Slavoj Žižek

Konusu 'Biyografiler' forumundadır ve RüzGaR tarafından 10 Haziran 2008 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Slavoj Žižek (d. 21 Mart 1949 Ljubljana, Slovenya) Sloven Marksist sosyolog, psikanalist, filozof ve kültür eleştirmeni.

    Ljubljana, Slovenya'da(o tarihte Yugoslavya'nın bir bölümüydü) doğdu ve felsefe doktorasını Ljubljana'da aldı ve Paris Üniversitesi'nde Psikanaliz eğitimi gördü.1990 yılında Slovenya Cumhuriyeti Başkanlığı için Slovenya Liberal Demokrat Partisi'nin adayıydı.

    Žižek popüler kültürün yeniden okunmasında Jacques Lacan'ın çalışmalarını kullanmasıyla ünlüdür.Şu konuları da içeren sayısız konuda yazmaktadır; köktendincilik, hoşgörü, politik doğruluk, küreselleşme, öznellik, insan hakları, Lenin, mit, internet, postmodernizm, çok kültürlülük, post-marksizm, David Lynch ve Alfred Hitchcock


    Hayatı

    Žižek Sosyoloji Enstitüsü, Ljubljana Üniversitesi, Slovenya'da uzman araştırmacı olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda, burada sıralanan üniversitelerin yanısıra başka üniversitelerde de misafir profesör olarak ders vermektedir:the University of Chicago, Columbia, London Consortium, Princeton, The New School, the European Graduate School, the University of Minnesota, the University of California, Irvine and the University of Michigan. Bugünlerde Birkbeck Institute for the Humanities Birkbeck, University of London'da Uluslararası Yönetici olarak çalışmaktadır.

    Žižek 2004 yılında 26 yaşındaki Arjantinli model Analia Hounie ile ikinci evliliğini yaptı; daha önce Renata Salecl ile evliydi.

    Žižek mesleğinin başlangıcında 1970'lerin Yugoslavya'sının politik ortamında engellendi. 1975'de master tezinin siyasi açıdan şüpheli görülmesinden sonra Ljubljana Üniversitesi'nde bir yer sahibi olması önlendi. Takip eden yıllarda Yugoslav Ordusu'nda görev aldı ve sonunda Jacques Lacan'ın psikonalitik teorisine dönük kuramsal odaklanmaları olan bir grup Slovenyalı bilgin ile yakınlaştı.

    Žižek'in büyük bir sosyal kuramcı olarak uluslararası tanınması 1989'da İngilizce basılan ilk kitabı The Sublime Object of Ideology'ye kadar sürdü. Žižek'in en dünya çapında en çok tartışılan kitabı The Ticklish Subject (1999), O'nu açıkça dekonstrüksiyonizmcilerin, Heideggercilerin, Habermascıların, bilişsel işlemlerle uğraşan bilimadamlarının, feministler in ve Žižek'in New Age "obskürantizmciler" olarak tanımladıklarının karşısına koyar.

    Žižek'in çalışma ve düşünceleri belirlemedeki sorunlardan birisi O'nun kuramsal konumunu çok sık olarak kitapları arasında hatta bazen aynı kitabın farklı sayfalarında değiştirmesidir (mesela, Lacan'ın yapısalcı mı yoksa post-yapısalcı mı olduğu konusunda).Bu nedenden dolayı O'nu eleştiren bazı kişiler O'nu tutarsızlık ve entellektüel düzey eksikliği ile suçlamaktadır. Ne var ki, Ian Parker herhangi bir "Zizekyan" felsefe sistemi bulunmadığını öne sürmektedir çünkü Žižek, bütün tutarsızlığıyla beraber, bize, bizim bir tek yazardan neyi almak ve onda neye inanmak istediğimiz konusunda daha derinlemesine düşünmemiz konusunda yardımcı olmaya çalışıyor.(Parker, 2004) Aslında,Žižek'in kendisi, bir felsefecinin tavrının, bizim kendi ideolojik ön kabullerimizi sorgulamak yerine bize dünyayı anlatan Büyük Öteki gibi davranmak olmaması gerektiğini tartışarak, Jacques Lacan'ın kendi kuramlarını sürekli yenilemesini savunmaktadır.Žižek için felsefeci,soruları yanıtlamaya çalışan birisinden daha çok ,eleştiren birisidir.

    En son olarak Žižek Abercrombie & Fitch için hazırlanan bir katalogda yer alan Bruce Weber'in fotoğraflarına eşlik edecek bir metin yazdı.Büyük bir entellektüelin reklam metni yazmasının uygun olup olmadığı sorulduğunda, Žižek Boston Globe'a şunları söyledi: "Eğer para kazanmak için bu tür işler yapmak veya tam zamanlı çalışan Amerikalı bir akademisyen olarak imtiyazlı bir yer kapmak için kıç öpmek zorunda kalmak arasında bir seçim yapmam istenseydi böyle yerlerde yazı yazmayı seçmekten zevk alırdım!"

    Kendisine dönük ters ifadelerden utanmayan ateşli ve renkli bir öğretim üyesi olarak kabul edilmektedir. Üç bölümden oluşan 'The Pervert's Guide to Cinema' belgeseli İngiliz televizyonu More4 televizyonunda Temmuz 2006'da yayınlandı.

    Düşünceleri

    Ontolojisi

    Žižek'in ontolojisi şahsına özgü bir materyalizmdir. Diyalektik materyalizm geleneği içinde kuram oluştururken, düşüncenin varolan sistemleri içerisindeki devamsızlıkları ve çelişkilerine vurgu yaparak,ontoloji ve epistemolojinin çağdaş kuramlarıyla bağlantılar kurar. Deleuze ve Alain Badiou gibi, Žižek hem bilincin materyalist temeline hem de düşüncenin "özerklik ve yararlılığına" sahip çıkan bir kuram dile getirir.

    Žižek'in son kitabı, The Parallax View, şimdiye kadar ki en derin ontolojik yorumlama çalışmasıdır. Žižek ontolojinin farklı yüzlerinin idealist ve materyalist anlamlandırmalar açısından karşılaştırmalarını yapmaktadır. İdealizm ve materyalizm arasında bu anlamdaki karşılaştırmalardan biri, idealizmin Her Şeyi kuramsallaştırdığına dair iddia edilen yeteneği ile materyalizmin görünüşte Her Şeyin gerçekte Her Şey Olmayan olduğu şeklindeki anlamlandırmasının arasında Lacancı terimlerle ifade edilir.

    Žižek’in idealizm ve materyalizm arasında karşılaştırma yapma tutkusu O’nun kendi çalışmasını paradoksal terimler içerecek şekilde tanımlamasına neden olur :“materyalist teoloji”. Teolojisi, materyalizmi gibi kendine özgüdür.Žižek gerçekte gerçekliğin temelde açık olduğunu ve materyalist “minicik bir fark” olduğunu ileri sürer, ontolojik açıdan, bir indirgemeci fiziksel işlemi tanımlaması ile bir insanın varoluş deneyimi arasında gerçeklikte görünen fark insan hayatının gerçeği ve ontolojinin kuramsallaştırmaya çalışması gereken en önemli alandır.Tüm insancıl Hıristiyan teolojisi ile denkleştirdiği bu alan radikal bir şüphe üstüne oturtulmuştur.Žižek, olumsuz ve sınırlandırıcı "düşünen şey" ifadesi ile farkı Freudçu ölüm içgüdüsü(tanatos)ile denkleştirir. Biyolojik psikoloji bir gün bir insanın beyninin tam bir modelini yapabilecek olsa da,hala geride açıklanamayan bir şey kalmış olacak, ve bu şey doğrudan Freudçu ölüm içgüdüsü ile ilişkili olacak. Žižek'e göre bu rolü üstlenenin, zevk ilkesi değil de ölüm içgüdüsü olduğunu belirtmek önemli. Temsil edilemeyen bütünlük üzerinde kırılmalar ve kararlar öneren bilincin olumsuz yüzü vurgulanır.Žižek bilincin opak olduğu gerçeğine işaret eder. Bilincin temel özelliklerinden biri bir şeyin gerçekten bilinçli veya sadece bir taklit mi olduğunu asla bilemeycek olmanızdır. Žižek Lacan'ı şunları belirterek eleştirir: "ne yazık ki, Lacan çok hızlı bir şekilde öz-bilinçlilik ile öz-saydamlığı özdeşleştirir, Alman İdealizmi'ndeki öz-bilinçlilik nosyonunun en önemli şartı insanın kendisine çok zor ulaştığı/hatta ulaşamadığıdır. Bu olumlu bir ontolojik şarttır."

    Žižek'in metafiziği, önemli bir noktaya kadar anti-metafiziktir, çünkü Her Şeyi kuramsallaştırmanın saçma olduğuna inanmaktadır, çünkü daima kuramsallaştırılamayan bir şeyler kalacaktır. Bu Lacan'cı terimlerle Sembolik ve Gerçek arasındaki ilişkinin terimleri ile açıklanabilir. Žižek'e göre, bir insanı çeşitli yollarla gözlemleyebiliriz ancak bu yollar eş zamanlı varolmaz.Mesela,bir insanı ya kendi iradesi olan etik bir varlık olarak veya güdülere dayanan biyolojik bir yaratık olarak görebiliriz ama ikisi birden değil. Bunlar Gerçeğin Sembolik tercümeleri, tanım ile tam olarak anlaşılamayacak Her Şey Olmayanı anlamak için dili kullanma yollarıdır. Žižek'e göre , ne var ki, Gerçek sizin ona nasıl bakmaya karar verdiğinize bağlı olmayan farklı yollarda analaşılan bir şey değildir (etik bir varlık olarak insan biyolojik bir varlık olarak insana karşı mücadele verir); Gerçek bunun yerine daha üstün bir noktadan başka bir noktaya hareket etmektir - The Parallax View'da belirtildiği gibi. Kendisinin sıklıkla eleştirdiği postmodern kuramcıların tersine,Žižek,kendi iç öznelliklerine işaret eden ölçülemez diskurlar boyunca doğrudan bir ontolojik kesinin bulunduğunu iddia ederek görecelik konusunu açıklamaktan kendini kurtarır. Bu Gerçeğin çeşitli Sembolik tercümeleri olmasına rağmen, hepsinin göreceli olarak "doğru" değildir. Gerçek çelişkilerin birbiri içinden geçmesi işleminde ortaya çıkar; veya gerçek "minik bir farktır", indirgemeci materyalizmin sonsuz kararları ile yaşanan deneyim arasındaki fark.

    Öznenin Oluşumu

    Bilinçdışı, bir dil gibi yapılandığı için ("comme une langue"), bu kendisini iki durumda tutkuya doğru yönlendirecektir: Birincisi, Lacan'ın XI.ci Seminer'inde tutkunun "hedefi" olarak adlandırılan tutku nesneleri ve bilinçdışı, veya tutkunun "amacı" olarak adlandırılan kendi içinde tutkunun mekanizması ve Lacan'ın kendisi tutkunun işleyişinde bunu daha önemli bir durum olarak düşünmüştü.
     



Sayfayı Paylaş