Sosyal Devletin Amaçları

Konusu 'Diğer Dersler' forumundadır ve RüzGaR tarafından 6 Haziran 2009 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Sosyal Devletin Amaçları
    Sosyal devletin amacının sadece "kişilere minimum bir gelir düzeyinin garanti edilmesi" ya da "belirli ihtiyaçların karşılanmasında minimum standartların sağlanması” olduğunu ileri sürenler yanında; geniş anlamda refah devletinin amacının “tüm vatandaşların yaşam koşullarını iyileştirmek" olduğunu kabul edenler de vardır. Genel olarak sosyal devletin temel amacının; “bir toplumu oluşturan bireylerin, yasalar karşısında olduğu kadar siyasal, ekonomik ve sosyal hayatın işleyişi içinde de eşit ve özgür olmalarını sağlamak” olduğunu söyleyebiliriz. Diğer bir deyişle, sosyal devlet, bireylerin yasalar karşısında eşit ve özgür olduklarını kabul etmekte; bunun ötesinde; bu eşitlik ve özgürlüğün bireyler açısından işlevsel bir niteliğe sahip olması için gerekli imkanları da sağlamaya çalışmaktadır. Sosyal devletin genel kabul gören, ortaya çıkmasında önemli rolü olan ve bu temel amacın alt başlıkları olarak kabul edebileceğimiz, diğer amaçları ise; yoksullukla mücadele ve adil gelir dağılımına ulaşma, fırsat eşitliğini sağlama ve sosyal güvenlik şeklinde sıralanabilir.

    1. Adil gelir dağılımı ve Yoksullukla Mücadele
    Sosyal devletin temel amaçlarından biri, toplumu ve bireyleri yoksulluktan kurtararak, güvensizlik alanını daraltmak ve herkesin kendi kaderine hakim olmasını sağlayacak koşulları ve ortamı hazırlamaktır. Yoksullukla mücadelede temel hedef, herkese insanca yaşaması için gerekli minimum gelir düzeyini garanti etmektir.

    Sosyal devletin temel amaçlarından biri olan adil gelir dağılımı, toplumda kişilerin elde ettikleri gelirler arasında çok büyük uçurumların olmamasını, milli gelirin kişiler ve sınıflar arasında toplumsal gerginliklere yol açmayacak şekilde dağılmasını, dolayısıyla toplumca kabul edilebilir bir gelir paylaşımını ifade etmektedir. Dolayısıyla, sosyal devletten beklenen; kamu gelirlerini (özellikle artan oranlı vergiler) ve kamu harcamalarını (özellikle sosyal transferler) kullanarak toplumu oluşturan kişiler arasında zenginden fakire doğru geliri yeniden dağıtması ve servet ve gelirler arasındaki dengesizlikleri azaltmaya çalışması; milli gelirin adaletsiz dağılımı sonucunda yoksul düşen kişileri, güçsüzleri, düşkünleri, bakıma muhtaç çocukları korumasıdır. Ancak bu kişilerin korunmasında temel prensip, onların toplum içindeki saygınlığını zedelemeyecek şekilde yardımda bulunmak, çalışabilecek durumda olanlara iş sağlamak, bu kişileri üretken ve topluma yararlı duruma getirmek olmalı, sağlanan yardımlar çalışma isteğini kırmamalıdır.

    2. Fırsat Eşitliği
    Hem liberal hem de sosyal devlet anlayışında insanlar, ırk, dil, renk, cinsiyet, din, inanç, vb. nedenlerle ayrım yapılmaksızın yasa önünde eşittir. Liberal devlet anlayışında bireyler yasa önünde eşittirler ama yasalar hiç bir zaman bireyler arasındaki sosyal-ekonomik koşulları eşit hale getirmek, onlara fırsat eşitliği sağlamak için kullanılacak bir araç değildir. Sosyal devlette ise amaç, bireylere fırsat eşitliği sağlayarak, yasa önünde eşitliği daha etkili kılmaktır (Göze, 1995, s. 117). Çünkü sosyal devlet taraftarlarına göre, yasa önünde eşitlik, bireyler arasında yasalardan kaynaklanan eşitsizlikleri kaldırmakla birlikte, tek başına insanları toplumsal hayatta tamamiyle eşit duruma getirmemekte, sosyo-ekonomik durumdaki farklılıkların yol açtığı haksızlıklar bireyler arasında tam anlamıyla eşitliğin sağlanmasını engellemektedir. Dolayısıyla sosyal devlet, sosyal ve ekonomik koşullardaki farklılıkların, insanlar arasında ayrıcalık doğurmasını önlemek için, güçsüzleri koruyucu tedbirlerle, sosyal-ekonomik nedenlerin yol açtığı eşitsizlikleri gidermeye çalışır.

    Sosyal devlet taraftarları, fırsat eşitliği konusunda özellikle eğitim ve öğretim hizmetlerine büyük önem vermektedir. Eğitim ve öğretim hizmetlerinin hem bireysel hem de toplumsal düzeyde faydaları yüksek olup, özellikle ileri eğitim kademelerinde kişisel düzeydeki getiriler ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle neredeyse bütün ülkelerde devletçe zorunlu ve bedelsiz olarak tüm yurttaşlara sunulan ilk öğretim hizmeti yanında, herkese, yeteneklerini ve bilgilerini geliştirerek daha iyi bir meslek edinme, daha yüksek bir gelir düzeyine ve yaşam seviyesine ulaşmaları açısından her düzeyde mesleki ve teknik eğitim ile yüksek öğrenim hizmetinden yararlanabilme olanağı da tanınması da gerekir. Eğitim hizmetlerinin piyasada sunulması durumunda yeterli ödeme gücüne sahip olmayan kişilerin mesleki ve teknik eğitim ile yüksek öğretim hizmetinden yararlanma olanağından mahrum kalmaları söz konusu olabilir. İşte, bu durumu önlemek ve kişilere fırsat eşitliği sağlamak amacıyla her düzeyde eğitim ve öğretim hizmetlerinin sağlanması da sosyal devletin temel görevlerinden biri kabul edilmektedir.

    3. Sosyal Güvenlik
    Sosyal devletin temel amaçlarından ve ortaya çıkışında etkili olan en önemli faktörlerden bir diğeri ise sosyal güvenliğin sağlanmasıdır. Liberal devlet anlayışında, 20. yüzyılın başlarına kadar, kişilerin, gelecekte karşılaşmaları muhtemel hastalık, yaşlılık, kaza, işsizlik vb. risklere karşı korunmaları kendi sorumlulukları olarak kabul edilmekteydi. Ekonomi sürekli tam istihdamda olduğu ve dolayısıyla kişiler üretim sürecine katılmaları karşılığında belli bir gelir elde ettikleri için hastalık, kaza gibi durumlarda gerekli hizmeti piyasadan satın almaları, diğer yandan yaşlılık, sakatlık, işsizlik gibi durumları düşünerek bu günler için tasarruflarının bir kısmını ayırmaları bekleniyordu. Diğer yandan toplumda gerek aile içinde gerekse dini kuruluşlar, topluluklar ya da hayır kurumları vasıtasıyla düşkünlere, yoksullara, sakatlara, yaşlılara ve kimsesiz çocuklara yardım edilmesi söz konusuydu.

    Sosyal güvenlik alanında devlet; başta sosyal sigorta olmak üzere, sosyal tazmin, sosyal yardım ve sosyal hizmet araçlarından yararlanarak, tüm yurttaşlarının geleceğe güvenle bakmalarını sağlayacak önlemleri alır. Kişilere hastalık, yaşlılık, kaza, sakatlık, işsizlik gibi olasılıklara karşı koruma sağlar. Kişileri sosyal hayatta karşı karşıya kalabilecekleri bu olasılıklar karşısında ekonomik açıdan güçlü kılar. Hayatlarının her döneminde gelir düzeylerinde karşılaşabilecekleri bir düşmeye karşı kişilere en azından minimum bir gelir seviyesi garanti ederek, geleceğe güvenle bakma imkanı verir.

    4. Tam İstihdam ve İşsizlikle Mücadele
    Sosyal devletin temel amaçlarından biri de kişilerin gelir elde etmelerini sağlayacak bir iş edinmeleri için gerekli koşulları sağlamak ve böylece kendi geçimlerini temin edebilecekleri bir işte çalışabilmelerini mümkün kılmaktır.

    Sosyal devlet; işsizlikle mücadele ve tam istihdamı sağlama amacı yanında emek gücünün yenilenmesini (devamını) sağlayacak önlemleri de almak zorundadır. Emek gücü, kişinin emek sunma kapasitesidir. Bu kapasitenin sürekliliği, yenilenmesi (yeniden üretilmesi) tüm toplumlar için gerekli bir husustur. Kapitalizmde bunun meydana gelmesini sağlayan iki temel mekanizma vardır. Birincisi, kapitalist sistemde işçiler emeklerini sunarak tüketecekleri mal ve hizmetleri satın alacakları maaş ve ücreti kazanırlar. Bu kullanım değerlerinin tüketimi herhangi bir toplumda ve dönemde çalışma kapasitesini yeniden ikmal eder. İkincisi, temel olarak ev kadınları tarafından aile içinde üretilen alışveriş, yiyeceklerin hazırlanması, çamaşır, bulaşık, vb. kullanım değerleridir. Bu hizmetler olmaksızın piyasada satılan malların tüketimi güç ya da imkansızdır. Kullanım değerlerinin bu iki farklı tüketim biçimi, emek kapasitesinin sürekliliğini sağlar. Modern refah devleti bu sürece bir kaç şekilde müdahale eder (Gough, 1979, s. 45-46).

    (i) Vergi ve sosyal güvenlik sistemleri yoluyla tüketim mallarına harcanabilecek para miktarını değiştirir.

    (ii) Kişilere satın alma gücü sağlayan kullanım değerlerinin yapısı devlet tarafından düzenlenebilir. Yeni konutlarda sağlanan kolaylıklar gibi.

    (iii) Belirli mal ve hizmetler, belirli kişiler ya da herkes için, sübvanse edilebilir. Belirli konut kategorileri ya da yiyecek tipleri gibi.

    (iv) Devlet doğrudan hizmet şeklinde kullanım değerleri sağlar. Örneğin; ulusal sağlık hizmetleri gibi bedava ya da büyük ölçüde düşük bir fiyatla sunulan hizmetler.

    Böylece, günümüzde, kollektif şekilde üretilen sosyal hizmetler ile; özel sektör, yurt içi sektör ve devlet, doğrudan emeğin yeniden üretimine katkı sağlamaktadır. Günümüzde piyasa ekonomisi kapsamında mevcut bu alternatiflerin tümünde refah devleti giderek artan bir biçimde tüketim düzeyi, kalıpları ve dağılımını kontrol etmektedir. Ama emek gücünün yeniden üretiminde devletin rolü bu nicel unsurların ötesinde, nitel unsurları da içerir. Sosyal hizmetler, eğitim, sosyal çalışma ve insan gücü programları dolaysız olarak bu sonuca ulaşmada belki de en önemli araçlardır.turkeyarena.com Aile indirimi, çeşitli sigorta faydaları türleri, konut politikaları ve sağlık hizmetleri nicel unsurlarla daha ilgilidir.

    5. Sosyal Denge ve Barışı Sağlamak
    Sosyal devletin temel amaçlarından biri de, sosyal dengeyi ve dolayısıyla sosyal bütünleşme ve barışı sağlamaktır. Sosyal devlet bu amaçla kişiler, sosyal sınıf ve zümreler ile farklı din ve mezheplere mensup olanların öncelikle yasalar karşısında eşit işlem görmelerini sağlamaya ve kişilerin, mensup oldukları sınıf, zümre, ırk, din veya mezhep nedeniyle ya da sahip olduğu ekonomik güçten ötürü ayrıcalıklı muamele görmesini engellemeye çalışır. Haksızılığa uğrayanları, güçsüz kişileri korur.

    Sosyal devlet, bir yandan sermayenin tekelleşmesini önlemek ve serbest piyasa ekonomisini güçlendirmek için yasal ve kurumsal düzenlemelere giderken diğer yandan çalışanların ülke yönetimine gelmeleri veya yönetimde ağırlıklarını duyurmaları için gerekli önlemleri alır. Bu amaçla para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarını denetler; çalışanların örgütlenme, iş güvencesi, sendika kurma, toplu iş sözleşmesi ve grev yapma hakkını tanıyarak ve bunların kullanılmasını sağlayarak; çalışma risklerini işverene yükleyerek; adaletli ücret elde etme, dinlenme, güvenli koşullarda çalışma olanaklarını somut olarak gerçekleştirmek suretiyle, çalışanları sermaye sahiplerinin baskısına karşı korur ve emek sermaye dengesini sağlamaya çalışır (Duman, 1997, s. 37).

    6. Ekonomik Büyüme ve Kalkınma
    Ekonomik büyüme ve kalkınmanın sağlanması, sosyal devletin en önemli amaçlarından biri olarak kabul edilmektedir. Sosyal devlet, Keynesyen politikalar çerçevesinde, ekonomik büyüme ve kalkınmanın sağlanması amacıyla sermaye yatırımlarını teşvik eder, ekonomik faaliyetlerin tam istihdamı sağlayacak düzeyde gerçekleşmesi için gerekli koşulları ve ortamı sağlamaya çalışır. Sağlık, eğitim, sosyal güvenlik gibi alanlara müdahale ederek ülkenin beşeri sermayesi olan ve ekonomik kalkınmada hayati bir önem taşıyan işgücünü geliştirmeye, sağlıklı ve verimli çalışması için gerekli ortamı hazırlamaya yönelik tedbirler alır.
     



  2. SeçiL Well-Known Member

    muhteşemsiniz ya çok teşekkürler
     

Sayfayı Paylaş