Üroloji -Genel-

Konusu 'Sağlık-Genel' forumundadır ve RüzGaR tarafından 12 Aralık 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    TurkeyArena

    İdrar Yolu Enfeksiyonu

    Normalde idrarda bakteri bulunmaz. Bakteri çoğunlukla makat bölgesinden gelir ve idrar yolundan mesaneye geçer. Buradan yukarıya ilerleyerek böbrekleri tutabilir. Bir kısım mikroorganizma ise cinsel temasla eşe geçer. İdrarın yıkayıcı etkisi ve kişinin bağışıklık düzeyi enfeksiyondan koruyucu etki yapar. Bunlar yetersiz kalırsa idrar yolu enfeksiyonu yerleşir.

    idrar yolu enfeksiyonunun belirtileri :
    • Sık idrara çıkma, yanma,
    • acil idrar isteği en sık görülen belirtilerdir.
    • Göbek altında ağrılar olur.
    • İdrar bulanık ve bazen kanlı olabilir.

    idrar yolu enfeksiyonunun tanısı :
    • Ürolog muayeneden sonra idrar tetkiki yapar.
    • Gerekirse idrar kültür ve ilaç duyarlık testi ister.
    • Tekrarlayan enfeksiyonlarda idrar sistemi ultrasonografi ve röntgen tetkikleri ile araştırılır.
    • İdrar kesesinin içi aletle incelenir (Sistoskopi).

    idrar yolu enfeksiyonunun tedavisi :
    • Uygun antibiyotikler verilir.
    • Cinsel ilişki ile geçen enfeksiyonlarda eşler birlikte tedavi edilir.
    • Hazırlayıcı sebep varsa ortadan kaldırılır.
    • Üroloğun ilaç dışında önereceği yardımcı tedaviler belirtilerin kaybolmasını kolaylaştırır, çabuklaştırır ve tekrarlanmasını engeller.
     



  2. RüzGaR Super Moderator

    Mesane İdrar Kesesi Tümörü

    Mesane tümörü ürolojik sistem içinde prostat kanserinden sonra ikinci sıklıkta görülmektedir. Erkeklerde 3 kat fazla görülmektedir. Ortalam görülme yaşı 65 olarak kabul edilse de, ülkemiz gibi sigara tüketiminin çok fazla olduğu ülkelerde bu hastalık çok daha erken yaşlarda görülmektedir.

    En sık neden sigara olsa da bunu yanında genetik yatkınlık, meslek (petrol, boya, deri sanayinde çalışanlar vb.

    [SIZE=+0]), diyet, kronik enfeksiyon, pelvik radyasyonda etkendir. Hastalığın en önemli bulgusu idrardan kan gelmesidir. Tipik olarak pıhtılı ve ağrısız kanma olarak karşımıza çıkar.

    İleri evre hastalıklarda ise halsizlik, kilo kaybı ve kansızlık gibi genel belirtiler görülür. Tanıda ilk yapılması gereken idrar incelemesinin yanında intravenöz pyelografidir. Bunun yanında ultrasonografininde yardımına başvurulur. Kesin tanı sistoskopi denilen bir işlem ile konur. Bu işlemde sistoskop adı verilen özel bir aletle penisten girilip mesane göz ile değerlendirilir.

    Tümör saptanan olgulara transuretral tümör rezeksiyonu (TUR) yapılır. Yapılan cerrahi sonrası patolojik inceleme sonrası tümör evrelendirilmesi yapılır. Bu evreleme neticesi yüzeyel tümör olarak kabul edilen olguların bir kısmına mesane içine ilaç (BCG, Mitomycin-C vb) vermek sureti ile (intrakaviter tedavi) tedavi yapılır. İnvaziv tümör olarak kabul edilen hastalara ise radikal cerrahi veya radyoterapi uygulanmaktadır.

    Yüzeyel mesane tümörü olanlarda prognoz oldukça iyidir. Bu nedenle sigara içiminin fazla olduğu toplumlarda idrardan kan gelmesi hastalar tarafından ciddiye alınmalı ve sağlanacak bilinçlenme ile bu hastalıkların erken tanı ve tedavisi sağlanmalıdır.
    [/SIZE]
     
  3. RüzGaR Super Moderator

    Böbrek Taşı ve Tedavisi

    Böbrek taşı olağan koşullarda idrarda çözünmüş maddelerin çökelerek sert birikinti parçacıkları oluşturmasıyla ortaya çıkar. Böbrek taşı oluşumuna yol açan bu maddelerin başlıcaları ürat, oksalat ve kalsiyum fosfat gibi bileşiklerdir. Taşın oluşum yerine göre değişen hastalık belirtileri ortaya çıkabilir. Taşlar böbrek çanaklarına (kaliks) ya da havuzuna (pelvis) yerleşebilir.

    Ayrıca siyek (üretra), idrar kesesi ve idrar borularında da (üreter) bulunabilirler. Böbrek taşı sayılarına, bulundukları yerlere ve kimyasal yapılarına göre sınıflandırılmaktadır. Az sayıda ve küçükseler yuvarlak, idrar kesesi taşında olduğu gibi çok sayıda ve birbirlerine sürtünüyorlarsa köşelidirler, îri olmaları böbrek çanağı ve havuzu gibi boşluklarda oluştuklarım gösterir. Boyudan ise çok küçük olanlardan bütün böbrek boşluğunu dolduracak iriliğe ulaşanlara kadar değişir.

    √ Böbrek taşının nedenleri :
    Böbrek taşı bazen bir metabolizma bozukluğuna bağlı olarak gelişir, bazen de kalıtsal yolla ortaya çıkar. Taşın oluşma nedeni idrar yoğunluğunun artması ya da çözünmüş maddelerin idrarda aşın miktarda bulunmasıdır. Taş oluşumuna yol açan metabolizma hastalıktan için böbrek kaynaklı asidoz (asitlik düzey inin yükselmesi), kalıtsal hastalıklar için ise sistinüri (şistin gibi gibi amino asitlerin idrarda aşın artması) örnek olarak verilebilir. Ama böbrek taşı olgulannın yüzde 70-80'e varan bölümünde kesin bir neden gösterilemez. Taş oluşumu genellikle kalıtsal ve başka bazı belirleyici etkenlere bağlanır. Bunlar arasında idrarda kristalleşme eğilimi olan maddelerin bulunması; idrar akışımn bir engel yüzünden durması; idrarın asillik (pH) derecesinin değişmesi, idrar yollannın iltihaplanması gibi çökelti oluşturacak maddelere uygun fiziksel ve kimyasal ortamın hazırlanması; çevrelerinde çökelmeyi kolaylaştıracak bir öz oluşturan bakteri, hücre artıkları gibi maddelerin varlığı sayılabilir.

    Kendi basma taş oluşumuna neden olan tek hastalık birincil hiperparatiroidizmdir. (paratiroit bezinin aşırı çalış-ması). Kanda ve idrarda kalsiyum düze-yinin artması kalsiyum fosfat taşlannın oluşmasına uygun ortamı hazırlar. Kalsiyum taşı ise bütün böbrek taşlannın yüzde 50-80'ini oluşturur. En sık görülen böbrek taşlan grimsi kırmızı renkli kalsiyum oksalattan oluşur. Bunu beyaz renkli kalsiyum fosfat ve sanmsı kahverengi kalsiyum ürat taşlan izler. Gut (damla) hastaları gibi idrarlannın asit derecesi yüksek olanlarda kahverengi ürik asit taşına oldukça sık (bölgelere göre yüzde 5-33)rastlanır. Ender görülenlerler arasında ise yeşilimsi şistin ve sarımsı kahverengi ksantin taşlan sayılabilir. Böbrek havuzunda oluşan taş, çok büyük değilse, idrar borusu yoluyla idrar kesesine iner. Burada prostat büyümesi gibi idrar çıkarmayı güçleştiren koşullar oluşmuşsa, daha da irileşebilir ya da idrarla birlikte keseden atılır. Öte yandan böbrek taşlan idrar kesesine inmeden böbrek havuzu ağzında ya da idrar borusunda takılıp kalabilir. Bu durumda bazen böbrek tıkanıklığı ortaya çıkabilir.

    √ Böbrek taşının nedenleri :
    Böbrek taşı uzun süre belirti vermeyebilir ya da son derece önemsiz yakınmalara yol açar. Değişik şiddette ağn ile idrann kumlu çıkmaya başlaması böbrek taşım düşündürür. Hastalığın temel belirtisi "böbrek koliği" denen tipik sancıdır. Bu birden başlayan şiddetli ağn nöbetlerine, içinde taş bulunan idrar borusu duvannın spazm biçiminde kasılma-lan ya da taşla tıkanmış böbrek havuzunun gerilmesi aniden başlayan şiddetli ağrı nöbetlerine yol açar. Önceleri aralıklı gelen, daha sonra süreklilik kazanan sancılar genellikle ilk olarak bel bölgesinde duyumsamr. Buradan idrar yolları boyunca yayılan ağrı makat çevresinde, erkekte erbezleri ve kamış basında, kadınlarda büyük dudaklarda, ayrıca kasık, uyluk içi ve bazen göğüs altı ve kürek kemiklerinde görülür. Ağnnm en şiddetli olduğu dönemde huzursuzluk, bunaltı, soğuk ter, bel kaslannda kasılma, bulantı ve kusma görülür.

    Hasta taş düşürüyorsa, taşın dar siyek (üretra) kanalından geçerken yarattığı ağn son derece şiddetlidir. Taş düşürüldükten hemen sonra hasta rahatlar ve ortaya çıkmış olan bütün belirtiler kaybolur. Ağrı sırasında çıkanlan idrar miktan az ve belirgin biçimde kanlıdır. Taşm böbrek havuzuna dönmesi ya da idrar kesesine inmesiyle belirtiler hafifler. Belde hafif bir dolgunluk duygusun-dan başka yakınmaya yol açmayan iri böbrek taşlan da olabilir. Bu çelişkili durumun nedeni büyük taşlann böbreğin bir bölgesinde hareket edemeyecek biçimde sıkışmış olmasıdır. Bu olgularda kesin tanı koymak her zaman kolay olmaz.

    √ Böbrek taşının tedavisi :
    Böbrek taşının tedavisi üç aşamada yapılır: Ağn tedavisi; taş oluşumuna zemin hazırlayan ya da yol açan genel koşulların tedavisi; böbrek işlevlerim bozan ve/ya da sürekli ağn yapan taşın cerrahi tedavisi. Sancı biçiminde başlayan şiddetli ağn sıcak uygulamasıyla ya da spazm çözücü, iltihap ve ağn giderici ilaçlarla dindirilmeye çalışılır.

    √ Böbrek taşından korunma :
    Bütün taş türlerinin zamanla yeniden oluşması sık görülen bir durumdur. Kalsiyum taşı olgularının yüzde 20-30'unda bir yıl içinde yinelenme görülmektedir. Bu nedenle bütün böbrek taşı hastalannda ayrıntılı incelemelerin yapılması zorunludur. Böylece birincil hiperpara-tiroidizm, böbrek kaynaklı asidoz, sistinüri ve enfeksiyon gibi belirli bir hastalığa bağlı olarak gelişen böbrek taşı olguları saptanmalı tıbbi ve cerrahi tedavi buna göre yürütülmelidir. Böbrek taşı tanısında ultrasonografi gibi hastaya zarar vermeyen tanı yöntemleri başka amaçlar için de kullanılabilir. Bazı durumlarda böbrek taşı, yoğun tedavi gerektiren ağır bir genel hastalığın ilk belirtisi olabilir. Böbrek taşı bir yandan iş saati kaybı, doktor ve ilaç masrafları, ultrasonografi ve cerrahi tedavi harcamaları gibi hastaya ekonomik ve sosyal yük getirirken, bir yandan da dayanılmaz sancılar ve enfeksiyonlarla zor bir dönem yaşatır.

    Ultrasonla taş kırma ile tedavinin birkaç kez uygulanması sonucu böbrek işlevlerinin uzun dönemde nasıl etkileneceği iyi bilinmemektedir. Ama yapılan araştırmalarda böbrek taşı hastalanrın yüzde 70'i aşan bölümünde özel bir işlev bozukluğuna rastlanmamıştır. Kalsiyum ve ürik asit atdımında artış, idrar asitliğinin yükselmesi gibi idrar bozuklukları laboratuvar incelemeleriyle ortaya çıkartabilmektedir. Laboratuvar incelemelerinde elde edilen bilgilerin İşığında metabolizma bozukluklanna yönelik tedaviler uygulanabilir. Ama bu tedavilerin böbrek taşı oluşumunu önleyici etki yaptığı henüz kesin olarak kanıtlanamamıştır.

    √ Unutulmaması gereken iki önemli nokta vardır:
    l) Olguların yüzde 60'ını aşan bölümünde hastaların bol sıvı almasıyla böbrek taşı oluşumu önlenebilir: 24 saatte 1,5-2 it idrar çıkarmak için en az 3-4 it sıvı alınması böbrek taşının önlenmesinde çok yararlıdır. Doğal olarak, sıvı alımınm kısıtlandığı kalp yetmezliği, yüksek tansiyon gibi durumlarda bu yöntem uygulanamaz. Ayrıca kalsiyum, oksalat ve pürince zengin besinlerden kaçınmak gerekir.

    2) Böbrek taşı yavaş gelişmesinin doğal sonucu olarak kronik bir hastalıktır. Hastanın sürekli olarak doktor denetiminde kalması yararlıdır. Nedeni bilinmeyen böbrek taşı olgulannda idrarda ortaya çıkan yüksek kalsiyum düzeyi idrar söktürücü (diüretik) ilaçlar yardımıyla denetlenebilir. Bu uygulamayla birlikte tuz alımı azaltılarak sodyumun tedaviyi engelleyici etkisi giderilir, idrarında ürik asit ve oksalat düzeyi yükselmiş hastalarda 24 saatte 300 mg allopurinol verilmesi oldukça yararlıdır.
     
  4. RüzGaR Super Moderator

    İdrar İnkontinansı İdrar Kaçırma

    İdrar inkontinansının (idrar akışını kontrol edememe durumu) fazla ya da az aktif bir mesane, fiziksel tıkanma, enfeksiyonlar ya da kafein ve bazı ilaçların yan etkileri gibi birçok nedeni vardır. Kanser, diyabet, inme, Parkinson haslalığı ya da multipl skleroz gibi daha ağır hastalıklar da inkontinansa neden olabilir. Bu durum erkeklerde, genişleyen prostatın ya da prostata ilişkin diğer sorunların göstergesi olabilir.

    Herhangi bir inkontinans sorunu söz konusuysa, daha önemli bir durumun belirtisi olabileceğinden, en kısa zamanda doktorunuza başvurun. Doktorunuzun yardımıyla inkontinansın nedenini ve uygun tedavi seçeneğini bulabilirsiniz. İdrar inkontinansı yaşlandıkça daha da sık görülen yaygın bir durumdur. Gerçekten de 65 ve daha ileri yaştaki 10 kişiden en az birinde idrar inkontinansı görülür.

    Birçok kişi bu konuda gereksiz biçimde sessiz kalır. Doktora danışmaya ve istediği gibi gereken yardımı almaya utanır. Bazı kişiler bu durumun yaşlanmanın kaçınılmaz sonucu olduğunu ve olası nedenlerinin ve tedavi seçeneklerinin bulunması yerine sonuçların ele alınacağını düşünür. Oysa, enfeksiyonu kontrol altına almak için antibiyotik kullanmak ya da idrar akışını kontrol eden kasları güçlendirecek egzersizleri öğrenmek gibi basit tedaviler söz konusu olabilir.

    Araştırmacılar, kadınların egzersizle güçlendirilecek kası tanımalarına yardımcı olmak için biofeedback'ten yararlandılar. Çalışmada bu grup, inkontinans tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir ilacın verildiğı diğer bir grup kadınla karşılaştırıldı. Biofeedback yardımıyla edinilen yeni becerilerin ilaç tedavisinden daha etkili olduğu saptandı (tedavi edilmeyenlerle karşılaştırıldığında inkontinans ataklannı %81 azalttı). Hem biofeedback hem de ilaç tedavisi, hiç tedavi uygulanmaması durumundan daha etkiliydi. Bu çalışma inkontinansta tedavinin önemini gösterdi.

    √ İDRAR İNKONTİNANSININ TİPLERİ :
    Aynı kişide birden fazla tipte inkontinans bulunabilir.

    • Stres inkontinansı :
    Öksürme, hapşırma, gülme, ağır kaldırma ya da hızlı hareket etme sonucunda mesanede oluşan basıncın neden olduğu inkontinans.

    • Acil idrar yapma gereksinimi:
    kişinin idrar yapma gereksiniminin farkında olması, ancak kontrol edemeyerek acil olarak tuvalete gitmek zorunda kalması.

    • Taşma inkontinansı:
    mesane tamamen dolu olduğunda (idrarı normal şekilde yapamama ya da bazı engeller nedeniyle) gerçekleşir ve az miktarda idrar kaçırılır.

    √ TANI:
    İdrar inkontinansına tanı konması kolaydır ve nedene bağlı olarak çoğunlukla tedavi edilebilir. Hasta ve ailesinin doktora karşı açık ve dürüst davranması önemlidir. İdrar yapma alışkanlığınıza ve inkontinansın ne zaman gerçekleştiğine ilişkin kayıt tutmak yardımcı olabilir. Bu kayıtlar, inkontinansta hangi maddelerin ve durumların rol oynadığını öğrenmenize yardım edecektir.

    Inkontinansın hangi sıklıkta olduğunu, ondan önceki aktivitenizi (ör. hızla ayağa kalkmak, gülmek, egzersiz yapmak), sızıntı miktarını (çok az ya da bir anda çok fazla) ve eğer varsa, herhangi bir uyarıcı belirtiyi, sizi gece uyandırıp uyandırmadığını ya da belirli bir içecek, besin maddesi ya da ilacın alınmasından sonra görülüp görülmediğini kaydedin.

    √ TEDAVİ:
    Etkili tedavinin seçimi, idrar inkontinansının nedeninin tanımlanmasına bağlıdır. Değerlendirme için en kısa zamanda doktora başvurmak çok önemlidir.
     
  5. RüzGaR Super Moderator

    Malign Böbrek Tümörleri

    • Malign böbrek tümörleri tüm erişkin tümörlerinin %5-6'sını oluşturur.

    • Amerika'da her yıl ortalama 20.000 yeni vaka bildirilmekte ve bunun yarısı o yıl içinde kaybedilmektedir.

    • En sık 50-60 yaş grubunda, ve erkeklerde 2 kat fazla görülür.

    • Sigara kullanmı çoğu tümörde olduğu gibi bu tümörde de en önemli etkendir.

    • Bunun yanında analjezik nefropatisi, çevresel faktörlerde önemli rol oynamaktadır.

    • Klasik bulgu olarak söylenen ağrı, idrardan kan gelmesi ve kitlenin elle hissedilmesi vakaların en çok %10-15'inde görülmektedir.

    • Bu üç bulgunun dışında anemi, kilo kaybı, sedimantasyonda artma, hiperkalsemi, karaciğer yetmezliği de görülebilmektedir.

    • Tanıda ultrasonografi, intravenöz pyelografi, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme kullanılmaktadır.

    • Tanı anında hastaların ortalama %25'i metastatiktir.

    • Halen geçerli tek tedavi metodu radikal cerrahidir.

    • Metastatik olgularda cerrahi sonrası immunoterapi kullanılabilen tek tedavidir.

    • Hastalık kemoterapi ve radyoterapiye rezistandır.
     
  6. RüzGaR Super Moderator

    İdrarda Kan Gelmesi

    Kanlı idrarın rengi içerdiği kan miktarına göre açık pembeden koyu kırmızı ya kadar değişir. Kanlı idrar bulanıktır; cam bir kap içinde bir süre hekletilirse üstte görece duru, altta ise kanlı çökelti nedeniyle daha koyu renkli ve hulanık iki bölüme ayrılır. İdrarda kan belirtisi boşaltım sisteminin herhangi bir yerinden kaynaklanabılır.

    Böbrek taşları, veremi, kötü huylu tümörleri ya da enfarktüsü, akut glomerülonefrit, idrar borusu taşları, idrar kesesi tüm örleri, veremi, taşları ya da basit bir idrar kesesi iltihabı ya da siyek (üretra) taşları ve iltihabı buna yol açabilir. İdrarda kan her zaman gözle görülmeyebilir. İdrarın rengini değiştirmeyecek kadar azsa ancak kimyasal deneylerle ya da idrar çökeltisinin mikroskopla incelenmesiyle saptanabilir.

    İdrarda kan bulunmasmın en önemli nedenleri;
    • Böbrek havuzu papillomu
    • İdrar borusu tümörü
    • İdrarkesesi divertikülü
    • Prostat
    • Yırtılma
    • Darlık
    • Papillom
    • Taş

    İdrarda kan çogu kez gözle görülebilen bir belirti olduğundan,idrarda kanamanın kaynaklandığı bölgeyi de saptamak olasıdır. Bunun için Guyon deneyi denen yönteme başvurulur. Hasta üç ayrı kadehe idrar yapar ve kadehlerdeki renk değişiklikleri değerlendirilir. Kanama siyekten (üretra) kaynaklanı yorsa idrarda kana bağlı renk değişimi ilk kadehte ortaya çıkar; buna ilk idrarda kan ya da ilk hematüri denir. Obür kadeh lerde ise berrak sarı, normal idrar rengi görülür.

    Kan idrar kesesinden kaynaklanıyorsa kırmızı renk son kadehte ortaya çıkar. Çünkü kan idrar kesesinin dibinde toplanmıştır ve işemenin sonunda kesenin kasıln'ıasıyla dışarı atılır. Buna son idrarda kan ya da son hematüri denir. Eğer kanama böbrek ya da idrar borusu bölgesinde ise kan idrara bütünüyle karışmış olarak gelir ve her üç kadeh de kırmızı renkte görülür; buna da bütün idrarda kan ya da tam hematüri denir.

    • İlk hematüri
    Siyek (üretra) kökenli nedenler (taş, iltihap)

    • Son hematüri:
    idrar kesesi kökenli nedenler (tümör, idrar kesesi veremi, taş, iltihap)

    • Tam hematüri:
    o böbrek kökenli nedenler (taş. böbrek veremi, kötü huylu tümör, akut glomerülonefrit, böbrek enfarktü
    o idrar borusu kökenli nedenler (taş)

    Hemoglobinüri idrarda hemoglobin bulunmasıdır. Akut ve yaygın bır hemolizin (alyuvar parçalanması) ardından görülür. Normal koşullarda hemoglobin vücudun savunma mekanizmasını oluşturan retiküloendotelyal sistemde parçalanır. Eğer alyuvarlar damar içinde parçalanırsa önemli miktarda serbest hemoglobin plazmaya geçer. Ama böyle bir durumda bile iki mekanizmanın etkisiyle idrarda hemoglobin bulunmayabilir. Bu mekanizmalar hemoglobini bilirubine indirgeyen retikuioendotelyal sistem ve hemoglobini süzen böbreğin oluşturduğu eşiktir.

    Böbrek eşiği çok yüksektir ve kandaki serbest hemoglohin düzeyi 100 ml'de 150-200 mg'ye erişmeden idrara hemoglobin geçmesini engeller. Henıoglo binin idrara geçebilmesi için kandaki düzeyinin çok kısa sürede yüksek bir değere ulaşması gerekir. Bu durumda retiküloendotelyal sistemin yeterince hızla bilirubine dönüştüremediği hemoglobin böbrek eşiğini de aşarak idrarla atılır. Hemoglobinüride idrarın rengi morumsu kırmızıdan kızıl kahverengiye kadar değişebilir.

    Renk iki pignıente bağlıdır: Oksihemoglobin ve methemoglobin. Oksihemoglobinin rengi parlak kırmızı, methemoglobininki kahverengidir. Idrarın rengi de bu iki pigmentin göreli yoğunluğuna bağlı olarak değişir. Bazen hemoglobinüri hematüriyle, yani idrarda alyuvarlar bulunmasıyla karı ştırılır. Oysa hemoglobinürinin ayırt edici birçok özelliği vardır. Orneğin idrar bulanık değil, berraktır. Ayrıca çökelti incelendiğinde idrarda hiç alyuvara rastlanmaz.
     
  7. RüzGaR Super Moderator

    Böbrek İltihabı Nefrit Nefrotik Sendrom

    Sindirim yolları ile vücuda giren ve oradan kana kârışan bula­şıcı hastalık mikropları, zehirlenmeler, prostat, hamilelik ve böbrek taşları gibi sebeplerle böbreklerin iltihaplandığı görülmekte­dir.

    İltihabın akut ve kronik tipleri olduğu gibi nefrotik sendrom denilen özel bir şekli de vardır.

    Akut Nefritin Belirtileri:
    • Kanlı idrar.
    • Yüz ve bacaklarda şişme.
    • Ense ve baş ağrısı.

    • Kan basıncında yükselme.
    • İdrarda azalma.
    • İlerlemiş vakalarda nefes darlığı, öksürük ve bazan bulantı ile kusma görülür.

    Tedavi:
    • Hastaya tuzsuz bir diyet uygulanır.
    • Sıvı ve proteinli yiyecekler azaltılır.
    • Hastalığa sebep olan mikropla mücadele edilir.
    • Bir hafta sonra idrar tahlili yapılarak gelişmeler izlenir.
    • İdrar normale dönünceye kadar yatak istirahati verilir.

    Kronik Nefritin Belirtileri
    • Akut nefritin tedavi edilmemesi halinde kronik nefrite döıiüşe­rek ağır neticeler doğurabilmektedir.
    • Hasta normalden fazla idrara çıkar.
    • İdrar sulu olup tuz kaybı vardır.
    • Kanda üre seviyesi artar.
    • Kansızlık ve yüksek tansiyon görülebilir.

    Tedavi:
    • Vücutta artık azot birikmesini, siı ve tuz kaybını asgari sevi­yeye indirici bir diyet uygulanır:
    • Kan basıncını düşürücü ilâç verilir.
    • Nefrite yol açan asıl hastalıkla mücadele edilir.

    Nefrotik Sendrom
    Böbreklerin rahatsızlığı sonucu idrarla fazla albümin kaybı ol­duğu için kandaki protein seviyesi aşırı derecede düşüş gösterir. Dokularda su toplanarak şişlikler ortaya çıkar (ödem). En çok iki ila dört yaş arası erkek çocuklarda görülür.

    Belirtileri:
    • Idrarda aşırı derecede albümin.
    • Nefrotik sendrom genellikle şu hastahklardan sonra ortaya çıkar:
    • Akut nefrit, şeker hastalığı, ilâç zehirlenmeleri.
    • Yüz ve bacaklarda şişlikler.

    Tedavi:
    • Nefrotik sendroma sebep olan hastalıkla mücadele edilir.
    • Ödem şişliklerini gidermek için diüretiklerle birlikte potas­yum tuzları verilir.
    • Sodyumsuz bir diyet uygulanır.
     
  8. RüzGaR Super Moderator

    İrritabl Mesane İdrar Kesesi Hassasiyeti

    Sık sık aniden gelen ve bazen tuvalete yetişemeyecek kadar sıkıştıran, idrara çıkma ihtiyacı hissediliyorsa, nedeni mesane hassasiyeti irritabl mesane; zaman zaman kasılmaları kontrol edilemeyen mesane olabilir.

    Bazen durumun sorumlusu bir enfeksiyondur. Ama genellikle mesane kronik olarak iltihaplanmış gibi bir görünüm yerse de neden belirsizdir. Bu rahatsızlık bezdirici olsa da tehlikeli değildir.

    Mesane iltihabından farklı olarak düşünülmelidir.

    Belirtiler :
    o Ani ve bazen kontrol edilemeyen idrara çıkma ihtiyacı;
    o Geceleri sık sık idrara çıkma ihtiyacı.

    Teşhis :
    o Doktor laboratuvarda incelemek üzere idrar örneği alır.
    o İdrar yaparken özel bir röntgen filmi alınabilir (Bir boşaltma sistogramı).
    o Ucu ışıklı ince bir boruyu uretra yoluyla mesaneye sokarak sistoskopi yapmak da bir başka olasılıktır. ilaç tedavisi :
    o Enfeksiyonları tedavi etmek için antibiyotikler kullanılır.
    o İmipramin veya kalsiyum kanal blokerleri mesanenin kasılmasını sağlayan kasları gevşetip rahatlatabilir.
    o Başka ilaçlar da kasılmaları kontrol eden sinirlerin aktivitesini yavaşlatabilir.
    o Mesane hassasiyeti (irritabl mesane) enfeksiyona bağlı değilse, çoğunlukla mesane kaslarının egzersizi ve güçlendirilmesiyle çözümlenebilir.
    o İdrar yaparken, idrarı mümkün olduğu kadar uzun bir süre tutmaya çalışmak buna bir örnektir.
     
  9. RüzGaR Super Moderator

    Sistit İdrar Torbası Mesane İltihabı

    √ Kadınlarda, idrar yolu çok kısa olduğundan, hamilelik hastalıkları ile birlikte idrar torbası iltihabına çok sık rastlanır. Sistit idrar kesesi (mesane) nin iltihaplanmasıdır. İdrar yolları ve üreme sisteminde en sık görülen hastalıklardan biridir. Zamanında tedavi edilmezse hastalık böbrekleri de etkileyecek biçimde yayılabilir ve mesane ve böbreklerde kalıcı hasarlar oluşturabilir.

    √ Belirtileri:
    • İdrar yaparken yanma ve sızı. İdrar yaptıktan sonrada sürebilir
    • Sık idrara çıkma
    • Ağrı kasıklara ve makata yayılabilir
    • Ateş
    • Terleme
    • Yorgunluk
    • Kusma ve bulantı
    • İdrar bulanık, kötü kokulu olabilir
    • Cinsel ilişki esnasında ağrı hissi olabilir

    √ Risk Faktörler:
    • Çok eşlilik
    • Tümör nedeni ile aşağı idrar yolunda daralma veya tıkanma
    • İdrar sondası kullanımı
    • Hamilelik
    • Şeker hastalığı
    • Temizliğe dikkat edilmemesi
    • Geçirilmiş felç gibi mesane boşalmasını engelleyebilecek durumlar
    • Yaşlılık

    √ Tedavi:
    Uygun tedavi ile sistit belirtileri 24 saat içinde kaybolur.Ancak hastalığın gidişi etken mikrobun cinsine, risk faktörlerin giderilmesine bağlıdır. İyi tedavi edilemeyen olgularda hastalık kronikleşebilir. Sistitler antibiyotikler ile tedavi edilir. Tedaviye başlamadan önce idrar kültürü ve antibiyogram için örnek alınmalı, sonuçlar çıkıncaya kadar idrar yolları enfeksiyonlarında etkili antibiyotikler kullanılmalı, antibiyogram sonuçlarına göre gerekirse bu ilaçlar değiştirilmelidir. kronik enfeksiyonlarda tedavi uzayabilir.
     
  10. RüzGaR Super Moderator

    Üretrit Üretranın Enfeksiyonu

    √ Üretranın bakteri ve/veya diğer mikroorganizmalarla ortaya çıkan, üretral akıntı, dizüri, pollaküri ile seyreden, akut veya subakut infeksiyonudur. Erkeklerde kadınlardan sıktır.

    √ Etyoloji :
    • Üretritler infeksiyöz ve noninfeksiyöz olabilir.
    • İnfeksiyöz üretritlerde etkenler genellikle N.gonorrhoeae, C. trachomatis, U. urealyticum, HSV, T.vaginalistir.

    √ Tanı :
    • Üretral akıntının mikroskopik incelenmesi ve kültürüyle konur.
    • Akıntı örneğinde büyük büyütmede her alanda 5 lökositten fazla görülmesi anlamlıdır.
    • Gonokosik üretritte gram veya metilen mavisi ile boyanan akıntı örneğinde lökosit içinde gram negatif diplokoklar görülür. N.gonorrhoeae çukulata agarda üretilebilir.
    • Nongonokoksik üretritte her iki boyama ile de bakteri görülmez. Bu mikroorganizmaları kültürde üretmek de zordur. Bu nedenle tanıda immünflorasan mikroskopik yöntemler, serolojik testler, sitolojik inceleme, monoklonal antikor testleri, nükleik asit amplifikasyon yöntemleri kullanılabilir.

    ♥ Tedavi
    o Gonokoksik üretrit;
    √ Seftriakson 250 mg./ IM /tek doz

    ° Alternatif;
    √ Sefuroksim aksetil 1gr/ oral /tek doz
    √ Siprofloksasin 500 mg/ oral / tek doz
    √ Ofloksasin 400mg/oral/ tek doz

    o Nongonokoksik üretrit;
    √ Doksisiklin 2x100mg/ 7gün
    √ Azitromisin 1 gr/tek doz (Ureoplazmaların %10u doksisikline dirençli olup, yanıt alınamayan vakalarda da azitromisin uygulanýr.)

    ° Alternatif:
    √ Eritromisin 4X500 mg /7gün veya
    √ Ofloksasin 2X300mg / 7 gün

     
    1 kişi bunu beğendi.
  11. RüzGaR Super Moderator

    Prostat Kanseri

    Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanserlerdir. Akciğer ve bağırsak kanserlerinden sonra 3 cü sıradadır.
    √ Sebebi:
    1- Sebebi çok defa belli değildir. Prostat kanserleri bir yaşlılık hastalığıdır. 50 yaşın altında çok nadirdir. Genellikle 70 yaşından sonra görülür ve yaş ilerledikçe sıklığı artar.
    2- Hormonal sebebler: Prostat kanserli hastalara kadınlık hormonu verilirse kanserin gerilediği görülmüştür.

    Bu nedenle oluşumunda da erkeklik hormonu etken olarak düşünülmektedir.
    3- Hava kirliliği, fazla yağla beslenme, sebebler olabilir.
    4- Müzmin prostat iltihaplarından sonra kanser vakaları görülmüştür.

    √ Yayılımı:
    Direkt olarak çevre dokulara yayılabilir. Bir diğer yayılma yolu kan yoluyladır. Kanserli hücreler bu yol ile kısa zamanda Akcigere ve kemiklere yayılır.

    √ Belirtiler:
    Erken devrede belirti vermediği için şikayetlere yol açmaz. Belirtiler ancak idrar yolunu tıkadıktan sonra ortaya çıkar. İdrar şikayetleri vardır. Zor idrar yapma, sık idrara çıkma, gece idrara kalkma şikayetleri daima bulunur. Ağrı kesiciler ile geçmeyen bel ağrıları olur.

    √ Tetkikler:
    1- Kan ve idrar tahlileri yapılmakla beraber özel bir belirti varmez.

    2- Tümör Belirleyciler:
    Bir çok maddenin kanda aranması ile prostat kanseri teşhisi konmaya çalışılır. Asit fostataz, Prostatik Asitfosfataz (PAP), Prosatat Spesifik Antijeni (PSA) bunlardan bir kaçıdır. Bu maddeler hem teşhis koyucu hemde tedavinin seyri hakında bilgi verir.

    3- Röntgen İncelemeleri:
    Düz ve ilaçlı böbrek flimleri bir fikir verebilir. Kanserin kemiklere veya Akcigerlere yayılıp yayılmadığını anlamak için kemik ve akciger flimleri çekilir.

    4- Ultrason ve Bilgisayarlı Tomografi:
    Hem prostat kanserini gösterme hemde yayılma derecesini anlamada önem arz eder.

    5- Prostattan parça alma:
    Prostat kanserinden şüphelenildiği zaman gerek iğne ile gerekse başka bir yöntemle prostattan parça alınıp patolojide incelenilir. Sonucun negatif çıkması kanser olmadığı anlamına gelmez.

    √ Tedavi:
    Uygun tedavinin yapılabilmesi için tümörün durumu çok önemlidir. Kanser prostat içinde mi yoksa etrafa yayılmış mı? Akciğer ve kemikler gibi uzak yerlere sıçramış mı? Soruları önem kazanır.
    1- Cerrahi Tedavi:
    İki yolla yapılır
    • Açık ameliyat:
    Prostat dokusu ve çevre dokuları ve organlar olduğu gibi çıkarılır.
    • Kapalı amaliyat: Kanserin ancak bölgesel kaldığı durumlarda TUR dnen aletle yapılır.

    2- Işın Tedavisi (Radyoterapi)
    Dışarıdan belirli derecelerde röntgen şuaları verilir. Böylece kanser hücreleri öldürülmeye çalışılır. Diğer bir metotta ise radyoaktif maddeler prostat dokuu içerisine yerleştirilerek kanser yayılımı önlenir.

    3- Hormon Tedavisi:
    İleri devre prostat kanserlerinde uygulanılır. Bu amaçla kadınlık hormonu olan ostrojen verilir

    4- Testislerin alınması:
    Erkeklik hormonu (Testesteron) un prostat kanseri oluşumunda direk etkisi vardır. Erkeklik hormonuda testislerden salğılandığı için amaliyatla testisler alınır. Böylece prostat kanserini alevlendiren erkeklik hormonu kaynağı kurutulmaya çalışılır

    5- İlaç tedavisi: (Kemoterapi)
    Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar prostat kanserinde de kullanılır. Başarı şansı % 48 dir.
     
  12. RüzGaR Super Moderator

    Prostat Bezi Büyümesi

    50 yaşının üzerindeki erkeklerin 1/3 ünde meydana gelir. Tümör olarak tellaki edilsede Tümör değildir. Kadınların rahim büyümelerine benzer. Hormonal etki ile meydana geldiği düşünülmektedir. Prostatın selim büyümesini kanser ile karıştırmamak lazımdır. Her ikisinde oluşum mekanızması değişik olup, biri meydana geldikten sonra diğeri onun devamı şeklinde olmaz. Fakat %15 oranında ikisi beraber bulunabilir.

    Oluşum Sebebi:
    1- Çok defa kesin sebeb belli değildir.
    2- Müzmin iltihaptan sonra, damar sertliği, aşırı seksüel yaşam, beslenme faktörleri eskiden beri neden olarak gösterilsede prostatın büyümesinde bu etkenlerin rolü ispat edilememiştir.
    3- Ayakta idrar yapma: Direk olarak prostat oluşumunda etkisi yoktur. Ancak ayakta idrar yapma sonucu idrarın bir kısmı idrar kesesinde (mesane) kalacağı için, bu artık idrara bağlı iltihap v.s gibi şikayetler gelişir. Bu nedenle mesanede idrar bırakmamak ve tam boşalmayı sağlamak için oturarak idrar yapmak gerekir.
    4- Hormonal Sebebler. Prostatın gelişmesinde testesteron (erkeklik hormonu) gibi bir çok hormonun etkisi vardır. Bilhassa ergenlik çağındaki hormonal aktivite ile prostat gelişir. Erkekğin 50 yaşından sonra hormonlarında (testesteron) bir azalma meydana gelir. İşte bu hormonun eksikliği dolayısıyla prostatın belirli bölgelerine etki yapamıyacağı için prostatın lopları büyür ve içerisinden geçen idrar dış kanalını sıkıştırır.

    Etkisi: Prostat büyüdükten sonra idrar dış kanalını dışarıdan tazyik ile sıkııştırır ve hasta idrar yapanmaz duruma gelir. Dış kanalın boyu uzar, yer değiştirir. Mesane içerisindeki idrarı boşaltamadığı için iç basıncı artar. İdrar kesesi kası aşırı büyür.İleriki safhalarda gevşer ve içerisinde daima bir miktar artık idrar bulur. İdrar atılamadığı için böbreklerde önceleri şişme ve büyüme meydana gelir. Böbreğin havuzcuğu idrar ile dolar ve bu idrarın basıncı ile böbrek dokusu erir. Daha sonraki sfhada böbrek dokusu ince bir kağıt haline gelerek balon gibi şişer. Fonksiyonunu kaybettiği için atması gereken zararlı maddeleri atamaz. Kanda ürenin yükselmesi ile böbrek yetmezliği oluşur.

    Belirtiler:
    1- İdrar belirtileri: İdrar yolları tıkanma derecesine göre belirtiler verir. Önceleri idrar çapı azalır ve idrar akımı yavaşlar. Ayakta veya oturarak idrar yaparken hasta ileriye doğru idrarını yapamaz. İdrar kesik kesik gelir. İdrar damlalar halinde akar. Tuvaletten dönüşte tam rahatlama yoktur. Mesanede hala idrar varmış hissi olur. İdrar gelmesi için bir miktar beklenir. İdrar yapma yavaşladığı için idrar yapma süresi uzar. Mesanede idrar kaldığı için idrar varmış gibi olur. Sık sık idrara çıkılır. İdrarda kanamalar meydana gelir. Tabloya iltihapta karışırsa şikayetler daha çok artar. Gece idrar kalkmalar olur. Normal insan geceleyin ya idrara çıkmaz veya bir defa kalkabilir. Fakat prostatı büyüyen hastada 3 den fazla gece idrara kalkma olur.
    2- Genel Belirtiler: İdrarın tam yapılmaması sonucu böberekler kadar varan bir idrar durgunluğu vardır. Bu nedenle bele vuran ağrılar meydana gelir. Kanda üre yükseleceği için buna bağlı belirtiler gelişir: Bulantı, kusma, uyku hali, kilo kaybı olur. İdrar kesesi çok şişecek olursa karın alt tarafında şikin olarak ele gelir. Üzerine bastırılırsa idrar kaçırması olur.


    3-Labaratuar bulguları: İdrarda kanama veya iltihap hücreleri görülür. Kanada üre ve kreatinin artmıştır.

    4- Rotgen Tetkiki: Düz böbrek flimi fazla bir şey göstermezsede ilaçlı flim idrar kesesinin doluluğunu prostatın büyüklüğünü ve hepsinden önemlisi artık idrarı gösterir. Flim çekildikten sonra hasta idrar yaptırılır ve tekrar flim çekilir. Bu son flimde ne kadar idrar kaldığı görülmüş olunur. (Artık idrar)

    5- Sistoskopi: İdrar yolundan sokulan ışıklı bir aletle idrar kanalına ve mesane içerisine bakılır.

    6- Ultrasonografi: Bu tetkikte prostatın büyüklüğünü ve artık idrarı göstermesi bakımından önemlidir. Aletin makattan sokularak yapılan bir çeşidi daha vardır ki daha detaylı bilgi verir. Ayrıca prostatın kanseri ile normal büyümesi arasındaki farkıda ortaya koyar.

    Tedavi: Selim prostat büyümeleri her ne kadar ilerleyci bir hastalık olsada yan etkileri ortaya çıkmadıkça ameliyat gerekmez.Ffakat tıkanma fazla ise, şikayetler varsa, kanama oluyorsa, tıkanma nedeni ile üre yükselmişse ameliyat uygulanılır.
    1- Koruyucu Tedavi: Bu tedavi şekli aslında geçici bir tedavi olup hastayı rahatlatmak amacı taşır. İltihap varsa bu giderilir. Alkol gibi tahriş edici maddeler alınıyorsa bunlar yasaklanır. Sonda takılarak tıkanıklığın önüne geçilir.
    2- İlaç Tedavisi: Hormon tedavileri eskiden beri denenmektedir. Son zamanlarda çıkan bazı ilaçlar mesanenin boşalmasını kolaylaştırmak amacı ile kullanılmaktadır. Prostatın büyümesi veya küçülmesine etkisi yoktur. Ancak hastayı büyük oranda rahatlatır. Yan etkisi olarak tansiyon düşüklüğü, halsizlik, ağız kuruluğu yapmaktadırlar.
    3- Cerrahi tedavi (Ameliyat) En etkili tedavi şeklidir. Ameliyat yapılması sebebleri şunlardır.
    . Tam tıkanıklık: Prostat çok büyüdüğünden tam tıkanıklık yapar ve yan etkiler başladığından dolayı ameliyat düşünülür.
    . Mesanede taş da varsa hem prostat amaliyatı hemde taş amaliyatı yapılır.
    . İlaç ile önlenemeyen iltihaplar ve kanamada
    . Hastanın şikayetleri çok fazlaysa.
    . Şayet hastanın üresi çok yüksekse idrar yollarına bir sonda konur ve 2-3 hafta beklenir, daha sonra ameliyat uygulanılır.

    Ameliyat 2 şekilde yapılır :
    1- Açık amaliyat: 60 gramdan büyük prostatlarda açık ameliyat düşünülür. Bunu yanında mesane ile ilgili ameliyatlık bir durum varsa açık amaliyat tercih edilmelidir. Açık ameliyatta genellikle göbek altından kemiklere kadar olan kısım kesilerek karın içerisine girilip yapılır. Kanama kontrolu daha kolaydır. Prostatın büyüyen kısmı olduğu gibi çıkarılır. Hastenede yatma süresi biraz daha fazladır.
    2- Kapalı ameliyat: TUR aleti denilen bir alet ile yapılır. Bu alet ışıklı düz bir borudan meydana gelir. Kesici ve gözleyci kısımları vardır. İdrar dış deliğinden sokularak prostat dokusu ince dilimler halinde kesilir ve yıkama ile bu parçalar dışarı alınır. 45 gram olan prostatlarda uygulanmalıdır. Bundan daha fazla olan amaliyatlarda ölüm oranları artmaktadır. Kanam daha çoktur. Hastanın yatakta yatma süresi daha kısadır.
    3- Balon ile genişletme: Balonlu bir sonda dış idrar yolundan geçirilir ve prostatın olduğu yerde şişirilir. Deneme safhasındadır.
    4- Lazer ameliyatı: Lazer ile prostatın yakılması esasına dayanan bir metottur.

     
  13. RüzGaR Super Moderator

    Epididimit Testis Ağrısı

    Epididim testisler üzerinde yer alan ve testislerde yapılan spermin olgunlaşması, depolanması ve taşınmasında rol oynayan yapılardır. Epididim testisler üzerinde yer alan ve testislerde yapılan spermin olgunlaşması, depolanması ve taşınmasında rol oynayan yapılardır.

    Erkeklerde skrotum (torbaların) ağrılarının en fazla nedeni epididim iltihaplanması sonucu oluşan epididimitlerdir.

    Akut epididimitlerde şişlik ve ağrı daha şiddetlidir. 6 haftadan fazla sürüyor ise kronik epididimit olarak adlandırılır.

    √ epididimit belirtileri :
    Skrotum (torbalar) şiş ve ağrılıdır. Bu şişlik ve ağrı hafif olabileceği gibi çok şiddetli de olabilir. Bazen hastalar ağrı nedeni ile yürümekte dahi zorlanırlar.ağır enfeksiyonlarda hastalık diğer testise de yayılabilir.Bu durumlarda ateş ve abse oluşumu da görülebilir. Ayrıca barsak hareketleri ile testislerde ağrı, ağrılı işeme veya boşalma, semen sıvısında kan görülmesi gibi belirtileri de olabilir.

    √ epididimit nedenleri :
    Epididimit genellikle üriner sistem enfeksiyonları, klamidya ve bel soğukluğu gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklar, prostatitler sonucu bulaşan bakterilerle oluşurlar. Çok eşli erkeklerde ve kondom kullanmayanlarda görülme riski artmaktadır. İdrar yolları ve üreme sistemi ile ilgili ameliyat geçirmiş hastalarda veya darlık bulunan hastalarda da risk artmıştır.

    √ Önlem :
    Cinsel ilişki esnasında prezervatif kullanımı ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların erken tanı ve tedavisi epididimitlerin oluşumunu önlemede en etkin yoldur.

    √ epididimit tanısı :
    Doktor tarafından yapılacak fiziksel muayene, idrar tetkiki ve bazen ultrason ile tanı konulur.

    √ epididimit tedavisi :
    Tedavide antibiyotikler genellikle cinsel eşlerle birlikte kullanılır. Antienflamatuar ilaçlar, yatak istirahati, skrotum askısı, lokal soğuk uygulanması ağrının giderilmesinde faydalı olabilir
     
  14. RüzGaR Super Moderator

    Hidrosel Testiste Sıvı

    Hidrosel testisleri çevreleyen zarlar içinde sıvı birikimi sonucu oluşan bir veya iki torbanın şişmesidir. Yeni doğmuş bebeklerde yaygın olarak görülür. Anne karnında bebeğin oluşumu esnasında karın bölgesinden torbalarına doğru bir kanal uzanır ve bu kanalda ilerleyen testisler torbalara doğru indikten sonra bu kanalın karın ile bağlantısı kesilir. Bazı durumlarda bu kanal kapanmaz.

    Açıklık küçük ise karın içi sıvısı bu açıklıktan geçerek torbalarda ve testis çevresinde şişliğe neden olur. Bu durum hidrosel olarak adlandırılır. Açıklığın büyük olması durumunda ise bu açıklıktan karın içi organları sarkarak fıtık oluşturabilir. Ayrıca torbalara uygulanan travma, testis ve epididim iltihapları sonucuda hidrosel oluşabilir. Bu tipi erişkin erkeklerde ve daha yaşlılarda görülür. Hidroseller normal olarak doğumdan sonraki birkaç ay içinde kendiliğinden kaybolur. Bu sebeple 2-3 yaşından önce ameliyata gerek görülmez. Genellikle acısız bir veya iki torbadaki şişlik en önemli belirtisidir.

    Hidrosel tanısında doğumdan itibaren torbalardaki şişlik hikayesi önemlidir. Muayene ile ele şişlik gelir. Şiş torbanın arkasına bir ışık kaynağı tutulursa sıvı ile dolu olan torbanın ışığı geçirerek parladığı (transillüminsyon) görülür. Tanıyı doğrulayabilmek için ultrasound yapılması gerekebilir. Fıtıklarla ve testis torsiyonu gibi acil ameliyat gerektirebilecek durumlarla karışabileceğinden ayırıcı tanının mutlaka uzman doktor tarafından yapılması gereklidir. Bilinen hiçbir önleme yolu yoktur.

    Tedavi: Hidrosel genellikle tehlike yaratmaz.bazı durumlarda kendiliğinden kaybolabilir. Tedavide iğne ile sıvının boşaltılması veya ameliyat seçenekleri uygulanır. İğne ile sıvının boşaltılması daha sonra hastalığın tekrarlamasını engellemez. Ameliyat seçeneğinde ise hem sıvı boşaltılır, hem de fıtık ameliyatında olduğu gibi torbalarla karın arasındaki açıklık tamir edilir.Çocuklarda kendiliğinden kaybolma olasılığı yüksek olduğundan 1 yaşından önce ameliyat önerilmez. Hidroselle birlikte fıtık varsa, ağrı çoksa acil ameliyat edilmesi gerekebilir. Ameliyat ehli ellerde basit bir operasyondur.Ameliyattan sonraki 24 saatlik sürede torbalara buz konulması gerekebilir.
     
  15. RüzGaR Super Moderator

    Varikosel Testiste Ağrı

    • Varikosel testis kanını boşaltan toplar damarlarının genişlemesine verilen isimdir.
    • Eriskin erkeklerin %25 kadarında varikosel bulunur.
    • Genel olarak varikosel erkeklerde kısırlığın en sık sebebi olarak kabul edilir.

    • Sıklıkla sol taraf testisinde görülür. Sol taraftaki toplar damarın sağdakinden 10 cm daha uzun oluşu, solda daha sık görülmesinin nedenlerinden biri olabilir.

    • Nadiren sadece sağ tarafta veya her iki tarafta da görülebilir (%10-15).
    • Testislerin üst kısmında-yanda, skrotumun (torbanın) içinde kıvrımlar halinde şişlik hissedilir.

    • Bazı varikoseller ağrı sebebi olabilirler. Ağrıdan kurtulmak için, testislerin sarkması ve dolayısıyla damarın gerilmesini önlemek gerekir. Bu amaçla, sporcuların kullandığı süspansuvarlar önerilebilir.
    • Varikosel testise baskı yaparak testis çapının küçülmesine sebep olabilir.
    • Varikosel hastalığında erkeklerin çocuk yapma kabiliyeti testisteki kan dolaşımının bozulmasına bağlı olarak azalabilir. Bir çok hasta bu durumdan sonra kısırlık sebebi aranırken saptanır.

    • Hastalık testis dokusunu ne kadar bozarsa ve testis ne kadar küçülürse çocuk yapma kabiliyeti o kadar azalır.
    • Varikoselin, sperm üretim yeteneğini bozup bozmadığının araştırılması için tahlil yapılması gerekir.
    • Spermiogram adı verilen tahlil bozukluk derecesine göre ameliyat gerekebilir.

    • Varikosel için mevcut tek tedavi yöntemi ameliyattır. Bir kez varikosel tanısı konulursa hastalık mutlaka cerrahi olarak düzeltilmelidir.
    • Ameliyatda genişlemiş testis toplar damarları bağlanır ve problem ortadan kaldırılır.
    • Operasyondan sonra varikosel tekrar oluşabilir ve yeni tedaviye gereksinim duyulabilir.
    • Eğer çocuk sahibi olamama varikosele bağlı ise ve geç kalınmamışsa tedaviden sonra bir kaç ay içinde başarılı sonuçar elde edilebilir.
     
  16. RüzGaR Super Moderator

    Testis Tümörleri

    • Oldukça ender görülen tümörler olmasına karşın, sıklıkla genç erişkinlerde görülmesi yönünden önem arz etmektedir.

    • Bir diğer önemli konuda erken tanı konulabildiği takdirde %100'lere varan oranda tedavi edilebilmektedir.

    • En önemli neden inmemiş testistir.

    • Bu durum tümör oranını 3-10 kez artırmaktadır.

    • Bunun yanında atrofik testis ve testis travmalarıda önemlidir.

    [SIZE=+0]

    • [/SIZE]Hastalar sık olarak testiste ağrısız şişlik ile başvururlar.

    • Testisteki her şişlik aksi ispat edilene kadar tümör olarak kabul edilmelidir.

    • Olguların %20'ye yakın kısmı ise metastazlara bağlı karın ağrısı, patolojik kırık, bulantı, kusma, hemoptizi ile gelir.

    • Tanıda skrotal ultrasonografi yanında AFP ve beta-HCG denilen kan tahlilleri en önemli yöntemlerdir.

    • Tümör tanısı konulan hastaya vakit geçirilmeden radikal cerrahi (inguinal orşiektomi) yapılmalıdır.

    • Patolojik evreleme sonrası tümörün tipine ve klinik evreye göre hastaların bazılarına kemoterapi veya radyoterapi verilir.
     
  17. RüzGaR Super Moderator

    Prostat Bezi İltihabı Prostatit Prostat Tedavisi

    Prostat sadece erkeklerde bulunan bir salgı bezidir. Kadınlardaki rahmin karşıtı bir organdır. Prostat erkeklerde dış idrar yolunun ilk kısmını çevreleyen bir organdır. Mesane tabanında yer alır. Yetişkinde yüksekliği 20-25 mm kaidesinde ön-arka çapı 25 mm ve enine çapı 40 mm civarındadır. Ağırlığı 20-25 gramdır. Şekerli koniye benzer. Bir tabanı, tepesi, arka ön ve iki yan yüzü vardır.

    • Tabanı: Mesane yüzüdür.

    Enine bir çıkıntı ile ön ve arka iki parçaya ayrılır. Ön parça mesane ile komşu olup, önünden dış idrar yolunun prostatik parçası geçer. Arka parçada prostatik bir oluk bulunur. Bu oluk içerisinde Meni yolu borusu yer alır.
    • Tepe: Anüsten itibaren 3-4 cm öndedir.
    • Arka yüz: Konveks ve arka aşağıya bakar. Dikey bir oluk gösterir, prostadı iki yan parçaya ayırır.
    • Prostadın İç komşuluğu: Prostatın içinde bez dokusundan başka dış idrar yolu kanalı prostatik parçası, bunun üst kısmı çevresinde mesane büzücü kası bulunur.

    PROSTATIN VAZİFESİ: Prostat bir dış salgı bezidir. Aynı zamanda organizmanın ikincil sex organıdır. En önemli vazifesi meninin %95 ini teşkil ederek spermayı sulandırır. Böylece ejekulatın miktarını çoğaltarak döllenmeyi kolaylaştırır. Prostatik dokuda yüksek konsantrasyonda çinko vardır. Çinkonun karbonik anhidraz vedehidrogenez enzimleriyle ilişkisi vardır. Çinko yetmezliklerinde prostat dumura uğrar. Prostatik Sekresyon: pH 6,5 olup süt görünüşünde özel bir kokusu olan bir sıvıdır. İçerisinde fibronilizin, asit fosfotaz ve beta glukuronidaz enzimleri tespit edilmiştir. Ayrıca plazmadan daha fazla miktarda Na, K, Ca ihtiva eder. Anyon bakımdan daha fakirdir. Bol sitrat bulunur. Bunlardan başka aminoasitler, proteinler, lipitler, kollestrol bulunur. Prostat ergenlik yaşına kadar faal değildir. Ergenlikte faaliyet göstermeye başlar 25 yaşına kadar artar daha sonra faaliyetinde yavaş yavaş düşme görülür.

    PROSTAT İLTİHAPLARI:
    Prostat iltihapları hâd (âcil) ve müzmin olmak üzere ikiye ayrılır.
    1- Hâd (Acil) Prostat iltihabı: Adi mikropların meydana getirdiği iltihaptır. Prostata kan yolu veya direkt olarak gelir. Sıklıkla dış idrar kanalı vasıtası ile gelen mikroplar prostatta iltihaba neden olurlar.

    Belirtileri: İdrar yaparken huzursuzlık vardır. İdrarda yanma, sık idrara çıkma şikayetleri olur. İdrar bulanıklaşır. İdrarın başında veya sonunda 1-2 damla kan gelir. Prostat şiş ve gergin olduğundan idrar yapmada güçlük ortaya çıkar. Torbaların alt kısmında ağrı vardır. Yüksek ateş olur. Titremeler bulantı ve kusmalar buna eklenir. Günlerce ve haftalarca devam edebilir. İdrar dış deliğinden çok defa akıntı olmaz. Daha sonra tedavi edilmezse şikayetler hafifler veya apseye dönüşür. Böylece müzminleşir.

    Teşhis: Akıntı varsa bu akıntının mikroskopik muayenesi yapılır. İdrar ve kan tahlilleri yapılır. Doktorun yapmış olduğu parmak ile makat muayenesinde prostat şiş, sıcak olarak parmağa gelir ve çok hasastır.

    Tedavi:
    1- Yatak istirahati.
    2- Sıvı ihtiyacını karşılmak için serumlar verilir.
    3- Kabızlık varsa o düzeltilir.
    4- Ağrı giderici fitiller kullanılır.
    5- İdrar kültürü ve akıntıdan yapılacak tahlil ile mikrobun cinsi tespit edilerek uygun antibiyotik verilir.
    6- Ön şikayetler geçtikten sonra prostat mesajı yapılır.

    2- Müzmin Prostat iltihabı: Çok defa bir belirti vermez. Orta yaşlılarda ve genç olgunlarda görülür. Acil prostat iltihabından sonra veya daha önce hiç belirti vermemiş prostat iltihabından sonra ortaya çıkar.

    Belirtileri:
    1- İdrar yapmada huzursuzluk, sık idrara çıkma, idrarda yanma, bazen idrarda kanama şikayetleri olabilir. En önemli belirtiisi idrar dış deliğinden gelen bir akıntıdır. Sabahları ilk idradan önce çok fazladır. Rengi beyaz saydamdır. (Yeşil olmaması ile bel soğukluğundan ayrılır) Yapışkan bir sıvıdır. Salyaya benzer.
    2- Çabuk yorulma, uyku bozuklukları, konsantrasyon bozuklukları vardır. Belin alt kısmında ağrı olur.
    3- Seksüel arzu azalır. Sertleşme problemleri vardır. Erken boşalma görülür.

    Teşhis: Akıntının mikroskopik muayenesinde mikroplar ve iltihap hücreleri görülür. Kan idrar tahlilleri yapılır. Ayırıcı teşhis için flimler çekilir. Ultrasonografi yapılır.

    Tedavi:
    1- Hastalık müzmin olduğu için çok defa antibiyotik fayda vermez.
    2- Ağrı giderici fitiller kullanılabilinir.
    3- Sinirleri yatıştırıcı ilaçlar ve vitaminler verilir.
    4- İstirahat sağlanır.
    5- Sıcak su banyoları veya torbaların alt kısmına tatbik edilecek sıcak (Termofor) çok defa faydalıdır.
    6- Doktor tarafından haftada 2 defa uygulanacak prostat mesajı ile prostat içerisindeki salğı ve iltihap dışarı atılacağı için hasta rahatlar
     
  18. RüzGaR Super Moderator

    Orşit Testis İltihaplanması

    √ Orşit, testis iltihaplanmasıdır.

    √ Orşitin en çok görülen sebebi muhtemelen kabakulaktır.

    √ Ancak, prostat veya epididim enfeksiyonlarına da bağlı olabilir.

    √ Orşit pek sık görülmeyen birçok hastalığın yan etkileri arasında olabilir.

    √ Belirtiler
    • Skrotumda ağrı;
    • Genellikle skrotumun sadece tek tarafında şişlik;
    • Skrotumda bir ağırlık hissi.

    √ Teşhis :
    • Doktor skrotumdaki şişliği dikkatle inceleyecektir, çünkü orşitin semptomları, epididimit ve testisleri etkileyen başka şartlarda ortaya çıkan belirtilenle karıştırabilir.
    • Doktor idrar testi ve başka testler de yaparak orşite bağlı olabilecek diğer enfeksiyonları araştırır.
    • Orşit testislerin birine veya her ikisine zarar vererek kısırlığa ve organların küçülmesine neden olabilir.

    √ İlaç Tedavisi :
    • Bakteri enfeksiyonları ile birlikte ortaya çıkan orşit, genellikle antibiyotiklerle tedavi edilir.
    • Ancak kabakulak gibi viral (virüslerin neden olduğu) enfeksiyonlarla birlikte olduğu zaman, istirahat etmek ve ağrı kesici ilaçlar almak gibi geleneksel yollar izlenir.
     
  19. RüzGaR Super Moderator

    Penis Ağrısı ve Şişliği

    penis ağrısı ve penis şişliği nedenleri :
    ♂ Parafimoz : Sünnet derisi kendi kendine penisin arka tarafına doğru öne gelmeyecek şekilde büzüldü ve çok şişti. Bu durum antibiyotikle veya tam ya da kısmi sünnetle tedavi edilebilir.

    ♂ Balanit : Penisinizin ucu iltihaplandı ve tahriş oldu. Buna mantar veya bakteri enfeksiyonu veya kimyasal tahriş (giysilerde kalan kuru temizleme maddeleri) neden olur.

    Çoğunlukla sünnet olmamış veya şeker hastası erkeklerde meydana gelir. Antibiyotik almanız, hayalarınız temizlemeniz ve ağrı giderici merhem kullanmanız gerekebilir.

    ♂ Priapizm : Hiçbir neden yokken, cinsel arzu veya faaliyette bulunmadan ereksiyon oluyor. Buna genellikle penisi sertleştiren kanın ani ve çoğu kez bilinmeyen bir nedenle boşalmaması yol açabilir. Bazen bir hastalık ya da omurilik sinirlerinin yaralanması, bezlerdeki bir durum veya ilaçtan kaynaklanabilir. Gerektiği gibi tedavi edilmezse, ereksiyon bir daha mümkün olmaz.

    ♂ Kanser : Sünnet olmamışsanız fark edemeyeceğiniz küçük, sivilceye benzer bir şey oluştu ve artık kanıyor veya akıntı yapıyor. İdrar yapmak ağrılı hale gelmiş olabilir ve kasıklarınızda yumrular oluştu. Penis kanseri çok ender görülür, çoğunlukla erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir.

    Kendiniz Ne Yapabilirsiniz?
    Penis ağrısı çoğunlukla kendi kendine tedavi edilemez. Örneğin ağrıyan veya şişen sünnet derisini zorla öne götürmek veya tahriş olmuşsa altını temizlemek tavsiye edilmez. Eğer cinsel ilişki sırasında ve sonrasında ağrı varsa, bu eşinizin vajinasının kuruluğundan kaynaklanabilir.

    Penisinizin ucunda cinsel ilişkiden sonra yara oluşuyor ve siz lateks prezervatif kullanıyorsanız, lateks olmayan bir prezervatif veya başka korunma yöntemini deneyin. Ağrı geçiyorsa, muhtemelen latekse karşı alerjiniz var demektir. Lateks olmayan prezervatifler HIV virüsü de içinde olmak üzere cinsel ilişkiyle bulaşan hastalıklara karşı koruyucu değildir.

    Önleme : Önemsiz tahriş ve iltihaplar çoğu kez temizlikle, özellikle sünnet olmadınızsa, cinsel ilişkiden sonraki temizlikle önlenebilir. Sabun ve suyla yıkamaktan başka özel bir şey yapılması gerekmez.

    Öteki Nedenler :
    √ Cinsel yolla bulaşan bir hastalık
    √ Alerji
    √ Spor yaralanması
    √ Giysi sürtünmesi
     
  20. RüzGaR Super Moderator

    Kısırlık İnfertilite Sterilite

    Kısırlığın çok çeşitli sebepleri vardır. Çocuk sahibi olamayışı­nın sebebi sadece kadında değildir. Erkeğin de kısır olma ihtima­li vardır. Nadir de olsa bazı vakalarda eşlerden her ikisi de kısır olabilmektedir. Hangi sebeplerle olursa olsun, istatistikler evli çiftlerin % 17'sinin kısırlıktan şikâyetçi olduğunu göstermekte­dir.

    Evliliğin ilk senesinde çocuk sahibi olamayan çiftler, "Acaba sebep ben miyim? sorusunu sormadan edemezler. Türk toplumun­da nedense hep kadından şüphe etmek âdet olmuştur. Öyle ki, doktora gitmeye lüzum bile görmeden eşlerini boşayan erkekler vardır. Yine "Ya kısırhk bende ise?" korkusu ile doktora gitmeyi reddeden erkekler vardır.

    Şunu öncelikle belirtelim ki, tedavisi mümkün olan kısırhk va­kaları çoktur. Her hastahkta olduğu gibi, kısırhkta da derdine ça­re aramak akhn gereğidir.

    KISIRLIK ÇEŞITLERİ


    Geçici Kısırlık (infertilite):
    Erkekte döllenmeyi temin edecek yeterli sayıda canlı meni hücresinin (sperm) bulunmayışı veya ka­dında döllenmiş yumurtanın döl yatağına inemeyişi yahut rahim duvarına tutunamayışı gibi sebeplerle ortaya çıkan kısırlıktır. Bu tip kısırlıklarda sık sık düşük vakaları gözlenebilmektedir.

    Primer Kısırlık Yeni evli çiftlerde görülen bir kısırhk şeklidir. sebebi organik olmaktan çok psikolojiktir. Eşler birbirine alışıp ısındıktan sonra ilk üç ay içinde % 33'ünün, bir yıl içinde % 70'nin, iki yıl içinde % 80'nin, iki yıldan sonra ise % 90'nın ço­cuk sahibi oldukları tesbit edilmiştir.

    Bu gerçeği göz önünde bulundurarak, yeni çiftler hemen ümit­sizliğe kapılmamalı; en az iki yıl sabretmelidirler. Iki yıldan son­ra, kısırlık olayı devam ederse, doktora gitmelerinde fayda vardır.

    Sekonder Kısırlık:
    Eşlerin bir veya iki çocuğu olduktan sonra görülen kısırhktır. sebebi genellikle kötü beslenme ve bozuk hayat şartlarıdır. Çeşitli hastalıklar sonunda kadının yumurtalıklarında, yumurta kanahnda ve döl yatağında ortaya çıkan iltihabî yaralar sık görülen kısırlık sebepleridir. Kabakulak hastalığı geçiren erke­ğin er bezi iltihaplarına maruz kalması da kısırhk sebebidir.

    Kalıcı Kısırlık (Sterilite): Kadın veya erkekte, mevcut tıp bilgi­sinin yetersiz kaldiğı ve şimdilik tedavi imkânı olmadığı kısırhktır.

     

Sayfayı Paylaş