Ufo GerÇeĞİ

Konusu 'Konu Dışı' forumundadır ve salihsat tarafından 1 Temmuz 2007 başlatılmıştır.

  1. salihsat Well-Known Member


    MAĞARA RESİMLERİ
    Dünya Dışı ziyaretçilerin izlerini üzerinde yaşadığımız gezegende elde edebileceğimiz bilgi kaynaklarını değerlendirerek aradığımızda, toplumların kültür varlığı olan sözlü ve yazılı anlatımlarda , mitolojilerde, inançlarda, arkeoloji ve güzel sanatlarda Dünya Dışı Yaşamın izlerine çok sıklıkla rastlıyoruz. Bazı önyargılı ve tutucu gözlerin görmek istememelerine rağmen, bugüne kadar saptanmış en eski Dünya Dışı ziyaret kayıtları Taş Devri sanatçıların ya da Kro-Magnon atalarımızın Mağara duvarlarına çizdikleri UFO resimleri serileridir.


    İşte bunlar, atalarımızın bizlerden çok daha önce UFO’larla karşılaştıklarının bir ispatıdır...."[​IMG]
    M.Ö 7000 yıl öncesine ait olduğu tahmin edilen bu mağara resmi Özbekistan -Fergana'da bulunmuştur.
     



  2. salihsat Well-Known Member

    MAĞARA RESİMLERİ - Avusturalya

    Bu illüstrasyonlar Teğmen Grey’in "Kuzey Batı ve Batı Avustralya’daki İki Keşif Yolculuğu’nun Günlüğü 1837, 1838 & 1839" adlı kitabından alınma. Kendisi 19. yüzyılda Kuzey Avustralya, Kimberley’nin Glenelg Nehri bölgesi yakınlarındaki bazı mağaralarda keşfe çıkmıştı. Çizimlerde garip giysili ve kask takmış bazı varlıklar görülüyor. Bu çizimlerin Aborijinlerden de önce yapıldığı tahmin edilmekt
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
     
  3. salihsat Well-Known Member

    MAĞARA RESİMLERİ - Ekvator

    Bu resimler Ekvator'da bulunmuş figürleri tasvir ediyor...(Solda) Uzay giysisi giymiş gibi gözüktüklerine dikkat edin... Bir Apollo Astronotu'nun kıyafetine ne kadar da benziyor ...

    [​IMG]
     
  4. salihsat Well-Known Member

    MAĞARA RESİMLERİ - Fransa

    Bu iki resim Fransa’da “Le Cabrerets” yakınlarındaki “Pech Merle” mağarasında bulunmuştur. M.Ö. 17,000–15,000 arasında tarihlendirilmektedirler. Resimde vahşi hayatla ilgili bir dolu şeyin resmedildiği bir manzarayla birlikte fincan tabağı şeklinde cisimler görülmektedir. Cisimler resmin temasına tamamen zıt durmaktadır. Altta iki ayaklı figürün yanıbaşındaki cisimlerle birlikte büyütülmüş resmini görmektesiniz. Varlığın bir kuyruğu olduğuna dikkat edin.

    [​IMG]
    [​IMG]
     
  5. salihsat Well-Known Member

    SÜMERLER
    [​IMG]
    M.Ö 4500 yıl öncesine ait olan bir Sümer tabletinde "Güneş Sistemimiz" açıkça resmedilmiş. Bu astronomi bilgisi binlerce yıl önceden nasıl biliniyordu...

    Gökten inen Tanrıların uygarlığı olarak anılan Sümerler, dünya dışı varlıklarla temasa geçen en eski uygarlıklardan biridir. Sümerler aynı zamanda bilinen ilk uygarlıktır. Yapılan arkeolojik kazılarda elde edilen veriler uygarlığın tarihini M.Ö. 240.000’lü yıllara kadar geri götürür. Çivi yazıları da Sümerlerin geçmişinin çok gerilere uzandığını kanıtlar. Bu kültürün binlerce yıldır gömülü olan çamur tabletlerinin deşifre edilmesi, M.Ö.450.000’e kadar uzanan kökler çıkarmaktadır.

    Sümer mitlerine göre Tanrılar ateşten gemilerle yolculuk ediyorlardı. Bu Tanrılar daha sonra dünyaya inmişler, Sümerler’in ilk ataları ile birleşerek Sümer ırkını meydana getirmişler, ardından da yıldızlara geri dönmüşlerdir. M.Ö. 3000 yıllarında yaşamış olan tarihçi Berose’ye göre Fırat kıyılarında konaklayan Sümer halkı, denizden gelen yarı insan yarı balık şeklinde yaratıklar tarafından eğitilmişti. Buna göre Güneş Tanrısı Utu, aşk Tanrıçası Inanna ve gökyüzü Tanrısı Enlil kozmostan gelmişlerdir. Tanrı Enlil dünyalı Meslamtaya ile birleşmiş ve onu ilahi tohumla hamile bırakmıştır. Yine bu mitlere göre, yazı ve metal elde etme formülü Sümerler’e Tanrılar tarafından öğretilmiştir.

    Sümerler’in Tanrıları tasvir etmek için en çok kullandıkları sembol yıldız ya da yıldızların çevresinde dönen değişik boyuttaki gezegenlerdir. Ayrıca kafasında yıldızlar taşıyan, kanatlı toplarla gökyüzüne uçan Tanrı resimleri de vardır.

    SÜMERLERİN ŞAŞIRTICI BİLGİLERİ

    · Sümer toplumu, astronomi bilgileri geniş, matematik bilgileri şaşırtıcı, sanatları ve mimari teknikleri kusursuz olan bir toplumdur. Öyle ki Ninova kalıtlarında bulunan bir hesabın sonucu 195.955.200.000.000 sayısına kadar varır. Oysa Batı uygarlığının atası sayılan Yunanlılar, uygarlıklarının en parlak döneminde bile 10.000 sayısının üstüne çıkamamış ve 10.000’den ötesini ‘sonsuz’ olarak kabul etmişlerdir. Sümerler, Ay’ın dönüşlerini, bugünkü hesaplardan sadece 0.4 saniye farkla bulmuşlardır.

    · Sümerlerin belge damgalamak, ve aynı zamanda Hazine görevi de yapan tapınaklardan vergi toplamak için kullandıları silindir mühürler, insanoğlunun yaptığı ilk minyatür anıt örnekleridir ve evrenden dünyamıza yapılan Tanrısal ziyaretlerin etkileyici kanıtlarıdır. Bu mühürleri incelediğimizde ilginç mitolojik sembollere ve yıldızlar, gezegen sistemleri, kanatlı küreler ve uzayda yüzen cisimler gibi astronomik figürlere rastlarız.

    · Günümüzde hepimiz biliyoruz ki; dev gezegenler olan Jüpiter ve Satürn’ün ötesinde daha belli başlı olan Uranüs ve Neptün ile küçük bir gezegen olan Pluton uzanır. Fakat böyle bir bilgi oldukça yenidir. Uranüs, 1781 yılında, gelişmiş teleskopların kullanılması yoluyla keşfedilmiştir. 1846’da ise Neptün’ün yeri, astronomlar tarafından, matematiksel hesaplamaların yardımıyla kesin olarak belirlenmiştir. Neptün’ün bilinmeyen yerçekimsel bir çekim gücünün etkisi altında olduğu anlaşılmış ve 1930’da Pluton’un yeri keşfedilmiştir. Oysa Sümerler binlerce yıl öncesinden tüm bu bilgilere sahiptiler.

    Daha da ilginci, Sümerler Nibiru adlı bir başka gezegenden daha bahsetmişler ve bunun güneş sisteminin dışında bulunan ve güneşin geniş eliptik yörüngesine takılarak 3,600 dünya yılı süresince burada kalan bir gezegen olduğunu söylemişlerdir.
     
  6. salihsat Well-Known Member

    ESKİ MISIR
    [​IMG]
    Batı dünyası uzun zaman boyunca uygarlığın Roma ve Yunan uygarlıklarının hediyesi olduğuna inanmıştır. Daha sonraları Avrupa’ya dönen seyyahlar Mısır’da yarı yarıya kumlara gömülmüş ve Sfenks denilen garip taştan hayvanlar tarafından korunan piramitlerin ve tapınak-şehirlerin varlığını bildirmişlerdir. Eski Mısır yazısının ve lisanının deşifre edilmesi ve bunu izleyen arkeolojik uğraşlar, batılı insana Yunan uygarlığından çok önceleri Mısır’da ileri bir uygarlığın yaşadığını göstermektedir.

    Eski Mısır konusunda en değerli bilgi kaynağımız uygarlığının günümüze mirası olan dev boyutlu piramitler, tapınaklar, mezarlar, hazineler, mumyalar, anıtlar, heykeller ve yazıtlardır. Eski Mısır kültürüyle ilgili kişilerin verdiği bilgilere bakılırsa, Eski Mısır herhangi bir değişim dönemi geçirmeden, birdenbire, hazırlanıp bırakılmış duygusu veren bir uygarlıkla ortaya çıkıvermiştir. Büyük şehirler, görkemli tapınaklar, büyük bir ifade gücüne işaret eden dev heykeller, iki tarafında görkemli figürlerin sıralandığı süslü sokaklar, kusursuz kanalizasyon şebekeleri, kayalara oyulmuş mezarlar, akıl almaz boyutlardaki piramitler ve daha birçok şaheser topraktan fışkırmış gibidir. Tarih öncesi pek bilinmeyen bir ülke için bu apansız ilerleme ve gelişme tam anlamıyla bir mucizedir.

    Mısır eski çağlara ait bilimsel harikaların en çok bulunduğu bölgedir. Eski Mısırlılar gelişmiş bir tıp ve cerrahlık bilgisine sahiptiler. Modern dünyamıza özgü olduğunu düşündüğümüz gelişmiş metalürji bilgileri, cerrahi ameliyatlar, elektrik kullanımı ve havada uçmak, bundan yüzyıllar hatta binlerce yıllar önce Eski Mısırlılar tarafından bilinmekteydi.

    [​IMG]
    M.Ö. 200‘de Sakkara’da tahtadan yapılmış örnek bir planör, Eski Mısırlıların şaşırtacak kadar hatasız bir şekilde aerodinamiğin prensiplerini anladıklarını gösterir. Oysa o dönemlerde uçmak varmıydı ki?

    Büyük Piramit ise büyüklüğü ve kusursuz mimari güzelliğiyle 20. yüzyıl insanını bile hayrete düşürmektedir. ( Piramitler bölümünü inceleyiniz..)
     
  7. salihsat Well-Known Member

    ESKİ MISIR YAZITLARI
    [​IMG]
    Eski Mısır Tarihiyle ilgili tüm kayıtlar bir zamanlar bu yörenin yoğun olarak “ Dünya Dışı Varlıklar “ tarafından ziyaret edilmiş olduğunu göstermektedir... Örneğin Eski Mısırlılar, kendi semalarında ortaya çıkan uzay gemilerini “ Gökyüzünde seyreden güneşin kayıkları “ olarak isimlendirmişlerdir.

    Konunun ilginç bir başka yanı da , yine eski kayıtlarda açıkça yazıldığına göre ; Büyük Piramidin yapımı sırasında bu “ Güneş Kayıkları”dan bir tanesi yapının içinde bir yere gömülmüştür.
    [​IMG]
    Mısır kökenli kaynaklarda dünya-dışı astronotlar sorunu daha belirgin olarak karşımıza çıkmaktadır. Menfis’de firavunu ziyaret eden Tanrı PTAH , uçan bir gemi kullanırdı. Güneş Tanrısı RA için , “Yıldızlarla ay arasında dolaşırsın... gökyüzü ile yeryüzü arasında Aton’un gemisini yönetirsin...” der eski bir yazıt.

    Yakutlar’ın cenazesinde okunan bir duada “ Işıldayan arabalarıyla yıldızlardan inen ruhlar...” dan söz edilir. Çok eski bir geçmişte Nil ülkesine üstün bir varlığın geldiği ve oradaki insanlara uygarlık aşıladığı Mısır’da hala söylenir. Bu üstün varlık, Mısırlılara seslerle, fikirleri kaydedebilmeleri için simgeler gösterdi. Müzik çalabilsinler diye ellerine arp verdi. Yıldızları gözleyip , krokilerini çıkarmasını , rakamlarla sayı saymasını , şifalı otlar ve ilaçlarla hastaları iyi etmelerini öğretti. Mısırlılar bütün bunları öğrenince , yabancı , onlara veda ederek, göklere uçtu gitti. Adı Tanrı THOT’ tu.

    Eski Mısırlıların güneşle ilgili bir inanca bağlı oldukları da çok iyi bilinen bir gerçektir. Eski krallığa ait Piramit yazıları, firavunun tanrılar ve gemileri aracılığıyla göklerde tanrısal gezintilere çıktığından söz eder. Bunlara göre Güneş Tanrısı Ra göklerde gemisiyle yolculuk yapardı. Yine bu yazıtlarda gökyüzünü gemilerle aşan yüce yaratıklardan söz edilmektedir. İşte Güneş Tanrısı Ra için yazılmış bir yazıdan bir bölüm:

    “Sen, yıldızların ve ayın altında dolaşansın. Sen, Aton gemisini yorulmak bilmeden dönen yıldızlar ve Kuzey kutbundaki batmayan yıldızlarla yeryüzü arasında sürensin.” Ve bir Piramitten alınan bir bölüm: “Sen, güneş gemisini milyonlarca yıl yönetensin.”
    Mısır’daki resim ve destanlar, tanrıların yıldızlardan geri gelerek, iyi korunmuş gövdeleri yeni bir hayata uyandıracaklarını söylerler. Mezar odalarından çıkan mumyaların gövdelerinin kusursuz bir biçimde muhafaza edilmiş olması ve mezarın ötesindeki bir hayata ulaşma inancı da buradan gelir. Eski Mısır’ın İncil’i olarak kabul edilen 3500 yıllık Ölüler Kitabı’nda ise birtakım insanların bilgileri sayesinde uzaya sıçrayabildiklerinden söz edilmektedir, hatta yıldızlarda yaşayan varlıklardan bahsedilir. Tanrı Thot, Nil halkına tıp, edebiyat, matematik ve fen'in esaslarını öğretmiş bir kültür taşıyıcıdır; görevini bitirdikten sonra yıldızlı göğe doğru yükselip gitmiştir.

    Mısırlılar yıldızlara da özel bir ilgi göstermekteydiler. Köpek yıldızı da denilen ikili yıldız Sirius’un hanedanlar dönemi Mısır’ın erken gelişim ve kültüründe büyük rol oynadığı bilinmektedir. Eski Mısırlılar Sirius’u dünyanın gelişiminde evrimsel bir anahtar olarak görmüşlerdir. Amerikalı bilim adamı Robert Temple, “Sirius Gizemi” adlı kitabında yeryüzünün binlerce yıl önce Sirius sisteminden gelen varlıklar tarafından ziyaret edildiği varsayımını ortaya atmış ve M.Ö. 4500-3400 tarihleri arasında Eski Mısır’da gerçekleşen ilkellikten yüksek kültür standartlarına doğru gerçekleşen bu ani sıçramayı bu varlıklarla yapılan doğrudan temasın bir sonucu olarak nitelemiştir. Temple, Mısır ve Sümer kayıtlarından bilgiler sunarak hanedanlık dönemi Mısır’ın yükselişinden önce dünya dışı varlıkların ortaya çıktığına dair ikna edici bir tez öne sürmektedir.
     
  8. BuLuT5 Well-Known Member

    Elİne Saglik GÜzel Bİr Paylasim
     

Sayfayı Paylaş