Türkiye’de Yanlış Din Anlayışı

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 1 Mart 2008 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Türkiye’de Yanlış Din Anlayışı

    KİTABIN ADI Türkiye’de Yanlış Din Anlayışı

    KİTABIN YAZARI Prof.Dr.İhsan Süreyya SIRMA

    BASIM TARİHİ Eylül – 1996 / İSTANBUL


    KİTABIN ÖZETİ :

    İnsanların toplu yaşam düzeylerine geçmelerini müteakip; yönetici durumunda olanlar, toplumun çoğunluğuna ulaşabilme ve onlara hükmetmesi için bir arayış içine girmişlerdir. Yazarında belirttiği gibi ‘’ din konusu’’ nun çoğunlukla seçildiği yayının incelenmesi sonunda görülmüştür.

    1. DİN DÖNEMLERİNE GÖRE: Din konusunun değişik olarak kullanıldığı gözlenmektedir. Sultanların döneminde,devrin hakimi kendi fikir ve düşüncelerine yönelik dini bilgisine bakılmaksızın bir din yetkilisi seçiyor ve bu şahıs vasıtası ile toplumu’’kendi çıkarları doğrultusunda’’ yönetmesi için tebliğler gönderiyordu. Bu sistem ile toplumun % 90 gibi bir oranına sahip olmayı planladığı anlaşılıyor. Zaman içinde toplumda hatalı bir öneride olsa tebliğ din görevlileri tarafından yapıldığından ‘’yapılacak iş doğrudur’’ diye kabullenerek körü körüne bilinçsiz bir din uygulaması başlatılmış oluyor. Yanında bu gibi yanlışlıkların örnekleri yayında makale şeklinde izahı yapılmıştır.

    2. SİSTEMİN YANLIŞLIKLARI: Cumhuriyet döneminde de devam etmiş olup halâ hataların önüne geçilmiş değildir. Bu konuda Türkiye cumhuriyetinde yetkili din görevlileri diyanette olmasına rağmen bu kurumda da toplumu aydınlatacak seviyede din görevlisinin bulunmadığı yapılan inceleme ve araştırma sonucu anlaşılmıştır. Toplumun aydınlatılması için yapılan din tebligatları günümüz koşullarına göre hazırlanmadığından halk daima gerçek din bilgilerinin gerisinde kalmaya mahkum edilmiştir. Yazarın bir araştırmasında; Türk insanının din konusunda bu kadar duyarsız oluşunu Avustralya’ da yaşayan ‘’ koala’’ hayvanı ile mukayese etmiş, sanki afyon yutmuş gibi hareketsiz olduğu sonucuna varmıştır. Bu konu toplum tarafından dile getirilmeli geleceğimizin garantisi gençlerimize doğru ve gerçek bir din bilgisi verebilecek seviyede din adamı yetiştirilmelidir örneğin; bir zamanlar her bölgeye açılan ‘’imam hatip liseleri’’ ile bu işin çözümlenemeyeceği yazar tarafından dile getirilmiştir. Genel uygulama sonunda olumlu netice alınamadığı görülmüştür. Şu anda toplumun bir kısmı ben hangi dinin mensubuyum sorusunu kendine sorar hale gelmiştir.

    3. YAPILAN DİN YANLIŞLIKLARINDAN ÖRNEKLER: Toplumu kandırmak için yazılı ve görsel basın organlarından istifade ile bölgesel ziyaretlerde bulunan kişilerin onuruna israf denecek kadar,kurbanların kesilmesindeki; maksat kurban kesmek değil’’toplumu kendi amaçlarına kurban etmeye devam etmektir.’’Kitabın içeriğinde bu konuda çeşitli Örnek olmasına rağmen bir örnek çok dikkatimi çekti; konu müslümanlık ve din olmasına rağmen,her zaman hiristiyan alemi şöyle yapmış, biz de öyle yapmamız gerekirdi. Nedeni şu; biz dinimizin içine kendi istek ve arzularımıza göre kurallar koymuşuz. Köklü çözümler için aklı ve düşüncesi yerindeki genç topluma,gerçek eğitici durumdaki bilginler ile çözümlenebileceği kanaatini taşıyorum. Konuların detayında Türkiye cumhuriyetinin vatandaşı nasıl olmalı? bu öğretilmeli,sonuç almak için yazılı ve görsel basından azami istifade edilmelidir. Bir dönem sonra yapılacak gözlem sonunda gözle görünür din bilgisine sahip bir toplum ve yanlış din uygulamalarının terk edildiği görülecektir. Sistemin düzeltilmesi için çaba gösterilmez ise; en üst düzeydeki yetkili, ben bu kuralları uygularım deyip toplumu küstürmesi memleketimizin gelecekteki menfaatlerine olumsuz tesir edeceği yayın yazarı tarafından özellikle vurgulanmıştır. Bu düşünceye sahip yöneticilerin icraatları ve takip ettikleri yönetim şekli tartışma konusu olabilir.

    4. YAYININ BİR BÖLÜMÜNDE: Tarihi eserlere yapılan saygısızlık; bu eserlerin değerini bilmeyen ve geçmişe değer vermeyen bir toplumun meydana geldiği yazarımız tarafından gözlenmiştir. Eğer bizler geçmiş tarihimizi bilmez ve bu bize gerçek bilginler ve aile tarafından öğretilmemiş ise ;hatayı ilk önce ailede,sonra da yönetici kadrolarında aramak gerektiğine inanıyorum. Konunun şu andaki durumu ,geleceğimiz açısından çok kötü durumda olduğunu söyleyebilirim. Özellikle; geleceğimizin garantisi gençliğimizin kimlik arama çabasına girmeden çözüm bulunmalıdır.

    SONUÇ :

    A. KİTABIN ANA FİKRİ dinin Doğru Olarak Tanıtılması

    B. KİTABIN GETİRDİĞİ YENİLİKLER : Din Doğru Olarak, Gençlere Öğretilmelidir.

    C. KİTAP HAKKINDA GENEL DEĞERLENDİRME TEKLİFLER :

    Yayın genel olarak; dini kendine kalkan olarak kullanarak, özel menfaatlerini çoğaltma çabasında olan din tacirlerinden dini eğitim ile kurtaralım mesajını vermektedir.

    Konunun gerçek yüzü seminerler ile topluma öğretmelidir. Yapılacak eğitim faaliyetine bu konuda yeterli din eğitimi almış ,’’Türkiye Cumhuriyeti yasalarına bağlı’’ tüm düşüncesi toplumu din konusunda eğitmek olan,fedakar eğitimciler ile çözüme kavuşulacağına inanıyorum.

    Not : Kitap özetlerindeki fikirler yazarların özel fikirlerini yansıtmaktadır.
     



Sayfayı Paylaş