Sürrealist Yaklaşım

Konusu 'Sosyoloji-Psikoloji' forumundadır ve RüzGaR tarafından 28 Kasım 2008 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Sürrealist Yaklaşım

    Belirli bir soruna cevap arama çabalarının farklı bir tarzı olan sürrealist yaklaşım, grup tartışması sırasında yaratıcılığı artırmak için kullanılan yöntemlerden biridir. Genelde çözüm arayışlarında yaygın bir tavır olan simülasyonda, grup üyeleri, gerçekliği kopya ederek veya kendi tarzında yeniden inşa ederek irdelemektedir. Bunu yaparken, gerçekliğin dikkatinden kaçmış olan bir yanını farketmektedir.

    Moles’in terimleriyle bu, ’sanki felsefesi’ne dayalı sibernetik bir anlayıştır, her şey gerçeklik modelini taklit etmek zorundaymış gibi cereyan etmektedir. Sürrealizmin yaklaşımı bunun aksi yöndedir; sürrealist, dünyayı kopya etmek yerine altüst eder, gerçeklikten kopar. ‘Neden olmasın felsefesi’nden esinlenen bir anlayışla, şeyleri olduğu gibi yeniden yapmak yerine bir başka türlü yapmanın çözüme götürebileceği fikrindedir.
    “Aklın kontrolü dışındaki bir yoldan ve her tür estetik veya moral kaygıdan uzak olarak katıksız bir psişik otomatizmle çözüm arama” (Andre Breton), yöntemin temel ilkesini oluşturmaktadır.

    Yapısalcılık
    Yapısalcılık (stmcturalism) psikolojinin bir bilim olarak ortaya çıkışına eşlik eden ve doğa bilimlerinden esinlenen bir yaklaşımdır; ilk psikoloji laboratuvarını kuran Wundt, tıpkı doğa bilimlerinin dünyayı temel öğelerine ayırması gibi (örneğin suyun oksijen ve hidrojene ayrıştırılması), insan bilincini, duyum, bellek ve duygular gibi temel yapısal öğelerine ayrıştırarak incelemeye çalışmıştır. Literatürde yapısalcılık terimi, Wundt’un öğrencisi Titchner’e atfedilmektedir.

    Yapısalcılar, insan davranışlarını açıklamaktan çok, betimlemeyi amaçlamışlardır. Bunun için büyük Ölçüde içebakış yöntemini kullanmışlar ve kişilerin kendilerini gözleyerek, sesler, renkler gibi çeşitli uyaranlara karşı tepkilerini betimlemelerini istemişlerdir.

    Bu yöntem, esas olarak gerçeklik ile insan deneyimini ilişkilendirme çabasıdır ve yapısalcıların, kişilik gibi karmaşık olgular yerine, duyumsal ve algısal süreçlerle ilgilenmelerinin de bir nedeni olarak görülmüştür. Ayrıca aynı algısal deneylerde, laboratuvardaki kişilerin farklı tepkiler (sözel betimlemeler) göstermeleri, büyük sorun yaratmış ve bu durum, bir bakıma fizikteki Heisenberg’in belirsizlik ilkesinin psikolojideki karşılığı olarak değerlendirilmiştir.
    Yapısalcılık günlük yaşamda karşılaşılan sorunlara herhangi bir çözüm getirmemesi bakımından eleştirilmiştir.

    Yaratıcılık
    Yaratıcılık (creativity), yaygın kullanımında, öğrenilmiş olanı, yeni bir şey yapmak üzere aşmayı sağlayan entelektüel meleke olarak tanımlanabilir. Sosyal psikoloji literatüründe ise genel olarak her tür etkinlikte, özel olarak da problemlerin çözümünde ortaya konan geçerli, biricik, özgün ve niyetli yaklaşımlar, yaratıcılık olarak adlandırılmaktadır. Yaratıcı edimler, bir probleme yaklaşımda diğerlerinden farklı, geçerli veya yararlı, niyetli, özgün veya yenilikçi nitelik taşırlar.

    Bu açıdan kişi veya grupların düşünce tarzları ele alındığında, problemlere alışılmış, rutin, yaygın tarzda çözümler getiren düşünce tarzlarından ziyade, yenilikçi veya olağan dışı çözümler arayan ve az çok sapkın nitelikteki düşünce tarzları önem kazanmaktadır.
    Yaratıcı etkinlikler, problem çözümü dışında pratikte, buluş veya yenilik şeklinde somutlaşmaktadır. Psikologlar ve ekonomistler, buluş (inventiori) ile yeniliği (innovatiori) ayırdetmektedir.

    Buluş birbirinden ayrı duran öğeler arasında somut sonuçları olan yeni bağlar algılamaktır. Buluş olmanın kriteri, orijinal fikrin pratik bir uygulamasının olması, eylemde bir yeniliğe yol açmasıdır. Örneğin klasik bir örneğe göre; bir sigara paketi için yeni bir rengin benimsenmesi bir endüstriyel buluştur (Lucky Strike’ın yeni sunumu), enzimli çamaşır tozlarının piyasaya sürülmesi, bir reklamcılık buluşudur, vb.
    Yenilik, girişimci anlayışa bağlıdır, zira buluşu kullanır ve buluş etrafında bir etkinlik alanı oluşturur. Bu açıdan baktığımızda, buluş ve yenilik, yeniliğin gerçekliğe sokulmasında katedilen aşamalardandır.
     



Sayfayı Paylaş