Ünlü Şairlerin Aşk Şiirleri

Konusu 'En Güzel Şiirler' forumundadır ve SeçiL tarafından 3 Nisan 2016 başlatılmıştır.

  1. SeçiL Well-Known Member


    Ünlü Şairlerin En Güzel Aşk Şiirleri

    AŞK


    Aşk kaçmaktan çok kovalamayı sever,
    Görmekten çok özlemeyi,
    Dokunmaktan çok düşlemeyi,
    Ve aşk öyle haindir ki,
    Nerde imkansız varsa onu sever…

    Özdemir Asaf


    LAVİNİA


    Sana gitme demeyeceğim.
    Üşüyorsun ceketimi al.
    Günün en güzel saatleri bunlar.
    Yanımda kal.

    Sana gitme demeyeceğim.
    Gene de sen bilirsin.
    Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
    İncinirsin.

    Sana gitme demeyeceğim.
    Ama gitme Lavinia.
    Adını gizleyeceğim,
    Sen de bilme Lavinia

    Özdemir Asaf


    Aşk Kitabı


    Ne olur söyleyin sevenler bana
    Ayrılmak kanun mu aşk kitabında
    El ele tutuşup gülmeden daha
    Terk etmek kanun mu aşk kitabında

    Ümitlerim kırıldı bitti
    Hayallerim yıkıldı gitti
    Bu dert beni benden etti
    Sevdim sevdim bak ne hale geldim Her seven sonunda düşüyor derde
    Bu aşk kitabının yazanı nerde
    Bir aşık inandı çok sevdi diye
    Terk etmek kanun mu aşk kitabında

    Ahmet Selçuk İlkan


    UZAK YAKINLIK


    Soruyordun,
    İlkyaz işte
    Uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz
    Tenhalık böyle.

    Dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içinde
    Beklesem hemen gelecek olduğun
    Tam öyle olduğun
    Oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda
    Kırık dökük de olsa yanımda
    Mesela çok sevdiğin bir deniz bile yanımda
    O deniz ki aramızda hiç kımıldamadan
    Erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun.

    Yarısı yenmiş bir elmaydık bana sorarsan
    İkimizdik, iki kişi değildik
    Bakıyorsak birlikte bakıyorduk gözlerimin içine
    Birlikte gözlerinin içine bakıyorduk senin
    Yanlıştı, doğruydu, hiç bilmiyorum
    Sanki bir bakıma ayrılık böyle.

    Karşılıklı otursak da ne zaman
    Masa örtüsünü ikiye bölen ellerimizdi
    Bir tırnak yeşilinden gerisin geriye,
    Ayak bileklerimizden gerisin geriye,
    Bütün bunlar gereksiz, bilmiyorum sanma
    Gereksiz ama yalnızlık böyle…

    Edip Cansever


    SENİ YAŞAMAK


    Seni her özlediğimde sevgilim,
    Gökyüzüne bakıyorum;
    Göğün mavisinde gözlerini görüyorum çünkü.
    Seni her özlediğimde bir tanem,
    Denizlere bakıyorum.
    Ufuğa bakınca mucizeni görüyorum çünkü.
    Seni her özlediğimde bir tanem,
    Kuşlara bakıyorum.
    O kanatlardaki özgürlüğünü görüyorum çünkü.
    Ve aşkım, seni her özlediğimde,
    Adında isyan ediyorum.
    Seni özlemek istemiyorum ben,
    Ben seni yaşamak istiyorum,
    Seni her özlediğimde sana bakmak istiyorum
    Ve seni sende görmek sadece

    Behçet Necatigil


    GİZLİ SEVDA

    Hani bir sevgilin vardı
    Yedi sekiz sene önce,
    Dün ona rastladım
    Sevindi beni görünce.

    Sokakta ayaküstü
    Konuştuk ordan burdan.
    Evlenmiş, çocukları olmuş
    Bir kız, bir oğlan,
    Seni sordu.
    Hiç değişmedi, dedim.
    Bildiğin gibi…
    Anlıyordu.

    Mesutmuş, kocasını seviyormuş.
    Kendilerininmiş evleri..
    Bir suçlu gibi ezik,
    Sana selam söyledi…

    Behçet Necatigil


    MASALDAKİ YALNIZLIK


    Ben yalnızlığı
    Gökte uçar gördüm.
    Ben yalnızlığı
    Garip, naçar gördüm.
    Ben yalnızlığı
    Gelir geçer gördüm…

    Cahit Külebi


    SEVDA BAHÇESİ


    Bir gül, mahzun durur bahçede,
    Yaprakları yorgun.
    Sen pembe güllerin en pembesi,
    Hasta, solgun..

    Bir gül, taze durur bahçede
    Yaprakları diri.
    Sen beyaz güllerin en beyazı
    Sabahlar kadar iri..

    Bir gül, baygın durur bahçede
    Yaprakları serin.
    Sen sarı güllerin en sarısı
    Yağmur gibisin..

    Pembe gül hülyandır açılmış,
    Beyaz gül yanakların,
    Sarı gül dağınık saçlarındır,
    Ve mahzun kalbim ateş gibi
    Yanan dudaklarındır…

    Cahit Külebi


    GİZLİ BAKIŞLAR


    Bir bakış ki açıyor gönül muammasını,
    İki sevdalı kalbin en gizli yarasını,
    Bir bakış ki kudreti hiç bir lisanda yoktur,
    Bir bakış ki bazen şifa, bazen zehirli oktur.

    Bir bakış, bir aşığa neler anlatır,
    Bir bakış, bir aşığı saatlerce ağlatır
    Bir bakış, bir aşığı aşkından emin eder,
    Seven insanlar daima gözleriyle yemin eder…

    Faruk Nafiz Çamlıbel


    KISKANÇ


    Sakın bir söz söyleme, yüzüme bakma sakın
    Sesini duyan olur, sana göz koyan olur
    Düşmanımdır seni kim bulursa cana yakın
    Anan bile okşasa benim bağrım kan olur.

    Dilerim Tanrı’dan ki sana açık kucaklar
    Bir daha kapanmadan kara toprakla dolsun
    Kan tükürsün adını candan anan dudaklar
    Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun…

    Faruk Nafiz Çamlıbel


    SEVGİ DUVARI

    Sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa
    Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi.
    Dilimizde akşamdan kalma bir küfür,
    Salonlar, piyasalar, sanat sevicileri.
    Derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni,
    Yakanda bir amonyak çiçeği.
    Yalnızlığım benim, sidikli kontesim,
    Ne kadar rezil olursak, o kadar iyi.

    Kumkapı meyhanelerine dadandık,
    önümüzde altınbaş, altın zincir fasulye pilakisi,
    Ardımızda görevliler, ekipler, hızırpaşalar,
    Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi.
    Öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri,
    Çöpçülerin elleriyle okşardın beni.
    Yalnızlığım benim, süpürge saçlım,
    Ne kadar kötü kokarsak, o kadar iyi.

    Baktım gökte bir kırmızı bir uçak,
    Bol çelik, bol yıldız, bol insan.
    Bir gece sevgi duvarını aştık,
    Düştüğüm yer öyle açık, seçik ki.

    Başucumda bir sen varsın, bir de evren.
    Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
    Yalnızım benim çoğul türkülerim,
    Ne kadar yalansız yaşarsak, o kadar iyi…

    Can YÜCEL


    SEVDA ÜSTÜNE

    Bütün kitapları yakmalı,
    Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır!
    Kitaplara göre insan,
    Karanlıkta yüzüne bin mumluk lamba tutulmuş,
    Gözleri, yüreği kamaşmış insandır.
    Aptaldır, hastadır, kahramandır.

    Bütün kitapları yakmalı,
    Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır!
    İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe
    Yürek mi derler?
    Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar,
    Bir tek meyve veren dalı keserler..

    İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı,
    Esti mi rüzgar, bir değil, milyonlar için esmeli,
    Bir tek meyve veren dalı kesmeli.
    İnsan dediğin derya misali,
    Üstünde milyonlarca dalga,
    İçinde kıyametler kopmalı.
    İnsan dediğin derya misali,
    Uçsuz bucaksız olmalı..

    Gel çıkalım sevgilim, gel
    Gel kurtulalım birler hanesinden,
    Çekelim gidelim bir uçtan uca,
    Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar,
    Sevelim, sevelim, sevelim,
    Sevebileceğimiz kadar…

    Bedri Rahmi Eyüboğlu


    SENSİZ


    Yağmurun tadı yok sensiz
    Ne kış ne bahar
    Mehtap bile inek gibi bakar
    Mavi bir boşluk deniz.
    Tadı kalmadı şarkıların
    İçki kadehi soğuk
    Dün , bugün , yarın
    Manasız donuk
    Sen olsaydın eğer
    Seninle gelseydi yağmur
    Kar , tipi , çamur
    Koymazdı bu kadar .
    Mehtap göz kırpardı tatlı tatlı
    Zeki ve çapkın
    Ses ve ışık dolardı deniz
    Dalgalar cana yakın .
    Varsın bağırsın sarhoşlar , satıcılar
    Kar kış kıyamet kopsun
    Bahar canı isterse olsun
    Akşam da olmayaydı sabahta
    Beraberdik sevapta , beraberdik günahta
    Yağmurun tadı yok sensiz
    Ne kış ne bahar
    Mehtap bile inek gibi bakar ,
    Mavi bir boşluk deniz

    Sıtkı Tuncer


    SEN GELMEYİNCE


    Sen gelmeyince gam gelir
    O burukluk sularda yansıyan
    Bir tasa ki bırakmaz
    Sabah gelir akşam gelir .
    Bıçak sapladın bağrıma
    Gam getirdin kervan kervan
    Bir karabulut gibi çöktün yaşantıma .
    Bak yavrum yokluğun işte
    Elimi uzatsam tutacağım
    Öyle alıştım ki hasretine
    Seni unutacağım

    Sıtkı Tuncer


    ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ


    Gözlerin gözlerime değince
    Felaketim olurdu, ağlardım
    Beni sevmiyordun, bilirdim
    Bir sevdiğin vardı, duyardım
    Çöp gibi bir oğlan, ipince
    Hayırsızın biriydi fikrimce
    Ne vakit karşımda görsem
    Öldüreceğimden korkardım
    Felaketim olurdu, ağlardım
    Ne vakit Maçka’dan geçsem
    Limanda hep gemiler olurdu
    Ağaçlar kuş gibi gülerdi
    Sessizce bir cigara yakardın
    Parmaklarımın ucunu yakardın
    Kirpiklerini eğerdin, bakardın
    Üşürdüm, içim ürperirdi
    Felaketim olurdu, ağlardım
    Akşamlar bir roman gibi biterdi
    Jezabel kan içinde yatardı
    Limandan bir gemi giderdi
    Sen kalkıp ona giderdin
    Benzin mum gibi giderdin
    Sabaha kadar kalırdın
    Hayırsızın biriydi fikrimce
    Güldü mü cenazeye benzerdi
    Hele seni kollarına aldı mı
    Felaketim olurdu, ağlardım

    ATTİLA İLHAN


    SUDA


    Bir çift yaprakmış dalında yumuşacık,
    Tutmuşum tutmuşum ellerinden senin;
    Düşmüşüz yavaşça bir sâkin derenin
    İçindeymişik, yeşilmişik, sazmışık.

    Balıklar gibiymiş, sessiz ve karanlık,
    Yüzermiş saçların, yüzermiş nefesin;
    Susarmışız öyle, bir sâkin derenin
    İçindeymişik, yeşilmişik, sazmışık.

    Can YÜCEL


    NERDESİN


    Geceleyin bir ses böler uykumu,
    İçim ürpermeyle dolar: -Nerdesin?
    Arıyorum yıllar var ki ben onu,
    Aşıkıyım beni çağıran bu sesin.

    Gün olur sürüyüp beni derbeder,
    Bu ses rüzgarlara karışır gider.
    Gün olur peşimden yürür beraber,
    Ansızın haykırır bana: -Nerdesin?

    Bütün sevgileri atıp içimden,
    Varlığımı yalnız ona verdim ben,
    Elverir ki bir gün bana derinden,
    Ta derinden bir gün bana Gel desin.

    AHMET KUTSİ TECER


    Tutkun Uykusu


    Her gece açıp penceremi bağırıyorum:
    “Seni seviyorum!duyuyor musun?”
    Arada evler ,oteller , dükkanlar
    Çekip o evleri,otelleri bir kenara
    Her gece sokak sokak seni arıyorum

    Arada rıhtım var,deniz var,vapurlar…
    Denizi ,vapurları koşa koşa geçiyorum
    Ay altında kalkan uçaklara yetişip
    İtiş kakış bilekler, eller, ayaklar
    Her gece sana doğru geliyorum tekrar tekrar…

    NECATİ CUMALI


    ÇAKIL


    Seni düşünürken
    Bir çakıl taşı ısınır içimde
    Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
    Bir gelincik açılır ansızın
    Bir gelincik sinsi sinsi kanar

    Seni düşünürken
    Bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır
    Deliler gibi dönmeğe başlar
    Döndükçe yumak yumak çözülür
    Çözüldükçe ufalır küçülür
    Çekirdeği henüz süt bağlamış
    Masmavi bir erik kesilir ağzımda
    Dokundukça yanar dudaklarım

    Seni düşünürken
    Bir çakıl taşı ısınır içimde.

    Bedri Rahmi Eyüboğlu
     



Sayfayı Paylaş