Tuzlar

Konusu 'Biyoloji' forumundadır ve RüzGaR tarafından 1 Şubat 2008 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Tuzlar

    Asitlerle bazların birleşmesinden meydana gelen maddelerdir. Asit ve bazın birleşerek tuz oluşturması olayına nötrleşme denir. Asit ve bazlar tuzları oluştururken elektrik akımının iletimi hariç tüm özelliklerini kaybederler. Ancak tuzlar elektrik akımını katı halde iletemezler. Suda çözündüklerinde veya ısıtılıp eritildiklerinde elektrik akımını iletirler.


    Tuzlar
    • Asit ve bazların birleşip bir molekül su açığa çıkar ve tuz oluşur.
    • Hücre içindeki en önemli mineral tuzları potasyum,sodyum ,magnezyum ve kalsiyum’dur.

    YEMEK TUZU (SOYUM KLORÜR)

    Yemek tuzu veya sofra tuzu olarak bilinen NaCl, iyonik bağlı bir bileşiktir. Na+ ve Cl– iyonlarının elektrostatik çekim kuvvetiyle birbirini çekmesinden oluşur. Doğada kaya tuzu olarak bulunduğu gibi deniz suyunda da % 3 oranında çözünmüş olarak bulunur.
    NaCl’nin suda çözünme denklemi NaCl Na+ + Cl– şeklindedir. Buradaki suda çözünme olayı su dipollerinin iyonik kristal yüzeyindeki iyonları sarması ve onları dihidratlaştırması ile gerçekleşmektedir.
    NaCl, karakteristik tuz tadındadır. Deniz suyundan % 96 saflıkta elde edilmektedir. Bunun için, deniz suyu geniş yüzeyli büyük havuzlara alınır. Yavaş yavaş suyun buharlaştırılması sağlanır. Böylece sodyum klorür kristallendirilir.
    Sodyum klorür, 780°C’de erir, 1413 °C’de kaynar. Renksiz saydam küp şeklindeki kristallerden oluşur. Buharı büyük ölçüde Na+Cl– iyon çiftlerinden ve kısmen de Na+ ve Cl– iyonlarından oluşur. Sudaki çözünürlüğü sıcaklıkla çok az değişir. 100 cm3 suda 0°C’de 35,7 gram çözünürken 100°C’de 39,1 gram çözünür. İçinde ağırlıkça %26,3 NaCl içeren bir çözelti –23°C’de donar. Bu nedenle tuz–buz karışımıyla elde edilebilecek en düşük sıcaklık –23°C’dir. Bu şekildeki donmuş kütle NaCl. 2H2O bileşimindedir.
    Kışın büyük şehirlerde donmuş cadde ve kaldırımlara, şehirlerarası yollara kaya tuzu atılarak buradaki buzların erimesi sağlanır.
    Yemek tuzu elektroliz edilerek NaOH imalinde kullanılabilir. Kullanılan yemek tuzları, yapılarında bulunan MgCl2’nin varlığından dolayı bir miktar nem çeker.Zeytin, peynir, turşu gibi geleneksel besinler yapılarında bol miktarda tuz bulundururlar.Tuzun yiyeceklerin kokmasını önleyici bir özelliği vardır. Yiyecekleri bozunmadan koruyabilmek için soğutma yöntemi kullanılmaya başlanılmadan önce, tuzlama son derece kullanışlı bir yöntemdi. Günümüzde ise daha çok soğutarak saklama yöntemi kullanılmaktadır. Ama bu yöntemde de saklanacak besinlere yine tuz katılmaktadır. Bunun nedeni tuzun koruyucu etkisinden ziyade tatlandırıcı olarak kullanılmasındandır. Meselâ, buzdolabında uzun süre tuzsuz saklanabilen tereyağına sırf tat versin diye %2 civarında tuz atılır. Margarinlere de yine aynı sebepten tuz katılmaktadır. Hâlbuki margarinlerin saklanması için çoğu zaman buzdolabına bile gerek olmaz.
    Yetişkin bir insanın günlük tuz ihtiyacı 0,5 gram kadardır. Ama çoğu zaman bundan çok çok daha fazla tuz alınmaktadır. Bu da yüksek tansiyon ve böbrek hastalıklarına yol açmaktadır. Yapılan araştırmalar tuz ile yüksek tansiyon arasında bir ilişkinin varlığını ortaya koymuştur. Yüksek tansiyonlu kişilerin çoğunun tedavisi yiyeceklerindeki tuzun miktarını iyice azaltarak ve ilaçlara fazla gereksinme göstermeden yapılabilir.
    Bebeklikten başlamak üzere çocuklarımıza az tuzlu yemek alışkanlığı kazandırmak ve yavaş yavaş sofraya tuz koyma alışkanlığından vazgeçmek (yemekleri az tuzlu yapmak) tansiyon riskini azaltacaktır. Bir çok ülkede artık bebek mamalarının tuzsuz yapılması bu konuda önemli adımlar atıldığının bir göstergesidir.

    TUZLARIN ÖZELLİKLERİ:
    1. Suda çözündüklerinde iyonlara ayrışırlar.
    2. Sulu çözeltileri elektriği iletir.
    3. pH’leri 7’dir.

    pH
    pH suyun asitlik veya bazlık durumunun bir ölçüsüdür ve logaritmik bir ölçüdür. Saf su H ve OH iyonları açısından dengelidir ve PH değeri 7’dir.
    PH<7 ise asidik , PH>7 ise baziktir.
    PH H+ iyonlarının elektrik potansiyellerine bağlı olarak veya renk indikatörleri ile ölçülebilir.Düşük PH’lı sular çoğunlukla, hız kısıtlayıcı reaksiyon olan katot reaksiyonunu kolaylaştırıp, korozyonu artırır. Bu parametre içme suyunun güvenliği hakkında direk bilgi vermez. Düşük pH ve aynı zamanda düşük TDS ‘li sular korozif olduğu için borulardaki birtakım zehirli metalleri çözebilir. Yüksek pH ‘a sahip sularda da pH’ı yükselten kimyasalların zararlı olup olmadığı belirlenmelidir.
    pH: hidrojen iyon konsantrasyonu veya sudaki hidrojen potansiyeli.

    pH’ın asitlik ve alkalilikle ilişkisi
    Asidite,alkalinite ve pH derecesi ayrı ayrı şeylerdir. Mesela hidroklorik asidin, sülfirik asidin ve hidroklorik asidin 0.1 normal eriyiklerinin (1 litre s

    GİRİŞ

    Ekonomik bir değer taşıyan tuz kaynakları katı ve sıvı olarak ikiye ayrılmaktadır. Tuz sıvı halde denizlerde, göllerde, tuzlu su kaynaklarında ve tuzlu su kuyularında bulunmakta olup katı halde kaya tuzu şeklindedir.


    Deniz Tuzları
    Bitmez ve tükenmez tuz kaynağı olan denizler dünyamızın en büyük tuz rezervlerini oluşturmaktadır. Denizlerdeki tuzluluk derecesi, tatlı su alıp almadıklarına, coğrafik durumlarına ve iklim koşullarına göre değişiklik gösterir. Örneğin tuz miktarı Baltık Denizinde 1 m3 suda 17 kg iken, Kızıldenizde 45 kga kadar çıkmaktadır.


    Kaya Tuzları
    Yeraltında az veya çok derinlerden katı halde elde edilen tuz kaya tuzu olarak tanımlanır. Kaya tuzu yatakları, jeolojik devirlerde buharlaşma sonucu denizlerin ya da kapalı iç havzaların kuruması ile oluşmuştur. Değişik devirlerde Ülkemizin birçok yöresinde bu şekilde oluşan kaya tuzu yatakları mevcuttur. Kaya Tuzları Deniz Tuzlarının aksine bileşimlerine giren yabancı maddelerin oranları bakımından büyük değişiklikler gösterirler. Özellikle saflık oranları her maden için ayrı olabileceği gibi aynı madenden alınan çeşitli numuneler de çok büyük farklılıklar gösterebilir. Kaya tuzlarındaki yabancı maddeler ve kil, tuza değişik renkler verir. Genellikle gri, siyaha yakın kil renginde olan kaya tuzu, nadiren beyaz, şeffaf beyaz olarak bulunur. Radyoaktif ışınlara maruz kalan tuz kristalleri kafes yapısında meydana gelen hatalardan dolayı mavi renk gösterebilirler. Yurdumuzda kaya tuzu madenleri genellikle gri renkte olup, bir kısmı da siyaha yakın renktedir.


    Kaynak Tuzları
    Karalarda kaya tuzları dışında suyu az veya çok tuz içeren akarsular, kuyular, kaynaklar ve göller de vardır.Genel olarak bunların kaynağı kaya tuzlarıdır. Yeraltı sularının akıntıları bir kaya tuzu tabakasından geçerken, tuzların bir kısmını eriterek kendi bünyesine almakta, kuyu ve derecikler halinde yeryüzüne çıkarmaktadır.


    Göl Tuzları
    Tuz göllerinin bir kısmı eski iç deniz kalıntıları olabileceği gibi bazıları da geniş yer çöküntülerinde, civar bölgelerdeki kaya tuzlarından geçerek, bu çukurlarda toplanan tuzlu sulardan meydana gelmiş olabilir. Tuzlu su gölleri ile tuzlu su kaynakları ve kuyularına hemen her ülkede rastlanmaktadır. Dünyadaki en büyük alana sahip Tuz Gölü A.B.D.’de bulunan Great Salt Lake’dir. Yurdumuzda bulunan Koçhisar Tuz Gölü de en önemli tuz göllerinden biridir.

    Kaya Tuzu Rezervleri

    Ülkemiz, jeolojik yapısı nedeniyle büyük tuz yataklarına sahiptir.

    İç Anadoluda Çankırıdan başlayarak Çorum, Yozgat, Sivas, Erzincan, Erzurum ve Kars üzerinden İrana bağlanan tuz yataklarında 30u aşkın kaya ve kaynak tuzlaları yer almaktadır. Ayrıca, Adana havzası ve Siirt yöresinde de geniş yeraltı tuz oluşumları mevcuttur. Türkiyede kaya tuzu envanterlerinin (rezervlerinin) tam olarak belirlenmesi amacıyla TEKEL ile M.T.A. arasında protokol imzalanarak 1977 yılında çalışmalara başlanılmıştır. Bu çalışmalar Çankırı, Sekili, Gülşehir, Tuzluca yeraltı kaya tuzu saha....
     



Sayfayı Paylaş