Tut Ki Gidiyorum Şiir

Konusu 'En Güzel Şiirler' forumundadır ve SeçiL tarafından 26 Ocak 2016 başlatılmıştır.

  1. SeçiL Well-Known Member


    Tut Ki Gidiyorum

    Bir amansız İstanbul akşamı
    Yorgun kaldırımlarında serseri adımlar
    Bir güvercinin kanı damlıyor şehre
    Bir ucuz haber bülteni asılsız bir ihbar
    Ben yakmışım İstanbul'u
    Sıla rengi gözlerine yandığım kadar
    Sıla rengi gözlerinde ben rehin
    Ben kayıp ben kaçak
    Katil zanlısıyım bu şehrin
    Tut ki aranıyorum
    İçindeyim bütün faili meçhul cinayetlerin
    Hüküm giymiş yüreğimde alaca bir ayrılık
    Ve dem tutmuş sevdanla yakıyorum kendimi
    Ardımda bıraktığım üç emanet
    Türküm sılam ve sen sevgili


    Yanıbaşıma sensizlik yağdı her gece
    Bir ani ölüm ansızın pusuladı benliğimi
    Ve sevda tütülü saatlerde
    Bir masum karanfil yalayıp geçti
    Bütün sevdalıların alnını
    Yanıbaşıma sensizlik düştü her gece
    Sıla rengi gözlerin işgal etti düşüncelerimi
    Sensiz kaç yalnızlık uğurladım canevimden
    Düşlerimi kirli havasına terkettim İstanbul'un
    Tanımadığım üç beş kişiye ödünç verdim meteliklerimi
    Ve bu bela kokulu şehrin sokaklarında
    Kaç kişi gördü
    Hasretinin zehir izmaritlerini ezdiğimi
    Kimler bildi sensiz soluklarımda intihar koktuğunu
    Soğuk bir gecenin sırtında nöbetteyken hayat
    Kaçı anladı yaralı aklımda misafir yokluğunu
    Hasretimden kimler haberdar
    Beni İstanbul'a kim öğretti
    Nerden geliyor bu infilak sesleri
    Yüreğimdeki yangını kim ihbar etti


    Seni özleyince yanıyor şehir
    Bir kor düşüyor sağ yanıma
    Bir çığ telaşı
    Hani o kimsenin bilmediği türden
    Her sabah şehri sisler kaplıyor
    Bir tren kalkıyor usulca gözbebeklerimden
    Sana adanmış şiirimde bir şair ağlıyor adıma
    Ve sensizliğin şafağında bir postacı
    Hasretin pulsuz mektubunu koyup gidiyor kapıma
    Seni özleyince kanıyor şehir
    Bir çocuğun buğulu bakışlarında
    Saklı kalıyor tebessümler
    İçimin ıssız iklimlerinde bir sevdadır büyüyor
    Bir papatya beyazı dokunuyor tenine akşamların
    Gözlerin bir sevda niyetine dalıyor yüreğime
    Bir kibrit alevinde düşler
    Ötesine savruluyor zamanın
    Bozbulanık bir hasretlik
    İnce ince işleyince içime
    Okları bana değiyor ayrılığın
    Gözlerin bir türkü niyetine dalıyor yüreğime
    Türkümüze kurşun sıkıyor ihanet a canım
    İstanbul benzemiyor sıla rengi gözlerine
    Umuda kurşun sıkıyor ihanet işte
    Ayrılık niyetini bozuyor sevdanın
    Hani çekilir bu sevdanın yükü de
    Yokluk alıyor sabrını adamın


    Bir amansız İstanbul akşamı anlayacağın
    Yorgun kaldırımlarında ben
    Hasretin kanı damlıyor şehre
    Can göçüyor bir virane sensizlikten geçerken
    Hüküm giymiş yüreğimde alaca bir ayrılık
    Dem tutmuş bir sevda
    Üç yalnızlık üç emanet
    Uğruna ölümle tanış çıktığım
    Hani yummadan gözlerimi
    Birbaşıma bütün şehri yaktığım
    Tut ki gidiyorum
    Sıla rengi gözlerinde kurşunlayıp hasreti
    Bir amansız İstanbul akşamında yakıyorum kendimi
    Ardımda bıraktığım üç emanet
    Türküm sılam ve sen sevgili

    Gülşen Çağan
     



Sayfayı Paylaş