Tebareke suresi ve kabir azabı

Konusu 'Kuran-ı Kerim' forumundadır ve abdulkadir tarafından 3 Haziran 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    TEBAREKE SURESİ VE KABİR AZABI

    İbni Abbas radıyallahü anh anlatıyor:

    Resulullah aleyhisselamın sahabilerinden birisi, bilmeyerek, çadırını bir mezarın üzerinde kurdu. Bir de baktı ki; mezarın içinde bulunan kişi " Tebareke suresi " ni okuyor. Mezardaki insan sureyi bitirdikten sonra, bu sahabi kalkıp Peygamber aleyhisselamın huzuruna geldi ve:

    - Ey Allah'ın Resulü! Farkına varmadan bir kabir üzerine çadır kurdum. Bir de mezar içindeki insanın "Tebareke " yi sonuna kadar okuduğunu duydum, diye anlattı . Bunun üzerine Peygamber aleyhisselam şöyle buyurdu:

    -O sure koruyucudur, o sure kurtarıcıdır, kabir azabından kurtarır.

    Seyyîdimiz, Resûlümüz, Muhammed Mustafa efendimiz salla’llâhu aleyhi ve sellem buyurmuştur ki; Mülk sûresi için:-O bir maniâdır; O bir müncie (kurtarıcı)dır. Kişiyi kâbir azabından korur ve kurtarır.’

    Biliyoruz ki, ölüp yokolmak, ya da ölüp derin bir yoklukta beklemek asla sözkonusu değil.

    Ölümü tadacağız!..

    Yani, bu beden kullanılmaz hale gelip elimizden alınacak ve onun yerine hemen o anda yeni bir bedenle yaşamımıza kâbir âleminde, kâbir içinde, canlı canlı, diri diri; aklı, şuûru yerinde olarak; zihinsel faaliyetleri aynen eskisi gibi bir halde devam edeceğiz.


    İşte "ölümü tadmak" diye Kur’ân-ı Kerîm’de târif edilen; şuûrlu bir biçimde kâbir yaşantısına intikâl durumunda, hazır olmayanlar için şu anda akılların kavrayamıyacağı kadar büyük azablar sözkonusudur.Bu sebebledir ki, Efendimiz hazreti Rasûlullah salla’llâhu aleyhi ve sellem, kâbir azabına karşı tedbir almak üzere, bize bu sûreyi çokça okumamızı tavsiye ediyor. Bakın ne buyuruyor:

    "Kur’ân’da otuz âyetlik bir sûre vardır ki, bu bir adama şefâat etti; ve o nihayet bağışlandı: o, Tebarekelleziy biyed’ihil mülk (sûresi)dir."

    Abdullah b. Mes’ûd radıya’llahu anh bakın Rasûlullah aleyhi’s-selâm’ın kabir haliyle ilgili uyarısını nasıl naklediyor:

    "Kişi kabre konulunca, azab melekleri ayakları tarafından gelir. Mülk sûresinin vazifelileri karşı çıkar; benim yönümden size yol yoktur çünkü o hayatında mülk sûresi okurdu, der. Sonra azab melekleri göğsü veya karnı cihetinden gelir; gene meleklerin, benim cihetimden size yol yoktur, o Mülk sûresi okurdu, cevabıyla karşılaşır. Daha sonra, başı istikâmetinden yaklaşmak isterler azab melekleri; gene aynı güç ve aynı cevabla karşılaşırlar. Mülk sûresi men edicidir. Kabir azabını men eder. Kim onu gece okursa, çok sevab kazanmış ve çok iyi bir iş yapmış olur."


    Tebareke Suresi Okunuşu:

    Bismi’llâh’ir-Rahmân’ir-Rahîm

    (1) Tebârekelleziy biyedihil mülkü ve hüve alâ külli şey’in kadiyrün
    (2) elleziy halekal mevte vel hayate liyeblüveküm eyyüküm ahsenü amela ve hüvel azıyzül ğafur
    (3) elleziy haleka seba semavatin tibakan ma tera fiy halkır rahmani min tefavüt ferciıl basare hel tera min füturın
    (4) sümmerciıl basare kerreteyni yenkalib ileykel besarü hasien ve hüve hasiyr
    (5) ve lekad zeyyennes semaed dünya bimesabıyha ve cealnaha rücûmen lişşeyatıyni ve a’tedna lehüm azâbes seıyr
    (6) ve lilleziyne keferu birabbihim azabü cehenneme ve bi’selmasıyr
    (7) izâ ülku fiyha semiu leha şehiykan ve hiye tefurü
    (8) tekadü temeyyezü minelğayzı küllema ülkıye fiyha fevcün seelehüm hazenetüha elem ye’tiküm neziyr
    (9) kalu belâ kad câena neziyrün fekezzebna ve kulna ma nezzelellahü min şey’in in entüm illâ fiy dalâlin kebiyr
    (10) ve kalu lev künna nesmeu ev na’kılü ma künna fiy ashabis seıyr
    (11) fa’terefu bizenbihim fesuhkan liashabis seıyr
    (12) innelleziyne yahşevne rabbehüm bilğaybi lehüm mağfiretün ve ecrün kebiyr.
    (13) ve esirru kavleküm evicheru bihî innehu aliymün bizatissudur
    (14) elâ yalemü men halâk ve hüvel latıyfül habiyr
    (15) hüvelleziy ceâle lekümül’arda zelûlen femşu fiy menâkibiha ve külu min rizkıhî ve ileyhinnüşur
    (16) eemintüm men fiyssemâi en yahsife bikümül’arda feizâ hiye temur
    (17) em emintüm men fiyssemâi en yürsile aleyküm hasıba feseta’lemune keyfe neziyr
    (18) ve lekad kezzebelleziyne min kablihim fekeyfe kâne nekiyr
    (19) evelem yerev ilettayri fevkahüm saffatin ve yakbıdne ma yümsikühünne iller rahmân innehu bikülli şey’in basıyr
    (20) emmen hâzelleziy hüve cündün lekum yansurukum min dunir rahmân inilkâfirune illâ fiy ğurur
    (21) emmen hâzelleziy yerzükuküm in emseke rizkah bel leccû fiy utüvvin ve nüfur (22) efemen yemşiy mükibben alâ vechihi ehda emmen yemşiy seviyyen alâ sıratın müstekıym
    (23) kul hüveleziy enşeeküm ve ceale lekümüssem’a vel’ebsâre vel’ef’ideh kaliylen ma teşkürun
    (24) kul hüvelleziy zereeküm fiyl’ardı ve ileyhi tuhşerûn
    (25) ve yekûlune meta hazelvadü in küntüm sadıkıyn
    (26) kul innemel ılmü ındallah ve innema ene neziyrün mübiyn
    (27) felemma reevhü zülfeten si'yet vücuhülleziyne keferu ve kıyle hazelleziy küntüm bihî teddeun
    (28) kul ereeytüm in ehlekeniyallahü ve men maıye ev rahımena femen yüciyrül kafiriyne min azabin eliym
    (29) kul hüver rahmân amenna bihî ve aleyhi tevekkelnu feseta’lemune men hüve fiy dalâlin mübiyn
    (30) kul ereeytüm in asbeha maüküm ğavren femen ye’tiyküm bimâin meıyn (Allâh-u Rabbül Alemin)


    Anlamı:

    1. Hükümrânlık elinde olan mukaddes ve mubarektir; ve her şeye gücü yeter.
    2. Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için hayatı ve ölümsonrasını yaratan O’dur. Azîz ve Gafûrdur.
    3. Gökleri yedi tabaka halinde yaratan O’dur. Rahman’ın bu yarattığında bir düzensizlik asla göremezsin. Gözünü çevir bak, bir kere daha bak, bakalım bir düzensizlik görecek misin?..
    4. Sonra tekrar tekrar çevir bak gözünü, ama asla göremiyecek aradığını ve yorgun, bitkin dönecek gene kendine!..
    5. And olsun ki, göğü yıldızlarla bezedik ve bazılarıyla şeytanların taşlanmasını sağladık: onlara yalın ateş azabını hazırladık.
    6. Rabları gerçeğini örtenlere cehennem azabı vardır; o ne berbat sonuçtur!..
    7. Bunlar cehenneme atıldıkları zaman, gümbür gümbür gürültüsünü duyarlar; kaynama sesidir bu!..
    8. Ve cehennem (ehli) hiddetinden parçalanacak gibi olurlar. Her bir bölük atıldıkça sorarlar cehennem melekleri: Sizi uyarıcı gelmemiş miydi!..
    9. Onlarda cevablarlar: Evet, bize uyarıcı geldi, ama onu yalanlamıştık!.. Allâh hiç bir şey inzâl etmemiştir, siz aldanmışsınız, demiştik.
    10. Ve derler; eğer söz dinleyip aklımızı kullansaydık bu çılgın ateşli cehennemde olmazdık.
    11. Böylece yaptıklarını itirâf ederler. Uzak olsun bu cehennemlikler.
    12. Gaybın kendisi olan Rablerine karşı haşyet duyanlar bağışlanmayı ve büyük mükafaatları hakkedenlerdir!..
    13. Sözünüzü ister içinizde tutun, ister açıklayın; hep birdir. Şuûrunuzdakini O bilir!..
    14. Hiç bilmez mi onu yaratan?.. O lâtîf olarak haberdardır herşeyden.
    15. Yeryüzünü yaşıyacağınız biçimde altınıza seren O’dur. Yeryüzünde gezin, dolaşın, ihsan ettiği rızıktan faydalanın ve O’na döneceğinizi bilin!..
    16. Göktekinin sizi yerin dibine geçirmesine karşı güvencede misiniz?.. O durumda yer harekete geçer;
    17. Yoksa göktekinin başınıza taş yağdırmasına karşı mı güvencedesiniz?.. Anlıyacaksınız bu uyarının manâsını.
    18. Andolsun ki, bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. İnkârlarının sonucu dehşetti!..
    19. Üzerlerine kanat çırpan dizi dizi kuşları görmezler mi. Onları uçuran Rahman’dır!.. Şüphesiz ki O, şeyin bizatihi kendisi olarak görür her şeyi!..
    20. Rahman’a karşı size yardım edecek ordularınız mı var!.. Gerçeği örtenler aldanmıştır ve aptalca bir gurur içindedirler.
    21. Ya, Allâh rızkınızı keserse, kim verecek size onun kestiğini?.. Onlar, nefret ve azgınlık halinde ileri gidenlerdir.
    22. Yüzüstü kapanıp sürünen mi yoksa ayakta önünü görerek yürüyen mi doğru yol üzeredir?..
    23. De ki: Sizi yaratan, size kulak, göz ve kalp veren O’dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz?..
    24. De ki: sizi yeryüzünde çoğaltan O’dur ve O’nun indinde hep bir araya toplanacaksınız.
    25. Derler ki; Tehdidiniz doğru ise, ne zaman gerçekleşecek?..
    26. De ki; Bunun bilgisi Allâh’a aittir!.. Ben sadece apaçık uyarıcıyım.
    27. Tehdit edildikleri şeyin yaklaştığını gördüklerinde, inkârcıların yüzleri kararacak, kendilerine, işte arayıp sorduğunuz buydu, denilecektir!..
    28. De ki; Allâh, beni ve benimle olanları helâk edecek ya da rahmetine erdirecek olsa; acaba inanmayanları elim azaptan kim koruyabilir?..
    29. De ki; O Rahmandır, O’na imanlıyız ve O’na güveniyoruz. Bileceksiniz elbet apaçık gerçekten sapmış olan kimmiş.
    30. De ki, suyunuz çekilecek olsa yerin dibine, kim size bir pınar verebilir?.. (Allâh-u rabbül âlemiyn)



    ... alıntıdır ...
     



  2. dizdarbey New Member

    Kardeş saoalsin .bu süreyide ezbere biliyorum.kadir bu süreyi sanada ezberlemeni tavsiye ederim.sinifta dinlerim seni.
     

Sayfayı Paylaş