Uzun Bakışlılar Yazı

Konusu 'Masal ve Hikayeler' forumundadır ve CAN tarafından 29 Mayıs 2016 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Karşıda bir ağaç var. Yemyeşil. Dalları gür. Parıldayan ışık, yapraklarda yumuşak bir rüzgarla geziniyor. Öyle bir tablo ki toprak, ateş, hava ve ağacın içindeki su inanılmaz bir canlılıkta hareket ediyor. Eğer hızla geçersem kısa bir bakış atıyorum. Telaşlıyım. İşlerim çok. Biliyorum ki bu ivedilik, tezcanlılık ve yüzeysel bakış tüm şehri sarmış durumda. Çünkü bizler KISA BAKIŞLIYIZ.

    Uzakdoğunun insanı ve Kızılderililer gibi toprağa yakın halkların kültürlerinde sessizce bakmak vardır. Konuşmadan tüm varlığını, tüm dikkatini baktığına vererek dünyadaki en önemli şeyi yaptığına inanarak, en basit işleri büyük bir adanmışlıkla yapmak vardır. Hayattan kaçmazlar. Hayatları hakkında konuşmak yerine ona nüfuz ederler. UZUN BAKIŞLIDIRLAR.

    Her nefesi dinlerler, karşılarındaki insan ne anlatıyor, neden nefesi kesik kesik, neyi gizliyor, neyi açıklıyor, neden üzgün, neden mutlu? Bakışları çift yönlüdür. Sadece o kişiye bakmazlar. İçlerinde derin bir empati eşleşme, özdeşleşme vardır. Bu duyguya da bakarlar. Böylece izledikleri her neyse onun tüm varoluşunun içlerine dolmasına izin verirler.

    Binlerce yıllık kadim öğretiler, insana “bir ve bütün olmayı”, sonra “evrenle dolmayı”, tüm kopukluk ve yalnızlığı bir sahra serabı gibi silmeyi öğretir. Bunun için önce insan, kabuğunu oluşturan aceleden sıyrılmalıdır. Acelenin gözleri, derinlere inemez, sığdır, sabırsız, tahammülsüz ve hırçındır.

    Yalnızca “Uzun Bakışlılar”ın gözlerinde görürsünüz huzuru. Derin sessizlik öyle geniş açmıştır ki kanatlarını. Bakarken hem evrenin muhteşem eşsiz anını, hem kendisinin muhteşem tabiatını görür.

    Bunun için bakarken gözlerinize, gözlerimi kaçırmam ben de. Bunun için yazarken dinlerim. Klavyenin her bir sesi kadar nefes alışlarımı. Bu yüzden derinlikten ve susmaktan korkmam. Zaten rüyalar da en derin sessizliğinden doğmaz mı aklın?
     



Sayfayı Paylaş