Sonuç olarak Ayasofya müze değil camiidir...

Konusu 'Konu Dışı' forumundadır ve abdulkadir tarafından 6 Haziran 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Osmanlılar'da asırlarca devam eden gelenek, İstanbul 1453'te fethedildiğinde de, Osmanlılar tarafından uygulandı. Şehrin en büyük kilisesi, Ayasofya, camiye tahvil edildi ve Fatih Sultan Mehmet askerleriyle birlikte ilk Cuma namazını burada kıldı.
    O günden beri Ayasofya, İstanbul'un Türkler tarafından fethinin simgesi sayıldı.


    Öyle ki Osmanlı döneminde Cuma ve bayram hutbelerinde, Hatip, minbere kılıç kuşanarak çıkar ve zafer alameti olarak gümüş tel takardı. Bu özel tutumla, İstanbul ve Ayasofya'nın kılıçla fethedildiğine tekrar tekrar vurgu yapılırdı.
    Ayasofya, yüzyıllar boyu, gönüllerde Büyük Fetih Camii olarak yer aldı.
    Aynı zamanda bir namus meselesi, millî egemenliğin simgesiydi.
    Birinci Dünya Harbi'nin ardından İstanbul işgal edilmiş, ancak Ayasofya işgal edilememişti!


    Fransız işgal kuvvetleri, yüzyılların hesabını kendileri görmek istiyorlardı. Fransız kuvvetlerin komutanı Franchet d'Esperey'in emriyle bir Fransız taburu Ayasofya'ya yerleşmek ve "camiyi teslim almak" üzere geldi. Ayasofya'yı savunmakla görevli Türk taburunun komutanı Binbaşı Tevfik Bey, caminin büyük giriş kapısına iki ağır makineliyi yerleştirmişti. Tevfik Bey, Osmanlı yönetiminden, Harbiye Nezareti'nden aldığı emirleri dinlemeyerek camiyi tahliye etmeyi reddetti.
    Fransız tabur komutanı Tevfik Bey'e, "Siz asker değil misiniz, burasını tahliye ederek bize teslim etmeniz için emir almadınız mı?" der.


    Binbaşı Tevfik Bey'in yanıtı şöyle olur: "Evet ben de bir askerim. Bir asker olduğum için sizi, ben sağ olduğum sürece bu kapıdan geçirmeyeceğim. Ben aynı zamanda Türk'üm ve Müslümanım ve burası da benim mukaddes mabedimdir. En büyük âmir olan vicdanımdan aldığım emirle sizi buraya sokmayacağım. Şayet cebren girmeye teşebbüs edecek olursanız, işte size ilk cevap verecek olan ağır makinalılar. Yalnız bu kadar değil; eğer bunlar maksadı temin etmezse caminin dört köşesine kafi miktarda tahrip kalıbı yerleştirdim. Her şeye rağmen teşebbüsünüzde ısrar ederseniz bu koca mabed bu taburun üzerine çökecektir ve siz bu mabede giremeyeceksiniz..."


    Böylece Fransız taburu çekilir, Ayasofya işgal edilemez.
    Hıristiyan âlemi, yüzyıllar boyunca Ayasofya'nın tekrar kilise olması için uğraşıp durdu. Çünkü Ayasofya'nın kilise olması, İstanbul'un Batı tarafından Türklerden geri alınması gibi bir olay olur. Bu derece önemli bir simge...
    Batılı'nın tarih bilinci ve yüzyıllardır bu konuda değişmeyen tutumu son derece öğretici.
    1934'te halen tartışmalı olan bir kararnameyle ve Celal Bayar'ın anlatımına göre, Balkan Paktı'nda Yunanlılara jest olsun diye, o dönemin koşullarında siyasi bir kararla, Ayasofya müzeye çevrildi.


    Bugünlerde Amerika'da yeni bir kampanya başladı.
    Kamuoyu önünde kampanyayı başlatan kişi olarak Kris Spiru görünüyor.
    Spiru, Demokrat Parti'nin New Hampshire eyaleti eski başkanı ve Yunan-Amerikan Birliği Başkanı.


    Geçen aylar düzenlenen bir toplantı ile Manhattan`da bir örgüt kuran Spiru, hedefinin Ayasofya'yı "Ortodoksluğun kraliyet merkezine" dönüştürmek olduğunu belirtti. Spiru, Ayasofya'nın kilise olarak ibadete açılması için başvurabilecekleri hukuki mercilerden birisinin Strazburg`daki İnsan ve Dini Haklar Mahkemesi olduğunu ifade etti.
    Bu kaçıncı kampanyadır, Batı'dan Türkiye'ye yapılan kaçıncı Ayasofya baskısıdır?

    Türkiye, bütün bu dayatmaları artık ciddiye almadan Ayasofya'yı Fatih'in vasiyetine uygun olarak eski konumuna getirmeli. Ayasofya, yeniden "Büyük Fetih Camii" olarak toplum hayatında yer almalı, kapılarını halka ibadet için açmalı.
    Bunun irticayla, yobazlıkla falan ilgisi yok.


    Ayasofya, kendisini "İslamcı", "sağcı", "solcu", "Kemalist", "Türkçü", "Milliyetçi" olarak ifade eden, hangi görüşte olursa olsun her kesimin destek vermesi gereken; sadece iktidarın-muhalefetin, şu ya da bu siyasi partinin meselesi değil, egemenliğin bir simgesi, Türkiye'nin meselesidir.[5]
     



Sayfayı Paylaş