Yunan Mitolojisi Kader Tanrıçaları

Konusu 'Güncel Konular' forumundadır ve BaRıŞ tarafından 30 Mayıs 2012 başlatılmıştır.

  1. BaRıŞ Well-Known Member


    Yunan Mitolojisinde Kader Tanrıçaları ve İsimleri
    Yunan Mitolojisi Kader Tanrıçaları Moira, Moira'lar kader tanrıçaları, Yunan Mitolojisi Kader ve kader tanrıçaları

    Ate : Hata ve günah tanrıçası
    Aurora: Eos’un latince adı. Şafak tanrıçası
    Bellona: Romalılarda zafer tanrıçası
    Bona Dea: Doğurganlık tanrıçası
    Camenta : Romalılarda doğum tanrıçası
    Egeria: Romalıların doğum tanrıçası
    Eris: Nifak tanrıçası
    Fama : Halkın sesi tanrıçası
    Febris : Hararet ve sıtma tanrıçası
    Feronia: Çeşmelerin ve ormanların tanrıçası
    Flora: Yeşeren bitkilerin çiçeklerin tanrıçası
    Fors: Tesadüf tanrıçası
    Fraude : Hile tanrıçası
    Gaia: Toprak. Bütün tanrıların soylarının çıktığı en eski ve ilk tanrıça ( Tellus / Romalılarda)
    Hygieia: Sağlık tanrıçası
    Jaso: Hastalıklar tanrıçası
    Juturne: Romalıların su kaynakları tanrıçası
    Libitina: Roma'da ölüler için yapılan merasimi koruyan tanrıça
    Lita'lar: Dua ve niyaz tanrıçaları
    Metis: Hikmet ve akıllılık tanrıçası

    Moira'lar: Kader tanrıçaları
    Momos: Alay ve hiciv tanrıçası
    Mnemosyne: Hatıra tanrıçası
    Nemesis, (Ultio): İntikam tanrıçası
    Nyks: Gece tanrıçası
    Panakeia: Asklepios gibi hekimlikle uğraşan sağlık tanrıçası
    Parkae: Romalıların talih tanrıçalarına verdikleri ad
    Peitho: İkne etme, kandırma tanrıçası
    Penia: Yoksulluk tanrıçası.
    Phobos: Korku tanrıçası
    Phthonos: Haset tanrıçalarından biri
    Pilumunus: Yeni doğan çocukları koruyan Roma tanrıçası
    Pitho : Kandırma ve inandırma tanrıçası
    Poine: (Poene) İntikam ve ceza tanrıçası
    Pomona : Romalılarda meyve tanrıçası
    Pragsidike: Adalet tanrıçası
    Reheme/Rheme: Şöhret tanrıçası
    Rheia: Dağlık bölgelerin tanrıçası idi
    Salus: Romalıların sağlık tanrıçası
    Themis: Kanunların, adaletin, örf ve adetlerin tanrıçası
    Urania: Semavi aşk tanrıçası

    Yunan Mitolojisinde Kader
    “Ey yüce tanrı Apollon buralara kadar geldim senden kaderimi öğrenmek için. Söyle nedir? Suçum, cezam yada geleceğim.”

    Tüm insanlık tarihinde insanoğlunun en çok üzerinde konuştuğu konulardan biri geleceğidir hiç kuşkusuz. Bu gün bile 1 saniye sonra ne olacağını bilemeyerek bir kuşku içinde yaşıyoruz. Anı yakalamak diye bir deyim vardır ama bunu uygulayan çok az insan mevcuttur dünyada. Her zaman geçmiş peşimizden kovalarken gelecek önümüzden kaçmaya devam eder. Ve bu kovalamaca, takibin tamamina insanlar Kader demeyi uygun görmüştür.

    Kader ilk çağlardan bu yana tüm uygarlıklarda farklı adlar alarak bazen bir olgu olmuştur bazense aramızdan bir insan. Bazen uygulamalarında yardım eden farklı güçler olmuştur yanında bazense tüm uygulamaları kendisi gerçekleştirirken görülmüştür.

    Yunan uygarlığı bir çok yönden diğer uygarlıklardan çok daha detaylı ve süslü bir edebiyat yaratmış ve o çağların çok ötesine kadar uzanabilen eserler oluşturabilmiştir. Bu süslü ve detaylı anlatımlar bir süre sonra mitlere konu olmaya yada mitlerden konu almaya başlamış ve gelişmeye devam etmiştir.

    Yunan mitlerinde de kader ve kadercilik büyük rol oynamaktadır. Öyle ki sadece insanlar değil tanrılar da bu kader yolunda ilerlemek zorunda kalmıştır. Kader olmuş ve olabilecek her şeyden sorumludur ve önünde durmaya kalkan insan yada tanrı hepsini ezip yoluna devam eder. Eski tanrılardan titanların en büyüğü olan ve tüm titan soyu ve tanrıların babası kabul edilen Uranos bile kadere karşı duramamıştır ve kendi soyundan gelen Kronosun kendini tahtından edeceğini, çocuk doğmadan önce görmesine rağmen engelleme çabalarından hiç biri sonuç vermemiştir. Ve daha sonra aynı kaderi Kronosda paylaşmıştır. Öyle ki Kronos bu kaderi engellemek için doğan çocuklarını yiyecek kadar ileri gitmiştir ama Zeus’un yapacaklarına engel olamamıştır. Tanrılar Başbuğu Yüce Zeus babasını tahtından indirip kardeşlerini kurtarırken sadece kadere hizmet etmekteydi belki de. Ve bunun yanında Zeus çoğunlukla , kaderin uygulayıcısı olarak yanında yer almıştır.

    Yunan insanı bu kader ve kadercilik olayını o kadar ileri götürmüşler ki olacakları gören Kahinler, tanrılar tarafından yetiştirilip dünya üzerinde gezmeye başlamış. Bilgeliğin simgesi olan yunan tanrısı Apollon kader biliciliği ve kehanetler için Delphi yakınlarında adını kurulduğu yerden alan bir tapınak kurmuş ve insanların , yarı tanrıların, tanrıların geleceğe ait sorularına cevap bulmayı amaçlamıştır. Tabi Kahinlik sadece tanrılara ve tanrıların gözdelerine ait bir özelliktir. Belki de burada bile yanılıyordur tanırlar, belki de kaderin gözdelerinin özelliğidir bu ama bunu bilmemize imkan yok tabi ki. Hemen hemen tüm yunan kahramanları hikayelerinde bir maceraya atılmadan önce kahinlere baş vurarak geleceklerini ve onları neyin beklediğini öğrenmeye çalışmış ve çoğunlukla bu şekilde yollarına çıkacak tehlikeleri atlatmayı başarabilmişlerdir.

    Yunan mitolojisinde kader kişileştirilerek Homerosun “Ilyada” ve “Odysseia”’sında bolca yer almıştır. Homeros bunlara üç kader tanrıçası üç Moira “verici, dağıtıcı” demiştir. Yunan şairlerinde Hesiodos Theogonia’sında bu üç tanrıçanın isimlerini ve görevlerini şöyle sıralamıştır. Klotho yaşam ipini dokur, Lakhesis yaşam ipinin boyunu belirler, Atropos ise yaşam ipinin kesilmesinde görev alır. Bu üç tanrıça bazen hikayelerde kahramanlara yardım etmiş bazen de onların yaşam iplerini kesmişlerdir.

    Yunan tarihinde bir çok tanrı, tanrıça, kral kadere meydan okumaya veya onu değiştirmeye çabalamış ama hiçbir zaman başarılı olamamışlardır.

    Bazen de kader seçimi kahramanlara bırakmıştır. Tıpkı büyük Yunan kahramanı Akhilleus’da olduğu gibi. Annesi Irmak tanrısı olan Akhilleus’a kader iki seçenek sunmuştu ve bunu biliciler aracılığıyla bildirmişti. İlk seçenek uzun ama basit sade bir yaşam ikinci seçenek ise kısa ama çok şöhretli kahramanlara yaraşır bir yaşam. Akhilleus ikinci tercihi isteyerek yapmış ve kader ona nerede öleceği bilgisini bile vermişti. Ama yüce kahraman korkmadan öleceği ana doğru hızla ilerlemiş ve Troia savaşının sonlarına doğru Troia kahramanlarından Paris’in attığı ve tanrı Apollon tarafından yönlendirilen bir okla vurularak Hadese olan uzun yolculuğuna çıkmıştır.

    Bazen ise çok acı sonları hazırlamıştır yunan kahramanlarına. Öyle ki talihsiz Oidipus’un başına gelenler kadere karşı gelenlere büyük bir ders olmuştu o zamanlarda. Thebai Kralı Laios’a Tanrı Apollon’un bilicileri oğlunun kendisini öldüreceğini ve annesini eş olarak alacağını söylediklerinde kral önce buna inanmamış sonrada önlem almak için doğan oğlunu el ve ayaklarını bağlayarak bir ormana bırakacak kadar da korkmuş bu söylenenlerden. Oğlunun öldüğünü düşünen kral kaderi yendiğini düşünüp yıllarca hüküm sürmüş krallığında. Ta ki şehrin dışında öldürülene kadar. Sadece bir tane askeri sağ dönmüş kraliçenin yanına o da bir haydudun saldırdığını söylemiş tüm gruba. Tam bu dönemlerde ülkesi Korinthos’dan Kral olan babası Polybos’un oğlu çıkagelmiş ülkeye. Ülke kralın öldüğü sırada Sphinks adlı yaratıla uğraşmaktaymış. Bu ülkesini terk etmiş olan delikanlı Sphinks’i öldürmek için gelmiş ve başarılı da olmuş ve ülke halkı delikanlıyı ölen krallarının yerine geçirip kraliçeyle evlendirmişler. Çocukları olmuş, ve bir süre huzurla yaşamışlar. Ama daha sonra Ülkeye kıtlık ve veba gelmiş. Öyle ki tüm halk acılar içinde ölümü bekler olmuş. Biliciler krala eski kralın katilinin bulunması durumunda bu olayların son bulacağını söylemişler. Yeni kral olan Oidipus ülkeyi araştırmış ip uçlarını toplamış ve sonunda kralın sağ dönen muhafızını çağırtmış ve o zaman anlamış ki ülkeye gelirken kendisini çevirip ülkeye girişini engelledikleri gerekçesiyle öldürdüğü adamlar kral ve adamlarıdır. Bu ortaya çıkınca biraz sevinmiş Oidipus çünkü kendisine biliciler babasını öldüreceğini ve annesiyle evleneceğini söylemişler. Bunu açıklayınca eski uşaklardan biri krala pek sevinmeyin çünkü siz Kral Polypos’un gerçek oğlu değilsiniz sizi kraliçemin emriyle ben götürdüm Korinthosa demiş. Bunu duyan kraliçe kaçıp odasına gitmiş. Oidipus anlamadan soran gözlerle bakmış uşağa. Uşakta açıklamış “yıllar önce Kral Laios kadere meydan okumak istemiş ve doğan oğlunu buradan uzaklaştırmıştı işte siz o çocuksunuz” diye. Böylece Oidipus kadere meydan okuyarak ölen babası ve kendisinin ne gibi bir hata yaptıklarını anlamış ama iş işten geçtikten sonra. Oidipus annesini odasında ölü bulmuş. Kraliçe olayları anladığında utancından kendini asmış odasında. Oidipus ise insanların yüzüne bakamayacağı için gözlerini oymuş oracıkta.

    Kaderden kaçmak isterken aslında kaderin çizdiği yolda ilerleyen Oidipus ve Kral olan babası Laios yaptıkları hatayı çok pahalı bedellerle ödemişler ve bu hikaye Kadere meydan okuyanlara ders olsun diye ünlü yazarların tiyatro oyunlarına konu olmuştu. Sophokles hikayeyi ayrıntılı bir biçimde bir oyuna dönüştürerek insanlara sunmuştur.
     



Sayfayı Paylaş