisinde gelişip değişerek günümüzde Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Özbek Türkçesi, Uygur Türkçesi (Not: Günümüzde Uygurlar hala yaşamakta olup Orta Asya civarında özerk bir devletleri vardır.) ve Tatar Türkçesi halini almıştır.
    4.Metinde kültürel farklılaşmadan söz edilmiş midir? Kültürel özelliklerin dil ve söyleyişe nasıl yansıdığını örnekler vererek açıklayınız
    İslam dininin kabulü başlı başına bir kültürel değişmedir. Bu dinin kabulüyle dil ve söyleyişte değişmiş. Sanatçılar bu dinin kelime ve kavramlarını eserlerinde kullanmaya başlamışlardır. Metinde de bu yeni kavaram ve kelimelere sıkça görmekteyiz.
    6.Yazarın fikrî ve edebî yönü hakkında neler söyleyebilirsiniz?
    Karahanlı devri Türk edebiyatının ilk örnekle­rini ihtiva eden Divanü Lûgati't-Türk, Türk dilinin ilk sözlüğüdür. Kaşgârlı Mahmut tarafından 1072-1077 yılları arasında yazılmıştır. Kaşgârlı Mahmut eserini aynı yıl Ebü'l-Kasım Abdullah'a takdim et­miştir.
    İlk Türk sözlüğünün yazarı Kaşgârlı Mahmut, Karahanlı hükümdar sülâlesine mensup bir şehzade idi. Babası Hüseyin Çağrı Tigin 1056-1057 yıllarından önce Barsgan Emîri (Arslan ilig'i) idi.

    7.Eser ile yazar arasındaki ilişkiyi belirtiniz.
    Yazar eserine kendi zihniyetini yansıtır. Biz esere bakarak yazın düşünce dünyasını ortaya çıkarabiliriz. Bu yüzden yazar ile eser arasında sağlam bir bağ vardır. Divan-ı Lügati’t-Türk’ün yazarının yaşamı ile eseri arasında da kuvvetli bir bağ vardır. Çok dindar bir insan olan Kaşgarlı Mahmut eserine de inandığı dinin özelliklerini aktarmıştır.

    16.Etkinlik
    Okuduğunuz metin parçasını da dikkate alarak aşağıdaki soruları cevaplayınız.
    1. Kaşgarlı Mahmut bu eseri niçin yazmıştır?
    Divanü Lûgati't-Türk; Türk milletinin yüceli­ğini anlatmak, Türk dilinin Arapçadan geri kalma­dığını göstermek ve Araplara Türkçeyi öğretmek, böylece o zaman hemen hemen tamamı Türklerce idare edilen Ön Asya'da Arapların Türklerle ko­layca münasebet kurmalarını sağlamak için yazıl­mıştır.
    2. Kaşgarlı Mahmut bu eseri nasıl hazırlamıştır?
    Kaşgarlı Mahmut eserini devrindeki bütün Türk illerini dolaşarak hazırlamıştır.
    3. Kaşgarlı Mahmut'un bu eseri hazırlamasında kimin hangi sözü etkili olmuştur?
    Hz. Peygamberin sözü etkili olmuştur. “And içerek söylüyorum, Buhara'nın sözüne güvenilir imamlarının birinden ve başkaca Nişaburlu bir imamdan işittim, ikisi de senetleriyle bildiriyorlar. Peygamber kıya­met belgelerini, ahir zaman karışıklıklarını ve Oğuz Türk­lerinin ortaya çıkacaklarını söylediği sırada "Türk dilini öğreniniz çünkü onlar için uzun sürecek egemenlik var­dır." buyurmuştur.”
    4. Bu eser Kaşgarlı Mahmut'a ne kazandırmıştır?
    Bu eser Kaşgarlı Mahmut’a Has Hâciblik unvanı kazandırmıştır.
    6. Divanü Lügati't-Türk sayesinde günümüze hangi sözlü edebiyat ürünleri ulaşmıştır?
    Divanü Lügati't-Türk sayesinde İslamiyet öncesinde oluşan sav, sagu, koşuk ve destan türleri günümüze kadar ulaşmıştır.
    17. Etkinlik
    Kutadgu Bilig, Atebetül-Hakayık, Divanü Lügati't-Türk adlı metinlerden ve araştırmalarınızdan hareketle dönemin tarihî, siyasi ve sosyal yapısı hakkında çıkarımlarda bulununuz. Yapmış olduğunuz çıkarımları maddeler hâlinde yazınız.
    1. XI. yüzyıldan XII. yüzyıla doğru yabancı etkilerin arttığı görülür.
    2. Toplumda ta­bakalaşmave edebiyatta zevk ayrılığıda bu dönemde görülmeye başlar. Kısacası bu dönemin edebî verimlerinde bir geçiş döneminin özellikleri görülür.
    3. Halk yeni Müslüman olduğu için yazılan eserler İslamiyet’in öğretilmesine yöneliktir.
    4. Bu dönemde yazılan eserlerde Hakaniye Türkçesi kullanılmıştır.
    5.İslâmiyet, bu dini kabul eden Türklerin duyuş ve düşünüşünü, dünya görüşünü, yaşayış tarzını değiştirmiştir. Bu dönemde kentlerin ve kentsel yaşamın oluşması sonucunda toplumda tabakalaşma meydana gelmiş, bu da Arap ve Fars kültür­lerinin yüzyıllar boyunca beslediği büyük bir zevk ayrılığını doğurmuştur.
    6.Genellikle medrese öğrenimi gören ve İslâmî bilimleri öğrenen yüksek zümre şairleri, Fars edebiyatını örnek almakla birlikte, aynı konu ve temaları, aynı ölçü ve biçimleri kullanarak, kendi üslûplarının damgasını taşıyan klâsik bir edebiyat meydana getirmeyi başarmışlardır.
    7.İslâmiyet, toplumda bir zevk ayrılığına yol açmakla birlikte, Türk ede­biyatının birtakım yeni değerler kazanarak zenginleşmesinde ve böylece çok yön­lü bir gelişme göstermesinde etkili olmuştur.

    ANLAMA VE YORUMLAMA

    18.Etkinlik
    a. Aşağıda Kutadgu Bilig, Atebetü'l-Hakayık, Divan-ı Hikmet ve Divanü Lügati't-Türk'ten parçalar verilmiştir. Bu metinlerden hareketle İslamiyet ile ilgili değer, düşünce ve bilgileri gösteriniz.
    Kutadgu Bilig’de Hz. Peygamberin özellikleri anlatılmaktadır. Atebetü’l-Hakayık’ta bu dünyanın geçiciliği ve asıl mekanın ahiret olduğu anlatılmaktadır. Divanü Lügati’t-Türk’te ise Hz. Peygamberin hadislerinin önemi üzerinde durulmuştur. Bütün bu kavramlar İslamiyet’in en önemli değerleridir.
    19.Etkinlik
    Yukarıdaki metinleri inceleyiniz. İncelediğiniz metinlerin sanat metni ve öğretici metin olarak kesin çizgilerle ayrılıp ayrılmadığını örnekler vererek anlatınız.
    Kutadgu Bilig-Sanat metni
    Atebetü’l-Hakayık- Sanat metni
    Divanü Lügati’t-Türk-Öğretici metin
    20.Etkinlik
    Türk milletinin dili Türkçedir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dil-dir.Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yüceltmek için çalışır... Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sayısız felaketler içinde ahlakının, geleneklerinin, hatıralarının, çıkarlarının, kısaca bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk dili Türk milletinin, kalbidir, zihnidir.
    Millî duygu ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî ve zengin olması, millî duygusunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginle­rindendir, yeter ki bu dil bilinçle işlensin. Ülkesini yüksek bağımsızlığını koruma­sını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.
    Mustafa Kemal ATATÜRK
    a. Atatürk'ün yukarıdaki sözlerinden hareketle Türkçenin yaşayan ve zengin bir dil olup olmadığını söyleyiniz.
    Türkçenin Zenginliği
    Diller için fakirlik-zenginlik veya ilkellik-gelişmişlik kavramlarından bahsedilir. Ancak dil, bir imkânlar alanı olarak kendi kendine ne zengin ne fakirdir. Bu sebeple, diller için kullanılan fakirlik-zenginlik kavramları, aslında dilin kendisine ait değildir; dili kullananların düşünme ve görmelerinin, hayat karşısındaki tavırlarının, zihin faaliyetlerinin fakirlik ve zenginliğinin dile yansımasıdır.
    21.Etkinlik
    Divanü Lügati't-Türk, Türk kültürüne ait neleri yansıtmaktadır? Düşüncelerinizi belirtiniz.
    Türklük biliminin kurucusu olan Kâşgarlı Mahmut'un 1072-1074 yılları arasında kaleme aldığı ve "Türk lehçelerinin sözlüğü" demek olan büyük eseri Dîvânu Lûgati't-Türk, Türk dili ve edebiyatının ilk örneklerini ihtiva etmesi yanında, ll.yüzyıldaki yüksek Türk kültür ve medeniyetini yansıtması bakımından da Türklüğün temel kitaplarından birisidir.
    Bulunuşu, Türklük bilimi için Orhun Yazıtları'ndan sonra ikinci büyük keşif kabul edilen Dîvânu Lûgati't-Türk'te, Türk tarihine, efsanelerine, coğrafyasına, o günkü Türk toplumunun günlük yaşayışına, âdetlerine, beslenme ve giyecek kültürü ile iktisadî hayatına kadar birçok kıymetli bilgi, çeşitli kelimelere verilen örneklerde ve bunların açıklamalarında ortaya konmuştur. Kâşgarlı, eserinin sunduğu bu zengin malzeme ile karşımıza çok yönlü bir Türkolog olarak çıkmaktadır. Çeşitli cümleler, atasözleri ve şiirler ile beslenen ve yer yer önemli gramer kurallarının da verildiği Dîvân'da, verilen kelimeler çok defa zamanın Türk dünyasında kullanılan mukabilleri ile de karşılaştırılmıştır.
    Yaklaşık bin yıl önce kaleme alınan ve Türklüğün "altın kitabı" olma şerefini taşıyan Dîvânu Lûgati't-Türk'ten, Türk milletinin bin yıl önce bile ne kadar yüksek bir kültür ve medeniyetin sahibi olduğunu da anlıyoruz. Zira, bundan yaklaşık bin yıl önce koynunda "ipek mendil" taşıyan, kırışmış elbiseleri için "ütü" kullanan bir millet, şüphesiz yüksek bir kültür ve medeniyetin temsilcisidir.
    22.Etkinlik
    a. Aşağıda verilen kavram ve açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.
    Hikmet-Bilgelik
    Kudret-Güç, erk, iktidar, Allah'ın ezeli gücü
    Hak-Allah'ın isimlerinden biri
    b. Hikmet, kudret, hak sözcüklerinin metinlerde kazandığı anlamları açıklayınız.
    Hikmet: Doğadaki nesnelerin mahiyetini, asıllarını anlatan bilgi, ahlaki ve öğüt verici sözdür. Edebiyatta, dini-ahlaki konuları işleyen, nasihat eden, atasözleri ve öğütlerle süslü nazma denir. Bu tür şiirler hikemi şiirler diye bilinir.
    Kudret : güç, tâkat; Cenâb-ı Hakkın bütün kâinata hükmeden ezelî ve ebedî kudsî sıfatıdır.
    Hak : Her şeyi hakkıyla yaratan, varlığı hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah.
    23.Etkinlik
    Aşağıdaki kelimelerin eş anlamlılarını bulup eşleştiriniz.
    Lügat-Sözlük
    Doğu Türkçesi-Hakaniye Türkçesi
    Oğuz Türkçesi-Batı Türkçesi
    Peygamber-Yalvaç
    24.Etkinlik
    Karahanlı Türkçesi hangi coğrafyada kullanılmıştır? Anlatınız.
    Metin inceleme 3. Soruda cevabı vardır.

    DEĞERLENDİRME
    a.Aşağıdaki bilgilerin karşılarına doğru ise "D", yanlış ise "Y" yazınız.
    (Y) Divan-ı Hikmet XV. yy. da yazılmıştır.
    (D) Atebetü'l-Hakayık "Hakikatlerin Eşiği" anlamina gelir.
    (Y) Hikmet Köktürkçeyle yazılmıştır.
    (D) Ahmet Yesevî hikmetleriyle Türk halkına İslamiyeti öğretmiştir.
    (Y) Ahmet Yesevi yetmiş üç (73) yaşında çilehaneye girmiştir.
    (Y) Hikmetler bir güzele yazılan şiirlerden oluşmuştur.
    (Y) Hikmetler sanat kaygısıyla yazılmıştır.
    (D) Hikmetlerin çoğu dörtlükler hâlinde yazılmıştır.
    (D) Hikmetle dinî bilgiler manzum olarak yorumlanmıştır.

    b.Aşağıdaki boş bırakılan yerleri uygun sözcüklerle tamamlayınız.
    KAŞGARLI MAHMUT eserini Türkçe öğretmek için yazmıştır.
    AHMET YESEVÎ yetiştirdiği öğrencileriyle Anadolu'nun Türkleşmesinde ve Müslümanlaşmasında büyük rol oynamıştır.
    c. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.
    1.Aşağıdakilerden hangisi İslami Türk kültüründe yazılan ilk eserlerden biri değildir?
    A) Divanü Lügati't-Türk
    B) Atebetü-l Hakayık
    C) Divan-ı Hikmet
    D) Alp Er Tunga Sagusu
    E)Kutadgu Bilig
    2.İslamiyet etkisindeki Türk edebiyatının ilk eserlerinden biridir. Kaşgarlı Mahmut tarafından Türkçenin Araplara öğretilmesi düşüncesiyle Arapça olarak yazılmıştır."
    Yukarıda bahsedilen eser aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Atebetü'I-Hakayık
    B) Divan-ı Hikmet
    C) Muhakemetü'l-lügateyn
    D) Divanü Lügati't-Türk
    E)Mesnevî

    3.Aşağıdaki eserlerin hangisi İslamiyet etkisindeki Türk edebiyatı eserlerinden değildir?
    A) Atebelü'I-Hakayık
    B) Divan-ı Hikmet
    C) Kutadgu Bilig
    D) Divanü Lügati't-Türk
    E)Türeyiş Destanı

    4."Dinî -didaktik özelliğe sahip öğüt ve ahlak kitabıdır. Edip Ahmet Yükneki tarafından yazılmıştır."
    Yukarıda sözü edilen eser aşağıdakiler-den hangisidir?
    A) Divan-ı Hikmet
    B) Atebetü'I-Hakayık
    C) Dede Korkut Kitabı
    D) Kutadgu Bilig
    E)Divanü Lügati't- Türk

    5.Divanü Lügati't - Türk'le ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
    A) Türk dilinin ilk sözlüğüdür.
    B) Eser, sadece bir sözlük değil aynı zamanda Türk folklorunun ilk kitabıdır.
    C) Eserde yer alan şiirlerin büyük çoğun­luğu dörtlüklerden oluşmaktadır.
    D) Eser Türkçenin Farsçadan üstün oldu­ğunu ispat için yazılmıştır.
    E)Eser Arapça olarak yazılmıştır.

    6.Aşağıdaki eser-yazar eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
    A) Divanü Lügati't- Türk - Kaşgarlı Mahmut
    B) Kutadgu Bilig - Hacı Bayram-ı Veli
    C) Atebetü'I-Hakayık - Edip Ahmet Yüknekî
    D) Divan-ı Hikmet - Ahmet Yesevî
    E)Mesnevî - Mevlânâ Celaleddin Rumî

    7.Aşağıdaki cümlelerden hangisi Edip Ahmet Yüknekî'nin "Atebetü'l-Hakayık" adlı eseri için söylenebilir?
    A) Yazar, eserlerinde süslü ve ağır bir dil kullanmıştır.
    B) Eser, dinî, tasavvufi şiirlerden oluşur.
    C) Eser, dinî, didaktik özelliğe sahip öğüt ve ahlak kitabıdır.
    D) Eserde Arapça ve Farsça kelime kullanıl­mamıştır.
    E)Eserlerde genellikle beşerî aşk konuları işlenmiştir.
     
  13. EmRe

    EmRe New Member

    3.Ünite SAYFA 68-76

    3. Oğuz Türkçesinin Anadolu'daki İlk Ürünleri (XIII - XIV. yy)
    a. Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler (Şiir)

    1.Etkinlik
    Okuduğunuz ilahinin ahenk unsurlarını bulunuz. Aşağıdaki tabloya yazınız.
    Kafiye ve Redif
    Ölçüsü
    Ses ve Söyleyiş
    Şiirde genel olarak kafiye ve redif kullanılmamış. Ses benzerlikleri ön plana çıkmıştır.
    Şiirin ölçüsü 7’li hece ölçüsüdür.
    Şiir dörtlüklerle ve hece ölçüsüyle söylenmiştir. Her dörtlükte çağının özelliklerini gösteren sesler vardır. kendün gibi.
    2.Etkinlik
    Bu şiirde ilim konusu nasıl işlenmiştir? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
    3.Etkinlik
    Bu ilahiyi yorumlayınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.
    b.Şiirin temasını belirleyip her biriminde neler anlatıldığını kısaca yazınız.
    1. Dörtlük: İnsanın ilimle kendini tanıması anlatılıyor.
    2. Dörtlük: Okunan ilimle Hakkı bulmak amaçtır.
    3. Dörtlük: Dört dinin özü okuyup doğruyu bulmaktır.
    4. Dörtlük: İnsan okuduğu şeylerin manasını tam olarak bilmesi gereklidir.
    5. Dörtlük: Yapılan en önemli iş insanların gönlüne girmektir.
    Şiirin teması: İlim
    5.Etkinlik
    Okuduğunuz ilahide tasavvufi duygu ve düşünceye nasıl yer verilmiştir? Tartışınız. Sonuçları aşağıdaki boş bırakılan yerlere yazınız.
    İlim öğrenmenin ve okumanın temelinde Allah’ı tanımak olduğu düşüncesi işlenmiş. Her dörtlük bu düşünce ile şekillenmiştir.
    6.Etkinlik
    Yunus Emre ile ilgili araştırma sonuçlarından hareketle ilahi ile Yunus Emre arasındaki ilişkiyi belirtiniz.
    7.Etkinlik
    Yunus Emre'nin fikrî ve edebî yönü hakkında çıkarımlarda bulununuz. Çıkarımlarınızı aşağıdaki boş bırakılan yerlere yazınız.
    1238'de doğduğu 1320'de öldüğü tahmin ediliyor.
    -Yaşına ilişkin bilgiler sınırlıdır. Doğum ve ölüm yeri kesin olarak bilinmemektedir.
    -13. yüzyılın ortalarına doğru Moğol İstilası ve Selçuklu Devleti'nin yıkıldığı dönemde Anadolu'da yaşadığı sanılıyor.
    -Taptuk Emre'nin dergahında hitmet etti. Taptuk Emre'nin düşüncelerini yaymak için Anadolu'da köy köy kasaba kasaba dolaştı.
    -Şiirlerinde içli bir Allah aşkı ve derin bir insan sevgisi vardır.
    -Tüm şiirlerinde Allah'a ulaşma çabasıyla duyduğu mutluluk, O'na kavuşma isteğinin coşkusu ve kavuşamamanın verdiği acı vardır.
    -İlahi türünün en güzel örneklerini vermiştir.
    -Çoğunlukla hece ölçüsü kulllanmıştır. Risaletü'n Nushiyye adlı eserinde ise aruz ölçüsünü kullanmıştır.
    -Sade bir Türkçe ile söylemiştir. Halk dilinin deyiş ve özelliklerini de şiirlerinde kullanmıştır. Süsten uzak ve içten söylemiştir.
    -Tasavvufun çizgilerini ve felsefesini halka en iyi anlatan mutasavvıftır.
    8.Etkinlik
    Yunus Emre'den birer şiir ezberleyiniz. Sınıfta "Yunus Emre Şiirlerini Okuma Yarışması" düzenleyiniz.

    2. Metin
    Gazel
    Acep bu derdümün dermânı yok mu
    Ya bu sabr itmegün oranı yok mu
    Yanaram mumlayın başdan ayaga
    Nedür bu yanmagın pâyânı yok mu
    Güler düşmen benüm agladuguma
    Acep şol kâfirin imânı yok mu
    Delüpdür cigerümi gamzen oku
    Ara yürekte gör peykânı yok mu
    Su gibi kanumu topraga kardun
    Ne sanursın garibün kanı yok mu
    Cemâli-i hüsnüne mağrur olursın
    Kemal-i hüsnünün noksanı yok mu
    Begüm Dehhâni'ye ölmezden öndin
    Tapuna irmegün imkânı yok mu
    Hoca Dehhâni

    Metin İnceleme
    1.İslamiyet Öncesi ve İslami Devir edebiyatımızın ilk ürünleri ile yukarıdaki şiiri kullanılan kelimeler açısından karşılaştırınız. Sonuçları söyleyiniz.
    İslamiyet öncesi metinlerde Türklerin o dönemdeki yaşayışlarına uygun olarak eserlerde kahramanlık teması, tabiat sevgisi gibi göçebeliğe uygun temalar işlenmiş seçilen kelimeler bu temaya uygun olarak seçilmiştir. İslamiyet’in etkisinde yazılan ilk ürünlerde ise İslam dinini öğreten terimlerin şiirlere girdiğini görmekteyiz. Bunlardan bazıları Allah, resul, kitap, hadis, namaz, melek… Yukarıdaki şiirde ise artık Türkçenin yavaş yavaş yabancı kelimeleri tam olarak benimsediğini ve işlenilen temanın, kullanılan kelimelerin çağın özelliklerini yansıttığını görmekteyiz. Dert, derman, sabır, mum, ciğer, cemal… bu kelimelerdendir. İslamiyet öncesi bu kelimelere görmek imkânsızdır.

    2.Gazelde Türkçenin yeni ses değerleri kazandığını söyleyebilir misiniz? Örnek vererek açıklayınız.
    İslamiyet öncesinde şiirler dörtlüklerle ve hece ölçüsüyle yazılırken, bu dönemde şiirler beyitlerle ve aruz ölçüsüyle yazılmaya başlanmış. Aruz ölçüsü Türkçe kelimelere pek yatkın olmadığı için şairler Arapça ve Farsçadan kelimeler almışlar. Bu kelimeler de şiire yeni bir söyleyiş kazandırmıştır.
    3.Önceden okuduğunuz koşuk ve sagularla gazel arasındaki farklılıkları belirtiniz. Bu, dil açısından bu bir zenginlik sayılır mı? Belirtiniz.
    Koşuk ve sagularda dörtlük nazım birimi ve ölçü olarak hece kullanılırken gazelde beyit nazım birimi ve aruz ölçüsü kullanılmıştır. Dil açısından ise Türkçenin geçirdiği evrelere göstermesi bakımından bir zenginliktir.
    4.İslamiyet’le birlikte edebiyatımız yeni bir dil arayışına girmiş midir? Bu arayışın sebepleri ne olabilir? Bu dilin edebî olduğunu söyleyebilir misiniz? Açıklayınız.
    Yeni bir dil arayışına gidilmemiş. Dil benimsenen dinin özelliklerine göre kendini yenilemiştir. Çünkü her dinin kedine özel kavramları vardır. Bu kavramlar ister istemez o dini benimseyen milletin diline girer. Türkçemiz de bu yeni kelimeleri eserlerde kullanılarak edebî bir dil oluşturulmuştur.
    9.Etkinlik
    Okuduğunuz ilahinin ahenk unsurlarını bulunuz. Aşağıdaki tabloya yazınız.
    Kafiye ve Redif
    Ölçüsü
    Ses ve Söyleyiş
    İlk beyitte “ı yok mu”lar redif, “an”lar tam kafiyedir.
    Şiirin ölçüsü aruz ölçüsüdür.
    Şiir beyitlerle ve aruz ölçüsüyle söylenmiştir. Her beyitte çağının özelliklerini gösteren sesler vardır.
    10.Etkinlik
    Okuduğunuz gazeldeki imgeleri ve edebî sanatları bulunuz. Sonuçları maddeler hâlinde tahtaya yazınız.
    Dert-derman- tezat sanatı
    Yok mu-istifham sanatı
    Acep bu derdimin dermanı yok mu-Tecahül’ü Arif sanatı
    Yanaram mulayın baştan aşaga-mübalağa
    Güler-düşman-tezat sanatı
    Gamze oka benzetilmiş-teşbih
    b.Şiirin temasını belirleyip her biriminde neler anlatıldığını kısaca yazınız.
    1. Beyit: Şairin içinde bulunduğu sıkıntılarının çarelerinin aranması anlatılmaktadır.
    2. Beyit: Şairin içten içe derdinden yanması ve derdinin çokluğu dile getirilmiştir.
    3. Beyit: Derdimin çokluğundan düşman bana gülerken sevdiğim bu halimi görüp bana acımıyor. Şair derdinin nasıl hafifleyeceğini dile getirmektedir.
    4. Beyit: Sevgilisinin bakışının ciğerine yararlar açmasını anlatmaktadır.
    5. Beyit: Şair her şeyini sevgilisi uğruna feda etmesini anlatmaktadır.
    6. Beyit: Sevgilisinin güzelliğini dile getirmiş, kusurunu söylemiştir.
    7. Beyit: Şair, sevgilinin kendisinin ölmeden öldürdüğünü dile getirmektedir.
    Şiirin teması: Mecaz-i aşk
    12.Etkinlik
    Okuduğunuz gazel size neler hissettirmektedir? Aşağıdaki boş bırakılan yerlere yazınız.
    Hissettiklerim:..........
    13.Etkinlik
    14.Etkinlik
    Hoca Dehhâni'nin fikrî ve edebî yönü hakkında çıkarımlarda bulununuz. Bunları aşağıdaki boş bırakılan yere yazınız.
    Çıkarımlarım:
    Divan şiirinin ilk temsilcisi sayılır.
    Din – dışı ko­nularda aşk ve şarap şiirleri yazmıştır.
    Şiirlerinde Öz ve anlam sanatlarına, benzetmele­re çokça yer vermiştir.
    Ustalıkla yazılmış, güzel gazel ve kasideleri vardır.
    Hoca Dehhani’nin hayatı hakkında ayrıntılı ve kesin bir bilgi yoktur. Ama Hoca Dehhani‘nin Horasan Türkmenlerinden olduğu bilinmektedir.
    III. Alaeddin Keykubad zamanında (1298-1301) Konya”ya gelen Dehhani, Keykubad”ın emriyle 20 bin beyitten meydana gelen Farsça bir Selçuklu Şehnamesi kaleme almıştır.
    Gazel ve kasidelerinde 4 farklı aruz kalıbı kullanması yönüyle başarılı görülse de bazı imgeleri çok sık tekrarlaması olumsuz bir izlenim bırakmıştır.
    Divan edebiyatı şairleri arasında ilk din dışı konular işleyen kişidir.
    Şiirlerini Eski Anadolu Türkçesi’yle yazdı. Elimize 6 gazeli ve 1 kasidesi ulaştı.

    3. Metin
    Nefes
    Biz urum Abdallarıyız
    Maksadımız yârdır bizim
    Geçtik ziynet kabâsından
    Gencinemiz erdir bizim

    Dâim kılarız biz zârı
    Harceyleriz elden varı,
    Dost yoluna verdik seri
    Münkirimiz hârdır bizim

    Aşk bülbülüyüz öteriz
    Râh-i Hakka yüz tutarız
    Mânâ gevherin satarız
    Mürşidimiz vardır bizim

    Haber aldık mahkemâttan
    Geçmeyiz zâttan sıfattan
    Balım nihan söyler
    Haktan İrşâdımız sırdır bizim
    Balım Sultan

    Metin İnceleme
    1.İslamiyet Öncesi ve İslami Devir edebiyatımızın ilk ürünleri ile yukarıdaki şiiri kullanılan kelimeler açısından karşılaştırınız. Sonuçları söyleyiniz.
    İslamiyet öncesi metinlerde Türklerin o dönemdeki yaşayışlarına uygun olarak eserlerde kahramanlık teması, tabiat sevgisi gibi göçebeliğe uygun temalar işlenmiş seçilen kelimeler bu temaya uygun olarak seçilmiştir. İslamiyet’in etkisinde yazılan ilk ürünlerde ise İslam dinini öğreten terimlerin şiirlere girdiğini görmekteyiz. Bunlardan bazıları Allah, resul, kitap, hadis, namaz, melek… Yukarıdaki şiirde ise artık Türkçenin yavaş yavaş yabancı kelimeleri tam olarak benimsediğini ve işlenilen temanın, kullanılan kelimelerin çağın özelliklerini yansıttığını görmekteyiz. zâr, dost,ser, münkir, bülbül, râh- hak, gevher vb. bu kelimelerdendir. İslamiyet öncesi bu kelimelere görmek imkânsızdır.
    2.Nefeste Türkçenin yeni ses değerleri kazandığını söyleyebilir misiniz? Örnek vererek açıklayınız.
    İslamiyet’in kabulüyle birlikte Türkçeye İslamiyet’in etkisiyle bazı kavram ve terimler girmiştir. Nefeste ise bu kelimeleri görmek mümkündür. Bunlar şiire yeni bir ses düzeni getirmiştir.
    3.Önceden okuduğunuz koşuk ve sagularla nefes arasındaki farklılıkları belirtiniz. Bu, dil açısından bu bir zenginlik sayılır mı? Belirtiniz.
    Koşuk ve sagularda dörtlük nazım birimi ve ölçü olarak hece kullanılmış, koşuklarda aşk, sevgi, tabiat gibi konular, sagular da ise ölüm teması işlenmiştir. Nefeste ise yine nazım birimi olarak dörtlük kullanılmış ama konu ve tema İslam dinin öğretilerine göre şekillenmiştir. Dil açısından ise Türkçenin geçirdiği evrelere göstermesi bakımından bir zenginliktir.
    4.İslamiyet’le birlikte edebiyatımız yeni bir dil arayışına girmiş midir? Bu arayışın sebepleri ne olabilir? Bu dilin edebî olduğunu söyleyebilir misiniz? Açıklayınız.
    Yeni bir dil arayışına gidilmemiş. Dil benimsenen dinin özelliklerine göre kendini yenilemiştir. Çünkü her dinin kedine özel kavramları vardır. Bu kavramlar ister istemez o dini benimseyen milletin diline girer. Türkçemiz de bu yeni kelimeleri eserlerde kullanılarak edebî bir dil oluşturulmuştur.
    15.Etkinlik
    Okuduğunuz nefesin ahenk unsurlarını bulunuz. Aşağıdaki tabloya yazınız.

    Kafiye ve Redif:
    Ölçüsü:
    Ses ve Söyleyiş:
    İlk dörtlükte “r”ler yarım kafiye, “dır bizim”ler redif,
    İkinci dörtlükte “r”ler y. Kafiye, “ı”lar redif, üçüncü dörtlükte “t”ler y. Kafiye, “eriz”ler redif, dörtdüncü dörtlükte “tan”lar zengin kafiye
    Şiirin ölçüsü 9’lu hece ölçüsüdür.
    Şiir dörtlüklerle ve hece ölçüsüyle söylenmiştir. Her beyitte çağının özelliklerini gösteren sesler vardır.
    16.Etkinlik
    17.Etkinlik
    18.Etkinlik
    a.Okuduğunuz şiiri yapı bakımından inceleyiniz. Sonuçları sınıfta anlatınız.
    Şiir dört dörtlükten oluşmuştur. Dörtlüklerde 9’lu hece ölçüsü kullanılmıştır. Dörtlükleri birbirine bağlayan şiirin temasıdır. Dörtlükler temaya uygun olarak sıralanmıştır. Dörtlüklerde genel olarak yarım kafiye kullanılmıştır.
    b.Şiirin temasını belirleyip her biriminde neler anlatıldığını kısaca yazınız.
    1. dörtlük: “Biz bir kuluz. Bizim asıl amacımız Allah’a kavuşmaktır. Bizim en büyük hazinemiz Allah’ın basit bir kulu olmamızdır.” Düşüncesi dile getirilmiştir.
    2. dörtlük: “Biz dostlarımız içinde kendi halimiz içinde durmadan Allah’a yalvarız.”
    3. dörtlük: “Biz bütün işlerimizde Allah’ın birliğini gözetiriz. Bütün işlerimizi bu düşünceyle yaparız.”
    4. dörtlük: Balım ne söylemişse Allah’ın gönderdiği emirler doğrultusunda söylemiştir. Hiçbir şeyde Allah’ın zatın ve sıfatından ayrı bir işimiz yoktur.
    Şiirin teması: İlah-i aşk
    19.Etkinlik
    Okuduğunuz nefeste hangi duygu ve düşüncelere yer verilmiştir? Tartışınız. Sonuçları aşağı­daki boş bırakılan yere yazınız.
    Her işte Allah gözetilmeli, doğru olmalı, dostlar için gerekirse insan kendini feda etmeli.
    20.Etkinlik
    Şair ile nefes arasındaki ilişkiyi belirtiniz.
    Şair yaşadığını şiirine de yansıtmıştır. Biz şiirden yola çıkarak şairi hakkında dindar, tasavvufu bilen, Allah’tan gerektiği gibi korkan biri olduğunu anlıyoruz.
    21.Etkinlik
    Şairin fikrî ve edebî yönü hakkında çıkarımlarda bulununuz. Çıkarımlarınızı aşağıdaki boş bırakılan yere yazınız.
    Şiirlerinde tasavvuf konularına yer vermiştir.
    Halk edebiyatı şairlerindendir.
    Şiirlerinde ölçü olarak heceyi kullanmıştır.
    Dindar bir şairdir.
    Yaşayışı ile eserleri arasında sıkı bir ilişki vardır.

    ANLAMA VE YORUMLAMA

    22.Etkinlik
    Aşağıda İslamiyet öncesi ve sonrası Türk şiirine ait örnekler verilmiştir. Bunları dikkate alarak İslamiyet öncesi ve sonrası şiirlerde dil açısından ne gibi farklılıklar olduğunu sözlü olarak ifade ediniz.
    Koşuklarda kullanılan kelimelerin hemen hepsi Türkçe kelimelerdir. Bugünkü kullandığımız çoğu kelimenin aslının değiştiğini görmekteyiz. “kelip-gelip, öpkem-öfkelenip, arslanlayu-aslan gibi”
    İlahide İslamiyet’in etkisiyle dilimize Arapça Farsça kelimeler girmiş, şiirlerin temasına uygun olarak bu dillerden kelimeler alınmıştır. “İlim, hak” gibi
    Gazel de ise farklı bir kültürün Türkçe kelimeleri ve söyleyişi etkilediğini görüyoruz. Arapça ve Farsça tamlamalar “asl ü kân, akl ü can” gibi bol bol yabancı kelimeler göze çarpmaktadır. genc, hazine, evvel,can, kân gibi.
    23.Etkinlik
    İki gruba ayrılınız. Okuduğunuz şiirleri, İslamiyet öncesi ve sonrası şiir anlayışındaki farklılık­ları da göz önünde bulundurarak değerlendiriniz. Sonuçları aşağıdaki boş bırakılan yere yazınız.
    İslamiyet öncesi şiirlerde duru bir Türkçe vardır.
    İslamiyet’ten sonra şiirde Arapça ve Farsça kelimelerinde girdiği bir Türkçe vardır.
    İslamiyet öncesinde şiir sadece dörtlüklerle yazılmıştır.
    İslamiyet’ten sonra şiirlerde dörtlüğün yanında beyitler de kullanılmıştır.
    İslamiyet öncesinde sadece hece ölçüsü kullanılıyorken, İslamiyet’ten sonra aruz ölçüsü de kullanılmaya başlanmıştır.
    İslamiyet öncesinde sadece koşuk, sagu, destan metinleri varken, islamiyet’ten sonra ilahi, nefes, gazel gibi yeni türler görülmeye başlamıştır.
    24.Etkinlik
    Dört gruba ayrılınız. Okuduğunuz şiirlerde kullanılan kelimelerin farklılaşmasının sebepleri nelerdir? Islami dönem şiirlerindeki yeni ses değerlerini bulunuz. Sonuçları aşağıdaki boş bırakılan yere yazınız.
    25.Etkinlik
    Islamiyetin kabulü ile Türk toplumunda ne gibi farklılıklar oluşmuştur? Tartışınız. Sonuçları sınıfta sununuz.
    TÜRKLERİN İSLÂMİYETİ KABULÜ
    Ortaçağ, dünya tarihinin renkli ve büyük oluşumlara sahne olan bir dönemidir. Bu dönemde, Hıristiyanlık, ortaya çıktıktan kısa bir süre sonra katı bir dogmatizm ve yo­bazlığın içine düşürülür. İslâmiyet ise bu ortamda ortaya çıktıktan sonra yarım asır içinde Ön Asya ve Afrika'da yayılır, Türklerin yaşadığı Orta Asya'ya dayanır.

    DEĞERLENDİRME
    a.Aşağıda XIII. yy. şiir dilinin özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Doğru yargılar için (D), yanlış olanlar için (Y) yazınız.
    ( D) XIII. yy. da oluşmaya başlayan divan şiirinde Arapça ve Farsça kelimeler kullanılmıştır
    ( D ) Bu dönem şiirlerinde tasavvufi terimler çokça kullanılmıştır
    ( D ) Yunus Emre'nin dili dönemin diğer şairlerine göre daha sadedir.

    b.Aşağıda tasavvuf ile ilgili kavramlar ve bunların tanımları verilmiştir. Bu kavram tanım eşleştirmelerini yapınız.
    Vahdetivücud:Allah'ın sıfatlarıyla kâinatta canlı ve cansız bütün varlıklarda görülmesidir.
    Âşık:Allah aşkıyla yanan derviş.
    Sarhoş:Allah aşkıyla yanan derviş.
    İnsanıkâmil: Manevi yol gösterici, kılavuz kişi
    Masiva: Gerçek güzellik sahibi olan ve bütün güzellikler zatına ait olan, Allah.
    Fenafillah: Allah'ın emirleri karşısında nefsin isteklerinden severek vazgeçme hâli.

    c. Aşağıdaki test sorularını cevaplayınız.
    1.XIII. yy. da dinî tasavvufi Türk şiirinin en önemli temsilcisidir. Arapça ve Farsça bilmektedir. Şiirlerinde lirik bir anlatımı vardır. Genellikle hece veznini kullanmış, aruz ölçüsüyle de şiirler yazmıştır. Divanı ve Risaletü'n- Nushiyye adlı mesnevisi vardır. Yukarıda özellikleri verilen şair aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Âşık PaşaB) GülşehriC) MevlânâD) Yunus EmreE) Fuzûlî

    2.Aşağıdaki yargılardan hangisi Yunus Emre için söylenemez?
    A) Şiirlerinde hem aruz hem hece ölçüsünü kullanmıştır.
    B) Şiirlerinde tasavvuf, sevgi, hoşgörü gibi konuları işlemiştir.
    C) Eserleri süslü ve sanatkârane bir dille yazılmıştır.
    D) Eserleriyle çağını ve kendinden sonraki dönemleri etkilemiştir.
    E) Risâletü'n Nushiyye ve Divan olmak üzere iki eseri vardır.
     
  14. EmRe

    EmRe New Member

    Sayfa 77-98

    3. Oğuz Türkçesinin Anadolu'daki İlk Ürünleri (XIII - XIV. yy)
    b. Olay Çevresinde Oluşan Edebî Metinler (Şiir)

    İNCELEME

    1.Etkinlik
    Battalname'de anlatılan olayları olay örgüsü bütünlüğü oluşturacak şekilde aşağıya yazınız.
    Simbat’ın harap bir kaleyi onarıp oraya yerleşerek Müslüman halka zulüm etmesi. turkeyarena.net
    Battal Gazi’nin kaleye gelip kaleyi ele almaya karar vermesi.
    Savaş sırasında Battal’ın Simbat’ın karşısına çıkması ve onunla vuruşması
    Simbat’ın kendini kaleye kapatması
    Battal’ın bir sarnıçtan kaleye girmesi
    Bir yaşlı kadının Battal’ı oğlu sanması ve onu evine alması
    2.Etkinlik
    a. Metinde hangi temanın işlendiğini bulunuz. Eserin yazıldığı dönemle temayı ilişkilendiriniz.
    Metnin teması: Metnin teması kahramanlıktır.
    Yazıldığı dönemle temanın ilişkilendirilmesi:
    Metnin yazıldığı dönemle, metnin teması arasında doğrudan bir ilişki vardır. Çünkü metin oluşmaya başladığı dönemde insanlar kalelerde yaşıyor, kılıç kullanıyor, atlarla ulaşım sağlıyor, savaş meydanlarında bilek gücüyle mücadele ediyorlar. Bütün bu özellikler devrin özelliği ve kahramanlık temasıyla doğrudan ilişkilidir.
    b. Temanın evrensel olup olamayacağını tartışınız. Sonuçları belirtiniz.
    Kahramanlık teması evrensel bir temadır. Bu temayı bütün milletlerin edebiyatında görmemiz mümkündür.
    3.Etkinlik
    Metinde işlenen olayların gerçek hayatta yaşanmasının mümkün olup olamayacağını söyleyiniz. Metinde insana özgü gerçeklikler olay örgüsü içinde nasıl dile getirilmiştir? Belirtiniz.
    Metinde anlatılanların gerçek hayatta aynısının yaşanması mümkün değildir. Ama gerçeğe uygun olan kısımların benzerleri yaşanmış olabilir. Halk hikâyeleri içinde hem gerçeğe uygun hem de olağanüstü özellikler barındıran metinlerdir. Metinde insana özgü gerçeklikler hikâyedeki gerçeğe uygun olan kısımları içeriyor.
    4.Etkinlik
    Okuduğunuz metnin yapısını oluşturan unsurları aşağıdaki kavram haritasına yerleştiriniz.

    [​IMG]

    5.Etkinlik
    BATTAL: Vatanı için her şeyini feda edebilecek cesarette bir kahraman, bir anda yüz kişiyle savaşan, dindar, inançlı birisidir. Metindeki kahramanlık duygusu onun kişiliği üzerinden verilmiştir. Bu nedenle metinde önemli bir işlevi vardır.
    SİMBAT: Metinde kötüyü temsil eden tiptir. Müslüman halka zulmeden, acımasız ve yalancı bir tiptir. Metindeki işlevi kötülüğü temsil etmektir.
    YAŞLI KADIN: Metindeki merhamet duygusu ve anne sevgisini olun üzerinden verilmiştir.
    6.Etkinlik
    Okuduğunuz metindeki kişi, zaman ve mekân ilişkisi hakkında bir paragraf yazınız.
    Metindeki kişiler, olay, zaman ve mekan bir bütünlük oluşturmuştur. Verilmek istenen mesaja uygun kişiler, zaman, mekan ve olaylar seçilmiştir. Bu da hikâyenin ilgi çekiciliğini arttırmıştır.
    7.Etkinlik
    Okuduğunuz metnin mekânını ve zamanını belirleyiniz; mekânın ve zamanın nasıl anlatıldığını sözlü olarak ifade ediniz.
    Metindeki mekan genel olarak Simbat’ın sarayıdır. Mekan tam olarak betimlenmemiştir. Zaman ise belli değildir. Sadece zaman ifadeleri vardır. Akşam, sabah, biraz sonra gibi
    8.Etkinlik
    Okuduğunuz metindeki olayları yaşandığı dönemin gerçekliğiyle ilişkilendiriniz.
    Metindeki olaylar yaşandığı devirle doğrudan ilişkilidir. Metnin ortaya çıktığı dönemde insanlar kalelerde yaşıyordu. Kılıç kullanıyordu. Sarnıçlar kullanıyordu. Kahramanlık bilek gücüyle gösteriliyordu. Bütün bunları metnin içinde görmekteyiz.
    9.Etkinlik
    Okuduğunuz metni İslamiyet öncesi destanlar ve İslami dönemde oluşan eserlerle karşılaştı*rınız. Bunlardan etkilenip etkilenmediğini örnekler vererek açıklayınız.
    Metnin teması kahramanlıktır. Bu tema hem İslamiyet öncesi hem de sonrası destanların ana temasıdır. Battalın gösterdiği kahramanlıkta hem abartılar hem de gerçeğe uygunluklar vardır. Eserdeki dini unsurların varlığı bu eserin daha çok İslamiyet sonrası destanlardan etkilendiğini göstermektedir.
    10.Etkinlik
    Metin ilahî(hakim-tanrısal) bakış açısıyla yazılmıştır.
    11.Etkinlik
    Metinde altı çizili kelimelerde genel olarak ses kurallarına aykırılıklar vardır. Aynı zamanda o dönemin Türkçesine özgü olarak eklerde yuvarlaşmalar görülüyor. Kimsenün, benüm gibi. Metindeki Türkçe kelimeler bugün için değişiklikler göstermesine rağmen, yabancı dillerden Türkçeye giren kelimeler değişmeden günümüze kadar gelmiştir. Cümleler kısa ve özdür. Uzun cümleler pek kullanılmamış. Karşılıklı konuşmalara yer verilmiştir.
    12.Etkinlik
    Tasvir kelimelerle resim çizme sanatıdır. Tanıtılan yerlerin ve kişilerin zihinde canlanması tasvirle olur. Bu nedenle anlatmaya bağlı edebî metinlerde tasvirlere çokça yer verilir.

    2. Metin
    Deli Dumrul

    13.Etkinlik
    Dede Korkut Hikâyesi'nde anlatılan olayları olay örgüsü bütünlüğü oluşturacak şekilde yazınız.
    Deli Dumrul’un kuru çayın üzerine bir köprü yaptırması
    Deli Dumrul’un köprüden geçenlerden para alması
    Köprünün yamacına bir obanın gelmesi
    Obadan bir delikanlının vefat etmesi
    Deli Dumrul’un Azrail’e kafa tutması
    Azrail’in Deli Dumrul’un karşısına çıkması
    Deli Dumrul’un Azrail kapışması ve yenilmesi
    Deli Dumrul’un Allah’a bağışlanması için yalvarması
    14.Etkinlik
    a. Metnin Teması: Kahramanlık
    Yazıldığı dönemle temanın ilişkilendirilmesi: Metinin teması ile yazıldığı dönemle doğrudan ilişkilidir. Kahramanlığın bilek gücüyle gösterilmesi, eşkıyalıkların olması, göçerlerin bulunması eserin oluştuğu dönemin özellikleridir.
    b. Metnin teması evrenseldir. Çünkü her millette kahramanlık teması çok sık işlenir.
    15.Etkinlik
    Metinde anlatılanların gerçek hayatta aynısının yaşanması mümkün değildir. Ama gerçeğe uygun olan kısımların benzerleri yaşanmış olabilir. Halk hikâyeleri içinde hem gerçeğe uygun hem de olağanüstü özellikler barındıran metinlerdir. Metinde insana özgü gerçeklikler hikâyedeki gerçeğe uygun olan kısımları içeriyor.
    16.Etkinlik
    Okuduğunuz metnin yapısını oluşturan unsurları aşağıdaki kavram haritasına yerleştiriniz.

    [​IMG]

    17.Etkinlik
    Okuduğunuz metinde geçen kişilerin özelliklerini tespit ediniz ve olay örgüsündeki işlevlerini yazınız.
    Deli Dumrul: Güçlü kuvvetli, gözü pek biridir. İnanç noktasında biraz zayıftır. Azrail’e kafa tutabilir. Ama yaptıklarından pişman olup kusurlarını da gören biridir. Deli Dumrul’un üzerinden kahramanlık ve pişmanlık kavramları verilmeye çalışılmıştır.
    Azrail: Melek, Deli Dumrul’a Allah’ın gönderdiği kişi, Deli Dumrul’u yenip ona ders vermek için gönderilmiş vazifeli.
    Deli Dumrul’un eşi: Vefalı, kocası için canını vermekten çekinmeyen biri.
    Deli Dumrul’un annesi –babası: Kendi canlarından oğulları için vazgeçemeyen kişilir.
    18.Etkinlik
    Metindeki kişiler, olay, zaman ve mekan bir bütünlük oluşturmuştur. Verilmek istenen mesaja uygun kişiler, zaman, mekan ve olaylar seçilmiştir. Bu da hikâyenin ilgi çekiciliğini arttırmıştır.
    19.Etkinlik
    Okuduğumuz metinde mekan tam olarak belli değildir. Köprü, Deli Dumrul ile Azrail’in kaşılaştıkları ev mekanlar olarak verilmiş ama bunlar betimlenmemiştir. Zaman olarak da tam bir ifade yoktur. Akşam, sabah, biraz sonra gibi zaman ifadeleri kullanılmıştır.
    20.Etkinlik
    Metnin teması dönemin gerçekleriyle uyum içindedir. Mekanlar, kişiler ve olaylar devrin gerçekleri ile uyum içindedir.
    21.Etkinlik
    Metnin teması kahramanlıktır. Bu tema hem İslamiyet öncesi hem de sonrası destanların ana temasıdır. Deli Dumrul’un gösterdiği kahramanlıkta hem abartılar hem de gerçeğe uygunluklar vardır. Eserdeki dini unsurların varlığı bu eserin daha çok İslamiyet sonrası destanlardan etkilendiğini göstermektedir.
    22.Etkinlik
    Metin ilahî(hakim-tanrısal) bakış açısıyla yazılmıştır.
    23.Etkinlik
    Metinde altı çizili kelimelerde genel olarak ses kurallarına aykırılıklar vardır. Aynı zamanda o dönemin Türkçesine özgü olarak eklerde yuvarlaşmalar görülüyor. köprüsü, konmışıdı, ol, yahşı, deyü gibi. Metindeki Türkçe kelimeler bugün için değişiklikler göstermesine rağmen, yabancı dillerden Türkçeye giren kelimeler değişmeden günümüze kadar gelmiştir. Cümleler kısa ve özdür. Uzun cümleler pek kullanılmamış. Karşılıklı konuşmalara yer verilmiştir.
    24.Etkinlik
    İnsanüstü olayların anlatıldığı bölümler
    İnsanüsü olayların anlatıldığı bölümlerde karhanlar olağan üstü özellikler göstererek destansı bölümü oluşturuyorlar.
    İnsana özgü gerçekliğin nasıl anlatıldığı
    İnsana özgü gerçekliğin anlatıldığı bölümde kahramanlar gerçek hayata uygun gibi davranarak hikâyenin gerçekle de ilişkisi ortaya koymaktadır. Bu da eserin destandan ayrılan yönüdür.
    25.Etkinlik
    26.Etkinlik
    Metinde anlatılanların gerçek hayatta aynısının yaşanması mümkün değildir. Ama gerçeğe uygun olan kısımların benzerleri yaşanmış olabilir. Halk hikâyeleri içinde hem gerçeğe uygun hem de olağanüstü özellikler barındıran metinlerdir. Metinde insana özgü gerçeklikler hikâyedeki gerçeğe uygun olan kısımları içeriyor.
    27.Etkinlik
    Akçe Küçük gümüş para.
    Bahadır Savaşlarda gücü ve yılmazlığıyla üstünlük gösteren kimse.
    Azrail Can alan melek..
    Alp Yiğit
    28.Etkinlik
    Metinde geçen deyimler, Cümle örnekleri
    Hasta düşmek
    Yas tutmak
    Benzini sarartmak
    29.Etkinlik
    Kara kılıcını sıyırdı, eline aldı. Azrail'e çalmak için saldırdı. Azrail bir güvercin oldu, pencereden uçtu gitti. Adam azmanı Deli Dumrul, elini eline çaldı, kas kas güldü. Der:
    Tasvir kelimelerle resim çizme sanatıdır. Tanıtılan yerlerin ve kişilerin zihinde canlanması tasvirle olur. Bu nedenle anlatmaya bağlı edebî metinlerde tasvirlere çokça yer verilir.
    30.Etkinlik
    DEDE KORKUT VE DEDE KORKUT HİKÂYELERİ

    3. Metin
    Dânişmendnâme
    .....

    31.Etkinlik
    Dânişmentname'de anlatılan olayları olay örgüsü bütünlüğü oluşturacak şekilde yazınız.
    Melik Danişment’in mektubu okuması ve kavmi İslam’a davet etmesi
    Melik’in Evkas ile mücadeleye tutuşması ve Evkas’ı öldürmesi
    Melik’in savaş meydanında yedi yüz kafiri öldürmesi
    Kafirlerin hileyle kaleye girmesi
    Melik’in Şettat’la karşılaşması
    Melik’in köşede birini görmesi, Artuhi’yi uyarması ve oradaki ahırdaki kamışları yakarak oradaki düşmanları öldürmesi
    Artuhi’nin düşmanın karşınına korkusuzca çıkması
    Artuhi’nin ARgumiye’yi öldürmesi
    Artuhi ile Şuzit’in karşılaşması ve Artuhi’nin yaralanması
    Artuhi’nin Nastor’a götürülmesi
    Melik’in Artuhi’yi kurtarması
    Melik’in Şuzit’i öldürmesi
    32.Etkinlik
    a. Dânişmentname adlı metinde hangi temanın işlendiğini bulunuz. Eserin yazıldığı dönemle temayı ilişkilendiriniz.
    Metnin teması
    Metnin teması kahramanlıktır.
    Yazıldığı dönemle temanın ilişkilendirilmesi
    Metnin yazıldığı dönemle, metnin teması arasında doğrudan bir ilişki vardır. Çünkü metin oluşmaya başladığı dönemde insanlar kalelerde yaşıyor, kılıç kullanıyor, atlarla ulaşım sağlıyor, savaş meydanlarında bilek gücüyle mücadele ediyorlar. Bütün bu özellikler devrin özelliği ve kahramanlık temasıyla doğrudan ilişkilidir.
    b. Temanın evrensel olup olamayacağını tartışınız. Sonuçları belirtiniz.
    Kahramanlık teması evrensel bir temadır. Bu temayı bütün milletlerin edebiyatında görmemiz mümkündür.
    33.Etkinlik
    Metinde anlatılanların gerçek hayatta aynısının yaşanması mümkün değildir. Ama gerçeğe uygun olan kısımların benzerleri yaşanmış olabilir. Halk hikâyeleri içinde hem gerçeğe uygun hem de olağanüstü özellikler barındıran metinlerdir. Metinde insana özgü gerçeklikler hikâyedeki gerçeğe uygun olan kısımları içeriyor.
    34.Etkinlik
    Okuduğunuz metnin yapısını oluşturan unsurları aşağıdaki kavram haritasına yerleştiriniz.
    [​IMG]

    35.Etkinlik
    MELİK: Vatanı için her şeyini feda edebilecek cesarette bir kahraman, bir anda yedi yüz kişiyle savaşan, dindar, inançlı birisidir. Metindeki kahramanlık duygusu onun kişiliği üzerinden verilmiştir. Bu nedenle metinde önemli bir işlevi vardır. turkeyarena.net
    ARTUHİ-EFRUMİYE: Melik’in en yakın dostlar. Dostları için her şeylerini veda edebilecek seviyedeler. Dindar bir tiplerdir.
    ŞİZAT-ŞETTAT: Metinde kötüyü temsil eden tiplerdir. Müslüman halka zulmeden, acımasız ve yalancı bir tiplerdir. Metindeki işlevleri kötülüğü temsil etmeleridir.
    YAŞLI KADIN: Metindeki merhamet duygusu ve anne sevgisini olun üzerinden verilmiştir.
    36.Etkinlik
    Metindeki kişiler, olay, zaman ve mekan bir bütünlük oluşturmuştur. Verilmek istenen mesaja uygun kişiler, zaman, mekan ve olaylar seçilmiştir. Bu da hikâyenin ilgi çekiciliğini arttırmıştır.
    37.Etkinlik
    İncelediğiniz metnin mekânını ve zamanını belirleyiniz; mekânın ve zamanın nasıl anlatıldığını sözlü olarak ifade ediniz.
    Okuduğumuz metinde mekan tam olarak belli değildir. Savaş Medanı, Kale mekanlar olarak verilmiş ama bunlar betimlenmemiştir. Zaman olarak da tam bir ifade yoktur. Akşam, sabah, biraz sonra gibi zaman ifadeleri kullanılmıştır.
    38.Etkinlik
    İncelediğiniz temayı olayın yaşandığı dönemin gerçekliğiyle ilişkilendirerek aşağıya yazınız.
    Metnin teması dönemin gerçekleriyle uyum içindedir. Mekanlar, kişiler ve olaylar devrin gerçekleri ile uyum içindedir.
    39.Etkinlik
    Okuduğunuz metni İslamiyet öncesi destanlar ve İslami döneminde oluşan eserlerle karşılaştırınız. Bunlardan etkilenip etkilenmediğini örnekler vererek açıklayınız.
    Metnin teması kahramanlıktır. Bu tema hem İslamiyet öncesi hem de sonrası destanların ana temasıdır. Melik’in gösterdiği kahramanlıkta hem abartılar hem de gerçeğe uygunluklar vardır. Eserdeki dini unsurların varlığı bu eserin daha çok İslamiyet sonrası destanlardan etkilendiğini göstermektedir.
    40.Etkinlik
    Okuduğunuz metinden anlatıcının hangi konumda olduğunu tespit ediniz. Eserin hangi bakış açısıyla yazıldığını belirtiniz.
    Metin ilahî(hakim-tanrısal) bakış açısıyla yazılmıştır.
    41.Etkinlik
    Aşağıya Dânişmentname'nin özgün yazımından bir bölüm alınmıştır. Bu bölümleri göz önünde bulundurarak metnin dil özelliklerini belirtiniz.
    Metindeki kelimelerde genel olarak ses kurallarına aykırılıklar vardır. Aynı zamanda o dönemin Türkçesine özgü olarak eklerde yuvarlaşmalar görülüyor. kayurma, anun, diyüp, çevürdi, deyüp gibi. Metindeki Türkçe kelimeler bugün için değişiklikler göstermesine rağmen, yabancı dillerden Türkçeye giren kelimeler değişmeden günümüze kadar gelmiştir. Cümleler kısa ve özdür. Uzun cümleler pek kullanılmamış. Karşılıklı konuşmalara yer verilmiştir.
    42.Etkinlik
    İki gruba ayrılınız. Okuduğunuz metinde insanüstü olayların anlatıldığı bölümleri bulunuz. Bu bölümlerden hareketle insana özgü gerçekliğin metinde nasıl anlatıldığını değerlendiriniz.
    İnsanüstü olayların anlatıldığı bölümler
    İnsanüsü olayların anlatıldığı bölümlerde karhanlar olağan üstü özellikler göstererek destansı bölümü oluşturuyorlar.
    İnsana özgü gerçekliğin nasıl anlatıldığı
    İnsana özgü gerçekliğin anlatıldığı bölümde kahramanlar gerçek hayata uygun gibi davranarak hikâyenin gerçekle de ilişkisi ortaya koymaktadır. Bu da eserin destandan ayrılan yönüdür.
    43.Etkinlik
    İncelediğiniz metinde anlatılan olayların, tanıtılan kişilerin benzerlerinin etrafınızda bulunup bulunmadığını tartışınız. Sonuçları sınıfa sununuz.
    Metinde tanıtılan kişilerin benzerlerinin şuan için çevremizde bulunması zordur. Ama fedakarlık ve kahramanlık yönlerinden benzerleri bulunabilir.
    44.Etkinlik
    İncelediğiniz metinde işlenen olayların gerçek hayatta yaşanmasının mümkün olup olamayacağını tartışınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.
    Metinde anlatılanların gerçek hayatta aynısının yaşanması mümkün değildir. Ama gerçeğe uygun olan kısımların benzerleri yaşanmış olabilir. Halk hikâyeleri içinde hem gerçeğe uygun hem de olağanüstü özellikler barındıran metinlerdir. Metinde insana özgü gerçeklikler hikâyedeki gerçeğe uygun olan kısımları içeriyor.
    45.Etkinlik
    Aşağıda verilen kavramları ve tanımları eşleştiriniz.
    Nâgâh Birdenbire, ansızın, hemen.
    Medâris Medreseler. Ders okunan yerler.
    Kalbgâh Ordunun sağ ve sol kanatlarının ortası. Merkez bölümü.
    Perrân uçan, uçucu.
    46.Etkinlik
    Okuduğunuz metinden birkaç deyim bulunuz. Bulduğunuz deyimleri birer cümlede kullanınız.
    Metinde geçen deyimler Cümle örnekleri
    Perişan kılmak
    Hesabını sormak
    Kendi başını yemek
    47.Etkinlik
    Okuduğunuz metinden tasvir cümleleri bulunuz. Tasvirin cümledeki işlevini belirtiniz. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.
    Tasvir kelimelerle resim çizme sanatıdır. Tanıtılan yerlerin ve kişilerin zihinde canlanması tasvirle olur. Bu nedenle anlatmaya bağlı edebî metinlerde tasvirlere çokça yer verilir.
    48.Etkinlik
    Dört gruba ayrılınız. Dânişmendname'nin içeriği hakkında tartışma yapınız. Sonuçları sınıfa sununuz.
    DANİŞMENDNÂME
    Anadolu’nun Türklerin hâkimiyetine girmesini anlatan destansı bir eserdir. Danişmend Gazi ve Melik Gazi’nin kahramanlıklarını, gazalarını anlatan, Battalnâme tarzında yazılmış olan Danişmendnâme’nin ne zaman ve kimin tarafından yazıldığı kesin olarak bilinmemektedir.

    4. Metin
    Süheyl ü Nev-bahâr'dan
    ......

    49.Etkinlik
    Süheyl ü Nev-bahâr mesnevisinde anlatılan olayları olay örgüsü bütünlüğü oluşturacak şekilde aşağıya yazınız.
    Yemen Padişahı Bahr’ın çocuğunun olması
    Süleyl’in hazine odasında Nev-bahar’ın resmini görüp aşık olması
    Nev-bahar’ın rüyasında Süleyl’i görüp aşık olması
    Süheyl’in Çin’e gelmesi
    Süheyl’in Nev-bahar’ın sarayının yanına bir saray yaptırması
    Birbirleriyle tanışıp görüşmeleri
    50.Etkinlik
    a. Okuduğunuz metinde hangi temanın işlendiğini bulunuz. Eserin yazıldığı dönemle temayı ilişkilendiriniz.
    Metnin teması:Mecazi aşktır.
    Yazıldığı dönemle temanın ilişkilendirilmesi: Yazıldığı dönemle tema arasında ilişki yoktur. Parçada yer yer masalsı ve destansı unsurlar yer almaktadır.
    b. Temanın evrensel olup olamayacağını tartışınız. Sonuçları belirtiniz.
    Metinde işlenen tema evrenseldir.
    51.Etkinlik
    İki gruba ayrılınız. İncelenen metinde işlenen olayların gerçek hayatta yaşanmasının mümkün olup olamayacağını tartışınız. Metinde insana özgü gerçeklikler olay örgüsü içinde nasıl dile getirilmiştir? Belirtiniz.
    Metinde anlatılanların gerçek hayatta aynısının yaşanması mümkün değildir. Ama gerçeğe uygun olan kısımların benzerleri yaşanmış olabilir. Halk hikâyeleri içinde hem gerçeğe uygun hem de olağanüstü özellikler barındıran metinlerdir. Metinde insana özgü gerçeklikler hikâyedeki gerçeğe uygun olan kısımları içeriyor.
    52.Etkinlik
    İncelenen metnin mekânını ve zamanını belirleyiniz; mekânın ve zamanın nasıl anlatıldığını sözlü olarak ifade ediniz.
    Okuduğumuz metinde mekan tam olarak belli değildir. Saray, hazine odası, Çin sarayı, Kale mekanlar olarak verilmiş ama bunlar betimlenmemiştir. Zaman olarak da tam bir ifade yoktur. Akşam, sabah, biraz sonra gibi zaman ifadeleri kullanılmıştır.
    53.Etkinlik
    Okuduğunuz metni İslamiyet öncesi destanlar ve İslami dönemde oluşan eserlerle karşılaştı*rınız. Bunlardan etkilenip etkilenmediğini örnekler vererek açıklayınız.
    Metnin teması aşktır. Bu tema hem İslamiyet öncesi hem de sonrası destanlarda sıkça görülen bir tema değildir. Eserde destansı ve masalsı unsurların çok olması esrin İslamiyet önce destanlardan etkilendiğini göstermektedir.
    54.Etkinlik
    İncelediğiniz metnin yapısını oluşturan unsurları aşağıdaki kavram haritasına yerleştiriniz.
    (CEVABI 34.ETKİNLİKTE)
    55.Etkinlik
    Okuduğunuz metinde geçen kişilerin özelliklerini tespit ediniz ve olay örgüsündeki işlevlerini yazınız.
    Metinde geçen kişiler Kişilerin özellikleri Kişilerin işlevi
    Süheyl: Duygusal, sevdiği için her şeyini feda edebilecek bir tiptir. Aşk onun üzerinde idailize edilmiştir.
    Nev-bahar: Duygusal, sevdiği için her şeyini feda edebilecek bir tiptir.
    56.Etkinlik
    İncelediğiniz metindeki kişi, zaman ve mekân ilişkisi hakkında bir paragraf yazınız.
    Metindeki kişiler, olay, zaman ve mekan bir bütünlük oluşturmuştur. Verilmek istenen mesaja uygun kişiler, zaman, mekan ve olaylar seçilmiştir. Bu da hikâyenin ilgi çekiciliğini arttırmıştır.
    57.Etkinlik
    Metindeki işlenen temayı, olayın yaşandığı dönemin gerçekliğiyle ilişkilendire rek aşağıya yazınız.
    Metinde işlenilen tema esrin yazıldığı dönemin gerçekleri ile örtüşmüyor. Ama kullanılan mekanlar dönemle yakından ilişkilidir.
    58.Etkinlik
    Okunan metinden anlatıcının hangi konumda olduğunu tespit ediniz. Eserin hangi bakış açısıyla yazıldığını belirtiniz.
    Metin ilahî(hakim-tanrısal) bakış açısıyla yazılmıştır.
    59.Etkinlik
    Metinde geçen tasvir cümlelerini bulunuz. Bu cümlelerden hareketle tasvirin metindeki işlevini belirtiniz. Sonuçları aşağıdaki boş bırakılan yerlere yazınız.
    Tasvir kelimelerle resim çizme sanatıdır. Tanıtılan yerlerin ve kişilerin zihinde canlanması tasvirle olur. Bu nedenle anlatmaya bağlı edebî metinlerde tasvirlere çokça yer verilir.
    60.Etkinlik
    Aşağıda verilen beyitler ve altı çizili ifadelerden hareketle metnin dil özellikleri hakkında çıkarımlarda bulununuz.
    Metinde altı çizili kelimelerde genel olarak ses kurallarına aykırılıklar vardır. Aynı zamanda o dönemin Türkçesine özgü olarak eklerde yuvarlaşmalar ve daralmalar görülüyor. kuçdılar, öpdiler, nite, bensüz, ahmışdı gibi. Metindeki Türkçe kelimeler bugün için değişiklikler göstermesine rağmen, yabancı dillerden Türkçeye giren kelimeler değişmeden günümüze kadar gelmiştir. Cümleler kısa ve özdür. Uzun cümleler pek kullanılmamış. Karşılıklı konuşmalara yer verilmiştir.
    61.Etkinlik
    a. İki gruba ayrılınız. Metinden hareketle yazarın fikrî ve edebî yönüyle ilgili çıkarımlarda bulununuz. Sonuçları aşağıya yazınız.
    Aruz veznine hakim, mesnevinin kurallarını iyi bilen, Türkçeyi güzel kullanan birisidir. Arap ve Fars edebiyatları biliyor. Dönemindeki diğer mesnevileri muhtemelen okumuş ve bu geleneği kendi eserine uygulamıştır.
    b. Eserle yazar arasındaki ilişkiyi tartısınız. Sonuçları aşağıya yazınız.
    Her eser ile yazarı arasında sıkı bir ilişki vardır. Eser yazarının bilgisini ve kültürünü ortaya koyar. Biz esere bakarak yazarını tanıya biliriz. Bu eserde bize yazarını tanıtmaktadır.

    ANLAMA VE YORUMLAMA
    62.Etkinlik
    Okuduğunuz metinleri tablodaki özelliklere göre karşılaştırınız. Sonuçları belirtiniz.
    63.Etkinlik
    İslamiyet öncesi oluşan Oğuz Kağan Destanı ile İslami Dönemde oluşan Battalname'yi, Dede Korkut Hikâyesini, Dânişmentnâme'yi ve Süheyl ü Nev-bahâr mesnevisini aşağıdaki ölçütlere göre karşılaştırınız. Sonuçları belirtiniz.
    64.Etkinlik
    İncelediğiniz metinlerde İslam öncesi Türk kültürünün ve İslam uygarlığının izlerini taşıyan kavramları aşağıya yazınız.
    İslamiyet öncesi: Göktanrı, Uluğtürk, Şaman…
    İslamiyet sonrası: Hak, adalek, Allah, peygamber, melek, resul…
    65.Etkinlik
    Okuduğunuz metinleri o dönemin kültür, inanış ve yaşayışını düşünerek değerlendiriniz. Değerlendirmelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
    Her metin yazıldığı dönemin özelliklerini az çok yansıtır. Bu metinlerde dönemin inanç ve yaşayış özelliklerini de görmemiz mümkündür. Okuduğumuz eserlerin hepsinde bunları görmemiz mümkündür.
    66.Etkinlik
    Anlatmaya bağlı metinleri gruplandırınız. Bunu tahtada şema hâlinde gösteriniz.
    Anlatmaya bağlı edebi metinleri iki gruba ayırabiliriz.
    a) Mensur olanlar
    b) Manzum olanlar
    67.Etkinlik
    Olay çevresinde oluşan edebî metinlerden beğendiğinizi sınıfta canlandırınız.

    DEĞERLENDİRME
    a. Aşağıdaki boş bırakılan yerleri uygun sözcüklerle doldurunuz.
    Süheyl ü Nev-bahâr mesnevisi 14. yüzyılda HOCA MESUD tarafından kaleme alınmıştır.
    Battalname eski edebiyatımızda DESTAN türünün yerine geçen uzun kahramanlık hikâyeleridir.
    Dede Korkut Hikâyeleri'nin ilk anlatıcısı büyük Türk bilgesi DEDE KORKUTTUR.

    b. Battalname, Dede Korkut Hikâyeleri, Dânişmendname ve Süheyl ü Nev-bahâr'ın Türk dili ve edebiyatı açısından önemini belir*ten kısa bir paragraf yazınız.
    Bu eserler destan döneminden halk hikâyeciliğine geçişin ilk ürünleri oldukları için önemlidir. Aynı zamanda eseler yazıldıkları dönemin Türkçesi hakkında bilgi verdikleri için de Türk edebiyatı açısından önemlidir.

    c. Battalname ile ilgili verilen bilgilerin başına doğru ise (D), yanlış ise (Y) yazınız.
    (D ) Dilde Oğuz Türkçesinin özellikleri görülür.
    (D) Bu dönem eserlerinin teması genellikle fetih ve gazadır.
    (D) Evrensel bir tema işlenmiştir.
    (Y) Metinde diğer dillerin etkisi görülmez.
    (Y) Battal Gazi bir Osmanlı beyidir.
    (Y) Sözlü geleneğin özellikleri görülmez.
    (D) Olağanüstü olaylara yer verilmiştir.
    (Y) Hikâyelerin asıl adı Kitab-ı Dede Korkut Alâ Lisan-ı Tâife-i Oğuzân'dır.
    (Y) Öyküler Karahanlı Türkçesi ile yazılmıştır.
    (Y) Hikâyelerde Oğuzların komşularıyla olan ilişkileri anlatılır.

    c. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.

    1. Aşağıdakilerden hangisi aşk konulu bir mesnevi değildir?
    A) Ferhat ile Şirin
    B) Vamık ile Azra
    C) Aşık ile Garip
    D) Cemşid ile Hurşit
    E) İskendername

    2.
    I. Eski Türkçenin özelliklerini gösterir.
    II.Hoca Mesud tarafından yazılmıştır.
    III.Nev-bahâr İran şahının kızıdır.
    Süheyl ü Nev-bahâr mesnevisi ile ilgili verilen bilgilerden hangisi veya hangileri yanlıştır?
    A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III
    D) II ve IIIE) I ve III

    3.
    I.Battalname
    II. Dânişmendnâme
    III.Fütüwetname
    Yukarıdakilerden hangisinde kahramanlık söz konusu değildir?
    A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III
    D) I-IIE) II-III

    4. Battalname ile ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
    A) Destani özellikler vardır.
    B) İslamiyetin etkisi görülür.
    C) Hikâye kahramanları olağanüstü özellik*lere sahiptir.
    D) Anonimdir.
    E)Tamamen mensur olarak yazılmıştır.

    5.Battal Gazi Destanı'nda işlenen tema İslam öncesi sözlü ürünlerin hangisinde de ele alınmıştır?

    A) Koşma B) SavC) Sagu D) Koşuk E) Mersiye

    6. Dede Korkut Hikâyeleri'yle ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
    A) Türk toplumunun gelenek ve görenekleri anlatılır.
    B) Hikâyelerde aile kavramina büyük önem verildiği görülür.
    C) Kimi hikâye kahramanları halk dilindeki deyimlerde yaşar.
    D) Hikâyeler Türk dili açısından büyük öneme sahiptir.
    E)Hikâyeler XX. yüzyılda yazıya geçirilmiştir.

    7. XV. yüzyılda yazıya geçirildiği bilinen hikâye*lerde Türk toplumunun hayat tarzı ve idare ediliş biçimiyle ilgili bilgilere rastlamak mümkündür. Bu eserlerde gelişmiş ve yer yer şiirselleşmiş bir dil vardır. XV. yüzyıl Türk-çesinin bütün özelliklerini yansıtan bu eser*ler nazım-nesir karışık yazılmıştır.
    Yukarıda tanıtılan eser aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Kutadgu Bilig
    B) Divanü Lügati't Türk
    C) Köktürk Yazıtları
    D) Dede Korkut Hikâyeleri
    E)Divan-ı Hikmet

    8. Dede Korkut Hikâyeleri'yle ilgili verilen bilgilerden hangisi veya hangileri doğru*dur?
    I. Türklerin yönetim biçimiyle ilgili bilgiler bulunur.
    II. On iki hikâyeden oluşur.
    III.Eserlerde İslamiyetin etkisi görülmez.
    A) Yalnız I B) Yalnız II C) I-III D) II-III E) I-II
     
  15. EmRe

    EmRe New Member

    SAYFA 99-107
    3. Oğuz Türkçesinin Anadolu'daki İlk Ürünleri (XIII - XIV. yy)
    c. Öğretici metinler

    HAZIRLIK

    1. Aşağıdaki metinlerin yazılış amacı yönünden ortak özelliği nedir?
    Dost dost diye nicesine sarıldım
    Benim sadık yârim kara topraktır
    Beyhude dolandım boşa yoruldum
    Benim sadık yârim kara topraktır

    Nice güzellere bağlandım kaldım
    Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
    Her türlü isteğim topraktan aldım
    Benim sadık yârim kara topraktır

    Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
    Yemek verdi ekmek verdi et verdi
    Kazma ile dövmeyince kıt verdi
    Benim sadık yârim kara topraktır

    Dileğin varsa iste Allah'tan
    Almak için uzak gitme topraktan
    Cömertlik toprağa verilmiş Hak'tan
    Benim sadık yârim kara topraktır
    Hakikat ararsan açık bir nokta
    Allah kula yakın kul da Allah'a
    Hakk'ın gizli hazinesi toprakta
    Benim sadık yârim kara topraktır

    Her kim ki olursa bu sırra mazhar
    Dünyada bırakır ölmez bir eser
    Gün gelir Veysel'i bağrına basar
    Benim sadık yârim kara topraktır
    Âşık Veysel ŞATIROĞLU

    Metnin yazılış amacı: Şair bu şiirini duygularını dile getirmek amacıyla yazmıştır

    Kıyamet
    Bir adam Nasreddin Hoca'ya sormuş: "Hocam kıyamet ne zaman kopar?" "Hangi kıyamet?" demiş hoca. Adam şaşırmış:
    "Kıyamet kaç tanedir ki Hocam?" Nasreddin Hoca da:
    "Aslında kıyamet iki tanedir. Kişinin kendi ölümü küçük kıyamet; dünyanın parçalanması ise büyük kıyamettir. Bizim ev için sorarsan bizim hanım ölürse küçük kıyamet, ben ölürsem büyük kıyamet." demiş.
    Nasreddin Hoca Fıkraları
    Metnin yazılış amacı: Ders vermek amacıyla yazılmıştır.

    Makâlât'tan
    Ona selam olsun Hz. Peygamber demiştir ki:
    "Günahından tövbe edip dönen kişi, hiç günah işlememiş gibidir."
    Tövbe deyince kastedilen, günahına içten pişmanlık duymak ve ismi çok değerli yaratıcının hazretinden özür dilemektir. Eğer kul isyanına pişman olur, candan bir samimiyetle Allahu Taâlâ'dan özür dilerse Allah da onun, özür dilemesi ve pişmanlığı sebebiyle, bir kerede yetmiş yıllık günahını affe­der. Çünkü içten özür dilemek ve gerçekten Allah'a dayanmak, kıyamet gününde yüzleri ağartır. Çünkü Allahu Taâlâ buyuruyor ki:
    "Ey kullarım! Özür dilemek ve samimiyetle tevekkül etmek sizden, kabul etmek benden."
    Nitekim Allahu Taâlâ: "Allah'a tevekkül edip dayanana O yeter." demiştir.
    Hacı Bektaş-ı Velî
    Metnin yazılış amacı: Bilgi yermek amacıyla yazılmıştır.

    İNCELEME

    1. Metin
    Makâlât
    Hak Teâlâ, İblis'e sordu:
    -Niçin Âdem'e secde etmedin? O zaman İblis şöyle cevap verdi:
    -Beni ateşten onu ise çamurdan yarattın.
    Yani, "Sen beni ateşten, onu topraktan yarattın. Bu yüzden benim terkibim ulvi, toprak ise süflidir. Ben, yaratılışta ondan yüceyim, bu yüzden Âdem'e secde etmedim." dedi.
    Kendine güvendi ve gururlandı. Hak Teâlâ da onu dergâhından kovdu. Önceleri Allah'a yakın iken adı, Haris'ti sonra mahrum, şaşkın ve melun oldu. Adı da Şeytan ve İblis oldu.
    Ondan sonra Hak Sübhânehü Teâlâ bu­yurdu:
    -Yâ Âdem! Yukarı bak! turkeyarena.net
    Bunun üzerine Hz.Âdem yukarı baktı. Arşta bu güzel kelimenin yazılmış olduğunu gördü:
    "Lâ ilâhe illallâh Muhammedün resûllul-lâh."
    Hz.Âdem, onu gördü ve şöyle dedi:
    -İlâhi Seyyîd ve Mevlâm, Lâ ilâhe illalâh senin birliğindir; ya Muhammed kimin adıdır?
    O ezelî ve ebedî olan Tanrı buyurdu ki:
    -Ya Âdem! O, benim habibimin adıdır ki senin oğlundur.
    Âdem, çok mutlu oldu ve şükretti
    Ondan sonra Hz.Âdem, sağ yanına baktı; üç güzel şahıs gördü ve dedi:
    -Adınız nedir ve makamınız nerededir? Birisi cevap verdi:
    -Adım akıldır ve makamım başta, beyindedir.

    Diğeri şöyle cevap verdi:
    -Adım utanma ve hayâdır ve makamım yüzdedir.
    Bir diğeri ise şöyle cevap verdi:
    -Adım ilimdir ve makamım göğüs içindedir.

    Hz.Âdem
    -Gelin şimdi, yerli yerinize girin, dedi.
    O saat üçü de yerlerine girdiler. Hz.Âdem de rahatladı.
    Sonra sol tarafına baktı. Üç şahıs gördü, ürktü ve dedi:
    - Adınız nedir ve makamınız nerededir? Ne uğursuz kavimsiniz. Onlardan birisi şöyle cevap verdi:
    - Adım öfkedir ve makamım başta, beyindedir. Hz.Âdem:
    - Baş, akıl yeridir; senin başta yerin yoktur, dedi. O şahıs:
    - Ben gelince akıl gider, dedi. Diğer şahıs şöyle dedi:
    - Adım açgözlülüktür ve makamım yüzdedir. Hz.Âdem:
    - Yüz, utanma ve hayâ yeridir; senin yüzde yerin yoktur, dedi. O şahıs:
    - Ben gelince utanma ve hayâ gider, dedi. Bir diğer şahıs ise:
    - Adım hasettir ve makamım göğüstedir, dedi. Hz.Âdem:
    - Göğüs, ilim yeridir; senin göğüste yerin yoktur, dedi. O şahıs:
    - Ben gelince ilim gider, dedi.
    Şimdi azizim! Şöyle bilmek gerekir ki iman, Rahmânîdir; şüphe ise şeytanîdir. Şüphe gelse iman, iman gelse şüphe gider.
    Hacı Bektaş-ı Veli - Makâlât
    Prof. Dr.Esat COŞAN (Sadeleştirilmiştir.)

    1.Etkinlik
    Metnin ana düşüncesini belirtiniz. Ana düşünceden hareketle anlam birliğine sahip kümeleri aşağıya yazınız.
    Ana Düşünce: İman, Rahmânîdir; şüphe ise şeytanîdir. Şüphe gelse iman, iman gelse şüphe gider.
    Olumlu Kavramlar: Akıl- utanma ve haya-ilim
    Olumsuz kavramlar: Öfke-açgözlülük-haset
    2.Etkinlik
    Aşağıda o dönemin Türkçesiyle yazılan Makâlât'tan özgün bir metin parçası vardır. Bu metni okuyunuz.
    Hak ta'âlâ iblis'e su'âl idüp eyitdi:
    -Niçün Âdam'a secde itmedün, didi İblis ol vakıt eyitti:
    Sen beni ataşdan halk idüp, anı doprakdan yaratdun; öyle olsa benüm terkibun ulvidur ve doprak suflidur ki harakatdi ben ondan a'lâyım, anunnıçün Âdam'a secde itmedum, didi.
    Pes enânıyat idup, ibâ itdi; Hak ta'âlâ dahı anı dergâhından sürdi. Evvel mukarrab iken adı Hârıs idi; sonra ve mahrûm ve mağbun ve mal'ûn oldu; ve adı Şaytân ve İblis oldı.
    Andan Hak subhânahu ve ta'âlâ buyurdı kim:
    -Yâ Âdam! Yokaru bak! didi;
    Pes Adam 'alayhı's-salâm yokaru bakdı, gördü kim Arş'da bu kelime-i tayyıba yazılmış: "Lâ ilâhe illâllah Muhammedün resûllullâh."
    Hacı Bektaş-ı Veli

    a.Özgün metinden hareketle aşağıda verilen sözcüklerin söyleyiş yönünden nasıl değişmiş olduğunu karşılarına yazınız.
    idüp > edip-kelime başındaki i>e dönmüş, bağ-fiil eki olan “ip”in sadece yuvarlak şekli kullanılmıştır.
    eyitdi > buyurdu-kelime bugün için tamamen değişime uğramıştır.
    niçün >niçin-kelimedeki yuvar üncü bugün darlaşmış ve kelime ünlü uyumuna uymuştır.
    didi >dedi-kelimesindeki dar ünlü bugün geniş ünlü olarak kullanılmaktadır.
    yokaru >yukarı-kelimesindeki yuvarlak ünlü bugün dar ünlü olarak kullanılmaktadır.
    bakdı >baktı-kelimesindeki ünsüz umuyu büyün ünsüz uyumu kuralına göre kullanılmaktadır.
    oldı >oldu-kelimesindeki dar ünlü büyün dar-yuvarlak olarak kullanılmaktadır.

    3.Etkinlik
    a. Makâlât adlı eserin yazılış amacı ne olabilir? Aşağıdaki boş bırakılan yere yazınız. Makâlât'ın yazılış amacı: Makâlât’ın yazılış amacı insandaki güzel duygular ile kötü duyguları karşılaştırıp insanlara doğruyu göstermektir.
    4.Etkinlik
    Mantıkut - Tayr
    (İslamiyetteki vahdetivücud inancı, çeşitli türden kuşların, hüdhüd kuşunun başkanlığında padişahları Sîmurg kuşunu aramaları hikâye edilerek anlatılmıştır. Kuşların başından birçok macera geçer, sonuçta pek azı Sîmurg'a ulaşır. Ona ulaşan kuşlar onda kendilerini, kendilerini de onda görürler. Sembolik olarak kuşlar insanları, hüdhüd aklı ve Sîmurg da Allah'ı temsil etmektedir.)

    Mantıku't- Tayr'dan
    1. Canlarumuz gökten indiler yire Yirde kalan göklere kanda ire
    2. Bir bir ol yirden ki geldiler berü Ol yana varmak gerk bir bir girü
    3. Bir kuşa irersen bir murg ola Kamusuna pâdişah Sîmurg ola
    4. Kuşlara hüdhüd meğer rehber ola Kim bu kuşlar yürüyeler ol yola
    5. Kim dilerise ki Sîmurg'e ere Kuh-i Kaf'a irişe anı göre
    6. Hüdhüd ü kuşlar u Sîmurg'e misal Akl u halk u Tanrı oldı zü'l- celâl
    7. Girü Gülşehri sözi sâz eyledi Mantıku't - Tayr'ı hoş âğaz eyledi
    Gülşehri

    a. Mantıku't-Tayr ile Makâlât'ı anlatım biçimleri yönünden karşılaştırınız. Sonuçları aşağıya yazınız.
    Mantıku’t-Tayr bir öğretici metindir. Ama yazar öğretici bilgi verirken manzumeden yararlanmıştır. Makâlât’ta bir öğretici metindir. Yazar bu metinde ise bilgi vermek için nesri tercih etmiştir. Buradan öğreti metinleri anlatım biçimleri yönünden iki guruba ayırabiliriz. Manzum öğretici metinler, Mensur öğretici metinler.
    b. Bu eserler hangi geleneğe bağlı olarak yazılmıştır?
    Bu eserler tasavvuf geleneğine bağlı olarak yazılmıştır.

    2. Metin: Nasrettin Hoca Fıkraları

    Ayakları O Tarafa Çekmiş De...
    Her sakala tarak uydurmasını bilen bir adam varmış; hocayı da her gördükçe sakalının altından güler:
    "Efendi hazretleri, yüzünüzü gören cennetlik oluyor; ayda, yılda bir olsun, bir acı kahvemizi içip de ihya etmiyorsunuz." der; daha da ne diller dökermiş.

    Hoca içinden:
    "Bu mübarek adam, çarşıda, pazarda böyle yaparsa ya evine barkına uğrasam kim bilir nasıl deli divane olacak?" diye geçirirmiş.
    Bir gün ayakları o tarafa çekmiş de: "Bari bir gönül alayım." diye niyetlenip kapısını çalmış. Seninkinin başı bir görünmüş bir kaybolmuş pencereden... Herhâlde kapıya koşmuş olacak derken kapıyı uşak açmış; kırk yıldır ezberlediği bir ağızla:
    "Ayağınıza kul kurban olayım." demiş. "Bizi bir adam yerine koyup geldiniz ama ağa hazretleri şimdi çıktı. Vah, vah... Buraya kadar yoruldunuz. Duyunca kim bilir nasıl üzülecek."
    Hocanın ekmeği dizinde, sözü yüzünde, lafını kimden esirger:
    "Ya, öyle mi, demiş; o hâlde, ağaya selam söyleyin; bir daha evden çıkıp giderken başını pencerede unutmasın."
    Eflâtun Cem GÜNEY Folklor ve Halk Edebiyatı

    5.Etkinlik
    a.Nasrettin Hoca fıkrasının hangi geleneğe bağlı olarak yazıldığını belirtiniz.
    Sözlü geleneğe bağlı olarak yazılmıştır.
    b.Metnin yazılış amacını belirtiniz.
    Metnin yazılış amacı ders vermektir.
    6.Etkinlik
    Okuduğunuz fıkranın konusunu, ana düşüncesini ve yardımcı düşüncelerini aşağıdaki metin kutusuna yazınız.
    Konu: İki yüzlülük
    Ana Düşünce: İnsanoğlu olduğu gibi görünmeli, söylediğini yapmalı, yapmayacağı şeyi hiçbir zaman söylememelidir. Yoksa bir gün gelir yapmağı halde söylediği şeyler başına dert olur. turkeyarena.net
    Yardımcı düşünce: İnsan dürüst olmalı, dalkavukluk için içinden geçmeyen sözleri kimseye söylemelidir.
    7.Etkinlik
    a. Fıkradaki nükteli ve mecaz anlamda kullanılan sözleri bularak aşağıya yazınız.
    1- Her sakala tarak uydurmasını bilen bir adam varmış.
    2-Sakalının altından güler.
    3-Efendi hazretleri, yüzünüzü gören cennetlik oluyor; ayda, yılda bir olsun, bir acı kahvemizi içip de ihya etmiyorsunuz." Der.
    4-Diller dökermiş
    5-Bir gün ayakları o tarafa çekmiş.
    b. Metnin dil özelliklerini belirtiniz.
    Metnin dili sade ve anlaşılır bir Türkçedir. Mecazlı ve nükteli sözlere yer verilmiş. Karşılıklı konuşmalar metinin diline doğallık katmıştır.
    8.Etkinlik
    Sınıfta "Nasrettin Hoca Fıkra Anlatma Yarışması" düzenleyiniz. Aranızdan beş arkadaşınızı jüri olarak belirleyiniz. En beğendiğiniz fıkrayı sınıf panosuna asınız.

    ANLAMA VE YORUMLAMA

    9.Etkinlik
    a. Aşağıda 14. yüzyıl eserlerinden metin parçaları verilmiştir. Bu eserlerden ve incelediğiniz metinlerden hareketle öğretici metinlerin konuları hakkında çıkarımlarda bulununuz.

    1.Metin
    Hamza-nâme'den
    ....badehu taâmdan sonra Şâh eyitdi: "Pîrüm susadum! Şol nardan bize bir ikisin sık da getür, içelüm"didi. Ol pîr: "N'ola" diyüp seğirdüp getürdi. Narın birin koparup kâse dopdolu olup biraz da artdı. Getürüp Şâh'a sundı. Şah alup kana kana içdi. Birazın bile Hâce'ye virdi. Ol da içdi. Şah eyitdi: "Pîrüm, hiç sen bu mahsul içün mîrî tarafına bir nesne virür misin?" dedi. Hace eyitdi: "Hayır, şahumuzun bize ne ihtiyacı vardur?" Kendüm kazanup kendüm yiyüp şahıma ancak dua iderem." dedi.
    Hamzavî - Hamza-nâme

    2.Metin
    Peygamber'in Doğuşu
    ...Tevârîh ehli dahı tarih kitablarında böyle diyüp tururlar. Râviler böyle rivâyet eylediler kim çün Resûl'ün anası Amine Hâtûn'un oğlan, karnında yidi aylığ oldıyıdi. Ay temâm olıcah bir halvet içinde havâdan ün işidüridi kim "Resulün vücûde gelmeği yakin oldı" diyü hâtif âvâz virdi. Amine Hatun bu ahvâli Abd ül Muttalib'e söyledi. Şeybe, oğlı Abdullâh'ı ilerü ohıdı. Eyitdi: "Yâ veledâ! Yâ Abdullâh! Yakîn oldı kim Amine Hatun ayâl vücûda getüre!" didi. "İllâ benüm zannüma şöyledür kim bu doğan oğulun galebesi şâdânlığı azîm olısandur. Maslahatı öyle görürem kim benden birkaç deve alasın bir iki abd birle bir niçe yiğitler dahı ehlünden algıl. Medine şehrine vargıl. Birkaç deve yüki hurma ve nukl ve ka'k-ı Şâmî dahı dürlü havâicler kim gereklü olur, alup gelgü." didi. Tamam kıldı. Medine şehrine sefer eyledi. Çün kim Medine şehrine geldi, havâicin aldı, düzginün düzdi. Yene dönesi vaktin ecel yetişdi. Abdullah Medine şehrinde vefât kıldı. Resûl henüz vücûda gelmedin yetim oldı.
    Erzurumlu Darîr - Tercüme-i Sîret-ün Nebî

    Öğretici Metinlerin Konuları
    Öğretici metinlerin konuları genel olarak dini savaşlar, dinde önemli yeri olan şahısların hayatları, Hz. Peygamlarin hayatı, dört halife, tasavvuftur.

    10.Etkinlik
    14. yüzyıl nesrinin özellikleri hakkında yukarıdaki mensur metinlerden yola çıkarak çıkarımlarda bulununuz. Sonuçlarını aşağıdaki bölüme yazınız.
    14. Yüzyıl Nesrinin Özellikleri : 14. yüzyıl metinlerin sade bir dil kullanılmış. Metinlerde seci sanatına başvurulmuş, kısa cümleler tercih edilmiştir. Halkın konuşma dili metinlere aksetmiştir.

    DEĞERLENDİRME
    a.Aşağıdaki boş bırakılan yerlere uygun sözcükleri getiriniz.
    14. yüzyıl öğretici metinleri manzum ve mensur olmak üzere iki gruba ayrılır.
    Mutasavvıf ehli tarafından pir olarak kabul edilen Hacı Bektaş Veli, Osmanlı askerî sistemi içerisinde manevi bir etkiye sahiptir.

    b.Aşağıdaki bilgilerin karşılarına doğru ise "D", yanlış ise "Y" yazınız.
    (D) Tasavvufi metinler öğretici metin türlerinden biridir.
    (Y) Din ve tasavvuf konularının işlendiği şiirlere nefes denir.
    (Y) Nasrettin Hoca fıkralarında süslü ve ağır bir dil kullanılmıştır.

    c. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.
    1. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir bil­gi yanlışı yapılmıştır?
    A) Mesnevilerde her beytin dizeleri kendi arasında kafiyelenir.
    B) İlahiler genellikle dörtlük nazım birimi ve hece ölçüsüyle yazılır.
    C) Mevlânâ'nın "Yusuf ü Zeliha" adlı mes­nevisi çok meşhurdur.
    D) Hacı Bektaş-ı Veli'nin en önemli eseri, aslı Arapça olan "Makâlât"tır.
    E) Yunus Emre, tasavvuf şiirinin Anadolu'daki kurucusu ve en önemli temsilcisi sayılır.

    2.Aşağıdaki cümlelerden hangisi Nasrettin Hoca fıkraları ile ilgilidir?
    A) Dönemin sosyal hayatı ile ilgili özellikler yoktur.
    B) Fıkralardan çıkarılacak dersler çok azdır.
    C) Yazılı edebiyat geleneğine bağlıdır.
    D) Fıkradaki olaylar mizah anlayışı çerçeve­sinde meydana gelir.
    E)Nasrettin Hoca fıkraları X. yüzyılda yazıya geçirilmiştir

    3.14. yüzyıl manzum ve mensur metinleri hangi gelenek etrafında oluşturulmuştur?
    A) Millî edebiyat geleneği
    B) Tasavvuf geleneği
    C) Halk edebiyatı geleneği
    D) Divan edebiyatı geleneği
    E)Batı edebiyatı geleneği

    4.Aşağıdakilerden hangisi tasavvuf şairi değildir?
    A) Hacı Bayram-ı Veli
    B) Hacı Bektaş-ı Veli
    C) Yunus Emre
    D) Gülşehri
    E)Dadaloğlu

    5.Oğuz Türkçesinin Anadolu'daki ilk ürünleri aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Atebetü'l Hakayık - Battalname
    B) Divan-ı Hikmet - Divanü Lügati't-Türk
    C) Hamzaname - Kutadgu Bilig
    D) Fütüvvetname - Hamzaname
    E)Kutadgu Bilig - Tercüme-i Sîret-ün Nebî

    6.Nasreddin Hoca fıkraları için aşağıdaki yargılardan hangisi söylenirse doğru olmaz?
    A) Sözlü edebiyat geleneğine bağlı kalına­rak oluşturulmuştur.
    B) Fıkradaki konularda mizah ön plandadır.
    C) Nasrettin Hoca fıkraları XIII. yüzyılda yazı­ya geçirilmiştir.
    D) Fıkralarda o döneme ait bazı özellikler vardır.
    E)Fıkralardan çıkarılacak dersler vardır.

    7. Aşağıdakilerden hangisi 13 ve 14. yüzyıl­larda gazel biçiminde şiirler yazan şairler­den biri değildir?
    A) Mevlânâ
    B) Ahmedi
    C) Âşık Paşa
    D) Kadı Burhaneddin
    E)İbrahim Hakkı

    8. İran edebiyatında doğan mesnevi, oradan Arap ve Türk edebiyatlarına geçmiştir. 11. yüzyılda Yusuf Has Hacip'in yazdığı adlı eser, Türk edebiyatındaki ilk uzun mesnevidir. Edebiyatımızdaki ilk aşk mesnevisi ise 13. Yüzyılın sonunda, Şeyyad Hamza'nın yazdığı 1529 beyitlik adlı mesnevidir.

    Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdaki-lerden hangisi getirilmelidir?
    A) Kutadgu Bilig - Beng ü Bade
    B) Kutadgu Bilig - Leyla ile Mecnun
    C) Kutadgu Bilig - Yusuf ü Züleyha
    D) Atebet'ül-Hakayık - Yusuf ü Züleyha
    E)Divanü Lügati't Türk - Aslı ile Kerem

    9. 13 ve 14. yüzyıl öğretici metinleri için aşağıdaki cümlelerden hangisi söylene­mez?
    A) Sade, doğal ve anlaşılır bir dil kullanıl­mıştır.
    B) Aydınlatıcı ve telkin edici özelliklere sa­hiptir.
    C) Din, tasavvuf, tıp ve tabiat gibi konular­da yazılmıştır.
    D) Anlatımında hem şiir hem de düz yazı kullanılmıştır.
    E)Tasavvufi metinler ve mesneviler diye ikiye ayrılmıştır.

    10.Aşağıdakilerden hangisi 12 ve 14. yüzyıl­larda kullanılan ürünlerden biri değildir?
    A) Gazel B) İlahi C) Nefes
    D) Mesnevi E) Şarkı
     
  16. EmRe

    EmRe New Member

    Sayfa 108-112

    4. XV. Yüzyıldan XIX. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlı Edebiyatı
    A. Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler (Şiir)
    1. Divan Şiiri

    HAZIRLIK

    1. Divan edebiyatı ile ilgili bir sunum hazırlayınız.
    2. Bir divan şiiirini ezberleyerek sınıfta okuyunuz.
    3. Fuzûlî'nin kişiliği ve edebî yönünü araştırınız.

    1-FUZÛlî
    Fuzûlî, Azeri asıllı Türk divan şairidir. Asıl adı Mehmet oğlu Süleyman'dır. Öğrenimi hakkında kesin bir bilgi olmayıp, eserlerinden İslamî bilimler ve dil alanında çok iyi bir eğitim aldığı anlaşılmaktadır. Türkçe divanının önsözünde “Bilimsiz şiir temelsiz duvar gibidir, temelsiz duvar da değersizdir.” demektedir.
    Türkçe divanındaki şiirlerini Azeri lehçesinde yazmıştır. Aynı zamanda Arapça ve Farsça divanlarından bu dilleri de çok iyi bildiği anlaşılmaktadır. Eserlerinde kullandığı dil dönemindeki divan şairlerine göre daha sade, anlaşılır bir Türkçedir. Halk deyişlerinden bolca yararlanmıştır.
    Bedensel zevklerden ziyade tasavvufî bir aşk, ehlibeyte duyulan özlem, ayrılık acısı şiirlerinin konusunu teşkil etmiştir. Duygu ve düşüncelerini çok içten ve lirik bir şekilde ifade etmeyi kolayca başarmıştır. Bu açıdan bakıldığında Türk şiirinde karşılaştırılabileceği tek şair Yunus Emre'dir. Leyla ve Mecnun mesnevîsi aynı konuda yazılmış (Arapça ve Farsça dahil) en iyi mesnevîlerden biridir. turkeyarena.net
    İran şiirinden Hafız, Türk şiirinden ise Nesimî ve Nevâî çizgisini en başarılı şekilde kemale erdirmiştir. Kendisinden sonra gelen bütün divan şairlerini etkilemiştir.
    Kanuni'nin Bağdat'ı fethinden sonra (1534) padişaha kasideler sunmuştur. Padişah tarafından beğenilen kasideler karşılığında 9 akçelik maaşla ödüllendirilmiştir. Maaşını alamayınca Şikayetnãme'yi yazmıştır. Şikayetnãme Fuzuli'nin en önemli eserlerinden biridir. Şikâyetnâmesinde Fuzuli şöyle der: “Selam verdim rüşvet değildir diye almadılar. Hüküm gösterdim faydasızdır diye mültefit olmadılar.”

    Çokça zikredilen beyitlerinden bazıları şunlardır:
    Aşk imiş her ne var âlemde
    İlim bir kil ü kal imiş

    Mende Mecnundan füzun aşıklık isti'dadı var
    Aşık-ı sadık menem Mecnunun ancak adı var

    Hasılım yoh ser-i küyunda beladan gayrı
    Garazım yoh reh-i aşkında fenadan gayrı

    Eyle sermestem ki idrak etmezem dünya nedir
    Men kimem saki olan kimdir mey ü sahba nedir

    Dest busi arzusıyle ger ölsem dustlar
    Kuze eylen toprağım sunun anınla yare su

    Ya rab bela-yı aşk ile kıl müptela meni
    Bir dem bela-yı aşktan etme cüda meni

    Yılda bir kurban keser halk-ı âlem ıyd içün,
    Dem be dem saat be saat men senün kurbanınam.

    Başlıca eserleri:
    ü Hadikatü's-Süeda (1837, Kerbela olayını anlatan düzyazı)
    ü Türkçe Divan (1838, 1958)
    ü Sıhhat u Maraz (1940, tıp bilgileri)
    ü Enis'ül-Kalb (1944)
    ü Fuzûlî'nin Mektupları (1948)
    ü Terceme-i Hadis-i Erbain (1951)
    ü Leyla vü Mecnun (3 bin 96 beyitlik mesnevî)
    ü Rind ü Zahid (1956)
    ü Beng ü Bade (1956, 444 beyitlik Türkçe mesnevî)
    ü Arapça Divan (1958)
    ü Matlau'l İtikad (1962)
    ü Heft Cam (tasavvuf içerikli, 327 beyitlik Farsça mesnevî)
    ü Sakinâme(tasavvuf içerikli mesnevîsidir)
    ü Şikayetnãme(nesir türündedir)

    4. Millî edebiyat veya Cumhuriyet döneminden hece vezniyle yazılmış bir şiir, 1940 sonrasından da serbest şiir örneği getiriniz.

    Artık Yaşamak İçin...

    Artık yaşamak için herkesten kaçacağız,

    Dünya bize verecek yalnız güzellikleri,
    Yalnız, semalarından dökecek ruhumuza,
    Geceler mehtapları ve gündüzler seheri


    Düşünceli yürürken, bir yol dönemecinde
    Çıkacak ömrümüze beyaz dallarla bahar.

    Hatırlatacak bize şen çocukluğumuzu,
    Erguvanlı bir bahçe, mor salkımlı bir duvar.


    Tekrar yaşayacağız ümitli sabahları,

    Bulacağız dünyanın o en güzel yerini.
    Ebedi bir sahilde yeniden tadacağız
    Kol kola sükûn dolu akşam gezmelerini.

    Ziya Osman Saba

    Turan
    Nabızlarımda vuran duygular ki tarihin
    Birer derin sesidir, ben sahifeler de değil

    Güzide, şanlı, necip ırkımın uzak ve yakın
    Bütün zaferlerini kalbimin tanininde
    Nabızlarımda okur, anlar, eylerim tebcil.

    Sahifelerde değil, çünkü Atilla, Cengiz

    Zaferle ırkımın tetviç eden bu nasiyeler,
    O tozlu çerçevelerde, o iftira amiz
    Muhit içinde görünmekte kirli, şermende;
    Fakat şerefle numayan Sezar ve İskender!

    Nabızlarımda evet, çünkü ilm için müphem

    Kalan Oğuz Han'ı kalbim tanır tamamiyle
    Damarlarımda yaşar şan-ü ihtişamiyle
    Oğuz Han, işte budur gönlümü eden mülhem:

    Vatan ne Türkiye’dir Türklere, ne Türkistan

    Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir: turan
    Ziya Gökalp

    Ziller Çalacak
    Zil çalacak... siz derslere gireceksiniz bir bir.
    Zil çalacak... ziller çalacak benim için,
    Duyacağım evlerden, kırlardan, denizlerden,
    Tâ içimden birisi gidecek uça ese..
    Ama ben, ben artık gidemeyeceğim.
    Zil çalacak...siz geminize, treninize gireceksiniz
    Zil çalacak, ziller çalacak benim için, bir bir
    Duyacağım iskelelerden, istasyonlardan bütün,
    Tâ içimden birisi koşacak ardınızdan..
    Ama ben, ben artık gelemeyeceğim.
    Sonra bir gün bir zil çalacak yine,
    Hiç kimseler, kimsecikler duymayacak:
    Ne sınıflar, ne iskeleler, ne istasyonlar, ne siz...
    Tâ içimden birisi birisi kalacak oralarda
    Ben gideceğim.
    Zeki Ömer Defne

    5. Necati'nin hayatı ve edebî kişiliğini araştırınız.
    Hayatı hakkında az bir bilgi bulunan Necati Bey'in doğum tarihi bilinmemektedir. Genel kanıya göre gerçek ismi "İsa"dır. Fakat bazı kaynaklarda gerçek ismi "Nuh" olarak geçmektedir. Doğum yerinin Kastamonu olduğu düşünülmektedir. Diğer birçok divan edebiyatçısından farklı olarak özel bir eğitim görmemiş, kendi kendisini geliştirmiştir. Kısa zamanda eserleriyle halkın ilgisini ve beğenisi kazanmış, üne kavuşmuş ve dönemin ünlü isimleri tarafından övülmüştür. Üne kavuştuktan sonra Şehzade Abdullah'ın divan kâtipliğini yapmış, bir süre de sarayda çeşitli görevlerde çalışmıştır. 1509 yılında öldüğü düşünülse de bu tarih kesin değildir.

    Necati, Türk divan şiirinin gelişme döneminin (15. yy sonları - 16. yy başı) en önemli isimlerindendir. O zamana kadar Türk divan şiirini fazlasıyla etkileyen İran şiirinden uzaklaşarak, halkın diline ve kültürüne önem vermiş, bunu da şiirine yansıtmıştır. Kullandığı yalın dil ile halka ve yaşama yakın bir tabiat sergilemiş, fazla süslü bir üsluptan kaçınmıştır.Ayrıca divan edebiyatında ata sözlerini kullanarak millileşme akımını başlatmiştır

    6.Şiirde "sözcüklerin önemi nedir? Her sözcük şiirde kullanılabilir mi? Düşüncelerinizi belirtiniz.
    Şiir yoğun anlamlı metinlerdir. Bu yoğun anlamı vermek için şair sözcükleri seçerek kullanır. Bu yüzden divan şiirinde sözcük seçimi çok önemlidir.

    7.Bir şiirden her dinleyen aynı şekilde etkilenebilir mi? Bunun eğitimle de ilgisi var mıdır? Açıklayınız.
    Hayır, şiiri her dinleyen aynı şekilde etkilenmez. Kişinin eğitimi, içinde bulunduğu duygu atmosferi, çevresi vb. şiirin üzerinde etkisi vardır.

    İNCELEME

    1. Metin
    Gazel
    Lâle-hadler yine gülşende neler etmediler
    Servi yürütmediler gonceyi söyletmediler
    Taşradan geldi çemen sahnina bîçâredürür
    Devr-i gül sohbetine lâleyi iletmediler
    Âdeti hûblarun cevri cefâdur ammâ
    Bana etdüklerini kimselere etmediler
    Hamdülillâh mey-i can-bahş ile sâkîlerimüz
    Âb-ı hayat ile Kevser suyum istetmediler
    Ey Necâtî yürî sabreyle elünden ne gelür
    Hûblar cevr ü cefâyı kime öğretmediler
    Necatî

    Feilâtün (Fâilâtün) Feilâtün Feilâtün Feilün (Fa'lûn)

    Günümüz Türkçesiyle
    1.beyit: Al yanaklı güzeller, gül bahçesinde gene neler yapmadılar! Selviye nazlı nazlı sallanmak cesareti ve goncaya açılmak fırsatı vermediler.
    2.beyit: Lale, bahçeye dışarıdan gelen bir zavallıdır; ondan dolayı onu gül devri sohbetine sokmadılar.
    3.beyit: Güzellerin huyu zaten cevir ve cefa ise de bana ettiklerini kimselere etmediler. turkeyarena.net
    4.beyit: Allah'a hamdolsun ki sakilerimiz cana can katan şarapla, bize abıhayatı ve Kevser suyunu aratmadılar.
    5.beyit: Ey Necati! Yürü, sabret; elinden başka ne gelir? Güzeller cevirle cefayı kime öğretmediler ki...

    c.Gazelden bir veya iki birim attığımızda gazelin anlamında değişiklik olup olmadığı ve birimlerin ortak bir tema etrafında birleşip birleşmediğini belirtiniz.
    Değişiklik olmuyor. Çünkü şair her beyitte anlamı tamamlamıştır.
    d.Şiirde anlatılanların yaşanabilirliğini tartışınız. Sonuçları defterinize yazınız.
    Şiirde anlatılanlar yaşanamaz. Şair duygularını hayalleriyle süsleyerek dile getirmiştir.
    e.Yapı özelliklerini belirlediğiniz şiire ne ad verildiğini şiirin başlık bölümüne yazınız.
    Şiirin beş birimden oluşması, konusunun aşk olması, ilk beyitinin kendi arasında, sonraki beyitlerin xa-xa-xa-xa şeklinde kafiyelenmesi, son beyitte şairin mahlasının bulunması şiirin gazel olduğunu göstermektedir.
    f.Her beyit kendi içinde bir bütün oluşturuyor mu? Belirtiniz.
    Evet her beyit kendi içinde bir bütündür. Yani şair her beyitte anlamı tamamlamıştır. Yüzden şiire belli isim verilemiyor.
    g.Beyitlerin ve şiirin temasını belirtiniz.
    Beyitlerin ve şiirin teması mecazi aşktır.
    2.Etkinlik
    Gazelin ahenk özelliklerini bularak aşağıdaki tabloya yazınız.
    KAFİYE-REDİF: etmediler-söyletmediler >”mediler” redif, “et”ler tam kafiye
    ÖLÇÜ: Aruz ölçüsü
    SES-SÖYLEYİŞ: Aruz ölçüsüyle beyitler halinde söylenmiştir. Her kelime aruz kalıbına uygun seslerden seçilmiştir.
    a. Aşağıda verilen kelime ve kelime gruplarının niteliklerini, şiirde kullanılış şekillerini belirleyiniz. Sonuçları yazılı olarak ifade ediniz.
    Servi: Sevgilinin boyu ve nazlı nazlı salınışı selvi(kavak ağacı)ye benzetilmiştir.
    Lale-had: lale kırmızı renginden dolayı şiirde sevgilinin yanağına benzetilmiştir.
    Gonca: Tam açılmamış güle gonca denir. Şiirde konuşma fırsatı bulamayan sevgili yerine kullanılmıştır.
    Abıhayat:hayat suyu, hayatın devamina vesile olan kan, ebedî hayata sebep olan mânevi değerler, kevser suyu gibi anlamlara gelir. Beyitte ölümsüzlük suyu anlamında kullanılmıştır. Abıhayata; bengi su, abı hayat, hayat suyu ya da dirilik suyu da denir. turkeyarena.net
    Lale: Lale Divân şiirinde kırmızı rengi ile sevgilinin yanağı ve âşığın gözyaşları lâleye benzetilir. Lâlenin ortasındaki siyahlık sevgilinin yanaklarına özenme ve onu kıskanma dolayısıyla bağrında meydana gelmiş bir yara, dağlama olur. Ciğeri kan olmak, bağrı yanmak, pürhun olmak vs. bu nedenle kullanılır. Ortasındaki karalığı ile lâle, üzerinde ben olan bir yanaktır. Sevgilinin yanağı ve âşığın gözyaşları lâleden daha kırmızıdır. Divân şâirinin sözünü ettiği lâle, çok zaman şakayık denilen gelincik lâlesidir.
    b. Saki ve mey sözcükleri arasındaki anlam ilişkisini aşağıya yazınız.
    Saki divan edebiyatında içki dağıtan kişilere verilen isimdir. Mey ise içki demektir. Saki içki meclislerinde mey dağıtır. Bu nedenler saki ile mey arasında yakın bir ilişki vardır.
    c. Gazelde geçen imgelerin kullanıldığı başka şiirlerden hatırladıklarınızı okuyunuz.
    Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
    Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı
    (Benim için gönül ateşinden başka yanan kimse yoktur / Sabah rüzgârından başka kapımı da kimse açmaz.) dizelerindeki "sabah rüzgârı sözü, yalnızlığı ve ilgi görmemeyi dile getiren, çağrışım gücü yüksek bir imgedir.
    Şehîd-i aşkın oldum lâle-zâr-ı dağdır sînem
    Çerâğ-ı türbetim şem’-i mezârım varsa sendendir.
    Şeyh Galip
    ‘‘ Gül hasretinle yollara dutsun kulağını
    Nergis gibi kıyamete dek çeksün intizar’’
    Bakî
    ç. Şiirde kendi anlamının dışında kullanılan kelimeleri belirtiniz.
    Saki, gonca, selvi, mey, Gülşen, lale…
    4.Etkinlik
    Şiirdeki edebî sanatları bulunuz. İmgelerle söz sanatlarının şiirdeki işlevini aşağıya yazınız.
    Lale-had-istiare
    Lale-gonca-selvi-tenasüp
    Çemen-teşhis
    Ey-nida
    Şiirde imgelerle söz sanatlarının işleri şiiri daha ilgi çekici hale getirmektir. Divan şiirinde söz sanatları ve imge çok önemli bir yer tutar.
    5.Etkinlik
    Gazelin hangi gelenekte yazıldığını belirtiniz.
    Şiir divan şiiri geleneğine bağlı kalınarak yazılmıştır.
    6.Etkinlik
    Şiirin size hissettirdiklerini ve şiirle ilgili yorumlarınızı aşağıdaki boş bırakılan yere yazınız.
    Hissettiklerim, Yorumlarım
    7.Etkinlik
    a.Necati'nin hayatı ve edebî kişiliği hakkındaki araştırmaları okuyunuz.
    b.Eserle şair arasındaki ilişkiyi tartışınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.
    Eser ile şair arasında doğrudan bir ilişki vardır. Şair kendi kültürünü, düşüncelerini, inançlarını eserlerine yansıtır. Biz şiire bakarak şairinin duygu ve düşüncelerine ulaşabiliriz.
    8.Etkinlik
    Şîrler pençe-i kahrımda olurken lerzân Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek
    Yavuz Sultan Selim (Selimî) Aslanlar kahreden pençelerimde titrerken
    Felek beni gözleri âhu gibi olan bir güzel karşısında aciz bıraktı.
    a.Osmanlı Devleti'nin üç kıtaya yayıldığı Yavuz Sultan Selim devrini de düşünerek yukarıdaki beyitte bulunan ses akışını ve onun çağrıştırdıklarını anlatınız.
    Devrin özelliği şiire yansımış. Çünkü şairler devrin koşullarından etkilenir ve bunu eserlerine zihniyet olarak yansıtır. Bizde bu şiirde Yavuz Sultan Selim devrinin ihtişamını görmekteyiz.

    1-GAZEL
    Divan şiirinde; çok yaygın olarak kullanılan bir nazım şeklidir. Aruz öçlüsüyle yazılır. Birinci beyit kendi arasında kafiyeli, diğer beyitlerin birinci mısraları serbest, ikinci mısraları birinci beyit ile kafiyelidir. Kafiye düzenini şematik olarak belirtmek gerekirse aa / ba / ca / da / ea / fa şeklinde ifade etmek mümkündür. Gazellerde beyitler arasında mana birliği olabileceği gibi, her beyit ayrı bir konuyu işlemiş de olabilir.

    Gazellerde aşk duyguları, şarap âlemleri, tabiat güzellikleriyle birleşmiş bir şekilde, canlı ve akıcı bir üslûpla dile getirilir.

    Gazelin ilk beyitine matla, son beyitine makta adı verilir. Matla beyitinden sonra gelen beyite hüsn-i matla, makta beyiti'nden bir önceki beyite ise hüsn-i makta denir. En güzel beyitine beyt'ül gazel, beyitleri arasında konu birliği bulunan gazellere yek-ahenk gazel, her beyiti aynı mükemmellikte söylenmiş olan gazellere ise yek-avaz gazel denir.

    Mısra sonlarındaki kafiyelerden aynı olarak mısra içlerinde de kafiye bulunan gazellere musammat gazel adı verilir. Değişik konularda yazılmış olmakla beraber, gazeller genellikle birer aşk şiirleridir. Sevgi bitmez tükenmez temasıdır. Gazellerin isimlendirilmeleri ya rediflerine göre veya ilk mısralarına göre olur. Ayrı kelime halinde redifleri olan gazeller bu rediflerine göre, olmayanlar ise ilk mısralarına göre adlandırılır.

    Divan edebiyatının en yaygın kullanılan nazım biçimidir. Önceleri Arap edebiyatında kasidenin tegazzül adı verilen bir bölümü iken sonra ayrı bir biçim halinde gelişmiştir. Gazelin beyit sayısı 5-15 arasında değişir. Daha fazla beyitten olaşan gazellere müyezzel ya da mutavvel gazel denilir.

    2-MÜSTEZAT
    Bir gazelin her dizesine bir kıt’a dize ekleyerek oluşturulan şiir biçimidir. Çoğunlukla aruzun "mef’ûlü/ mefâîlü/ mefâîlü/ feûlün kalıbı kullanılarak yazılırlar. Her dizeden sonra bu kalıbın ilk ve son birimleri olan mef’ûlü/ feûlün kalıbına uygun bir kısa dize söylenir. Eklenen bu kısa dizeye ziyade denir. Ziyadeler dizeden sayılmadığı için iki uzun iki kısa dizeden oluşan 4 dize bir beyit sayılır. Kısa dizeler okunsa da okunmasa da beytin anlamı bir bütün oluşturur. Ziyadesi bir satırdan fazla olan müstezatlar da vardır. Tez ziyadeli müstezatlara "sade" çift ziyadeli olanlara ise "çift" adı verilir.

    3-KASİDE
    Daha çok din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılan şiirlerdir. Kaside şairlerine kaside-gü (kaside söyleyen), kaside-sera ya da kaside-perdaz (kaside yazan) denir. Kaside 6 bölümden oluşur:
    Birinci bölüm 15-20 beyitliktir. Bu ilk bölüme, âşıkane duygular yer alıyorsa "nesib", bahar, tabiat, bayram gibi konulara değiniliyorsa "teşbib" adı verilir.
    İkinci bölüm girizgah ya da girizdir. Genellikle tek beyitten oluşur ve burada şair medhiyeye (övgüye) geçeceğini bildirir. Girizgah konuya uygun ve nükteli olmalıdır. Üçüncü bölüm medhiyedir. Bu bölümde asıl konu anlatılır. Beyit sayısı konuya ve şaire göre değişen medhiye bölümü kasidenin en sanatlı beyitlerini içerir. Kasidenin dördüncü bölümü tegazzüldür. Tegazzül, 5-12 beyit arasında değişir. Kasidenin başında ya da sonunda yer alabilir. Bu bölüm her kasidede bulunmayabilir.
    Beşinci bölüm fahriyedir. Şair bu bölümde de kendisini över. Kasidenin son bölümü duadır. Bu bölümde önceki beyitlerde övgüsü yapılan kişi için dua edilir.
    Kasideler, nesib bölümünde ele alınan konuya göre göre kaside-i bahariyye, kaside-i ramazaniyye, kaside-i hammamiyye olarak adlandırılır. Uyaklarına göre r harfi ile bitiyorsa kaside-i raiyye, l harfiyle bitiyorsa kaside-i lamiyye, m harfiyle bitiyorsa kaside-i mimiyye diye anlandırılır. Rediflerine göre de, tevhid, münacaat, methiye diye bölümlenir. Kasidenin en güzel beyiti "beyt-ül kaside"dir. Şairin adının geçtiği beyite ise "taç beyit" denir. Diğer şekil özellikleri gazele benzer.


    4-MESNEVÎ
    Kelime anlamı “ikili, ikişer ikişer”dir. İran edebiyatından alınmıştır. Klâsik halk hikâyeleri, destanî konular, aşk hikâyeleri, savaşlar, dinî ve felsefî konuları işlenir. Konu ne olursa olsun olaylar masal havası içinde anlatılır. Divan edebiyatının en uzun nazım şeklidir (beyit sayısı sınırsızdır). 20-25 bine kadar çıkabilir. Mesnevîde her beyit kendi içinde kafiyelidir: aa bb cc dd ee ...

    5-KIT’A:
    Genellikle iki beyitten oluşan şiirlerdir. Beyit sayısı bazen daha fazla olabilir. Kafiye düzeni gazelde olduğu gibi aa – xa – xa – xa … dır. Kıt’a’larda nükte, yergi ve fikir konuları işlenir.

    DÖRTLÜKLE KURULANLAR

    1-RÜBAİ
    Rubai, kendine özgü bir ölçüsü olan, 4 dizelik ( mısralık ) bir nazım biçimidir. Rubailerde birinci, ikinci, dördüncü dizeler uyaklı, üçüncü dize ise serbesttir. İki beyitlik kıtalar biçiminde yazılmış rubailer de vardır. Her dizesi birbiriyle uyaklı rubailere "rubai-i musarra" ya da "terane" adı verilir.

    Rubainin her dizesi ayrı bir ölçüde olabildiği gibi, dört dizesi de aynı ölçüde olabilir. Rubailer genellikle mahlassız şiirlerdir. Ve divan şairlerinin divanlarının sonunda rubaiyyat başlığı altında sıralanırlar. Bu türün tartışmasız en büyük şairi Ömer Hayyam’dır.

    Türk edebiyatında Mevlânâ’nın Farsça yazdığı felsefi rubailer bu türün hızla yayılmasına neden oldu. Kara Fazlî, Fuzuli 16. yüzyılda bu türün en usta örneklerini verdiler. Divan edebiyatı’nda 17. yüzyıl rubainin altın çağı oldu. Azmizade Haletî, yazdığı bin kadar rubai ile "en büyük Osmanlı rubai şairi" olarak tanındı. Cumhuriyet döneminin en büyük rubai ustası ise Yahya Kemal Beyatlı’dır. Arif Nihat Asya ise rubailerini "Rubaiyyat-ı Arif " adlı eserinde toplamıştır.

    2-TUYUĞ
    Tuyuğ, Türklerin yaratıp Divan şiirine kazandırdığı nazım şeklidir. Maninin Divan edebiyatındaki karşılığı sayılabilir.

    Tek dörtlükten oluşur. Kafiyelenişi rubaiyle aynıdır: aaxa. Genellikle lirik tarzda olan ve aaaa şeklinde kafiyelenen tuyuğlara "Musarra Tuyuğ" denir. Manide olduğu gibi, cinaslı uyak kullanılır. Halk şiirinde 11'li kalıpla söylenen mani biçimindeki şiirlere de tuyuğ denir. Aruzun yalnız "fâilâtün - fâilâtün - fâilün" kalıbıyla yazılır.

    Rubaide işlenen konular tuyuğda da işlenir. 14. yüzyıl Azerî şairi Kadı Burhanettin bu türün kurucusu sayılır. Çağdaşı Azerî şairi Nesimi ve 15. yüzyıl Çağatay şairi Ali Şir Nevai bu türde çokça ürün vermişlerdir.

    3-MURABBA
    Murabba bent adı verilen dört dizelik kıt'alardan oluşan şiir türüdür. Kelime anlamı "dörtlük" demektir.

    Uyak düzeni genelde aaaa/bbba/ccca/ddda/... şeklinde olmakla beraber, ilk bendi kafiyeli olmayan ya da sonraki bentlerde kafiyesi tekrarlanmayan murabbalar da vardır. Çoğu zaman üç ila yedi bentten oluşur.

    Divan edebiyatında 15. yüzyılda sultanü'ş-şuara (şairler sultanı) unvanlı Ahmet Paşa tarafından kullanılmıştır. Tanzimat edebiyatında da Namık Kemal bu türün başarılı örneklerini vermiştir.

    19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren şarkı şeklinde bestelenen eserlerin büyük bir kısmı murabba tarzında yazılmıştır.

    4.ŞARKI
    Divan şiirine Türklerin kazandırdığı bir türdür. Şarkı, Divan şiirinde bestelenmek için, uygun ölçü kalıpları ile yazılan ve çoğunlukla 4 dizelik bendlerden oluşan nazım birimidir. Kafiye düzeni; x değişken aa xa şeklindedir.

    Aruz ölçüsünün her kalıbı ile kullanılır. Dörtlüklerden kurulan musammat da denebilir. Murabbaya benzer. 5 ya da 6 dizelik bendlerden de oluşabilir. Üçüncü dizeye meyan, dördüncü dizeye nakarat denir. Aşk, sevgili, ayrılık, içki ve eğlence konularında yazılır. Divan edebiyatının ilk şarkı yazarı Nail-i Kadim’dir. Lale Devrinde ise en önemli temsilcisi Nedim’dir. En çok şarkıyı Enderunlu Vasıf yazmıştır.

    Müzikte, türkünün karşıtı olarak, Şarktan gelen, batılı anlamında kullanılır.

    Şarkı çeştli ses sanatçıları tarafından söylenerek Türk toplumunun musikisinde önemli bir yer tutmaktadır. Şarkıda şair son bendde mahlasını söyler. Şarkıda her bentin üçüncü mısrası miyan(orta) miyanhânedir. Miyan daha çok şarkının en güzel ve dokunaklı bölümüdür. Bestenin en önemli bölümüdür. Şarkıların konusu genellikle aşk, sevgilinin güzelliği, eğlence ve içkidir. Halk edebiyatında türkü türünün divan edebiyatına yansıması gibidir.


    BENTLERLE KURULANLAR:

    1-TERKİB-İ BENT
    Terkib-i bend bentlerle kurulan uzun bir nazım biçimidir. Yaşamdan, talihten şikâyet; felsefî düşünceler, dinî, tasavvufî konular ve toplumsal yergilerin işlendiği şiirlerdir. En az beş en fazla on bentten oluşur. Her bent de beş ila 10 beyitten oluşur. Bentlerin kafiye düzeni gazele benzer. Her bendin (terkib-hane, kıta) sonunda vasıta beyti denen bir beyit vardır. Her bendin sonunda farklı vasıta beyitleri kullanılır. Bunlar bentlerden ayrı olarak kendi aralarında uyaklanır. Bentlerin kafiyelenişi gazeldeki gibidir. aa xa xa xa xa xa bb cc xc xc xc xc xc dd ... (aa aa aa aa aa aa bb cc cc cc cc cc cc dd) Edebiyatımızda Bağdatlı Ruhî ve Ziya Paşa bu türün iki önemli şairidir. İkisi de toplumsal konularda terkib-i bent yazmıştır.

    2-TERCİ-İ BEND
    Terci-i bend, uyakları(kafiyeleri) gazel biçiminde düzenlenmiş "hane" adı verilen 5-10 beyitlik şiir parçalarının (genellikle 5-12 hane) "vasıta" denen ve sürekli yinelenen bir beyit ile birbirine bağlanmasından oluşan nazım biçimidir.

    Bent sayısı ve bentlerdeki beyit sayısı bakımından terkib-i bentle aynıdır. Beyitler terkib-i bent gibi uyaklanır. Terci-i bentte bentleri birbirine bağlayan vasıta beyiti her bentten sonra aynen tekrarlanır.

    Terci-i bentte vasıta beyiti aynen tekrarlandığı için konular arasında uyum olmak zorundadır. Dolayısıyla terci-i bentte konu bütünlüğü vardır. Vasıta beyitinin uyaklanışı ise farklıdır.

    3-MÜSEDDES
    Aynı ölçüde altışar dizelik bendlerden oluşan nazım biçimidir. İlk bendin bütün dizeleri birbirleriyle, sonraki bendlerin bir ya da iki dizesi ilk bend ile uyaklıdır. İlk bendin son ya da son iki dizesi her bendin sonunda yinelenirse "mütekerrir müseddes", sonraki bendler ile ilk bend yalnızca uyak yönünden benziyorsa "müzdeviç müseddes" adını alır. Müseddeslerin uzunluğu 5-8 bend arasında değişir. Konuları tasavvuf ve felsefedir.

    4-MUHAMMES
    Muhammes, beş dizelik bölümler halinde söylenen nazım şeklidir.
    Bir muhammesin ilk beşliğindeki son dizenin, aynı beşlikteki diğer dört dize ile kafiyeli olması şart değildir. Beşlik sayısı bir kayda bağlı değildir. Bend sayısı 4-8 arasında değişir. Aruz ölçüsüyle yazılır.

    İlk bendin 5 dizesi birbirleriyle, sonraki bendlerin son bir ya da iki dizesi ilk bend ile uyaklıdır. Son bir ya da iki dize, her bendin sonunda aynen tekrarlanıyorsa bu muhammese "muhammes-i mütekerrir", bu dizelerin ilk bend ile yalnızca uyak yönünden uyuştuğu muhammeslere ise "muhammes-i müzdeviç" adı verilir. Muhammeslerde çoğunlukla felsefî düşünceler, tasavvuf konuları ele alınır. En çok Muhibbî (Kanuni Sultan Süleyman) eser vermiştir.

    Muhammes her konuda yazılabilir. Felsefî bir fikir, bir düşünce, bir dünya görüşü, övgü, aşk, sevgiliyi özleyiş muhammeslerin konusu olabilir. Son bendde şair­ler mahlaslarını söylerler.

    5-TAŞTİR
    Taştir, bir gazelde her beytin iki mısrasının arasına iki veya üç mısra ekleyerek manzume meydana getirmektir. Divan edebiyatı nazım şeklidir.

    Kelime, Arapça "bir şeyin yarısı, iki cüzünden bir cüzü" anlamındaki şatr kökünden gelir. Taştirde, aynı vezin ve kafiyede, araya iki mısra girerse terb-i mutarraf, üç mısra girerse tahmis-i mutarraf olur.

    Edebiyatımızda XVIII. yüzyıldan sonra örnekleri görülen taştir çok az kullanılan bir şekildir. En çok Halveti şeyhlerinden Aydi Baba yazmıştır.

    B-TÜRLER
    1-Münacat
    Konusu Allah’a yakarış olan şiirlerdir. Genellikle kaside, ender olarak da gazel, kıta, mesnevî biçiminde yazılmıştır. Türk edebiyatına 13. yüzyıldan sonra girdi. Divan şairlerinin genellikle divanlarının başına koydukları münacatların temel konusu, zayıf ve çaresiz durumdaki insanın yüce ve güçlü Allah’a yalvarıp ondan yardım istemesidir. Hazreti Muhammet’i övmek amacıyla yazılmış şiirlerdir. Hazreti Muhammet’in çeşitli özellikleriyle mucizelerinin dile getirildiği bu şiirler daha çok kaside biçimiyle yazılmıştır. Na’t’lara divanların başında tevhid ve münacatlardan sonra yer verilmiştir. Na’t yazmakla ünlü kişilere na’t-gü, özel dinsel törenlerde na’t okuyanlara ise na’t-han denir. Fuzuli’nin Su Kasidesi divan edebiyatının en tanınmış na’tıdır Türk tasavvuf müziğindeki bir form da bu adla bilinir.
    2-Tevhid
    Allah’ın birliğini ve ululuğunu anlatan şiirlere tevhid denir. Genellikle kaside biçiminde yazılırlar. Tevhidde Allah’ın büyüklüğü, sıfatları, kudretinin sonsuzluğu, tasvir ve hayal edilebilen şeylerden soyutlanması, hiçbir şeyin ona eş ve benzer olamayışı, bütün kudret ve ilimlerin ona ait oluşu gibi özellikler sanatlı bir üslûpla anlatılır. Allah karşısında kulun acizliği vurgulanır. En ünlü tevhid manzumesini Nâbî yazmıştır.
    3-Na’t
    Na’t öncelikle, Hz. Peygamber’i övmek, ona duyulan saygı, sevgi ve şevki dile getirmek, ondan şefaat dilemek gibi amaçlarla yazılan manzumeler için kullanılır. Bunların nazım şekilleri çeşitlidir: Gazel, kaside, mesnevî, terkib-i bend, terci-i bend, müstezad vs. olabilir, beyitler veya dörtlüklerle yazılabilir; Beyit sayısı 6-7’den, yüzlerce beyte kadar değişir.
    Na’t, özellikle Hz. Peyganber için yazılan manzum eserdir; ancak tasavvufun etkisiyle bazı veliler ve tarikat pirleri için de na’tlar yazıldığı olmuştur; Na’t-ı Hazret-i Ali, Na’t-ı Mevlânâ gibi
    4-Medhiye
    Bir kimseyi övmek için genellikle kaside biçiminde yazılan şiir ya da düzyazıdır. Az olmakla birlikte gazel, mesnevî, musammad gibi nazım biçimlerinde mediyeler de vardır. Padişah, vezir, şeyhülislam gibi devlet ileri gelenleri ya da halifelerle, başka din ve tarikat büyükleri için yazılmışlardır. Bu türün en güzel örneğini Nef’i vermiştir.
    5-Hicviye
    Bir kişiyi, kurumu, toplumsal olayı, geleneği yeren söz, düzyazı ya da şiir türüne verilen addır. Hicviye, gazel, kaside, murabba, muhammes gibi nazım biçimleriyle yazılmıştır. Divan edebiyatında en önemli hicviyelerden biri Nef’i’nin Siham-ı Kaza’sıdır.
    6-Mersiye
    Bir ölünün ardından duyulan üzüntü ve acıyı anlatmak, ölen kişiyi övmek amacıyla kaleme alınan düzyazı ya da şiirdir. Kutsal günlerde, ölüm törenlerinde mersiye okuyan kişiye de mersiyehan denir. Lirik bir anlatımın egemen olduğu manzum mersiyeler genellikle terkib-i bend biçiminde yazılır. Ayrıca kaside ve terci-i bend biçiminde yazılmış manzum mersiyeler de vardır. Yahya Bey, Rahmî, Fazli, Nisayi, Müdami’nin, Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzade Mustafa için yazdıkları mersiyeler gibi. Ayrıca savaşlarda kaybedilen yerler için yazılan mersiyelere "vatan mersiyesi" denir. Hayvanların ölümü için yazılmış mersiyeler de vardır.
     
  17. EmRe

    EmRe New Member

    Sayfa 113-118

    9.Etkinlik
    Şiirin yapısını belirleyerek aşağıya yazınız.
    a.Şiirin birim değerini ve sayısını aşağıya yazınız.
    b.Şiirin bütününde ve birimlerinde ne anlatıldığını kısaca yazınız. Birimler arasındaki ilişkiyi belirtiniz.
    c.Şiirden bir veya iki birim attığımızda şiirin anlamı değişiyor mu? Sözlü olarak ifade ediniz
    d.Şiirin nesib, girizgâh, methiye, tegazzül, fahriye, dua bölümünü gösteriniz.
    e.Yapı özelliklerini belirlediğiniz şiire ne ad verildiğini belirtiniz.
    f.Şiirde dile getirilen duygunun anlatıldığı günümüz şiirlerinden hatırladıklarınızı okuyunuz.

    10.Etkinlik
    Kasidenin ahenk özelliklerini bularak aşağıdaki tabloya yazınız.
    KAFİYE-REDİF: Su”lar redif, “are”ler zengin kafiye
    ÖLÇÜ: Aruz ölçüsü
    SES-SÖYLEYİŞ: Aruz ölçüsüyle beyitler halinde söylenmiştir. Her kelime aruz kalıbına uygun seslerden seçilmiştir.

    11.Etkinlik
    a) Şiirde kendi anlamı dışında kullanılan kelimeleri belirleyiniz. Aşağıdaki şablona yazınız.
    Su: Hz. Peygamber yerine kullanılmış.
    Ateş: dert, sıkıntı, heyecan anlamında kullanılmış.
    Gönül: İnsan yerine kullanılmış. turkeyarena.net
    Peykan: okun ucundaki demire denir. Metinde gönlü yaralan dert anlamında kullanılmıştır.
    Gül: Hz. Peygamberin yüzü anlamında kullanılmış.
    Servi: Sevgilinin boyu yerine kullanılmıştır.
    b) Kendi anlamları dışında kullanılan kelimelerin şiiri nasıl etkilediğini belirtiniz.
    Bu kelimeler şiirin çok anlamlı olmasını sağlıyor. Bu şekilde okuyucu şiirden daha çok anlam çıkarabilir. Kelimelerdeki çok anlamlılık şiirler için bir zenginliktir.

    12.Etkinlik
    İncelediğiniz şiirde divan şiirinde kullanılan ortak imgelerden hangileri vardır? Bu imgeler nasıl kullanılmıştır, yazınız.
    Şiirdeki imgeler, İmgelerin nasıl kullanıldığı

    Hz. Peygamberin su olarak düşünülmesi
    Gözün gönüldeki ateşleri söndürmeye çalışması
    Gözden akan suların renginin gökyüzüne aks etmesi
    Hz.Peygamberin yüzü gibi bir gülün olması
    Suyun aşık olduğu için akması
    Hz.Peygamberin inci olması
    İmgeler şiirde bir hayal unsuru olarak bulunur. Şairin düşünce dünyası gösterir.

    13.Etkinlik
    Şiirdeki edebî sanatları bularak tahtaya yazınız.

    1. beyit
    ey: Nida sanatı,
    göz: Teşhis= kişileştirme,
    od: (aşk ateşi): Açık istiare

    4.beyit
    Dil-i mecruh: Teşhis,
    Peykan: (=kirpik): Açık istiare,

    5. beyit
    Abartma (=Mübalağa): Beytin tamamı,
    yüz - gül: Teşbih-i Beliğ (Güzel benzetme

    8.beyit
    Dil-i bimar: Teşbih-i Beliğ, tig: Açık istare

    13.beyit
    S : Aliteresyon

    14.Etkinlik
    a.Şiirde anlatılanların yaşanabilirliğini tartışınız. Sonuçları defterinize yazınız.
    Şiirde anlatılanların bazıları yaşanmış olaylar bazıları ise yaşanması mümkün olmayan şiirin çekiciliğini arttırmak için yapılan benzetmelerdir.

    b.Şiirde gözlem yapılmış mıdır? Sözlü olarak ifade ediniz.
    Evet şiirde gözlem yapılmış, tabiat gözlenmiş ve tabiattaki varlıklar şiirde benzetme ve kişileştirme olarak kullanılmıştır.

    15.Etkinlik
    Şiiri, birimleri oluşturan düşünceleri de göz önünde bulundurarak yorumlayınız. Düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.
    Su kasidesi Hz. Peygamberin özelliklerinin şiir tadında anlatıldığı en güzel şiirlerden birisidir.

    16.Etkinlik
    Şiirin size hissettirdiklerini ve şiir hakkındaki yorumlarınızı aşağıdaki boş bırakılan yere yazınız.
    Hissettiklerim, Yorumlarım

    17.Etkinlik
    Okuduğunuz kasideden hareketle Fuzûlî'nin fikrî ve edebî yönü hakkında çıkarımlarda bulunarak bunları kavram haritasına yazınız.

    Fuzuli:
    · Fuzûlî, Azeri asıllı Türk divan şairidir.
    · Asıl adı Mehmet oğlu Süleyman'dır.
    · Öğrenimi hakkında kesin bir bilgi olmayıp, eserlerinden İslâmî bilimler ve dil alanında çok iyi bir eğitim aldığı anlaşılmaktadır.
    · Türkçe divanının önsözünde “Bilimsiz şiir temelsiz duvar gibidir, temelsiz duvar da değersizdir.” demektedir.
    · Türkçe divanındaki şiirlerini Azerî lehçesinde yazmıştır.
    · Aynı zamanda Arapça ve Farsça divanlarından bu dilleri de çok iyi bildiği anlaşılmaktadır.
    · Eserlerinde kullandığı dil dönemindeki divan şairlerine göre daha sade, anlaşılır bir Türkçedir.
    · Halk deyişlerinden bolca yararlanmıştır. turkeyarena.net
    · Bedensel zevklerden ziyade tasavvufî bir aşk, ehlibeyte duyulan özlem, ayrılık acısı şiirlerinin konusunu teşkil etmiştir.
    · Duygu ve düşüncelerini çok içten ve lirik bir şekilde ifade etmeyi kolayca başarmıştır.
    · Bu açıdan bakıldığında Türk şiirinde karşılaştırılabileceği tek şair Yunus Emre'dir. Leyla ve Mecnun mesnevîsi aynı konuda yazılmış (Arapça ve Farsça dâhil) en iyi mesnevîlerden biridir.
    · İran şiirinden Hafız, Türk şiirinden ise Nesimî ve Nevâî çizgisini en başarılı şekilde kemale erdirmiştir.
    · Kendisinden sonra gelen bütün divan şairlerini etkilemiştir.
    · Kanunî'nin Bağdat'ı fethinden sonra (1534) padişaha kasideler sunmuştur.
    · Padişah tarafından beğenilen kasideler karşılığında dokuz akçelik maaşla ödüllendirilmiştir.
    · Maaşını alamayınca Şikayetnãme'yi yazmıştır.
    · Şikayetnãme Fuzuli'nin en önemli eserlerinden biridir. Şikâyetnâmesinde Fuzuli şöyle der: “Selam verdim rüşvet değildir diye almadılar. Hüküm gösterdim faydasızdır diye mültefit olmadılar.”

    18.Etkinlik
    Fuzûlî'nin hayatı ve edebî kişiliği hakkında çıkarımlar yaparak eserle şair arasındaki ilişkiyi belirleyiniz. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

    19.Etkinlik
    a. Su kasidesinde bahsedilen Ahmed-i Muhtar'ın kim olduğunu ve şiirdeki işlevini tartışınız. Sonuçları yazılı olarak ifade ediniz.
    Ahmed-i Muhtar Hz. Peygamberdir.
    b.Şiirin hangi gelenekte yazıldığını belirtiniz.
    Şiir divan şiiri geleneğine göze yazılmıştır.
    c.Sizce gazel ve kaside kimler için yazılmıştır? Bunların belli bir okuyucu kitlesi var mıdır? Düşüncelerinizi belirtiniz.
    Gazel dünyalık bir sevgili için yazılmışken, kaside Hz. Peygamberi övmek için yazılmıştır. Gazelin ve kasidenin kendine göre bir okuyucu kitlesi vardır. Herkes dendi düşünce dünyasına uygun şiirleri sever ve okur.

    20.Etkinlik
    Gazel ve kaside hakkında öğrendiklerinizi aşağıdaki boş bırakılan yere yazınız.
    GAZEL
    · Divan şiirinde; çok yaygın olarak kullanılan bir nazım şeklidir.
    · Aruz öçlüsüyle yazılır.
    · Kafiye düzenini aa / ba / ca / da / ea / fa şeklindedir.
    · Gazellerde beyitler arasında mana birliği olabileceği gibi, her beyit ayrı bir konuyu işlemiş de olabilir.
    · Gazellerde aşk duyguları, şarap âlemleri, tabiat güzellikleriyle birleşmiş bir şekilde, canlı ve akıcı bir üslûpla dile getirilir.
    · Gazelin ilk beyitine matla, son beyitine makta adı verilir.
    · Matla beyitinden sonra gelen beyite hüsn-i matla, makta beyiti'nden bir önceki beyite ise hüsn-i makta denir.
    · En güzel beyitine beyt'ül gazel, beyitleri arasında konu birliği bulunan gazellere yek-ahenk gazel, her beyiti aynı mükemmellikte söylenmiş olan gazellere ise yek-avaz gazel denir.
    · Mısra sonlarındaki kafiyelerden aynı olarak mısra içlerinde de kafiye bulunan gazellere musammat gazel adı verilir.
    · Değişik konularda yazılmış olmakla beraber, gazeller genellikle birer aşk şiirleridir. turkeyarena.net
    · Divan edebiyatının en yaygın kullanılan nazım biçimidir.
    · Önceleri Arap edebiyatında kasidenin tegazzül adı verilen bir bölümü iken sonra ayrı bir biçim halinde gelişmiştir.
    · Gazelin beyit sayısı 5–15 arasında değişir. Daha fazla beyitten olaşan gazellere müyezzel ya da mutavvel gazel denilir.

    KASİDE
    · Daha çok din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılan şiirlerdir.
    · Kaside 6 bölümden oluşur: Birinci bölüm 15-20 beyitliktir. Bu ilk bölüme, âşıkane duygular yer alıyorsa "nesib", bahar, tabiat, bayram gibi konulara değiniliyorsa "teşbib" adı verilir.
    İkinci bölüm girizgâh ya da girizdir. Genellikle tek beyitten oluşur ve burada şair medhiyeye (övgüye) geçeceğini bildirir. Girizgah konuya uygun ve nükteli olmalıdır. Üçüncü bölüm medhiyedir. Bu bölümde asıl konu anlatılır. Beyit sayısı konuya ve şaire göre değişen medhiye bölümü kasidenin en sanatlı beyitlerini içerir. Kasidenin dördüncü bölümü tegazzüldür. Tegazzül, 5-12 beyit arasında değişir. Kasidenin başında ya da sonunda yer alabilir. Bu bölüm her kasidede bulunmayabilir. Beşinci bölüm fahriyedir. Şair bu bölümde de kendisini över. Kasidenin son bölümü duadır. Bu bölümde önceki beyitlerde övgüsü yapılan kişi için dua edilir.
    · Kasideler, nesib bölümünde ele alınan konuya göre göre kaside-i bahariyye, kaside-i ramazaniyye, kaside-i hammamiyye olarak adlandırılır. Uyaklarına göre r harfi ile bitiyorsa kaside-i raiyye, l harfiyle bitiyorsa kaside-i lamiyye, m harfiyle bitiyorsa kaside-i mimiyye diye anlandırılır.
    · Rediflerine göre de, tevhid, münacaat, methiye diye bölümlenir. Kasidenin en güzel beyiti "beyt-ül kaside"dir.
    · Şairin adının geçtiği beyite ise "taç beyit" denir.
    · Diğer şekil özellikleri gazele benzer.
     
  18. EmRe

    EmRe New Member

    Sayfa 119-122

    4. XV. Yüzyıldan XIX. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlı Edebiyatı
    A. Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler (Şiir)

    3. Metin
    l.Rubai
    Ahval-i cihânı her zaman söyleşelim
    Ammâ gam-ı aşkımız nihan söyleşelim
    Ey vâkıf-ı râz-ı aşk olan ârif-i cân
    Ney gibi seninle bî-zeban söyleşelim
    Azmizâde Hâletî
    Günümüz Türkçesiyle
    Dünya hâllerini her zaman konuşalım Fakat aşkımızın kederini gizli konuşalım Ey aşk sırlarını bilen gönül bilgini Ney gibi seninle dilsiz konuşalım

    2. Rubai
    Geldikçe hayâl-i yâr pür cûş olurum
    İrdükçe peyâmı ser-be-ser gûş olurum
    Nâ-gâh görinse sâye-i divârı
    Çün merdüm-i sâyedür bîhûş olurum
    Azmizâde Hâletî
    Günümüz Türkçesiyle
    Sevgilinin hayali belirdikçe coşarım Haberi geldikçe baştan başa kulak olurum Birden bire duvarının gölgesi görünse İnsanın cansız gölgesi gibi kendimden geçerim

    3. Rubai
    Ey dil hele âlemde bir âdem yoğ imiş
    Var ise de ehl-i dile mahrem yoğ imiş
    Gam çekme hakîkatte eğer ârif isen
    Farz eyle ki el'ân yine âlem yoğ imiş

    Nefî
    Günümüz Türkçesiyle
    Ey gönül şu dünyada bir insan yok imiş Varsa da gönül ehline gizli yok imiş Eğer gerçekten bilgili isen üzüntü çekme Farz et ki şimdi dünya yine yok imiş.

    4. Rubai

    Esrârını dil zaman zaman söyler imiş

    Hengâme-i gamda dâstan söyler imiş

    Işk ehli olub da mihnet-i hicrâne

    Ben sabr iderin diyen yalan söyler imiş
    Azmizâde Hâletî
    Günümüz Türkçesiyle
    Gönül gizliliklerini zaman zaman söylermiş Acıya düştüğü dönemde destan söylermiş Sevgiye kapılıp da ayrılık acısına Ben katlanırım diyen yalan söylermiş

    21.Etkinlik
    Okunan rubailerin yapısını belirleyerek aşağıya yazınız.
    a.Şiirin birim değerini ve sayısını aşağıya yazınız.
    b.Şiirin bütününde ve birimlerinde ne anlatıldığını kısaca yazınız. Birimler arasındaki ilişkiyi tartışınız. Sonuçları yazılı olarak ifade ediniz.
    c.Dörtlükten bir veya iki dize attığımızda rubainin anlamı değişiyor mu? Sözlü olarak ifade ediniz. turkeyarena.net
    Evet değişiyor. Anlam dört dize tamamlanmıştır.
    d.Yapı özelliklerini belirlediğiniz şiire ne ad verildiğini söyleyiniz.
    Bu şiirler yapı özelliklerine göre rubaidir.
    e.Şiirde dile getirilen duygunun anlatıldığı günümüz şiirlerinden hatırladıklarınızı okuyunuz.

    22.Etkinlik
    Rubailerin ahenk özelliklerini bularak aşağıdaki şablona yazınız.

    23.Etkinlik
    a) Şiirde kendi anlamı dışında kullanılan kelimeleri belirleyiniz. Aşağıdaki şablona yazınız
    b) Kendi anlamları dışında kullanılan kelimelerin şiiri nasıl etkilediğini belirtiniz.
    Şiir çok anlamlı bir metin türü olduğu için şiirde kendi anlamı dışında kullanılan kelimeler şiirin çok anlamlı olmasına yardımcı oluyor. Bu yüzden şiirlerde kelimelerin kendi anlamları dışında kullanılması şiirin çağrışım gücünü arttırmaktadır.

    24.Etkinlik
    İncelediğiniz şiirde divan şiirinde kullanılan ortak imgelerden hangileri vardır? Bu imgeler nasıl kullanılmıştır, yazınız.
    Şiirdeki imgeler:
    Gönülün bir insan gibi hayal edilmesi
    Neyin sessiz konuşan bir insan gibi hayal edilmesi
    İmgelerin nasıl kullanıldığı:
    İmgeler şiirde şairin vermek istediği mesajı somutlaştırma yarar. Bu dörtlüklerdeki imgelerde bu amaca hizmet etmiştir.

    25.Etkinlik
    Şiirdeki edebî sanatları bularak aşağıya yazınız.
    Ney gibi:teşbih
    Gönül: kapalı istiare-teşhis
    Dilsiz konuşma: tezat
    Merdüm-i saye:teşbih

    26.Etkinlik
    a.Şiirde anlatılanların yaşanabilirliğini tartışınız. Sonuçları tahtaya sıralayınız.
    Şiirde şairler kendi iç derinliklerinde duyguları dile getirmişlerdir. Bu duyguları yaşayanlar için dörtlüklerde söylenenlerin benzeri yaşanabilir ;ama aynısının yaşanması mümkün değildir. turkeyarena.net
    b.Şiirde gözlem yapılmış mıdır? Sözlü olarak ifade ediniz.
    Gözlem yapılmıştır. Metindeki benzetmeler bu gözlemin sonucudur.

    27.Etkinlik
    Şiiri, birimleri oluşturan düşünceleri de göz önünde bulundurarak yorumlayınız. Düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.

    28.Etkinlik
    Rubailerin size hissettirdiklerini ve şiirler hakkındaki yorumlarınızı aşağıdaki metin kutusuna yazınız.
    Hissettiklerim

    29.Etkinlik (Okul dışı etkinlik)
    Azmizâde Hâleti'nin hayatı ve edebî kişiliği hakkında çıkarımlar yaparak eserle şair arasındaki ilişkiyi belirleyiniz. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.
    İstanbulludur. 16.yüzyıl âlimlerinden Pir Muhammed Azmi Efendi’nin oğludur. 1570 yılında İstanbul’da doğmuştur. Babasının mesleğini takip ederek medrese eğitimi almış, Hoca Sadettin Efendi’den dersler almış, 21 yaşında müderris olmuştur.

    Haleti, gazel ve kasidelerinden çok rubaileriyle tanınmış bir şairdir. 17. Asırdan itibaren şiir kitaplarında Haletinin rabilerine rastlanır. Haleti İslami tasavvuf düşüncesini, Türk şairleri içerinde hemen hemen hiçbir kimsenin muvaffak olamadığı bir maharetle rubailer ile ifade etmiştir.

    Şairliği yanında devrinin tanınmış âlimlerinden biri olarak da şöhret bulan Haleti’nin öldüğü zaman 3-4 bin cilt kitap bıraktığı bildirilmiştir.

    30.Etkinlik
    Rubailerden hareketle Azmizâde Hâleti'nin edebî ve fikrî yönüyle ilgili çıkarımlarınızı aşağıdaki kavram haritasına yazınız.
    Âlim ve bilgindir.
    Rubaileriyle tanınmıştır.
    Tasavvuf düşüncesini rubailerinde çok iyi işlemiştir.
    Birçok eser yazmıştır.
    Ömer Hayyam gibi rubailer yazdığı için “Hayyam-ı Rum” lakabıyla tanınmıştır.
    Şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmıştır.
    Divan şiirine yeteri kadar hâkimdir.
    Devrine göre oturmuş bir dili vardır.
     
  19. EmRe

    EmRe New Member

    Sayfa 123-126

    XV. Yüzyıldan XIX. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlı Edebiyatı
    A. Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler (Şiir)

    4. Metin
    Sevdiğim cânım yolunda hâk ile yeksân olduğum
    Îyddir çık nâz ile seyrâna kurbân olduğum
    Ey benim aşkında bülbül gibi nâlân olduğum
    Îyddir çık nâz ile seyrâna kurbân olduğum
    Cümle yâran sana uşşâk olduğun bilmez misin
    Cümlenin tâkatleri tâk olduğun bilmez misin
    Şimdi âlem sana müştâk olduğun bilmez misin
    Îyddir çık nâz ile seyrâna kurbân olduğum
    Gâhi Feyz-âbâda doğru azmedüp eyle safâ
    Âsaf-âbâda gelüp gâhî salın ey meh-likâ
    Gel hele gör sahn-ı Sa'dâbâda hiç olmaz behâ
    Îyddir çık nâz ile seyrâna kurbân olduğum
    Kaplatup gül penbe şâlı ferve-i semmûruna
    Ol siyeh zülfü döküp ol sine-i billuruna
    Itr-ı şâhiler sürüp ol gerden-i kâfuruna
    Îyddir çık nâz ile seyrâna kurbân olduğum
    Sen açıl gül gibi zâr ile hezâr olsun Nedîm
    Bend bend olsun hâm-ı zülfün şikâr olsun
    Nedîm Sen salın cânâ yolunda hâksâr olsun
    Nedîm Îyddir çık nâz ile seyrâna kurbân olduğum
    Nedîm

    Günümüz Türkçesiyle
    1.dörtlük: Sevdiğim, canım yolunda toprakla bir olduğum! Kurban olduğum, bayramdır, nazla gezmeye çık! Ey aşkı uğrunda bülbül gibi ağlayıp feryat ettiğim! Kurban olduğum, bayramdır, nazlı nazlı gezin, dolaş!
    2.dörtlük: Bütün dostların sana âşık olduğunu bilmez misin? Hepsinin artık tahammülleri kalmadığını bilmez misin? Şimdi herkesin seni özlediğini bilmez misin? Kurban olduğum, bayramdır, nazla gezmeye çık!
    3.dörtlük: Bazen Feyzâbâda doğru gidip eğlen, bazen de -ey ay yüzlü!- Âsafâbâda gelerek salın, yürü. Hele gel de Sâdâbâd meydanının paha biçilmez güzelliğini gör. Kurban olduğum, bayramdır, nazla gezmeye çık!
    4.dörtlük: Gül pembe şalı samur kürküne kaplatarak o siyah zülfü billur göğsüne dökerek ve o bembeyaz gerdanına ıtrışahiler sürerek gezmeye çık, -kurban olduğum!- bayramdır.
    5.dörtlük: Sen gül gibi açıl da Nedîm ağlayarak bülbül olsun. Zülfünün kıvrımları düğüm düğüm olsun da Nedîm onlara tutulsun, avlansın. Ey sevgili! Sen salın da Nedîm ayağının altına serilsin. Kurban olduğum, bayramdır, nazla gezinmeye çık!

    31.Etkinlik
    Şiirin yapısını belirleyerek aşağıya yazınız.
    a.Şiirin birim değerini ve sayısını aşağıya yazınız.
    b.Şiirin bütününde ve birimlerinde ne anlatıldığını kısaca yazınız. Birimler arasındaki ilişkiyi tartışınız. Sonuçları yazılı olarak ifade ediniz.
    c.Şiirden bir veya iki birim attığımızda şarkının anlamı değişiyor mu? Sözlü olarak ifade ediniz. turkeyarena.net
    d.Yapı özelliklerini belirlediğiniz şiire ne ad verildiğini şiirin başlık bölümüne yazınız.
    e.Şiirde dile getirilen duygunun anlatıldığı günümüz şiirlerinden hatırladıklarınızı okuyunuz.

    32.Etkinlik
    Şarkının ahenk özelliklerini bularak aşağıdaki şablona yazınız.

    33.Etkinlik
    a) Şiirde kendi anlamı dışında kullanılan kelimeleri belirleyiniz. Aşağıdaki şablona yazınız
    b) Kendi anlamları dışında kullanılan kelimelerin şiiri nasıl etkilediğini belirtiniz.
    Şiir çok anlamlı bir metin türü olduğu için şiirde kendi anlamı dışında kullanılan kelimeler şiirin çok anlamlı olmasına yardımcı oluyor. Bu yüzden şiirlerde kelimelerin kendi anlamları dışında kullanılması şiirin çağrışım gücünü arttırmaktadır.

    34.Etkinlik
    İncelediğiniz şiirde divan şiirinde kullanılan ortak imgelerden hangileri vardır? Bu imgeler nasıl kullanılmıştır, yazınız.
    Şiirdeki imgeler: Bülbül gibi inleyip feryad etme, Salınarak yürümek,Gül gibi açılmak

    İmgelerin nasıl kullanıldığı: İmgeler şiirde şairin vermek istediği mesajı somutlaştırma yarar. Bu dörtlüklerdeki imgelerde bu amaca hizmet etmiştir.

    35.Etkinlik
    Şiirdeki edebî sanatları bularak aşağıya yazınız.

    Ey benim aşkında bülbül gibi nâlân olduğum

    Nida-teşbih
    Cümle yâran sana uşşâk olduğun bilmez misin

    İstifham
    Şimdi âlem sana müştâk olduğun bilmez misin

    Mübalağa
    Âsaf-âbâda gelüp gâhî salın ey meh-likâ

    Nida-teşbih
    Ol siyeh zülfü döküp ol sine-i billuruna

    Teşbih
    Sen açıl gül gibi zâr ile hezâr olsun Nedîm

    Teşbih

    36.Etkinlik
    a.Şiirde anlatılanların yaşanabilirliğini tartışınız. Sonuçları defterinize yazınız.
    Şiirde şairler kendi iç derinliklerinde duyguları dile getirmişlerdir. Bu duyguları yaşayanlar için dörtlüklerde söylenenlerin benzeri yaşanabilir; ama aynısının yaşanması mümkün değildir.
    b.Şiirde gözlem yapılmış mıdır? Sözlü olarak ifade ediniz.
    Gözlem yapılmıştır. Metindeki benzetmeler bu gözlemin sonucudur.

    37.Etkinlik
    Şiiri, birimleri oluşturan düşünceleri de göz önünde bulundurarak yorumlayınız. Düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.
    Şiir bir aşığın sevgilisinden beklentilerini dile getirmektedir. Bu doğrultuda herkesin sevdiğini görmesini istiyor, herkesin dolaştığı seyir yerlerine sevdiğinin gelmesini istiyor. Şiir bu yönleriyle duygunun ve gözlemlerin birleştiği bir metin haline gelmiştir.

    38.Etkinlik
    Şarkının sizde uyandırdığı hisleri aşağıdaki metin kutusuna yazınız.
    Hissettiklerim

    39.Etkinlik (Okul dışı etkinlik)
    Nedim'in hayatı ve edebî kişiliği hakkında çıkarımlar yaparak eserle şair arasındaki ilişkiyi belirleyiniz. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.
    NEDİM

    · Merzifonlu Mehmet Efendi'nin oğlu olan Nedim (asıl adı Ahmet), 18. yüzyıl divan şairlerindendir.
    · 1681 yılında İstanbul'da doğmuştur.
    · Medrese eğitimine daha küçük yaşlarda başlamış, Arapça öğrenmiş, müderrislik ve mahkeme naipliği yapmıştır.
    · Şiirlerini çok seven Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın sayesinde Sultan III. Ahmet'in de bulunduğu toplantılara katılmış ve sultanın beğenisini celp etmiştir.
    · Ölümü hakkında ise çeşitli iddialar vardır ki bunlar arasından gerçeğe en yakın olanı Patrona Halil İsyanı sırasında bir evin damından düşerek öldüğüdür(1730).
    · Lâle Devri şairi olan Nedim, neşeli şarkılar ve gazeller kaleme almış, eserlerinde sık sık aşk, şarap ve zevk mefhumlarını işlemiştir.
    · Divan edebiyatındaki soyut sevgili ve mekânlar Nedim'in şiirlerinde somuta dönüşür.
    · Zevk, eğlence, içki şiirlerinin temelini oluşturmuştur.
    · Soğuk ve yapmacı anlatımdan kaçınmış, anlatmak istediklerini içten bir şekilde şiirlerine dökmüştür. Bunları da daha çok gazelleriyle anlatmıştır.
    · Büyük şair, divan şiirinin katı kurallarına herkes gibi uysa da, bazı yenilikler yapmaktan geri durmamıştır. Örneğin bazı eserlerinde aruz yerine hece ölçüsü kullanmıştır. turkeyarena.net
    · Nedim divan şiirinde çığır açmış büyük bir şairdir. Ne var ki onun değeri öldükten çok sonra anlaşılmıştır.
    · Şair ayrıca İstanbul aşkıyla da tanınır. Zaten İstanbul şivesi akımının da öncüsü Nedim'den başkası değildir.
    · Başlıca eseri Nedim Divanı'dır.

    40.Etkinlik
    Şarkıdan hareketle Nedim'in edebî ve fikrî yönüyle ilgili çıkarımlarınızı aşağıdaki kavram haritasına yazınız.
    · Divan edebiyatında İstanbul'u belki de en güzel betimleyen şair kendisidir.
    · Şiirlerini kıvrak ve yalın bir dille kaleme almış, aruz kalıplarına bağlı kalmamıştır.
    · Aynı zamanda divan edebiyatına şarkı türünü meşhur eden şâir Nedim'dir.
    · Nedim dinin bazı yasaklarına karşı çıkmış, bu da onu tasavvufî düşüncelerden uzaklaştırmıştır. Nitekim şair de eserlerinde kadın, içki gibi eğlence unsurlarını işlemiştir. Ona göre yaşamanın temel amacı dünya zevklerini tatmak, eğlenmekti.
    · Mahallileşme akımının öncüsüdür.
     
  20. EmRe

    EmRe New Member

    SAYFA 127-132

    4. XV. Yüzyıldan XIX. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlı Edebiyatı
    A. Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler (Şiir)

    5. Metin
    Murabba
    Dinle bülbül kıssasın kim geldi eyyâm-ı bahâr
    Kurdı her bir bağda hengâme hengâm-ı bahâr
    Oldı sîm-efşân ana ezhâr-ı bâdâm-ı bahâr
    Ayş u nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr

    Yine envâ-ı şükûfeyle bezendi bağ u râğ
    Ayş içün kurdı çiçekler sahn-ı gülşende otağ
    Kim bilür ol bir bahâra kim ölüp kim kala sağ
    Ayş u nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr

    Tarf-ı Gülşen nûr-ı Ahmed birle mâlâmâldür
    Sebzeler anda sahâbe lâle hayr ül-âldür
    Hey Muhammed ümmeti vakt-i huzûr- hâldür
    Ayş u nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr

    Kıldı şebnem yine cevherdâr tîğ-î sûseni
    Jâleler aldı hevâyî toplar ile gülşeni
    Ger temâşâ ise maksûdun beni esle beni
    Ayş u nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr

    Ruhları rengîn güzellerdür gül ile lâleler
    Kim kulaklarına dürlü cevher asmış jâleler
    Aldanup sanma ki bunlar bâkî kalalar
    Ayş u nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr

    Ârif isen hoş geçür gel bu demi yârân ile
    Bâğda kan aldı şimşek neşter-i bârân ile
    Gülistânda görinen lâle vü gül Numân ile
    Ayş u nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr

    Gitdi ol demler ki olup sebzeler sâhip-firâş
    Gonca fikri gülşenün olmışdı bağrında baş
    Geldi bir dem kim kızardı lâlelerle dağ u taş
    Ayş u nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr

    Umarım bulup Mesîhî bu murabba iştihâr
    Ola ehline bu çâr-ebrû güzeller yâdigâr
    Bülbül-i hoş-gûysın gül yüzlülerle yüri var
    Ayş u nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr
    Mesîhî

    Günümüz Türkçesiyle
    Bahar gelince bülbülün öyküsünü dinle. Bahar mevsimi her bir bağda gürültü kopardı. Bahar bademlerinin çiçekleri ona gümüş saçıcı oldu. Ye, iç; zira bu bahar mevsimi kalmaz, geçicidir.

    Yine bağ ve bahçe türlü türlü çiçeklerle süslendi. Çiçekler yeme içme için gül bahçesinde otağ kurdu. Öteki bahara kimin ölüp kimin kalacağını kim bilir? Ye, iç; zira bu bahar mevsimi kalmaz, geçicidir.

    Gül bahçesi tarafı Ahmed (peygamber)'in nuru ile doludur. Sebzeler sahabe, lale ise hayırlı bir soydur.

    Ah ey Muhammed ümmeti, rahat olma vaktidir. Ye, iç; zira bu bahar mevsimi kalmaz, geçicidir.

    Çiğ damlaları yine senin kılıcını mücevherli bir hâle getirdi. Çiğ taneleri havai toplarıyla gül bahçesini ele geçirdi. Eğer maksadın temaşa etmekse beni işit. Ye, iç; zira bu bahar mevsimi kalmaz, geçicidir.

    Gül ve laleler yanakları renkli güzellerdir. Ki çiğ onların kulaklarına kıymetli taş asmıştır. Sakın bunların devamlı kalacağını düşünme. Ye, iç; zira bu bahar mevsimi kalmaz, geçicidir.

    Eğer arif kişiysen gel bu anı dostlarla iyi geçir. Bağda şimşek, yağmur neşteriyle kan aldı. Gül bahçesinde görünen lale, gül ve şakayıkla Ye, iç; zira bu bahar mevsimi kalmaz, geçicidir.

    Çimenlerin yatağa düşmüş olduğu zamanlar geride kaldı. Dağın ve taşın lalelerle kızardığı zamanlar geldi. Gonca düşüncesi gül bahçesinin bağrında yara olmuştu. Ye, iç; zira bu bahar mevsimi kalmaz, geçicidir.

    Mesîhî, umarım ki bu murabba şöhret bularak Anlayana bu dört kaşlı güzeller yadigâr olsun. Hoş sözlü bülbülsün; gül yüzlülerle yürü git. Ye, iç; zira bu bahar mevsimi kalmaz, geçicidir.

    41.Etkinlik
    Şiirin yapısını belirleyerek aşağıya yazınız.
    a.Şiirin birim değerini ve sayısını aşağıya yazınız.
    b.Şiirin bütününde ve birimlerinde ne anlatıldığını kısaca yazınız. Birimler arasındaki ilişkiyi tartışınız. Sonuçları yazılı olarak ifade ediniz.
    c.Şiirin bir veya iki birimini attığımızda anlamında bir değişik oluyor mu? Sözlü olarak ifade ediniz. turkeyarena.net
    d.Yapı özelliklerini belirlediğiniz şiire ne ad verildiğini şiirin başlık bölümüne yazınız.
    e.Şiirde dile getirilen duygunun anlatıldığı günümüz şiirlerinden hatırladıklarınızı okuyunuz.

    42.Etkinlik
    Murabbanın ahenk özelliklerini bularak aşağıdaki şablona yazınız.

    43.Etkinlik
    a) Şiirde kendi anlamı dışında kullanılan kelimeleri belirleyiniz. Aşağıdaki şablona yazınız
    b) Kendi anlamları dışında kullanılan kelimelerin şiiri nasıl etkilediğini belirtiniz.
    Şiir çok anlamlı bir metin türü olduğu için şiirde kendi anlamı dışında kullanılan kelimeler şiirin çok anlamlı olmasına yardımcı oluyor. Bu yüzden şiirlerde kelimelerin kendi anlamları dışında kullanılması şiirin çağrışım gücünü arttırmaktadır.

    44.Etkinlik
    İncelediğiniz şiirde divan şiirinde kullanılan ortak imgelerden hangileri vardır? Bu imgeler nasıl kullanılmıştır, yazınız.

    45.Etkinlik
    Şiirdeki edebî sanatları bularak aşağıya yazınız.
    Dinle bülbül kıssasın kim geldi eyyâm-ı bahâr
    Teşhis

    Kurdı her bir bağda hengâme hengâm-ı bahâr
    teşhis

    Oldı sîm-efşân ana ezhâr-ı bâdâm-ı bahâr
    teşhis

    Ayş u nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr
    Yine envâ-ı şükûfeyle bezendi bağ u râğ
    Ayş içün kurdı çiçekler sahn-ı gülşende otağ
    teşhis

    Kim bilür ol bir bahâra kim ölüp kim kala sağ
    istifham

    Ayş u nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr
    Tarf-ı Gülşen nûr-ı Ahmed birle mâlâmâldür
    Sebzeler anda sahâbe lâle hayr ül-âldür
    teşbih

    Hey Muhammed ümmeti vakt-i huzûr- hâldür
    Ayş u nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr
    Kıldı şebnem yine cevherdâr tîğ-î sûseni
    teşbih

    Jâleler aldı hevâyî toplar ile gülşeni
    teşhis

    Ger temâşâ ise maksûdun beni esle beni
    Ayş u nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr
    Ruhları rengîn güzellerdür gül ile lâleler
    tesbih

    Kim kulaklarına dürlü cevher asmış jâleler
    Aldanup sanma ki bunlar bâkî kalalar
    Ayş u nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr
    Ârif isen hoş geçür gel bu demi yârân ile
    Bâğda kan aldı şimşek neşter-i bârân ile
    teşhis

    Gülistânda görinen lâle vü gül Numân ile
    Ayş u nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr
    Gitdi ol demler ki olup sebzeler sâhip-firâş
    teşhis

    Gonca fikri gülşenün olmışdı bağrında baş
    Geldi bir dem kim kızardı lâlelerle dağ u taş
    Ayş u nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâm-ı bahâr

    Umarım bulup Mesîhî bu murabba iştihâr
    Ola ehline bu çâr-ebrû güzeller yâdigâr
    Bülbül-i hoş-gûysın gül yüzlülerle yüri var
    teşbih

    Ayş u nûş it kim geçer kalmaz bu eyyâmı bahâr
    Mesîhî

    46.Etkinlik
    a.Şiirde anlatılanların yaşanabilirliğini tartışınız. Sonuçları defterinize yazınız.
    Şiirde şairler kendi iç derinliklerinde duyguları dile getirmişlerdir. Bu duyguları yaşayanlar için dörtlüklerde söylenenlerin benzeri yaşanabilir; ama aynısının yaşanması mümkün değildir. turkeyarena.net
    b.Şiirde gözlem yapılmış mıdır? Sözlü olarak ifade ediniz.
    Gözlem yapılmıştır. Metindeki benzetmeler bu gözlemin sonucudur.

    47.Etkinlik
    Şiiri, birimleri oluşturan düşünceleri de göz önünde bulundurarak yorumlayınız. Düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.
    Şiir bahar mevsimin şaire çağrıştırmaları üzerine kurulmuştur.

    48.Etkinlik
    Murabbanın sizde uyandırdığı hisleri aşağıdaki metin kutusuna yazınız.
    Hissettiklerim

    49.Etkinlik (Okul dışı etkinlik)
    Mesîhî’nün hayatı ve edebî kişiliği hakkında çıkarımlar yaparak eserle şair arasındaki ilişkiyi belirleyiniz. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.
    Divan şairidir. Bosna’da doğmuştur. Genç yaşta İstanbul’a gelmiş ve medrese tahsili görmüştür. Hat sanatına merak salarak bu alanda ustalaşmıştır. Sadrazam Hadım Ali Paşa’nın dostluğunu kazanarak onun Divan Katibi olmuştur. Zevkine düşkün lakayd bir adamdı, bu sebeple yükselemedi. Hadım Ali Paşa’nın vefatı üzerine Yunus Paşa’ya, daha sonra Tacizade Cafer Çelebiye başvurdu. Lakin bir netice alamadı, Bosna’da küçük bir şöhret elde etti. Ömrünün geri kalan kısmın zaruret içinde geçirdi.

    Devrinin kudretli şairlerinden olan Mesihi için Âşık Çelebi “nazmın ölü kalıbına şiirin ruhunu üfürmüştür.” Demiştir. Cafer Çelebiye takdim ettiği kaidesi çok güzeldir. Mesihi’nin şiirlerinde yeni olan taraflar vardır. Kendisi de bu iddiadadır. Âşık Çelebi onu Ahmet Paşa, Necati ve Zati ile mukayese ederek onlardan geri kalmadığını belirtir. Baki üzerinde de tesiri vardır.

    50.Etkinlik
    Metinden hareketle Mesîhî'nin fikrî ve edebî yönü hakkında çıkarımlarda bulunarak kavram haritasına yazınız.
    Ø Divan şairidir.
    Ø Kendinden sonraki şairler üzerinde etkisi vardır.
    Ø Murabbası ünlüdür.
    Ø Divan nazmına yeteri kadar vakıftır.
    Ø Bosnalı olup, öğrenimini İstanbul’da yapmıştır.
     

Sayfayı Paylaş