Üç güzel adam...

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve abdulkadir tarafından 21 Ağustos 2009 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    ÜÇ GÜZEL ADAM
    Ümmetin nice altın sayfaları vardır ki, baktığımız da şavkı gözlerimizi alır.
    Nice yaşanmış hayatlar vardır ki,okuduğumuzda kendimizden utandırır.
    Bir örnek nesil var ki,ne geçmişte var olmuş nede gelecekte var olacaktır.Duymuştur,dinlemiştir ve iman etmiştir.
    Sorusuz imanın tek temsilcileridir onlar.İşittik iman ettik diyenler sınıfı onlardı.
    Hiç terettüt etmeden,düşünmeden,Rasul söyedi diye imanın en hat safhasında,yakınen amel eden bir nesildi onlar.
    Her emre,gerek işe gerek ölüme,iman ettik diye koşan nesil.Her savaşta,
    İnancımız yaşasın diye ölümüne mücadeleyle korkmadan yaşamış bir nesildir onlar.Yataklarında ölmekten korkan,
    hep savaş meydanlarında bulunan orijinal neslin mümessilleri,hep kazanarak gittiler.
    İşte bu neslin böyle destansı hayatından hiç unutulmayacak sayfalarından bir sayfa daha yaşandı bir zamanlar.
    Halife Hz.Ebu Bekir.Ordu İslam ordusu,komutan Halid bin.Velid,düşman Bizans kafirleri.
    Bütün yeryüzünden şirkin tasallutunu kaldırmak için gelen bir dinin yılmaz mücahitleri,arkalarında Allah'ın
    desteği,ellerinde yalın kılınç,yüreklerinde imanın sönmez alevi.
    Kaşılarındaysa,Bedre oranla kat be kat fazla İslam düşmanları.İslam Ordusu 40-50 bin,küfrün ordusu 250-300 bin.
    Yüreklerde imandan kaleler,burçlarında şehadet bayrakları.Küfür dört bir koldan sarmış,
    İslam Ordusu hilal halinde küfrün önünde.Komutan Halit emirlerini veriyor.
    Mücahitler pür dikkat komutanlarını dinliyordu.Artık bir ömür özlem duydukları belki de sonsuzu kazanacakları gün gelmişti,belki de
    “ Onlardan öyle erler vardır ki,Allaha verdiği sözü yerine getirdi,bazıları da getirmek için beklemektedir”
    lafzının tecellisi için zaman bu vakitti.Artık savaş başladı başlayacaktı,sadece bir Allah-u Ekber bekleniyordu.
    Ve beklenen söz söylendi,geri dönüşü olmayan bir eylem başlamıştı.
    İmanların samimiyeti sınama vaktiydi şimdi,canın Rabbe verileceğini gün bu gündü belki.
    Müthiş bir iman küfür savaşı başlamıştı,çok çetin çarpışmalar,ellerde kırılan yalın kılınçlar,kişneyen rafan atlar.
    Halit bin Velid en önde,komutanları yanında,korkuyu ebede uçurmuşlar,
    peşinden kendileri de gitmek için. Tam can pazarı,her yerden küfrün naraları,her yerden
    Ümmetin tekbir sesleri Arş-ı Alaya yükseliyordu.Yüz binlerin içine dalan binler ve korkmadan saldıran altın neferler.
    Bütün şiddetiyle süren iman ve küfür savaşı,küfrün gönüllerinde ölüm telaşı.
    Uzun zaman süren savaşın ardında görülen üç güzel adam.
    Yürekleri dağlayan, “işte şehadet özlemi budur” denilecek derecede Ebede özlem duyan.
    Üç güzel adam,ağır yaralı,Dudakları hararetten çatlamış,kan bedenlerinden oluk oluk akan üç güzel adam.
    Her taraf beşer naşı,her yer kan her yer feryad figan.
    Geziyor ümmetin yardımcı kolları,şehitlerini ve yaralılarını bulmak için,acıdan çatlamış dudaklara bir yudum su vermek için.
    Dolaşırken sakinin biri elinde ibrik, “SU” diye inleyen bir ses duyuyor,hemen yetişip kurtarmak için atılıyor o yana,
    kanın aktığı ebede gülümseyen dudağa tam suyu verecek iken,yanından bir ses,
    “SU” diyor,yaralı sakiye “O’na git” diyor,kardeşini kendine tercih ediyor,çünkü Rasul (sav) öyle terbiye etmişti onları.
    Saki hemen o yana dönüp şehadet adayına yöneliyor,elinde ibrik tam su dudaklarla buluşacağı demde,
    hemen yanından bir başka ses, “SU” diye sesleniyor.Bu kez yaralı sakiyi diğer
    kardeşine yönlendiriyor.Kardeşini kendinden önde görüyor,çünkü Peygamber(sav)öyle öğretmişti.
    Saki hemen o yöne yöneliyor,su diyeni buluyor,
    tam dudaklar suyla buluşacak iken,şehadet müjdesine eriyor üç güzel adamdan biri.
    Artık dudaklarında edebe gülümseyen bir tebessümle Rabbe olan sözünü yerine getirmenin verdiği vakarla,gözlerini yumuyor.
    Saki hemen geri dönüyor,daha önceki su diyen yaralıya.
    Baş ucuna geliyor ki,oda önünde gülümseyen bir edayla Rabbe verdiği sözü yerine getirmenin vakarıyla gülümsüyor.
    Ve ebede erişiyor.Sakinin aklına ilk su diyen geliyor,
    durmadan onun yanına koşarak,hiç değilse bu kardeşime suyu yetiştireyim diye çabalıyor.
    Lakin tam su çatlamış kan revan dudaklarla buluşacak iken,onunda gözlerinde müjdelerin verildiği gülümseme,
    Rabbe yolcu oluyor.
    Yermük Harbi ve Üç güzel adam,insanlığa insan olmanın bedelinin neler olabileceğini anlatanlar.
    Son nefeslerinde bile,kendinden başka herkesi düşünebilecekleri bir inancın
    mümessilleri olduğunu ispatlayanlar.Son nefeslerinde bile,kardeşlerini tercih edebileceğini yaşayarak, ölümleri
    pahasına sözden ziyade amelleriyle gösterenler.
    “Onlardan bazıları ’a verdikleri sözü yerine getirdi,bazıları da sırasını beklemektedirler”
    Onlar da sırası geldi ve sözünü tuttu.
    Yermük Harbinin unutulmayan üç güzel insanıı,bütün çağlar boyunca,yeryüzü insanlığına,önce yaşamışlara,
    şimdi yaşayanlara ve gelecek nesiller,bir daha tekrarı olmayacak örnekle
    insanlık onurunun İSLAM’da saklandığını gösterdiler.
    Ve üç güzel adam,bir efsane gibi ama gerçek olarak nesiller boyu anlatılacaktır.
    Zamane insanlığının kulaklarını çınlatmak için.
    YAKUP DÖĞER
     



Sayfayı Paylaş