Tercih

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 23 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    TurkeyArena

    ÖZET:

    Tercih, Amerika ve Amerikan iş dünyasının karşı karşıya olduğu önemli uluslararası ekonomik sorunlara kışkırtıcı ve tuhaf bakışıyla tüm kuralları altüst ediyor. Tercih'in ana karakteri, bir on dokuzuncu yüzyıl ekonomisti Ricardo'nun hayaleti. Ricordo, melek kanatlarını alabilmek için bir Amerikan televizyon imalat şirketinin genel müdürünü, yerel televizyon endüstrisini yok etme pahasına bile olsa ithalatın Amerika için iyi olduğuna ikna etmek zorundadır. Tercih, iktisat jargonunu kullanmadan uluslararası ticaretin iş hayatını ve günlük yaşantımızı nasıl etkilediğine ilişkin okuyucuya yeni bir perspektif kazandırıyor.
    Bazı konular vardır her dönemde taraftar ve karşıt bulur. Serbest ticaret ile korumacılık taraftarlığı arasındaki çatışma da iktisat tarihi kadar, hatta ondan da eskidir. İktisadın tarihi Adam Smith'in "Milletlerin Zenginliği" ile başlar. Serbest ticaret mi korumacılık mı tartışmaları ise daha eskilere, Merkantilistler ve Fizyokratlar'a kadar geri götürülebilir.
    Avrupa ve Amerika'da aralarında siyasetçilerin, ekonomistlerin ve diğer sosyal bilimcilerin de bulunduğu bir grup insan, yerel sanayi ve bu alanda çalışanların haklarını korumak amacıyla "korumacılık" felsefesini savunurken, diğer bir grup da daha yüksek refah, daha kaliteli, daha çeşitli ve daha ucuz mal için serbest ticaret felsefesini savunmaktadır.
    Günümüzde serbest piyasa baskın gelmektedir, ancak buna rağmen insanlar bu konudaki kuşkularını tamamen yenebilmiş değillerdir. Bir yanda gelişmiş ülkelerin serbest ticareti, serbest sermaye hareketini ve serbest iş gücü dolaşımını öngören ulus üstü organizasyonlarla dünya ticaretini ve ekonomisini liberalleştirme girişimleri; diğer yanda dünyanın güçlü ülkelerine karşı birlikler kurarak direnmeye çalışan bölge ülkeleri. Bir yanda serbest ticaretin servet ve zenginlik kaynağı olduğunu ileri süren güçlü argümanlar; öte yanda, ekonomik güç birikiminin ancak korumacılıkla sağlanabileceğini savunan korumacı tezler.
    Günümüz şartlarında ağır basan serbest piyasa ekonomisiyle birlikte Amerika 1960'tan bu yana oldukça değişti ve bu süre zarfında oldukça da zenginleşti. Bu değişimin tek nedeni de, Amerika'nın dış dünyaya kapılarını görece açık tutması değildir. Unutulmamalıdır ki 1993 Amerika'sı bile bir serbest ticaret dünyası değildir. Amerika son derece ayrıntılı ürün kategorilerine binlerce tarife ve kota uygulamaktadır.
    Amerikanın yaşadığı bu zenginleşme sürecini ekonomide önemli yer tutan imalat sanayiindeki gelişmeyle örneklemek gerekir ise; imalat sektöründeki istihdamı %30 düzeyinde hatta daha yüksek düzeyde tutsaydı, Amerika daha fakir olabilirdi. Çünkü imalat sanayii de işlerin hepsi iyi para getirmez. 1960 ile 1990 arasındaki sürede düşük ücretli imalat sanayi Amerika'yı terk etti.
    Arz talep dengesi. Daha çok sayıda ülkede, daha fazla insan fabrikalar inşa edip, işçilerini de o tesisleri çalıştırmaya yetecek kadar zeki ve disiplinli düzeye getirdiler. Bu kısmen artan eğitim sayesinde mümkün olmuşsa da, asıl belirleyici faktör, imalat sürecinde ortaya çıkan değişikliklerdi. Montaj işleri giderek daha fazla mekanikleştikçe düşük nitelikli işçiler için montaj daha kolaylaştı. İşte bu, teknolojik yenilik ve rekabetin ucuzlamasının başlıca nedeni olmuştur. Günümüzde ağır imalat sanayi Amerika gibi güçlü ülkeler tarafından yönlendirilmekle beraber az gelişmiş ülkelerde tesisleşmektedir. Bu da serbest piyasanın ve serbest güç dolaşımının beraberinde getirdiği bir sonuçtur.
    Liberalleşen dünyada üretim biçimleri de değişmekte ve sınırlarını kırmaktadır. Örneğin televizyon üretmenin iki yolu vardır. Doğrudan yol ve dolaylı yol. Doğrudan yol, ülkende ve sana ait olan fabrika inşa ettirip, makineleri, hammaddeleri ve işçileri bir araya getirmek suretiyle televizyon üretmektir. Televizyon üretmenin dolaylı yolu ise, televizyon yerine başka bir şey, mesela ilaç üretip, onu satarak yerine televizyon almaktır. Japon ilaç sanayii, Japonya'nın ilaç ihtiyacının tamamını etkin biçimde karşılamaktan uzaktır, dolayısıyla Japonya ilacı Amerika'dan ithal ederken karşılığında televizyonu da Amerika'ya ihraç etmektedir. Görünürde televizyon imalatı gerçekleştiren Japonya aynı zamanda da ilaç da üretiyor sayılır. Aynı durum Amerika içinde geçerlidir. Amerika ürettiği ilacı ihraç ederek karşılığında televizyon ithal etmektedir. Ayrıca ülkelerin her şeyi bünyelerinde üretmelerine olanak yoktur. Olsa bile bu pek akıllıca değildir. Çünkü her şeyi aynı derecede iyi üretemezler. Her ülkede kaynaklar kısıtlıdır. Kaynaklardan kasıt sadece hammadde değildir. Aynı zamanda ülkenin insanları, onların bir günde çalışabilecekleri zamanı ve çalışma hevesleridir.
    Tercih'ten çıkarılabilecek önemli bir sonuç da, Amerika tarafından dahi henüz tam olarak aşılamamış bir tartışma olan serbest ticaret - korumacılık tartışmaları, AB ile bütünleşme sürecinde olduğumuz, Gümrük Birliği anlaşması çerçevesinde birtakım yükümlülükler altına girdiğimiz, iç piyasada tekel ya da oligopol konumunda olan büyük grupların özel koruma talep ettikleri bir ortamda özellikle ülkemiz açısından da son derece önemlidir.
     



Sayfayı Paylaş