Yahya Efendi

Konusu 'Biyografiler' forumundadır ve RüzGaR tarafından 4 Şubat 2008 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Yahya Efendi (1561 - .... )

    Şeyhülislâm Yahya

    Yaşadığı dönem: 17.yy

    Hayatı: 16. yüzyılın ikinci yansıyla 17. yüzyılın ilk yansında yaşamış olan Şeyhülislâm Yahya 17. yüzyılın önde gelen şairlerindendir. Şeyhülislâm Yahya, kaynakların verdikleri bilgiye göre iyi öğrenim görmüş, medrese hocalığı yapmış ve şeyhülislâmlığa kadar yükselmiştir. Gerek kişiliği gerekse şiirde gösterdiği ustalıkla başta dönemin padişahı IV. Murad olmak üzere çevresinden büyük saygı görmüştür. Dönemin şairleri Nef’î, Atâyi ve Nâ'ilî, Şeyhülislâm Yahya'ya gösterdikleri saygıyı ona yazdıkları şiirlerde dile getirmişlerdir. Yahya, IV. Murad'a yazdığı bir methiye dışında kaside yazmamış ancak, kendisine bir devlet büyüğü olarak kasideler sunulmuştur. Kısacası yaradılışı da gazel söylemeye uygun olan Yahya, gazel şairidir ve edebiyatımızdaki yerini gazelleriyle kazanmıştır. Hayatın zevk ve eğlencelerini insanoğlunun duygusal özlemlerini olduğu gibi yalın bir dille ve içtenlikle gazellerinde dile getirmiştir. Bir gazel şairi olarak şiirlerinin konusu çoğunlukla aşk, doğa ve rindliktir. Şeyhülislâm olmasına karşın şaraptan meyhaneden sıkça söz açması tutucu çevrelerce hoş karşılanmamış hattâ küfürle suçlanmıştır. Yahya ise şiirlerinde her zaman, riyakâr din adamlarına karşı meyhanenin hoşgörüsüne sığınmayı, alçakgönüllülüğü, içtenliği, gerçek rind doğruluğunu savunmuştur.

    Şeyhülislâm Yahya'nın neşeli, hayata bağlı, hoşgörülü ve candan kişiliği şiirlerine, insana yakın ve samimi bir yapı kazandırmıştır. Şiirlerindeki içtenliğin yanı sıra İstanbul Türkçesini de başarılı bir biçimde kullanan Yahya'nın, külfetsiz ve samimi şiirleriyle, rahat anlatımı, kendisine döneminde ve döneminden sonra büyük ün sağlamış ve divan şiirinin gazel ustaları arasında yer almasına yardımcı olmuştur. Bazı kaynakların, Yahya'nın Bakî ile Nedîm arasında "köprü" oluşturduğu görüşünde olmalarında gerçek payı vardır. Gerçekten, rindane ve âşıkane konulu gazelleri İstanbul Türkçesinin en güzel örnekleri arasındadır. Nedîm de divanında gazel söylemede Bakî ve Yahya'yı beğendiğini söyler. Üslûbu içerisinde yer yer tasavvufî edaya rastlanırsa da genelde şiirlerini lâ-dinî bir atmosfer içerisinde yazmıştır. Yahya çağdaşı Nef’î'yi beğenir, ayrıca onunla dostluğu da vardır. Nef’î'den etkilenerek ya da latife yollu Nef’î'ye cevaben yazdığı bazı şiirlerini kaynaklar kaydederler. Hoş sohbet, nükteci bir kişiliğin sahibi olarak tanınmıştır.

    Eserleri:
    Dîvân, Sâkî-nâme, Muhsin-i Kayserî’nin Ferâiz adlı eserinde yaptığı şerhi bulunan Yahya, İbn-i Kemâl’in Nigâristâ’ının tercümesini de yapmıştır.

    Kaynak: Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002.


    Şiirleri:
    Sun sâgarı sâkî bana mestâne disünler (Gazel)
    Komayub tâkatim feryâda nâlân olmasun dirsün (Gazel)
    Aşka kaabil dil mi yok şehr içre yâ dil-ber mi yok (Gazel)
    Mescidde riyâ-pîşeler itsün ko riyayı (Gazel)
    Hemîşe merdüm-i çeşmim izâr-ı yâra bakar (Gazel)
    Açılmadın incitdi seni zâtı hezârın (Gazel)
    Cihânda ‘âşık-ı mecrûha sanma râhat olur (gazel)
    Bir dil-rübâya düşdü gönül mübtelâsı çok (gazel)
    Yâr açılsa da biraz bâde-i nâb olsa bize (gazel)
     



Sayfayı Paylaş