Yavru Vatan Kıbrıs’ta Zaferin Hikayesi

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 1 Mart 2008 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Yavru Vatan Kıbrıs’ta Zaferin Hikayesi

    KİTABIN ADI Yavru Vatan Kıbrıs’ta Zaferin Hikayesi
    KİTABIN YAZARI E.Tümg. Cumhur EVCİL
    ÇEVİREN
    YAYINEVİ VE ADRESİ Genelkurmay Basımevi / ANKARA
    BASIM TARİHİ 1999
    KİTABIN YAYIM MAKSADI Kıbrıs Barış Harekâtı Çerçevesindeki Gelişmeler, Harekatın Yapılışı, Harekattan 25 Yıl Önce Türk Mukavemet Teşkilatının Kuruluşu Ve Çalışmaları, Harekât Sırasında Adadaki Türklerin Durumu Ve Harekâtla İlgili Genel Düşünceler Anlatılarak Kıbrıs Barış Harekatı Hakkında Gelecek Nesillere, Araştırma Yapacaklara Değerli Bir Kaynak Sağlamak.

    KİTABIN ÖZETİ :

    1. KIBRIS ADASININ ÖNEMİ :

    Kıbrıs Adası Anadolu’nun güneyden işgali için adeta bir eşik, bir atlama taşı gibidir. Mersin ve İskenderun limanlarına giriş ve çıkışları etkili bir şekilde kontrol edecek konumdadır. Aynı şekilde Suriye ve İsrail liman ve sahillerinin güvenliği için de büyük değer taşır. Akdeniz’in doğusundaki bütün deniz nakliyatının kontrolü açısından fevkalade önemlidir. Türk boğazları ile Süveyş Kanalı’nın Doğu Akdeniz’e açılması Kıbrıs Adası’nın önemini daha da arttırmaktadır. Ayrıca Kıbrıs Ortadoğu petrolleri ile petrol nakliyatının kontrolü bakımından da çok önemli konumdadır. Kıbrıs Adası bu konumu ile bölgede deniz ve hava yolları üzerinde, batmayan dev bir uçak gemisi, füzeler için rampa, Anadolu’yu güneyden istila için bir atlama taşı gibi olup Ege denizinde Yunan adaları ile kuşatılmış Anadolu’nun güneyden de kuşatılmasını tamamlayan önemli bir hedeftir.

    2. 20 TEMMUZ 1974 ÖNCESİ DURUM :

    Kıbrıs Rum Halkı, 20 Temmuz öncesi büyük bir huzursuzluk içindedir. Bu huzursuzluğun kaynağı 1967 Kıbrıs krizinde ABD’nin baskısı ile Yunan cuntasının kabul ettiği aşağıdaki hususlardır :

    a. Grivas Adayı terk edecek,

    b. Adadaki kontenjan dışı Yunan askerleri geri çekilecek,

    c. Kıbrıs Rumları silahtan arındırılacak,

    d. Kıbrıs Rum Hükümeti, Boğaziçi ve Geçitkale’ye yapılan saldırıda ölen Türk’ler için tazminat ödeyecek,

    e. Kıbrıslı Türk’lere uygulanan ambargo kaldırılacak,

    f. Kıbrıs Türklerine herhangi bir taarruz yapılmayacağı hususunda garanti verilecek.

    Fakat Yunan cuntası Grivas’ı 1971 yılında Kıbrıs’a yeniden gönderdi. Grivas’ın hedefi Enosis’i ilan etmek ve Yunan cuntasını sağlamlaştırmaktı. Makarios ise bu hareketin tehlikeli olacağını, Türklerin bezdirilerek ve ekonomik alanda çökertilerek Enosis’in uzun vadede gerçekleştirilmesini savunuyordu. Bu yüzden Grivas EOKA-B örgütünü, Makarios da Özel Polis Teşkilatını kurdu. Taraftarlar arasında mücadele, her geçen gün daha da şiddetlenerek devam etti. Kendi aralarında silahlı çatışmalar başladı ve cinayetten hiçbir şekilde kaçınmadılar. Yunan cuntası 15 Temmuz 1974 günü darbe ilan ederek Kıbrıs Helen Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ve Cumhurbaşkanlığı’na Nikos Sampson’un getirildiğini bildirdi. Makarios İngiltere’ye kaçtı.

    “15 Temmuz 1974 darbesinden sonra Türkiye Kıbrıs’ta anayasal düzenin yıkıldığını, mevcut anlaşmaların çiğnendiğini, darbe ile işbaşına gelenlerin gayri meşru olduğunu belirterek, yeni idareyi tanımadığını bildirmiş ve birlikte müdahale hakkını kullanmak üzere İngiltere ile temasa geçmişti. İngiltere’nin Türk teklifini reddetmesi üzerine 18 Temmuz 1999 Salı günü Genelkurmay Başkanlığı’nda bir brifing yapıldı.

    Brifingde Başbakan’a 15 Temmuz darbesinin gizli bir Enosis olarak değerlendirildiği, yapılacak harekatın bir fırsat olduğu, bu fırsatın kaçırılmaması gerektiği vurgulanarak Girne bölgesine çıkarma ve hava indirme harekatı icrası ile üç gün içinde Girne’de Türk Toplumuna, denizle bitişik bir bölgenin işgal edileceği teklif olarak arz edildi. Başbakan teklifi heyecan içinde kabul ettiğini açıkladı.

    3. KIBRIS BARIŞ HAREKATI :

    Harekâtın başarısında en önemli etken baskın olmuştur. 1963’ten beri Türkiye’nin müdahale edememiş olması, herkeste bu defa da “Türkiye baskı için kuvvet kaydırıyor” düşüncesini hakim kılmış, bir seri diplomatik girişimler bu düşünceyi kuvvetlendirmiştir. 20 Temmuz 1974 günü Kıbrıs’a inildiğinde Rumların bu harekâtı hiç beklemediği hemen anlaşılmıştı. Gafil avlanan Rumların baskında uğradıkları şok, derhal korku ve panik olarak tüm adayı sarmış, hatta bu Yunanistan’ı da kapsamıştır. Türk ordusu, denilebilir ki, daha o an savaşı kazanmıştır.

    Kıbrıs Barış Harekâtı’nın kısa sürede başarıya ulaşmasında diğer bir etken de, Rumlar arasındaki Grivas-Makarios çekişmesi ve bu çekişmeye bütün askeri birliklerin fiilen katılmasıdır. Böylece adanın kalbi olan üçgen bölgede Rumlar ezici üstünlüklerini kullanamamışlardır.

    20/21 Temmuz 1974 gecesi, Rumların 20:00’dan sonra icra ettikleri taarruzların o gün öğleden sonra yapılamaması bizim hava ve kıyı başında tutunmamıza imkan vermiştir.

    Savaşta her iki taraf ta hatalar yapar. Savaşı daha az hata yapan taraf kazanır. Bizim de pek çok hatalarımız olmuştur. Havadan inen birlikler aynı bölgeye atıldıklarından birbirlerine karışmış, emir ve komutanın tesisi gecikmiştir. Birliklerin malzemeleri, silah ve cephanesi birbirine girmiş, havan ve top gibi silahlar ilk iki gün etkili şekilde kullanılamamıştır. Buna rağmen Rumların hataları daha çok ve sonucu etkileyecek cinstendir.

    4. 25 YIL ÖNCESİ :

    Kıbrıs Türk toplumu EOKA vahşetine karşı can ve mal güvenliğini korumak için 1958 yılında Türk Mukavemet Teşkilatı’nı (TMT) kurdu. TMT vatansever Kıbrıs Türk’ünü teşkilâtlandırarak Türk varlığını korumuş ve yüceltmiştir. Silahlı Rum çetelerine karşı masum insanların hak ve hukukunu savunmuş ve onların 4 asırdır yaşadıkları vatanlarına sahip olmalarına öncülük etmiştir. Teşkilata, verilen görevi yapabilecek kişiler alınır ve eğitilirdi. Teşkilatta görev alan kişiler gündüz normal işlerini, gece de teşkilatın işlerini veya eylemlerini yaparlardı. Yazar emekli Tümgeneral Cumhur Evcil de bu teşkilattaki mücahitleri eğitmek için 1965 yılında görevlendirilmiştir.

    1965 yılında yaklaşık 60 bin Türk soydaşımızın yaşadığı üçgen bölgede açlık sefalet diz boyu idi. Adanın diğer yerleri çok daha zor şartlar içindeydi. Bu tahammül edilmez ve yaşanması mümkün olmayan ortamda soydaşlarımız, ırklarının asaletine yakışan bir biçimde tam 11 yıl direnmişlerdir.

    5. 25 YIL SONRASI :

    Kıbrıs Barış Harekâtı, Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan yarım asır sonra bütün dünyada yankılar uyandırmış, XXI. Yüzyılda doğacak büyük Türkiye’nin adeta ilanı gibi algılanmıştır. Anadolu’da parlayan Türk gücü Akdeniz’de yeni dengelerin bir işareti olarak değerlendirilmiş ve bölgesinde Türkiye’nin konumunu yüceltmiştir.

    Aradan geçen çeyrek asırlık zamanda Kıbrıs sorununa son nokta bir türlü konamamıştır. Bunun Kıbrıs Barış Harekâtı ile uzaktan yakından bir ilgisi olmadığı biliniyor. Ulusumuzun onurlu başını süsleyen muhteşem bir zafer tacı olarak tarihteki yerini alan Kıbrıs Barış Harekâtı ne zaman olursa olsun, Kıbrıs sorununun çözümlenmesi için mutlaka en önemli etken olacaktır.
     



Sayfayı Paylaş