Susmak İle İlgili Şiirler

Konusu 'İle İlgili Şiirler' forumundadır ve oguzturk tarafından 8 Aralık 2015 başlatılmıştır.

  1. oguzturk Administrator Staff Member


    Sus yüreğim! Şiiri

    Sus seni anlayacak bir sen daha yoksa
    Ve konuştukların dönüp dolaşıp seni vuracaksa, sus!
    Susulması gerektiği kadar sus…
    Yanlış anlaşılmaktansa anlaşılmamayı yeğle,
    Bırak bilmeyenler bilmesin seni!
    Suskunluğunu anlayabilenlere yan!
    Susuşların ardındakileri görebilenlere yanaş!
    Konuşulmayanları bilenleri sev!
    Ve sırrını içinde tut yüreğim….
    Zor olsa da…
    Bazen sadece yaşların konuşsa da içinde tut!
    Yüreğim, sızılarını akıtma…
    Hani sımsıkı kilitlemiştim ya seni, unuttun mu?
    O kilitlerini kırma, anahtar da arama çıkmak için
    Biliyorsun ki bu diyarlarda konuşulmaz!
    ‘Yorumsuz’ olmalısın bu diyarlarda…
    Susmalısın!

    ‘Ölü-yorum/ölüyorum’ larınla kucakladığını bilirlerse hayatı
    O zaman içimdeki haykırışların da son bulur yüreğim unutma!
    Şimdi istediğin kadar nara at içimde,
    Zararı yok, bilen de yok!
    Sen böyle olmalısın çünkü
    İçten içe ağlamalı, parmaklıklar ardına çıkmamalısın
    Bu sana son uyarım yüreğim
    Çünkü artık dayanmanın sonundayım.
    Lütfen yapma, yapma, yapma
    Etme isyan artık!
    Ebediyete kadar susman gerektiğini bil ve öylece sus!


    Susmak Bazen Her Şeydir Şiir

    Susmak kabullenmektir habersiz geleni;
    Bazen acı çekmektir,
    Haklılığını bile bile boyun bükmektir,
    Kelimelere küsmektir üzmemek için sevdiğini…
    Susmak dinlemektir alabildiğine hırçın düşünceleri;
    Bazen göz yaşlarını saklamaktır,
    Hüznü sessizliğe zincirlemektir,
    Göstermemek için toprağa düşeni…
    Susmak sevmektir adını haykıramadığın kişiyi,
    Bazen ödün vermektir,
    Hicranıyla yüreği dağlamaktır,
    Gitmesin diye sıkı sıkı örtmektir yüreğini…
    Susmak hapsetmektir aşamadığın çaresizliği;
    Bazen geleceği beklemektir,
    Hatıralar uğruna sineye çekmektir,
    Dostluk adına çiğnemektir gururunu…
    Susmak ölmektir yaşamak adına hayatı;
    Bazen kaçıp gitmektir,
    Hayatla kaderi birleştirmektir,
    Teslim olup kaybetmektir mücadeleni

    Suskunum ya sorma yar!
    Gitmek istedim, dur dediler
    Gidersen, yıkılır sur dediler
    Sana yasak gurbet, sıla zaten yok,
    Sevinç boş, gereksiz huzur dediler
    Gitmek istedim, gitme dur dediler.

    Gitme, sus, gülme, ölme dediler
    Ölüm kurtuluş, bildiler.
    Karakalem bir güldü umut,
    Hiç sorma.. çoktaan sildiler.
    Bizden değildiler
    Bir şafağın gecesinde geldiler
    Kara büründü ülkem, karardı bütün günler.

    İşte bundan suskunum ya sorma yar!
    Ruhumda hiç bilmediğin yara var,
    Elem var, keder var.
    Yıllar oldu ki üstüme çöktü yıllar
    Çığlarla değil ama çağlarla kapandı yollar.

    Suskunum ya sorma yar!
    Hüzün var, öfke var, hasret var, ağıt var.
    Sus dediler gönlüme
    Konuşma, ağlama
    Ağlarsan yıkılır duvar, asuman yanar
    Sus dediler, susmanda yarar var.

    Suskunum ya sorma yar!
    Ülkemde beyazdır zulüm
    Rahmet değil yağmur, kar.
    Bizi ye
    Damarımızdan kan, nehrimizden çekildi sular.
    Artık kış var, çöl var
    Kahır yürekte
    Gözyaşından göl var.

    Suskunum ya sorma yar!
    Asırlar oldu yaram var
    Taş atmıyorlar
    İhanet etti kuşlar.
    Çocuklar; büyüyen şeytanlar
    On yılda yetişti bilirim onlar.

    Suskunum ya sorma yar!
    Yeryüzü yer dibinden dar
    Göğe süzüldü bedenimden ar
    Hangi kıyamet bu kadar uzar?
    Hangi zalim bu kadar azar?
    Namus boynu bükük bir yetim,
    İffet evsiz barksız ihtiyar.

    Suskunum ya sorma yar!
    Bilir misin bu el bu kalemi nasıl tutar?
    Kaç kelime şehit olur?
    Kaç kelime kefensiz yatar?
    İyiyim demek kolay
    İyilik iyiye batar.
    En kurnaz satıcıdır dost,
    Samimiyet eker, ihanet satar.
    Güller gitti gideli kuruldu bu pazar.

    Suskunum ya sorma yar!
    Cüceler (dev)let kurar
    Ocak yıkar, umut kırar
    Ve heceler bana bakar
    Heceler medet umar.
    Oysa hayat HAYY’dan uzak
    Yaşam kaybedilen kumar

    Suskunum ya sorma yar!
    Kaç perdelik ömrümüz?
    Çevremde hep kuklalar
    Güvercinler çatlatır
    Atılan o taklalar
    Haz veren bu oyunlar
    Sönüveren ocaklar
    Her hüzün bir intihar
    Her ölüm kıpkızıl nar
    Hiç bitmez mi sonbahar?
    Eyvah! Dolu çığlıklar
    Ve umarsız kahkahalar
    Neyse ki var bir KAHHAR.

    Suskunum ya sorma yar!
    Havarla ömrüm başlar
    Nasıl bir mevsim ki bu
    Sararır ve düşer dimdik başlar?

    Suskunum ya sorma yar!
    Oy! larım dağlar yıkar
    Büyümüşte küçülmüşüm
    Ninniler beni oyalar
    Ölüme durmuş halaylar
    Masumiyet derdest olmuş
    Salıverilmiş günahlar.

    Suskunum ya sorma yar!
    Nedendir bozulmuş havalar
    Aslan terbiyecisi çakallar
    Tel tel ihanet yüklü
    Kahpe sarısı sakallar

    Suskunum ya sorma yar!
    Sağır olmuş sultanlar
    Sesim dilsiz, sözüm yüksüz
    Benden daha ben görünür
    Karşımdaki düşmanlar
    Uyku taşır umutlar
    Çeker de içine anlaşılmaz
    Nedir, neredendir bu esrar.

    Suskunum ya sorma yar!
    Öldü çoktan Mecnunlar
    Bu devre halayıktır
    Çirkinleşen Leylalar
    Ya bu şehirler
    Ya bu sokaklar
    Ya bu delikanlı ahmaklar
    Ya bu cesur korkaklar
    Ne zaman ekildi ki
    Çürüdü o tohumlar

    Suskunum ya sorma yar!
    Bulut esiri dağlar
    Can çekişen sağlar
    Hazan düşen bağlar
    Ağlayanım kalmadı
    Ağlarsa anam ağlar
    Gerisi

    Suskunum ya sorma yar!
    Yari yardan atarlar
    Firak yükler sırtıma
    Aldırmaz feryadıma
    Gül solduran bu yolda
    Hızla giden kervana
    Sustum diye katarlar.

    Suskunum ya sorma yar!
    Derin derin kuyular
    Kuyularda Yusuflar
    Kaç kardaş hain çıkar?
    Kaç Yakup ağıt yakar?
    Böyle kolay söner mi
    Zorla yanan ocaklar?

    Suskunum ya sorma yar!
    Sussam kaçacaklar
    Konuşsam vuracaklar
    Yeter artık! Uyanın
    Bihaber yanacaklar.
     



Sayfayı Paylaş