Türkiyede İlk Müzecilik

Konusu 'Sosyal Konular' forumundadır ve BaRıŞ tarafından 31 Mart 2012 başlatılmıştır.

  1. BaRıŞ Well-Known Member


    Türkiye'de Müzecilik ve ilk Müzeciler
    İlk yapılan müze nerededir ne zaman açıldı

    türkiyede müzeciliğin tarihi
    Müzeler ülkelerin Kültürel ve Tarihsel değer taşıyan yeraltı ve yer üstü zenginliklerinin sergilendiği kurumlardır. Toplumların, asırlar boyu yeraltında kalmış ve geçmiş medeniyetlerin tüm izlerini taşıyan sanat ve bilim eserlerinin, büyük bir özenle korunması, gelecek nesillere aktarılması bakımından, Müzelerin işlevi ve önemi her gün daha iyi anlaşılmaktadır.

    Sadece, Tarih boyu eski dönmelerde yaşamış toplumların kültür ve medeniyet miraslarının değil, aynı zamanda insanlığın tüm evrelerini, yaşanan doğa olaylarını da bütün boyutları ile inceleyen ve bu konuda oluşan bilgileri derleyerek eserler üreten önemli merkezlerdir Müzeler.

    Ülkemiz tarih boyu bir çok medeniyetlerin yaşadığı, kurulup yıkıldığı, doğa olayları ile yok olduğu büyük ve çok zengin yer altı değerlerine sahiptir. Ne var ki, Türkiye’de müzecilik düşüncesi yerleşmediğinden 19. yüz yıl ortalarına kadar birçok tarihi eserimiz yurt dışına kaçırılmıştı. Bu eserleri geri alabilmek için günümüzde büyük bir uğraş verilmekte olup, bu konuda önemli gelişmeler sağlanmış, bir çok eser ait oldukları topraklara geri döndürülmüştür.

    Bugünkü anlamında olmasa da, ilk müzecilik fikri 1846 yılında Sultan Abdülmecid zamanında oluştu ve Ahmet Fethi Paşa, Padişahın emri ile eldeki silahları Aya İrini Kilisesi’ne yerleştirdi. Ancak sık taşınmalar ve yönetici değişiklikleri halka açık bir müze oluşmasını engelledi.

    1876’da, Askeri müze ile Arkeoloji Müzesi birbirlerinden ayrıldı, 1881 yılında ise müzenin başına Osman Hamdi bey getirildi.Tanınmış bir ressam olan Osman Hamdi bey, Türkiye’de ilk Batılı anlamda müzecilik çalışmalarını başlatan kişi olmuştur. Osman Hamdi bey, aynı zamanda büyük bir Türk arkeologu olup, Arkeoloji alanında yaptığı çalışmalar ve bu bilime önemli katkılarından dolayı bir çok Avrupa ülkesinde kendisine fahri doktorluk unvanları verilmiştir.

    Osman Hamdi Bey’in ilk işi, “ Asar’ı Atika Nizamnamesi “ diye bilinen eski eserler kanununu yenileyerek, imparatorluk sınırları içindeki tüm eserleri İstanbul’a taşıtmak olmuştur. İstanbul’da bulunan şimdiki Arkeoloji Müzesi onun zamanında yabancı mimarlara yaptırılmıştır.

    Osman Hamdi Bey’in vefatından sonra yerine kardeşi, Halil Ethem bey getirildi. O da, bu alanda değerli çalışmaları sürdürmüş, ve döneminde yapılan kazılardan çıkan tüm eserler İstanbul’a getirilerek müzenin genişlemesi sağlanmıştır.

    Cumhuriyet’in ilanı ile, Müzecilik daha bir önem kazandı ve bu konuda yapılan çalışmalarla çağdaş anlayışa uygun olarak, eski eserlerin çıkarıldıkları yerlerde değerlendirmesi yoluna gidildi.Yurt genelinde yeni müzeler kurularak, Anadolu medeniyetlerinin eşsiz ve çok değerli eserleri, bu topraklarda yaşayan insanlarla buluşturuldu. Bu çalışmalar, günümüzde de önemi artarak,daha da bilinçli bir şekilde sürdürülmekte ve insanlık kendi tarihiyle buluşmanın heyecanına tanık olmaktadır. Ülkemizdeki Müzeler, her yıl on binlerce yabancı turisti de ülkemize çekmek suretiyle, hem turizme ve hem Türkiye’nin tanıtımına büyük katkıda bulunmaktadır.

    Müze çeşitleri
    Arkeoloji Müzeleri: Daha çok kazılar sonucu ortaya çıkan tarihi eser ve bulguların sergilendiği müzelerdir.
    Etnografya Müzeleri: Eski uygarlıklara ait her türlü eser ve bulguların sergilendiği müzelerdir.
    Tarih Müzeleri: Ülkelerin, toplumların tarih perspektifi içinde ürettiği tüm değerlerin sergilendiği müzelerdir.
    Güzel Sanatlar Müzeleri: Daha çok, Resim, Heykel, Müzik alanlarında elde edilen değerlerin sergilendiği müzelerdir.
    Açık Hava Müzeleri: Her türlü ve kapalı mekanlarda sergilenmesi mümkün olmayan değerlerin sergilendiği müzelerdir.
    Bilim Müzeleri: Bilim ve teknolojinin tarih boyunca geçirdiği safhaları ve konuda elde edilen eserlerin sergilendiği müzelerdir.
    Askeri Müzeler: Tarih boyu üretilen, en ilkelinden en gelişmişine kadar silah araç ve gereçlerin sergilendiği müzelerdir.
    Özel Müzeler: Çeşitli alanlarda özel kişilerce açılan ve düzenlenen sergilerdir.

    Türkiye’ deki belli başlı Müzeler
    Adana
    Karatepe Açıkhava Müzesi. Kadirli ilçesinde İÖ 8. yüzyılda yaşamış olan Hitit Kralı Asistavandas'ın kendi adını vererek kurmuş olduğu kale ve kent 1945'te bölgede başlatılan kazılar sonucu ortaya çıkarıldı.​

    Afyonkarahisar
    Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi (1937). Taş Devri ve Tunç Çağı'ndan kalma kaplar, madenden bıçak, silah ve baltalar, fildişinden cerrahlık araçları, Kibele, Apollon, Eros ve Zeus heykelleri, ölü göm­me töreni kabartmalarından başka kitaplığında 8 bin kitap vardır.​

    Ankara
    Anadolu Medeniyetleri Müzesi (1967). Taş Devri ve Tunç Çağı'ndan kalma arkeolojik buluntular, Hitit, Frig, Urartu sikkeleri ve altın süs eşyaları sergilen­mektedir.
    İlk Türkiye Büyük Millet Meclisi Müzesi (1961). 1923'te cumhuriyetin ilan edildiği bu binada ilk meclisten kalma mobilya ve eşyalar, Kurtuluş Savaşı'na ilişkin harita, plan ve belgeler, meclis üyelerinin fotoğrafları bulunmaktadır.
    Etnografya Müzesi. Ankara'nın başkent oluşundan sonra kurulan ilk müzedir. Anadolu'dan derlenmiş çeşitli giysi, el işi, halı, ikilimden başka sini, kazan, mangal gibi bakır işçiliği örnekleri; yazma yapıtlar ve minyatürler; çeşitli tekkelere ait eşyalar sergi­lenmektedir. turkeyarena.net
    Gordion Müzesi (1965). Polatlı'nın Yassıhöyük köyün­de Tunç Çağı, Hitit ve Frig dönemi buluntuları sergilenmektedir.​

    Hatay
    Hatay Arkeoloji Müzesi (1948). Çeşitli tarihsel yapıtla­rın yanı sıra dünyanın ikinci büyük mozaik koleksi­yonunu barındırmaktadır. 2. ve 3. yüzyıl Roma ve Bizans mozaiklerinden Sarhoş Dionysos ile Orphe-us bunların en güzellerindendir.
    Tel Açana Açık Hava Müzesi. İÖ 5500 - İÖ 3500 döneminden kalma saray ve tapınak kalıntıları vardır.​

    İstanbul
    istanbul Arkeoloji Müzesi (1880) üç bölümden oluşur: istanbul Arkeoloji Müzesi'nde Eski Yunan ve Roma yapıtları; Eski Şark Eserleri Müzesi'nde Mezopo­tamya, Mısır Anadolu ve islamiyet öncesi Arabis­tan uygarlıkları yapıtları; Türk Çini ve Seramikleri Müzesi'nde çini ve seramikler sergilenir.
    Resim ve Heykel Müzesi (1937). Ünlü Türk heykelci ve ressamlarının yapıtları sergilenmektedir.
    Topkapı Sarayı Müzesi (1924). Dünyanın sayılı birkaç müzesinden biridir. Osmanlı Devleti'ne ilişkin çok zengin bir eşya koleksiyonundan başka, değerli Çin ve Japon porselenleri. Kutsal Emanetler, elyazma-ları, minyatürler, hazine eşyaları ve Harem Dairesi görülebilir.
    Türk-lslam Eserleri Müzesi, ilk kez 1913'te Evkaf-ı islamiye adıyla kuruldu. 1927'de bugünkü adını aldı. 1984'te çağdaş müzecilik anlayışına uygun biçimde yeniden düzenlendi. Anadolu, Iran, Kafkas ve Selçuk halıları, elyazmaları, etnografik eşyalar sergilenmektedir.​

    İzmir
    İzmir Arkeoloji Müzesi. 1927'de kurulduktan sonra 1951'de Efes, Bergama, Milet, Afrodisias, Sart başta olmak üzere ilin çeşitli yerlerinde yapılmış kazılardan buluntular sergilenmektedir.
    Efes Arkeoloji Müzesi (1929). Eski Yunan, Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlı yapıtları görülebilir.
    Bergama Müzesi (1936). Arkeoloji ve etnografya olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Arkeoloji Eski Yunan, Roma ve Bizans buluntularını kapsar. Yöreye özgü bakır ve ahşap araçlar, halı, kilim ve giysiler etnografya bölümünde sergilenir.​

    Konya
    Mevlana Müzesi. 1925'te tekke ve türbeler kapatıldık­tan sonra Mevlana Dergâhı ve Türbesi müze olarak düzenlendi. Mevlana'nın yapıtlarının eski kopyala­rı, elyazmaları, ney, rebap, kudüm, tanbur gibi müzik aletleri, tespihler, halılar, kumaş örnekleri ve dergâha özgü çilehane, mevlevi sofrası ve dervişle­rin semah öğrendikleri yer gibi görülebilecek ilginç bölümleri olan bir müzedir.​

    Türkiye'de ilk Müzeciler
    Osman Hamdi Bey: ( 30 Aralık 1942 / 24 Şubat 1910 )
    15 yaşında hukuk eğitimi için Paris’e gönderilmesine rağmen ünlü ressamların Atölye çalışmalarına katıldı. 1871’ de İstanbul’a döndüğü zaman Saray Protokol Müdür yardımcılığına getirildi. 1881’de İmparatorluk Müzesi ( Müze-i Humayun ) Müdürlüğüne getirildi.Daha sonra, 1883’de Sanayi-i Nefise Mekteb-i Aliye ( Güzel Sanatlar Okulu ) ‘ nu kurarak buranın da Müdürlüğünü üstlendi. 1884 yılında ise önemli bir karar ile, Asar-ı Atika Nizamnamesini çıkardı, böylece eski eserlerin Yurt dışına çıkarılması yasaklanıyordu. Bu karar Türk Müzeciliğinin de önünü açmıştı. Nemrut dağı, Lagina Tapınağı ve Sayda’da kazı çalışmalarında bulundu. Sayda kazılarında, dünyanın başyapıtları arasında yer alan, İskender Lahiti’ni çıkardı. Bu ve benzeri eserlerin sergilenmesi için, 1881 de temelini attığı İstanbul Arkeoloji Müzesini 1889 da hizmete açtı.Aynı zamanda önemli bir ressam olan Osman Hamdi beyin, Kaplumbağa Terbiyecisi ve Silah Tüccarı en çok üne sahip eserlerinden sadece ikisidir.

    Halil Ethem Eldem: ( 1861-1938 )
    Berlin’de biyoloji ve kimya eğitimi almasına rağmen Tarihe ve Arkeolojiye olan merakı onu önce ağabeyi Osman Hamdi beyin yardımcılığına getirdi. Daha sonra Osman Hamdi Bey’in ölümü ile Müze Müdürü olan Eldem, ağabeyinin bıraktığı yerden devamla Türk Müzeciliğine önemli atkılarda bulundu. Didim, Milet, Priene, Sart kazıları ile önemli eserleri müzelerimize kazandırdı. Görevi sırasında, Arkeoloji Müzesinde İstanbul Eski Şark Eserleri bölümü kuruldu. Topkapı Sarayında, Kubbealtı, Arz odası, Paşa, Mecidiye, Bağdat köşkleri ziyarete açıldı. Türk Tarih Kurumunun kurucuları arasında da er alan Halil Ethem Eldem 1938’de bu kurumun asbaşkanlığına getirildi. İstanbul Üniversitesi ile birlikte Leipzig ve Basel üniversiteleri tarafından fahri doktorluk unvanları verildi.
    Kaynaklar: Yakın Tarihimiz ( Milliyet ) / Türkçe Bilgi

    türkiyede ilk müze
     



Sayfayı Paylaş