Tekbirin manası...

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve abdulkadir tarafından 16 Şubat 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Tekbirin manası şudur: Yarabbi, huzurunda kurbanız.

    Koyun keserken, "Allahu ekber- Allah büyüktür" dersin ya, o geberesi nefsi keserken de bu söz söylenir.

    Allahu ekber de de o şom nefsin başını kes.. kes de can, mahvolmaktan kurtulsun.
    Ten İsmail'e benzer, can Halil'e, Can bu semiz bedeni yaptırdı da tekbir getirdi mi, ten kesilir, şehvetlerden hırslardan kurtulur, besmeleyle kesilmiş temiz bir kurban haline gelir.
    Kıyamette olduğu gibi Hak huzurunda* saf kurulur, hesaba, Allah ile konuşup görüşmeye girişilir.
    Allah huzurunda, gözyaşları dökerek ayakta durmak, kıyamet gününde kabirden kalkıp mahşer yerinde dikilmeye benzer.
    Hak, "Sana bunca zamandır mühlet verdim, bana ne getirdin?
    Ömrünü neyle bitirdin, verdiğim gıdayı, ihsan ettiğim kuvveti ne uğruna mahvettin,
    gözünün nurunu nerelerde tükettin, beş duygunu nerelerde yıprattın?
    Gözünü, kulağını, aklını, arşa ait bütün cevherlerini harcadın.. ferş aleminden bunlara karşılık ne satın aldın?
    Sana kazma ve bel gibi el ve ayak verdim. Onları sana bizzat ben bağşlamıştım, ne yaptın onları? der.
    Hak'tan buna benzer seni dertlere uğratan yüz binlerce haberler gelir.

    Kıyamdayken kula gelen bu haberlerden kul utanır, iki büklüm olur, rüku'a varır.
    Utanmadan ayakta durmaya kudreti kalmaz, rukuda Allah'ı tesbih eder.

    Allah'dan "başını kaldır, rükudan kıyama dön de Allah'ın sorgularına birer birer cevap ver" fermanı gelir.

    O utanan kul, rukudan başını kaldırır. Fakat olgun bir iş yapamamış olduğundan bu sefer yüzüstü düşer.

    Yine emir gelir:"Başını kaldır, secdeden kalk da yaptıklarından haber ver"

    Tekrar utana utana başını kaldırır ama yine yılan gibi yüzüstü düşüverir.

    Allah, tekrar "başını kaldır da söyle. Kıldan kıla bütün yaptıklarını araştırmak istiyorum" der.

    Artık ayakta durmaya kuvveti kalmadığından, Allah'ın heybetli hitabı, canına tesir etmiş olduğundan, o ağır yükün altında, yere oturur. Allah "söyle bana.. Sana nimet verdim, nasıl şükrettin? Sermaye verdim, hadi göster kazandığını!" der.

    Kul, sağ yanına dönüp peygamberlere, o ululara selam verir;
    Padişahlar, bu kötü kişiye şefaat edin, ayağım da balçıkta kaldı, kilimim de!" der.

    Peygamberler, "çareye başvuracak gün geçti. O orada yapılacak bir şeydi, elde alet oradaydı, orada kaldı!

    A bahtsız kişi, git oradan, sen vakitsiz öten bir horozsun. bırak bizi kanımıza bulaşma!" derler.
    Bunun üzerine sol tarafa baş çevirir, hısımından, akrabasından yardım ister.

    Onlar da "Sus!"
    Allah'a kendin cevap ver. Biz kim oluyoruz ki? Bizden el çek!" derler.

    Ne bu yandan bir çare olur, ne o yandan. O biçarenin canı da yüz parça olur.
    Herkesten ümidini keser de ellerini açar, duaya başlar:

    Yababbi, herkesten ümidim kesildi. Evvel de sensin, ahir de sen, senden başka önü, sonu olmayan yok, diye niyaza koyulur.

    Namazdaki bu hoş işaretleri gör de bunun eninde sonunda böyle olacağını bil.

    Namaz yumurtasından civcivi çıkaragör, yerden tane toplayan, yolsuz yordamsız kuş gibi yere başvurup durma!
     



Sayfayı Paylaş