Süleyman Hilmi Tunahan sözleri

Konusu 'Dini Sözler' forumundadır ve EmRe tarafından 27 Mayıs 2014 başlatılmıştır.

  1. EmRe Well-Known Member


    Süleyman Hilmi Tunahan (ks) Hazretleri'nin Sözleri

    • Allah kerimdir amma kuyusu da derindir. İp ve kova olmayınca su çıkmadığı gibi, nur ve feyz de çıkmaz.
    • Atomun arz üzerinde müddet-i tesiri elle sene olduğu gibi, decacilenin bu ümmet üzerinde müddet-i fesadı dahi elli senedir.
    • Benim evlatlarıma Tarih öğrenmek farzdır.
    • Benim evlatlarım, bildiğinin alimi, bilmediklerinin talibidirler.
    • Benim evlatlarımın her biri bir Süleyman'dır. Ben daha yüz sene yaşayacağım.
    • Benim evlatlarım, Yusuf (a.s) güzelliğindedir.
    • Ben size "eceztü" dediğim zaman sizler alim olmadınız, ilmin anahtarlarını almış oldunuz. Bu aldığınız anahtarla Anadolu'ya gidecek, büyük büyük kitapları açacaksınız ve onun içindeki hakikatleri Ümmet-i Muhammed'in evladına anlatacaksınız.
    • Ben şu deni dünyayı, evlatlarımın kirli tırnağına değişmem.
    • Bir meşaiyyun var, bir de işrakiyyun var. İşrakiyyun: Önce inanıyor, sonra hikmetini araştırıyor. Meşaiyyun bunun zıddıdır. Kainatı inceler Allah'ı bulur. Bizim sufi mezhebimiz işrakiyyun üzerine kurulmuştur. Zahirilerle farkımız; biz cevizin içini, onlar kabuğunu yerler.
    • Biz akla ve zekaya kıymet vermeyiz. Salıverdin mi evinin yolunu bulabilecek kadar aklı olsun kafidir.
    • Biz Cenab-ı Hakk'ın ahirette bize vereceği selahiyetle, mahşer halkına şöyle dürbünle bakacak, kimin bize bir merhabası, ilgisi, sevgisi, alakası, Allah yolunda bir hizmeti varsa hepsine şefaat edecegiz.
    • Biz, terakki anlarında çürükleri terkederiz. Asker de harekat anında hastaları bırakır. Bununla beraber, nadim olup dönenler, kabul olunur.
    • Bize gelinceye kadar bütün piran, bu alemden giderken, kendilerinden sonra, kendileri gibi yetiştirdikleri birisini vazifelendirerek bu alemden gitmişlerdir. Yalnız bana mahsus olmak üzere ben bu alemden gittikten sonra benim tasarrufum daha 40 yıl devam edecektir.
    • Bize şemsi tecelli verildi. Hangi yöne nazar ettiysem, orası ihya oldu.
    • Bizim bu alemde bir tek işimiz var. O da yavrularımızın kalblerine Allah (c.c) ve peygamber (s.a.s) sevgisi ile iman ve İslam nurunu yerleştirmektir.
    • Bu dinin garip anlarında hizmet gören, saltanatını sürmeden ölmez. Benim kardeşlerim fukara olmayacak.
    • Bu dünyanın cefasından sefasına sıra gelmez, gafil olmayın, ilme çalışın, geçen günler geri gelmez.
    • Ders okuturken takıldığınız bir yer olursa, orada fazla durmayın. Nasıl ki etrafı kazılan bir ağaç kolayca devrilirse, evveli ve ahiri anlaşılan kitabın da ortasını anlamak kolaylaşır.
    • Dışımız halk ile, içimiz Hak ile..
    • Din asıl, dünya ve siyaset fer'idir. Dünya ve siyaset dinin inkişafına alet olabilir. Fakat din, dünya menfaat ve siyasetine alet olamaz. Alet edenlere lanet vardır.
    • Dinamitle su içinde ölen balıklar haramdır. Gayr-i merzuk olanları da mahvettiğinden bu işte hayır yoktur, hadiseler zuhur eder.
    • Edep, akıl ve şeriata muvafık hal ve harekete denir.
    • Ey İslam Cemaatı! Biz hayatta olduğumuz müddetçe, Resulullah'ın eshabına yalan isnadında ve iftirada bulunulabileceğini mi zannediyorsunuz? Böyle bir zanna kapılmayınız, çünkü biz hayattayız.
    • Göz ve kan verip almakta mahzur yoktur. Zira aza-yı arıziye olup, aza-yı asliyyeye tabidir. Yani, kötüye kullanılırsa mesuliyeti alan kimseye aittir.
    • Her yerde birlik ve beraberlik lazımdır. Muvaffak olmak için her hususta ittifak etmeli ve dayanışmayı asla elden bırakmamalıdır. Çünkü Allah'ın nusreti, maddi ve manevi yardımı cemaat ile beraberdir. Toplu çalışanlar bunun semeresini kısa zamanda elde ederler.
    • Hizmet muvaffak olsun da, varsın bizim yerimiz caminin pabuçluğu olsun.
    • Hulüs-i kalble tahsil olunan ilim, ayn-ı ibadettir.
    • İlim, muhabbet, kamil itikad ve havf isyana manidir.
    • İlim, nur-ı ilahidir. İnsan ise kovan. Kirli bir kovanda arının durmadığı gibi, isyan ve zulmetle kirlenmiş vücud ve kalbde de ilim durmaz.
    • İlim vukuata tabidir. Vukuat ilme tabi değildir. Ve herkesin işi kendi efal-i ihtiyarisine bağlıdır.
    • İlmin farz-ı ayın olduğu bu günde, sekiz saatten aşağı ders okumak kafi gelmeyecek.
    • İmam-ı Rabbani Ahmed-i Faruki es-Serhendi hazretleri, "Ben nefsin ne kadar büyük bir düşman olduğunu, ancak onyedi senede öğrenebildim" buyurmuşlardır.
    • İmansız ve zındıklaşmış din düşmanlarının aleyhinde konuşmak, gayret-i diniyyeden olduğu için gıybet değildir.
    • İnsan bilmediğinin düşmanıdır. Nurdan haberi olmayan, ondan zevk almayan insan, nurun düşmanı olur.
    • İnsan gibi, ilminde anasırı erbaası vardır; ağızdan öğrenmek ve anlatmak, gözünden görmek, kulağından işitmek, eliyle yazmakla beraber, kalbiyle de feyz-i ilahiyi çekecek.
    • İnsanlarla iyi geçininiz. Kimseyi darıltmayınız. Günün birinde araba kaldırmaya olsun, yarar.
    • İttika; iman ile küfürden, ibadet ile isyandan, füyüzat-ı ilahi ve rabıta ile de gafletten muhafaza etmek manasınadır.
    • Kainatı saran karanlığı kaldırma zamanı gelip de, ezeli hüküm icabı ins ü cinnin nebisi, Habibü Rabbil-Alemin Kur'an-ı Kerim'le gönderilip aleme safa verdiği gibi o Resulullah'ın hususi yaratılmış varisleri de, ila yevmi'l-kıyam devam edecek olan din-i mübini, binlerce belaya katlanarak yılmadan yürütecekler.
    • Kalemsiz talebe, kurşunsuz avcıya benzer.
    • Maşayı ateşe koyup çekmekle ısınmaz, beklerse ateş gibi olur, dersler de böyledir. Az okumaktan istifade o kadar olur.
    • Meyve veren ağaca kuru denilmediği gibi, eseri devam eden zevata da ölü denmez.
    • Rabıtaya ehil olmayanlara ilim öğretmek harâminin eline kılıç vermek gibidir. Fuyuzat-ı ilahiden mahrum olduklarından öğrendikleri ilmi dünya menfaatine alet ederler.
    • Rütbesi yüce olan kimselerin, kendilerinde cemal sıfatı galip olduğundan kafir ve asilere helak değil, hidayet diler. Ehl-i küfrün kaffeten helak olup cehenneme gitmesinde fayda yoktur. Enbiya-yı mürselin insanların hidayeti için gönderildiler, helakı için değil.
    • Sahabi: Resülullah (s.a.v)'in daire-i imkan ve daire-i emkine-i külliyenin tamamını kendi letaifinden nazar ederek, seyr-i sülukunu bir anda itmam ettiği kişi demektir.
    • Sihir, insanın nefsindeki habaseti, başka bir habasete bağlayarak, bir başkasına havale etmektir.
    • Süleyman (a.s), "Yalnız başına bir orduyu mağlup etmek ne kadar zor ise, nefs-i emmareyi mağlup etmek ondan daha zordur" buyurdular.
    • Tarik-i Nakşi; rabıta yolu, enbiya ve mürselin yolu, arifler, kamiller, sıddıklar yoludur. Tarık-i müşahede ve tarık-i şühuddur.
    • Tırnağını şu dünyaya değişmediğimiz bir evladımız için, küre-i arzın altı üstüne gelse, bir şey lazım gelmez.
    • Varis-i Muhammedi ve sahib-i zamanın sonuncusu, sadat-ı kiramdan olup bu devlet Türkiye'ye ihsan olunmuştur. İmam-ı Rabbani (k.s) Hindistan'da, Hz. Şah-ı Nakşibend ve Mevlana Siracüddin Buhara'da, son sahib-i zaman da Türkiye'de zuhur etmiştir. Cümlesi sadattan (altun silsileden) olup bu tarik-i alinin yüceliğine şehadet eder. Irk ve milliyet gözetmeden Hindistan, Pakistan ve Buhara'dan emanet-i kübra, ilahi irade icabı Türkiye'ye intikal etmiştir.
    • Ya Rabbi! Dünyayı kalbime koyma, elimden de alma.
     



Sayfayı Paylaş