Viran Dağlar

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 23 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    TurkeyArena

    Yazarı: Necati Cumalı

    Necati Cumalı Biyografisi:

    Yaklaşık altmış yıl boyunca şiir, öykü, roman, oyun, deneme, inceleme ve günceleriyle edebiyatın hemen her alanında eser vermiş olan Necati Cumalı, 13 Ocak 1921 yılında bugün Yunanistan’ın sınırları içinde bulunan Florina’da doğdu. Çocukluğunu İzmir’in Urla ilçesinde geçirdi. İzmir Atatürk Lisesinden mezun olduktan sonra Ankara Hukuk Fakültesinde öğrenimini tamamladı. Kısa bir süre Toprak Mahsulleri Ofisinde (1941-1942), ardından Millî Eğitim Bakanlığı Yayın Müdürlüğünde, yine aynı Bakanlığa bağlı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünde (1945-1948) çalıştı; 1949 yılında gittiği İzmir’de avukatlık stajını tamamlayarak 1957 yılına kadar İzmir ve Urla’da avukatlık yaptı. 1957-1959 arasını Paris’te geçiren Necati Cumalı, bir süre Paris Basın Ataşeliğinde çalıştıktan sonra yurda döndü. İstanbul Basın Yayın Müdürlüğünde raportörlük görevine atandı; 1960’ta evlendi; 1963 yılında eşinin görevi dolayısıyla Tel-Aviv’e, sonra da Paris’e gittiler. Bundan sonraki yıllarda yurt dışı gezilerine çıkan yazar, edebiyat çalışmalarını aralıksız olarak sürdürdü. Öykü ve romanları filme alındı. Tiyatro oyunları yıllarca sahnelendi, televizyona ve sinemaya uyarlandı. Eserleri peşpeşe baskılar yapan, yabancı dillere çevrilen Necati Cumalı’nın haklı ünü edebiyat dünyamızın önemli ödülleriyle pekişti: 1968 yılında Yağmurlu Deniz adlı şiir kitabıyla TDK Şiir Ödülünü; Değişik Gözle adlı kitabıyla 1957 ve Makedonya 1900 kitabıyla 1977 Sait Faik Hikâye Ödüllerini; Dün Neredeydiniz? adlı oyunu ile 1981 Kültür Bakanlığı Tiyatro Ödülünü; bütün şiirlerini topladığı Tufandan Önce ile 1984 Yeditepe Şiir Ödülünü; Viran Dağlar romanı ile 1995 Orhan Kemal Roman Ödülü ile Yunus Nadi Roman Ödülünü aldı.

    Eserleri:

    Mayıs Ayı Notları (1947), Güzel Aydınlık (1951)¸ İmbatla Gelen (1955), Güneş Çizgisi (1957) Başaklar Gebe (1970), Ceylan Ağıdı (1974), Aç Güneş (bütün şiirleri, 1980), Tufandan Önce (bütün şiirleri, 1983), Aşklar Yalnızlıklar (toplu şiirleri, 1985), Kısmeti Kapalı Gençlik (bütün şiirleri, 1986) adlı kitaplarda toplamıştır. Yağmurlar ve Topraklar (1973), Acı Tütün (1974), Aşk da Gezer (1975) ile Viran Dağlar (1994) Oyunları: Boş Beşik (1949), Mine (1959), Nalınlar (1962), Derya Gülü (1963), Ezik Otlar (1969), Vur Emri (1969)dir. Niçin Aşk (1971), Senin İçin Ey Demokrasi (1976), Etiler Mektupları (1982), Niçin Af (1989), Şiddet Ruhu (1990), Ulus Olmak: Atatürk Denemeleri (1995) adlı kitaplarda denemelerini, Yeşil Bir At Sırtında (1991) kitabında günlük notlarını toplamıştır.

    Özet:

    Viran Dağlar Fransız İhtilali ile yayılan milliyetçilik akımı ile başlayan Balkanların Osmanlının elinde çıkma sürecini anlatıyor.
    Zülfikar Bey adlı ana kahraman ailesinden gelen varlıklı ve nüfus sahibi olan yüzyıllardır Makedonya’da Goriçka kasabasında yaşayan bir aileden gelmektedir.Eğitimini Manastır’da rüştiye ile tamamlayıp çiftliklerine dönmüştür.O zamandaki karışıklıklar yüzünden aklı karışmış ittihat ve terakkicilere yakınlık duymakta ve Osmanlının nasıl eski günlerine döndürülebileceğini düşünmektedir.
    Balkan Savaşı çıkar ve orduya gönüllü yazılmak ister fakat ordu yaşının daha genç olduğunun söyleyip Zülfikar Bey’i kabul etmez.Gönüllü yazılmak ister fakat yine geri çevrilir.Çevresindekilerin Osmanlı’nın savaşı kaybedeceğini söylemesine rağmen bu düşünceyi kabul etmez ve kendi adamlarını ve çevre köylerdeki gönüllüleri toplayıp ordunun asıl konuşlandığı Manastır’a gider.
    Yollarda gördüğü Müslüman olan halkın kaçışı onu derinden etkiler ve yüzyıllardır beraber yaşıyan Rum Bulgar Türk insanların nasıl da birbirlerine düşman olduklarını anlayamaz.
    Manastır’a vardıklarında ordunun hareket ettiğini görürler.Zülfikar Bey’in tanıdığı olan bir subay Niyazi Bey adında bir komutanın kuzeyde gönüllüler ordusu kurmakta olduğunu öğrenir ve onun yanına giderler.Niyazi Bey’le Zülfikar Bey Selanik’ten tanışıktırlar.Zülfikar Bey ve adamları Niyazi Bey’e katılırlar fakat büyük hayalleri olan Zülfikar Bey savaşın sonuna kadar çarpışacağına inanmasına rağmen ilk çatışmada vurulur ve savaş onun için biter.
    Balkan Harbi’nden sonra Osmanlı’nın elinden çıkan Makedonya’dan gitmez.Doğduğu atalarının kazandığı toprakları bir daha tekrar Osmanlı’nın ele geçireceğini düşünerek Goriçka’da kalır.Bu sırada Birinci Dünya Savaşı çıkar.
    Zülfikar Bey Osmanlı’ya yardım etmek istemektedir.Tekrar Makedonya’nın Osmanlı topraklarına girmesini sağlamak istiyordur.Gizli bir örgüte girer ve haber taşımaya başlar.Fransızlar bu örgütü ortaya çıkarırlar ve Zülfikar Bey’in peşine düşerler.Zülfikar Bey yaşadığı Goriçka’dan kaçmak zorunda kalır.
    Önce Manastıra gider.Gençliğindeki eğlenceli sürekli yaşayan kentin yerine yıkık başıboş terkedilmiş gibi bir kent görünce çok üzülür.Daha sonra Manastır’dan gider ve Makedonya’yı dolaşır.Daha sonra Kaptan lakaplı bir komitacının yanına yerleşir.
    Kaptan Bey Fransızlar tarafından aranmakta olan bir suçludur ve o zamanlarda en iyi saklanmak için yer dağlardır ve Zülfikar Bey de dağlara çıkar.Bir zamanların soylu beyi artık dağlarda yaşayan bir komitacı olmuştur.Kaptanın çetesiyle yaşamaya başlayan Zülfikar Bey çete içinde Kaptan Bey’in yerine geçmeye başlamış ve çetedeki adamlar tarafından saygısı ve bilgeliğinden dolayı sevilmeye başlamıştır.Kaptan Bey bu durumdan rahatsız olmuş ve Zülfikar Bey’e karşı kin beslemeye başlamıştır.Bir gün Zülfikar Bey’le kavga etmiş ve Zülfikar Bey’e silah çekmişken Zülfikar Bey tarafından öldürülmüştür.
    Zülfikar Bey bu olaydan sonra dağlardan kaçar.Daha sonra onu arayan Fransız Jandarmalar’ı tarafından yakalanır.Mahkemeye çıkartılır.Mahkemede gösterdiği saygılı hareketler ve Fransızca konuşmasıyla hakimi ve diğer görevlileri etkiler.
    Hapis cezası verilen Zülfikar Bey hapishaneden kaçar.Artık tam anlamıyla bir kanun kaçağıdır.Makedonya’dan kaçmayı düşünür fakat süren savaş,ataların bu topraklardan olması ve ailesini özellikle annesini bırakamayacağı için bu fikirden vazgeçer.
    Yine dağlara döner ve bazen de eski çalışanları olan İsmail’in yanına gider.Bu sırada Makedonya’daki Fransız ordusunun başındaki kumandan değişir ve Zülfikar Bey hakkında anlatılanları duyar.Bu kişiyle tanışmak çok ister ve Zülfikar Bey’in canlı yakalanması için başına ödül koyar ve haber salar.
    Bu haber İsmail’in ve Zülfikar Bey’in kuzeni ve Kaylar Kasabasının belediye başkanın olan Hikmet Bey’in kulağına gitmişti.Hikmet Bey bu haberi duyduğunda Zülfikar Bey’in öldürüleceğini bu yüzden bu ödülün konulduğunu düşünür.Ali Bey İsmail ile konuşarak Fransızlar ile iyi anlaştığını söyler ve eğer bir daha İsmailler’e gelirse İsmail’e ona haber vermesini söyler.Planı Zülfikar Bey’i yakalatmak ve hayatını kurtarmaktır.
    Aylar sonra Zülfikar Bey tekrar İsmailler’e gider.Zülfikar Bey’e akşam yemeğinde İsmail yemeğine haşhaş katarak Zülfikar Bey’i uyutur.Verilen ödülü almak isteyen İsmail bir zamanlar yanında çalıştığı Zülfikar Bey’in gece odasına girer ve tüfeğiyle başına ateş eder ve Zülfikar Bey’i öldürür.,
    Daha sonra jandarmalara haber verip Zülfikar Bey’i öldürdüğünü söyler ve cesedini götürür parasını ister.Jandarmalar Zülfikar Bey’in canlı yakalanmasının gerektiğini söylerler ve İsmail’i hapse atarlar.
    Zülfikar Bey için çok büyük bir cenaze töreni yapılır bütün Makedonya’dan insanlar bu ulu kişiyi kendini varlığının ülkesi ve Makedonya’yı eskisi gibi bir bütün halinde tutmak isteyen kişiyi son yolculuğunda uğurlamak isterler.
    İsmail ise Zülfikar Bey’in komitacı arkadaşı Kara Ali tarafından öldürülür.Tarih ise yazılmıştır Osmanlı Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik olarak ayrılmış ve artık dağılma dönemi tam anlamıyla başlamıştır.

    Eserin Konusu:

    Eser Osmanlı’nın Balkanlardaki topraklarını kaybedişini ve bu dağılmanın orada yaşayan insanlar üzerindeki etkisini göstermektedir.Bazı güçlerin yüzyıllardan beri beraber yaşayan farklı dil ve dinlerden olan insanları kışkırtıp birbirlerine düşman etmesini anlatmaktadır.Komşuların bile birbirlerini öldürdüğü bu zihniyeti okuyucuya anlatıp tarihimizdeki bu dönemi bize gösterir .

    Temel İletisi:

    Aynı topraktan olan farklı dinlere inanan ve yüzyıllarca berbaberce yaşamış insanların birbirlerine düşman haline getirilmesi,birbirlerine hakkı geçen insanların daha sonra düşman kesilmeleri ve Osmanlı’nın nasıl dağıldığı romanın temel iletisidir.

    Eserde ileri sürülen düşüncelerin geçerliliği üzerine görüşler:
    O zamanın koşullarına göre eserde iletilen düşünceler doğrudur.Zülfikar Bey’in ailesinden gelen Osmanlılık havası devletini yaşadığı toprakları korumak istemesi normaldir.Ayrıca Makedonya da yaşıyan farklı ülkelerden olan insanların Osmanlı’dan ayrılıp kendi ülkelerini kurmak istemeleri de kabul edilebilir bir düşüncedir fakat silaha davranıp birbirlerine muhtaç olan insanların düşmanca tutumları doğru değildir.

    Eserde Yer Alan Öğelerin Değerlendirilmesi

    Olayların Sıralanışı:
    *Zülfikar Bey’in çocukluğu
    *Zülfikar Bey’in çocukluğu sırasında Makedonya’daki karışıklıklar
    *Zülfikar Bey’in rüştiye okumaya Selanik’e gitmesi
    *Zülfikar Bey’in okuldan sonra evine dönüşü ve gençliğinde yaşadığı olaylar
    *Makedonya’da ki olayların daha da artması
    *Zülfikar Bey’in evlenmesi
    *Zülfikar Bey’in babası Rıza Bey’in ölmesi
    *Osmanlı’nın seferberlik ilan etmesi
    *Zülfikar Bey’in orduya yazılmaya çalışması
    *Balkan Savaşı’nın çıkması
    *Zülfikar Bey’in gönüllü olarak savaşa gitmesi
    *Zülfikar Bey’in Niyazi Bey komutasında savaşması
    *Zülfikar Bey’in yaralanması
    *Zülfikar Bey’in evine geri dönmesi
    *Birinci Dünya Savaşı’nın çıkması
    *Zülfikar Bey’in gizli örgüte girmesi
    *Örgütün yakalanması ve Zülfikar Bey’in tutuklanmak istenmesi
    *Zülfikar Bey’in kaçmaya başlaması
    *Zülfikar Bey’in Kaptan Bey’in yanında dağlara çıkması
    *Kaptan Bey’in Zülfikar Bey tarafından öldürülmesi
    *Zülfikar Bey’in Fransız jandarmalar tarafından yakalanması
    *Mahkemeye çıkarılışı
    *Hapse göderilişi
    *Zülfikar Bey’in hapisten kaçışı
    *Zülfikar Bey’in Makendonya’yı dolaşması
    *Makedonya’da bulunan Fransız Ordusunun komutanın değişmesi
    *Komutanın Zülfikar Bey’i tanımak istemesi ve canlı yakalanması için ödül koyması
    *İsmail ile Hikmet Bey’in Zülfikar Bey’in hayatta kalması için yakalamak üzerine plan kurması
    *Zülfikar Bey’in İsmail’e gidişi
    *Zülfikar Bey’in İsmail tarafından öldürülüşü
    *Zülfikar Bey’in cenazesi
    *İsmail’in komitacı Kara Ali tarafından öldürülmesi
    *Osmanlı’nın Savaşı kaybedip Mondoros Mütarekesini imzalaması

    Yer Zaman

    1900’lü yılların başlarında meydana gelen Balkan Harbi döneminden 1918 yılında Mondoros Mütarekesi’ne kadardevan ediyor.Olaylar Makendonya da geçmektedir ve Balkanlar’ın genel durumundan da bahsetmektedir.

    Kişiler

    Rıza Bey:Zülfikar Bey’in babası.Eski bir Osmanlı uç beyinin soyundan geliyor.Gelenek ve göreneklerine bağlı bir adam.Oğluna çok önem veriyor.Ailesinden gelen büyük bir varlığı var ve Zülfikar Bey’in de onun gibi bir bey bir ağa olmasını istiyor
    Saliha Hanım:Eski bir Osmanlı kadını .Oğluna çok bağlı.Oğlunu çok seviyor ve onun için herşeyi yapan bir kadın.Kocasına ve ailesine kol kanat geren bir Türk kadını.
    Kaptan:Zülfikar Bey’in hapisten çıktıktan sonra sığındığı komitacı.Zülfikar Bey’in eski tanıdığı.Fransızlar’la sorunu olduğu için dağa çıkmış bir komitacı.
    İsmail: Zülfikar Bey’in yanında çalışIyor.Zülfiyar Bey’den 2 yaş küçük. Zülfikar Bey’in çok güvendiği biri fakat savaşa giderken korkup gelmeyen ve en önemlisi Zülfikar Bey’i öldüren kişi.
    Emine: Zülfikar Bey’in karısı. Zülfikar Bey’e hayran aşık bir kişi.Kocasını çok değer veriyor çok özlüyor ve güveniyor.Gördüğü ilk günden Zülfikar Bey’le evlenmek istedi.
    Hikmet Bey: Zülfikar Bey’in Kaylar Kasabası’nın belediye başkanı kuzenidir. Zülfikar Bey’den daha fazla öğrenim görmüş ve daha mantıklı biri.
    Niyazi Bey: Zülfikar Bey’in çarpıştığı gönüllü grubun komutanı.İttihat ve terakkici. Zülfikar Bey ile Selanik’ten tanışık. Zülfikar Bey’in hayatını kurtaran adam.
    Kara Ali: Zülfikar Bey’in eski arkadaşı.İsmail’i öldüren komitacı.
    Zülfikar Bey:Eserin ana kahramanıdır.Babası gibi eski bir Osmanlı uç beyinin torunu.Bu özelliği onu Osmanlı’ya bağlıyor.İnsanlara saygısı tam o sırada olan olaylara rağmen Rum ve Bulgar dostlarıyla iyi geçinen tüm Makedonya tarafından tanınan biridir.Osmanlı’nın özellikle de Makedonya dağılmasını istemeyen , ittihatçılara yakın bir kişilik.

    Dil ve Anlatım Özellikleri

    1- Sözcük ve cümle örtümü günlük konuşma dili olarak açıklanabilir.Yazar Rumeli şivesini çok iyi kullanıp akıcı bir dil haline getirmiştir.

    2- Yazar anlatımında açıklığa önem vermiştir.Konuları açık bir şekilde işlemiştir.

    3- Yazarın akıcılığı yakaladığını söyleyemem bazı konuların üstünde gereğinden fazla durulmuş özellikle Zülfikar Bey’in karşı cins ile olan ilişkisi üzerinde fazla durmuş ve gereksiz ayrıntılara önemvermiş.

    4- Yazar anlatımında yalınlık öğesine önem vermiştir.Fakat söz snanatlarını da kullanmıştır.

    5- Yazar betimlemelere yer vermiştir “....aksine cins bir tay olduğu belliydi.sağrısı geniş,cigadosu yüksek,adeleleri sağlam ve inceydi.Bakılırsa ceylan kesilirdi.”.

    ROMAN ELEŞTİRİSİ:

    1-Atalarının yaşadıkları ülke bölünme ve bağlı oldukları Osmanlı’dan ayrılmak üzeredir ayrıca yüzyıllardır dostça beraber yaşadıkları farklı din ve ırklardan olan insanlarla savaş haline girmişlerdir.
    Bu durum dış kuvvetlerin etkileri ile olmuştur.Ayrıca yayılan milliyetçilik ruhu sonunda yıkılmak üzere olan Osmanlı’ya da gelmiş ve himayesi altında olan diğer devletler özgürlüklerini ilan etmişlerdir.Fakat hatalı olan yan yüzyıllardır beraber yaşadıkları insanların birbirlerine karşı özellikle de Müslüman olan Osmanlı (Türk) halka saldırmalarıdır.1 Özgürlüklerini isteyen devletlerin demokratik yollar yerine askeri yollara başvurması ve toprak almada aç gözlü davranmaları anlaşılmazdır.

    2-Olumlu olarak o zamanı ve o andaki koşulları yazar çok güzel anlatmıştır ayrıca kullandığı dil ile akıcılık sağlamış Rumeli şivesini kullanmasıyla yazıda o yörede yaşayan insanlarla okuyucuyu daha dostane bir şekilde yakınlaştırmıştır.
    Olumsuz olarak özellikle Zülfikar Bey’in özel hayatı yani kadınlarla olan ilişkisine çok fazla yer verilmiş kitap konusundan bazen sapmıştır ve bazı olayların özellikle olaylar belirtilirken yazar kendi yorumunu katmıştır bu nedenle düşünce yazısına çok benzemiştir.

    3-Yazarın ilettiği mesaj aslında ders alınması gereken bir mesaj.İnsanların istekleri olabilir.Bu istekler bazen çok büyük toplulukları etkileyebilir.Uğruna ölünebilecek bir istek olabilir ama geçmişten beri beraber yaşadığınız bir toplumla başka dış güçlerin istemi ile savaşmanız sonucu aradaki bağ kaybolur ve tekrar sağlanamaz.
     



Sayfayı Paylaş