Soğuk Savaş Dönemi

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 23 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    TurkeyArena

    ÖZET:

    Kitap özellikle, dünyanın iki büyük gücünün İkinci Dünya Savaşı süresince müttefik olarak aynı saflarda savaşmasını ve savaşın sona ermesi ile yolların ayrılması ve böylece dünyada soğuk savaş döneminin başlamasını ve bu dönemin etkilerini ortaya koymaktadır.
    Kitap öncelikle İkinci Dünya Savaşı sonucunda süper güç olarak ortaya çıkan Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyet Rusya'nın bir hakimiyet ve rekabet kavgasına sürüklenişini soğuk savaş kavramı temelinde analiz etmektedir.
    Yazar, soğuk savaşa konu olan olayları birbirleri ile ilişkileri dizerek kronolojik bir sıra dahilinde bu olayları süper güçler cephesinde ayrı ayrı ele almış, fakat birbirleri ile olan ilişkilerini de hep göz önünde tutmuştur.
    Soğuk savaş, 05 MART 1946 tarihinde İngiliz Churchill'in Amerika'nın Missauri Eyaletinde, Amerika Başkanı Truman'ın da bulunduğu bir platformda yaptığı şu konuşma ile başlamıştır. "Baltık'taki Stettin'den, Adriyatik'teki Trieste'ye kadar Avrupa Kıtası üzerine boydan boya demir bir perde inmektedir". Churchill'in yaptığı bu "Demir Perde" konuşması ve Stalin'in bu konuşmaya Sovyetler Birliği'nden verdiği cevap, batı dünyasında soğuk savaşı resmen başlatan olaylar olarak kabul edilmesine neden olmuştur.
    İkinci Dünya Savaşından sonra dünya çok küçülmüş, başta Avrupa olmak üzere dünyanın pek çok köşesinde otorite boşluğu meydana gelmiştir. Bu boşluğu Amerika Birleşik Devletleri doldurması gerekiyordu. Aksi takdirde dünya çapında yükselen komünist hareket boşlukları dolduracak ve böylece Sovyetler Birliği'nin nisbi etkinliği daha da artacaktı. Amerika; Avrupa ile birleşerek 04 NİSAN 1949 tarihinde NATO'yu kurarak NATO ile Sovyet tehdidine bir set çekmeye çalışmıştır.
    ABD ve Sovyetler Birliği tarafından sürdürülen soğuk savaş boyunca, iki ülke yüzlerce çatışmada dolaylı olarak karşı karşıya gelmiştir. Dünyanın hemen hemen tüm ülkeleri de, doğrudan veya dolaylı yoldan, bu savaştan olumsuz biçimde etkilenmiştir. Birkaç kez nükleer savaşın eşiğinden dönülmüştür. Çeşitli ülkelerde farklı ideolojiler uğruna onlarca insan birbirine kırdırılmıştır. İç savaşlar başlatılmış veya körüklenmiştir. Darbeler yaptırılarak hükümetler yıktırılmış veya kurdurulmuştur. İllegal kuvvetlerle çeşitli ülkelerde çatışmalar çıkartılarak çoğunluğu sivil olmak üzere milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir. Ekonomik-askeri-teknolojik alanlarda inanılmaz bir rekabet ve üstünlük yarışına dönem içerisinde devam edilmiş ve gerginlikler üst seviyeye kadar çıkartılmıştır.
    Yine dönem içerisinde ürkütücü bir propaganda ve casusluk kavgası başlatılmış, hayal bile edilemeyecek devasa kaynaklar ekonomi dışında tüketilmiştir. Hassasiyet ve vurucu gücü son derece yüksek konvansiyonel silahlar ile yıkıcı gücü korkunç boyutlara ulaşan kitlesel tahrip ve imha silahları geliştirilmiştir. Nükleer denemelere büyük ekonomik ve teknolojik yatırımlar yapılarak tehdidin niteliği ve riski oldukça büyümüştür. Olimpiyatlar boykot edilmiştir. Zirveler yapılarak antlaşmalar imzalanmıştır. Varılan anlaşmaların çoğu ya tamamen ya da kısmen ihlal edilmiştir.
    Dönemin devamında silahlanmaya ayrılan ekonomik payın artması ve bunun da insanların ekonomik refah payındaki olumsuz etkileri milliyetçilik akımlarının gelişmesi ile birlikte siyasi alandaki gelişmeler soğuk savaş döneminin tansiyonunun düşmesine neden olmuştur. Bu gelişmeler 1980 yılların başından itibaren ivme kazanmış ve artmıştır.
    Soğuk savaşın tansiyonunun düşürülmesi için bütün bunlardan sonra Sovyet Blokunda 1990'lı yılların başında Gorbaçov'la gelen "Yeniden yapılanma ve açıklık" politikaları ile tarihi bir yumuşama sürecine girilmiştir. Nükleer, kimyasal ve konvansiyonel silahlar da önemli çapta indirimlere gidilmiş, Berlin duvarı yıkılmıştır. Almanya'lar birleşmiştir. Varşova Paktı dağılmıştır. Ve nihayet soğuk savaşın ateşi, komünizmin çökmesi nedeni ile sönmüştür.
    Sonuç olarak bütün bu dramatik gelişmelerin ortaya çıkardığı en büyük gerçek ise, söz konusu savaştan hiç kimsenin karlı çıkmadığı, çıkamayacağı ve hatta en büyük kurbanların İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra soğuk savaşı başlatanların kendileri olduğu gerçeğinin görülmesidir.
     



Sayfayı Paylaş