Ümmetini hesaba getir

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve abdulkadir tarafından 10 Haziran 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Kitaplarda anlatılır ki:

    Kıyâmet günü,
    Fahr-i âlem Efendimiz
    şefâat iznini eline almış,
    kerâmet tâcını başına takmış,
    yavrusunu arayan şefkatli anne gibi,
    “Ümmetî! Ümmetî!”
    diyerek mahşer yerini dolaşır.

    Hak teâlâdan bir ferman gelir ki:
    - Yâ Muhammed, ümmetini hesaba getir!

    Efendimiz, önce “Muhâcir”leri gönderir.
    Sonra da “Ensâr”ı.
    Ardından “Şehitler”i ve “Sıddîklar”ı.

    Nihayet “Âlim” ve “Velîler”i ileri sürer.

    Hak teâlâ buyurur:
    - Ey Habîbim! İtâat edenleri getirdin, “âsiler” hani?
    Muhlisleri getirdin, “müflisler” nerede?
    Âlimler burada, “zâlimler” hani?
    İyileri getirdin, “kötüler” nerede?

    Efendimiz arzeder:
    - Yâ Rabbî! Buyurduğun gibidir.
    Lâkin bunlar puta tapmadı, sana şirk koşmadılar.
    Kabahatleri olsa da “doğru îman”
    etmişlerdir.

    Ve yalvarır:
    - Sen onları, bu “hâlis îmanları”na
    bağışla yâ Rabbî!

    Hak teâlâ buyurur ki:
    - Ey Habîbim!
    Benim onlara şefkat ve merhametim, seninkinden
    kat kat çoktur. Onları hesaba çekmekten
    maksadım, onlarla
    “bizzat söyleşmek”tir.
    Böyle olmasaydı hiç hesaba
    çekmezdim.

    Ayrıca;
    - Ey Habîbim!
    Onların neler yaptıklarını inceden inceye sorarım ki,
    neler işlediklerini sen de bilesin.
    “Dağlar gibi günahları”nı
    nasıl affediyorum,
    sen de göresin,
    buyurur.
     



Sayfayı Paylaş