Ünlü şairlerin on kasım şiirleri

Konusu 'İle İlgili Şiirler' forumundadır ve oguzturk tarafından 6 Aralık 2015 başlatılmıştır.

  1. oguzturk Administrator Staff Member


    MUSTAFA KEMAL'İN KARTALI
    Fazıl Hüsnü Dağlarca


    Masaldı dağlar, taşlar gerçekten masaldı ha
    Geçiyordu Mustafa Kemal Çamlıbel’den.
    Yabanın kurdu kuşu seyrine inmiştiler
    Kara pençelerle, ak gagalarla.
    Susmuştu yeryüzü efsaneler içinde
    Masaldı dağlar, taşlar gerçekten masaldı ha.

    Ona iyce yaklaşan kocaman bir kartaldı ha
    Bakır kızıllığındaydı tüyleri, kor alevindeydi gözleri
    Kondu ilk kayaya, düşen bir rüzgar parçası gibi
    Sevgiyle bakıştılar
    Tanış çıktılar sanki kainatlar üstünde
    Ona iyce yaklaşan kocaman bir kartaldı ha.

    Kartal uçup gidince ortalık boşaldı ha
    Kayboldu mucizesi havaların.
    Neydi, nasıl bir parıltıydı, bilemedi kimseler
    Kimin aşkıydı, inmişti semalardan toprağa, paşam?
    Kalmadı sonsuzluk, haşmet, gurur
    Kartal uçup gidince ortalık boşaldı ha.

    Aman aman bu kartal vallahi bir faldı ha
    Vatan göklerinden vatana söyler:
    Kocaman zafer bayraklarının geleceğini
    Kocaman günlerin ucunda.
    Anladı Mustafa Kemal, kimseye söylemedi
    Aman aman bu kartal vallahi bir faldı ha.

    Mustafa Kemal’i de Mustafa Kemal’di ha
    Unutmadı kartalı hiç.
    Gün doğarken kızaran yamaçlarda aradı
    Bekledi kanat seslerini fırtınalardan.
    Kartal değilse de kartal vefalıydı
    Mustafa Kemal’i de Mustafa Kemal’di ha.

    Artık bütün mevsim yapraksız bir daldı ha
    Yoktu Mustafa Kemal’in umduğu
    Gelmiyordu kartalı geriye şahikalardan
    Üç yıldır gelmiyordu.
    Konmuyordu büyük habercisi zaferin
    Artık bütün mevsim yapraksız bir daldı ha.

    Kanatları amma da al aldı ha
    Hangi şehitler seslenmiş belli değil.
    Bir 30 Ağustos günü göründü Mustafa Kemal’in kartalı
    Koca kanatlarını çırptı boşluğa
    Sallandı gök
    Kanatları amma da al aldı ha.

    Fazıl Hüsnü Dağlarca


    BÜYÜK GAZİ’YE
    Abdülhak Hamit Tarhan


    Sen ki hilkat denilen ummanın
    En büyük incisisin
    O, bu ulvi vatanın talihinin
    En güzel yıldızıdır
    Bir dehaet ki güneşten yüksek
    Ve semavat ile ünsiyeti var

    Sen dururken ona gelmez noksan
    Kaplıdır toprağı zırhınla senin
    Hep rehakar değil ey Gazi
    Bu müsellah vatanın sen hem de
    Ebedi bekçisisin

    Bu mesalipzede cemiyyete sen
    Yeniden bir vatan ettin ihda
    Görüyor şevk-i tuluunla senin
    Yeni bir iyd-i zafer İstanbul
    Kendi asar-ı dehanın belki
    Sen de hayretçisisin
    Kainatlarda tecelli buyuran
    Halik’ın sende o hasiyyeti var

    Abdülhak Hamit Tarhan


    AĞLAYALIM ATATÜRK’E
    Aşık Veysel


    Ağlayalım Atatürk’e
    Bütün dünya kan ağladı
    Süleyman olmuştu mülke
    Geldi ecel, can ağladı

    Doğu batı cenup şimal
    Aman tanrı bu nasıl hal
    Atatürk’e erdi zeval
    Memur mebusan ağladı

    Atatürk’ün eserleri
    Söyleyecek bundan geri
    Bütün dünyanın her yeri
    Ah çekti, vatan ağladı

    Fabrikalar icat etti
    Atalığın ispat etti
    Varlığın Türke terketti
    Döndü çarh devran ağladı

    Bu ne kuvvet, bu ne kudret
    Var idi bunda bir hikmet
    Bütün Türkler İnön’İsmet
    Gözlerimiz kan ağladı

    Tren hattı tayyareler
    Tükler giydi hep kareler
    Semerkantla Buharalar
    İşitti her yan ağladı

    Siz sağ olun Türk gençleri
    Çalışanlar kalmaz geri
    Mareşalin askerleri
    Ordular tümen ağladı

    Zannetme ağlayan gülmez
    Aslan yatağı boş kalmaz
    Yalnız gidenler gelmez
    Her gelen insan ağladı

    Uzatma Veysel bu sözü
    Dayanmaz herkesin özü
    Koruyalım yurdumuzu
    Dost değil, düşman ağladı

    Aşık Veysel Şatıroğlu


    10 KASIM TÜRKÜSÜ
    F. Hüsnü DAĞLARCA


    Atatürk! Anıtkabir devrimlerini söyler,
    Bozkır ovalarına, Erciyes’e Ağrı’ya,
    Ulusun egemen olduğunu
    Özgür olduğunu
    Haykıracağım haykıracağım işte,
    Senin sustuğunca!

    Yolunda yürüyeceğim Atatürk;
    Ana baba oğul kız,
    Dere tepe bucak köy,
    Yeryüzü yaşamalarımla değil
    Oralarda, Senin gittigince!

    Atatürk, taşıyacağım
    Çanakkale’de, Sakarya’da, Çankaya’da, al al,
    Senin taşıdığını;
    Yurdun gök ülküsü
    Dalgalanırken,
    Senin bayrağını yücelteceğim.
    Senin çıktığınca.

    Şair: F. Hüsnü DAĞLARCA


    GİDİYOR
    Orhan Seyfi Orhon


    Gidiyor, rastgelemez bir daha tarih eşine
    Gidiyor, on yedi milyon kişi takmış peşine

    Gidiyor, sonsuz olan kudreti sığmaz akla
    Gidiyor, göğsünü çepeçevre saran bayrakla

    Gidiyor, izleri üstün birikmiş yaşlar
    Gidiyor, yerde kılıçlarla eğilmiş başlar

    Gidiyor, harbin o en korkulu aslan yelesi
    Gidiyor, sulhun ufuklarda yanan meşalesi

    Yine bir devr açacakmış gibi en başta O var
    Hıçkıran seste O var, sessiz akan yaşta O var

    Siliyor ruhunun ulviliği fani etini
    Çiziyor ufka batan bir güneşin heybetini

    Büyüyor, gökten inip toprağa yaklaştıkça
    Büyüyor gitgide gözlerden uzaklaştıkça

    Orhan Seyfi Orhon


    Cahit Kulebi
    Atatürk'e Ağıt


    Edirne'den ardahan'a kadar
    Bir toprak uzanır
    Boz kanatlı üveyikler üstünde uçar
    Ardahan'dan edirne'ye
    Edirne'den ardahan'a kadar

    Kopdağı'nda akar bir çeşme var
    Serçe parmak kalınlığında suyu
    Haram etmiş gece gündüz uykuyu
    Akar da akar

    Samsun'un evleri denize bakar
    Sokakları yosun içinde
    Çaparlar, takalar, manavlar
    Bilyalar gibi suyun yüzünde
    Bir iner bir kalkar

    İstanbul'da bir yar sevdim
    İnsanı günaha sokar

    Savaştepe köprüsünden geçen tirenler
    Sel olur ızmir'e akar
    İzmir'in denizi kız, kızı deniz
    Sokakları hem kız hem deniz kokar

    Güneyde mis kokulu bir ağaç
    Yuvarlak yaprakları ince
    Yaz gelip de güneş vurunca
    Dallarından bal akar

    Bu toprak bizim yurdumuzdur
    Deli gönül yücesine çıkar
    Bir üveyik olur uçar gider
    Ardahan'da edirne'ye
    Edirne'den ardahan'a kadar


    Fazıl Hüsnü Dağlarca
    On Kasım'larda Yürümek


    Atatürk'üm işte 10 kasım yine
    Dalgalanır ağaçlarla oğullar
    Dalgalanır oğullarla nineler
    Dalgalanır ninelerle genç kızlar
    Özlemin ta yüreğime işlemiş
    Seni bulmak, seni görmek için ben
    Bütün toprakaltıyla barışacağım

    Ereceğim sana usta, barışta, başarıda
    Öyle
    Güçlüsün ki
    Güçleneceğim
    Öyle yücesin ki, yüceleceğim
    Düşüne düşüne seni kocaman kocaman
    Dağlara, dağlara karışacağım

    Ozan mıyım, ordu muyum, su muyum anlaşılmaz
    Çağlar upuzun allığı yüreğimde ülkünün
    Sanki bayrak bir kalemdir, sanki gökler bir kağıt
    Sanki ellerim gece
    Sanki ellerim gündüz
    Yazacağım seni daha, bir daha
    Ben senin ölümünle yarışacağım
     



Sayfayı Paylaş