Türk Filozofların İsimleri Çalışmaları

Konusu 'Güncel Konular' forumundadır ve BaRıŞ tarafından 14 Mayıs 2012 başlatılmıştır.

  1. BaRıŞ Well-Known Member


    Türk Filozoflarının isimleri ve eserleri
    türk filozofları hakkında bilgiler

    Hilmi Ziya ÜLKEN
    (1901, İsranbul- ; 1974,Istanbul) Türkiye'de felsefeden sosyoloji ve psikolojiye, felsefe tarihinden ; mantık tarihine,Islâm felsefesinden Türk- İslâm düşüncesi ve çağdaş Türk düşüncesine, bilim felsefesinden eğitim felsefesine kadar birçok alanda eser veren, özellikle Türk düşünce tarihi araştırmalarının yapılmasında etkili olan felsefecimiz.

    Eserleri:
    İçtimaiyat Hakkında İptidai Malumat (1924),
    Umumî Ruhiyat (1928),
    Felsefe Dersleri: Bilgi ve Vücud Nazariyeleri (1928),
    Aşk Ahlâkı (1931), Umumî İçtimaiyat (1931, 2. baskı: Sosyoloji, 1943),
    Türk Tefekkür Tarihi I-II (1932-1933),
    İnsani Vatanperverlik (1933),
    İçtimai Felsefe Tenkitleri I: Telifçiliğin Tenakuzları(1933),
    Türk Feylosofları Antolojisi (1935),
    Uyanış Devrinde Tercümenin Rolü (1935),
    Türk Mistitizmini Tetkike Giriş (1935),
    Yirminci Asır Filozofları (1936),
    İlkyeı Meselesi ve Diyalektik (1938),
    Fârâbî (1940),
    Türk Tarihinde Mezhep Çatışmaları (1940),
    İçtimai Doktrinler Tarihi (1940),
    İbn Haldun (1941),
    Posta Yolu (Roman, 1941),
    ,Seytanla Konuşmalar (Roman, 1941),
    Mantık Tarihi (1942),
    Ziya Gökalp (1942),
    Dini Sosyoloji (1943),
    Resim ve Cemiyet (t943),
    Yarım Adam (Roman, 1943),
    Yahudi Meselesi (1944),
    Milletlerin Uyanışı (t945),
    İslam Düşüncesi: Türk Tefekkür Tarihi Araştırmalarına Giriş (1946),
    Ahlâk (1946),
    Tasavvur ve Psikoloji (1946) ,
    İslam Medeniyetinde Tercümeler ve Tesirleri(1947),
    Millet ve Tarih Suuru (1948),
    İslâm Sanatı (1948),
    Fârâbi Tetkikleri (1950),
    Tarihî Maddecilığe Reddiye (1951),
    İbn Rüşd (1951),
    La Pensee de İslam (1953),
    Ousta B. Luga (1953),
    İslam Düşüncesine Giriş (1954),
    Sosyolojinin Problemleri (1955),
    Dünyada ve Türkiye'de Sosyoloji Öğretimi ve Araştırmaları (1956),
    Veraset ve Cemiyet (1957, 2. baskı: Toplum Yapısı ve Soyaçekme , 1971),
    Ibn Sina (1957),
    İslâm Felsefesi Tarihi (1957)
    Felsefeye Giriş (1957-1958),
    Siyasi Partiler ve Sosyalizm (1963),
    Bilgi ve Değer (1965),
    Değerler, Kültür ve Sanat (1965),
    Türkish Architectures (1965),
    Türkiye'de Çağdaş Düşünce Tarihi (1966)
    , Eğitim Felsefesi (1967),
    Islâm Felsefesi (1967),
    Humanizmes des Kultures (1967),
    Varlık ve Oluş (1968),
    İlim Felsefesi I (t969),
    Sosyoloji Sözlüğü (1970),
    Genel Felsefe Dersleri (1972),
    Türk Kozmogonisi: Türk Mitolojisi, Türk Hikmeti, Teknik, Tefekkür (ty.). Çevirileri: Yeni
    İlmî Zihniyet (G. Bachelard'dan, 1934),
    İlim ve Felsefe (M. Schlick'ten, 1934),
    Metafizik I (Aristoteles'ten, 1935)
    Lojik Prensipler ve Muasır Tenkid (D. Remand' dan, 1942),
    Emil Q. J. Rousseau'dan, 1943),

    Nermi Uygur
    (1925, İstanbul) İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde görüngübilim ve çözümleyici felsefe yaklaşımlarını kendine özgü niteliklerle temsil eden, aynı zamanda önde gelen denemecilerimizden biri olan felsefecimiz.

    Eserleri:
    Edmund Huserl’de Başkasının Ben'i Sorunu (1958),
    Dilin Gücü (1962),
    Felsefenin Çağrısı (1962),
    Dünyagörüşü (1963),
    İnsan Açısından Edehiyat (1969),
    Güneşle (1969),
    100 Soruda Türk Felsefesinin Boyutları (1974),
    Kuram-Eylem Bağlamında Çözümleyici Bir Felsefe Denemesi (1975),
    Dil Yönününden Fizık Felsefesi (1979),
    Philosophie der Türkischen Sprache (1980),
    Yaşama Felsefesi -Denemeler- (1981),
    Kültür Kuramı (1984),
    Bunalımdan Yaşama Kültürü -Denemeler- (1989),
    Çağdaş Ortamda Teknik (1989),
    İçi Dışıyla Batı’nın Kültür Dünyası Bir Deneme- Bir Tutam Deyiş (1992),
    Tadı Damağımda: Bir Okur Yazarın Kitap Okuma Serüvenleri (1995)
    Başka Sevgisi(199G),
    Salkımlar (1998),
    Dipten Gelen (1999),
    Denemeli-Denemesiz~ (1999).
    Çevirileri: Tarihte Gelişme ve Krizler (Erich Rothacker'den, 1955), Ahlak Denen Bilmece (H. Heimsoeth'den, 1957).

    Bedia Akarsu
    (1921, İstanbul) İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde yapağı dil, kültür ve ahlâk felsefesi çalışmalarıyla tanınan felsefecimiz.

    Eserleri:
    Wilhelm von Hamboldt'da Dil Kültür Bağlantısı (1955),
    Max Scheler'de Kişilik Problemi (1962),
    Modern Toplumda Kadın (1963),
    Ahlâk Öğretileri – Mutluluk Ahlakı(1963)
    Ahlak Öğretileri-Immanuel Kant’ın Ahlak Felsefesi (1968)
    Çağdaş Felsefe Akımları(1979)
    Felsefe Terimleri Sözlüğü(1979)
    Çağdaş Felsefe-Kant’tan Günümüze Felsefe Akımları(1987)
    Atatürk Devrimi ve Temelleri(1995) Max Sheler Felsefesinde kişi Kavramı ve İnsan Olma Sorunu(1998)

    Arda Denkel
    (1949-2000) Türkiye'de de felsefe adına birşeyler yapılabileceğini, özgün düşünceler üretilebileceğini gerek bizlere gerekse yabancılara somut olarak gösteren; "çözümleyici varlıkbilgisi" üzerine düşünceleri oldukça ses getirmiş olan önde gelen çözümleyici felsefecilerimizden. Denkel ODTÜ Mimarlik Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nde okuduktan sonra Oxford Üniversitesi'nde felsefe doktorasına başladı. Oxford'da ünlü felsefeci Peter Strawson' un öğrencisi olan Denkel, doktora öğrenimi süresince daha çok dil felsefesi ve iletişim üzerine yoğunlaştı.
    Denkel Strawson'un yönetiminde "İletişim ve Anlam" başlıklı doktorasını tamamladıktan sonra Türkiye'ye döndü ve Boğaziçi Üniversitesi'nde dil felsefesi, edim felsefesi, bilgi- kuramı, felsefe tarihi üzerine dersler verdi.
    yapıtları şunlardır:
    Anlaşma: Anlatma ve Anlama (1981);
    Bilginiıı Temelleri (1984);
    Anlamın Kökeni (1984);
    Nesne ve Doğası (1986);
    Anlam ve Nedensellik (1996);
    Rea!i!y and Meaning (Gerçeklik ve Anlam, 1995); The Natural Background of Meaning Anlamın Doğal Arka Planı,1999)

    Doğan Özlem
    Gerek ürettiği özgün yapıtlarla gerekse yapnğı çevirilerle kıta felsefesinin, özellikle de yorumbilgisinin bu topraklarda dar bir çevre dışında da tanınmasına öncülük eden felsefecimiz.

    Betül Çotuksöken
    Yol-Kültür-Avrupa Üzerine
    Betül Çotuksöken; 1950 yılında İstanbul’da doğdu. Orta öğrenimini İstanbul Kız Lisesi’nde tamamladı.1972 yılında İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. 1982 yılında aynı üniversitede araştırma görevlisi olarak işe başlayan Çotuksöken , 1984’de doktorasını verdi ve 1988’de doçent oldu. 1996 yılında profesör olan Çotuksöken’in asıl ilgi alanı Ortaçağ Felsefesi’dir. Kıvrımlar halinde uzanan, çok çeşitli amaçlar uğruna yapılan yollar... Önceleri doğal görünümdeyken, beliren gereksinimler doğrultusunda özel bir çabayla oluşturulan, yüzyıllarca/yüzyıllardır varlığım sürdüren yollar... Başka bir deyişle, ilkin doğal yapıyla uyum içinde kendini gösteren, sonra da örneğin, askeri gerekçelerle, fetih amacıyla inşa edilen yollar... Genellikle insanı insana ya da bir doğa parçasına, yahut da başka herhangi bir şeye: tehlikelere, güzelliklere, iyiliklere, kötülüklere, savaşlara götüren yollar... Toplumu topluma açan olanaklar alanı olarak yollar... Kültürü, her türlü insan başarısını, bir coğrafyadan ötekine aktaran, taşıyan yollar... Ancak yollardan yararlanmak bireyden ya da toplumdan çaba ister. Hiç kuşkusuz bu çaba yüzeysel olarak da kalabilir, derinlere, öze de inebilir. En iyi ve en güzel olanı kuşkusuz, yolunuzu kendinizin yapması, yolunuzu kendinizin açmasıdır. Yol bir biçim, yolu çok çeşitli malzemelerle döşemek ya da onu sadece bir biçim olarak açmak, belli bir zemine sadece bir çeki düzen vererek yolu oluşturmak mümkündür. Yol bir devinim, hareket; canlılığın, hareketin imi; yol insanın coğrafyaya ilk katkısı, doğaya ilk müdahalesidir. Yol, uzaklıkların somutlaşması, anlaşılır kılınmasıdır. "Roma yolu", "ipek yolu", "baharat yolu": dünyaların dünyalara, kültürlerin kültürlere açılması, bağlanması. Uzayıp giden yollar bir biçim, bir kavuşma, bir buluşma ortamıdır; yollar, biçim olarak, bir içeriği bir yerden başka bir yere taşıma aracıdır. İşte yol ile belli bir dünya kesiti arasındaki en canlı imge "Roma" ve "yol" ikilisinde kendini gösteriyor. "Yol ve Roma" ya da "Roma ve yol" neredeyse birbirinden ayrılamayan bir ikili gibidir. Yol Roma'yı, Roma da yolu çağrıştırıyor. Roma yollan; Kuzeybatı Avrupa'nın en uç noktalarından, Kuzey Afrika'ya, Anadolu'ya, daha kucaklayıcı bir deyişle, kültür bağlamında, tinsellik bağlamında Asya'ya uzanan yollardır.
     



Sayfayı Paylaş