Türk ve Dünya Edebiyatında Fabl Türünün Tarihsel Gelişimi

Konusu 'Türkçe-Edebiyat' forumundadır ve RüzGaR tarafından 4 Aralık 2010 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Türk ve Dünya Edebiyatında Fabl Türünün Tarihsel Gelişimi, Önemli Temsilcileri ve Eserleri
    Öykünce ya da fabl, sonunda ders verme amacı güden, genellikle manzum öykülerdir. Fablların kahramanları genellikle havyanlardır. Ama bu hayvanlar insanlar gibi düşünür, konuşur ve tıpkı insanlar gibi davranır.Dünyanın en ünlü fabl yazarları Ezop ve Jean de La Fontaine'dir. Ezop'un fablları İ.Ö. 300 yılında derlenerek yazıya geçirilmiştir. ABD'li James Thurber ve İngiliz George Orwell çağdaş fabl yazarlarıdır. Fablı ilk olarak yazanlar Hititlerdir. Hititler fablları taş tabletlere yazıp resimliyorlardı.

    ÖZELLİKLERİ:
    • İnsanlar arasında cereyan eden olayları hayvanlar bitkiler ya da cansız varlıklar arasında geçiyormuş gibi göstererek bu yolla insanlara ahlak ve ibret dersi vermek örnek göstermek ya da bir düşünceye güç kazandırmak isteyen bir çeşit masaldır.
    • Teşhis ve intak sanatları üzerine kurulmuştur.
    • En önemli bilinen kişileri Beydeba, Ezop ve La Fontaine‘dir.
    • Türkiye'de ise Ahmet Mithat Efendi ve Şinasi'dir..
    • Dünya edebiyatında ilk ve önemli fabllar Hint yazarı Beydeba’ya aittir. Beydeba'nın fablları Kelile ve Dimne adlı bir eserde toplanmıştır.
    • Türkçedeki ilk örneği Harname' dir.
    • Fabllar manzum(şiir) veya nesir(düz yazı) biçiminde yazılabilirler.

    Fabl örneği:
    Keçi Can PazarındaKeçiciğin aklıbir karışhavada ya, sürüsünü bir yana bırakmış, bir başına otlaya otlaya çekipgitmiş. Hain koca kurt, kaçırır mı; hemen görmüş keçiciği:
    “Heh, işte ağzıma lâyık bir lokma. Yaşasın!” demiş.
    Keçicik, bakmış can pazarı. Hiç kurtuluş murtuluş yok:
    “Eh, n’apalım, demek kaderimizde sana yem olmak varmış kurt .” demiş. “Madem ölüm kapıya geldi, bari bana biraz kaval çal ki, neşeleneyim, kendimi unutup öyle öleyim..”Kurt, “Son isteği zavallının… “demiş, bulmuşbir kaval, füyt füüyt çalmaya başlamış. Kurtçalmış, keçicik, oynamış. Derken ötelerden kaval sesini alan köpekler koşturmuşlar; gelmişler, kurdu önlerine düşürüp bir güzel kovalamışlar. Kaçmadan önce, kurt, durumu anlayıpoyuna geldiğini sezinlemiş:
    “Suç sende değil bende. Neme gerekti benim kaval çalmak, neme gerekti bana köçekli kurban!” demiş.
    Zamansız bir işe kalkışmanın sonu budur. Ölçmeli, biçmeli adımınıona göre atmalı. Tersi oldu mu, işte böyle Dİmyat’a pirince giderken evdeki bulgurundan olur.
    (Aisopos, Ezop Masalları, Tarık DursunK. Mayıs 1981.)


    ZALİM ASLAN
    Vaktiyle ormanın birinde,canavar mı canavar bir aslan varmış.Çok kan döker,canını yakmadık tek bir hayvan bile bırakmazmış.O yaşadığı sürece,hiçbir hayvan rahat yüzü görmemiş.Bütün hayvanlar ondan nefret eder,ölümünü beklermiş.

    Bu zalim aslan sonunda yaşlanmış. Gücü kuvveti kalmamış. Ağzındaki dişler de dökülünce herkesin maskarası olmuş. Hiçbir hayvan ona yardım etmiyor ve onunla konuşmuyormuş. Hayvanlar bir gün oturup karar almışlar;”Gelin hep beraber, bize bunca kötülük eden bu zalim aslan'ı iyice bir dövelim. Yaptıklarının cezasını, az da olsa gömüş olsun böylece.” Sonunda bütün hayvanlar aslana saldırmış. iyice bir dövmüşler onu.turkeyarena.net Birisi boynuz vuruyor, diğeri çifte atıyor, bir başkası ısırıyormuş. Böylece; yaman bir öç almışlar aslandan.´

    TİLKİ ile KEDİ
    Tilki ile kedi sohbet ediyorlarmış.Tilki durmadan ne kadar hilekar ve kurnaz olduğunu anlatıyormuş. Söylediğine göre düşmanları onu alt edemezmiş çünkü onlardan kurtulacak bir sürü oyun ve hile bilirmiş.
    Kedi biraz da utanarak;”Ben fazla oyun bilmem ki!” demiş.”Düşmanlarımın elinden kurtulmak için bir tek yol bilirim, o da kaçmaktır.”
    Tilki; ”Kedi kardeş!” demiş, ”Ben her tehlike karşısında başımın çaresine bakabilirim ama senin durumuna üzülüyorum. Korkarım bir gün düşmanların seni çabuk alt edecek.”

    Az sonra bir sürü tazının bağrışmalarını duymuşlar. Bir avcı topluluğuna ait olan bu köpekler, bütün hızlarıyla kendilerine doğru koşuyormuş. Kedi hemen, yanındaki bir ağacın dallarına sıçrayarak en üstteki bir yaprak kümesinin içine saklanmış.

    Tilki ise;”Acaba şu hileyi mi yapsam,yoksa bu hileyi mi?” diye düşünmeye başlamış. Çünkü o kadar çok hile biliyormuş ki,hangisini uygulamasının daha doğru olacağına karar veremiyormuş. Tam birisini uygulayacakmış ki, tazılar etrafını çevirip tilkinin işini bitirivermişler. Bütün olanları yukarıdan seyreden kedi,çok hile bilmediğine şükretmiş.
     



Sayfayı Paylaş