Yorgo Papandreu

Konusu 'Biyografiler' forumundadır ve RüzGaR tarafından 25 Ocak 2008 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Yorgo Papandreu (1952 - .... )


    Yorgo Papandreu 16 Haziran 1952'de Amerika'da Minnesota'da doğdu. Babası Yunanlı, annesi Amerikalı'ydı. Babası, Yunanistan‘da komünist avından kaçıp 19 yaşında geldiği Amerika’da Amerikan vatandaşı olmuş, Amerikan ordusunda askerliğini bile yapmıştı. Berkeley Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalışıyordu. Annesi Margaret ise barış hareketleri eylemcesiydi. Yorgo, çoçukluğunun ilk yıllarında tam bir Amerikalı gibi büyüdü, Yunanistan onun için adeta yabancı bir ülkeydi. Nitekim 7 yaşına kadar da Yunanistan'ı görmedi. Dedesi George Papandreu Yunanistan'da Başbakanlık koltuğuna kadar tırmanmış güçlü bir siyasetçiydi, ama o dedesini tanımıyordu. Sonunda babası, dedesinin ısrarına dayanamayıp 1959'da Yunanistan'a dönmeye karar verdi. Böylece Yorgo için de yeni bir dünyanın kapıları açıldı.

    Yorgo Yunanistan'a gittiği günü şöyle anlatıyor: ‘‘Dedemi ilk kez limanda gördüm. Uzun siyah bir otomobille geldi. içinden uzun boylu şapkalı bir adam çıktı. ilk yaptığı yanaklarımızı çimdiklemesi, tokatlar gibi okşamasıydı. Amerika'da kimse beni böyle sevmemişti. Eli büyük ve ağırdı, şaşırmıştım. Ama sonra dedemi çok sevdik.’’ Küçük Yorgo'yu Yunanistan'da ilk şok eden olay arkadaşlarının öğretmenlerden yediği dayaktı. Uslu ve çalışkan bir öğrenci olduğu için önce dayak yemedi ama sonra o da öğretmenin tokatından nasibi aldı. Bunu hiç unutmadı.

    Babası döndüğü andan itibaren Yunan siyasi hayatına damgasını vurmaya başladı. Yıllarca siyaset sahnesinde fırtınalar koparttı. Evde ise çok sert, klasik bir Yunan babasıydı. Yorgo çocukluk yıllarında babasından çok dayak yedi. Annesi ise ne sert ne de yumuşak, dengeli ve tipik bir Amerikalı'ydı. Daha fazla annesine yakın büyüdü. Gece yarısı askerlerin götürdüğü babası Averof hapishanesinde yatarken, 8 ay boyunca annesiyle birlikte ziyarete gittiler. Onu göremedikleri zaman yaşayıp yaşamadığını anlamak için geceyi beklerler, hava kararınca babasının kaldığı hücrenin dışında bir yerde annesi sigara yakardı. Pencerelerden birinde de sigara yanarsa babasının yaşadığını anlayıp, eve dönerlerdi. 1967 yılında Papandreu serbest bırakıldığında köşkte bayram havası esmişti. ‘‘Strangers in the Night plağını koyduk. Annemle babam hep bu parçayla dans ederlerdi. O gece babam Yunanistan'dan kaçmaya karar verdi.’’

    Yorgo, 7 yaşında geldiği Yunanistan'dan 15 yaşında ayrıldı. Müthiş kaçışı, İsveç, Kanada ve Amerika'da geçen uzun sürgün yılları izledi. Kanada'da liseyi, ABD'de üniversiteyi bitirdi. 1970'li yıllar Yorgo Papandreu'nun hayatında damgasını vuran bir dönemdi. ABD, Vietnam batağına batıyor, sosyoloji okuyan genç Yorgo da Vietnam'a karşı gösterilerde başı çekiyordu. O da babası gibi sosyalistti. 1972'de master'ını yapmak için İsveç'e geri döndüğü zaman onu en fazla etkileyen politikacı Olof Palme oldu. Palme'nin sokak ortasında öldürüldüğünü duyduğu zaman ise şok geçirdi, uzun süre buna inanamadı .

    ÇAPKIN BABA SARSTI
    1980'li yılların sonunda Papandreu ailesi büyük bir depremle sarsıldı. Andreas Papandreu ile kendisinden 20 yaşa küçük hostes Liani’e arasındaki aşk skandalı patladı ve hemen arkasından da Margaret Papandreu’yu boşayıp Liani'yle evlendi ama patlak veren aşk ve siyaset skandalı ölümüne kadar Yunanistan‘da büyük çalkantılara yol açtı. Bütün bu skandalın odağındaki Margaret’le Yorgo ise hiç konuşmadılar, ölüm sessizliğine gömüldüler.

    AMERİKALI YORGO
    Yorgo Papandreu'yu bir Yunanlı'dan daha fazla bir Amerikalı'ya benzetenler çok. Yorgo da ‘‘Kendinizi ne kadar Yunanlı hissediyorsunuz?’’ diye soranlara şu cevabı verir: ‘‘Bazen kendimi Amerikalı bazen de Yunanlı hissettim. Ama sonra çeşitli kültürlerin karışımı olduğumu idrak ettim ve bundan da mutlu olmam gerektiğini düşündüm. Ayrıca ben Yunanlı olmayı da seçtim. Yunanistan'a dönüp toplumun bir parçası olarak yaşamayı tercih ettim. Kendimi çeşitli kültürlerin bir sentezi olarak görüyorum. Sadece Amerikalı değil, aynı zamanda Kanada ve Isveç kültürünün de bir sentezi. Bu beni zenginleştiriyor.’’
    Yorgo Papandreu, 29 yaşında Yunan parlamentosuna girdiği zaman, Amerikan pasaportunu Amerikan Büyükelçiliğine iade etti. Yıllarca öylesine babasının gölgesinde kaldı ki, herkes onu hafife alan bir üslupla ‘‘Yorgaki’’ yani ‘‘Küçük Yorgo’’ diye andı. Babasının sert karakteri altında ezildiğini düşündüler. ‘‘İyi çoçuk ama etkili olamaz, masaya yumruğunu vuracak bir siyasetçi değil, babasının yerini alamaz’’ dediler. Yorgaki olmaktan bir türlü kurtulamadı Papandreu. Taa ki Öcalan fiyaskosundan sonra Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturuncaya kadar. O andan itibaren ise bir anda başrole fırladı. Kuşkusuz bunda, çoçukluğundan beri aldığı siyasi birikimin yanı sıra 40 yıllık bir siyaset hanedanından gelişi de rol oynadı.
     



Sayfayı Paylaş