Turunçgil Hastalıkları ve Zararlıları

Konusu 'BağBahçe' forumundadır ve Seçkin tarafından 23 Mart 2011 başlatılmıştır.

  1. Seçkin Well-Known Member


    Turunçgil Hastalıkları ve Zararlıları
    Turunçgil Yaprak Galeri Güvesi: Turunçgil yaprak galeri güvesi beyazımsı, gümişi renkli yaklaşık 3-4 milimetre büyüklüğündedir. Hızlı çoğalır. Gelişmesini tamamlamış ağaçlarda, fidanlıklarda ve yeni tesis edilmiş bahçelerde önemli zararlar oluşturur. Yaprak ve sürgünlerde oluşturdukları galeriler nedeniyle yapraklar kıvrılır, daha sonra kahverengileşerek kurumalar olur. Doğadaki mücadele etmenleri gelişmesini tamamlamış 5 yaşından büyük ağaçlar için yeterlidir. Genç bahçelerde ise zararlıya karşı yeşil aksam ilaçlaması veya gövde ve topraktan uygulanabilen sistemik ilaçlarla mücadele önerilir.

    Kırmızı ve Sarı Kabuklu Bitler
    Turunçgillerin meyve, yaprak, sürgün, dal ve gövdelerinde emgi yaparak beslenen kahverengimsi, kırmızı veya sarımsı kahverengi renkte, toplu iğne başı büyüklüğünde olan ve sabit halde yaşayan böceklerdir. Bu böcekler iklim koşullarına bağlı olarak yılda 3-4 kez döl verirler. İlk hareketli larvalar Akdeniz ve Ege bölgesinde mayıs, Karadeniz bölgesinde Haziran ayından itibaren görülmeye başlar ve bu dönemden sonra kabuklu bitler bahçede oldukça yoğun olarak bulunurlar. Bu kabuklu bitler turunçgillerin meyve, yaprak, sürgün, dal ve gövdelerinde bitki özsuyunu emerler. Bu nedenle meyveler küçük kalır, yapraklarda bulunduğu yerlerde klorofil oluşamaz, gözenekleri kapattığı için özümlemeye engel olur ve çok ileri zararlanma durumunda dalları hatta ağacı tamamen kurutabilirler. Tavsiye dışı ilaç uygulamalarının yoğun olarak yapıldığı bahçelerde söz konusu zararlıların arttığı görülür. Gerekli kültürel önlemlerin alınması ve bu zararlılarla mücadelede başarıyı arttırır. Zararlının varlığı ve yoğunluğu kışın yapraklarda, ilkbaharda fındık büyüklüğüne ulaşan meyvelerde, sürgün veya yapraklarda, daha ileri dönemlerde ise iri meyvelerde yapılan kontrollerle belirlenerek, mücadele zamanına karar verilir.turkeyarena.net Kabuklu bit mücadelesinde aralık şubat ayları arasında ağaçlar meyvesizken yazlık beyaz yağlarla yapılacak bir kış ilaçlaması yazın oluşacak zararlıların azaltılması açısından çok önemlidir. Birinci ve ikinci dönemlerinin çoğunlukta olduğu mayıs sonu, haziran başında yine yazlık beyaz yağlarla bir ilaçlama yapılmalıdır. Kontrollere devam edilerek gerekirse 25-30 gün sonra ilaçlama tekrarlanmalıdır. Yazlık beyaz yağ uygulamasından hemen önce veya sonra bahçe sulanmalı ve gölgede 32 derecenin üzerindeki sıcaklarda ilaçlamaya ara verilmelidir.

    Unlu Bit: Unlu bitler uzunca, oval biçimde olup, bazen tek başına, çoğunlukla da koloni halinde; çanak yaprakların altında, bitişik meyve ve yaprak aralarında, göbekli portakallarda göbek kısımlarında bulunurlar. Zararlı kışı, çoğunlukla gövde çatlakları arasında geçirir. Mayıs ayı başlarından itibaren meyve çanak yaprağı arasına giren zararlı, boğaz kısmından meyveye giden besini emerek meyvenin zayıf kalmasına ve dökülmesine neden olur. Çıkardıkları tatlı maddeler üzerinde fumajin mantarları gelişerek ağaçlar isli bir görünüm alır. Turunçgil bahçelerinde unlu bitle beslenen çok sayıda doğal düşman bulunur. Bunlar geniş etkili böcek öldürücü ilaçların kullanılmadığı ve kültürel önlemlerin yerine getirildiği bahçelerde önemli bir baskı unsuru olabilir. Zararlının mücadelesi için bahçe Mayıs ayından itibaren her ayın ilk ve son yarılarında kontrol edilir. Mayıs ayının son yarısında yüzde 5, Haziran ayının son yarısında yüzde 8, Temmuz ayının son yarısında yüzde 20 oranında ağaç ve meyve bu zararlıyla bulaşıksa mevcut doğal düşmanlar unlu biti kontrol etmeye yeterli değil demektir. Bu durumda böcek üretme merkezlerinde üretilen parazit ve preditör böceklerin salınması gerekir. Parazit ve preditörlerin bahçede başarılı olabilmesi için bunların faaliyetine engel olabilen karıncalarla iyi bir mücadele yapılması da büyük yarar sağlar.

    Beyaz Sinekler: Turunçgillere, turunçgil beyaz sineği ve defne beyaz sineği olmak üzere iki beyaz sinek türü zarar verir.

    Turunçgil Beyaz Sineği: Turunçgil beyaz sineğinin erginleri 2 çift kanatlı, vücutları beyaz tozlu bir görünümdedir. Yumurtaları soluk sarı renktedir ve bir sapla yaprak yüzüne tutturulmuştur. Larvaları kabuklu bit görünümünde oval, soluk yeşil veya sarımtırak renkte, saydam görünüşlüdür. Turunçgil beyaz sineği bitki özsuyunu emerek ağaçların gelişiminin azalmasına, meyvelerin küçük kalmasına, şeker oranının düşmesine, çıkardıkları tatlı madde nedeniyle ağaçların isli bir görünüm almasına ve verimin düşmesine neden olurlar. Turunçgil beyaz Sineği ile mücadelede her şeyden önce bahçe tesis edilirken bu zararlılarla bulaşık alanlardan yapraklı fidanlar getirilmemeli, eğer getirilecekse etkili bir biçimde ilaçlanmalıdır. Zararlıyla bulaşık bahçeler sıksa, ağaçların taçları arasında 1-1.5 metre aralık bulunacak şekilde budanmalı ve bahçe içerisinde hava akımı sağlanmalıdır. Turunçgil beyaz sineğinin bulunduğu bahçelerde Aralık ve Şubat ayları arasında, ağaçlar meyvesizken tüm koşniller için de tavsiye edilen yazlık beyaz yağlarla bir kış ilaçlaması yapılmalıdır.turkeyarena.net Daha sonra kış dölü erginlerinin sona erdiği, birinci ve ikinci dönem larvaların çoğunlukta olduğu Mayıs sonu, Haziran başında birinci yaz ve birinciden yaklaşık 25-30 gün sonra ikinci dönem larvaların çoğunlukta olduğu bir zamanda ikinci yaz ilaçlaması yapılmalıdır.

    Defne Beyaz Sineği: Dış ülkelerden getirilerek turunçgil alanlarımıza yerleştirilen asalak bir böcek tarafından baskı altına alınabilir. Bu zararlının mücadelesi gerektiğinde söz konusu asalağın bulunduğu bahçelerden asalaklı beyaz sinek taşıyan dallar kesilerek o alanlara bu asalağın bulaşması sağlanmalıdır.

    Torbalı Koşnil: Ergin dişi ovalimsi, kirli beyaz renktedir. Arkasında daha beyaz renkte yumurtaların bulunduğu bir torba yer alır. Yumurtadan çıkan larvalar kirli, kırmızı renktedir. Bu larvalar genellikle yaprak sapı ve damarı boyunca sıralanır, dal ve gövdede kümelenir. Bitki öz suyunu emerek gelişmesini yavaşlatır, hatta bitkiyi kurutur. Zararlı özellikle gövde ve kalın dallarda görüldüğünde bir bez parçasıyla sıyrılarak temizlenmelidir. Bu zararlı doğada bol amiktarda bulunan bir gelin böceği tarafından tamamen kontrol edilebildiği için ilaçlı mücadele yapılmaz.

    Yıldız Koşnili: Bitki özsuyunu emerek ağaçların zayıf kalmasına, verimin ve meyve kalitesinin azalmasına neden olur. Çıkardıkları tatlı madde nedeniyle ağaç ve meyveler isli bir görünüm alır. Tüm koşnillere tasviye edilen bir kış ilaçlaması, daha sonra Haziran ayından itibaren yapılan kontrollerde dal ve yapraklarda bulunan erginlerin altındaki yumurtaların tamamının boşaldığı dönemde de yazlık beyaz yağlarla bir yaz ilaçlaması yapılmalıdır. Ortalama olarak yaprak başına birden fazla zararlı düşüyorsa ilaçlama gerekir.

    Yaprak Bitleri: Turunçgillerin taze sürgün ve yapraklarında genellikle koloniler halinde bulunurlar. Siyah, yeşil veya gri renktedirler. Vücutları tombul armut şeklindedir. Bitki özsuyunu emerek yaprakların küçük kalmasına, kıvrılmasına, çıkardıkları tatlı maddeler sonucu yaprakların islenmesine ve ayrıca virüslerin taşınmasına neden olurlar. Turunçgillerin genç fidanlarıyla özellikle mandalinalarda zararlı olurlar. İlkbahar başlangıcında çıkan ve hızla çoğalan yaprak bitlerinin arkasından gelen doğal düşmanları zararlıyı baskı altına alır. Ancak yeni tesis edilen genç bahçelerde doğal denge henüz kurulmadığı için gerektiğinde yaprak bitine karşı geliştirilen özel ilaçlar kullanılmalıdır.

    Yaprak Pireleri: Yeşil renkli, narin yapılı, küçük böceklerdir. Emgi yaparak meyvelerde kabuk üzerinde lekelerin oluşmasına neden olurlar. Mücadelesinde yabancı ot kontrolüne önem verilmesi, yaprak pirelerinin zararlı olduğu diğer kültür bitkilerinde bu zararlıya karşı mücadele yapılması gibi tedbirlerin alınması yarar sağlar. Ayrıca meyve renginin yeşilden sarıya dönüştüğü dönemde yeşil aksamı kaplayacak şekilde %4’lük sönmemiş kireç uygulaması tavsiye edilir.

    Limon Çiçek Güvesi: Erginler yumurtalarını limon çiçeği tomurcuklarına bırakırlar. yumurtadan çıkan küçük tırtıllar beslendikleri çiçekleri tahrip ederek meyve tutumuna engel olurlar. Mücadelesi için yaz aylarında çiçek açan virüslü ağaçların yok edilmesi, daima çiçek açan yediveren çeşitlerin bahçede bulundurulmaması gibi kültürel tedbirlerin alınması yararlı olur. Ayrıca nisan çiçeklenmesinde çiçeklerin %50’den fazlası zararlının yumurta ve larvasıyla bulaşıksa ‘on’ar gün arayla 2-3 defa basillus turungiensis’li biyolojik ilaçlarla bahçenin ilaçlanması gerekir.

    Harnup Güvesi: Erginleri gri renkli bir kelebektir. Tırtılları pembe renkli, başı kırmızımsıdır. Kışı, ağaç üzerinde veya dökülmüş meyvelerde, larva döneminde geçirirler. Nisan ayının ilk yarısından itibaren çıkan erginler başka konukçularda neslini devam ettirir. Temmuz ayında turunçgillere geçerek yumurta bırakırlar. Zarar yaptığı meyveler erken sararıp dökülür. Güvenin zararlı olma durumu çevresindeki konukçu bitkilerin zenginliği ile artar. Zararlıdan dolayı yere düşen veya ağaç üzerinde sararan meyvelerin toplanarak toprağa gömülmesi gibi kültürel önlemlerin alınması yararlı olur. Ayrıca “Basillus Turungiensis”li biyolojik ilaçlarla Haziran ayının son yarısından itibaren kontrollü bir şekilde, yaklaşık 20 gün arayla mücadele edilmesi gerekir.

    Akdeniz Meyve Sineği: Ev sineğinden biraz daha küçük olup, vücudu kahverengi, sarı, siyah renkli lekelerden oluşmuştur. Dişi sinekler yumurtalarını meyvenin kabuğu altına ve içine bırakırlar. Çıkan larvaların zararıyla meyveler zamanından önce dökülür ve çürürler. Akdeniz Meyve sineğine konukçuluk yapan bitkilerin turunçgil bahçeleri içine veya yakınına dikilmemesi, bu zararlıdan dolayı dökülen meyvelerin toplanarak derince gömülmesi gibi kültürel önlemler, mücadelesindeki başarıyı artırır. Mücadelesi için bahçe, Eylül ayından itibaren 3-4 günde bir kontrol edilir. Vuruklu meyveye rastlanınca ilaçlamaya geçilir. İlaçlamada Akdeniz Meyve sineğini çeken çekici bir madde ile etkili bir ilaç karıştırılır ve ağaçların güney yönünden 1 metrekare alanına püskürtülür. İlaçlama sıra üzerinde birer ağaç atlayarak yapılır.

    Pas Böcüsü: Çıplak gözle görülemeyecek kadar küçüktürler. Yaprak, filiz ve meyvelerde emgi yaparak zararlı olurlar. Emgi sonucu meyve üzeri pas renginde lekelerle kaplanır. Mücadelesi için yazın Mayıs ayından itibaren yaprak ve meyve kontrolleri sonucu bir lup alanında 1-2 adet pas böcüsü görüldüğünde bir akarisit uygulaması yapılmalıdır.

    Turunçgil Tomurcuk Akarı: Alışık olmayan gözlerin lup ile dahi göremeyeceği kadar küçük, tomurcuklar içerisinde yaşayan akarlardır. Zararlanma sonucu çiçekler normalden kısa, kalın ve çatallı olur. Böyle çiçeklerin çoğu meyve bağlayamaz. Meyve bağlayanlarda tipik şekil bozuklukları olur. Yaprak ve filizler rozetleşir. Zararlı ile bulaşık yerlerden aşı gözü alınmamasına özen gösterilmelidir. Eğer bahçe zararlı ile bulaşıksa ilkbahar sürgünlerinin 8-10 cm’ye ulaştığı mart sonu-nisan başında etkili bir akarisit ile ilaçlama yapılmalı, gerekirse 20-25 gün sonra ilaçlama tekrarlanmalıdır.

    Turunçgil Kırmızı Örümceği: Erginleri kırmızı kadife renkli olup, vücut üzerinde kıllar bulunur. Turunçgillerde yaprak ve meyve üzerinde emgi yaparak beslenir ve zararlı olur. Kuru ve sıcak havalarda yoğunluğu artar. Daha çok geniş etkili ilaçların kullanıldığı bahçelerde ortaya çıkar ve zarar verir. Şubat sonu-Mart başında kırmızı örümcekler taze sürgünlere geçmeden önce bir akarisitle ilaçlamaya başlanmalıdır. Bu çiçeklenmeden önceki dönemdir. Bu dönem geçirilmişse ilaçlama, çiçekler meyve bağladıktan sonra yapılmalıdır. Sonuç olarak turunçgil bahçelerinde zararlı olan böcekleri yiyen doğal düşmanlar yani faydalı böcekler olduğu unutulmamalıdır. Zararlı böceklerle mücadele ederken iyi bir sonuç alınabilmesi için faydalı böceklerin korunması gerekir. Bu nedenle öncelikle zararlı böceğin yoğunluğu belirlenmelidir. Eğer yoğunluk faydalı böceklerin zararı önleyemeceği kadar fazlaysa ilaçlama yapılmalıdır. İlaçlamalarda sadece hedef aldığımız zararlıyı öldüren, faydalı böcekleri etkilemeyen özel ilaçların kullanılmasına dikkat edilmelidir.

    Turunçgil Hastalıkları
    Turunçgillerde mantarlardan, bakterilerden, virüslerden ve bazı gıda maddesi noksanlıklarından ileri gelen birçok hastalık görülür. Ancak biz bunların en önemli olanlarından söz edeceğiz.

    Uçkurutan Hastalığı: Hemen hemen tüm turunçgil çeşitlerinde görülen ancak özellikle limonlarda büyük zarar yapan bir hastalıktır. Hastalık etmeni kök, gövde, yaprak sapı, meyve sapı ve dalların kabuklarında açılan yaralardan girer. Hastalık ayrıca yapraklardaki gözle görülemeyecek kadar küçük teneffüs deliklerinden de bulaşabilir. Hastalık etmeni mantarlar, kurumuş dallar üzerinde barınır ve buradan da etrafa dağılırlar. Hastalığa yakalanan dallardaki yapraklar solar, küçük dallar kurur. Yapraklar bazen küçük dallara bağlı kalır, bazen de dal kurumadan önce dökülür. Hastalık arttıkça büyük dallar ve ağacın tamamı kuruyabilir. Dallar bıçakla yontulduğunda pembemsi veya kırmızımsı bir renk görülür. Dökülen yaprakların sapları bazen dalda asılı kalır. Hastalıkla, ilaç kullanarak veya kültürel tedbirler alınarak mücadele edilir.turkeyarena.net İlaçlı mücadele için en yakın tarım teşkilatına başvurulmalı, kültürel tedbirler için ise şunlar yapılmalıdır:
    • Bahçeye dikilecek anaç veya aşılı fidan hastalıksız olmalı ve bunlar hastalıklı bahçeye uzak yerde yetiştirilmelidir.
    • Hasta olduığu tespit edilen fidanlar derhal imha edilmelidir.
    • Hastalıklı dallar temiz kısım kalacak şekilde budanmalı, budama işlemleri Temmuz-Ağustos aylarında yapılmalıdır.
    • Aletler her budamadan sonra yüzde 5’lik sodyum hipoklorit’e yani hipolu çamaşır suyuna batırılmalı, budama mümkünse bir bölgenin bütün bahçelerinde aynı zamanda yapılmalıdır.

    Gövde Zamklanması ve Kahverengi Çürüklük: Hastalık ağacın toprağa bağlı gövdesinde meydana geldiği zaman gövde zamklanması; meyvelerde meydana geldiği zaman kahverengi çürüklük adını alır. Hastalığı meydana getiren mantar toprakta yaşar. Köklerde, kök boğazında, aşılı ağaçların aşı yerinin üstünde ve ağaç gövdesinde hastalık oluşturur. Başlangıçta hastalığın meydana geleceği yerde bir koyulaşma olur, kabuk çatlar, ilkbanarda ve sonbaharda zamk akıntısı görülür. Hastalık ilerledikçe hastalığın meydana geldiği kabuk kısmı kurur ve çöker. Odun kısmını açıkta bırakacak şekilde dökülür. Bu durum ağaç gövdesinin sadece bir tarafında meydana gelir. Gövdeyi çepeçevre saracak kadar ilerlerse ağaç kurur. Hastalık sonbahar ve kış aylarında, yağışlı günlerde topraktan sıçrayarak alt dallardaki toprağa yakın meyvelere bulaşır. Üzerinde kahverengi lekeler meydana gelen meyvelerin kabuğu derimsi bir görünüş alır. Hasta meyvelerin kendine has kokuları vardır.turkeyarena.net Depoya konduklarında önce kırmızımsı kahverengi lekeler oluşur, daha sonra üzerlerini beyaz bir küf kaplar. Hastalık depoda sağlam meyvelere de geçer. İlaçlı mücadelenin yanı sıra kültürel olarak şu tedbirler alınabilir; Salma veya çanak usulü sulama yapılmamalı, karık usulü ve damla sulama tercih edilmelidir. Sulama sırasında, suyun kök boğazına teması önlenmeli, taban suyu yüksek olan yerlerde drenaj yapılmalı, derin dikim yapılmamalı, aşı yeri tokraktan yüksekte olmalıdır. Depolama sırasında hasta meyveler ayıklanmalıdır.

    Sürgün ve Yaprak Yanıklığı: Hastalık bütün turunçgil ağaçlarında görülür. Hastalığı yapan bir bakteridir. Bitkiye yaprak sapındaki yaralardan girer. Yaprak sapının dalla birleştiği yer kestane rengi, kahverengi veya kırmızımsı kahverengi olur. Kuruyan hastalıklı yaprakların bir kısmı dal üzerinde kalır bir kısmı da sapın ortasından kırılmasıyla dökülür. Hasktalık ilerlediğinde sürgünler kurur. Bulaşma rüzgâr ve yağmurlarla olur. Hastalık daha çok kış ve ilkbahar aylarında görülür. İlaçlı mücadele için en yakın tarım teşkilatına başvurulmalıdır. Kültürel tedbir olarak; gübreleme ve sulamanın ayarlanmasıyla sürgünlerin kışa odunlaşmış olarak girmesi sağlanmalı, bahçe rüzgar kıranlarla korunmalı, aşırı hasta dallar kesilip yakılmalıdır.

    Mavi ve Yeşil Küf: Turunçgil meyvelerinde görülen yumuşak ve ıslak çürüklük hastalığıdır. Genellikle meyvelerin üzerinde yeşil ve mavi küf birlikte bulunur. Ama önce mavi küf, sonra yeşil küf meydana gelir ve daha hızlı çoğaldığından yeşil küf, mavi küfün üstünü örter. Havada bol miktarda bulunan ve hastalığı yapan mantarlar meyvelere, üzerlerindeki yaralardan girer. Meyveyi, bulunduğu her yerde çürütür. Çürük kısım sulu görünüşlü ve yumuşaktır. Üzeri parmakla basıldığında parmak meyvenin içine girer. Hastalık havadan olduğu gibi birbirine temas eden hastalıklı meyvelerden de bulaşır. İlaçlı mücadele için en yakın tarım teşkilatına başvurulmalı, kültürel mücadele için şunlar yapılmalıdır; - Hasattan önce meyvede yara meydana getiren çeşitli hastalık ve zararlılarla iyi mücadele edilmeli,
    • Hasat sırasında meyvelerin yaralanmamasına dikkat edilmeli ve yere düşen meyveler toplanmamalı,
    • Depolar temiz tutulmalı ve dezenfekte edilmeli, meyveler ilaçlı kağıtlara sarılmalı,
    • Meyveler sandıklara çok sıkışık konulmamalıdır.

    Virüs ve Virüs Benzeri Hastalıklar
    Turunçgillerde virüslerden ve virüse benzeyen mikroplardan meydana gelen çok sayıda hastalık görülür. Bulaşma ve mücadele yolları birbirine çok benzediğinden bu hastalıkların ortak bir tanımını yapacağız. Ülkemizdeki turunçgil ağaçlarında görülen başlıca virüs hastalıkları; kavlama grubu hastalıkları, göçüren hastalığı, satsuma cücelik hastalığı ve taşlaşma hastalığıdır. Virüs benzeri hastalıklar ise cüceleşme hastalığı, gözenekleşme hastalığı, palamutlaşma hastalığı ve limon kalbur boruları tıkanıklık hastalığıdır. Bu hastalıkların belirtileri, ilkbahar sürgünlerindeki genç yapraklardaki damarlarda ve damar aralarında renk açılmaları, yapraklar üzerinde nokta şeklinde ve daha büyük açık renkli lekeler, meşe yaprağı şeklindeki renk açılmaları, olgun yapraklarda çarpıklık, buruşukluk veya alacalı, genel olarak yapraklarda soluk yeşil renk veya matlaşma, yaprak damar aralarında çinko noksanlığına benzeyen sararmalar, kaşık veya kayık şeklinde yaprak oluşumu, yaprak sapıyla bağlı olduğu sürgünün arasının daralarak yaprakların sürgünü bir kılıf gibi sarması, Yeni sürgünlerde büyümenin durması, dallardaki boğumlardan 4 ila 8, hatta daha fazla sürgünlerin meydana gelmesi, boğum aralarının kısalması, sürgünlerin yukarıya doğru dik büyümesi, ağaçların büyümesinde gerileme, bodurluk, bazen sürgünlerde kuruma, ağaçların tamamının kuruması, zamansız veya her mevsimde çiçek açılması, palamut şeklinde veya çarpık kalın kabuklu veya küçük meyve oluşumu, elle dokunulduğu zaman kabukta sert kısımların, bu kısımlar bir bıçakla kesildiğinde kahverengi zamk kısımların görülüşü, meyvelerin dökülmesi, meyve veriminin azalması, gövde ve dallarda kabuk kavlaması, kavlamanın köklere kadar inebilmesi veya pul pul kavlamanın meydana gelmesi, kavlayan yerlerde kahverengi zamk akıntısı izlerinin bulunması, odun kısmında çukurluk ve şekil bozukluğu meydana gelmesi, gövde ve dallardan zamk akıntısı, dallarda kuruma ve çalılaşma, ağacın başından köke doğru giden ölümü, turunç anacı ile aşının birleştiği yerde şişme, aşı yerinden bir bıçakla kabuk kaldırıldığında turuncu kabuk altındaki çukurluklara karşılık odun kısmında toplu iğne ucu gibi çıkıntıların veya aksine kabuk kısmında çıkıntıların, karşılığında odun kısmında çukurlukların olması ve buralarda kahverengi zamk akıntıları meydana gelmesidir. Sayılan bu işaretlerden biri veya birkaçı görülen ağaçlar virüs ve virüs benzeri hastalıklardan biri veya birkaçıyla bulaşık demektir. Bu hastalıklar hasta ağaçlardan sağlamlarına; aşı gözü, aşı kalemi, aşı bıçağı, budama aletleri yaprak piresi ve afit denen böceklerle geçer. Virüs hastalıklarının ilaçlı mücadelesi yoktur. Bununla birlikte mücadele için en yakın tarım teşkilatına başvurulmalıdır.turkeyarena.net Ayrıca şu tedbirler alınmalıdır. Hastalıklı bitkilerden aşı gözü veya kalem alınmamalı, aşı bıçağı veya budama aletleri ağaçtan ağaca geçerken %5’lik sodyum hipoklorite yani hipolu çamaşır suyuna batırılmalı, yaprak piresi ve afit gibi böceklerle mücadele edilmeli, tespit edilen hasta bitkiler sökülerek yakılmalıdır.

    Çinko Noksanlığı: Yaprakların damar araları sararır. Damarlar yeşil kalır. Başlangıçta damarların etrafında sarı lekeler oluşur. Sonra bunlar birleşerek damarlarla sınırlanan sarı lekeler meydana getirir. Yapraklar normale göre küçük ve şekilleri bozuktur. Noksanlığın çok şiddetli olduğu durumlarda yapraklar çok fazla küçülür, dar ve sivri uçlu olurlar. Ayrıca dallar uçtan itibaren kuruyarak kamçı görüntüsü alırlar. Meyveler gelişemez, küçük kalır, verim ve kalite düşer. İlaçlı mücadele için en yakın tarım teşkilatına başvurulmalıdır. Çinko noksanlığında öncelikle kültürel önlemler alınmalıdır. Bunun için toprak ve iklimin uygun olmadığı yerlerde turunçgil tesis edilmemeli, gübreleme analiz sonuçlarının öngördüğü esasa göre yapılmalı, su tutan ağır topraklar sık sık işlenmeli, toprak kireçli ise bol çiftlik gübresi ve yeşil gübre ile ıslah edilmelidir.

    Demir Noksanlığı Klorozu: Demir noksanlığı klorozunun tipik belirtisi yapraklarda görülür. Demir, bitki yapısı içinde kolay taşınamadığı için yapraklarda sarıdan sarımsı beyaza kadar değişen bir renk bozulması olur. Başlangıçta damar yeşil kalmasına rağmen hastalık ilerlediğinde yaprağın her tarafı sararır. Daha çok genç yapraklarda kendini gösterir. Çok şiddetli noksanlıklarda meyveler küçükken sararabilir. Ayrıca verim ve kaliteyi de olumsuz etkiler. Çoğunlukla kireçli ve alkali topraklarda kendini gösterir. Asit karakterli topraklarda ise fosfor düzeyi yüksek olduğu zaman ortaya çıkar. İlaçlı mücadelesi için en yakın tarım teşkilatına başvurulmalıdır. Kültürel önlem olarak;
    • Uygun olmayan yerlerde turunçgil dikimi yapılmamalı,
    • Sulama düzenli yapılmalı,
    • Kireçli, fosfatlı gübreler aşırı dozda kullanılmamalı, organik gübre kullanılmasına önem verilmeli
    • Toprak sürülerek havalandırılmalıdır.
     



Sayfayı Paylaş