Üç Yaramaz Kardeşler Masalı

Konusu 'Çocuk Bölümü' forumundadır ve EmRe tarafından 7 Haziran 2013 başlatılmıştır.

  1. EmRe Well-Known Member


    Üç Yaramaz Kardeşler Masal Anlatımı

    Bir zamanlar kasabanın birinde ailesiyle birlikte yaşayan üç yaramaz kardeş vardı. Çocukların biri dokuz yaşında öbürü on bir yaşında diğeri de on üç yaşındaydı. Yaşlarının birbirine yakın olduğundan olsa gerek çok iyi anlaşıyorlardı. Her şeyi hatta yaramazlığı bile birlikte yapıyorlardı. Ailelerinin tüm uyarılarına rağmen yine de yaramazlıklarına devam ediyorlardı. Diğer kasabalılar gibi bu üç yaramaz kardeşin ailesi de kışın yakacak ihtiyaçlarını gidermek için ormana gidip odun topluyorlardı. Yine bir gün aileleri çocukları da yanlarına alarak ormana gittiler çocukları için uygun bir yer seçerek önce onlara bir salıncak kurdular ve babaları siz burada oynayın ben ilerlerden odun toplayıp geleceğim dedi.

    Çocuklar peki baba diyerek oyunlarına başladılar anneleri de çocuklarının oynadıklarını görünce büyük oğlu Mert’te oğlum ben akşam yemeği için biraz mantar toplayıp geleceğim kardeşlerine dikkat et sen onların abisisin ve buradan bir yere ayrılmayın olur mu ben hemen gelirim dedi. Çocuklar peki anneciğim sen merak etme dedikten sonra anneleri gitti. Çocuklar kısa bir süre oynadıktan sonra sıkılmaya başladılar ve Mert hadi biraz dolaşalım annemler gelmeden döneriz dedi. Mert’tin küçüğü olan Metin tamam hadi gidelim dedi. En küçükleri olan Mehmet ama annemiz bize bir yere gitmeyin dedi. Dedi. Mert peki sen burada kal o zaman biz ikimiz gideriz dedi.

    Mehmet olmaz ben bura da yalnız korkarım tamam bende geliyorum dedi. Ve birlikte bir süre dolaştıktan sonra Mehmet hadi artık dönelim annemler dönmüştür dedi. Mert tamam hadi dönelim dedi ve geldikleri yolu bulmaya çalışıyordu. Anneleri de bir sepet dolusu mantarlarla çocukları bıraktığı yere döndü. Ama çocukları yoktu ve kendisine şaka yaptıklarını düşündü. Sonra da hadi çocuklar çıkın ortaya diyerek seslendi. Ama ortaya çıkan olmadı ve sözünü defalarca tekrarladı ne olur yavrularım çıkın ortaya beni korkutmayın diye ağlayarak bağırıyordu. Babaları da seslenişleri duymuş ve sırtındaki odunları atıp koşarak geldi. Ne oldu çocuklara mı bir şey oldu yoksa diye sordu. Anne ağlayarak sanırım çocuklarımız kayboldular dedi.

    Baba eşine sakin ol ve burada bekle ben onları aramaya gideceğim dedi. Aradan bir saat gibi bir süre geçti ve baba geri döndü ve hemen eve gidelim sen evde bekle bende kasabalılardan yardım isteyeyim yoksa hava kararınca bulmamız daha çok zorlaşır beklide eve dönmüşlerdir dedi. Eve vardıkların da evde kimse yoktu anne evinin kapısının önüne oturdu ve beklemeye başladı. Baba ise kasabalılardan birkaç kişiyi topladı. Bir kişide gidip jandarmaya haber verdi. Çocuklar ise iyice korkmaya başladılar ağabeyleri Mert neden korkuyorsunuz bakın ben hiç korkmuyorum ve ben sizin yanınızdayım dedi.

    Aslında oda çok korkuyor ama belli etmemeye çalışıyordu. Gitmek için bir kaç yol denediler ama denedikleri her yol onları biraz daha ormanın uzak yerlerine götürüyordu. Sonunda bir ağacın altına oturup bir birlerine sıkıca sarıldılar ve havada kararmış ve çocukların korkuları da iyice artmıştı. Duydukları her çıtırtı onları daha da çok korkutuyordu. Babaları da kasabalılarla birlikte gece yarısına kadar aradılar ama çocuklardan en ufak bir iz bulamadılar sonrada tekrar kasabaya döndüler. Anne ise merak içinde eşini bekliyordu. Eşini görünce hiçbir şey soramadı çünkü eşinin oldukça üzgün olduğunu görmüştü. Çocuklar ise korkudan ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Gece de orman oldukça soğuktu ve çok üşüyorlardı.

    Orman koruyucusu her zaman yaptığı gibi gece kaçak ağaç kesilmelerini önlemek için ormanda dolaşıyordu. Koruyucunun ayak sesleri gittikçe çocuklara doğru yaklaşıyor ve çocuklarda korkudan titriyorlardı. Hemen oldukları yerden kalkıp ağacın arkasına doğru ilerlerken orman koruyucusu çocukların çıtırtılarını duydu. Kim var orada diye bağırdı. Ama çocuklar cevap vermediler koruyucu bir kez daha yüksek sesle kim var orada çabuk söyleyin yoksa ateş edeceğim dedi. Mert kardeşlerini ağacın arkasına sakladı ve sessiz olun diyerek kardeşlerini uyardı. Sonrada ben varım amca lütfen ateş etme ben kayboldum dedi.

    Orman koruyucusu elindeki feneri Mert’in yüzüne doğru tutarak oğlum ne işin var bu saatte burada yapa yalnız dedi. Ve ekledi sakın korkma ben bu ormanın koruyucusuyum dedi. Mert amca ben yalnız değilim kardeşlerimde var yanımda dedi. Sonra da kardeşlerini de yanına çağırdı. Koruyucu hadi sizi bu akşam evime götüreyim yarın Jandarmaya gider ve ailenizi buluruz dedi. Ama Mert ve kardeşleri hiç tanımadıkları birinin evine gitmekten dolayı çok korkuyorlardı. Ama ormanda kalmak daha da tehlikeli olduğu için çaresiz gitmeyi kabul ettiler. Koruyucu biliyorum şu an çok korkuyorsunuz ama lütfen korkmayın benimde sizin yaşlarınızda iki çocuğum var dedi.

    Çocuklar sonunda orman koruyucusunun evine gittiler koruyucunun eşi çocukları sevgiyle karşılayarak onlara sıcacık yemekler yedirip üzerlerine temiz kıyafetler giydirip yatırdı. Tıpkı kendi çocuklarına yaptığı gibi şefkatle çocukların saçlarını okşadı ve korkmayın çocuklar yarın ailenize kavuşursunuz ama bir daha asla böyle bir şey yapmayın çünkü bir daha bu kadar şanslı olmayabilirsiniz diyerek nasihat etmeyi de ihmal etmedi. Çocukların anne ve babası sabaha kadar uyumadan beklediler ve hava aydınlanır aydınlanmaz baba bir umut tekrar ormana çocuklarını aramaya gitti. Orman koruyucusu da çocukları alıp jandarmaya götürdü. Jandarma orman koruyucusunu ve çocukları hemen çocukların evine götürdü.

    Anne halen bahçede gözyaşları için de çocuklarını bekliyordu. Çocukları olmadan evine bile girememişti. Çocuklar sevinçle annelerine koştular ve anne çocuklarını karşısın da görünce sevinçten ne yapacağını şaşırdı. Jandarma orman koruyucusunun onları bulup bir gece evin de misafir edip getirdiğini anlattı. Anne defalarca orman koruyucusuna teşekkür etti ve Jandarma komutanı gitmeden önce çocuklara birkaç nasihat daha verdikten sonra oradan ayrıldı. Çocuklarsa defalarca annelerinden özür dilediler ve bir daha asla yaramazlık yapmayacaklarına söz verdiler.

    Orman koruyucusu da çocuklara sakın beni unutmayın ve arada sıra da beni ziyarete gelin ama yalnız değil ailenizle gelin diyerek oradan ayrıldı. Bir süre sonra baba da eve döndü. Başını öne eymiş ve ağlamaklı gözleriyle kapıyı çaldı. Eşi kapıyı açtı ve gülümseyerek hoş geldin dedi. Baba eşinin mutluluğundan anlamış olacak ki çocuklarımız mı geldi? dedi. Anne hadi çocuklarım gelin babanıza sarılın dedi. Ve baba çocuklarına defalarca sarıldı. Ve ekledi ne olur bir daha böyle bir şey yapmayın bizi çok üzdünüz dedi. Çocuklar babalarından da defalarca özür dilediler ve o günden sonra çocuklar ailelerinin sözünden hiç çıkmadılar çünkü bu olaydan çok büyük ders aldılar ve aileleriyle birlikte sonsuza dek mutlu yaşadılar.
     



Sayfayı Paylaş