Tanzimat ve Bulgar Meselesi

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve EjjeNNa tarafından 23 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. EjjeNNa Administrator


    TurkeyArena

    ÖZET:

    Yazar:Halil İNALCIK

    Ondokuzuncu yüzyılın ortalarına doğru Osmanlı Devleti henüz Avrupanın yarısı kadar bir saha üzerinde,üç kıt’aya yayılmış hemen hemen 36 milyon nüfusu içeren koca bir imparatorluk idi.Gerçekte ise bu büyük imparatorlukda ekonomik ve siyasi her türlü birlik esası kaybolmuş hızlı bir dağılma süreci başlamıştı.Daha o zamanlar Balkanlarda beş milyon nüfus resmen özerk idarelerle imparatorluktan ayrılmış bulunuyordu.Güneyde ise Osmanlı hakimiyeti Anadolu sınırlarını pek aşmıyordu.Geniş hudutları içinde Osmanlı imparatorluğu kuvvetli ve düzenli bir devlet kadrosu sergilemekten uzak,her yandan dağılmaya doğru gitmekte idi.

    İşte Tanzimat,geçen felaketli yüzyılların bıraktığı ve son buhranlı dönemin fazlaca sarstığı bu çürük yapıya,düzgün bir devlet kadrosu vermek,Osmanlı saltanatını modern esaslara dayanan bir Avrupa devleti yapma iddiasını taşıyordu.Tanzimat kısaca bir batılılaşma hareketidir.1839 Hattı Hümayünu ile resmen açılan Tanzimat devrinin,devleti düzenlemedeki esas amacı,Hristiyan halkı devlete bağlamak,imparatorluk birliğini koruyup sağlamlaştırmak olmuştur.Osmanlı tarihinde bir dönüm noktası oluşturan bu yeni siyasetin parolası,”Osmanlı Birliği”dir.

    Tanzimat getirdiği müesseseler,aldığı bazı köklü tedbirlerle yeni bir devri müjdeliyordu. Vilayetlerde yapılan yeni teşkilatla,özellikle valilerin yetkilerini sınırlamak ve her sınıf halkın idareye orantılı bir şekilde katılması öngörülüyordu.Bu amaçla bir çok sancakta meclisler oluşturulmuştur.Meclisin başlıca görevlerinden biri Tanzimat esaslarının uygulanmasını denetlemek, Müslüman olmayanlara hiçbir şekilde eziyet ve zulüm yapılmaması hususlarına dikkat etmek ve özen göstermekti.Meclis, sancağın yönetimi ile ilgili her türlü, adli ve mali konuları görüşmeye yetkili idi.

    Devletin ana yapısında ve yönetimde girişilen bu Islahat girişimleri istenen neticeyi vermemiştir.

    Tanzimat, devlet teşkilatının yeni baştan düzenlenmesi kadar ve belki ondan çok daha önemli sosyal bir devrimi başarmak zorunda idi.İmparatorluk sosyal bir düzensizlik içinde bocalıyordu.Devlet, birlik olmuş Osmanlı camiasını,yeni eşitlikçi osmanlılığı gerçekleştirmek için herşeyden önce Anadolu ve Rumeli’de yaşayan büyük arazi sahibi ağa ve beyleri ortadan kaldırmak zorunda idi. Bu arada 1848 Avrupa ihtilallerinin Osmanlı ülkesinde uyandırdığı yankılara da değinmek gerekir.Avrupayı altüst eden bu liberal ve milli hareketlerin tüm Balkanlarda görülen heyecanda olduğu gibi Vidin isyanlarında da önemli etkileri olmuştur

    1850’li yıllara doğru imparatorluğun genel durumu ve Bulgar meselesi özetle şöyledir:Osmanlı İmparatorluğu,Fransa ihtilalinden beri Avrupayı derin bir şekilde değiştiren büyük bir tarihi oluşumun kuvvetli etkisi altındadır.Büyük sanayi çağının aksi tesirleri,Avrupa’daki devlet anlayışında meydana gelen modern görüş, milliyetlerin uyanış olayları,Osmanlı imparatorluğunun hayatını değiştiren kuvvetli nedenler olarak kendini göstermiştir.Balkanlardaki Hristiyan azınlığı oluşturan kavimler arasında adı sanı unutulmuş kaba ve ahmak köylülerden oluşan bir halk şeklinde tanınan Bulgarlar,asrın ilk yarısında ekonomik bir kalkınma ile dengeli giden milli eğitim hareketi sayesinde benliklerini kazanmaya başlamış, ancak kendilerinde bir kurtuluş savaşını başlatacak kuvveti görememişlerdir.Bab-ı Ali ise,Tanzimatın ilanına rağmen Bulgaristan’da vergi ve toprak işlerini bir türlü yoluna koyamamış,ağaların,zaptiyelerin,tahsildarların görevlerini kötüye kullanmalarını kaldıramamış,eşkiyaları temizleyememiş kısaca yapılacağı söylenen hiç bir konu ciddi olarak yerine getirilmemiştir.Bulgarlar arasında gittikçe artan bir hoşnutsuzluk hüküm sürmekte, Bulgarlarla yakından ilgilenen Rusya ve büyük bir Slav devleti kurmak rüyasını besleyen Sırbistan’ın kışkırtmaları havayı büsbütün gerginleştirmektedir.

    İşte bu şartlar altında 1849 nisan ortalarında Vidin civarında Boynitza köyünden Puyo isimli bir şahsın başlattığı isyan hareketi diğer çevre köylere de sıçramıştır.Vidin defterdarı İbrahim efendinin Niş Valisi Vasıf paşadan yardım istemesi üzerine halk nasihatla kısmen yatıştırılmış,isyancılardan üçü ele geçirilerek hapsedilmiştir. Sırpların açıkça destek verdiği isyancılar işi giderek büyütmüş,ancak isyancı başı Puyo ve arkadaşlarının yakalanması ile dağlara sığınan ve olayların gelişmesini bekleyen köylülerde yerlerine dönmüşlerdir.

    Bir yıl sonra aynı yerde bu kez çok daha şiddetli bir isyan patlak vermiş,asiler önlerine gelen tüm Müslümanları kadın,erkek ayırdetmeden katletmiştir.

    Vidin isyanı Sırbistan’ın iç işleriyle yakından ilgili bir sorun olmuş Sırp hükümeti isyan boyunca Bulgarlar lehine kesin bir yardıma girişmekten kaçınmıştır.Vidin isyanında özellikle Bulgar komitacıları tarafından yapılan kışkırtmaların önemli bir rolü olmuştur.Amaçları bütün Bulgaristanı ayaklandırarak hiç olmazsa Sırbistan gibi özerk bir idare elde etmek olan bu komitacılar,Batı Bulgaristan’da ve Sırbistan’da oldukça geniş bir teşkilat kurarak Vidin ayaklanmasında önemli rol oynamışlardır.

    Ancak kesin olan hoşnutsuzluğun asıl kaynağı; yönetimin de ağaların zorbalık ve çıkarlarına alet olması ve davanın dönüp dolaşıp yine Gaspodarlık sorununa dayanmasıdır. Vidin bölgesinde hemen hemen bütün arazinin, Müslüman ağalar zümresinin eline geçmiş olması, buna karşılık Hristiyan azınlığın, asırlardan beri işlediği topraklar üzerinde ekonomik yönden daha kötü şartlar altına düşmüş bulunması, isyanın gerçek ve en önemli sebebidir. Bu ağalar zümresini doğuran nedenleri ortaya koymak için öncelikle imparatorluğun arazi rejiminde meydana gelen gelişmeleri gözden geçirmek gerekir.

    Osmanlı imparatorluğunda fethedilen topraklar devletin yüksek mülkiyet ve kontrolü altında bulunmuş ve köylü, toprağında sürekli ve kalıtsal bir kiracı konumunda bırakılmıştır.Mülkiyeti devlete ait topraklar, yani miri arazi rejimi, imparatorluğun büyük kısmında hakim bir toprak rejimi oluşturmaktaydı.Tımar sistemi de tamamen bu çeşit topraklara dayandırılmakta ve imparatorluğun en önemli eyaleti olan Rumeli bu sistemin ve miri arazinin en çok yayılmış olduğu bölge konumunda idi.

    Bu rejimde,Balkan yarımadası halkının büyük çoğunluğunu oluşturan köylü Hristiyanlar toprağın sahibi olmaktan uzaklaştırılmakla beraber, miri arazi ve tımar rejimi sayesinde fetihten önceki devirlere bakarak çok daha iyi bir konumda bulunuyordu.Toprağı istediği gibi kullanamamak, satamamak, bağışlayamamak ve mirasçılarına devredememek gibi bazı zorunluluklar aslında köylü sınıfı lehine gelişmelerdir.

    Çünkü bu suretle arazinin belirli ellerde toplanarak büyük arazi sahiplerinin meydana çıkması olasılığı önlenmiştir.

    Özetle bu sistem, Hristiyan kesimin üretim kabiliyetini birinci planda tutan tam devletçi bir siyaseti temsil etmekte idi.Bu tımar sistemi ve ona bağlı olarak arazi rejimi, onaltıncı yüzyılın ikinci yarısından itibaren çeşitli nedenlerin etkisi ile dağılmaya başlamıştır.Hristiyan köylü artık karşısında, devlet memurundan başka bir sıfatı olmayan tımar ve zeamet sahipleri yerine, fiilen toprağın sahibi olarak yalnızca kendi çıkarlarını düşünen bir bey ve ağa sınıfının yükseldiğini görmüştür.Böylece köylü, asırlardır işlediği topraklar üzerinde basit kiracı durumuna düşerken ağalar, merkezi otoritenin gittikçe fazlalaşan zaafı ve kontrolsuzluğu neticesinde, Hristiyan köylüler karşısında miri arazinin gerçek sahipleri durumuna geçmişlerdir. İşte Rumeli isyanlarının esas kaynağı bu olmuştur.

    Sonuç Olarak; Bulgaristan,Osmanlı hakimiyeti altında eski tarihi kişiliğini en çok kaybetmiş ülkelerden birisi idi.Bir çoğu Osmanlılar tarafından kurulmuş olan şehirlerde yaşam ve manzara tamamen Türk’tü.Bulgarlar o zaman ancak köylere, dağ kasabalarına sığınmış bir halde, her türlü ekonomik ve sosyal yaşamdan yoksun, dağınık ve uyuşuk bir halk olarak görünmekte idi.Ancak Ondokuzuncu yüzyılın ilk yarısında Bulgarların millet olma yolunda büyük gayretler sarfettiği Bulgar milletinin, çöküş devrinde Osmanlı tarihinin gidişi üzerinde önemli etkisinin olduğu bir gerçektir.Özellikle yabancı tarihlerde olduğu kadar bizim tarihlerimizde de pek konusu geçmeyen ancak her bakımdan büyük önemi olan Vidin ayaklanması bunu tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır.

    1848 ihtilalleri ve onu takip eden yıllarda Avrupa, liberal, milli ve bağımsız nitelikte şiddetli bir takım hareketlere sahne olmuş ve bu olaylar devletlerin iç yapısı, uluslararası ilişkiler ve bütün Avrupanın geleceği bakımından derin izler bırakmıştı.Bu arada çok önemli Islahat hareketlerine girişmiş olan Osmanlı imparatorluğuda her yönden oldukça önemli sarsıntılar geçirmiştir.Vidin isyanı büyük ve şiddetli bir hareket olmuş isyanda en az on bin kişi yer almış, isyan yüzlerce ölü ve yaralı ile neticelenmişti.

    Devlet bu hareket karşısında içerde ve dışarda çok ciddi olaylar beklemeye ve kaygılı anlar geçirmeye başlamıştır. Ancak isyan sonunda tamamıyla yatıştırılmıştır.Bununla beraber bölgeyi tam anlamıyla huzura kavuşturmak için yapılacak daha pek çok iş vardı.Mali ve idari Islahat yanında özellikle aynı tarihlerde Bosna’da olduğu şekilde, feodal bir özellik gösteren ağalar hakimiyetinin ortadan kaldırılması gerçeği tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmıştı. Vidin isyanı genel bakımdan milli bir özellikte taşımıştır.Asilerin başları bütün Bulgaristanı ayaklandırmaya çalışmış ve Sırbistan gibi özerk bir Bulgar beyliği kurma amacını gütmüşlerdir.İsyanın Tanzimat tarihi bakımından önemli sonuçlarından biri de hükümetin aynı tarihlerde, idari sahada aldığı bir takım yeni Islahat kararlarıdır.

    Bu kararlar sonucunda valilerin mahalli meclisler karşısında yetkileri genişletilmiş, Bosna ve Vidin gibi yerler sıkı bir şekilde merkeze bağlanmış ve neticede bu tarih, Tanzimatın imparatorluğu merkezileştirme politikası bakımından çok önemli bir tarih olmuştur.Son olarak şunu belirtmek gerekir ki, çıkarılan hattı hümayunlar ve nizamnameler üzerinde yapılan incelemeler, bizi Tanzimat tarihinin içine ulaştırmaz, Tanzimatı gerçek olarak ancak imparatorluğun çeşitli bölgelerinde meydana çıkan canlı olaylarda görebiliriz.
     



Sayfayı Paylaş