Su Konulu Sanat Yazısı

Konusu 'Soru-Cevap' forumundadır ve Misafir tarafından 19 Ocak 2011 başlatılmıştır.

  1. Misafir Guest


    Su konulu sanatsal bir yazı çalışması var mı?
     



  2. RüzGaR Super Moderator

    Bu gün, Eylül’ün ilk haftasında ki bu yazımın, günlük politikalardan uzak bir yazı olmasını arzuladım. Her alanda bir kuraklığı yaşayan ülkemin topraklarına, gökten rahmet yağmurları yağsın diye duaya açıldı ellerim.

    Yağmur yağsın ve susuz topraklarımız, göllerimiz, barajlarımız suya doysun.Yazın sıcağında kuruyan dudaklarımız suya kansın. Bedenimiz, eylül yağmurlarıyla ıslansın. Susuz yaz bitsin, suya olan hasretimiz son bulsun istedim.

    Biliyorum, su üstüne yazı yazmak zordur. Hatta yazamazsınız bile. Hangi suya yazı yazabilirisiniz? Nehirler, göller, gümrah akan ırmaklar, çağlayanlar, şelaleler ve nihayet büyük sular, okyanuslar…

    Su üstüne konuşmak için hidrolog olmaya gerek yok. Suyun fiziksel ve kimyasal özelliklerinden çok onun işlevi ve gereği üzerinde durmak bizi ilgilendiriyor.
    Kuraklık, dünyamızın en büyük sorunlarından biri. Küresel ısınma, eriyen buzul dağları, bizi kıyamete mi yaklaştırıyor yoksa biz mi kıyamete koşuyoruz?

    Komşumuz Yunanistan ve Türkiye’de üst üste çıkan orman yangınları da neyin nesi?
    Ormanlar, yağmurun davetçisidir. Orman biterse yağmur gelir mi?

    Günümüzden beş yüz yıl önce yaşayan büyük şair Fuzuli, Su Kasidesinde şöyle diyor:
    Dest busu arzusuyla ölürsem dostlar / Kuze eylen toprağım sunun anınla yare su
    Bu gün ki dille şöyle; Sevgilinin elini öpmek arzusuyla ölürsem dostlar, toprağımdan yapacağınız bir testiyle sevgilime su verin. Su, böyle aziz bir varlık bizim için.
    Her ne kadar bizim aslımız topraksa da, her bir şeyin sudan yaratıldığını da biliriz.
    “ Külli şeyin hayy, minel may”
    Sular giderek azalıyor, çekiliyor. Bereketsiz günlere doğru mu gidiyoruz ne? DPT’nin verilerine göre Türkiye’de kişi başına su tüketimi günlük 111litre. Oysa dünya ortalaması 150 litre olarak tespit edilmiş. Su bulamasak, neyi nasıl tüketeceğiz?
    Su sıkıntısı had safhada. İstanbul’a Melen, Ankara’ya Kızılırmak suyunun getirilmesi projeleri, susuzluğumuzu kökten çözebilecek mi? Ne mümkün..

    Su, insanlık için petrol kadar hatta ondan daha önemlidir. Su, hayattır çünkü. İleride su savaşları çıkabilir. Şimdiden tedbirimizi alalım. Bizim Fırat’ın suyu Suriye’ye, Dicle’nin suyu Irak’a akmaktadır sınırlarımızı aşarak. Bu ülkelerle su ihtilafı henüz bir çözüme kavuşmuş değil. Eski dini metinlerde kutsal sayılan sular bunlar. Tabii bir de Nil nehri var. Yahudilerin kutsal kitabı Talmut’da kendilerine vaad edilen toprakların Fırat’la Nil arasında olduğu söylenir. Arz-ı mev’ud. Bizim inancımızda da bir arz-ı mukaddes vardır. Bu da Fırat, Nil ve Dicle arasındaki topraklardır. Yani semavi her üç din için de bu sular ve bu topraklar çok önemlidir. Bu topraklarda, insanların atası olan Adem’in yaşadığı ve insanlığın buradan neşet ettiği söylenir. Bütün peygamberlerin geldiği mukaddes topraklardır bu yerler..

    Edebiyatımızda su üstüne söylenmiş şiirler, atasözleri ve deyimler oldukça çoktur. Sular bulanmayınca durulmaz demiş atalar. Yağmurlarda ıslanmak kadar, büyük sularda kulaç atmak da insanı rahatlatır. Su; sağlıktır, dinçliktir, diriliktir.

    Diyorlar ki su testisi su yolunda kırılır. Sular başını taştan taşa vurup akarken, testisini bizden habersiz dolduranlar kim?
    Biz biliriz ki, su uyusa da düşman uyumaz. Netice-yi kelâm, gün olur, her şey su yüzüne çıkar. Hiçbir şey uzun süre gizli kalamaz. Günü gelir, aşikâr olur.
    Marifet, suyu gözesinde içmektir. İyi de bu değirmenin suyu nerden geliyor dersiniz? Sen eğer bütün gün havanda su döğüp sonra da yan gelip yatarsan, söyle bakalım nasıl çıkacak bu karanlıklar aydınlığa?
    Gelin aziz dostlar, suyu yokuşa akıtmayalım. İşi kolay kılalım. Boşuna suda kürek çekmeyelim. Önce su başını tutanları tanıyalım, araştıralım. Suyu kim bulandırıyor bakalım. Suyun öte yakasındakiler mi bizimkiler mi bilelim. Gerisi kolay gelir.
    Bir var ki bizim duyarlı ve duygulu neslin suyu çekiliyor. Giderek azalıyoruz, tükeniyoruz. Bu hazin ama gerçek. O halde kendi sularımıza çekilelim, kendimizi yeniden okuyalım, kendimizi keşfe çıkalım. Kalın sağlıcakla. Su gibi aziz olun efendim.
     

Sayfayı Paylaş