Spiritüalizm (Ruhçuluk)

Konusu 'Felsefe' forumundadır ve EjjeNNa tarafından 25 Eylül 2007 başlatılmıştır.

  1. EjjeNNa Administrator



    Terim, Latince "ruh" anlamına gelen "spiritus" sözcüğünün sıfatı "spiritualis" sözcüğünden türetilmiş olup, iki ayrı anlamda kullanılmaktadır:

    Felsefi Spiritüalizm

    Ruh ya da "can" ın maddeden ayrı bir cevher olarak varlığını kabul eden bütün mezhep, öğreti, akım, yol ve inanç sistemlerini kapsayan genel addır. Maddeciliğin karşıtıdır. Spiritüalist görüşlerin hepsi de ruhun varlığını kabul etmekle birlikte, bir kısmı ruhun orijinal ve kendine özgü olduğunu, bir kısmı da tekamül amacıyla tekrar bedenlenmesinin bir yasa olduğunu kabul etmez.

    Deneysel Spiritüalizm

    Reenkarnasyon'un bir yasa olduğunu kabul eden ve çok eski zamanlardan beri ortaya atılan spiritüalist teorileri bilimsel ve deneysel bir zemine oturtan ruhçuluk.Deneysel spiritüalizmi, Dr.Bedri Ruhselman şöyle tanımlamaktadır: "Süptil doğa olaylarının ve insan ruhunun şimdiye kadar dokunulmamış taraflarını kurcalayan ve dünya kuruldu kurulalı insanlara ilham, aydınlatma ve açıklama yollarıyla gelmiş bir sürü ilahi (tebligatı) açık bir şekilde ve bugünkü insan zekasının ve bilimsel anlayışının kavrayıp kabullenebileceği tarzda objektif ve sübjektif yollardan ve deney yolu ile anlamlandıran ve değerlendiren müspet bir bilim, felsefe ve ahlak yoludur."

    Deneysel spiritüalizm etkinlikleri ise şöyle tanımlanmaktadır: Deneysel spiritüalizm, ruhsal fenomeni deneysel olarak ve sorgulayarak inceleyen, sınıflandıran, ruhlarla iletişimin var olduğu gerçeğini deneysel olarak gösteren ruhçuluk olup, ruhların bildirdiği hakikatler ışığında varlık, evren ve Tanrı hakkında bilgilendirici açıklamada bulunur. Deneysel spiritüalizm, diğer bütün doğa bilimlerini kapsamı içine alır.

    Deneysel spiritüalizmdeki "tekrar bedenlenme" anlayışı Hint mistisizmindeki tenasüh inanışı ile bir değildir; çünkü, deneysel spiritüalizm, ruhun tekamülünde insan bedeninden hayvan bedenine göçme gibi gerilemelerin olabileceğini kabul etmez.

    19. yüzyılın ortalarında ABD, İngiltere ve Fransa'da doğan bu ruhçuluğa, felsefi spiritüalizmden ayırt edilmesi amacıyla, Fransa'da "spiritizm" ABD ve İngiltere'de ise, sonradan "deneysel" sözcüğü eklenerek "deneysel spiritüalizm" adı verilmiştir.

    Reenkarnasyonu kabul eden ruhçuluğu ilk kez Alan Kardec, Fransa'da, sistemli bir hale getirmiştir. Kimi ülkelerde spiritizm, kimi ülkelerde deneysel spiritüalizm, Latin Amerika ülkelerinde ise "Kardesizm" adı altında gelişmişse de, bu ruhçuluk, ilkeleri açısından aynı kalmıştır.

    Bununla birlikte günümüzde "klasik spiritüalizm" olarak adlandırılma durumundadır. Çünkü ruhçuluğa son şeklini Bedri Ruhselman kazandırmış ve geliştirdiği deneysel ruhçuluğa, neo-spiritüalizm adını vermiştir. Kimi yazarların "modern spiritüalizm" adıyla söz ettikleri ruhçuluk, Ruhselman'ın kurduğu neo-spiritüalizm değil, Batı'daki spiritüalizmin bugünkü durumudur.

    Öte yandan, günümüzde İngiltere'de ve özellikle Kuzey Amerika'da oluşan bazı kurum ve topluluklar, kendilerine "spiritüalist" adını vermişlerse de, görüşleri ve ilkeleri bakımından "deneysel spiritüalizm" kapsamında ele alınmazlar. Çünkü bu kurum ve toplulukların benimsediği ruhçuluk, Hıristiyanlık inanışlarını esas alır ve reenkarnasyonun bir yasa olduğunu kabul etmez.

    Kardesizm adını kullanan, özellikle Latin Amerika'da bulunan kurum ve toplulukların bir kısmı da, reenkarnasyonu kabul etmekle birlikte, Alan Kardec'ten aldıkları ruhçuluğu, büyü ve batıl inançlarla bağdaştırarak dinsel bir havaya sokmuşlardır.

    Spiritizm, deneysel spiritüalizm ya da sade bir biçimde, spiritüalizm denilen, Kardec'in sistemli hale getirdiği klasik spiritüalizmin belli başlı ilkeleri şöyle özetlenebilir:

    Allah vardır, tektir, Yaratan'dır.

    İnsan üç kısımdan oluşur: Ruh, perispri ve beden. Perispri, ruh ve beden arasında irtibatı sağlar, yarı-maddi bir yapısı vardır.

    Can, ölüm olayı ile bedeni terk ettiğinde "ruhlar alemi" nde doğar. Dünyadayken yaptığı iyilik ve kötülükler orada, hafızasında canlanır. Bir süre sonra, dünyada tekrar bedenlenir. Sınavlar geçireceği dünyada defalarca doğmanın amacı tekamül etmektir. Fakat insan ruhu hiçbir zaman hayvan bedeninde doğmaz. Tekamülde gerileme söz konusu değildir.

    Bütün ruhlar eşit yaratılmıştır. Fakat tekamül dereceleri aynı olmadığından aralarında, tekamül farklarından kaynaklanan bir ruhsal hiyerarşi vardır.

    Ruhlar yalnız Dünya'da değil, evrenin diğer gezegenlerinde de bedenlenirler.

    Ruhlar alemindeki bedensiz varlıklar, dünyadaki bedenlilerle maddi ve manevi etkileşim içindedir. Ayrıca medyumlar aracılığı ile, onlarla sesli veya yazılı iletişim kurulabilir.

    Kaliteli, ciddi ruhsal irtibat seanslarında tekamül düzeyi yüksek ruhlarla, sıradan (nefsani, gelecekle ilgili) soruların sorulduğu seanslarda ise tekamül düzeyi geri ruhlarla irtibat kurulur. Bu geri düzeyli ruhlar, yalan söyler, kötü şakalar yapar, insanları hataya sürüklemeye çalışır ve seanstakileri etki altına almak için genellikle ünlü kişilerin isimlerini kullanırlar.

    Spiritüalist görüşü diğer görüşlerden ayıran en önemli noktalardan biri reenkarnasyonun kabulüdür. Reenkarnasyonun bir yasa olarak kabulü spiritüalizmle ortaya çıkmış yeni bir görüş değildir; insanlık tarihinin uzak geçmişinden günümüze dek süregelmiş bir görüştür.

    Eski Yunan (Platon, Pisagor vb.), Mısır ve Hint uygarlıklarında değişik biçimlerde rastlanan reenkarnasyon inanışına, "insanlığın bilinmeyen tarihi" ni inceleyen kimi araştırmacılara göre Mu ve Atlantis Uygarlıklarında da rastlanmaktadır. Mistisizmde, sufilikte, çeşitli kült ve dinlerde değişik biçimler altında çağımıza dek süregelmiş bu inanış, sonunda, spiritüalizm sayesinde bilimsel ve deneysel kimliğini kazanmış bulunmaktadır.
     



Sayfayı Paylaş