Yusuf (aleyhisselam) ile Züleyha...

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve abdulkadir tarafından 29 Kasım 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Züleyha, Yusuf Aleyhisselamı yanlışa zorlayacağı zaman odasındaki putun üzerini bir bezle örtmüştü. Utanmıştı da yeltendiği hareketi bu cansız, bu hayırsız taş parçasının görmesini istememişti. Nasıl görecekse!
    Yusuf Aleyhisselam, Züleyhanın, kendisine doğru gelmekte olduğunu görünce ateşten kaçar gibi koşup kurtulmaya çalıştı. Züleyha, nefsinin yalımlarıyla, Yusufun (as) arkasından bir çığlık kopardı:
    Kalbinde zerre kadar da mı insaf yok Yusuf, niçin kaçıyorsun benden
    Yusuf Aleyhisselam, bir cevap yetiştirip kurtulmak ümidiyle dönüp seslendi, böylece Züleyhanın vicdanını harekete geçirmeyi ummuştu: Sen taştan yapılma putunun üstünü, seni görmesin diye örtüyorsun da, her zaman, her yerde, her şeyi görüp gözeten, koruyup kollayan Rabbime karşı nasıl su-i edepte bulunayım?

    ***

    Yusuf (AS) köle pazarında satılırken alıcılar başına toplanmışlar. Alıcıların içine bir de üstü başı yırtık, miskin bir adam da girmiş. Oradaki zenginlerden biri ona:
    - Sen bu halinle ona talip mi olacaksın ki aramıza girdin, demiş. O da:
    - Doğru ben de onu alacak para, servet yok ama böyle bir güzelliği seyre de mi talip olmayayım, demiş.

    **

    Züleyha'nın, Hz. Yusuf'a aşkı duyulduğunda, bir köleye aşık olduğu için arkadaşları tarafından yadırganır. Bunun üzerine Züleyha arkadaşlarını eve misafirliğe davet eder. Arkadaşlarına meyve ikramında bulunduğunda Hz. Yusuf'a içeriye gidip bir şey getirmesini ister. Hz. Yusuf, içeriye girer, istenileni getirir. Odadan çıktığında hanımlar bir bakarlar ki hepsi ellerini kesmiş. O zaman Züleyha arkadaşlarına döner der ki:
    - Ben O'nu on beş yıldır görüyorum, siz ise bir defa gördünüz böyle oldunuz.


    **

    (Mevlana: mesnevi)

    Sokaktan geçerken Yusuf'un yüzünün nuru o civarda bulunan köşklerin, evlerin pencerelerinden, kafeslerinden içeriye vurur, düşerdi.

    Köşklerde bulunanlar: "Belli ki Yusuf gezmeye çıktı, şimdi buradan geçiyor!" derlerdi.

    Köşede bucakta oturanlar da duvarlarda ışıklar, parıltılar görünce, Yusuf'un oradan geçtiğini anlarlardı.

    Yusuf'un geçtiği sokağa penceresi bulunan ev, onun oradan geçişinden şereflenir, nurlanırdı.

    (Ey kardeş!)Aklını başına al da evinin penceresini Yusuf'un geçtiği sokağa aç: ve pencerenin önüne oturup onu seyret!

    Aşık olmak demek, nur gelen tarafa pencere açmaktır. Çünkü gönül gerçek dostun yüzü ile aydınlanır, nurlanır.
     



Sayfayı Paylaş