Ziya Osman Saba

Konusu 'Biyografiler' forumundadır ve EjjeNNa tarafından 25 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. EjjeNNa Administrator


    TurkeyArena

    Ziya Osman Saba (1910 -1957)

    30 Mart 1910 tarihinde İstanbul'da doğdu, 29 Ocak 1957 tarihinde İstanbul'da öldü. Galatasaray Lisesi'ni ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Muhasebecilik, banka memurluğu, Milli Eğitim Basımevi'nde düzeltmenlik, Varlık Yayınevi'nde redaktörlük yaptı.
    "Yedi Meşale" topluluğunun üyesiydi. Bu topluluğun şiir anlayışını, yaşamının sonuna dek sürdüren tek şairdir. Şiirlerinde çocukluk ve ilkgençlik anılarına bağlılık, yaşamın küçük mutluluklarından duyulan sevinç, acıma duygusu, iyilik düşüncesi, İstanbul sevgisi, Tanrı'ya şükran, ölüm gerçeğini kabulleniş gibi konuları, gözlemci ve dışavurumcu bir tarzla genellikle hece ölçüsüyle, ama kimi zaman serbest ölçüyü de kullanarak işlemiştir.

    ŞİİRLERİ

    SEBIL VE GÜVERCINLER

    Cözülen bir demetten indiler birer birer,
    Birak, yorgun baslari bu taslarda uyusun.
    Tutusmus ruhlarina bir damla gözyasi sun,
    Bir sebile döküldü bembeyaz güvercinler...

    Nihayetsiz cöllerin üstünden hep beraber
    Gecerken bulmadilar ne bir ot ne bir yosun
    Ürkmeden su icsinler yavasca, susun, susun!
    Bir sebile döküldü bembeyaz güvercinler...

    En son sarkilarini dagitarak rüzgara,
    Beyaz boyunlarini uzattilar taslara
    Bir damla suya hasret gideceklermis meger.

    Simdi bombos sebilden selviler bir sey sorar.
    Hatirlatir uzayan dem cekisleri rüzgar.
    Mermer basamaklarda ucusuyor beyaz tüyler.

    --------------------------------------------------------------------------------

    BAHARI BEKLERKEN YAZILMIŞ ŞİİR



    O günü görmek için sade bekleyeceğiz
    Göreceğiz bir sabah yeşil tomurcukları
    Hazırlanıyor gibi, gökyüzü, ufuk, deniz
    Bir sabah dökülecek baharların baharı

    Bu bahar yalnız mesut günler taşımaktadır
    Başbaşa kalacağız kenarında bir suyun
    Göz alabildiğine yeşil uzanan çayır
    Bir saadet içinde sessiz otlayan koyun

    Bu bahar güleceğiz en içten bir sevinçle,
    Bir melek ordan bize uzatacak elini
    - Beni bırakma kalbim, kalbim sen bana söyle
    Ümitlerin en güzelini


    --------------------------------------------------------------------------------

    BEYAZ EV

    Gözlerimin önünde hep ayni beyaz ev
    Her dag yamacina kurdugum,
    Beliren her su kenarinda,
    Pembe damli, yesil pancurlu, balkonlu,
    Balkonuna tirmanan srmasik
    Gece pencerelerinden sizacak isik,
    Kisin tütecek bacasi.

    Kapiyi ittiginde calacak bir cingirak
    -Duyuyorum o sesi simdiden-
    Gececegin yol, cikacagin üc basamak,
    Ellerinden siyirp atacagin eldiven,
    Her halin, gülüsün, kokun, bütün ruhunla sen!
    Ah, bütün bir ümür birakmiyacagim el,
    Oksayacagim sac, dinliyecegim ses,
    Bakmakla doymiyacagim yüz...

    Acik pancurlardan o gün dolacak gündüz,
    O günkü hava,
    Bir kapiyi acman, dolasman sofada,
    Sasiracagim: Böyle gezinen kim?
    -Evim! Evim!... Ellerimle asacagim
    Camlarina perdelerini.
    Yatak odasinda düsünecegiz bir an
    Iki kisilik karyolanin yerini...
    Yatak odamiz, yemek odasi kiler
    Raflarinda ellerinle yapilmis receller.

    Karsi karsiya oturacagimiz sofra,
    Sürahide isildiyan su,
    Yazin rüzgara koyacagimiz testi;
    Senin yatacagin ögle uykusu
    Saracak bir yandan cardaktaki üzümler
    Kah esecek rüzgar, kah dinliyecegiz yagmuru,
    Kah karlarla bembeyaz kesilecek cimenler.
    Hep gecirecegiz icimizden:
    Hayat beraber, ölüm beraber...

    Su göklerin altinda,
    Olacagiz o kadar bahtiyar
    Ki cikip mezarlarindan annemiz babamiz da,
    Beyaz evimize yerlesecekler,
    Uzun kis geceleri onlar da aramizda.
     



Sayfayı Paylaş