Yaşayan Ölüler Aşkla Yanan Diriler

Konusu 'Masal ve Hikayeler' forumundadır ve CAN tarafından 21 Haziran 2016 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Düş'ün.. Düş'ün ki.. Düş'ebil.. Düş'ki.. Düş'leyebil.. Düş'leyebil ki.. Düş ol.. Düş'üşlerinden, düş yapan ben.. Düş'ündürtme düş'tüklerinle.. Düş'tüm düş peşine.. Düş peşime..

    İçindeki ateş gözlerinden okunuyordu Fatih’in. Öğrencim değil arkadaşımdı. Yıllardır öğrencilerimle ilk tanıştığım derste “önce arkadaşım sonra öğrencimsiniz” diyordum. Fatih de arkadaşımdı.
    “Yanıyorum hocam!!” dedi.
    Bahsettiği yangının “yürek yangını” olduğunu anladım.

    - “Elif’i olmayan Elif’ini kaybetmiş bir fetih’im ben!!” dedi. Hiçbir şey anlamamıştım. Sonra önündeki kâğıda Arapça "feth" kelimesini yazdı.

    - “Bak hocam bu kelimenin içinde Elif olmadığı sürece Fatih olmuyor. Bende Elifsiz Fatih olamayacağım. Ben bende değilim hocam. Nereye baksam onu görüyorum.. Yerde Elif, gökte Elif, kağıtta Elif, defterde Elif, kitapta Elif.. Sağımda Elif, solumda Elif.. Bazen nefesim kesiliyor hocam.. Ne yapacağımı bilmiyorum.”

    İçindeki yangınla yazdığı şiirleri okuyordu. En hoşuma gideni ise “Gözümde öylesine tütüyorsun ki; dumandan hiçbir şey göremez oldum.” cümlesiydi.

    O şiirlerini okuyup içine dökerken ben aşkı düşündüm..
    Gençlerde aşk olmamalı mıydı?

    Çanakkale şehitlerini metrekareye 6 bin mermi düşerken mermilerin içine daldıran aşk değil miydi?

    Ulubatlı Hasan’ı vücuduna saplanan oklara rağmen elindeki bayrakla surlara koşturan aşk değil miydi?

    Fatih’e “Ya İstanbul beni alır ya da ben İstanbul’u alırım..” dedirten gemileri karadan yürüttüren aşk değil miydi?

    Seyit Çavuş’a 250 kiloyu “Allah” diyerek kaldırtan aşk değil miydi?

    “Anam babam sana feda olsun Ya RasûlAllah” diyen Mus’ab bin Umeyr âşık olmasaydı vücudu sadece parmaklarından tanınacak kadar parça parça oluncaya kadar savaşır mıydı?

    Kays’ı Mecnun eden, çöllere düşüren, Leyla Leyla derken Mevla’yı bulduran aşk değil miydi?

    “Aşk”la dönmeyen ölüme gülemez.

    Ölümü kavuşmaya benzetip ölüm gününü bayram ilan eden Mevlana âşık değil miydi?

    “Aşk”la yanmayan yazamaz.

    Mehmet Akif yanmasaydı “İstiklâl Marşını” yazabilir miydi?

    “Aşk”la yanmayan sevemez.

    Alemlere rahmet olarak yaratılana Allah’ın sevgilisi anlamında “Habibullah” demiyor muyuz?

    “Aşk”la yanmayan ölemez.

    Ulubatlı Hasan yanmasaydı ölümüne koşabilir miydi?

    “Aşk”la yanmayan yaşayamaz da.

    Dipdiri meyyit demiyor mu Allah?

    Düşünsenize “Göz kapaklarımın içine resmini mi yapıştırdın ey Güzel!! Gözlerimi her kapatışta seni görüyorum.” diyen genç, insanlık için çalışma idealine kavuşursa neler yapmaz?

    Düşünsenize “sarmaşık” kelimesiyle aynı kökten türemiş “aşk”la bayrağına sarılan bir genç bayrağı için neler yapmaz??

    Düşünsenize “Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda, şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda..” mısraları yüreğine “aşk”la işlemiş bir genç toprağı için neler yapmaz?

    Düşünsenize; Selahaddin Eyyubi imanıyla İslam’ın ilk kıblesi Mescid-i Aksa’ya “âşık” olmuş bir genç dini için neler yapmaz??

    Düşünsenize; “gözyaşlarını” itfaiyeciye benzeten, yürek yangınını söndürememekten bahseden bir genç “Allah” için “yanmaya” Allah için “ağlamaya” başlarsa neler yapmaz?

    Şimdi ki gençlerde böylesi aşklar ne gezer demeyin. Çok uzağa değil, Kıbrıs Barış
    Harekâtı'na gidin. Beşparmak Dağları'na “Allah Allah” diye çıkan gençler “şimdi ki gençlere” çok benziyordu aslında. Yeter ki ellerinden tutacak birileri, aşklarını ateşleyerek onları doğru hedefe götürecek büyükleri olsun.

    Siz o zaman görün “Leyla” âşıklarının Mevla aşkıyla neler yapabildiğini..

    Bizler gençlerdeki aşkı öldürmeye çalışırsak başkaları o boşluğu “başka” ile doldurur. Fıtratta var olan aşk “terbiye süzgeci”nden geçmezse terbiyesiz oluyor..

    Yaradan sevmeye müsaade etmeyecek olsaydı sevme duygusunu yaratır mıydı??

    Gençlerdeki aşkı öldürmeyin, eğitin.

    Yaşayan ölülere değil, aşkla yanan dirilere ihtiyacımız var..
     



Sayfayı Paylaş