Uyuşturucu AIDS Riskini Artırıyor

Konusu 'Sağlık Haber' forumundadır ve elif tarafından 29 Haziran 2009 başlatılmıştır.

  1. elif Moderator


    Uyuşturucu AIDS Riskini Artırıyor

    Damar içi uyuşturucu madde kullananlar arasında AIDS virüsüne yakalanma oranının giderek artıyor.

    Tıp dergisi Lancet’in internet sitesinde yayımlanan bir raporda 15-64 yaş grubundaki 15,9 milyon damar içi uyuşturucu kullanıcısının 3 milyonunun HIV pozitif olduğunu ortaya koydu. Buna göre dokuz ülkede uyuşturucu kullanıcılarının yüzde 40’tan fazlası virüse yakalanmış durumda.

    Damar içi uyuşturucu kullanımının en fazla Çin’de olduğu, ülkede bu şekilde uyuşturucu kullanan 2 milyon 350 bin kişinin yüzde 12’sinin HIV kaptığı belirlendi. Çin’i, 1 milyon 857 bin kullanıcının yüzde 16’sı HIV pozitif olan ABD izliyor. Rusya’da ise 1 milyon 825 bin damar içi uyuşturucu kullanıcısının yüzde 37’sinin HIV taşıdığı tahmin ediliyor.

    Damar içi uyuşturucu kullananların yüzde 40’ının HIV pozitif olduğu diğer ülkeler; Estonya, Ukrayna, Myanmar, Endonezya, Tayland, Nepal, Arjantin, Brezilya ve Kenya şeklinde sıralanıyor.

    Araştırmayı yürüten, Sidney’deki New Zouth Wales Üniversitesine bağlı uyuşturucu ve alkol araştırma merkezinden Bradley Mathers, durumun en vahim olduğu bölgelerin Güneydoğu Asya, Doğu Avrupa ve Latin Amerika olduğunu belirtti.

    Araştırmacılar, son 10 yılda bazı ülkelerde damar içi uyuşturucu kullananlar arasında HIV pozitif sayısında önemli artış olduğuna dikkati çekti ve bu konuda yetkililerin önlem alması gereğine vurgu yaptı.

    Damar içi madde bağımlılarının kullandığı uyuşturucular (eroin, kokain, amfetamin) genellikle toz olarak satılıyor ve enjekte edilmeden önce suda eritiliyor.

    ENJEKTÖRLERİN ORTAK KULLANIMI YOLUYLA YAYILIYOR
    Rapor, enjektör değişimi ya da uyuşturucu ikame tedavisi gibi AIDS önleyici programlara yatırım yapmanın bu konuda açık bir biçimde fayda sağladığını belirtiyor.

    Bnun yanında enjeksiyon yoluyla uyuşturucu kullanımının yaygın olduğu ancak virüsün bu kişiler arasında fazla yayılmadığı ülkelerde de enfeksiyonun yayılmasını önleyici eğitim programlarına ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.
     



Sayfayı Paylaş